Abese Suresi 24. Ayette “İnsan Yediğine Bir Baksın” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Her Gün Tükettiğimiz Bir Lokmanın Arkasındaki Büyük Düzen Neden Düşünülmelidir
“Abese Suresi’nin yirmi dördüncü ayeti insanı gökyüzündeki uzak gerçeklerden önce her gün eline aldığı lokmaya bakmaya çağırır: ‘İnsan yediğine bir baksın.’ Bir lokma ekmek sıradan görünebilir; fakat onun arkasında su, toprak, güneş, bitkiler, canlılar, emek ve uzun bir üretim zinciri vardır. İnsan çoğu zaman hayatını sürdüren şeylere alıştığı için onların ne kadar olağanüstü bir düzenin sonucu olduğunu fark etmez.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 24. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 24. ayetinde:
“Felyenzuri’l-insânu ilâ taâmih.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“İnsan yediği yiyeceğe bir baksın.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette insanın kendisine verilen sorumluluğu henüz tam olarak yerine getirmediği belirtilmişti.
Şimdi insana çok somut bir şey gösterilir:
Her gün yediğin yemeği düşün.
“Felyenzur” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Felyenzur”:
“baksın, gözlemlesin, üzerinde düşünsün”
anlamlarını taşır.
Buradaki bakış yalnızca:
gözle görmek
değildir.
İnsan tabağına bakıp:
“Bu yemek güzel görünüyor.”
demekle yetinmez.
Daha derin bir soru sorar:
“Bu yiyecek buraya nasıl geldi?”
Kur’an’ın çağrısı böylece bakıştan:
tefekküre
dönüşür.
“Taâmih” Ne Anlama Gelir
“Taâmih”:
“onun yiyeceği, yediği besin”
anlamındadır.
Ayet çok sıradan görünen bir şeyi seçmiştir:
yemek.
Çünkü yemek herkesin hayatında vardır.
Zengin de yer.
Fakir de.
Hükümdar da.
İşçi de.
İnsan hayatının devamı için:
besine muhtaçtır.
Bu ihtiyaç bile insanın mutlak bağımsız olmadığını gösterir.
Kur’an Neden İnsana Özellikle Yemeğine Bakmasını Söyler
Çünkü insan her gün yemek yer ama çoğu zaman:
yemeğin nasıl meydana geldiğini düşünmez.
Ekmek masaya gelir.
Meyve sepette durur.
Sebze pazardan alınır.
Ama bütün bunların arkasında:
yağmur,
toprak,
tohum,
güneş,
çiftçi,
taşıma
ve sayısız başka süreç vardır.
Ayet alışkanlık nedeniyle görünmez hâle gelen bu zinciri yeniden görünür kılar.
Bir Lokma Ekmeğin Arkasında Nasıl Bir Süreç Vardır
Bir ekmek için önce:
buğday tohumu
gerekir.
Tohum toprağa ekilir.
Suya ihtiyaç duyar.
Güneş ışığıyla büyür.
Başak oluşur.
Buğday hasat edilir.
Öğütülür.
Una dönüşür.
Hamur hazırlanır.
Pişirilir.
Taşınır.
Sonunda sofraya gelir.
İnsanın birkaç dakikada yediği bir lokmanın arkasında:
aylar süren bir süreç
bulunabilir.
İnsan Yemeğini Gerçekten Kendisi Mi Üretir
İnsan büyük emek harcar.
Çiftçi toprağı işler.
Bilim insanları tarım yöntemleri geliştirir.
Mühendisler sulama sistemleri kurar.
Fakat insan:
yağmurun temel fiziksel düzenini yaratmaz.
Güneşi yaratmaz.
Toprağın temel maddesini yoktan üretmez.
Tohumdaki biyolojik süreçleri kendisi başlatmış değildir.
Teolojik açıdan ayet:
insan emeğinin arkasındaki daha büyük bağımlılık düzenini
hatırlatır.
Tarım İnsanlığın Hayatında Neden Bu Kadar Önemlidir
Tarım insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden biridir.
İnsanların:
yerleşik hayata geçmesi,
şehirler kurması,
nüfusun büyümesi,
medeniyetlerin gelişmesi
büyük ölçüde düzenli gıda üretimiyle bağlantılıdır.
Bugün modern şehirlerde yaşayan biri toprağı hiç görmeden yaşayabilir.
Ama yediği yiyeceklerin önemli bölümü hâlâ:
toprak, su ve biyolojik üretim
zincirinden gelir.
İnsan Yiyecek Olmadan Ne Kadar Güçlüdür
İnsan teknoloji üretebilir.
Uzaya araç gönderebilir.
Dev şehirler kurabilir.
Milyarlarca veri işleyebilir.
Ama düzenli beslenme olmadan:
hayatını sürdüremez.
Bu gerçek insanın ilginç durumunu gösterir:
İnsan çok güçlüdür.
Ama aynı zamanda:
son derece bağımlıdır.
Abese 24 bu kırılganlığı basit bir lokmayla hatırlatır.
Yiyecek Sadece Enerji Mi Sağlar
Hayır.
Besinler insan bedenine:
karbonhidrat,
protein,
yağ,
vitamin,
mineral
ve başka gerekli bileşenler sağlar.
Beden bunları:
enerji üretmek,
dokuları yenilemek,
büyümek,
hücresel faaliyetleri sürdürmek
için kullanır.
Ancak ayetin amacı modern beslenme biliminin ayrıntılarını öğretmek değildir.
Asıl amaç:
insanın yaşamını devam ettiren nimeti düşünmesidir.
Bir Lokmanın İçinde Güneşin Payı Var Mıdır
Bitkisel gıdaların büyük bölümünde dolaylı biçimde evet.
Bitkiler fotosentez yoluyla güneş enerjisinden yararlanarak organik maddeler üretir.
İnsan bitkileri yer.
Ya da bitkilerle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünleri tüketir.
Bu nedenle sofradaki birçok besinin arkasında:
güneş enerjisine kadar uzanan bir biyolojik zincir
vardır.
Bu bilimsel gerçek, ayetin:
“Yemeğine bak.”
çağrısını daha da düşündürücü hâle getirir.

Suyun Yiyecek Üretimindeki Rolü Nedir
Su tarımın temel unsurlarından biridir.
Tohumların çimlenmesi,
bitkilerin büyümesi,
besin maddelerinin taşınması
ve hücresel faaliyetler
suya bağlıdır.
Bu nedenle Abese Suresi’nin hemen sonraki ayetinde:
suyun bolca dökülmesinden
söz edilmesi anlamlıdır.
Önce:
“Yemeğine bak.”
denilir.
Ardından o yemeğin oluşmasını sağlayan zincirin ilk halkalarından biri anlatılır:
su.

Toprak Neden Bu Kadar Önemlidir
Toprak yalnızca üzerinde yürüdüğümüz bir yüzey değildir.
Tarım açısından:
mineraller,
organik maddeler,
mikroorganizmalar,
su
ve hava
içeren karmaşık bir sistemdir.
Bitkilerin büyük bölümü kökleri aracılığıyla bu ortamdan yararlanır.
İnsan çoğu zaman toprağı:
kir
olarak görebilir.
Fakat aynı toprak:
sofradaki gıdanın temel kaynaklarından biridir.

İnsan Yemeğine Bakınca Şükretmeyi Öğrenebilir Mi
İnanan insan açısından evet.
Çünkü yemek:
sıradan bir tüketim nesnesi
olmaktan çıkar.
İnsan tabağına baktığında:
“Bunun bana ulaşması için ne kadar çok şart bir araya geldi?”
diye düşünebilir.
Bu farkındalık:
şükür
duygusunu güçlendirebilir.
Şükür bu durumda yalnızca sözle değil:
nimeti israf etmemekle
de gösterilebilir.

Gıda İsrafı Bu Ayetin Mesajıyla Nasıl İlişkilendirilebilir
Ayet doğrudan modern gıda israfı istatistiklerinden söz etmez.
Fakat:
“Yediğine bak.”
çağrısı yiyeceğin değerini fark etmeyi teşvik eder.
Bir yiyeceğin arkasında:
su,
toprak,
enerji,
emek,
zaman
varsa onu gereksiz yere çöpe atmak yalnızca:
bir lokmayı
değil, bütün bu kaynakları da boşa harcamak anlamına gelebilir.
Bu nedenle bilinçli tüketim ayetin çağrısıyla uyumlu bir ahlâkî sonuçtur.

Yemek İnsanlar Arasındaki Bağı Nasıl Gösterir
Bir tabak yemeğin hazırlanmasında çoğu zaman tanımadığımız insanların emeği vardır.
Çiftçi yetiştirir.
İşçi toplar.
Şoför taşır.
Satıcı ulaştırır.
Aşçı hazırlar.
Böylece insan:
tek başına yaşamadığını
fark eder.
Sofra yalnızca doğayla değil:
başka insanlarla olan bağımlılığımızı da
gösterir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan sürekli sahip olduğu şeylerin değerini:
normalleştirmeye
eğilimlidir.
Her gün yemek buluyorsa:
yemeği sıradan görür.
Her gün su akıyorsa:
suyu düşünmez.
Her gün nefes alıyorsa:
havayı fark etmez.
Abese 24 bu otomatik alışkanlığı keser ve:
“Bir bak.”
der.
Bazen insanın şükredebilmesi için yeni şeylere sahip olması değil:
zaten sahip olduklarını yeniden fark etmesi
gerekir.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet çok temel bir varoluş sorusuna götürür:
İnsan gerçekten bağımsız bir varlık mıdır?
Bir insan:
parasını kendisi kazanabilir.
Evini kendisi satın alabilir.
Yemeğini kendisi pişirebilir.
Ama yiyeceği mümkün kılan:
ekolojik,
biyolojik
ve fiziksel düzenin bütünü
onun kontrolünde değildir.
İnsan böylece hem:
üreten
hem de:
kendisine verilmiş şartlara bağımlı
bir varlıktır.

23. Ve 24. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“İnsan kendisine emredileni henüz yerine getirmedi.”
denilir.
- ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
buyrulur.
Bu geçiş son derece anlamlıdır.
İnsanın sorumluluğu hatırlatıldıktan sonra ona uzak ve soyut bir kanıt gösterilmez.
Doğrudan:
sofrasına bakması
istenir.
Adeta şöyle denir:
“Nankörlük etmeden önce, hayatını sürdüren lokmanın nereden geldiğini düşün.”
Sonraki ayetler de bu lokmanın oluşum zincirini adım adım anlatacaktır.

Sonuç: Her Gün Tükettiğimiz Bir Lokmanın Arkasındaki Büyük Düzen Neden Düşünülmelidir
Abese Suresi 24. ayette:
“Felyenzuri’l-insânu ilâ taâmih.”
buyrulur:
“İnsan yediği yiyeceğe bir baksın.”
Belki bu, Kur’an’ın en gündelik fakat en derin düşünme çağrılarından biridir.
İnsan gökyüzüne bakmadan önce:
tabağına bakabilir.
Bir domates düşünelim.
Bir zamanlar:
küçük bir tohumdu.
Toprağa girdi.
Su aldı.
Güneş gördü.
Büyüdü.
Çiçek açtı.
Meyve verdi.
Toplandı.
Taşındı.
Ve sonunda:
bir insanın sofrasına geldi.
İnsan onu birkaç dakika içerisinde yiyebilir.
Ama o birkaç dakikalık tüketimin arkasında:
haftalar veya aylar süren bir oluşum hikâyesi
vardır.
Bu yüzden ayet yalnızca:
“Ne yiyorsun?”
diye sormaz.
Daha derin biçimde:
“Yediğin şeyin mümkün olmasını sağlayan düzeni hiç düşündün mü?”
diye sorar.
İnsan sürekli daha fazlasını isterken elindeki lokmanın mucize olduğunu söylemek bilimsel bir kavram olarak gerekli değildir; fakat onun olağanüstü karmaşık bir doğal ve insani süreçten geçtiğini görmek mümkündür.
Belki şükür tam da burada başlar:
Ekmeğin değerini kıtlık geldiğinde değil,
suyun değerini musluk kuruduğunda değil,
toprağın değerini ürün vermediğinde değil,
bunlara sahipken fark edebilmek.
Ve ayetin insanın önüne bıraktığı soru son derece basittir:
Bugün yediğimiz son lokmaya gerçekten hiç baktık mı, yoksa onu düşünmeden tüketip geçtik mi?
“Bir lokma birkaç saniyede yenebilir; fakat o lokmanın hikâyesi toprağa, suya, güneşe, emeğe ve zamana kadar uzanır. Abese’nin ‘İnsan yediğine bir baksın’ sözü bana şunu düşündürür: Şükür bazen yeni bir nimete kavuşmak değil, her gün elimizde bulunan nimetin hikâyesini ilk kez gerçekten görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu