📖 Yûsuf Suresi 92. Ayette “Bugün Size Kınama Yok; Allah Sizi Bağışlasın. O, Merhametlilerin En Merhametlisidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Yûsuf Suresi 92. Ayette “Bugün Size Kınama Yok; Allah Sizi Bağışlasın. O, Merhametlilerin En Merhametlisidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,352
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 92. Ayette “Bugün Size Kınama Yok; Allah Sizi Bağışlasın. O, Merhametlilerin En Merhametlisidir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 91. ayette kardeşler nihayet yıllar önce yaptıkları büyük haksızlığı savunmayı bırakmış ve ‘Allah’a yemin olsun ki Allah seni bize üstün kıldı; biz gerçekten hata edenlerdik’ diyerek sorumluluklarını açıkça kabul etmişlerdi. 92. ayette Hz. Yûsuf’un cevabı, kıssanın ahlaki zirvelerinden biridir: ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.’ Yûsuf geçmişi inkâr etmez; çünkü bir önceki ayette kardeşlerine yaptıklarını açıkça hatırlatmıştır. Fakat geçmişi bir aşağılama ve intikam silahına da dönüştürmez. Böylece ayet, affetmenin unutmak olmadığını, merhametin hakikati silmediğini, mağdurun bağışlamasının ilahî bağışlanmayla aynı şey olmadığını ve gerçek gücün intikam imkânı varken merhameti seçebilmek olduğunu son derece çarpıcı biçimde gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 92. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Yûsuf dedi ki: ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.’” Ayetin Arapçası ise “Kâle lâ tesrîbe aleykumu’l-yevme, yağfirullâhu lekum ve huve erhamu’r-râhimîn.” şeklindedir.

Bu kısa cümle, yıllarca biriken acının ardından beklenebilecek intikam konuşmasının tam tersidir. Yûsuf kardeşlerine “Şimdi size yaptığınızın bedelini ödeteceğim” demez; geçmişi sürekli yüzlerine vurmayacağını bildirir.

Fakat bu cümleyi “Geçmişte olanların hiçbir önemi yoktu” şeklinde anlamak yanlış olur. Bir önceki ayette geçmiş açıkça konuşulmuş, kardeşler de “Biz hata edenlerdik” diyerek bunu kabul etmişlerdir.

2️⃣ “Lâ Tesrîbe Aleykumul-Yevm” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “lâ tesrîbe aleykumu’l-yevme” ifadesi, yaklaşık olarak “Bugün size kınama, ayıplama, başa kakma yok” anlamına gelir. “Tesrîb”, kişinin kusurunu yüzüne vurmak, onu ayıplamak ve geçmişiyle sıkıştırmak anlam alanına sahiptir.

Yûsuf burada geçmişin gerçeğini reddetmiyor, geçmişi artık kardeşlerini ezmek için kullanmayacağını söylüyor. Bu ayrım son derece önemlidir.

Affetmenin olgun biçimi bazen tam olarak budur: “Yaptığın yanlıştı; bunu biliyorum. Fakat bunu seni sürekli aşağılamak için kullanmayacağım.”

3️⃣ “Bugün” Kelimesi Neden Özellikle Dikkat Çekicidir ❓​

Ayet “el-yevme”, yani “bugün” der. Bu ifade, yüzleşmenin gerçekleştiği o anda Yûsuf’un kardeşleri üzerindeki kınama ve intikam baskısını kaldırdığını gösterir.

“Bugün” kelimesi aynı zamanda yıllardır taşınan aile geriliminin yeni bir safhaya geçtiğini düşündürür. Geçmiş değişmemiştir ama bugünden sonrası aynı şekilde devam etmek zorunda değildir.

İnsan geçmişi değiştiremez; fakat bugün nasıl davranacağını seçebilir. Yûsuf’un büyüklüğü de tam burada görünür.

4️⃣ Yûsuf Kardeşlerini Gerçekten Affediyor mu ❓​

Ayetin dili güçlü biçimde bağışlayıcı ve merhametli bir tavır ortaya koyar. Yûsuf onları azarlamayı, aşağılamayı ve intikamla sıkıştırmayı bırakmaktadır.

Ayrıca “Allah sizi bağışlasın” diyerek onların ilahî bağışlanmasını da istemektedir. Dolayısıyla burada yalnız soğuk bir ateşkes değil, gerçek bir merhamet görülür.

Fakat insanın affetmesi ile Allah’ın bağışlaması aynı şey değildir. Yûsuf kendi hakkı bakımından merhamet gösterebilir; Allah’ın kul hakkı, tövbe ve bütün sorumluluklar hakkındaki nihai hükmü ise Allah’a aittir.

5️⃣ Affetmek Yaşananları Unutmak mıdır ❓​

Hayır. Yûsuf her şeyi hatırlamaktadır. Hatta yalnız bir ayet önce kardeşlerine “Yûsuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?” diye sormuştur.

Dolayısıyla affetmek hafızanın silinmesi değildir. İnsan başına geleni hatırlayabilir ve buna rağmen intikam döngüsünü sürdürmemeyi seçebilir.

Bu çok önemli bir ayrımdır: Unutmak bazen mümkün değildir; affetmek ise başka bir ahlaki karardır.

6️⃣ Affetmek Yapılanı Önemsizleştirmek midir ❓​

Hayır. Yûsuf kardeşlerinin yaptığını “Çocukluktu, boş verin” diyerek küçültmez. Onların eylemi yıllarca süren ağır sonuçlar doğurmuştur.

Affetmek, kötülüğe “Aslında kötü değildi” demek değildir. Gerçek bağışlama, kötülüğün kötülük olduğunu kabul ederken ona verilecek cevabı intikamdan farklı seçebilmektir.

Merhamet, hakikati silmez; hakikate verilen cevabın biçimini değiştirir.

7️⃣ Mağdur Affetmek Zorunda mıdır ❓​

Hz. Yûsuf’un affı son derece yüce bir örnektir; fakat bunu her mağdura karşı “Sen de hemen affetmek zorundasın” şeklinde baskı aracına dönüştürmek doğru değildir.

Bazı yaralar çok ağırdır, bazı mağdurlar güvenlik, hukuk ve sınır ihtiyacı duyar. Affetme süreci kişiden kişiye değişebilir.

Özellikle devam eden şiddet veya istismar durumlarında “Affet ve geri dön” demek tehlikeli olabilir. Affetmek, insanın kendisini yeniden zarara açması anlamına gelmez.

8️⃣ Affetmek Güveni Otomatik Olarak Geri Getirir mi ❓​

Hayır. Affetme ile güven aynı şey değildir. İnsan karşı tarafı bağışlayabilir ama yeniden güvenmek için zamana ve tutarlı davranışlara ihtiyaç duyabilir.

Yûsuf’un kıssasında da kardeşlerin değişimi bir anda ortaya çıkmamıştır. Uzun süreç boyunca farklı davranışlar göstermiş, hatalarını kabul etmiş ve artık eski tavırlarından uzaklaşmaya başlamışlardır.

Bu nedenle “Beni affettiysen bana hemen eskisi gibi güvenmelisin” demek doğru değildir. Güven, çoğu zaman yeniden kazanılır.

9️⃣ Affetmek Hukukî Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı ❓​

Her zaman değil. Bir mağdur kendi kişisel öfkesinden vazgeçebilir; fakat bazı eylemler toplum, hukuk veya başka mağdurlar bakımından ayrıca sorumluluk doğurabilir.

Örneğin bir mağdur failini kişisel olarak affetse bile, ciddi bir suçun kamusal hukuk boyutu devam edebilir. Kişisel bağışlama ile hukukî sonuçları birbirine karıştırmamak gerekir.

Yûsuf kıssasındaki aile içi bağışlama sahnesi, bütün hukuk sistemleri için “Mağdur affettiyse hiçbir sonuç kalmaz” şeklinde bir kural oluşturmaz.

🔟 Yûsuf Neden İntikam Almıyor ❓​

Çünkü artık gücü vardır ama gücünü geçmişte kendisine yapılan zulmün aynısını üretmek için kullanmaz. Bu, kıssanın en büyük ahlaki tersine dönüşlerinden biridir.

Kardeşleri bir zamanlar güçlüyken Yûsuf güçsüzdü ve onlar bu güç farkını kötüye kullandılar. Şimdi güç Yûsuf’un elindedir fakat o aynı davranışı tekrarlamaz.

Gerçek ahlaki üstünlük tam burada görünür: Güçsüzken iyi olmak değerlidir; güçlü olduğunda da adaleti koruyabilmek daha büyük bir sınavdır.

1️⃣1️⃣ “Allah Sizi Bağışlasın” Sözü Ne Anlama Gelir ❓​

Yûsuf “yağfirullâhu lekum”, yani “Allah sizi bağışlasın” der. Bu, kardeşlerinin ilahî bağışlanmasını isteyen bir dua niteliğindedir.

Dikkat edilirse Yûsuf “Allah sizi kesin bağışladı” demiyor; bağışlanmalarını Allah’tan diliyor. Nihai hükmü kendi adına vermiyor.

Bu çok önemli bir tevazu örneğidir. İnsan birini affedebilir ama Allah adına kesin bağışlanma belgesi dağıtamaz.

1️⃣2️⃣ Yûsuf’un Affetmesi Allah’ın da Kesin Affettiği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Yûsuf kendi hakkıyla ilgili merhamet gösterebilir; fakat Allah’ın bütün günahlar hakkındaki hükmü Allah’a aittir.

Ayette bu nedenle dua formu vardır: “Allah sizi bağışlasın.” Bu cümle, bağışlanma kapısının açık olduğunu gösterir ama Yûsuf’un Allah adına nihai karar verdiğini göstermez.

İnsanların birbirlerine “Allah seni kesin affetti” veya “Allah seni asla affetmez” diye kesin hükümler dağıtması doğru değildir. Tövbenin hakikatini ve nihai hükmü Allah bilir.

1️⃣3️⃣ “O, Merhametlilerin En Merhametlisidir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Allah için “erhamu’r-râhimîn”, yani “merhametlilerin en merhametlisi” denilir. İnsan merhameti sınırlıdır; Allah’ın rahmeti ise yaratılmış merhametlerin üzerinde ve kusursuzdur.

Yûsuf kendi merhametini bile merkeze koymaz. Kardeşlerini affederken sözü Allah’ın rahmetine bağlar.

Bu son derece anlamlıdır: “Ben ne kadar merhametliyim” demek yerine, kendi merhametini Allah’ın daha büyük rahmetinin gölgesinde görür.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Rahmeti Günahı Önemsiz mi Yapar ❓​

Hayır. Allah’ın rahmetinin büyüklüğü, günahın veya zulmün önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine bağışlanmanın anlamlı olabilmesi için ortada bağışlanacak gerçek bir yanlış vardır.

Kardeşler yaptıklarının yanlış olduğunu açıkça kabul etmişlerdir. Merhamet, bu sorumluluk kabulünden sonra yeni bir kapı açar.

Rahmet günahı meşrulaştırmaz; tövbe eden insanın günaha mahkûm kalmamasına imkân verir.

1️⃣5️⃣ Tövbe ile Affetme Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓​

Kardeşlerin süreci bize önemli bir sıralama gösterir. Önce geçmişle yüzleşirler, sonra “Biz hata edenlerdik” derler; ardından Yûsuf “Bugün size kınama yok” diye cevap verir.

Bu, insan ilişkilerinde her zaman birebir aynı sıra izlenmek zorundadır demek değildir; fakat samimi özrün ve sorumluluk kabulünün bağışlama sürecini kolaylaştırabileceğini gösterir.

Gerçek tövbe “Beni affetmek zorundasın” demez. Kendi sorumluluğunu kabul eder ve sonucu karşı tarafın iradesine bırakır.

1️⃣6️⃣ Yûsuf’un “Kınama Yok” Demesi Geçmişi Bir Daha Hiç Konuşmayacağı Anlamına mı Gelir ❓​

Ayetin vurgu noktası geçmişi aşağılama amacıyla başa kakmamaktır. Bundan tarihsel gerçeğin artık konuşulamayacağı sonucu çıkmaz.

Bir aile geçmişte ne yaşandığını doğru biçimde hatırlayabilir ve bundan ders çıkarabilir. Sorun, geçmişi sürekli şantaj, hakaret veya kontrol aracı olarak kullanmaktır.

Sağlıklı hafıza şöyle çalışabilir: “Bunu yaşadık, yanlıştı, dersimizi aldık; fakat seni her tartışmada bununla ezmeyeceğim.”

1️⃣7️⃣ Affetmek Sınır Koymaya Engel midir ❓​

Hayır. İnsan birini affedebilir ve yine de sağlıklı sınırlar koyabilir. Affetmek “Bana aynı şeyi tekrar yapabilirsin” anlamına gelmez.

Bir kişi zarar verici davranışını sürdürüyor, güveni tekrar tekrar ihlal ediyor veya güvenlik tehdidi oluşturuyorsa mesafe koymak gerekebilir. Merhamet, insanın kendisini koruma hakkını ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle affetme ile sınırsız erişim hakkı birbirine karıştırılmamalıdır.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 91 ve 92 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 91’de kardeşler “Biz gerçekten hata edenlerdik” diyerek sorumluluğu kabul ederler. Yûsuf 92’de ise Yûsuf “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın” diyerek merhametle cevap verir.

Bu iki ayet birlikte sağlıklı yüzleşmenin çok güçlü bir tablosunu oluşturur: Fail inkâr etmez, mağdur da intikamı seçmez. Hakikat gizlenmez ama ilişki yalnız geçmişteki kötülüğün üzerine de kurulmaz.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 93. ayette, Yûsuf kardeşlerine “Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın; görmesi geri gelecektir. Sonra bütün ailenizle bana gelin” diyecektir. Böylece geçmişte babalarına sahte kanlı bir gömlek götüren kardeşler, şimdi Yûsuf’un gerçek gömleğini ve gerçek müjdeyi götüreceklerdir. Bu ayet özellikle gömleğin kıssadaki sembolik dönüşümü, Ya‘kūb’un gözlerinin iyileşmesi, mucize ile tıbbi sebebi birbirine karıştırmamak ve Yûsuf’un yalnız kardeşlerini değil bütün ailesini yeniden bir araya getirmek istemesi açısından son derece önemli olacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 92. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 92. ayet, gücün merhamete dönüştüğü an olarak okunabilecek kadar güçlüdür. Yûsuf artık kardeşlerinin karşısında yalnız haklı değildir; aynı zamanda güçlüdür. Onları cezalandırabilecek, aşağılayabilecek ve yıllarca yaşadığı acıyı yüzlerine vurabilecek konumdadır. Buna rağmen söylediği cümle “Bugün size kınama yok” olur.

Ayetin ilk büyük mesajı affetmenin hakikati silmek olmadığıdır. Yûsuf kardeşlerinin ne yaptığını bilmektedir ve bunu bir önceki ayette açıkça konuşmuştur. Dolayısıyla affetme, “Hiçbir şey olmadı” demek değildir.

Gerçek merhamet, yaşananı inkâr etmeden intikam döngüsünü sürdürmemeyi seçebilir.

İkinci büyük mesaj affetmenin unutmak olmadığıdır. İnsan hafızasını emirle silemez. Yûsuf’un geçmişi hatırlaması onun kinli olduğunu göstermediği gibi, hatırlayan mağdurun da otomatik olarak affetmemiş olduğu söylenemez.

Hafıza ile kin aynı şey değildir.

Üçüncü büyük mesaj kınamayı bırakmanın aşağılamayı bırakmak olmasıdır. Yûsuf kardeşlerinin hatasını sürekli yüzlerine vurabilecek durumdadır fakat bunu yapmaz.

İnsan birini affettiğini söyleyip her tartışmada eski suçunu yeniden silah hâline getiriyorsa, bağışlama henüz içselleşmemiş olabilir.

Dördüncü büyük mesaj failin sorumluluğunun affetme öncesinde kaybolmamasıdır. Kardeşler önce “Biz hata ettik” derler. Yûsuf onların yerine mazeret üretmez.

Bu bize şunu öğretir: Merhamet, sorumluluk kabulünün düşmanı değildir.

Beşinci büyük mesaj mağdurun bağışlama biçimini kendisinin seçme hakkıdır. Yûsuf affeder ve bu büyük bir ahlaki örnektir. Fakat bu sahne başka mağdurları zorlamak için kullanılmamalıdır.

Hiç kimse “Yûsuf affetti, sen de hemen affetmelisin” diyerek mağdurun duygusal sürecini yönetme hakkına sahip değildir.

Altıncı büyük mesaj affetme ile güveni birbirinden ayırmaktır. İnsan kalbinde kini bırakabilir ama ilişkide yine de tedbirli olabilir. Güvenin yeniden kurulması davranış ve zaman gerektirebilir.

Affedilmek, otomatik olarak eski yakınlık düzeyine dönme hakkı vermez.

Yedinci büyük mesaj kişisel bağışlama ile hukukî sorumluluğu ayırmaktır. Bazı eylemlerin toplumsal ve hukukî sonuçları vardır. Mağdurun kişisel affı bunların hepsini otomatik olarak ortadan kaldırmayabilir.

Dolayısıyla ayeti “Affetmek demek hiçbir hesap sormamak demektir” şeklinde genellemek doğru değildir.

Sekizinci büyük mesaj güç ile karakter arasındaki ilişkidir. İnsan güçsüzken affetmeye mecbur kalabilir; fakat Yûsuf güçlü olduğu hâlde affetmektedir. Bu, davranışın ahlaki değerini daha görünür hâle getirir.

İntikam alabilecek güçteyken merhameti seçmek, gücün kendisinden daha büyük bir karakter göstergesidir.

Dokuzuncu büyük mesaj Allah adına kesin bağışlanma hükmü vermemektir. Yûsuf “Allah sizi bağışladı” demez; “Allah sizi bağışlasın” der.

Bu ince fark, kul ile Allah arasındaki hüküm sınırını korur. İnsan umut eder ve dua eder; nihai hükmü Allah’a bırakır.

Onuncu büyük mesaj Allah’ın rahmetinin tövbe eden insan için umut kapısını açık tutmasıdır. Kardeşler çok ağır bir yanlış yapmışlardır ama kıssa onları sonsuza kadar o suçun içine kilitlemez.

Bu, günahın önemsiz olduğu anlamına değil, tövbenin ve dönüşümün mümkün olduğu anlamına gelir.

On birinci büyük mesaj rahmetin adalete düşman olmamasıdır. Yûsuf kardeşlerini affederken onların yaptığını doğru ilan etmez. Merhamet, gerçeği tersine çevirmeden de mümkün olabilir.

Adalet “yanlış yanlıştır” der; merhamet “ama insan yalnız yanlışından ibaret değildir” diyebilir.

On ikinci büyük mesaj özrün mağdura baskı aracına dönüştürülmemesidir. Fail özür diledikten sonra “Ben özür diledim, artık beni affetmek zorundasın” diyemez.

Samimi özür karşılıksız bir hak talebi değil, sorumluluğun kabulüdür.

On üçüncü büyük mesaj geçmişi şantaj aracına dönüştürmemektir. Eğer ilişki yeniden kurulacaksa eski hatayı her fırsatta karşı tarafın boynuna geçirmek sağlıklı değildir.

Geçmişten ders alınır ama geçmiş sonsuz bir ceza mekanizmasına dönüştürülmez.

On dördüncü büyük mesaj Yûsuf’un merhametini kendi egosuna bağlamamasıdır. “Bakın, ben sizi affedecek kadar büyüğüm” demez. Sözü hemen Allah’a çevirir: “Allah sizi bağışlasın.”

Bu, merhametin bile kibir aracına dönüşebileceğini bize hatırlatır. İyilik yaptığımız için üstünlük taslamak, iyiliğin ruhunu zedeleyebilir.

On beşinci büyük mesaj Allah’ın “merhametlilerin en merhametlisi” oluşudur. İnsan merhameti kıymetlidir ama sınırlıdır. Allah’ın rahmeti ise insanın kavrayışını aşan bir genişliğe sahiptir.

Bu nedenle hiçbir insan kendi merhametini ilahî rahmetin ölçüsü hâline getirmemelidir.

On altıncı büyük mesaj tövbe eden insanı ömür boyu eski suçuyla aşağılamamaktır. Sorumluluk hatırlanabilir, güven tedricen kurulabilir, zarar telafi edilebilir; fakat gerçek dönüşüm gösteren insanın sürekli eski kimliğe hapsedilmesi başka bir haksızlığa dönüşebilir.

Geçmişi bilmek başka, insanı geçmişe zincirlemek başkadır.

On yedinci büyük mesaj merhametin aileyi yeniden kurabilmesidir. Yûsuf’un cevabı yalnız kardeşleriyle arasındaki eski hesabı kapatmakla kalmaz; biraz sonra bütün ailenin yeniden birleşmesinin yolunu açacaktır.

İntikam aileyi ikinci kez parçalayabilirdi. Merhamet ise hakikati inkâr etmeden yeniden bağ kurma ihtimali oluşturur.

On sekizinci büyük mesaj affetmenin zayıflık olmadığıdır. Bazen toplum affeden kişiyi “hakkını aramayan” veya “güçsüz” olarak görebilir. Yûsuf’un durumunda bunun tam tersi vardır: O artık son derece güçlüdür ve merhameti bilinçli olarak seçmektedir.

Kontrolsüz öfke her zaman güç değildir; bazen gerçek güç öfkeyi yönetebilmektir.

Ve ayetin en güçlü mesajlarından biri şudur: İnsan geçmişte kendisine yapılanı hatırlayabilir, gerçeği açıkça söyleyebilir, adaletin ne olduğunu bilebilir ve buna rağmen kalbini sonsuza kadar intikamın emrine vermeyebilir.

Yûsuf Suresi 92. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Affetmeyi unutmakla, merhameti haksızlığı inkâr etmekle, barışmayı güveni otomatik olarak geri vermekle karıştırma. Mağduru affetmeye zorlama. Özür dilediğinde affedilmeyi hak gibi talep etme. Birini affediyorsan geçmişi her fırsatta başına kakarak onu yeniden cezalandırma. Kendi affını Allah’ın bağışlamasıyla eşitleme ve Allah adına kesin hüküm verme. Güç eline geçtiğinde intikamı karakter göstergesi sanma. Çünkü gerçek büyüklük bazen yıllarca beklediğin hesaplaşma anı geldiğinde “Bugün size kınama yok” diyebilecek kadar güçlü, fakat bunu söylerken bile “Allah sizi bağışlasın; O merhametlilerin en merhametlisidir” diyebilecek kadar mütevazı kalabilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 93. ayette, Hz. Yûsuf kardeşlerine “Şu gömleğimi götürün ve babamın yüzüne bırakın; görmesi geri gelecektir. Sonra bütün ailenizle bana gelin” diyecektir. Bu sahnenin çok güçlü bir sembolik yönü vardır: Kıssanın başında kardeşler Ya‘kūb’a sahte kan bulaştırılmış bir gömlek götürmüşlerdi; şimdi aynı kardeşler Yûsuf’un gerçek gömleğini ve gerçek müjdeyi taşıyacaklardır. Ayet ayrıca Ya‘kūb’un görmesinin geri gelmesi, bunun Allah’ın özel bir lütfu/mucizesi olarak anlaşılması, gömleği bağımsız şifa gücüne sahip bir nesneye dönüştürmemek ve Yûsuf’un yalnız babasını değil bütün ailesini Mısır’a davet etmesi açısından son derece dikkatli ele alınmalıdır.

Ve belki Yûsuf Suresi 92. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bize haksızlık yapan biri gerçekten hatasını kabul ettiğinde, geçmişi hâlâ hakikati korumak için mi hatırlıyoruz yoksa onu cezalandırmak için mi kullanıyoruz? Affetmekle güvenmeyi birbirine mi karıştırıyoruz? Bir mağdura “Artık affet” diyerek farkında olmadan ikinci bir baskı mı kuruyoruz? Güç elimize geçtiğinde intikam alma imkânını karakterimizin kanıtı mı sanıyoruz? Ve en önemlisi, haklı olduğumuz bir hesaplaşma anında bile Yûsuf gibi hakikati koruyup kini büyütmemeyi başarabilecek kadar güçlü olabilir miyiz?

“Yûsuf 92, Hz. Yûsuf’un kardeşlerine ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir’ dediğini bildirir. Bu söz geçmişi inkâr etmez; çünkü yapılan haksızlık hemen önce açıkça konuşulmuş ve kardeşler yanlışlarını kabul etmişlerdir. Fakat Yûsuf geçmişi bir intikam ve aşağılama silahına çevirmeyi reddeder. Affetmek unutmak değildir, merhamet adaletsizliği doğru ilan etmek değildir, bağışlamak güveni otomatik olarak geri getirmek değildir. Gerçek güç bazen intikam alabilecek durumdayken bunu yapmamak; gerçek merhamet ise hakikati silmeden insanı geçmişindeki en kötü davranışa sonsuza kadar mahkûm etmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt