📖 Yûsuf Suresi 59. Ayette “Yüklerini Hazırlatınca, ‘Babanızdan Olan Kardeşinizi Bana Getirin. Görmüyor musunuz, Ben Ölçüyü Tam Veriyorum ve Misafir | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Yûsuf Suresi 59. Ayette “Yüklerini Hazırlatınca, ‘Babanızdan Olan Kardeşinizi Bana Getirin. Görmüyor musunuz, Ben Ölçüyü Tam Veriyorum ve Misafir

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,354
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 59. Ayette “Yüklerini Hazırlatınca, ‘Babanızdan Olan Kardeşinizi Bana Getirin. Görmüyor musunuz, Ben Ölçüyü Tam Veriyorum ve Misafirleri İyi Ağırlayanlardanım’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 58. ayette yıllar önce Hz. Yûsuf’u kuyuya bırakan kardeşleri, kıtlık sebebiyle onun yönettiği ülkeye gelmiş ve farkında olmadan huzuruna çıkmışlardı. Yûsuf onları tanımış, fakat onlar Yûsuf’u tanımamıştı. 59. ayette Yûsuf onların yüklerini ve erzaklarını hazırlattıktan sonra, babalarından olan diğer kardeşlerini de bir sonraki gelişlerinde getirmelerini ister ve ‘Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam veriyorum ve misafirleri iyi ağırlayanlardanım’ der. Böylece kıssa yalnız ailevi bir planı değil; adil ölçü, kamu kaynaklarının hakkaniyetli dağıtılması, misafirperverlik, güven oluşturma ve yetkinin keyfî değil ölçülü kullanılması gibi önemli ilkeleri de gündeme getirir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 59. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: ‘Babanızdan olan kardeşinizi bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam veriyorum ve ben misafirleri en iyi ağırlayanlardanım.’” Ayetin Arapçası ise “Ve lemmâ cehhezehum bi-cehâzihim kâle’tûnî bi-ehin lekum min ebîkum. Elâ teravne ennî ûfi’l-keyle ve ene hayru’l-munzilîn.” şeklindedir.

Bu ayette Hz. Yûsuf kardeşlerine ihtiyaç duydukları erzağı verir, ardından onlardan babaları tarafından kardeşleri olan diğer kardeşi de getirmelerini ister. Geleneksel kaynaklarda bu kardeş çoğunlukla Bünyamin olarak adlandırılır; fakat Kur’an bu ayette onun adını vermez. Bu nedenle “Yûsuf’un öz kardeşi” veya “babalarından olan diğer kardeş” demek, ayetin lafzına daha yakındır.

Yûsuf ayrıca kendisinin ölçüyü eksiksiz verdiğini ve misafirleri iyi ağırladığını hatırlatarak, onların kendisine güvenebilecekleri bir yönetim ortamı bulunduğunu gösterir.

2️⃣ “Yüklerini Hazırlatınca” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “cehhezehum bi-cehâzihim” ifadesi, onların ihtiyaç duydukları erzakın ve yol için gerekli yüklerin hazırlanması anlamına gelir. Kıtlık döneminde kardeşler Mısır’a gıda almak amacıyla gelmiştir ve Hz. Yûsuf onların payını hazırlatmaktadır.

Bu ayrıntı, Yûsuf’un sahip olduğu yönetim yetkisinin nasıl kullanıldığını gösterir. O, kardeşlerini tanıdığı hâlde erzak dağıtımında ilk anda “Bunlar bana kötülük yaptı, onlara hiçbir şey vermeyin” şeklinde keyfî bir tavır sergilemez.

Bu nedenle ayetin başındaki küçük görünen ifade bile önemli bir ilkeye işaret eder: Kamu görevi kişisel intikam aracına dönüştürülmemelidir.

3️⃣ Yûsuf Kardeşlerine Ayrıcalık mı Yapıyor ❓​

Ayet, bu aşamada onlara başkalarının hakkını azaltacak şekilde özel bir ayrıcalık verildiğini söylemez. Tam tersine Yûsuf biraz sonra ölçüyü tam verdiğini özellikle vurgulamaktadır.

Kardeşlerini tanıması, onun kamusal görevi kişisel ilişkilere göre yürüttüğü anlamına gelmez. Kıtlık döneminde insanların ihtiyaç duyduğu gıdanın dağıtımı ciddi bir kamu sorumluluğudur.

Bu açıdan ayet bize şunu düşündürür: Yakınlık da düşmanlık da adalet ölçüsünü bozmamalıdır. Bir yönetici sevdiğine fazlasını, sevmediğine eksiğini verirse emanet görevini kişisel ilişkiye dönüştürmüş olur.

4️⃣ “Babanızdan Olan Kardeşinizi Bana Getirin” Sözü Kimi Kastediyor ❓​

Ayet “ehin lekum min ebîkum”, yani “babanızdan olan kardeşiniz” ifadesini kullanır. Tefsir geleneğinde bunun Hz. Yûsuf’un aynı anneden olan küçük kardeşi olduğu ve adının Bünyamin olduğu aktarılır.

Kur’an ise bu ayette onun adını zikretmez. Bu nedenle Bünyamin ismi geleneksel bilgi olarak belirtilebilir, fakat doğrudan ayetin verdiği isimmiş gibi sunulmamalıdır.

Kıssanın devamında bu kardeşin Yûsuf için özel bir yeri bulunduğu açıkça görülecektir. Ancak bu ayette asıl önemli olan, Yûsuf’un kardeşlerinden bir sonraki gelişlerinde onu da getirmelerini istemesidir.

5️⃣ Hz. Yûsuf Kardeşlerinin Bir Kardeşi Daha Olduğunu Nasıl Öğrendi ❓​

Kur’an bu ayette bunun ayrıntılı konuşmasını aktarmamaktadır. Kardeşlerin kendilerini tanıtırken aileleri hakkında bilgi vermiş olmaları mümkündür ve tefsirlerde bu yönde çeşitli anlatımlar bulunur.

Fakat Kur’an’ın açıkça söylemediği ayrıntıları kesin tarihsel diyalog hâline getirmek doğru değildir. Metnin bize verdiği kesin bilgi şudur: Yûsuf, babalarından olan başka bir kardeşlerinin bulunduğunu bilmektedir ve onu getirmelerini istemektedir.

Bu da tefsirde önemli bir ölçüyü yeniden hatırlatır: Boşlukları hayal gücüyle kesin bilgiye dönüştürmemek gerekir.

6️⃣ Yûsuf Neden Kardeşini Getirmelerini İstiyor ❓​

Bu ayet tek başına Yûsuf’un bütün niyetini açıklamaz. Kıssanın devamından, Yûsuf’un kardeşiyle yeniden buluşmayı istediği ve daha geniş bir ailevi planın başladığı anlaşılacaktır.

Ancak henüz bu ayette “Yûsuf kesin şu amaçla bunu yaptı” diye bütün süreci tek nedene indirgemek doğru değildir. Bir sonraki ayetlerde kardeşin getirilmemesi hâlinde yeniden erzak verilmeyeceği söylenecek, daha sonra küçük kardeş Mısır’a gelecek ve Yûsuf ona kimliğini açıklayacaktır.

Dolayısıyla burada en güvenli ifade şudur: Yûsuf, babalarından olan kardeşlerinin bir sonraki yolculukta getirilmesini bilinçli biçimde planın bir parçası hâline getirmektedir.

7️⃣ Yûsuf’un Kimliğini Hâlâ Açıklamaması Aldatma mıdır ❓​

Bu ayette Hz. Yûsuf kardeşlerine kendisinin Yûsuf olduğunu söylememektedir. Fakat onlara başka bir kimlik uydurduğu veya açık bir yalan söylediği de anlatılmaz.

Bir bilgiyi belirli süre açıklamamak ile gerçeğe aykırı bilgi üretmek aynı şey değildir. İnsan bazı durumlarda güvenlik, strateji, araştırma veya başka meşru sebeplerle kimliğinin veya bilgisinin bir bölümünü hemen paylaşmayabilir.

Bununla birlikte bilgi gizleme, bir başkasının hakkını haksız biçimde ortadan kaldırmak için kullanılırsa mesele değişir. Yûsuf kıssasındaki özel peygamberlik bağlamını, sıradan insanların her türlü manipülasyonuna ruhsat hâline getirmemek gerekir.

8️⃣ “Görmüyor musunuz, Ben Ölçüyü Tam Veriyorum” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “ûfi’l-keyle”, yani “ölçüyü tam veriyorum” ifadesi kullanılır. Bu, alışveriş veya gıda dağıtımı sırasında hak edilen miktarın eksiltilmemesini anlatır.

Kıtlık döneminde tahıl gibi temel bir kaynağın dağıtımında ölçünün doğru olması çok önemlidir. Çünkü küçük bir eksiltme bile geniş halk kitleleri üzerinde ciddi mağduriyet oluşturabilir.

Yûsuf’un sözü bu nedenle yalnız ticari dürüstlük değil, kamusal dağıtım adaleti açısından da önemlidir. İnsanların ihtiyacı arttıkça yöneticinin ölçüdeki sorumluluğu azalmaz, daha da büyür.

9️⃣ Kur’an’da Ölçü ve Tartının Tam Verilmesi Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Ölçü ve tartıda dürüstlük, ekonomik adaletin temel unsurlarındandır. Bir kişi müşteriye eksik ürün verip tam ücret alıyorsa başkasının malını haksız biçimde elde etmiş olur.

Bu yalnız eski pazar yerlerine ait bir mesele değildir. Günümüzde de ürün miktarını yanlış göstermek, hizmetin kapsamını gizlemek, sözleşmede farklı yazıp uygulamada eksik sunmak veya kaliteyi bilerek düşük tutmak aynı ahlaki sorunun farklı biçimleri olabilir.

Bu nedenle ölçüyü tam vermek, yalnız terazinin doğru çalışması değil, ticari ilişkide söz verilen şeyi dürüstçe yerine getirmektir.

🔟 Kıtlık Zamanında Ölçüyü Tam Vermek Neden Daha Büyük Bir Ahlaki Sınavdır ❓​

Çünkü kıtlık döneminde kaynaklar sınırlıdır ve talep yüksektir. Böyle zamanlarda bazı insanlar “Nasıl olsa herkes muhtaç, biraz eksik versem de mecburen alacaklar” diye düşünebilir.

Hz. Yûsuf’un tavrı bunun tersidir. Kaynak kıt olsa da ölçü adaleti korunmaktadır. Kıtlık, insanların hakkını azaltmanın ahlaki bahanesine dönüşmez.

Bu çok önemli bir ilkedir: Kriz, ahlakın askıya alındığı dönem değildir. Tam tersine insanların daha savunmasız olduğu dönemlerde adalet daha da önemli hâle gelir.

1️⃣1️⃣ Ölçüyü Tam Vermek Herkese Sınırsız Miktarda Ürün Vermek midir ❓​

Hayır. “Ölçüyü tam vermek”, hak edilen veya belirlenmiş miktarı eksiksiz vermektir; sınırsız tüketim hakkı anlamına gelmez. Kıtlık döneminde kişi başına belirli miktar veya dağıtım sınırı bulunması mümkündür.

Adalet bazen herkese istediği kadar vermek değil, sınırlı kaynağı belirli ve hakkaniyetli kurallarla dağıtmaktır. Eğer bazı insanlar bütün stoğu satın alır ve başkalarına hiçbir şey kalmazsa bu da adaletsizlik doğurabilir.

Bu nedenle adalet ile sınırsızlık aynı şey değildir. Adil sınır koymak ile eksik ölçü vermek birbirinden farklıdır.

1️⃣2️⃣ “Ben Misafirleri İyi Ağırlayanlardanım” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Hz. Yûsuf “ve ene hayru’l-munzilîn”, yani “Ben misafirleri iyi ağırlayanlardanım / iyi konuklayanlardanım” der. Bu ifade, dışarıdan gelen insanlara karşı barınma, ağırlama ve ihtiyaçlarını karşılamada iyi bir tutum sergilendiğini gösterir.

Kıtlık nedeniyle başka bölgeden gelen insanların yalnız ticari müşteri gibi değil, misafir olarak da değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Bu, Yûsuf’un yönetim anlayışında verimlilik ile insanî muamelenin birlikte bulunduğunu gösterir. İnsanların ihtiyacını karşılamak kadar onurlarını koruyan bir muamele de önemlidir.

1️⃣3️⃣ Misafirperverlik Her İsteyene Her Şeyi Vermek midir ❓​

Hayır. Misafirperverlik cömertlik, saygı ve güzel muamele anlamına gelir; fakat insanın bütün kaynaklarını ölçüsüzce dağıtması anlamına gelmez.

Yûsuf’un örneğinde tam tersine son derece planlı bir kaynak yönetimi vardır. İnsanlara iyi davranırken aynı zamanda kıtlık rezervlerini disiplinli biçimde yönetmektedir.

Bu, güzel bir denge sunar: Cömertlik plansızlık değildir; planlama da kabalık olmak zorunda değildir.

1️⃣4️⃣ Yûsuf’un “Ben Ölçüyü Tam Veriyorum” Demesi Kendini Övmek midir ❓​

Bir önceki ayette olduğu gibi burada da bağlam önemlidir. Yûsuf kardeşlerine kendi güvenilirliğini ve yönetim tarzını anlatmaktadır. Bu, “Ben herkesten üstünüm” şeklinde kibirli bir övgü değildir.

Onlardan önemli bir talepte bulunmaktadır: babalarından olan kardeşlerini getirmelerini ister. Bu talebin güven oluşturabilmesi için kendi uygulamasındaki adaleti ve misafirperverliği hatırlatır.

Dolayısıyla kişinin gerçek ve ilgili bir niteliğini gerekli yerde ifade etmesi, otomatik olarak övünme sayılmaz. Kibir ile doğru öz tanımlama arasında fark vardır.

1️⃣5️⃣ Yûsuf Kardeşlerinin Güvenini Kazanmaya mı Çalışıyor ❓​

Ayetin dili bunu düşündürmektedir. Yûsuf onlardan aileleri açısından önemli bir kişiyi getirmelerini isterken, kendisinin adil ölçü veren ve iyi ağırlayan biri olduğunu hatırlatır.

Güven yalnız “Bana güvenin” demekle kurulmaz. İnsan karşı tarafın davranışına bakar. Yûsuf da güvenilirliğini önce fiilen gösterir: erzaklarını eksiksiz hazırlar, onları iyi ağırlar ve sonra talebini bildirir.

Bu, iletişim açısından güçlü bir ilkedir: Güven sözcüklerden önce davranışla inşa edilir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Kamu Hizmetinde İnsan Onurunu Nasıl Düşündürür ❓​

Kıtlık döneminde gıda almak için gelen insanlar muhtaçtır. Muhtaçlık, onların aşağılanmasına gerekçe yapılabilirdi. Fakat Yûsuf’un anlatımı ölçüyü tam vermek ve iyi ağırlamak üzerine kuruludur.

Bu, kamu hizmetinin yalnız işlem yapmak olmadığına işaret eder. İhtiyaç sahibi insanın hakkını verirken onu aşağılamamak, gereksiz yere süründürmemek veya muhtaçlığını güç gösterisine dönüştürmemek de önemlidir.

Yardım ederken insanın onurunu korumak, verilen yardımın ahlakının bir parçasıdır.

1️⃣7️⃣ Yûsuf’un Geçmişte Kendisine Zulmeden Kardeşlerine Erzak Vermesi Ne Öğretir ❓​

Yûsuf kardeşlerini tanımaktadır; kardeşleri ise onu tanımamaktadır. Buna rağmen o anda onların ihtiyaç duyduğu gıdayı tamamen kesmez. Bu, onun elindeki kamusal gücü kişisel öç alma aracına çevirmediğini gösterir.

Bu, geçmişte yapılanları önemsiz görmek veya Yûsuf’un hemen her şeyi affettiğini söylemek değildir. Kardeşleriyle yüzleşme ve bağışlama süreci daha ileride gerçekleşecektir.

Fakat burada şimdiden şu ilke görünür: Kamusal görev, kişisel düşmanlığın üzerinde tutulmalıdır. Bir yönetici sevmediği kişiye sırf kişisel geçmişi sebebiyle hukuken veya ahlaken hak ettiği hizmeti vermemelidir diye bir anlayış oluşturamaz.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 58 ve 59 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 58’de kardeşler Hz. Yûsuf’un huzuruna gelmiş, Yûsuf onları tanımış fakat onlar kendisini tanımamıştı. Yûsuf 59’da artık bu karşılaşmanın nasıl yönetildiğini görmeye başlıyoruz. Erzakları hazırlanıyor, ölçü eksiksiz veriliyor ve misafirperverlik gösteriliyor. Ardından diğer kardeşin getirilmesi talep ediliyor.

Bu iki ayet birlikte Yûsuf’un gücünü nasıl kullandığına dair ilk işaretleri verir. Geçmişteki kişisel mağduriyet, kamu hizmetindeki ölçüyü bozmamaktadır. Aynı zamanda Yûsuf ailesiyle yeniden buluşmaya doğru ilerleyen kontrollü bir süreç başlatmaktadır.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 60. ayette, Hz. Yûsuf bu talebin ciddi olduğunu açık biçimde belirtecek ve “Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size verilecek ölçü yoktur ve bana yaklaşmayın” diyecektir. Bu ayet özellikle şart koymak ile tehdit arasındaki fark, kıt kaynakların dağıtımında kurallar, yetkinin sınırları ve Yûsuf’un kardeşini getirtmek için neden bu kadar kesin bir tutum aldığı açısından dikkatle ele alınmalıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 59. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 59. ayet, Hz. Yûsuf’un kardeşleriyle yıllar sonra başlayan karşılaşmasının ilk somut adımlarını anlatır. Kardeşler onu tanımamaktadır, fakat Yûsuf onların kim olduğunu bilmektedir. Buna rağmen sahip olduğu büyük yetkiyi ani bir öfke veya intikamla kullanmaz. Önce yüklerini ve erzaklarını hazırlatır, ardından babalarından olan diğer kardeşlerini bir sonraki gelişlerinde getirmelerini ister ve kendi yönetim anlayışını iki ifadeyle özetler: “Ölçüyü tam veriyorum” ve “misafirleri iyi ağırlıyorum.”

Ayetin ilk büyük mesajı adil ölçüdür. Yûsuf’un yönettiği toplum kıtlık yaşamaktadır ve gıda son derece değerli hâle gelmiştir. Buna rağmen kıtlık, eksik vermenin veya insanları sömürmenin bahanesi yapılmaz. Yûsuf ölçüyü tam verdiğini özellikle vurgular.

Bu ilke bugün de geçerlidir. Ekonomik kriz, ürün kıtlığı veya yüksek talep, insanlara hile yapma hakkı vermez. Zor şartlar dürüstlüğün önemini azaltmaz; tam tersine artırır.

İkinci büyük mesaj kamusal yetkinin kişisel duygulara teslim edilmemesidir. Yûsuf kardeşlerinin geçmişte kendisine ne yaptığını bilmektedir. Fakat onların gıda hakkını sırf kişisel öfkesi nedeniyle ortadan kaldırdığı anlatılmaz. Bu, kamu görevlisinin sevdiği ve sevmediği insanlara göre farklı hukuk uygulamaması gerektiğini düşündürür.

Adaletin değeri, dost ve düşmana göre değişmediğinde ortaya çıkar.

Üçüncü büyük mesaj ölçüde eşitlik ile sınırsız dağıtımı birbirinden ayırmaktır. Kıtlıkta kaynaklar sınırlıdır. Bu nedenle herkese istediği kadar ürün vermek mümkün olmayabilir. Fakat konulan sınırların içinde herkesin hakkı eksiksiz verilmelidir.

Bu, yönetimde önemli bir dengedir: Sınır olabilir ama keyfîlik olmamalıdır; kota olabilir ama hile olmamalıdır.

Dördüncü büyük mesaj misafirperverlik ve insan onurudur. Yûsuf kendisini yalnız doğru ölçü veren yönetici olarak değil, aynı zamanda iyi ağırlayan biri olarak tanımlar. Bu, insanın yalnız midesine değil onuruna da hitap eden bir yaklaşım gösterir.

Muhtaç insanların ihtiyaçları karşılanırken aşağılanması, yardımın ahlaki değerini zedeleyebilir. İyilik, insanı küçük düşürmeden yapıldığında daha güzeldir.

Beşinci büyük mesaj güvenin davranışla kurulmasıdır. Yûsuf kardeşlerinden önemli bir talepte bulunur: babalarından olan diğer kardeşi getirmeleri gerekmektedir. Fakat önce kendisinin güvenilir bir yönetici olduğunu fiilen göstermiştir.

İnsanlardan güven isterken yalnız söz yeterli değildir. “Bana güven” demekten daha etkili olan, güvenilebilir davranmaktır.

Altıncı büyük mesaj kişinin kendi niteliğini gerekli yerde söyleyebilmesidir. Yûsuf “Ben ölçüyü tam veriyorum ve iyi ağırlıyorum” derken kibir gösterisinde bulunmaz; talebinin güvenilir bir zeminde olduğunu açıklamaktadır.

Bu, önceki ayetteki “Ben hafîz ve alîmim” ifadesiyle uyumludur. İnsan kendisini olduğundan büyük göstermemeli, fakat görevin veya iletişimin gerektirdiği yerde gerçek niteliğini saklamak zorunda da değildir.

Yedinci büyük mesaj yakınlık veya düşmanlığın adaleti bozmamasıdır. Kardeşleri Yûsuf’un ailesidir ama aynı zamanda geçmişte ona ağır haksızlık yapan insanlardır. Bu iki gerçek de vardır. Yûsuf’un görevi ise gıda dağıtımında ölçüyü korumaktır.

Bu bize akrabalık, dostluk ve düşmanlık ilişkilerinin kamu kararlarını belirlememesi gerektiğini öğretir. Nepotizm de kişisel intikam da liyakat ve adaletin düşmanıdır.

Sekizinci büyük mesaj aile ilişkilerinde yeniden buluşmanın adım adım gerçekleşmesidir. Yûsuf kardeşlerini görür görmez bütün kimliğini ve planını açıklamaz. Önce babalarından olan kardeşin getirilmesini ister. Kıssa büyük yüzleşmeyi aceleyle değil, aşamalar hâlinde hazırlar.

Bu, her insanın kendi ailesindeki sorunları aynı yöntemle çözmesi gerektiği anlamına gelmez. Fakat genel olarak karmaşık ilişkilerin bazen tek konuşmayla değil, dikkatli aşamalarla ele alınması gerektiğini düşündürür.

Dokuzuncu büyük mesaj kimliği henüz açıklamamanın otomatik olarak yalan olmadığıdır. Yûsuf kardeşlerine yanlış bir kimlik söylediği şeklinde anlatılmaz; onlar onu tanımamaktadır ve Yûsuf da henüz gerçeği açıklamamaktadır.

Bu ayrım mahremiyet ve stratejik iletişim açısından önemlidir. Her gerçeği her anda söyleme zorunluluğu ile yalan söylememek aynı şey değildir. Ancak bu ilke, başkalarının hakkını ihlal edecek manipülasyonlara açık çek hâline getirilemez.

Onuncu ve ayetin belki de en önemli mesajı, gücün ancak adaletle değer kazanmasıdır. Yûsuf artık gıda kaynaklarını kontrol eden güçlü bir yöneticidir. İnsanlar onun verdiği ölçüye muhtaçtır. İşte tam böyle bir ortam, gücün kolayca kötüye kullanılabileceği ortamdır.

Yûsuf’un kendisi ise “Ben ölçüyü tam veriyorum” demektedir. Bu cümle, yönetimin ahlakını tek başına çok güçlü biçimde özetler: Elinde başkasının ihtiyacı varsa onun çaresizliğini sömürme; hakkını tam ver.

Yûsuf Suresi 59. ayetin bütün mesajı şu çerçevede özetlenebilir: **İnsanların sana muhtaç olması, onların hakkını azaltma fırsatı değildir. Kriz döneminde bile ölçüyü tam tut. Kamu görevini kişisel kinine veya akrabalığına göre kullanma. İnsanların ihtiyacını karşılarken onurlarını da koru. Güveni yalnız sözle değil davranışla inşa et. Kendi gerçek yeterliliğini gerektiğinde dürüstçe ifade et ama bunu kibir hâline getirme. Ve güç eline geçtiğinde geçmişte sana yapılan kötülükleri, bugünkü adaletsizliğinin bahanesi yapma. Çünkü gerçek yöneticilik, yalnız kaynağa sahip olmak değil, o kaynağı insanların hakkını eksiltmeden ve onurlarını zedelemeden yönetebilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 60. ayette, Hz. Yûsuf kardeşlerine “Eğer onu bana getirmezseniz artık benim yanımda size ölçü yoktur ve bana yaklaşmayın” diyecektir. Bu ifade ilk bakışta sert görünebilir; bu nedenle ayeti keyfî tehdit, kaynakları kişisel baskı aracı olarak kullanma veya aile üzerinde zorbalık şeklinde okumadan, kıssanın bütünü içinde değerlendirmek gerekecektir. Özellikle şartlı kamu dağıtımı, Yûsuf’un planının amacı, kardeşi getirme talebinin ciddiyeti ve yetkinin ahlaki sınırları üzerinde dikkatle durulmalıdır.

Ve belki Yûsuf Suresi 59. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir insan bize muhtaç olduğunda onun ihtiyacını güç gösterisine mi dönüştürüyoruz, yoksa hakkını tam mı veriyoruz? Kamu veya iş hayatında sevdiğimize fazlasını, sevmediğimize eksiğini veriyor muyuz? İnsanlara yardım ederken onları minnet altında bırakıyor muyuz? Ve elimizde kaynak, makam veya karar gücü olduğunda, “Ben ölçüyü tam veriyorum” diyebilecek kadar adil davranabiliyor muyuz?

“Yûsuf 59, Hz. Yûsuf’un kardeşlerinin yüklerini hazırlattıktan sonra babalarından olan diğer kardeşlerini getirmelerini istediğini ve ‘Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam veriyorum ve misafirleri iyi ağırlayanlardanım’ dediğini bildirir. Ayetin merkezinde yalnız ailevi bir plan değil, güçlü bir yönetim ahlakı vardır: Kıtlıkta bile hakkı eksiltmemek, insanların muhtaçlığını sömürmemek ve sahip olunan yetkiyi kişisel kin veya yakınlığa teslim etmemek. Gerçek güç, insanların ihtiyacını kontrol etmek değil; o ihtiyaç karşısında adaleti ve insan onurunu koruyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt