📖 Yûsuf Suresi 70. Ayette “Yûsuf Kardeşlerinin Yüklerini Hazırlatınca Su Kabını Kardeşinin Yüküne Koydurdu; Sonra Bir Çağrıcı ‘Ey Kafile!

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,343
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 70. Ayette “Yûsuf Kardeşlerinin Yüklerini Hazırlatınca Su Kabını Kardeşinin Yüküne Koydurdu; Sonra Bir Çağrıcı ‘Ey Kafile! Siz Hırsızsınız!’ Diye Seslendi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 69. ayette Hz. Yûsuf, yıllardır ayrı kaldığı kardeşini yanına almış ve ona ‘Ben senin kardeşinim; onların yaptıklarından dolayı artık üzülme’ diyerek kimliğini açıklamıştı. 70. ayette ise kıssanın en dikkatli yorumlanması gereken sahnelerinden biri başlar: Yûsuf kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken bir su kabını veya ölçü kabını kardeşinin yüküne koydurur; ardından bir çağrıcı kafileye ‘Ey kafile! Siz hırsızsınız!’ diye seslenir. Bu sahne, yüzeysel biçimde okunduğunda masum birine delil yerleştirme veya iftira etme gibi görünebilir. Fakat ayetler adım adım takip edildiğinde kimin ne söylediği, kardeşin gerçekte hırsız olup olmadığı, planın amacı ve bu özel peygamber kıssasından hangi genel sonuçların çıkarılıp çıkarılamayacağı son derece dikkatli biçimde ayrılmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 70. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca su kabını/ölçü kabını kardeşinin yüküne koydu. Sonra bir çağrıcı, ‘Ey kafile! Siz gerçekten hırsızsınız!’ diye seslendi.” Ayetin Arapçası ise “Felemmâ cehhezehum bi-cehâzihim ce‘ale’s-sikâyete fî rahli ehîhi sümme ezzene müezzinun eyyetühe’l-îru innekum lesârikûn.” şeklindedir.

Bu ayet, Hz. Yûsuf’un kardeşini yanında tutmaya yönelik planın yeni aşamasını anlatır. Daha önce kardeşine kimliğini açıklamıştır; şimdi onun yüküne belirli bir kap konulur ve ardından kafile hakkında hırsızlık çağrısı yapılır.

Ancak ayet “Yûsuf kardeşine hırsızlık yaptırdı” demez. Kardeşin o kabı çaldığı da söylenmez; tam tersine kap onun yüküne yerleştirilmektedir.

2️⃣ Ayetteki “Sikâye” Nedir ❓​

Ayette geçen “es-sikâye” kelimesi, su içmek için kullanılan kap, sulama kabı veya aynı zamanda ölçü amacıyla kullanılabilen bir kap anlamına gelebilir. Kıssanın devamında bu nesne için “su‘â‘u’l-melik”, yani hükümdarın ölçü kabı/kasesi anlamına gelen başka bir ifade de kullanılacaktır.

Bu nedenle Türkçede “su kabı”, “kadeh”, “tas”, “ölçü kabı” gibi farklı çeviriler görülebilir. Bağlamda tahıl dağıtımı yapıldığı için bu nesnenin ölçü aracı olarak da kullanılmış olması mümkündür.

Kur’an’ın asıl vurgusu kabın maddi biçiminde değil, Yûsuf’un kardeşinin yüküne yerleştirilmesindedir.

3️⃣ Bu Kap Kesin Olarak Kralın Altın Kadehi miydi ❓​

Bunu kesin biçimde söylemek doğru olmaz. Tefsirlerde kabın maddesi, biçimi ve saray içindeki kullanımı hakkında farklı ayrıntılar aktarılmıştır. Bazı anlatılarda altın veya değerli bir kap olarak tasvir edilir.

Fakat Kur’an bu ayette kabın altından mı, gümüşten mi veya başka bir maddeden mi yapıldığını söylemez. Bu nedenle ayrıntıları tarihsel kesinlik gibi sunmamak gerekir.

Ayetin mesajı açısından gerekli bilgi şudur: Devlete veya hükümdarlık düzenine ait önemli bir ölçü/su kabı kardeşin yüküne konulmuştur.

4️⃣ Yûsuf Kabı Kardeşinin Yüküne Neden Koydurdu ❓​

Kıssanın ilerleyen ayetlerinden, bunun kardeşini yanında tutmaya yönelik planın parçası olduğu anlaşılır. Yûsuf daha önce ona “Ben senin kardeşinim” diyerek gerçeği açıklamıştır; şimdi onu diğer kardeşlerle geri göndermemek için bir süreç başlatmaktadır.

Ancak ayet burada planın bütün ayrıntılarını tek cümlede açıklamaz. Dolayısıyla “Yûsuf kesin şu psikolojik nedenle bunu yaptı” gibi gereksiz kesinliklerden kaçınmak gerekir.

En güvenli ifade şudur: Kabın yükte bulunması, biraz sonra kardeşin o ülkedeki geçerli uygulamalar çerçevesinde alıkonulmasına yol açacak gelişmenin başlangıcıdır.

5️⃣ Kardeş Gerçekten Hırsız mıydı ❓​

Hayır. Ayetin açık anlatımında kap kardeşin yüküne Yûsuf tarafından yerleştirilmektedir. Dolayısıyla kardeşin onu çaldığı söylenemez.

Bu ayrım çok önemlidir. İlerleyen ayetlerde kap onun yükünden çıkarılacaktır; fakat bir eşyanın birinin çantasında veya yükünde bulunması, tek başına o kişinin onu çaldığını kesin olarak kanıtlamaz.

Kıssa özelinde okuyucu gerçeği bilmektedir: Kardeş hırsız değildir.

6️⃣ O Hâlde “Siz Hırsızsınız” Diye Seslenilmesi İftira Değil midir ❓​

Ayetin en hassas noktalarından biri budur. Öncelikle çağrıyı yapan kişi için “müezzin”, yani çağrıcı denilir; ayet doğrudan “Yûsuf onlara siz hırsızsınız dedi” ifadesini kullanmaz.

Tefsirlerde bu çağrının nasıl anlaşılması gerektiği konusunda farklı açıklamalar vardır. Bazıları çağrıcının kap kaybolmuş sanarak böyle söylediğini, bazıları ise ifadenin planın bir parçası olduğunu belirtir.

Kesin olan şudur: Kardeş gerçekte hırsız değildir ve bu kıssa sıradan insanların masum birine sahte suç isnat etmesine ruhsat vermez.

7️⃣ Çağrıcı Kimin Emriyle Konuşuyordu ❓​

Ayet çağrıcının kim olduğunu, ne kadar bilgi sahibi olduğunu veya bu cümleyi Yûsuf’un doğrudan emriyle söyleyip söylemediğini açıkça belirtmez. Bu nedenle burada kesin senaryo üretmek doğru olmaz.

Metin yalnızca kap yerleştirildikten sonra bir çağrıcının kafileye seslendiğini bildirir. Aradaki ayrıntılar anlatılmamıştır.

Bu da kıssa yorumunda önemli bir yöntemi hatırlatır: Kur’an’ın sustuğu yerde tahmini, vahyin kesin bilgisi gibi sunmamak gerekir.

8️⃣ “Ey Kafile! Siz Hırsızsınız” Neden Çoğul Söylenmiştir ❓​

Ayette kafileye topluca hitap edilir: “İnnekum lesârikûn”, yani “Siz hırsızsınız.” Bunun sebebi, eşyanın kafilenin eşyaları arasında aranacak olması ve şüphe alanının başlangıçta bütün kervanı kapsaması olabilir.

Fakat çoğul hitap, kafiledeki herkesin gerçekten hırsız olduğu anlamına gelmez. Zaten okuyucu, kabın sonradan bir kişinin yükünden çıkacağını ve onun da gerçekte çalmadığını bilmektedir.

Bu bize hukuken ve ahlaken önemli bir ayrımı hatırlatır: Bir grubun içinde suç şüphesi bulunması, bütün grubun suçlu olduğu anlamına gelmez.

9️⃣ Bir Eşyanın Birinin Çantasında Bulunması Suçu Kesin Kanıtlar mı ❓​

Her zaman değil. Normal şartlarda bir eşyanın bir kişinin çantasında bulunması ciddi bir delil olabilir; fakat delilin nasıl oraya geldiği de araştırılmalıdır.

Yûsuf kıssasında okuyucu bu konuda ayrıcalıklı bilgiye sahiptir: Kabın bizzat kardeşin yüküne konulduğunu biliyoruz. Bu nedenle bulunması, onun hırsızlığını kanıtlamaz.

Bu çok önemli bir hukuk ve ahlak ilkesini düşündürür: Delil bağlamdan koparılamaz. Fiziksel bulgu önemlidir, fakat nasıl oluştuğu araştırılmadan otomatik hükme dönüşmemelidir.

🔟 Bu Ayet Sahte Delil Yerleştirmeye İzin Verir mi ❓​

Hayır. Bu kıssa, sıradan insanların birini suçlu göstermek için eşyasına yasak veya çalıntı bir şey koymasına kesinlikle genel izin vermez.

Masum birine sahte delil yerleştirmek, onu işlemediği bir suçtan dolayı cezalandırmak veya hukuk sistemini manipüle etmek ağır bir haksızlıktır. Peygamber kıssasındaki özel olay, günlük hayat için böyle bir ruhsat üretmez.

Kıssanın özel ilahî hikmet içindeki seyri ile bizim normal ahlaki ve hukuki sorumluluğumuz birbirinden ayrılmalıdır. “Yûsuf yaptıysa ben de yapabilirim” şeklindeki yaklaşım son derece hatalıdır.

1️⃣1️⃣ Peygamberlerin Özel Kıssa Davranışları Neden Her Zaman Birebir Taklit Edilemez ❓​

Çünkü peygamber kıssaları belirli tarihsel şartlar, özel ilahî yönlendirmeler ve vahyin bildirdiği sonuçlar içinde anlatılır. Biz ise aynı bilgiye veya aynı özel konuma sahip değiliz.

Bir davranışın kıssada geçmesi, o davranışın biçiminin her çağda, her kişi için ve her amaçla uygulanabileceği anlamına gelmez. Genel ders çıkarırken Kur’an’ın adalet, doğruluk ve emanet gibi temel ilkeleri birlikte gözetilmelidir.

Bu nedenle Yûsuf’un burada yürüttüğü özel plan, masumları suçlama veya hukuk sistemine sahte delil sokma tekniği olarak okunamaz.

1️⃣2️⃣ Yûsuf’un Kardeşi Bu Plandan Haberdar mıydı ❓​

Bir önceki ayette Yûsuf ona kimliğini açıklamış ve “Onların yaptıklarından dolayı üzülme” demişti. Bu nedenle tefsirlerde kardeşin bundan sonraki plan hakkında bilgilendirilmiş olabileceğine dair açıklamalar bulunmaktadır.

Ancak 70. ayetin kendisi açıkça “Yûsuf kardeşine planı anlattı” demez. Bu yüzden kardeşin bütün ayrıntıları önceden bilip bilmediğini kesinleştirmek doğru değildir.

Söylenebilecek en güvenli şey, kardeşin artık Yûsuf’un gerçek kimliğini bildiğidir. Planın ayrıntılarına dair bilgi düzeyi ise ayetin açık ifadesinde belirtilmemiştir.

1️⃣3️⃣ Eğer Kardeş Habersizse Bu Onun İçin Haksızlık Olmaz mı ❓​

Bu soru haklı olarak ortaya çıkar; fakat metin bize onun ne kadar bilgilendirildiğini kesin biçimde söylemediği için kesin bir hüküm kurmak güçtür. Bu nedenle kıssada belirtilmeyen psikolojik ayrıntıları varsayarak Yûsuf hakkında kesin suçlayıcı veya savunmacı senaryolar üretmemek gerekir.

Kıssanın ilerleyişi, kardeşin sonunda Yûsuf’un yanında kalmasına ve ailenin yeniden birleşmesine hizmet eder. Ancak iyi bir sonuç, sıradan hayatta yanlış bir yöntemi otomatik olarak doğru yapmaz.

Bizim için güvenli ahlaki ilke şudur: İnsanların üzerinde onları doğrudan etkileyen gizli planlar yürütürken onların haklarını, güvenliğini ve rızasını ciddiye almak gerekir.

1️⃣4️⃣ İyi Bir Amaç Her Yöntemi Meşru Hâle Getirir mi ❓​

Hayır. “Sonuç iyi olacaksa kullanılan yöntem önemli değildir” anlayışı sağlıklı bir ahlak ilkesi değildir.

Bir insan aileyi birleştirmek, bir suçluyu yakalamak veya başka bir iyi hedefe ulaşmak istese bile, sıradan şartlarda yalan, iftira veya masuma sahte delil yerleştirme gibi yöntemler otomatik olarak meşru olmaz.

Yûsuf kıssasını doğru anlamak için özel peygamberlik bağlamı ile genel ahlaki kuralı ayırmak gerekir. İyi niyet, yanlış yöntemi tek başına temizlemez.

1️⃣5️⃣ Bu Olayda Yûsuf’un Amacı Kardeşlerini Küçük Düşürmek midir ❓​

Metin böyle bir amaç göstermemektedir. Yûsuf yıllardır kardeşlerinden intikam alma peşinde değildir; daha önce onlara ölçüyü tam vermiş, iyi ağırlamış ve mallarını geri koydurmuştur.

Buradaki planın görünen yönü, özellikle kardeşini yanında tutmak ve aileyi sonraki aşamaya taşımaktır. Bu nedenle “Yûsuf onları yalnız aşağılamak için böyle yaptı” demek kıssanın genel akışıyla uyuşmaz.

Ancak amacı iyi görmek, sahneyi yüzeysel biçimde “Her şey yapılabilir” şeklinde okumayı da haklı çıkarmaz. Burada dikkatli ahlaki ayrım gereklidir.

1️⃣6️⃣ Suçlama Duyulduğunda Hemen Hüküm Vermek Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü bir suçlama, henüz suçun ispatı değildir. “Siz hırsızsınız” çağrısı yapılmış olması, okuyucu açısından kardeşlerin gerçekten hırsız olduğu anlamına gelmez.

Gündelik hayatta da bir insan hakkında iddia ortaya atılması ile o iddianın kanıtlanması birbirinden farklıdır. Özellikle ağır suçlamalarda delil, bağlam ve savunma hakkı önemlidir.

Bu nedenle iddia ≠ suçluluk ayrımı korunmalıdır. Bir kişiyi yalnız hakkında bir suçlama duyulduğu için toplum önünde kesin suçlu ilan etmek ciddi haksızlıklara yol açabilir.

1️⃣7️⃣ Yûsuf Kıssası Delil ve Yargılama Açısından Ne Öğretir ❓​

Bu sahne tek başına ayrıntılı bir hukuk sistemi öğretmez; fakat delilin nasıl yorumlandığı konusunda düşündürücü bir örnektir. Birazdan kayıp kabın aranması, yüklerin kontrol edilmesi ve ilgili kişiye uygulanacak sonuç hakkında konuşulacaktır.

Fakat okuyucu perde arkasını bildiği için görünürde güçlü olan delilin bile gerçeğin tamamı olmayabileceğini görür.

Bu, hukukta ve günlük hayatta ihtiyatlı olmayı düşündürür: Kanıtı ciddiye al ama kanıtın oluşum sürecini de araştır. Görünen şey her zaman bütün gerçeğin kendisi değildir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 69 ve 70 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 69’da Hz. Yûsuf kardeşine kimliğini açıklamış ve “Ben senin kardeşinim; onların yaptıklarından dolayı üzülme” demişti. Yûsuf 70’te ise onu yanında tutacak sürecin başlangıcı olarak kap kardeşinin yüküne yerleştirilir.

Bu iki ayet birlikte düşünüldüğünde olayın yalnız bir hırsızlık şüphesinden ibaret olmadığı görülür. Okuyucu, kardeşin gerçekte hırsız olmadığını ve Yûsuf ile arasında daha önce özel bir görüşme gerçekleştiğini bilmektedir.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 71. ayette, kardeşler çağrıcılara dönerek “Ne kaybettiniz?” diye soracaklardır. Bu cevap dikkat çekicidir; çünkü hemen kaçmak veya suçu kabul etmek yerine iddianın ne olduğunu öğrenmek isterler. Böylece suçlama karşısında önce olayın niteliğini sorma, iddia ile kanıtı ayırma ve suçlanan kişinin savunma hakkı gibi konular daha görünür hâle gelecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 70. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 70. ayet, kıssanın en kolay yanlış anlaşılabilecek sahnelerinden biridir. Hz. Yûsuf kardeşlerinin yüklerini hazırlatır, bir su veya ölçü kabını kardeşinin yüküne koydurur ve ardından kafileye “Siz hırsızsınız” şeklinde bir çağrı yapılır. Fakat okuyucu gerçeği bilmektedir: Kardeş kabı çalmamıştır.

Ayetin ilk büyük mesajı, görünen ile gerçeğin her zaman aynı olmayabileceğidir. Bir eşya birinin çantasından çıkabilir ve dışarıdan bakıldığında güçlü bir suç şüphesi doğabilir; fakat eşyanın oraya nasıl geldiği bilinmeden bütün gerçek ortaya çıkmış olmaz.

Bu, özellikle hukuk ve toplumsal yargılama açısından son derece önemlidir. Bulgu önemlidir ama bağlam da önemlidir.

İkinci büyük mesaj, suçlama ile suçluluğu ayırmaktır. Bir çağrıcının “Siz hırsızsınız” demesi, kafiledeki herkesin hırsız olduğunu kanıtlamaz. Kıssada okuyucu bunun zaten gerçek olmadığını bilir.

Günümüzde de bir insan hakkında yapılan suçlama, sosyal medya paylaşımı veya söylenti onun otomatik olarak suçlu olduğu anlamına gelmez. İddia araştırılmalı, kanıt değerlendirilmeli ve kişinin savunması dinlenmelidir.

Üçüncü büyük mesaj, masum birine sahte delil yerleştirmenin bu ayetten meşrulaştırılamayacağıdır. Yûsuf kıssasındaki özel peygamberlik bağlamı, sıradan insanların benzer yöntemlerle başkalarını suçlamasına açık çek değildir.

Birinin cebine, arabasına, evine veya dijital hesabına sahte delil yerleştirerek onu suçlu göstermek ağır bir zulümdür. Kıssayı böyle bir davranışın bahanesi hâline getirmek, Kur’an’ın adalet öğretisine ters düşer.

Dördüncü büyük mesaj, peygamber kıssalarının bağlamından koparılmaması gerektiğidir. Her kıssa davranışı evrensel teknik tarif değildir. Bazen özel bir tarihsel süreç ve vahiy bağlamı söz konusudur.

Bizim için asıl soru “Bunu birebir nasıl tekrarlarız?” değil, “Bu kıssadan adalet, güven, niyet ve sonuç hakkında ne öğrenebiliriz?” olmalıdır.

Beşinci büyük mesaj, iyi amaç ile iyi yöntemi birbirinden ayırmamaktır. İnsanların sık yaptığı hatalardan biri “Amacım iyiydi” diyerek kullandığı her yöntemi savunmaktır. Oysa normal insan ilişkilerinde amaç kadar yöntem de ahlaki değerlendirmeye tabidir.

İyi niyet, yanlış bilgi üretme, iftira veya masuma zarar verme hakkı doğurmaz. Sonucun güzel olması, her yolu otomatik olarak güzel yapmaz.

Altıncı büyük mesaj, delilin oluşum sürecini araştırmaktır. Bir şeyin bulunması önemli olabilir ama nasıl yerleştirildiği veya oraya nasıl geldiği de araştırılmalıdır. Bu ayet okuyucuya tam anlamıyla böyle bir bilgi avantajı verir: Kardeşin yükündeki kapın kaynağını biliyoruz.

Dolayısıyla gerçek adalet yalnız “Ne bulundu?” sorusunu değil, “Oraya nasıl geldi?” sorusunu da sormayı gerektirir.

Yedinci büyük mesaj, toplu suçlamadan kaçınmaktır. Çağrı bütün kafileye yöneltilmiştir fakat bütün kafilenin suçlu olmadığı açıktır. Günümüzde de bir aile, toplum, millet veya grup içindeki bir kişinin suçu sebebiyle bütün grubun suçlu ilan edilmesi ciddi bir adaletsizlik olabilir.

Bireysel sorumluluk, toplu etiketlemenin önüne geçmelidir.

Sekizinci büyük mesaj, mahrem plan ile haksız manipülasyonun aynı şey olmadığını ama sınırın dikkatle korunması gerektiğini göstermesidir. Yûsuf daha önce kardeşine kimliğini açıklamış, şimdi daha geniş aile planını ilerletmektedir. Fakat bizim normal ilişkilerimizde başkalarının hayatını etkileyen gizli planlar onların haklarını çiğnememelidir.

İnsanın “Senin iyiliğin için yaptım” demesi her gizli müdahaleyi haklı çıkarmaz.

Dokuzuncu büyük mesaj, hızlı hüküm vermemektir. İnsan zihni kolayca şunu yapar: Bir suçlama duyulur, bir eşya bulunur ve hikâye tamamlanmış kabul edilir. Oysa bu ayetin okuyucusu, görünürdeki hikâyenin aslında eksik olduğunu bilir.

Bu da bize epistemik bir tevazu öğretir: Bildiğimiz şey ile sandığımız şeyi ayırmalıyız.

Onuncu ve ayetin belki de en güçlü mesajı, adaletin yalnız doğru kişiyi cezalandırmak değil, masumu yanlış suçtan korumak da olduğudur. Bir toplum yalnız suçluları yakalamaya değil, masumların yanlış biçimde suçlanmamasına da önem vermelidir.

Yûsuf Suresi 70. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Bir suçlama duyduğunda hemen hüküm verme. Delili değerlendir ama delilin nasıl oluştuğunu da araştır. Bir grubun tamamını tek kişinin şüphesiyle suçlu ilan etme. İyi amaç uğruna her yöntemin serbest olduğunu sanma. Peygamber kıssasındaki özel olayları günlük hayatta iftira, sahte delil veya hukuk manipülasyonu için kullanma. Ve görünürde çok güçlü bir suç işareti gördüğünde bile, gerçeğin tamamını bilmeyebileceğini unutma. Çünkü adalet yalnız suçluyu bulmak değil, masumu yanlış bir suçlamadan koruyabilecek kadar dikkatli olabilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 71. ayette, kardeşler kendilerine seslenenlere dönerek “Ne kaybettiniz?” diye soracaklardır. Bu kısa soru son derece önemlidir; çünkü suçlamayı hemen kabul etmezler, önce iddianın ne olduğunu öğrenmek isterler. Ardından kayıp eşyanın ne olduğu açıklanacak ve onu getirene bir deve yükü ödül verileceği söylenecektir. Böylece suçlama karşısında savunma hakkı, iddianın somutlaştırılması, kayıp malın tanımlanması ve bir iddiayı kanıtlamadan önce olayın açıkça ortaya konulması konuları daha da belirginleşecektir.

Ve belki Yûsuf Suresi 70. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir insan hakkında suçlayıcı bir haber duyduğumuzda önce gerçeği mi araştırıyoruz, yoksa hemen hüküm mü veriyoruz? Bir kişinin üzerinde şüpheli bir şey bulunduğunda onun nasıl oraya geldiğini araştırıyor muyuz? Bir gruptan bir kişi suçlandığında bütün grubu aynı etikete mi mahkûm ediyoruz? Ve haklı olduğumuzu düşündüğümüzde bile, “Amacım iyi” diyerek yanlış yöntemleri kendimize meşru göstermeden adaleti koruyabiliyor muyuz?

“Yûsuf 70, Hz. Yûsuf’un kardeşlerinin yüklerini hazırlatırken su veya ölçü kabını kardeşinin yüküne koydurduğunu, ardından bir çağrıcının kafileye ‘Siz hırsızsınız’ diye seslendiğini bildirir. Fakat okuyucu kardeşin gerçekte hırsız olmadığını bilmektedir. Bu nedenle ayet, görünürde güçlü bir şüphenin bile bütün gerçeği göstermeyebileceğini hatırlatır. İddia suçluluk değildir, bulunan eşya tek başına hikâyenin tamamı değildir ve peygamber kıssasındaki özel bir plan masum insanlara sahte delil yerleştirmenin ruhsatı olamaz. Gerçek adalet, yalnız suçluyu aramak değil, masumu yanlış suçlamadan koruyacak kadar dikkatli davranmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt