📖 Yûsuf Suresi 78. Ayette “Ey Aziz! Onun Çok Yaşlı Bir Babası Var; Onun Yerine Bizden Birini Al. Biz Seni İyilik Yapanlardan Görüyoruz” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,344
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 78. Ayette “Ey Aziz! Onun Çok Yaşlı Bir Babası Var; Onun Yerine Bizden Birini Al. Biz Seni İyilik Yapanlardan Görüyoruz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 77. ayette ölçü kabının kardeşlerinin yükünden çıkması üzerine diğer kardeşler ‘Eğer o çaldıysa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı’ diyerek Hz. Yûsuf hakkında da geçmişe dönük bir suçlama ileri sürmüşlerdi. Yûsuf gerçek kimliğini açıklamadan bu sözü içinde tutmuştu. 78. ayette ise kardeşler durumun ciddiyetini fark ederek bu kez sert savunmadan merhamet talebine geçerler ve karşılarındaki yöneticinin aslında Yûsuf olduğunu bilmeden ona ‘Ey Aziz! Onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini al. Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz’ derler. Böylece ayet, yaşlı bir babanın acısını dikkate almak, merhamet istemek, başkası için fedakârlık teklif etmek ve buna rağmen bir kişinin diğerinin yerine cezalandırılmasının adalet açısından ne anlama geleceği gibi son derece önemli meseleleri gündeme getirir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 78. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Dediler ki: ‘Ey Aziz! Gerçekten onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini al. Çünkü biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz.’” Ayetin Arapçası ise “Kâlû yâ eyyuhe’l-azîzu inne lehû eben şeyhan kebîran fehuz ehadenâ mekânehû innâ nerâke mine’l-muhsinîn.” şeklindedir.

Kardeşler artık ölçü kabının yükünden çıktığı kardeşlerinin Mısır’da tutulabileceğini anlamışlardır. Fakat bunun babaları Hz. Ya‘kūb üzerinde nasıl bir etkisi olacağını da çok iyi bilmektedirler; çünkü onu götürebilmek için babalarına Allah adına güçlü bir söz vermişlerdir.

Bu yüzden şimdi Yûsuf’tan olağan uygulamanın dışına çıkmasını ve kardeşlerinin yerine kendilerinden birini almasını istemektedirler.

2️⃣ Ayetteki “Aziz” Kimdir ve Ne Anlama Gelir ❓​

Kardeşler Yûsuf’a “Yâ eyyuhe’l-azîz”, yani “Ey Aziz!” diye hitap ederler. Buradaki “Aziz”, bağlamda yüksek makam sahibi, güçlü ve itibarlı yönetici anlamında kullanılan bir unvandır.

Bu nedenle ayetteki kullanım, Allah’ın isimlerinden el-Azîz ile karıştırılmamalıdır. Aynı kelime bağlama göre insanlar hakkında makam ve güç ifade eden bir unvan olarak da kullanılabilir.

Kardeşler hâlâ karşılarındaki yöneticinin kuyuya bıraktıkları Yûsuf olduğunu bilmemektedirler. Bu durum kıssanın dramatik yönünü daha da güçlendirir.

3️⃣ “Onun Çok Yaşlı Bir Babası Var” Demeleri Neden Önemlidir ❓​

Kardeşler Yûsuf’un merhametine seslenirken kardeşlerinin kişisel durumundan önce babalarının durumunu öne çıkarırlar. Hz. Ya‘kūb ileri yaştadır ve bu oğluna özel bir bağlılığı bulunmaktadır.

Üstelik Yûsuf’un yıllar önce kaybolması Ya‘kūb üzerinde derin bir üzüntü bırakmıştır. Şimdi ikinci bir oğlunun da geri dönmemesi onun acısını daha da artıracaktır.

Kardeşler bu gerçeği bildikleri için “Onun yaşlı bir babası var” diyerek kararın yalnız tutulan kişiyi değil, geride bekleyen bir babayı da etkileyeceğini hatırlatırlar.

4️⃣ Kardeşlerin Babalarını Düşünmeye Başlaması Bir Değişim İşareti midir ❓​

Bu davranış onların geçmiştekinden farklı bir tutum göstermeye başladığını düşündürebilir. Yıllar önce Yûsuf’u kuyuya bırakırken babalarının yaşayacağı acıyı engelleyememişlerdi; şimdi ise kardeşlerinin tutulmasının babalarında oluşturacağı üzüntüyü açık biçimde dile getiriyorlar.

Fakat tek bir davranıştan tam ve kesin bir tövbe gerçekleştiği sonucuna hemen ulaşmamak gerekir. Kıssanın ilerleyen ayetlerinde onların vicdanî yüzleşmesi daha açık biçimde görülecektir.

Yine de burada önemli bir değişim vardır: Artık babalarının acısı kararlarında ciddi bir unsur hâline gelmiştir.

5️⃣ “Onun Yerine Bizden Birini Al” Teklifinin Anlamı Nedir ❓​

Kardeşler, kardeşlerinin Mısır’da kalması yerine kendilerinden birinin alıkonulmasını teklif ederler. Bu, ilk bakışta güçlü bir fedakârlık isteği gibi görünmektedir.

Onlar kendi özgürlüklerinden vazgeçmeyi göze alarak kardeşlerini babalarına geri götürmek isterler. Bu yönüyle teklif, kardeşlerini tamamen terk etmek istemediklerini gösterir.

Ancak teklifin duygusal olarak fedakârca olması ile hukuken ve ahlaken uygulanabilir olması aynı şey değildir. Bir sonraki ayet bu ayrımı çok açık hâle getirecektir.

6️⃣ Bir İnsan Başkasının Yerine Ceza Çekebilir mi ❓​

Normal adalet açısından suç ve sorumluluk kişiseldir. Bir kişinin yaptığı kabul edilen eylem sebebiyle hiçbir ilgisi olmayan başka bir kişinin cezalandırılması doğru değildir.

Kardeşlerden biri gönüllü olarak “Onun yerine beni alın” dese bile, bu teklif adalet bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü ceza yalnız acı çekme meselesi değil, belirli bir sorumluluğun belirli kişiye bağlanmasıdır.

Nitekim bir sonraki ayette Yûsuf bu teklifi reddedecek ve başkasını almak zulüm olur anlamına gelen son derece güçlü bir cevap verecektir.

7️⃣ Kişi Gönüllü Olsa Bile Başkasının Yerine Cezalandırılamaz mı ❓​

Fedakârlık ile ceza birbirinden ayrılmalıdır. Bir insan kardeşi için borç ödeyebilir, zamanını verebilir veya onun yükünü hafifletebilir; fakat işlenmiş bir suçun faili olarak onun yerine geçirilemez.

Çünkü ceza yalnız kişinin çektiği sıkıntının miktarıyla ilgili değildir. Aynı zamanda hakikatin kim hakkında ne söylediğiyle ilgilidir.

Eğer suç A kişisine aitse, B kişisinin gönüllü biçimde ceza çekmesi A’nın eylemini B’nin eylemine dönüştürmez. Adalet, sorumluluğu doğru kişiye bağlamalıdır.

8️⃣ Bu Ayet “Biri Suç İşler, Ailesinden Başkası Bedel Öder” Anlayışını Destekler mi ❓​

Hayır. Tam tersine sonraki ayet bu anlayışı açık biçimde reddedecektir. Kardeşler böyle bir teklif sunarlar ama Yûsuf bunu kabul etmez.

Bir insanın suçu sebebiyle kardeşini, çocuğunu, eşini veya ailesinden başka birini cezalandırmak kolektif cezalandırma biçimine dönüşebilir. Bu da kişisel sorumluluk ilkesini bozar.

Ailenin dayanışması değerlidir fakat aile bağı, suçu ve cezayı kişiden kişiye aktarmaz.

9️⃣ Kardeşlerin Teklifi Samimi Bir Fedakârlık mıydı, Yoksa Mecburiyet mi ❓​

Ayet onların kalplerindeki bütün motivasyonları ayrıntılı biçimde açıklamaz. Babalarına verdikleri söz, babalarının yaşayacağı acı ve eve kardeşsiz dönmenin sonuçları onların bu teklifinde birlikte etkili olmuş olabilir.

Bu nedenle tek kelimeyle “tamamen fedakârlık” veya “yalnız korku” demek fazla kesin olur. İnsan davranışlarında birden fazla motivasyon aynı anda bulunabilir.

Önemli olan, onların artık kardeşlerini bırakıp kolayca yollarına devam etmemeleridir. Bu, önceki Yûsuf olayına göre belirgin bir farklılık gösterir.

🔟 Babaya Verilen Söz Bu Ayette Nasıl Yeniden Karşımıza Çıkıyor ❓​

Hz. Ya‘kūb Yûsuf Suresi 66. ayette oğullarından kardeşlerini geri getireceklerine dair Allah adına sağlam bir söz almıştı. Şimdi o sözün gerçek ağırlığı ortaya çıkmaktadır.

Söz vermek kolaydır; asıl mesele zor şartlarla karşılaşınca o söz için ne kadar sorumluluk alınacağıdır. Kardeşler artık kendi özgürlüklerini teklif edecek kadar çözüm aramaktadırlar.

Bu durum bize şunu öğretir: Gerçek taahhüt, yalnız söz verildiği anda değil, sözün bedel doğurduğu anda sınanır.

1️⃣1️⃣ “Biz Seni İyilik Yapanlardan Görüyoruz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “innâ nerâke mine’l-muhsinîn”, yani “Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” denilir. Kardeşler Yûsuf’un daha önce kendilerine gösterdiği iyi muameleyi hatırlıyor olabilirler.

Yûsuf onlara ölçüyü tam vermiş, iyi ağırlamış ve daha önceki gelişlerinde cömert davranmıştır. Bu nedenle onun ihsan sahibi, yani iyilikle hareket eden biri olduğu yönünde bir kanaat geliştirmiş olmaları anlaşılırdır.

Aynı zamanda bu ifade bir rica bağlamında söylendiği için merhametine seslenen ikna edici bir hitap niteliği de taşımaktadır. Ancak bunu mutlaka sahte dalkavukluk olarak yorumlamak için ayette yeterli delil yoktur.

1️⃣2️⃣ Birine “Sen İyi Bir İnsansın” Demek Manipülasyon Olabilir mi ❓​

Olabilir ama her zaman değildir. İnsan bazen gerçekten gördüğü iyi bir özelliği dile getirir; bazen de karşı tarafı istediği karara yönlendirmek amacıyla övgü kullanabilir.

Burada kardeşlerin Yûsuf’un iyiliğine gerçekten şahit olduklarını düşündüren önceki olaylar vardır. Bu nedenle ifadeyi otomatik olarak yalakalık veya manipülasyon diye etiketlemek doğru olmaz.

Bununla birlikte önemli bir ilke vardır: Övgü, bir kişiyi adaletsiz karar vermeye zorlayan psikolojik araç hâline getirilmemelidir.

1️⃣3️⃣ İyilik Yapmak Kanunu veya Adaleti Esnetmek midir ❓​

Hayır. İhsan ve merhamet çok değerlidir; fakat merhamet masum bir kişinin başka biri yerine cezalandırılması anlamına gelmemelidir.

Kardeşler Yûsuf’un iyiliğine güvenerek bir istisna isterler. Yûsuf ise bir sonraki ayette bunun adaletsiz olacağını söyleyecektir.

Burada çok önemli bir denge ortaya çıkar: Merhamet, adaletin düşmanı değildir; fakat adaletsizliği merhamet adı altında meşrulaştırmak da doğru değildir.

1️⃣4️⃣ Yaşlı Bir Babanın Durumu Hukukî Kararı Değiştirebilir mi ❓​

İnsanın ailevi ve sağlıkla ilgili şartları bazı hukuk sistemlerinde cezanın uygulanma biçimi veya takdirinde dikkate alınabilir. Fakat bir kişinin yaşlı babasının bulunması, suçun failini başka biriyle değiştirmeyi otomatik olarak meşru yapmaz.

Kardeşlerin gerekçesi merhamet açısından son derece güçlüdür, fakat sorumluluğun kimde olduğu sorusunu ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle adil karar, hem insanî durumu görmek hem de yanlış kişiye sorumluluk yüklememek arasında denge kurmalıdır.

1️⃣5️⃣ Merhamet ile Adalet Birbirine Zıt mıdır ❓​

Hayır. Sağlıklı bir hukuk ve ahlak anlayışında merhamet ile adalet birbirini tamamlayabilir. Adalet sorumluluğu doğru kişiye bağlarken, merhamet o kişinin insani şartlarını dikkate alabilir.

Sorun, merhamet adına masumu suçlu yerine geçirmek veya adalet adına insanın bütün özel şartlarını yok saymaktır.

Yûsuf kıssasının bu iki ayeti birlikte güçlü bir ölçü sunar: Kalbin merhametli olsun, fakat merhamet ederken başka birine zulmetme.

1️⃣6️⃣ Kardeşlerin Bu Teklifi Geçmişte Yûsuf’a Yaptıklarıyla Nasıl Karşılaştırılabilir ❓​

Yıllar önce kardeşler Yûsuf’u babalarından ayırmak için plan yapmışlardı. Şimdi ise başka bir kardeşlerini babalarından ayırmamak için kendilerinden birini onun yerine bırakmayı teklif etmektedirler.

Bu karşıtlık kıssanın karakter gelişimi açısından çok dikkat çekicidir. Daha önce bir kardeşin kaybını kendi çıkarları için istemişken, şimdi bir kardeşin dönüşünü sağlamak için kendi özgürlüklerinden vazgeçmeye hazır görünmektedirler.

Bu, onların tamamen dönüştüğünü tek başına kanıtlamaz; fakat aynı aile içinde ahlaki yönün değişmeye başladığını düşündüren güçlü bir işarettir.

1️⃣7️⃣ İnsan Gerçekten Değişebilir mi ❓​

Yûsuf kıssasının kardeşler üzerinden verdiği önemli mesajlardan biri, insanın geçmiş hatasına mahkûm edilmemesidir. Kardeşler ağır yanlışlar yapmışlardır fakat kıssa onları tek boyutlu ve değişmez kötüler olarak bırakmaz.

İnsan geçmişte kıskançlık, korku veya çıkarla yanlış davranmış olabilir; daha sonra vicdan, tecrübe ve sonuçlarla yüzleşerek farklı davranışlar geliştirebilir.

Ancak gerçek değişim yalnız “Ben değiştim” demekle değil, zor anda sergilenen davranışla anlaşılır. Burada kardeşlerin kendi özgürlüklerini teklif etmeleri, bu açıdan dikkate değerdir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 77 ve 78 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 77’de kardeşler Yûsuf hakkında “Daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı” diyerek incitici bir suçlama yapmışlardı. Hemen sonraki ayette ise aynı Yûsuf’a, onun kim olduğunu bilmeden “Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” diyerek merhamet talebinde bulunurlar.

Bu durum kıssanın çok çarpıcı ironilerinden biridir. Onlar karşılarındaki insanın geçmişte suçladıkları Yûsuf olduğunu bilmemektedirler; Yûsuf ise hem geçmişlerini hem söyledikleri her şeyi bilmektedir.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 79. ayette, Yûsuf onların teklifine “Eşyamızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını almaktan Allah’a sığınırız; çünkü bunu yaparsak gerçekten zalimlerden oluruz” anlamında cevap verecektir. Böylece bir kişinin başka bir kişinin yerine cezalandırılamayacağı, fedakârlık teklifinin bile adaletsiz bir yaptırımı meşrulaştıramayacağı ve hukukta sorumluluğun kişiselliği çok güçlü biçimde ortaya konacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 78. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 78. ayet, kıssanın duygusal açıdan en yoğun dönemeçlerinden biridir. Kardeşler artık kardeşlerini kaybetme ihtimaliyle karşı karşıyadır ve babalarına verdikleri sağlam sözün ağırlığını hissederler. Bu nedenle karşılarındaki yüksek makam sahibine “Ey Aziz! Onun çok yaşlı bir babası var; onun yerine bizden birini al” diye yalvarırlar.

Ayetin ilk büyük mesajı kararların yalnız doğrudan muhatabı değil, çevresindeki insanları da etkileyebileceğini görmektir. Bir kişinin alıkonulması yalnız o kişiyi değil, onu bekleyen yaşlı bir babayı da etkilemektedir.

İnsanî karar verirken bazen “Bu kararın ailesi, çocukları, yaşlı anne-babası veya bakmakla yükümlü olduğu insanlar üzerindeki etkisi nedir?” sorusunu da düşünmek gerekir. Bu, sorumluluğu yok etmez fakat merhamet alanını genişletir.

İkinci büyük mesaj fedakârlığın değeridir. Kardeşler kendilerinden birini kardeşlerinin yerine bırakmayı teklif ederler. Geçmişte Yûsuf’u terk etmiş olan bu kardeşlerin şimdi başka bir kardeşleri için kendilerini öne sürmeleri son derece dikkat çekicidir.

Gerçek değişim çoğu zaman kolay sözlerde değil, kişinin kendi çıkarından vazgeçmeye hazır olduğu anlarda görünür.

Üçüncü büyük mesaj geçmişte yanlış yapan insanın değişme ihtimalini tamamen kapatmamak gerektiğidir. Yûsuf’un kardeşleri geçmişte çok ağır hatalar yapmışlardır. Fakat insanın geçmişi, gelecekteki bütün davranışlarının zorunlu kaderi değildir.

Bu, geçmişin sonuçlarının yok sayılması anlamına gelmez. Değişim mümkündür ama güvenin yeniden oluşması davranışla gerçekleşir.

Dördüncü büyük mesaj babaya verilen sözün ağırlığıdır. Kardeşler Ya‘kūb’a Allah adına sağlam söz vermişlerdi. Şimdi bu söz uğruna çözüm aramak zorundadırlar.

Bu bize verilen sözün yalnız güzel cümle olmadığını öğretir. Söz, zor zamanda sorumluluk doğuruyorsa gerçek sözdür.

Beşinci büyük mesaj merhamet talep etmenin meşru olmasıdır. Bir insan yetkili kişiden kendisi veya başkası için merhamet isteyebilir. Kardeşlerin yaptığı rica başlı başına yanlış değildir.

Fakat merhamet talebinin kabul edilmesi, başka bir masumun haksız biçimde cezalandırılmasını gerektiriyorsa sınır ortaya çıkar. Bir iyilik başka bir zulüm üzerinden kurulamaz.

Altıncı büyük mesaj bir başkasının yerine ceza çekme teklifinin fedakâr görünse bile adalet sorununu çözmemesidir. Kardeşler gönüllü olarak kendilerinden birini sunmaktadırlar. Fakat bir sonraki ayet Yûsuf’un bunu kabul etmeyeceğini gösterecektir.

Çünkü adalet yalnız “Birisi bedel ödesin” mantığı değildir. Doğru kişinin doğru eylemden sorumlu tutulmasıdır.

Yedinci büyük mesaj kişisel sorumluluğun korunmasıdır. Bir kişinin varsayılan suçunu kardeşine, ailesine veya arkadaşına aktararak hukuki hesap kapatılamaz.

Bu ilke bugün de son derece önemlidir. Bir suçlunun ailesine zarar vermek, yakınlarını cezalandırmak veya topluluğunu suçlu ilan etmek adalet değil kolektif cezalandırmadır.

Sekizinci büyük mesaj ihsan ile adaletin birlikte düşünülmesidir. Kardeşler Yûsuf’a “Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” derler. Yûsuf gerçekten de kıssa boyunca ölçüyü tam veren, insanlara iyi davranan ve krizi yöneten biri olarak görünmektedir.

Fakat gerçek muhsin, iyilik yaparken adaleti terk eden kişi değildir. Merhamet ile hak birbirine düşman hâle getirilmemelidir.

Dokuzuncu büyük mesaj övgünün karar mekanizmasını satın almaması gerektiğidir. İnsan yöneticiyi, hâkimi veya yetkiliyi överek kendisi için ayrıcalıklı karar isteyebilir. Övgü samimi de olabilir; fakat karar veren kişi iltifata göre değil hakka göre hareket etmek zorundadır.

İnsanların “Sen çok iyi bir insansın, bunu benim için yap” demesi, istenen şey adaletsizse onu doğru hâle getirmez.

Onuncu ve ayetin en güçlü mesajlarından biri, merhametin sınırının başka bir insanın hakkı olduğunu göstermesidir. Yaşlı bir babaya merhamet etmek gerekir; kardeşlerin endişesi anlaşılırdır; kendilerinden birini feda etmeye hazır olmaları da dikkat çekicidir. Fakat bütün bunlar yanlış kişiye yaptırım uygulanmasını adalet hâline getirmez.

Yûsuf Suresi 78. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Karar verirken insanî şartları gör, yaşlıların ve ailelerin acısını küçümseme, gerektiğinde başkası için fedakârlık yap ve merhamet istemekten çekinme. Fakat fedakârlığı adaletsizlikle karıştırma. Bir insan gönüllü bile olsa onu başka birinin suçu yerine cezalandırma. İyilik yapan kişiden merhamet bekle ama onu haksız karar vermeye zorlayacak övgülerle yönlendirme. Geçmişte hata yapan insanların değişebileceğini kabul et ve gerçek değişimi davranışta ara. Çünkü gerçek merhamet, bir insanı kurtarmak için başka bir insana haksızlık yapmak değil; mümkün olduğu kadar hem merhameti hem adaleti birlikte koruyabilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 79. ayette, Hz. Yûsuf bu talebe son derece açık bir cevap verecektir: “Eşyamızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını almaktan Allah’a sığınırız; çünkü o zaman gerçekten zalimlerden oluruz.” Bu ayet özellikle kişisel sorumluluk, bir suçun cezasının başkasına yüklenememesi, gönüllü fedakârlığın ceza sorumluluğunu devretmemesi, ‘Allah’a sığınırım’ ifadesinin ahlaki sınır koyma anlamı ve adaletin merhamet talepleri karşısında nasıl korunacağı açısından kıssanın çok güçlü ilkelerinden birini ortaya koyacaktır.

Ve belki Yûsuf Suresi 78. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Sevdiğimiz bir insan zor durumda olduğunda onu kurtarmak için başka birine haksızlık yapılmasına razı olur muyuz? Merhamet istediğimizde yalnız kendi acımızı mı görüyoruz, yoksa başkasının hakkını da hesaba katıyor muyuz? Geçmişte hata yapmış bir insan gerçekten farklı davranmaya başladığında değişim ihtimalini kabul edebiliyor muyuz? Ve en önemlisi, kalbimiz merhamet isterken adalet duygumuzu da koruyabilecek kadar dengeli davranabiliyor muyuz?

“Yûsuf 78, kardeşlerin ‘Ey Aziz! Onun çok yaşlı bir babası var; onun yerine bizden birini al. Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz’ diyerek merhamet talebinde bulunduklarını bildirir. Bu sözlerde hem yaşlı babalarına duydukları kaygı hem kardeşleri için kendilerini feda etmeye hazır oluşları görülür. Fakat ayetin devamı gösterecektir ki fedakârlık ne kadar samimi olursa olsun bir kişinin başka bir kişinin yerine cezalandırılmasını adalet hâline getirmez. Gerçek iyilik, yalnız merhamet göstermek değil; merhamet ederken başka bir insanın hakkını çiğnemeyecek kadar adil kalabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt