📖 Yûsuf Suresi 67. Ayette “Oğullarım! Tek Bir Kapıdan Girmeyin, Ayrı Ayrı Kapılardan Girin. Ama Allah’tan Gelecek Hiçbir Şeyi Sizden Savamam” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,343
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 67. Ayette “Oğullarım! Tek Bir Kapıdan Girmeyin, Ayrı Ayrı Kapılardan Girin. Ama Allah’tan Gelecek Hiçbir Şeyi Sizden Savamam” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 66. ayette Hz. Ya‘kūb, oğullarından kardeşlerini geri getireceklerine dair Allah adına sağlam bir söz almış ve ardından ‘Allah söylediklerimize vekildir’ demişti. 67. ayette ise oğullarına yeni bir tedbir öğütler: ‘Oğullarım! Tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin.’ Fakat hemen ardından son derece önemli bir denge kurar: ‘Ben Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam; hüküm yalnız Allah’ındır. Ben yalnız O’na tevekkül ettim.’ Böylece ayet, insanın elinden gelen tedbiri alması ile sonucu mutlak biçimde kontrol edemeyeceğini bilmesi arasındaki dengeyi olağanüstü biçimde ortaya koyar. Tedbir alınır, fakat tedbir ilahlaştırılmaz; tevekkül edilir, fakat tevekkül tedbirsizliğe dönüştürülmez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 67. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Ya‘kūb dedi ki: ‘Oğullarım! Tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnız Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim; tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler.’”

Ayetin Arapçası ise “Ve kâle yâ beniyye lâ tedhulû min bâbin vâhidin vedhulû min ebvâbin muteferrikah. Ve mâ uğnî ankum minallâhi min şey’. İni’l-hukmu illâ lillâh. Aleyhi tevekkeltu ve aleyhi felyetevekkeli’l-mütevekkilûn.” şeklindedir.

Bu ayet, Yûsuf kıssasındaki en güçlü tedbir ve tevekkül ayetlerinden biridir. Ya‘kūb oğullarına somut bir önlem söyler, sonra bu önlemin Allah’ın takdirini zorunlu biçimde değiştiremeyeceğini açıkça belirtir.

2️⃣ “Tek Bir Kapıdan Girmeyin” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Ya‘kūb oğullarından Mısır’a girdiklerinde aynı kapıdan topluca girmemelerini, farklı kapılardan şehre giriş yapmalarını istemektedir. Bu, görünüşte basit bir yolculuk tavsiyesi gibi görünse de ayetin devamı bunun bir ihtiyat tedbiri olduğunu gösterir.

Kur’an, bu tedbirin tam olarak hangi somut tehlikeye karşı alındığını açıkça söylemez. Bu nedenle sebebi kesinleştirirken dikkatli olmak gerekir.

Tefsirlerde farklı açıklamalar vardır; bazıları oğulların kalabalık, dikkat çekici ve güçlü görünmeleri sebebiyle göz önüne çıkmamalarını, bazıları ise nazar endişesini öne çıkarır. Ancak Kur’an’ın açık metninde sebep ayrıntılı biçimde verilmediği için bunlardan birini kesin ve tek açıklama hâline getirmek doğru değildir.

3️⃣ Hz. Ya‘kūb’un Bu Tavsiyesinin Sebebi Kesin Olarak Nazar mıdır ❓​

Bunu kesin biçimde söylemek doğru olmaz. Tefsir geleneğinde nazar ihtimali önemli açıklamalardan biridir; özellikle oğulların dikkat çekici bir topluluk hâlinde bulunmaları sebebiyle bu yorum yapılmıştır.

Ancak ayetin kendisi “nazar değmesin diye ayrı kapılardan girin” demez. Bu nedenle daha dikkatli ifade şudur: Tefsirlerde nazar dahil çeşitli ihtimaller zikredilmiştir, fakat Kur’an sebebi kesinleştirmemiştir.

Böyle bir konuda yorum ile ayetin açık ifadesini birbirine karıştırmamak gerekir. Tefsir değerlidir, fakat tefsir açıklaması doğrudan vahyin lafzı değildir.

4️⃣ Nazar İnancı Bu Ayetten Kesin Olarak İspatlanabilir mi ❓​

Bu ayet tek başına nazar hakkında ayrıntılı ve kesin bir doktrin kurmak için yeterli değildir. Nazar konusu İslam geleneğinde başka rivayetler ve değerlendirmeler üzerinden de tartışılmıştır; fakat bu ayetin açık mesajı doğrudan “nazar şöyle işler” şeklinde teknik bir açıklama değildir.

Buradaki ana vurgu daha geniştir: Ya‘kūb makul bir tedbir almaktadır. Sebebin nazar, güvenlik veya dikkat çekmemek gibi hangi unsurla açıklanacağı ikinci plandadır.

Bu nedenle ayeti korku kültürü üretmek, her olumsuzluğu nazara bağlamak veya hayatı sürekli görünmeyen tehditler üzerinden yaşamak için kullanmak doğru değildir. Tedbir ile vesvese birbirine karıştırılmamalıdır.

5️⃣ Farklı Kapılardan Girmek Güvenlik Tedbiri Olarak Nasıl Anlaşılabilir ❓​

Kalabalık bir grubun tek noktadan birlikte girmesi bazen daha fazla dikkat çekebilir. Ayrı noktalardan giriş yapmak ise görünürlüğü azaltabilir veya olası bir riski dağıtabilir.

Bu açıdan Hz. Ya‘kūb’un tavsiyesi genel anlamda risk azaltma davranışı olarak anlaşılabilir. Bunun modern güvenlik prosedürü gibi teknikleştirilmesi gerekmez; ayetin verdiği ders daha basittir.

İnsan olası bir riski görüyorsa ve makul bir tedbir alabiliyorsa bunu yapabilir. Tedbir almak korkaklık değildir; öngörü ve sorumluluk göstergesi olabilir.

6️⃣ “Ben Allah’tan Gelecek Hiçbir Şeyi Sizden Savamam” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Hz. Ya‘kūb “Ve mâ uğnî ankum minallâhi min şey’” der. Yani yaklaşık olarak “Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam” anlamındadır.

Bu cümle, az önce verilen tedbirin sınırını açıkça gösterir. Ya‘kūb farklı kapılardan girmelerini istemektedir ama bu önlemin sonucu garanti ettiğini düşünmemektedir.

Buradaki mesaj çok güçlüdür: Tedbir sebep alanındadır; sonuç üzerinde mutlak hâkimiyet sağlamaz. İnsan olasılıkları azaltabilir, fakat geleceği tamamen kontrol edemez.

7️⃣ Tedbir Almak Kaderi Değiştirmek midir ❓​

Bu soruyu “Tedbir Allah’ın kaderine karşı mücadeledir” şeklinde kurmak doğru değildir. İnsan zaten Allah’ın yarattığı sebepler dünyasında yaşamaktadır ve tedbir almak da insanın sorumluluk alanının parçasıdır.

Hz. Ya‘kūb bizzat tedbir almakta, sonra “Ben Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam” demektedir. Bu iki cümle yan yana durmaktadır.

Dolayısıyla Kur’an’ın verdiği denge şudur: Tedbir al ama tedbirin seni Allah’tan bağımsız hâle getirdiğini sanma. Allah’a güven ama kader anlayışını tedbirsizlik bahanesine çevirme.

8️⃣ “Hüküm Yalnız Allah’ındır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “İni’l-hukmu illâ lillâh”, yani “Hüküm yalnız Allah’ındır” denilir. Burada nihai hüküm, takdir ve sonuç üzerinde mutlak egemenliğin Allah’a ait olduğu vurgulanmaktadır.

Bu ifade, insanın dünyadaki bütün karar verme yetkisinin yok olduğu anlamına gelmez. İnsanlar hâkimlik yapar, yönetir, plan yapar, aile içinde karar verir ve sorumluluk üstlenir.

Buradaki ayrım şudur: İnsanların yetkisi sınırlıdır; Allah’ın hükümranlığı mutlak ve nihai olandır. Bu ayeti insan hukukunu, yönetimi veya karar süreçlerini bütünüyle anlamsızlaştıracak şekilde okumak doğru değildir.

9️⃣ “Hüküm Allah’ındır” Demek İnsan Kanunlarını Geçersiz mi Kılar ❓​

Hayır. Ayeti bu şekilde mutlaklaştırmak, bağlamı aşar. Hz. Yûsuf kıssasının kendisinde yönetim, depolama, dağıtım, ticaret ve kamusal düzen gibi insan eliyle yürütülen birçok süreç bulunmaktadır.

İnsanlar sosyal hayatın düzenlenmesi için kurallar ve kurumlar oluşturabilir. Bunların adaletli veya yanlış olup olmadığı ayrıca değerlendirilebilir.

Allah’ın nihai hükümranlığı ile insanların sınırlı idari ve hukuki yetkileri birbirine rakip kavramlar değildir. İnsan yetkisi mutlaklaştırılmamalı, fakat varlığı da inkâr edilmemelidir.

🔟 “Ben O’na Tevekkül Ettim” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Ya‘kūb “Aleyhi tevekkeltu”, yani “Ben O’na tevekkül ettim” der. Tevekkül, insanın sorumluluğunu yerine getirdikten sonra kalben Allah’a dayanması ve sonucu O’na bırakmasıdır.

Burada tevekkülün anlamı ayetin kendi yapısından anlaşılır. Ya‘kūb önce somut tedbir söyler, sonra Allah’a tevekkül eder.

Dolayısıyla tevekkül, “Hiçbir şey yapmayayım, Allah halleder” değildir. Tam tersine insan yapabileceğini yapar, fakat sonucu kendi gücünün kesin ürünü sanmaz.

1️⃣1️⃣ Tevekkül ile Tedbir Arasındaki En Doğru Denge Nedir ❓​

Bu ayette denge neredeyse tek cümlede kurulmaktadır: Farklı kapılardan girin; ama bilin ki ben Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam.

Birinci bölüm sorumluluğu, ikinci bölüm insanın sınırını gösterir. Biri olmadan diğeri eksik kalabilir.

Yalnız tedbir varsa insan kendini her şeyin kontrolünde sanabilir. Yalnız tevekkül söylemi varsa insan görevini ihmal edebilir. Kur’an ikisini birleştirir: Sebeplere sarıl, ama sebepleri ilahlaştırma.

1️⃣2️⃣ “Allah Korur” Diyerek Güvenlik Önlemlerini Almamak Doğru mudur ❓​

Hayır. Hz. Ya‘kūb’un davranışı bunun tam tersidir. Allah’a tevekkül eden bir peygamber, oğullarına açıkça güvenlik sayılabilecek bir tedbir tavsiye etmektedir.

Bu nedenle “Allah korur, emniyet kemerine gerek yok”, “Allah korur, doktora gitmeye gerek yok”, “Allah korur, kapıyı kilitlemeye gerek yok” gibi düşünceler tevekkülün doğru anlaşılması değildir.

Tedbir sonucu garanti etmez ama bu, tedbiri anlamsız yapmaz. Bir önlem yüzde yüz koruma sağlamıyor diye değersiz değildir.

1️⃣3️⃣ Tedbir Aldıktan Sonra Kötü Bir Şey Olursa Tedbir Boşa mı Gitmiş Olur ❓​

Hayır. Tedbirin amacı her zaman bütün riski sıfırlamak değildir; çoğu zaman riski azaltmaktır. İnsan bütün doğru önlemleri almasına rağmen olumsuz sonuç yaşayabilir.

Böyle bir durumda “Demek ki hiçbir önlem almamak gerekiyormuş” sonucu çıkarılamaz. Aynı şekilde kötü sonuç yaşayan kişiyi de otomatik olarak “Yeterince tevekkül etmedi” veya “Yanlış bir şey yaptı” diye suçlamak doğru değildir.

Hz. Ya‘kūb’un cümlesi bunu açıkça kabul eder: İnsan tedbir alır ama sonucu garanti edemez.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Kaygı ve Kontrol İhtiyacı Açısından Ne Öğretir ❓​

İnsan bazen sevdiği kişileri korumak için her ayrıntıyı kontrol etmeye çalışabilir. Fakat hiçbir insan hayatın bütün risklerini ortadan kaldıramaz.

Hz. Ya‘kūb oğulları için endişelidir ve önlem alır; buna rağmen kendi gücünün sınırını kabul eder. Bu, sağlıklı bir dengeyi düşündürür.

Sorumluluk almak başka, mutlak kontrol sahibi olduğunu sanmak başkadır. İnsan elinden geleni yapabilir ama hayatın tamamını kontrol edemediğini kabul etmek zorundadır.

1️⃣5️⃣ Ya‘kūb’un Tavsiyesi Korkunun Kararlarını Yönetmesi midir ❓​

Ayet onu korkunun esiri olmuş biri olarak göstermiyor. Oğullarını yolculuktan tamamen men etmiyor; yalnız belirli bir tedbir tavsiye ediyor.

Eğer korkusu hayatını tamamen yönetiyor olsaydı “Hiçbiriniz gitmeyin” diyebilirdi. O ise ihtiyaç ile risk arasında denge kurmaktadır.

Bu nedenle tedbir ile korku aynı şey değildir. Korku hayatı felç edebilir; tedbir ise riskin varlığını kabul edip yaşamaya devam etmektir.

1️⃣6️⃣ “Tevekkül Edenler Yalnız Allah’a Tevekkül Etsinler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda “ve aleyhi felyetevekkeli’l-mütevekkilûn”, yani “Tevekkül edenler yalnız O’na tevekkül etsinler” denilir. Bu, nihai güvenin Allah’a yönelmesi gerektiğini bildirir.

İnsan doktora, uzmana, aile bireyine veya bir kuruma güvenebilir; fakat bunların hiçbiri mutlak ve hatasız değildir. Sebeplere güvenmekle onları nihai güven kaynağı yapmak arasında fark vardır.

Bu yüzden Allah’a tevekkül, insanlardan yardım istemeyi reddetmek değildir. İnsan yardım eder, tedbir alır, kurumlar çalışır; fakat bütün bunların sınırlı olduğu bilinir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bilimsel ve Teknik Tedbirlerle Çelişir mi ❓​

Hayır. Tam tersine ayetin temel mantığı, makul sebebe başvurmayı destekler. Günümüzde güvenlik, sağlık, mühendislik veya afet yönetimi alanlarında bilimsel bilgiye dayalı önlemler almak bu genel ilkeyle uyumludur.

Bir binayı depreme dayanıklı yapmak, hastalıkta doktora başvurmak veya trafik kurallarına uymak Allah’a güvenmemek değildir.

Bilimsel açıklama da Allah inancına rakip olmak zorunda değildir. Sebebin nasıl işlediğini anlamak, Yaratıcıyı inkâr etmek anlamına gelmez.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 66 ve 67 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 66’da Hz. Ya‘kūb oğullarından Allah adına güçlü bir güvence almıştı. Yûsuf 67’de ise bu güvenceyle yetinmeyip ayrıca farklı kapılardan girmelerini öğütlemektedir.

Bu son derece önemlidir. Söz vardır, teminat vardır, tedbir vardır ve tevekkül vardır. Bunlardan hiçbiri diğerini gereksiz hâle getirmez.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 68. ayette, oğulların babalarının emrettiği biçimde şehre girdikleri, fakat bu tedbirin Allah’tan gelecek hiçbir şeyi savamayacağı, yalnız Ya‘kūb’un içindeki bir ihtiyacın yerine getirilmesi anlamına geldiği bildirilecektir. Ayrıca Ya‘kūb’un Allah’ın kendisine öğrettiği bilgi sayesinde bilgi sahibi olduğu, fakat insanların çoğunun bunu bilmediği ifade edilecektir. Böylece 67. ayette kurulan tedbir ile kader arasındaki denge, 68. ayette daha da açıklığa kavuşacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 67. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 67. ayet, tedbir ile tevekkül arasındaki ilişkiyi en açık biçimde gösteren ayetlerden biridir. Hz. Ya‘kūb oğullarına “Tek bir kapıdan girmeyin, farklı kapılardan girin” diyerek somut bir önlem tavsiye eder. Ardından hemen “Ben Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam” diyerek bu önlemin sınırını açıklar. Böylece Kur’an hem insan sorumluluğunu hem de insan gücünün sınırlılığını aynı anda korur.

Ayetin ilk büyük mesajı tedbirin imana aykırı olmadığıdır. Ya‘kūb bir peygamberdir, Allah’a güçlü biçimde güvenmektedir ve yine de risk gördüğünde önlem almaktadır. Bu, tevekkülü tedbirsizlik olarak yorumlayan anlayışın ne kadar eksik olduğunu gösterir.

İman aklı iptal etmez; aklı sorumluluk içinde kullanmayı gerektirir.

İkinci büyük mesaj tedbirin mutlaklaştırılmamasıdır. İnsan en iyi planı yapabilir, en güçlü güvenlik önlemlerini alabilir ve yine de beklenmedik bir sonuç yaşayabilir. Bu durum tedbirin anlamsız olduğunu değil, insanın sınırlı olduğunu gösterir.

Bu nedenle başarı geldiğinde “Her şeyi ben kontrol ettim” demek de, olumsuz sonuç geldiğinde “Demek ki hiçbir tedbir işe yaramıyor” demek de yanlıştır.

Üçüncü büyük mesaj sebep ile sonucu birbirine karıştırmamaktır. Farklı kapılardan girmek bir sebep veya önlemdir; fakat sonucu zorunlu biçimde belirlemez. Aynı şey hayatın pek çok alanında geçerlidir.

İlaç şifaya vesile olabilir fakat şifayı mutlak garanti etmez. Güvenlik önlemi riski azaltabilir fakat bütün tehlikeyi yok etmez. Sebebe başvurmak gerekir ama sebebi mutlak güç sahibi görmek gerekmez.

Dördüncü büyük mesaj “Allah korur” sözünü sorumsuzluk bahanesine çevirmemektir. İnsan gerekli tedbiri bilerek terk edip sonra sonucu tamamen kadere yükleyemez. Ya‘kūb’un örneği bunun tersidir.

Tevekkülün sağlıklı biçimi şudur: Yapabileceğini yap, yapamayacağını Allah’a bırak.

Beşinci büyük mesaj nazar gibi yorumlarda kesinlik iddiasından kaçınmaktır. Tefsirlerde Ya‘kūb’un oğullarının ayrı kapılardan girmesini istemesinin nazarla ilgili olabileceği açıklanmıştır. Ancak Kur’an bunu açıkça sebep olarak belirtmez.

Bu nedenle “Ayet kesin olarak nazarı anlatıyor” demek yerine, tefsirlerde böyle bir yorumun bulunduğunu söylemek daha doğru olur. Dinî metni yorumlarken açıklama ile vahyin açık ifadesini ayırmak ilmî dürüstlüğün parçasıdır.

Altıncı büyük mesaj korkunun hayatı tamamen durdurmamasıdır. Ya‘kūb endişelenmektedir, fakat oğullarını yolculuktan alıkoymaz. Risk karşısında bir önlem geliştirir ve hayatın devam etmesine izin verir.

Bu, korku ile tedbir arasındaki farkı gösterir. Tedbir hareket etmeyi mümkün kılar; kontrolsüz korku ise hareketi tamamen durdurabilir.

Yedinci büyük mesaj Allah’ın hükmünün mutlaklığını doğru anlamaktır. “Hüküm yalnız Allah’ındır” ifadesi, insanların hiçbir karar alamayacağı anlamına gelmez. Ya‘kūb zaten aynı ayette karar almakta ve oğullarına yolculuk tavsiyesi vermektedir.

Dolayısıyla burada vurgulanan şey insan kararlarının yokluğu değil, insan kararlarının mutlak olmadığıdır. İnsan planlar, Allah’ın bilgisi ve kudreti ise bütün şartları kuşatır.

Sekizinci büyük mesaj tevekkülün insanlardan yardım almayı engellemediğidir. Yûsuf kıssasının kendisinde insanlar birbirlerinden yardım almakta, görev paylaşmakta, bilgi kullanmakta ve tedbir geliştirmektedir.

Bu yüzden “Allah bana yeter, doktora ihtiyacım yok”, “Allah’a güveniyorum, uzman görüşüne gerek yok” şeklindeki anlayış doğru değildir. Allah insanlara yardım edecek sebepler ve insanlar yaratabilir.

Dokuzuncu büyük mesaj kontrol ihtiyacımızın sınırlarını kabul etmektir. İnsan sevdiklerini bütün tehlikelerden korumak isteyebilir ama bunu mutlak biçimde başaramaz. Ya‘kūb bunu bilir.

Bu kabul ilgisizlik değildir. Tam tersine sorumluluğunu yerine getirip kendini ilahlaştırmama olgunluğudur.

Onuncu ve ayetin belki de en güçlü mesajı, tedbir aldıktan sonra kalbin nereye dayandığıdır. İnsan bütün planlarını yaptıktan sonra da sürekli kaygı içinde “Ya kontrolümden çıkarsa?” diye yaşayabilir. Ya‘kūb ise kontrolünün sınırını bilir ve “Ben O’na tevekkül ettim” der.

Bu cümle, sorumluluktan kaçış değil, sorumluluğun sınırını bilme cümlesidir. Tevekkül, kontrol edebildiğini ihmal etmek değil; kontrol edemediğini Allah’a bırakabilmektir.

Yûsuf Suresi 67. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Risk görüyorsan tedbir al, fakat tedbirini mutlak güvence sanma. Allah’a güven ama bunu ihmale mazeret yapma. Bilimsel ve akılcı sebeplere başvur ama onları Allah’ın yerine koyma. Geleceği tamamen kontrol edemeyeceğini kabul et, fakat bu gerçeği hiçbir şey yapmamanın bahanesi hâline getirme. Tefsir yorumlarını ayetin açık sözüyle karıştırma ve görünmeyen tehlikeler hakkında kesinlik üretme. Çünkü gerçek tevekkül, kapıları kilitlemeden ‘Allah korur’ demek değil; kapını kilitleyip bütün kilitlerin ötesinde nihai koruyucunun Allah olduğunu bilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 68. ayette, kardeşlerin babalarının söylediği biçimde farklı kapılardan girdikleri anlatılacak; fakat bu tedbirin Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamayacağı yeniden vurgulanacaktır. Ayet ayrıca bunun Ya‘kūb’un içindeki bir ihtiyacın yerine getirilmesi olduğunu ve onun Allah’ın kendisine öğrettiği bilgi sayesinde bilgi sahibi bulunduğunu bildirecektir. Böylece tedbirin psikolojik rahatlama yönü, tedbirin kaderi zorunlu biçimde değiştirmemesi, peygamberin bilgisi ile mutlak gayb bilgisinin ayrımı ve insan bilgisinin sınırları çok daha derin biçimde ele alınacaktır.

Ve belki Yûsuf Suresi 67. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Tevekkül ettiğimizi söylerken gerçekten gerekli tedbirleri alıyor muyuz, yoksa sorumluluğumuzu kadere mi yüklüyoruz? Tedbir aldığımızda ise kendimizi her sonucu kontrol edebilecek kadar güçlü mü sanıyoruz? Hayatın belirsizliğini gördüğümüzde paniğe mı kapılıyoruz, yoksa elimizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabiliyor muyuz? Ve en önemlisi, “Ben tedbirimi alırım; fakat nihai hüküm Allah’ındır” diyebilecek kadar hem sorumlu hem teslimiyet sahibi olabiliyor muyuz?

“Yûsuf 67, Hz. Ya‘kūb’un oğullarına ‘Tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin’ diyerek tedbir tavsiye ettiğini; hemen ardından ‘Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam; hüküm yalnız Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim’ dediğini bildirir. Ayet bize tevekkülün tedbirsizlik olmadığını, tedbirin de mutlak güvence sayılamayacağını öğretir. İnsan sebeplere sarılır fakat sebepleri ilahlaştırmaz; elinden geleni yapar fakat sonucu bütünüyle kendi gücüne bağlamaz. Gerçek tevekkül, sorumluluğu terk etmek değil, sorumluluğunu yerine getirdikten sonra kontrol edemediğini Allah’a emanet edebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt