Abese Suresi 33. Ayette “O Kulakları Sağır Eden Büyük Ses Geldiğinde” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Kıyametin O Dehşetli Sesi İnsanların Bütün Dünya Kaygılarını Nasıl Bir Anda Önemsizleştirecektir
“Abese Suresi’nin otuz üçüncü ayeti, insanı bir anda dünyanın bütün alışkanlıklarından koparan büyük sahneyi açar: ‘O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde…’ İnsan hayatı boyunca para, makam, tartışma ve gelecek kaygılarıyla meşgul olabilir; fakat kıyametin o sarsıcı anında bütün bu gündemler anlamını yitirir. Çünkü insan ilk kez karşısında kaçamayacağı nihai gerçekle baş başa kalır.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 33. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 33. ayetinde:
“Fe izâ câeti’s-sâhhah.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde…”
şeklinde tercüme edilir.
Buraya kadar surede insanın:
yaratılışı,
ölümü,
yeniden dirilişi
ve yeryüzündeki nimetler
anlatılmıştı.
Şimdi birden:
kıyamet sahnesine
geçilir.
“Es-Sâhhah” Ne Anlama Gelir
“Es-sâhhah” son derece güçlü bir kelimedir.
Genel olarak:
kulakları sağır eden, insanı dehşete düşüren büyük ses
anlamıyla açıklanır.
Kelime, sıradan yüksek bir gürültüyü değil:
bütün dikkatleri üzerine çeken ve insanın başka hiçbir şeyi düşünemeyeceği kadar büyük bir ses
fikrini taşır.
Bu nedenle kıyametin isimlerinden biri gibi kullanılır.
Neden Kıyamet Bir “Ses” İle Anlatılır
Ses insan üzerinde çok güçlü ve ani bir etki oluşturabilir.
Görmediğimiz bir şeyi bile:
bir sesle fark ederiz.
Ani ve çok güçlü bir ses:
insanı irkiltir,
düşüncesini keser,
bütün dikkatini o ana yöneltir.
Kur’an kıyametin gelişini böyle bir sesle anlatırken:
kaçınılmazlık, ani oluş ve sarsıcılık
duygusunu güçlendirir.
Bu Ses Sûra Üfürülmesiyle Aynı Şey Midir
Klasik yorumlarda “sâhhah” çoğunlukla kıyametin büyük sesi ve sûra üfürülme sahneleriyle ilişkilendirilmiştir.
Kur’an’ın farklı surelerinde:
sûra üfürülmesi, büyük çağrı, sayha ve sarsıcı ses
gibi çeşitli ifadeler bulunur.
Bunların ayrıntılı fiziksel mekanizmasının nasıl olacağı açıklanmaz.
Temel mesaj:
dünya düzeninin sona erdiğini bildiren karşı konulamaz bir hadisenin gerçekleşeceğidir.
Ayet Neden “Geldiğinde” Diyerek Başlıyor
“Fe izâ câet”:
“geldiğinde”
anlamına gelir.
Burada kıyamet:
olup olmayacağı tartışılan bir ihtimal
gibi değil,
gerçekleşeceği varsayılan:
kaçınılmaz bir gelecek olay
gibi anlatılır.
Kur’an’ın üslubunda gelecekteki kıyamet sahneleri bazen o kadar kesin biçimde anlatılır ki:
sanki insan onların içerisinde bulunuyormuş gibi
bir canlılık oluşur.
Kıyametin Sesi İnsanların Bütün Dikkatini Neden Bir Anda Değiştirecektir
Çünkü insan gündelik hayatta önem verdiği şeyleri:
dünyanın devam edeceği varsayımıyla
önemser.
Yarın işe gidecektir.
Borç ödenecektir.
Bir görüşme yapılacaktır.
Bir yatırım planlanacaktır.
Fakat dünyanın bildiğimiz düzeni sona eriyorsa:
bu planların hepsinin zemini ortadan kalkar.
Böylece insanın önem sıralaması bir anda değişir.
Bugün Çok Büyük Görünen Sorunlar O Gün Neden Küçük Kalacaktır
İnsan bugün:
bir tartışmayı,
iş kaybını,
itibar meselesini,
küçük bir rekabeti
hayatının en büyük problemi olarak görebilir.
Ama ölüm veya kıyamet gibi nihai gerçeklerle karşılaşıldığında:
bu meselelerin birçoğu görece küçülür.
Çünkü olayların büyüklüğünü belirleyen şeylerden biri:
hangi çerçeve içerisinde baktığımızdır.
Kıyamet en geniş çerçeveyi açar.
İnsan Neden Gündelik Kaygıları Mutlaklaştırır
Çünkü insan yaşadığı ana çok yakındır.
Bugünkü problemi:
bütün hayatıymış gibi
hissedebilir.
Bir hafta sonra önemsizleşecek bir tartışma o anda devasa görünebilir.
Bu psikolojik durum insanın:
yakın olanı büyütmesi
ile ilgilidir.
Kıyamet anlatıları ise perspektifi genişletir:
“Bu olay sonsuzluk açısından ne kadar büyük?”
sorusunu sordurur.
Kıyameti Düşünmek Dünya Hayatını Değersizleştirir Mi
Hayır.
Kur’an’ın yaklaşımında dünya:
geçici olduğu için anlamsız
değildir.
Tam tersine geçici olduğu için:
sorumluluk taşır.
Sınırlı zamanımız vardır.
Bu zaman içerisinde:
iyilik,
adalet,
sevgi,
çalışma,
üretim
ve sorumluluk
anlam kazanır.
Kıyameti düşünmek hayatı terk etmek değil:
hayatı daha doğru ölçmek
anlamına gelebilir.
“Kulakları Sağır Eden” İfadesi Mecaz Mı Gerçek Mi
Ayetin ifadesi son derece güçlüdür.
Bunu:
gerçekten çok şiddetli bir ses
olarak anlayan yorumlar vardır.
Aynı zamanda ifade:
o sesin dehşetini ve başka her şeyi bastırmasını
anlatan güçlü bir tasvir olarak da görülebilir.
Metin kıyametin fiziksel akustiğini açıklamaz.
Asıl amaç:
insanın sarsılacağı büyüklükte bir hadiseyi
anlatmaktır.

İnsan O Anda Başkalarını Düşünebilecek Mi
Surenin hemen sonraki ayetleri çok çarpıcı bir cevap verecektir.
İnsan:
kardeşinden,
annesinden,
babasından,
eşinden
ve çocuklarından
kaçacaktır.
Bu, kıyamet dehşetinin:
insanın en güçlü dünyevî bağlarını bile ikinci plana itecek kadar büyük
olduğunu gösterir.
- ayet bu sahnenin kapısını açar.

İnsan Neden En Yakınlarından Kaçacaktır
Çünkü herkes:
kendi durumuyla
meşgul olacaktır.
Bu kaçışın ayrıntılı sebebi konusunda farklı yorumlar yapılmıştır.
Kişi:
hesaptan korkabilir,
başkasının kendisinden hak talep etmesinden çekinebilir
veya yaşadığı dehşet yüzünden yalnızca kendi kurtuluşuna odaklanabilir.
Temel mesaj şudur:
O gün insanın bireysel sorumluluğu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacaktır.

Kıyamet Anında Aile Bağları Yok Mu Olacaktır
Aile bağlarının dünyadaki değeri yok sayılmaz.
Kur’an anne babaya,
eşlere,
çocuklara
ve akrabalığa büyük önem verir.
Fakat kıyamet sahnesinde:
hiçbir dünyevî bağ kişinin kendi hesabını ortadan kaldırmaz.
Yani insan:
“Benim ailem güçlüydü.”
diyerek kurtulmaz.
Sorumluluk:
kişiseldir.

Bu Ayet İnsanın Kontrol Yanılsamasını Nasıl Sarsar
İnsan hayatında kontrol kurmaya çalışır.
Takvim yapar.
Para biriktirir.
Sigorta yaptırır.
Riskleri hesaplar.
Bunların hepsi makul olabilir.
Fakat kıyamet anlatısı:
insanın kontrolünün mutlak olmadığını
hatırlatır.
Bir noktada insan:
kendisinden daha büyük bir gerçeklikle
karşılaşır.
Bu farkındalık kibri azaltabilir.

Kıyametin Aniden Gelmesi Neden Ahlâkî Açıdan Önemlidir
Çünkü insan:
“Daha sonra düzeltirim.”
diye düşünebilir.
Özür:
ertelenir.
Tövbe:
ertelenir.
İyilik:
ertelenir.
Haksızlıktan dönüş:
ertelenir.
Fakat ölümün veya kıyametin zamanı kesin biçimde bilinmiyorsa:
sonsuz erteleme garantisi yoktur.
Bu nedenle kıyamet bilinci:
ahlâkî ertelemeye karşı uyarı
işlevi görebilir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
Büyük krizler insanın değer sıralamasını aniden değiştirebilir.
Bir insan günlük hayatta:
telefonunu,
parasını,
işini
çok önemli görebilir.
Ama ciddi bir tehlike anında:
hayatta kalmak ve sevdiklerini korumak
ön plana çıkar.
Abese 33 bunun en uç örneğini verir:
Kıyamet geldiğinde dünya gündeminin tamamı çöker.
Bu nedenle ayet şimdiden şu soruyu sordurur:
Gerçekten önemli olan nedir?

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Abese 33 insanın:
geçici olanı mutlaklaştırma eğilimini
sorgular.
Para önemlidir.
Ama sonsuz değildir.
Makam önemlidir.
Ama ölümün ötesine taşınmaz.
Şöhret önemsenebilir.
Ama kıyamette takipçi sayısının anlamı kalmaz.
Böylece ayet insanı:
geçici değerlerle kalıcı değerleri birbirinden ayırmaya
çağırır.
Asıl soru:
Hayat sona erdiğinde hangi değerler hâlâ anlam taşıyacak?

24’ten 33. Ayete Kadar Neden Böylesine Sert Bir Geçiş Vardır
24–32. ayetlerde:
su,
toprak,
tahıllar,
meyveler,
bahçeler,
otlaklar
ve nimetler
anlatılmıştı.
- ayet:
“Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.”
diye bitmişti.
Hemen ardından:
“O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde…”
denilir.
Bu geçiş son derece anlamlıdır.
Dünya nimetleri vardır.
Ama:
sonsuz değildir.
Sofra vardır.
Bahçe vardır.
Hayat vardır.
Fakat bir gün:
dünya sahnesi kapanacaktır.

Sonuç: Kıyametin O Dehşetli Sesi İnsanların Bütün Dünya Kaygılarını Nasıl Bir Anda Önemsizleştirecektir
Abese Suresi 33. ayette:
“Fe izâ câeti’s-sâhhah.”
buyrulur:
“O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde…”
Bu ayet insanın bütün gündelik gerçekliğini birkaç kelimeyle keser.
Bir saniye önce insan:
malını düşünüyor olabilir.
Makamını düşünüyor olabilir.
Kimin kendisine ne söylediğini düşünüyor olabilir.
Gelecek ay yapacağı planları hesaplıyor olabilir.
Sonra:
“Es-Sâhhah” gelir.
Ve bütün bu gündem:
bir anda anlamını kaybeder.
Çünkü insan artık:
hayatın kendisinin sona erdiği gerçekle
karşı karşıyadır.
Bu nedenle kıyamet anlatısı yalnız gelecekte olacak bir felaketi haber vermek için değil:
bugünkü değer sıralamamızı sorgulatmak
için de okunabilir.
Bugün bizi öfkelendiren şey:
gerçekten bu kadar önemli mi?
Yıllardır konuşmadığımız biriyle olan gurur savaşımız:
gerçekten hayatın merkezinde mi?
Daha fazla para uğruna kaybettiğimiz zaman:
geri gelecek mi?
Bir gün dünyanın bütün gürültüsünü susturacak daha büyük bir ses gelecekse:
bugün hangi sesleri gereğinden fazla büyütüyoruz?
Belki kıyameti düşünmenin en önemli faydalarından biri korkmak değil:
önemli olanı önemsiz olandan ayırmayı öğrenmektir.
Çünkü insan bazen hayatının tamamını:
bir gün hiçbir anlam taşımayacak şeyleri büyütmekle
geçirebilir.
“Kıyametin büyük sesi yalnız kulakları değil, insanın bütün yanlış önceliklerini de sarsacaktır. O anda para, makam, şöhret ve tartışmaların büyük bölümü anlamını kaybedecek. Abese’nin ‘O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde’ sözü bana şu soruyu düşündürür: Bir gün önemsizleşeceğini bildiğimiz şeylere bugün neden hayatımızın tamamını veriyoruz?”
Ersan Karavelioğlu