📖 Yûsuf Suresi 77. Ayette “Eğer O Çaldıysa, Daha Önce Onun Bir Kardeşi de Çalmıştı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,344
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 77. Ayette “Eğer O Çaldıysa, Daha Önce Onun Bir Kardeşi de Çalmıştı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 76. ayette hükümdarın ölçü kabı Hz. Yûsuf’un kardeşinin yükünden çıkarılmış, fakat okuyucu onun gerçekte hırsız olmadığını zaten biliyordu. 77. ayette diğer kardeşler bu görüntü karşısında hemen geçmişe dönük yeni bir iddia ortaya atarlar: ‘Eğer o çaldıysa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.’ Burada sözünü ettikleri kardeş Hz. Yûsuf’tur. Böylece henüz önlerindeki olayın gerçeğini tam olarak bilmeden, yıllar önce kaybettikleri Yûsuf’u da hırsızlıkla ilişkilendirirler. Yûsuf ise onların karşısında gerçek kimliğini bildiği hâlde bu sözü hemen açığa vurmaz; içinde tutar ve onların durumunun daha kötü olduğunu düşünür/söyler. Ayetin sonunda ise son hüküm Allah’a bırakılır: ‘Allah sizin yakıştırdığınız şeyi en iyi bilendir.’ Böylece ayet, kanıtsız suçlama, aile içinde etiketleme, geçmiş söylentileri gerçekmiş gibi aktarma, öfkeyi yönetme ve hakikatin son ölçüsünü insanların iddialarına değil Allah’ın bilgisine bırakma açısından son derece güçlü bir ders verir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 77. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Dediler ki: ‘Eğer o çaldıysa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.’ Yûsuf bunu içinde sakladı, onlara açmadı ve ‘Siz durumca daha kötüsünüz; Allah sizin yakıştırdığınız şeyi en iyi bilendir’ dedi.” Ayetin Arapçası ise “Kâlû in yesrik fekad seraka ehun lehû min kabl. Fe-eserrahâ Yûsufu fî nefsihî ve lem yubdihâ lehum. Kâle entum şerrun mekânen vallâhu a‘lemu bimâ tasifûn.” şeklindedir.

Ayet, kardeşlerin ölçü kabının Yûsuf’un kardeşinin yükünden çıkması üzerine verdikleri tepkiyi aktarır. Onlar yalnız mevcut kardeşlerini değil, daha önce kayıp olan Yûsuf’u da hırsızlıkla ilişkilendirirler.

Kur’an ise bu eski iddianın doğru olduğunu söylemez. Tam tersine ayetin sonunda “Allah sizin yakıştırdığınız şeyi en iyi bilir” ifadesi kullanılarak onların anlatısının sorgulanması gerektiği gösterilir.

2️⃣ “Eğer O Çaldıysa” İfadesindeki “O” Kimdir ❓​

Burada söz konusu kişi, ölçü kabının yükünden çıkarıldığı Yûsuf’un kardeşidir. Geleneksel anlatımda bu kardeş Bünyamin olarak bilinir.

Kardeşler görünürdeki durumu esas alarak “Eğer o hırsızlık yaptıysa...” demektedirler. Dikkat edilirse cümle yine şartlıdır; fakat hemen ardından geçmişe dönerek Yûsuf hakkında daha ağır bir suçlama ileri sürerler.

Okuyucu ise bu kardeşin gerçekte hırsız olmadığını bilmektedir. Bu nedenle onların görüntüden hükme geçişindeki aceleciliği daha açık görür.

3️⃣ “Daha Önce Onun Bir Kardeşi de Çalmıştı” Derken Kimi Kastediyorlar ❓​

Kastedilen kişi Hz. Yûsuf’tur. Çünkü söz konusu kardeş, Yûsuf’la aynı aile bağının içinde özel olarak ilişkilendirilmektedir ve kıssanın bağlamı bunu açık hâle getirir.

Kardeşler böylece mevcut şüpheyi geçmişte Yûsuf hakkında ileri sürdükleri bir iddia ile güçlendirmeye çalışırlar. Bu, bir bakıma “Zaten onun kardeşi de böyleydi” şeklinde bir aile etiketi üretmektir.

Ancak Kur’an bu suçlamayı onaylamaz. Yûsuf’un gerçekten hırsızlık yaptığına dair ayette hiçbir doğrulama yoktur.

4️⃣ Hz. Yûsuf Gerçekten Daha Önce Hırsızlık Yapmış mıydı ❓​

Kur’an böyle bir şey söylemez. Tefsirlerde bu iddianın arka planını açıklamak için farklı rivayetler aktarılmıştır; bazı anlatılarda Yûsuf’un bir putu aldığı, bazı yorumlarda başka aile içi olaylardan söz edildiği görülür.

Fakat bunların hiçbiri ayetin açık ifadesi değildir. Kur’an yalnız kardeşlerin böyle bir suçlama yaptığını bildirir.

Bu nedenle “Yûsuf çocukken kesin olarak şunu çalmıştı” şeklinde anlatım doğru değildir. En güvenli ifade şudur: Kardeşler Yûsuf hakkında bir hırsızlık iddiası ileri sürmüşlerdir; Allah ise gerçeği en iyi bilendir.

5️⃣ Bir İnsan Hakkındaki Eski Söylentiyi Tekrar Etmek Onu Gerçek Yapar mı ❓​

Hayır. Bir iddianın yıllardır anlatılıyor olması, çok kişi tarafından tekrarlanması veya aile içinde herkesin onu duymuş olması iddianın doğruluğunu kanıtlamaz.

Kardeşler burada Yûsuf hakkında geçmişe dönük bir anlatıyı sanki bilinen gerçekmiş gibi kullanmaktadırlar. Ancak Kur’an okuyucusu bunun doğrulanmış bir bilgi olmadığını görür.

Bu günümüzde de çok önemlidir. “Herkes biliyor”, “Zaten onun hakkında eskiden de böyle şeyler söylenirdi” gibi ifadeler, gerçek delilin yerine geçmez.

6️⃣ Bir Kardeşin Suçu Diğer Kardeşe Yüklenebilir mi ❓​

Hayır. Diyelim ki Yûsuf hakkında ileri sürülen iddia doğru olsaydı bile, bu durum diğer kardeşin hırsız olduğunu kanıtlamazdı.

Bir insanın kardeşi, babası, çocuğu veya akrabası suç işlemiş olabilir. Akrabalık suç ortaklığı değildir. Her insan kendi davranışından sorumludur.

Bu nedenle “Ailesi zaten böyle”, “Kardeşi de aynıydı” gibi genellemeler adalet açısından son derece sakıncalıdır. Suç kalıtsal bir kimlik değildir.

7️⃣ Kardeşler Neden Yûsuf’u da Bu Suçlamaya Dahil Etmiş Olabilir ❓​

Ayet onların psikolojik gerekçesini açıkça anlatmaz. Bu nedenle kesin biçimde “Şu nedenle söylediler” demek doğru olmaz.

Ancak görünürde kardeşlerinin yükünden ölçü kabı çıkınca, onu kendilerinden ayırmak ve bu davranışı Yûsuf’la ilişkilendirmek istemiş olabilirler. Bu, “Bu bizim tarafımızdan değil, onların tarafında olan bir özellik” şeklinde bir mesafe oluşturma girişimi gibi okunabilir.

Fakat bu yalnız bir yorumdur. Ayetin kesin olarak verdiği şey, onların mevcut olayla geçmişteki Yûsuf suçlamasını birbirine bağladıklarıdır.

8️⃣ Aile İçinde Etiketleme Neden Tehlikelidir ❓​

Ailelerde bazen bir kişiye “sorunlu”, “yalancı”, “beceriksiz”, “hırsız ruhlu”, “hep böyleydi” gibi etiketler yapıştırılır. Bir süre sonra insanlar tek tek davranışları değerlendirmek yerine kişiyi bu sabit etiket üzerinden görmeye başlayabilirler.

Yûsuf kıssasındaki kardeşlerin sözü bu açıdan düşündürücüdür. Mevcut kardeş hakkında doğan şüpheyi hemen Yûsuf’un geçmişteki sözde davranışına bağlamaktadırlar.

Oysa adalet, kişiyi ailesinin etiketiyle değil kendi somut davranışıyla değerlendirmeyi gerektirir.

9️⃣ Yûsuf Bu Sözü Duyunca Ne Yaptı ❓​

Ayet “Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara açmadı” der. Yani kardeşlerinin kendisi hakkında söyledikleri ağır sözleri duyar ama o anda gerçek kimliğini ortaya çıkarıp tartışmaya girmez.

Bu, Yûsuf’un duygusuz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine sözün onda bir karşılığı vardır; fakat hemen dışarıya vurmayı seçmez.

Burada görülen davranış duyguyu inkâr etmek değil, tepki zamanlamasını yönetmektir. İnsan her hissettiğini aynı saniye dışarı dökmek zorunda değildir.

🔟 “İçinde Sakladı” Demek Duyguları Bastırmak Gerektiği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Bu ayetten “Öfkeni, üzüntünü, kırgınlığını daima içine at” şeklinde bir psikolojik kural çıkarılamaz.

Yûsuf belirli bir stratejik durumda gerçek kimliğini henüz açıklamak istemediği için tepkisini o anda açığa vurmamaktadır. Bu, bağlama özgü bir davranıştır.

Sağlıklı duygusal yönetim, duyguyu hiç hissetmemek veya sonsuza kadar bastırmak değil; ne zaman, nasıl ve kime ifade edeceğini bilinçli seçebilmektir.

1️⃣1️⃣ Öfkeyi Hemen Dışa Vurmamak Neden Bazen Güç Göstergesidir ❓​

Çünkü insan öfke anında kontrolsüzce konuştuğunda daha sonra pişman olacağı sözler söyleyebilir. Güçlü olmak her zaman anında karşılık vermek değildir.

Yûsuf kardeşlerinden ağır bir itham duymasına rağmen mevcut planını ve daha büyük resmi bozacak bir tepki vermez. Duygusunun yönünü aklı belirler.

Bu bize önemli bir ölçü sunar: Kendini kontrol etmek, duygusuzlaşmak değildir; duygunun seni kontrol etmesine izin vermemektir.

1️⃣2️⃣ “Siz Durumca Daha Kötüsünüz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “entum şerrun mekânen”, yani yaklaşık olarak “Sizin bulunduğunuz durum daha kötüdür” denilir. Bu ifade, kardeşlerin geçmiş davranışları ile mevcut suçlamaları arasındaki ahlaki çelişkiye işaret eder.

Yûsuf onların geçmişte kendisine ne yaptıklarını bilmektedir. Onlar şimdi başka birini hırsızlıkla suçlarken, geçmişte kardeşlerini kuyuya bırakmış ve babalarına gerçeği gizlemişlerdir.

Dolayısıyla Yûsuf’un değerlendirmesi, onların kendilerini temize çıkarmak için başkalarını suçlayan tavrına yöneliktir. Ancak bu ifade “Onlar sonsuza kadar kötüdür ve değişemezler” anlamına gelmez; kıssanın ilerleyen kısmı zaten onların dönüşüm ihtimalini gösterecektir.

1️⃣3️⃣ Yûsuf Bu Sözü Onlara Açıkça mı Söyledi, İçinden mi Geçirdi ❓​

Ayette önce “Bunu içinde sakladı, onlara açmadı” denilir; ardından “Siz durumca daha kötüsünüz” ifadesi gelir. Bu nedenle tefsirlerde, bu sözün Yûsuf’un içinden söylediği bir değerlendirme olduğu veya açığa vurmadığı düşüncenin içeriğini aktardığı yönünde açıklamalar vardır.

Bazı tercümelerde ifade doğrudan söylenmiş gibi verilirken, bazılarında “içinden şöyle dedi” şeklinde anlaşılır. Ayetin akışı nedeniyle ihtiyatlı olmak gerekir.

Kesin olan şudur: Yûsuf gerçek kimliğini ve asıl tepkisini o anda kardeşlerine açmamıştır.

1️⃣4️⃣ “Allah Sizin Yakıştırdığınız Şeyi En İyi Bilendir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda “vallâhu a‘lemu bimâ tasifûn”, yani “Allah sizin nitelediğiniz/yakıştırdığınız şeyi en iyi bilir” denilir.

Bu ifade, kardeşlerin Yûsuf hakkında söyledikleri iddianın son hakikat ölçüsünün onların anlatısı olmadığını vurgular. İnsanlar bir kişi hakkında hikâye oluşturabilir, onu tekrar edebilir veya ona belirli sıfatlar yakıştırabilir.

Fakat Allah gerçekte ne olduğunu bilir. İnsanların algısı, dedikodusu veya aile içi anlatısı hakikatin yerine geçmez.

1️⃣5️⃣ “Allah Biliyor” Demek Delil Aramaya Gerek Yok Demek midir ❓​

Hayır. Allah’ın mutlak bilgisi ile insanların adalet sistemi farklı düzlemlerdedir. Allah her şeyi bilir; insanlar ise ulaşabildikleri deliller üzerinden değerlendirme yapmak zorundadır.

Bir insan “Allah benim haklı olduğumu biliyor” diyebilir; fakat bu cümle mahkemede veya toplumsal bir uyuşmazlıkta otomatik delil oluşturmaz.

Allah’ın bilgisi, insanın delil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine insan kendi bilgisinin sınırlı olduğunu bilerek daha dikkatli hüküm vermelidir.

1️⃣6️⃣ İnsan Kendisine İftira Atıldığında Her Zaman Hemen Cevap Vermeli midir ❓​

Her zaman değil. Bazen hemen cevap vermek gerekir; özellikle ciddi zarar, hukuki sonuç veya başkalarının güvenliği söz konusuysa sessizlik doğru olmayabilir. Bazen ise doğru zamanın beklenmesi daha hikmetli olabilir.

Yûsuf burada hemen kimliğini açıklamamayı seçmiştir. Bu, onun özel bağlamındaki bir tercihtir.

Dolayısıyla ayetin dersi “İftiraya uğrarsan daima sus” değildir. Daha doğru ilke şudur: Hakikati savun, fakat ne zaman ve nasıl konuşacağını şartlara göre akıllıca belirle.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Dedikodu ve İtibar Suikastı Açısından Ne Öğretir ❓​

Bir insan hakkında doğrulanmamış bir olumsuz anlatıyı tekrar etmek, onun toplumdaki itibarına ciddi zarar verebilir. Özellikle “Eskiden de böyleydi” şeklindeki suçlamalar, insanın kendisini savunmasının zor olduğu geçmiş olaylara dayanabilir.

Yûsuf kardeşlerinin sözüne anında karşılık vermez ama Kur’an onların iddiasını hakikatin kendisi olarak da sunmaz. İddia iddiadır; doğrulanmadan bilgiye dönüşmez.

Bu nedenle başkaları hakkında konuşurken “Bunu gerçekten biliyor muyum, yoksa yalnız duydum mu?” sorusu çok önemlidir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 76 ve 77 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 76’da ölçü kabı kardeşin yükünden çıkarılmış ve “Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır” denilmişti. Yûsuf 77’de ise kardeşler tam da sınırlı bilgileriyle hızlı bir yorum yaparak “Daha önce onun kardeşi de çalmıştı” derler.

Bu iki ayet yan yana son derece anlamlıdır. Bir ayet bilginin sınırını öğretirken, hemen sonraki ayet insanların eksik bilgiyle nasıl kesin suçlamalar üretebildiğini gösterir.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 78. ayette, kardeşler olayın sonuçlarını fark edince Yûsuf’a “Ey Aziz! Onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini al. Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” diyeceklerdir. Böylece bu kez suçlama ve savunmadan merhamet talebine, yaşlı baba Hz. Ya‘kūb’un durumuna ve bir kişinin başka birinin yerine cezalandırılıp cezalandırılamayacağı meselesine geçilecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 77. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 77. ayet, insanların sınırlı bilgiyle nasıl hızla hikâye kurabildiğini son derece çarpıcı biçimde gösterir. Ölçü kabı kardeşin yükünden çıkınca diğer kardeşler “Eğer o çaldıysa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı” derler. Böylece henüz önlerindeki olayın gerçek mahiyetini bilmedikleri hâlde geçmişteki Yûsuf’u da hırsızlıkla ilişkilendirirler.

Ayetin ilk büyük mesajı görünen şeyden hemen karakter hükmüne geçmemektir. Kardeşler ölçü kabını görünce yalnız “Bu kap burada çıktı” demekle yetinmez; kişiyi ve ailesini ahlaki bir kategoriye yerleştirirler.

Bu, insan zihninin sık yaptığı bir hatadır. Bir olaydan bütün kişiliğe, bir kişiden bütün aileye ve bugünden geçmişe doğru hızlı genelleme yaparız.

İkinci büyük mesaj aile suçlamasının adaletsizliğidir. Bir kişinin gerçekten suç işlediğini varsaysak bile kardeşinin, babasının veya çocuğunun aynı suçu işlemiş olduğu sonucu çıkmaz.

Akrabalık delil değildir. İnsanlar ailelerinin günahını veya suçunu genetik miras gibi taşımazlar.

Üçüncü büyük mesaj eski söylentinin kanıt olmadığıdır. Kardeşler Yûsuf hakkında geçmişten gelen bir suçlamayı gündeme getirirler fakat Kur’an onu doğrulamaz.

Bu bize çok önemli bir medya ve toplum ahlakı öğretir: Tekrar edilen iddia, doğrulanmış bilgi değildir. Bin kişi aynı söylentiyi paylaşsa bile ilk kaynak yanlışsa, tekrar sayısı hakikati değiştirmez.

Dördüncü büyük mesaj etiketlemenin insanı gerçeğe kapatmasıdır. Bir kişiye bir kez “hırsız”, “yalancı”, “sorunlu” etiketi yapıştırıldığında sonraki bütün davranışları bu gözlükle okunabilir.

Adalet ise insanı etiket üzerinden değil somut eylem üzerinden değerlendirmeyi gerektirir.

Beşinci büyük mesaj geçmiş hatanın yeni suçun kanıtı olmamasıdır. Yûsuf’un kardeşleri aslında bu dersi kendi hayatlarıyla göstermektedir. Kendileri geçmişte ağır yanlışlar yapmışlardır fakat mevcut hırsızlık suçlamasında gerçeği tam bilmemektedirler.

Bir insan geçmişte suç işlemiş olsa bile her yeni olayda yeniden delil gerekir.

Altıncı büyük mesaj öfke yönetimidir. Yûsuf kendisi hakkında çok ağır bir suçlama duyar. Üstelik onu suçlayanlar geçmişte kendisine büyük kötülük yapmış kardeşleridir. Buna rağmen hemen kimliğini açıklayıp öfkeyle hesaplaşmaz.

Bu, duyguyu yok saymak değildir. Yûsuf duygunun zamanlamasını yönetmektedir.

Yedinci büyük mesaj susmanın her zaman zayıflık olmamasıdır. İnsan bazen konuşmamasını korkuya, bazen ise stratejik sabra borçlu olabilir. Yûsuf’un sessizliği mevcut planın bir parçasıdır.

Ancak bundan “Haksızlığa uğrayan herkes susmalıdır” sonucu çıkarılamaz. Bazı durumlarda hakkı savunmak için açıkça konuşmak gerekir.

Sekizinci büyük mesaj insanların yakıştırdığı sıfatlarla hakikatin aynı olmadığını bilmektir. Kardeşler Yûsuf’a bir suç yakıştırmaktadırlar; ayetin sonunda ise “Allah sizin yakıştırdığınız şeyi en iyi bilendir” denilir.

İnsanların hakkımızda ne söylediği ile gerçekte kim olduğumuz aynı şey değildir. Şöhret ve hakikat birbirinden farklı olabilir.

Dokuzuncu büyük mesaj “Allah biliyor” sözünü insanî adaletin yerine koymamaktır. Allah mutlak biçimde bilir fakat biz insanlar kanıta göre hareket etmek zorundayız.

Bu yüzden “Ben biliyorum, Allah da biliyor” demek, başkasına delilsiz suçlama yöneltme hakkı vermez. Tam tersine Allah’ın her şeyi bildiğini hatırlamak, bizi daha dikkatli ve dürüst yapmalıdır.

Onuncu ve ayetin en güçlü mesajlarından biri, bir insanın hakkında söylenen şey ile gerçekten yaptığı şey arasındaki farkı korumaktır. Yûsuf hakkında “çalmıştı” denmektedir ama Kur’an bu anlatıyı doğrulamamaktadır. İnsanlar bir kişiyi yıllarca yanlış bir hikâyenin içinde taşıyabilirler; fakat hakikat o hikâyeye dönüşmez.

Yûsuf Suresi 77. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Gördüğün ilk işaretten bütün karakter hakkında hüküm üretme. Bir aile üyesinin varsayılan suçunu diğer aile üyelerine yükleme. Eski söylentiyi yeni delil gibi kullanma. İnsanlara yapışmış etiketleri sorgulamadan tekrar etme. Hakkında ağır söz söylendiğinde tepkinin zamanını akılla seç. Allah’ın hakikati bildiğini bil ama bu bilgiyi insanî araştırmanın yerine koyma. Ve en önemlisi, bir insan hakkında konuşurken kendine şu soruyu sor: ‘Ben gerçekten biliyor muyum, yoksa yalnız bir başkasının yakıştırmasını mı tekrarlıyorum?’ Çünkü insanların anlattığı hikâye ile Allah’ın bildiği hakikat her zaman aynı olmayabilir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 78. ayette, kardeşler kardeşlerinin Mısır’da tutulacağını anlayınca Hz. Yûsuf’a “Ey Aziz! Onun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini al. Biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” diyeceklerdir. Bu ayet özellikle merhamet talebi, yaşlı bir babanın durumunu gerekçe göstermek, bir kişinin başka birinin yerine cezalandırılmasının adaletle bağdaşmaması, şefaat/ricada bulunmanın sınırı ve duygusal gerekçenin hukuki sorumluluğu değiştirip değiştiremeyeceği açısından son derece önemli olacaktır.

Ve belki Yûsuf Suresi 77. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir insan hakkında geçmişten gelen kötü bir hikâye duyduğumuzda onu hemen gerçek kabul ediyor muyuz? Bir aileden bir kişinin hata yapmasını bütün aileye mi yayıyoruz? Birinin üzerinde şüpheli bir şey gördüğümüzde olayın nasıl oluştuğunu araştırmadan kişiliğini mi mahkûm ediyoruz? Ve hakkımızda yanlış bir söz söylendiğinde, öfkemizin bizi yönetmesine izin vermeden doğru zamanda doğru cevabı verebilecek kadar kendimizi kontrol edebiliyor muyuz?

“Yûsuf 77, kardeşlerin ‘Eğer o çaldıysa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı’ diyerek Hz. Yûsuf hakkında geçmişe dönük bir suçlama ileri sürdüklerini bildirir. Yûsuf ise bu sözü hemen açığa vurmaz, içinde tutar; ayetin sonunda ‘Allah sizin yakıştırdığınız şeyi en iyi bilendir’ denilir. Bu ifade bize güçlü bir ölçü öğretir: Söylenti delil değildir, aile bağı suç ortaklığı değildir, tekrar edilen suçlama hakikat olmaz ve insanların bir kişiye yapıştırdığı etiket Allah katındaki gerçeği değiştirmez. Gerçek adalet, duyduğumuzu tekrarlamadan önce gerçekten bilip bilmediğimizi sorgulayabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt