Abese Suresi 28. Ayette “Üzümler Ve Yoncalar Bitirdik” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanlarla Hayvanların Beslenmesi İçin Farklı Bitkilerin Yetiştirilmesi Nasıl Bir Denge Oluşturur
“Abese Suresi’nin yirmi sekizinci ayeti, tahıllardan sonra sofradaki çeşitliliğe dikkat çeker: ‘Üzümler ve yeşillikler bitirdik.’ İnsan yalnızca tek bir besinle değil, farklı bitkilerin oluşturduğu geniş bir üretim ağıyla yaşar. Aynı toprak kimi yerde üzüm verir, kimi yerde otlak oluşturur; böylece yalnız insanın değil, hayvanların beslenmesi de büyük yaşam döngüsünün parçası hâline gelir.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 28. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 28. ayetinde:
“Ve ineben ve kadbâ.”
buyrulur.
Bu ifade meallerde genellikle:
“Üzümler ve yoncalar.”
veya:
“Üzümler ve taze yeşillikler.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette:
“Orada taneler bitirdik.”
denilmişti.
Şimdi besin çeşitliliği genişletilir:
üzüm ve yeşil bitkiler.
“İneb” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“İneb”:
üzüm
anlamına gelir.
Üzüm eski çağlardan beri insanların:
taze,
kurutulmuş
ve farklı şekillerde işlenmiş
olarak tükettiği önemli meyvelerden biridir.
Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde üzüm bağlarından söz edilmesi, bu meyvenin dönemin insanlarının günlük hayatında çok iyi bilinen bir ürün olduğunu da gösterir.
“Kadb” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Kadb” kelimesi klasik açıklamalarda:
taze yeşillik, biçilen ot, yem bitkisi
gibi anlamlarla açıklanmıştır.
Bazı Türkçe mealler bunu:
“yonca”
olarak tercüme eder.
Bu nedenle kelimeyi yalnızca bugün belirli bir botanik türü ifade eden “yonca”ya kesin biçimde indirgemek yerine:
taze yeşil bitkiler ve hayvanların yararlandığı otlar
anlamıyla düşünmek daha kapsamlıdır.
Neden Tahıldan Sonra Üzüm Ve Yeşillikler Sayılmıştır
Çünkü insanın beslenmesi:
tek tip ürüne
dayanmaz.
Tahıllar temel enerji kaynakları arasında olabilirken:
meyveler,
sebzeler
ve başka bitkisel ürünler
farklı besin öğeleri sağlar.
Sure böylece sofranın çeşitliliğini adım adım göstermeye başlar.
Tek bir bitki değil:
çok sayıda farklı ürün
aynı doğal sistem içerisinde yetişir.
Üzüm İnsan Beslenmesinde Neden Değerlidir
Üzüm:
su, doğal şekerler ve çeşitli bitkisel bileşikler
içeren bir meyvedir.
Taze tüketilebilir.
Kurutulduğunda:
kuru üzüm
hâline gelir ve daha uzun süre saklanabilir.
Bu özelliği tarih boyunca üzümü:
taşınabilir ve depolanabilir bir besin
hâline getirmiştir.
Ancak ayetin amacı üzümün besin kimyasını öğretmek değil:
insanın önüne konulan besin çeşitliliğini düşündürmektir.
Üzüm Bağı Nasıl Oluşur
Üzüm:
asma
adı verilen çok yıllık bir bitkide yetişir.
Asma uygun:
toprak,
su,
güneş ışığı
ve sıcaklık koşullarında gelişir.
Budama ve bakım gibi insan emeği de verim üzerinde etkili olabilir.
Çiçeklerin ardından üzüm taneleri oluşur ve zaman içinde olgunlaşır.
Böylece küçücük tomurcuklardan:
salkımlar meydana gelir.
Aynı Toprak Nasıl Bu Kadar Farklı Bitki Yetiştirebilir
Çünkü bitki türlerinin:
genetik yapıları,
kök sistemleri,
su ihtiyaçları,
sıcaklık tercihleri
ve gelişim biçimleri
farklıdır.
Bir bölge buğday için uygun olabilir.
Başka bir bölge:
üzüm,
zeytin
veya başka ürünler için daha elverişli olabilir.
Toprak, iklim ve bitkinin biyolojik özellikleri birlikte:
tarımsal çeşitliliği
oluşturur.
Bitki Çeşitliliği İnsan İçin Neden Önemlidir
Çünkü farklı bitkiler:
farklı besin öğeleri
sağlar.
Bir gıda karbonhidrat açısından zengin olabilir.
Başka biri:
lif,
vitamin
veya farklı mineraller
sağlayabilir.
Bu nedenle beslenme açısından çeşitlilik:
tek bir besin kaynağına bağımlı olmaktan
daha avantajlıdır.
Doğadaki çeşitlilik sofraya da yansır.
Ayette Hayvanların Beslenmesi De Düşünülüyor Mu
“Kadb” kelimesinin yem ve yeşil otlarla ilişkilendirilmesi bu düşünceyi güçlü biçimde çağrıştırır.
Üstelik bu pasajın sonunda açıkça:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
denilecektir.
Dolayısıyla ayetlerde anlatılan bitkisel üretim:
yalnızca insanlar için değil, hayvanların beslenmesi için de
bir kaynak olarak sunulur.
Hayvanların Beslenmesi İnsan Hayatı İçin Neden Önemlidir
İnsanlar tarih boyunca:
sığır,
koyun,
keçi
ve başka evcil hayvanlardan
çeşitli şekillerde yararlanmıştır.
Bu hayvanların yaşamı da:
otlaklara ve yem bitkilerine
bağlıdır.
Dolayısıyla bir merada yetişen ot:
doğrudan insan tarafından yenmese bile
insan yaşamını destekleyen daha geniş bir gıda sisteminin parçası olabilir.

Bitkiler Besin Zincirinin Neresindedir
Karasal ekosistemlerin büyük bölümünde bitkiler:
birincil üreticiler
olarak önemli rol oynar.
Güneş enerjisinden yararlanarak fotosentez yoluyla organik maddeler üretirler.
Otçul hayvanlar:
bitkileri tüketir.
Başka hayvanlar da bu canlılarla beslenebilir.
İnsan ise farklı besin seviyelerinden yararlanabilir.
Bu nedenle bitkiler:
çok geniş bir besin ağının temelinde
bulunur.

Yonca Ve Benzeri Yem Bitkileri Neden Tarımda Önemlidir
Yonca gibi yem bitkileri:
hayvan beslenmesinde
değerli olabilir.
Bazıları yüksek miktarda bitkisel protein sağlayabilir.
Ayrıca baklagiller grubundaki bazı bitkiler, köklerindeki mikroorganizmalarla ilişkileri sayesinde:
azot döngüsüne
katkıda bulunabilir.
Bu nedenle yem bitkileri sadece hayvanların yiyeceği değil:
tarımsal sistemlerin önemli parçalarıdır.

İnsan İle Hayvanın Beslenmesi Birbirine Bağlı Mıdır
Çok büyük ölçüde evet.
İnsanlar:
hayvanların otladığı meralara,
hayvan yemlerinin üretildiği tarlalara,
su kaynaklarına
ve sağlıklı ekosistemlere
bağımlı olabilir.
Dolayısıyla:
insanın sofrası doğadan ayrı değildir.
Bir hayvanın neyle beslendiği bile dolaylı olarak:
insanın gıda sistemini
etkileyebilir.

Bu Ayet Biyolojik Çeşitliliği Düşündürür Mü
Evet, ayetin doğrudan modern “biyolojik çeşitlilik” kavramını öğretmesi söz konusu değildir.
Fakat farklı ürünlerin peş peşe sıralanması:
doğadaki bitkisel çeşitliliği
düşündürür.
Tahıl vardır.
Üzüm vardır.
Yeşillik vardır.
Sonraki ayetlerde:
zeytin,
hurma,
bahçeler
ve meyveler
gelecektir.
Yani insanın rızkı:
tek biçimli değil, çeşitlidir.

Doğadaki Çeşitlilik Neden Bir Güvenlik Sağlayabilir
Tek bir ürüne tamamen bağımlı olan toplumlar, o ürünü etkileyen:
hastalık,
kuraklık,
zararlı böcekler
veya iklim sorunlarından
çok ağır etkilenebilir.
Çeşitli ürünlerin yetiştirildiği sistemlerde ise risk:
bir ölçüde dağıtılabilir.
Bu, tarımın modern yönetiminde de önemli bir düşüncedir.
Çeşitlilik yalnızca estetik değil:
dayanıklılıkla da
ilişkilidir.

Ayetin Şükür Mesajı Nedir
İnsan markete girdiğinde:
üzümü,
ekmeği,
sebzeyi
hazır görür.
Fakat Abese Suresi bizi bu hazır görüntünün arkasına götürür.
Su düştü.
Toprak açıldı.
Tahıl çıktı.
Üzüm yetişti.
Yeşillikler oluştu.
Böylece şükür:
yalnızca yemeğin tadını beğenmek değil, onun meydana gelmesini mümkün kılan zinciri fark etmek
hâline gelir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan bolluk içerisinde yaşadığında:
çeşitliliği sıradanlaştırabilir.
Bir sofrada on farklı yiyecek bulunur.
Fakat insan:
olmayan on birinci şeyi
düşünebilir.
Bu, önceki ayetlerde anlatılan nankörlük temasıyla bağlantılıdır.
Abese insanın dikkatini eksik olana değil:
önünde zaten bulunan çeşitliliğe
de çevirmesini ister.

24’ten 28. Ayete Kadar Nasıl Bir Oluşum Zinciri Kurulur
- ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
denilir.
- ayette:
“Suyu bol bol döktük.”
buyrulur.
- ayette:
“Toprağı gereği gibi yardık.”
denir.
- ayette:
“Orada taneler bitirdik.”
buyrulur.
- ayette ise:
“Üzümler ve yeşillikler.”
denilir.
Böylece basit bir lokmanın arkasında:
su → toprak → bitki → farklı besinler
şeklinde büyüyen bir sistem ortaya çıkar.

Sonuç: İnsanlarla Hayvanların Beslenmesi İçin Farklı Bitkilerin Yetiştirilmesi Nasıl Bir Denge Oluşturur
Abese Suresi 28. ayette:
“Ve ineben ve kadbâ.”
buyrulur:
“Üzümler ve taze yeşillikler.”
Bazı meallerde ikinci ifade:
“yoncalar”
şeklinde de verilir.
Bu kısa ayet sofradaki çeşitliliğin yalnızca insanlar için olmadığını düşündürür.
Bir üzüm tanesi:
insanı besleyebilir.
Bir yem bitkisi:
hayvanı besleyebilir.
Hayvan başka canlıların yaşamına katkıda bulunabilir.
Bitki toprağın ve ekosistemin döngülerine katılır.
Böylece tek tek baktığımız canlıların aslında:
birbirine bağlı büyük bir sistem içerisinde
yaşadığı görülür.
İnsan bu sistemin dışında değildir.
Biz:
toprağa,
suya,
bitkilere,
hayvanlara
ve başka insanlara
bağımlıyız.
Bu nedenle Abese Suresi’nin:
“İnsan yediğine bir baksın.”
çağrısı gittikçe büyür.
İnsan yalnızca tabağındaki yiyeceğe değil:
o yiyeceğin bağlı olduğu bütün dünyaya
bakmaya başlar.
Belki bu pasajın en güçlü mesajlarından biri şudur:
Hayatı sürdüren düzen, tek bir canlının ihtiyaçlarına göre kurulmuş basit bir zincir değildir; birbirine bağlı çok sayıda yaşam biçiminin oluşturduğu büyük bir ağdır.
Bu ağın bir bölümünü hoyratça yok ettiğimizde etkisi başka bölümlere de ulaşabilir.
Bu nedenle nimeti fark etmek yalnızca:
teşekkür etmeyi değil, onu mümkün kılan dünyayı korumayı da
gerektirebilir.
“Bir üzüm salkığı insana, bir avuç yeşil ot hayvana rızık olabilir; fakat ikisi de aynı suya, toprağa ve güneşe bağlıdır. Abese’nin bu kısa sıralaması bana şunu düşündürür: Doğadaki canlılar birbirlerinden tamamen bağımsız adalar değildir. Bazen bizim soframızın devamı, başka bir canlının beslendiği sessiz bir meraya kadar uzanır.”
Ersan Karavelioğlu