📖 Yûsuf Suresi 65. Ayette “Yüklerini Açınca Mallarının Kendilerine Geri Verildiğini Gördüler ve ‘Babacığımız! Daha Ne İsteyelim? İşte Mallarımız

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,344
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 65. Ayette “Yüklerini Açınca Mallarının Kendilerine Geri Verildiğini Gördüler ve ‘Babacığımız! Daha Ne İsteyelim? İşte Mallarımız Bize Geri Verilmiş; Ailemize Erzak Getirir, Kardeşimizi Korur ve Bir Deve Yükü Daha Fazla Alırız’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 64. ayette Hz. Ya‘kūb, oğullarının ‘Biz onu mutlaka koruyacağız’ sözünü yıllar önce Yûsuf hakkında verdikleri fakat yerine getirmedikleri güvenceyle karşılaştırmış ve ardından ‘Allah en hayırlı koruyucudur ve O merhametlilerin en merhametlisidir’ demişti. 65. ayette kardeşler yüklerini açtıklarında yeni bir gelişmeyle karşılaşırlar: Erzak almak için verdikleri ödeme malları kendilerine geri konulmuştur. Bunun üzerine bu durumu babalarını ikna etmek için güçlü bir gerekçe olarak sunarlar; hem ailelerine yeniden erzak getirebileceklerini hem kardeşlerini koruyacaklarını hem de onun katılmasıyla bir deve yükü daha fazla tahıl alabileceklerini söylerler. Böylece ayet, yalnız ekonomik bir ayrıntıyı değil; ihtiyaç ile güven arasındaki ilişkiyi, somut delilin ikna gücünü, aile yararı ile riskin birlikte değerlendirilmesini ve kırılmış güvenin ekonomik avantajla hemen ortadan kalkmamasını gündeme getirir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 65. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Yüklerini açınca ödeme olarak götürdükleri mallarının kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. ‘Babacığımız! Daha ne isteyelim? İşte mallarımız bize geri verilmiş. Ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü daha fazla alırız. Bu, kolay bir ölçüdür’ dediler.” Ayetin Arapçası ise “Ve lemmâ fetehû metâ‘ahum vecedû bidâatehum ruddet ileyhim. Kâlû yâ ebânâ mâ nebğî, hâzihî bidâatunâ ruddet ileynâ ve nemîru ehlenâ ve nahfezu ehânâ ve nezdâdu keyle ba‘îr; zâlike keylun yesîr.” şeklindedir.

Bu sahne, Hz. Yûsuf’un önceki ayette hazırlattığı planın beklenen aşamasıdır. Kardeşler eve dönmüş, yüklerini açmış ve erzak karşılığında götürdükleri malların kendilerine geri verilmiş olduğunu fark etmişlerdir.

Artık babaları Hz. Ya‘kūb’a yalnız sözle değil, gözle görülebilen somut bir gelişmeyle konuşabilecek durumdadırlar.

2️⃣ “Yüklerini Açtıklarında” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayette “felemmâ fetehû metâ‘ahum”, yani “yüklerini/eşyalarını açtıklarında” denilir. Bu ifade, ödeme mallarının Mısır’dan ayrılırken fark edilmediğini gösterir.

Hz. Yûsuf bunları hizmetindeki görevlilere yüklerin içine koydurmuştu. Kardeşler ancak ailelerinin yanına döndükten sonra bunu görmektedirler.

Bu ayrıntı, Yûsuf’un planının düşündüğü biçimde ilerlediğini gösterir. İyilik veya kolaylaştırıcı davranış, onlar eve ulaştıktan sonra etkisini göstermeye başlamıştır.

3️⃣ “Mallarının Kendilerine Geri Verildiğini Gördüler” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki “bidâa”, onların Mısır’a erzak almak için götürdükleri ticari malı, sermayeyi veya ödeme aracını ifade eder. Bunun bugünkü anlamda mutlaka para olduğu söylenemez.

Yüklerini açtıklarında bu bedelin kendilerine geri verildiğini görürler. Yani hem ihtiyaç duydukları erzağı almışlar hem de karşılığında götürdükleri mallar yeniden ellerine geçmiştir.

Bu, özellikle kıtlık dönemindeki bir aile açısından son derece önemli ekonomik rahatlamadır. Bir sonraki yolculuk için yeniden değişim aracına sahip olmaları mümkün hâle gelmiştir.

4️⃣ “Babacığımız! Daha Ne İsteyelim?” İfadesi Ne Demektir ❓​

Ayette “mâ nebğî” ifadesi geçer. Bu ifade Türkçeye “Daha ne isteyelim?”, “Daha ne arıyoruz?”, “Başka ne isteyebiliriz?” gibi anlamlarla çevrilebilir.

Kardeşler, Mısır’daki yöneticinin kendilerine iyi davranmış olduğunu göstermek istemektedirler. Erzak verilmiş, iyi ağırlanmışlar ve şimdi de ödeme mallarının geri konulduğu ortaya çıkmıştır.

Dolayısıyla söylemek istedikleri şey yaklaşık olarak şudur: “Bu kadar iyi muamele görmüşken başka hangi güvenceyi arıyoruz?”

5️⃣ Bu Söz Hz. Ya‘kūb’u İkna Etmek İçin mi Söyleniyor ❓​

Evet. Ayetin bağlamında kardeşlerin amacı, babalarının küçük kardeşi kendileriyle göndermesine razı olmasını sağlamaktır. Bunun için Mısır yolculuğunun ekonomik faydasını ve karşılaştıkları iyi muameleyi anlatmaktadırlar.

Ancak ikna etmeye çalışmak otomatik olarak manipülasyon anlamına gelmez. İnsan bir kararın yararlarını karşı tarafa açıklayabilir.

Asıl mesele, gerçek bilgiyi mi sunduğu yoksa gerçeği çarpıtarak mı baskı yaptığıdır. Ayet burada onların gerçekten karşılaştıkları somut bir durumu, yani mallarının geri verilmiş olmasını dile getirdiğini bildirir.

6️⃣ Kardeşlerin Mallarının Geri Verilmesi Yûsuf’un Güvenilir Olduğunu Gösteriyor mu ❓​

Onların açısından bu davranış, Mısır’daki yöneticinin kendilerine kötü niyet taşımadığı yönünde güçlü bir işaret oluşturabilir. Henüz karşılarındaki kişinin Yûsuf olduğunu bilmemektedirler.

Kendilerine ölçünün tam verilmiş olması, iyi ağırlanmaları ve şimdi bedelin de geri çıkması, yeniden gitmenin güvenli ve avantajlı olabileceği düşüncesini güçlendirir.

Fakat dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Yûsuf’un iyi davranması, kardeşlerin geçmişteki güven sorununu otomatik olarak çözmez. Mısır’daki yöneticinin güvenilirliği ile Ya‘kūb’un kendi oğullarına duyduğu güven iki ayrı meseledir.

7️⃣ Ekonomik Fayda Kırılmış Güveni Ortadan Kaldırır mı ❓​

Hayır. Kardeşlerin sunduğu ekonomik gerekçeler güçlüdür: aile gıdaya ihtiyaç duymaktadır, ödeme malları geri gelmiştir ve küçük kardeşin katılmasıyla daha fazla erzak alınabilecektir.

Fakat Ya‘kūb’un sorunu yalnız ekonomik değildir. O, daha önce Yûsuf’u aynı oğullarına emanet etmiş ve çok ağır bir kayıp yaşamıştır.

Bu nedenle “Ekonomik olarak çok faydalı, o hâlde güven sorununu unutalım” demek gerçekçi olmaz. İnsan önemli karar verirken fayda ile riski birlikte değerlendirmelidir.

8️⃣ “Ailemize Erzak Getiririz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve nemîru ehlenâ” ifadesi geçer. Bu, “ailemize erzak getiririz, ailemizin yiyecek ihtiyacını karşılarız” anlamındadır.

Kıtlık devam ettiği için mesele yalnız ticari kazanç değildir. Ailenin temel gıda ihtiyacının karşılanması söz konusudur.

Dolayısıyla kardeşlerin babalarına sunduğu en güçlü gerekçelerden biri şudur: “Bu yolculuk yalnız bizim için değil, bütün aile için gereklidir.”

9️⃣ Ailenin İhtiyacını Gerekçe Göstermek Duygusal Baskı mıdır ❓​

Her durumda değildir. Eğer aile gerçekten gıda sıkıntısı yaşıyorsa bunu dile getirmek gerçek bir durumu açıklamaktır. Bir kararın aile üzerindeki sonucunu söylemek normaldir.

Fakat bir insan “Bizi düşünüyorsan bunu yapmak zorundasın” şeklinde suçluluk üreterek karşı tarafın karar hakkını ortadan kaldırmaya çalışırsa bu başka bir mesele olur.

Bu ayette kardeşlerin ekonomik ihtiyacı gerçek görünmektedir. Yine de Hz. Ya‘kūb’un riskleri değerlendirme hakkı devam eder. Gerçek ihtiyaç bile karşı tarafın her endişesini geçersiz kılmaz.

🔟 “Kardeşimizi Koruruz” Sözü Neden Yeniden Tekrarlanıyor ❓​

Kardeşler bir kez daha “nahfezu ehânâ”, yani “kardeşimizi koruruz” demektedirler. Bu, bir önceki ayette verilen güvencenin devamıdır.

Fakat okuyucu için bu söz hâlâ geçmişteki Yûsuf olayının gölgesindedir. Aynı aile, aynı baba ve çok benzer bir koruma vaadi vardır.

Bu yüzden ayetin psikolojik ve ahlaki gerilimi güçlüdür: Kardeşler geleceğe dair güvence verirken Ya‘kūb geçmişi hatırlamaktadır. Güvenin yeniden kurulması tam da bu iki zaman arasındaki gerilimde gerçekleşecektir.

1️⃣1️⃣ “Bir Deve Yükü Daha Fazla Alırız” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ve nezdâdu keyle ba‘îr”, yani “bir deve yükü kadar ölçüyü artırırız” denilir. Bu ifade, küçük kardeşin de yolculuğa katılması hâlinde onun adına da ek bir tahıl payı alınabileceğini göstermektedir.

Buradan, dağıtımın kişi başına belirli bir ölçüyle yapılmış olabileceği anlaşılabilir. Küçük kardeş geldiğinde aileye bir deve yükü kadar daha fazla erzak sağlanabilecektir.

Ancak Kur’an bu sistemin bütün idari ayrıntılarını vermez. Kişi başına tam olarak hangi miktarın nasıl kaydedildiğine dair ayrıntıları kesinleştirmemek gerekir.

1️⃣2️⃣ Bir Deve Yükü O Dönemde Çok Büyük Bir Miktar mıydı ❓​

Ayet bunu teknik ağırlık ölçüsüyle açıklamaz. “Bir deve yükü” belirli bir taşıma miktarını ifade eder, fakat bunu bugünkü kilogram karşılığına kesin biçimde çevirmek için Kur’an’da bilgi bulunmaz.

Bu nedenle rakam uydurmak veya kesin kilogram değerleri vermek doğru değildir.

Asıl önemli olan, küçük kardeşin katılımının aileye ek bir erzak payı sağlayacak olmasıdır.

1️⃣3️⃣ “Bu Kolay Bir Ölçüdür” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “zâlike keylun yesîr” denilir. Bu ifade hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar vardır. “Bu kolayca verilecek bir ölçüdür”, “Bu, yönetici için küçük ve kolay bir miktardır” veya “Bu ölçüyü elde etmek kolaydır” şeklinde anlaşılmıştır.

Bağlamda kardeşler, babalarına küçük kardeşi yanlarında götürmenin karşılığında bir deve yükü kadar ek erzak alınmasının kolay olacağını söylemektedirler.

Buradaki “yesîr”, miktarın değersiz olduğunu değil, elde edilmesinin veya verilmesinin zor olmadığını ifade eder. Kesin ayrıntıda tefsir farklılıklarını korumak daha doğru olur.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Kıtlık Döneminde Kişi Başına Kota Olduğunu mu Gösteriyor ❓​

Bir kişinin gelmesiyle bir deve yükü kadar ilave ölçü alınacağının söylenmesi, kişi sayısıyla bağlantılı bir dağıtım düzeninin bulunduğunu düşündürür. Bu da kıt kaynakların kontrollü dağıtımı açısından anlaşılırdır.

Ancak Kur’an bize ayrıntılı bir yönetmelik sunmaz. Bugünkü anlamda kimlik kaydı, karne sistemi veya modern kota mekanizması gibi unsurları ayete eklemek doğru olmaz.

Genel olarak şunu söylemek mümkündür: Kıtlık döneminde kaynak dağıtımı ölçülü ve sınırlı yürütülmektedir.

1️⃣5️⃣ Sınırlı Kaynaklarda Herkese İstediği Kadar Vermemek Adaletsizlik midir ❓​

Hayır. Bir kaynak gerçekten sınırlıysa, bazı insanların sınırsız miktarda almasına izin vermek başkalarının hiçbir şey alamamasına yol açabilir. Böyle durumlarda adalet, herkese istediği kadar vermek değil, hakkaniyetli bir dağıtım sistemi oluşturmak olabilir.

Yûsuf kıssasında yıllarca süreceği bilinen bir kıtlık vardır. Dolayısıyla depoların ilk günlerde tüketilmemesi için ölçülü dağıtım mantıklıdır.

Bu da bize önemli bir yönetim ilkesi verir: Kaynağın sınırlı olması adaleti gereksiz kılmaz; tam tersine adil dağıtımı daha önemli hâle getirir.

1️⃣6️⃣ Kardeşlerin Babalarına Birden Fazla Gerekçe Sunmaları Ne Gösteriyor ❓​

Kardeşler yalnız “Bize izin ver” demiyorlar. Ellerindeki somut gerekçeleri sıralıyorlar: Mallar geri verilmiştir, aileye yeniden erzak getirilecektir, kardeş korunacaktır ve onun katılmasıyla bir deve yükü daha fazla alınacaktır.

Bu, insanların önemli kararları ikna ederken fayda, güvenlik ve ekonomik gereklilik gibi farklı unsurları birlikte değerlendirdiğini gösterir.

Fakat çok sayıda gerekçe bulunması bir kararın otomatik olarak doğru olduğu anlamına gelmez. Karşı tarafta ciddi bir risk endişesi varsa o risk de aynı ciddiyetle değerlendirilmelidir.

1️⃣7️⃣ Ya‘kūb’un Bu Kadar Güçlü Gerekçelere Rağmen Tedbirli Olması Ne Öğretir ❓​

Hz. Ya‘kūb bir yanda ailesinin gıda ihtiyacını, diğer yanda geçmişte yaşadığı ağır güven ihlalini görmektedir. Bu nedenle kolay bir karar vermemektedir.

Bu, insanın önemli kararlarında yalnız kazancı değil, aynı zamanda riski değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Çok avantajlı görünen bir fırsat, beraberinde ciddi bir risk taşıyabilir.

Sağlıklı karar verme, yalnız “Ne kazanacağız?” sorusunu değil, “Ne kaybedebiliriz ve bu riski nasıl azaltabiliriz?” sorusunu da sormaktır.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 64 ve 65 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 64’te Hz. Ya‘kūb geçmişteki Yûsuf olayını hatırlatarak oğullarının yeni koruma vaadine hemen güvenmemişti. Yûsuf 65’te ise oğullar ellerindeki somut ekonomik delilleri ortaya koymaktadır: Ödeme malları geri verilmiştir, yeniden erzak getirilebilecektir ve küçük kardeş de gelirse ek bir deve yükü tahıl alınacaktır.

İki ayet birlikte düşünüldüğünde güven ile ihtiyaç arasındaki gerçek hayat gerilimi ortaya çıkar. Ya‘kūb yalnız geçmiş korkusuyla her şeyi reddedemez; fakat yalnız ekonomik fayda uğruna da geçmiş tecrübesini unutamaz.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 66. ayette, Hz. Ya‘kūb bu dengeyi somut bir güvenceyle kuracaktır. Oğullarına, “Hepinizin kuşatılıp çaresiz bırakılması dışında, onu bana mutlaka geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe onu sizinle göndermeyeceğim” diyecek; onlar söz verdiklerinde de “Allah söylediklerimize vekildir/gözeticidir” diyecektir. Bu ayet özellikle güveni yeniden kurmak için teminat istemek, insanların gücünü aşan zorunlu durumları istisna etmek, Allah adına söz vermenin ciddiyeti ve tevekkül ile sözleşme/güvence arasındaki ilişki açısından çok önemli olacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 65. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 65. ayet, Hz. Ya‘kūb’un ailesindeki kararın artık yalnız duygusal değil, ekonomik ve somut gerekçelerle de şekillenmeye başladığını gösterir. Kardeşler yüklerini açtıklarında erzak almak için götürdükleri malların geri verilmiş olduğunu görürler. Bu gelişme, Mısır’a yeniden gitmenin mümkün ve aile açısından faydalı olduğuna dair önemli bir işaret hâline gelir.

Ayetin ilk büyük mesajı somut delilin sözden daha güçlü olabilmesidir. Kardeşler daha önce “Bize güven” demişlerdi; şimdi ise ellerinde gerçekten gösterilebilecek bir gelişme vardır. Ödeme malları geri dönmüştür.

İnsan ilişkilerinde de güveni yalnız sözle değil, gözle görülebilen davranışlarla desteklemek çoğu zaman daha etkili olur. “Ben güvenilirim” demekten daha güçlü olan şey, güvenilir davranmaktır.

İkinci büyük mesaj ekonomik ihtiyacın kararlar üzerindeki gerçek etkisidir. Ya‘kūb’un ailesi kıtlık içindedir ve yeniden erzağa ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle küçük kardeşin yolculuğa çıkması yalnız aile içi bir tercih değil, ekonomik zorunlulukla bağlantılıdır.

Kur’an burada insan hayatını soyut bir dünyada anlatmaz. Gıda, yolculuk, kaynak ve aile güvenliği gibi gerçek hayat şartları ahlaki kararların içine dâhildir.

Üçüncü büyük mesaj fayda ile riskin birlikte değerlendirilmesidir. Küçük kardeşi göndermenin faydası açıktır: aileye erzak gelecek ve ek bir deve yükü tahıl alınacaktır. Fakat risk de vardır: Ya‘kūb bir oğlunu daha aynı kişilere emanet edecektir.

Bu nedenle yalnız faydaya veya yalnız korkuya bakmak yeterli değildir. Hikmetli karar, faydayı görürken riski küçümsememektir.

Dördüncü büyük mesaj kırılmış güvenin ekonomik avantajla satın alınamayacağıdır. Malların geri gelmesi güzel bir gelişmedir; fakat bu durum oğulların yıllar önce Yûsuf konusunda yaptıklarını silmez.

İnsan bazen karşı tarafa avantaj sunarak eski güven sorununu çözebileceğini düşünebilir. Fakat güven ahlaki bir ilişkidir; yalnız maddi kazançla yeniden kurulmaz.

Beşinci büyük mesaj aile yararının önemli ama tek ölçü olmadığıdır. Kardeşlerin söylediği “Ailemize erzak getiririz” güçlü bir gerekçedir. Fakat aile yararı adına bir bireyin güvenliği tamamen önemsiz hâle getirilemez.

Toplumsal veya ailevi yarar düşünülürken tek tek insanların hakkı ve güvenliği de hesaba katılmalıdır.

Altıncı büyük mesaj koruma sözünün yeniden sınanmasıdır. Kardeşler tekrar “Onu koruyacağız” demektedirler. Artık bu cümlenin değeri yalnız sözün güzelliğinde değil, Ya‘kūb’un isteyeceği güvenceyi kabul edip sonrasında nasıl davranacaklarında görülecektir.

Bu, hayatta çok önemli bir ilkedir: Güvenilirlik, bir kez söylediğimiz şey değil, benzer durumlarda tekrar tekrar sergilediğimiz davranıştır.

Yedinci büyük mesaj kaynakların ölçülü dağıtılmasının adaletsizlik olmadığıdır. Küçük kardeşin gelmesiyle bir deve yükü daha alınabileceğinin söylenmesi, dağıtımın kişi sayısıyla ilişkili belirli bir ölçüye göre yürüdüğünü düşündürür.

Kıtlıkta sınırsız dağıtım, en hızlı gelen veya en güçlü olanların bütün kaynağı tüketmesine yol açabilir. Bu nedenle ölçü, hakkaniyetin düşmanı değil bazen şartıdır.

Sekizinci büyük mesaj insanları ikna ederken gerçek gerekçeler sunmanın önemidir. Kardeşler malların geri geldiğini, aileye erzak sağlanacağını ve ek ölçü alınacağını söylerler. Bunlar kararın gerçek sonuçlarıyla ilgilidir.

Sağlıklı ikna, karşı tarafı kandırmak değil, kararın fayda ve sonuçlarını anlaşılır biçimde ortaya koymaktır. Fakat karşı tarafın risk değerlendirmesine de saygı gösterilmelidir.

Dokuzuncu büyük mesaj insanın ekonomik zorluk altında bile tedbiri tamamen terk etmemesidir. Kıtlık çok ciddi bir baskıdır; buna rağmen Ya‘kūb’un bir sonraki ayette güvence isteyeceğini göreceğiz.

İhtiyacın acil olması, her önlemi gereksiz hâle getirmez. Tam tersine bazen ihtiyaç büyüdükçe yanlış kararın maliyeti de büyür.

Onuncu ve ayetin en güçlü mesajlarından biri, güvenin yeniden kurulmasında sözün, delilin ve teminatın farklı şeyler olduğudur. Kardeşler söz vermiştir. Şimdi ekonomik bir delil sunmaktadırlar. Bir sonraki ayette Ya‘kūb daha güçlü bir taahhüt isteyecektir.

Böylece kıssa güvenin tek aşamalı bir süreç olmadığını gösterir. Söz gerekir, davranış gerekir, bazen güvence gerekir ve en sonunda zaman içinde tutarlılık gerekir.

Yûsuf Suresi 65. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Bir karar verirken yalnız korkuya değil faydaya, yalnız faydaya değil riske bak. Kırılmış güveni para veya avantajla çözülmüş sanma. İnsanlardan güven isterken yalnız güzel sözler değil, somut davranışlar ortaya koy. Ailenin veya toplumun yararını düşün ama bireyin güvenliğini yok sayma. Kıt kaynakları ölçülü dağıtmayı adaletsizlik sanma. Ve geçmişte güveni kırdıysan, karşı tarafın senden daha güçlü güvence istemesini hakaret olarak görme. Çünkü gerçek güven, tek bir sözle değil, sözün delille, teminatla ve tutarlı davranışla desteklenmesiyle yeniden doğar.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 66. ayette, Hz. Ya‘kūb oğullarına çok daha somut bir şart koyacak ve “Hepinizin kuşatılıp çaresiz bırakılması dışında, onu bana mutlaka geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe onu sizinle göndermeyeceğim” diyecektir. Oğulları bu güvenceyi verdiklerinde ise “Allah söylediklerimize vekildir” diyecektir. Böylece kıssa güveni yeniden kurmak için teminat istemenin meşruluğu, insanın kontrolünü aşan durumların istisna edilmesi, sözün sorumluluğu ve tevekkülün sözleşme ve tedbirle çelişmemesi bakımından son derece önemli bir aşamaya geçecektir.

Ve belki Yûsuf Suresi 65. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Önemli kararlarımızda yalnız bize kazandıracak şeyleri mi görüyoruz, yoksa beraberindeki riskleri de dürüstçe hesaplıyor muyuz? Birinin güvenini daha önce kırdıysak ona yeni avantajlar sunarak her şeyin düzeldiğini mi sanıyoruz, yoksa güveni yeniden davranışlarımızla mı kuruyoruz? Karşımızdaki insan “Bana daha güçlü bir güvence lazım” dediğinde bunu hakaret sayıyor muyuz? Ve kararlarımızda fayda, risk, güven ve sorumluluğu aynı anda görebilecek kadar dengeli davranabiliyor muyuz?

“Yûsuf 65, kardeşlerin yüklerini açtıklarında ödeme mallarının kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerini ve bunu Hz. Ya‘kūb’a yeni yolculuğun faydasını anlatan güçlü bir gerekçe olarak sunduklarını bildirir. Aileye yeniden erzak getirilecek, küçük kardeş korunacak ve onun katılmasıyla bir deve yükü daha fazla ölçü alınacaktır. Fakat maddi fayda, geçmişte kırılan güveni tek başına onarmaz. Ayetin önemli derslerinden biri şudur: Sağlıklı karar yalnız kazancı değil riski de görür; gerçek güven ise yalnız sözle değil, somut davranış ve güvenceyle yeniden kurulur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt