Yûsuf Suresi 93. Ayette “Şu Gömleğimi Götürün, Babamın Yüzüne Bırakın; Görmesi Geri Gelecektir. Sonra Bütün Ailenizle Bana Gelin” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Yûsuf Suresi 92. ayette Hz. Yûsuf, yıllar önce kendisini kuyuya bırakan kardeşlerine ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir’ diyerek intikam yerine merhameti seçmişti. 93. ayette ise geçmişle hesaplaşmanın ardından artık aileyi yeniden bir araya getirecek somut adımı atar: ‘Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın; görmesi geri gelecektir. Sonra bütün ailenizle bana gelin.’ Kıssanın başlangıcında kardeşler babalarına Yûsuf hakkında yalan bir haberle birlikte kana bulanmış bir gömlek götürmüşlerdi; şimdi ise yine bir gömlek götüreceklerdir, fakat bu kez gömlek yalanın değil hakikatin, ayrılığın değil kavuşmanın, acının değil müjdenin habercisi olacaktır. Ancak ayeti, gömleğin kendi başına bağımsız şifa gücüne sahip olduğu şeklinde okumak doğru değildir; şifa ve sonucu yaratan Allah’tır.”
Ersan Karavelioğlu
Yûsuf Suresi 93. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin genel anlamı şöyledir: “Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın; o yeniden görür hâle gelecektir. Sonra bütün ailenizle bana gelin.” Ayetin Arapçası ise “İzhebû bi-kamîsî hâzâ fe-elkûhu alâ vechi ebî ye’ti basîrâ ve’tûnî bi-ehlikum ecma‘în.” şeklindedir.Hz. Yûsuf artık kimliğini açıklamış, kardeşlerini bağışlamış ve bir sonraki büyük adımı atmaktadır: Babası Hz. Ya‘kūb ile bütün ailesini yanına getirmek.
Ayet böylece yalnız bireysel affı değil, parçalanmış ailenin yeniden kurulmasını gündeme getirir.
“Şu Gömleğimi Götürün” İfadesi Neden Bu Kadar Dikkat Çekicidir
Yûsuf kıssasında gömlek sıradan bir giysi olmaktan çıkarak birkaç önemli dönüm noktasında karşımıza çıkar. İlk olarak kardeşler Yûsuf’un gömleğini sahte kana bulayıp babalarına götürmüşlerdi. Daha sonra Aziz’in eşinin olayında gömleğin arkadan yırtılması Yûsuf’un masumiyetini gösteren önemli bir delil olmuştu.Şimdi üçüncü büyük gömlek sahnesinde Yûsuf kendi gömleğini babasına göndermektedir.
Böylece kıssada gömlek, yalanın delili gibi kullanılmaya çalışılan bir nesneden masumiyetin işaretine, oradan da kavuşmanın müjdesine dönüşen güçlü bir anlatı unsuru hâline gelir.
İlk Gömlek ile Bu Gömlek Arasında Nasıl Bir Anlam Farkı Vardır
Kıssanın başındaki gömlek, kardeşlerin kurduğu yalanı desteklemek için kullanılmıştı. Üzerine sahte kan sürülmüş ve “Yûsuf’u kurt yedi” anlatısına delil görünümü verilmeye çalışılmıştı.Şimdi ise yine aynı kardeşler bir gömlek taşıyacaklardır; fakat bu defa amaç gerçeği gizlemek değil gerçeği ulaştırmaktır.
Bu güçlü karşıtlık bize şunu düşündürür: Aynı insan geçmişte yalanın taşıyıcısı olmuşken, daha sonra hakikatin taşıyıcısı hâline gelebilir. Geçmiş hata insanın geleceğini sonsuza kadar belirlemek zorunda değildir.
Ayetteki Gömlek İlk Bölümdeki Gömleğin Aynısı mıdır
Kur’an böyle bir şey söylemez. Burada Yûsuf “şu gömleğim” demektedir. Bunun yıllar önce kana bulanmış aynı fiziksel gömlek olduğunu söylemek için ayette bir delil yoktur.Dolayısıyla sembolik bağlantı güçlüdür ama aynı nesne olduğunu kesinleştirmek doğru değildir.
Kıssadaki edebî bağ şudur: Başlangıçta bir gömlek ayrılığın sahte haberiyle gelmişti; şimdi başka bir gömlek gerçek kavuşmanın haberiyle gelecektir.
“Babamın Yüzüne Bırakın” Ne Anlama Gelir
Hz. Yûsuf kardeşlerine gömleği babalarının yüzüne bırakmalarını söyler. Bir önceki ayetlerde Hz. Ya‘kūb’un yoğun keder sebebiyle gözlerinin ağardığı anlatılmıştı.Bu nedenle gömleğin yüzüne bırakılması, görmesinin geri dönmesiyle ilişkilendirilir.
Ancak Kur’an burada bir tıp prosedürü öğretmez. Belirli bir kumaşın göz hastalıklarını tedavi edeceğine dair genel bir yöntem ortaya koymaz.
“Görmesi Geri Gelecektir” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette “ye’ti basîrâ” ifadesi yer alır. Genel anlamıyla Hz. Ya‘kūb’un yeniden görür hâle geleceği bildirilir.Önceki ayette gözlerinin üzüntüden ağardığı anlatıldığı için, burada görme yetisinin geri dönmesi söz konusudur.
Kur’an bu iyileşmenin tıbbi mekanizmasını açıklamaz. Bu nedenle ayeti modern bir göz hastalığı teşhisine veya “şu biyolojik süreç gerçekleşti” şeklinde kesin bir açıklamaya dönüştürmek doğru değildir.
Hz. Ya‘kūb Tamamen Kör mü Olmuştu
Tefsirlerde gözlerinin görmesini tamamen kaybettiği veya çok ciddi biçimde zayıfladığı yönünde farklı açıklamalar vardır. Kur’an’ın açık ifadesi, gözlerinin kederden ağardığını ve burada yeniden görür hâle geleceğini belirtmesidir.Bu yüzden ayrıntıda kesinlik iddiasından kaçınmak gerekir. Ne kadar gördüğü, hangi tıbbi durumun bulunduğu veya hastalığın modern adı ayette belirtilmez.
Kur’an’ın ana mesajı, Ya‘kūb’un uzun kederinin ardından görmesinin Allah’ın lütfuyla geri verilmesidir.
Gömleğin Kendisinde Şifa Gücü mü Vardı
Ayetten gömleğin bağımsız, kendi kendine çalışan mistik bir şifa gücüne sahip olduğu sonucu çıkarılamaz. Yûsuf’un gömleği burada Allah’ın dilediği özel sonucun gerçekleşmesinde bir vesile olarak yer alır.Şifayı gömleğe bağımsız güç olarak nispet etmek, İslami tevhid anlayışı açısından sorunlu olur. Asıl şifa veren Allah’tır; nesne bağımsız ilahî güç taşımaz.
Bu nedenle ayet, herhangi bir kişinin kıyafetini veya eşyasını otomatik olarak şifa nesnesi hâline getirmek için genel bir ruhsat değildir.
Bu Olay Bir Mucize Olarak mı Anlaşılmalıdır
Tefsir geleneğinde Hz. Ya‘kūb’un görmesinin Yûsuf’un gömleğinin ulaştırılmasıyla geri gelmesi genellikle ilahî bir lütuf ve olağanüstü hadise olarak değerlendirilmiştir.Kur’an olayın mekanizmasını ayrıntılandırmaz; sonucu bildirir. Bu nedenle en güvenli ifade, Allah’ın Hz. Ya‘kūb’a görmesini geri vermesi ve gömleğin bu olayda vesile olmasıdır.
Bunu laboratuvar koşullarında tekrarlanabilir bir tedavi yöntemi gibi okumak, ayetin maksadını aşar.
Bu Ayetten Şifa İçin Kıyafet, Muska veya Benzeri Nesneler Kullanma Kuralı Çıkar mı
Hayır. Yûsuf kıssasındaki özel olaydan “Bir salih kişinin giysisini hastaya sürersen şifa gelir” şeklinde genel bir dinî veya tıbbî kural çıkarılamaz.Kur’an burada belirli bir peygamberlik kıssasını anlatmaktadır. Özel bir olayın bütün zamanlarda tekrarlanacak bir yöntem olması için ayrıca delil gerekir.
Bu yüzden hastalıkta dua etmek mümkündür ama tıbbi değerlendirme ve tedaviyi terk ederek nesnelere bağımsız şifa gücü yüklemek doğru değildir.

Hz. Yûsuf Görmenin Geri Geleceğini Nasıl Biliyordu
Yûsuf “Babam görür hâle gelecektir” diye oldukça kesin konuşur. Peygamber olması sebebiyle Allah’ın kendisine bu konuda bilgi vermiş olması en makul çerçevedir.Fakat buradan Yûsuf’un bütün geleceği bağımsız biçimde bildiği sonucu çıkarılmaz. Peygamberlerin gayb bilgisi Allah’ın bildirdiği kadardır.
Dolayısıyla bu sahne peygamberlik bilgisini gösterir; bağımsız ve sınırsız gayb bilgisi öğretmez.

Gömlek Neden Önce Babaya Gönderiliyor
Yûsuf kardeşlerine yalnız “Ailenizi alıp gelin” demekle yetinmez. Önce babasına kendi hayatta olduğuna dair güçlü ve kişisel bir işaret gönderir.Yıllardır Yûsuf hasreti yaşayan Ya‘kūb için oğluna ait bir gömlek, sıradan bir haberden çok daha güçlü bir anlam taşıyacaktır.
Bu, aynı zamanda Yûsuf’un babasının psikolojik ve fiziksel durumunu gözettiğini düşündürür. Kavuşmadan önce müjde gönderilmektedir.

Geçmişte Yalan Haber Taşıyan Kardeşlerin Şimdi Müjde Taşıması Ne Öğretir
Bu, kıssanın en güzel dönüşümlerinden biridir. Kardeşler bir zamanlar babalarına Yûsuf’un öldüğünü düşündüren yanlış bir haber götürmüşlerdi.Şimdi aynı aile bireyleri babalarına Yûsuf’un yaşadığına dair gerçek müjdeyi götüreceklerdir.
Bu bize insanın geçmişini telafi etme imkânını düşündürür. Her zarar tamamen geri alınamayabilir; fakat insan geçmişte yanlış kullandığı gücünü veya imkânını daha sonra doğru yönde kullanabilir.

Bu Durum “Geçmiş Günah Tamamen Silindi” Anlamına mı Gelir
Hayır. Şimdi doğru haber taşımaları, geçmişteki yalanı tarihsel olarak yok etmez. Ya‘kūb’un yıllarca yaşadığı acı da ortadan kalkmaz.Fakat insanın değişmesi, geçmişte yaptığı yanlışın tersine davranmayı öğrenmesini gerektirebilir. Bir zamanlar yalan söyleyen kişi artık dürüst olabilir; bir zamanlar zarar veren kişi artık onarmaya çalışabilir.
Telafi geçmişi silmek değil, geleceğin yönünü değiştirmektir.

“Bütün Ailenizle Bana Gelin” Ne Anlama Gelir
Ayette “ve’tûnî bi-ehlikum ecma‘în”, yani “Bütün ailenizle bana gelin” denilir. Yûsuf yalnız babasının veya birkaç kardeşinin gelmesini istemez; aile bütünlüğünü hedefler.“Ehl” kelimesi burada aile, hane halkı ve yakın çevre anlamında anlaşılır. Kur’an bu ayette kaç kişinin geldiğini belirtmez.
Dolayısıyla bazı tarihî rivayetlerde verilen kesin kişi sayılarını Kur’an’ın açık bilgisiymiş gibi sunmamak gerekir.

Yûsuf Neden Bütün Ailesini Mısır’a Çağırıyor
Kıtlık hâlâ sürmektedir ve Yûsuf Mısır’da güçlü bir konumdadır. Ailesinin hem güvenlik hem de geçim bakımından daha iyi şartlara kavuşması mümkün olacaktır.Ama çağrının yalnız ekonomik yönü yoktur. Yıllardır bölünmüş olan aile yeniden bir araya gelecektir.
Böylece kıssa, yalnız bireysel başarıyla tamamlanmaz. Yûsuf’un hedefi “Ben kurtuldum, gerisi önemli değil” değildir; ailesinin de güvenliğe ve kavuşmaya erişmesini ister.

Affetmenin Ardından Yeniden İlişki Kurmak Her Zaman Gerekli midir
Hayır. Yûsuf kardeşlerini bağışladıktan sonra ailesini bir araya getirmeyi seçer. Bu onun özel kıssasındaki son derece güzel bir sonuçtur.Fakat bunu her zarar görmüş insana “Affettiysen mutlaka yeniden aynı yakın ilişkiyi kurmalısın” şeklinde uygulamak doğru değildir. Bazı ilişkiler güvenli biçimde yeniden kurulabilir, bazı durumlarda ise mesafe korunması gerekebilir.
Affetmek başka, barışmak başka, güvenmek başka ve yeniden aynı yakınlığı kurmak başka süreçlerdir.

Yûsuf Suresi 92 ve 93 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Yûsuf 92’de “Bugün size kınama yok” diyerek geçmişteki hesaplaşmayı intikama dönüştürmemişti. Yûsuf 93’te ise merhameti yalnız sözde bırakmaz; aileyi yeniden bir araya getirecek somut adım atar.Önce gömleğini babasına gönderir, ardından “Bütün ailenizle bana gelin” der. Böylece bağışlama, mümkün olan ölçüde onarım ve yeniden birleşmeye doğru ilerler.
Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 94. ayette, kafile Mısır’dan ayrıldığı sırada Hz. Ya‘kūb “Gerçekten ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum; keşke bana bunamış demezseniz” anlamındaki dikkat çekici sözü söyleyecektir. Bu ayet özellikle Yûsuf’un kokusunu uzaktan almanın nasıl anlaşılması gerektiği, bunu sıradan insanlara verilebilecek sınırsız paranormal yeteneğe dönüştürmemenin önemi, peygamberlik bağlamı ve ‘bana bunamış demeseniz’ sözünün çevrenin bir insanın umudunu nasıl değerlendirebildiği açısından dikkatle ele alınmalıdır.

Sonuç: Yûsuf Suresi 93. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Yûsuf Suresi 93. ayet, uzun ayrılığın ardından kavuşmanın artık somut biçimde başladığı andır. Yûsuf kardeşlerine gömleğini verir ve babasının yüzüne bırakmalarını söyler; ardından bütün ailesini yanına çağırır. Yıllardır acı, kuyu, ayrılık, iftira, hapishane, kıtlık ve aile içi kırılma üzerinden ilerleyen kıssa artık yeniden birleşmeye doğru hareket etmektedir.Ayetin ilk büyük mesajı hakikatin sonunda yalanın yerini alabilmesidir. Kıssanın başında bir gömlek gerçeği gizlemek için kullanılmıştı. Şimdi bir gömlek gerçeği haber vermektedir.
Bu sembolik dönüşüm son derece güçlüdür: Yalanın taşıyıcısı olan eller, tövbe ve değişimden sonra hakikatin taşıyıcısı olabilir.
İkinci büyük mesaj insanın geçmişteki rolünü değiştirebilmesidir. Kardeşler babalarının acısına sebep olmuşlardı; şimdi babalarına en büyük müjdelerden birini götüreceklerdir.
Bu, geçmişteki zararı yok etmez ama insanın gelecekte onarımın parçası olabileceğini gösterir.
Üçüncü büyük mesaj şifayı Allah’a nispet etmektir. Gömlek önemli bir vesiledir fakat bağımsız bir şifa kaynağı değildir. Kur’an’ın tevhid anlayışında yaratılmış nesneler Allah’tan ayrı mutlak güç taşımaz.
Bu nedenle ayeti nesne merkezli bir büyü veya şifa sistemine dönüştürmek doğru değildir. Şifayı veren Allah’tır.
Dördüncü büyük mesaj mucize ile tıbbı birbirine karıştırmamaktır. Hz. Ya‘kūb’un görmesinin geri gelmesi özel bir kıssa içinde anlatılmaktadır. Bundan bütün göz hastalıkları için kumaş veya kıyafet kullanılması gerektiği sonucu çıkmaz.
İman, tedaviyi reddetmek değildir. Dua ile tıp birbirinin düşmanı değildir.
Beşinci büyük mesaj peygamberin özel bilgisini sınırsız gayb bilgisine dönüştürmemektir. Yûsuf babasının görmesinin geri geleceğini bilir; fakat bu bilgi peygamberlik bağlamında Allah’ın bildirmesiyle anlaşılmalıdır.
Bağımsız mutlak gayb bilgisi Allah’a aittir.
Altıncı büyük mesaj affın somut iyiliğe dönüşebilmesidir. Yûsuf yalnız kardeşlerine “Sizi affettim” demez; ailelerini yanına çağırarak hayatlarını yeniden güvenli bir zemine taşımaya çalışır.
Gerçek merhamet bazen sözden sonra onarım için eyleme geçmek anlamına gelir.
Yedinci büyük mesaj onarımın geçmişi silmediğidir. Kardeşler şimdi gerçek müjdeyi taşıyacaktır ama geçmişteki sahte gömlek olayı yine de yaşanmıştır.
İnsan geçmişi değiştiremez; fakat geçmişte yaptığı yanlışın tersine yeni bir davranış seçebilir.
Sekizinci büyük mesaj aile birliğinin intikamdan daha değerli hâle gelmesidir. Yûsuf gücünü ailesini parçalamak için değil yeniden birleştirmek için kullanır.
Fakat bu özel kıssadan “Her aile ne olursa olsun yeniden aynı çatı altında yaşamak zorundadır” sonucu çıkarılmamalıdır. Güvenlik, adalet ve sağlıklı sınırlar önemini korur.
Dokuzuncu büyük mesaj kavuşmanın yalnız Yûsuf’un kişisel mutluluğu olmadığıdır. O yalnız babasını çağırmaz; bütün ailesini davet eder.
Yıllardır aileyi bölen kıskançlık ve yalanın yerine artık birlikte yaşamaya yönelik yeni bir kapı açılır.
Onuncu büyük mesaj güç elde eden insanın ailesini unutmamasıdır. Yûsuf uzun yıllar sonra çok güçlü bir konuma gelmiştir; fakat başarısını yalnız kendi konforuna dönüştürmez.
İmkân arttığında sorumluluk da artabilir.
On birinci büyük mesaj müjdeyi taşımanın da bir sorumluluk olduğudur. Kardeşler şimdi babalarına yalnız bir gömlek değil, yıllardır beklediği hakikati götürmektedirler.
Bir insanın hayatını değiştirecek haberi taşırken dürüstlük, dikkat ve merhamet gerekir.
On ikinci büyük mesaj aynı nesnenin farklı ahlaki bağlamlarda farklı anlam taşıyabileceğidir. Gömlek kendi başına ne yalancı ne de doğru sözlüdür; onu kullanan insanın amacı ve olayın bağlamı anlamını değiştirir.
Bu bize nesnelerden çok insanın niyeti ve davranışına bakmayı öğretir.
On üçüncü büyük mesaj Ya‘kūb’un acısının unutulmadığıdır. Yûsuf babasının yıllarca ne yaşadığını biliyor ve kavuşma sürecinde onun iyileşmesini de önemsemektedir.
Kavuşma yalnız fiziksel buluşma değil, uzun bir yaranın kapanmaya başlamasıdır.
On dördüncü büyük mesaj şifayı bir ödül formülüne dönüştürmemektir. Ya‘kūb’un görmesi geri gelecektir ama buradan “İmanı güçlü olan herkes mutlaka bedensel olarak iyileşir” sonucu çıkarılamaz.
Bazı müminler hastalıkla yaşamaya devam eder. İyileşmek iman üstünlüğünün otomatik ölçüsü değildir.
On beşinci büyük mesaj mucizeyi ticarete dönüştürmemektir. Bu ayetten hareketle belirli kıyafetlere, nesnelere veya “özel eşyalara” kesin şifa garantisi vermek dinî açıdan sağlam bir yaklaşım değildir.
Allah’ın özel bir kıssadaki lütfu satılabilir bir formül hâline getirilemez.
On altıncı büyük mesaj merhametin yeniden başlangıç oluşturabilmesidir. Yûsuf 92’de kardeşlerinin yüzüne geçmişlerini vurmayı bırakmış, 93’te yeni bir hayatın kapısını açmıştır.
Affın en güzel sonuçlarından biri bazen geçmişe saplanmak yerine daha iyi bir gelecek kurabilmektir.
On yedinci büyük mesaj insanın başarıya ulaştığında köklerini ve ilişkilerini unutmamasıdır. Yûsuf’un yüksek makamı onu babasından ve ailesinden koparmamıştır.
Gerçek yükseliş bazen yükseldikçe geride kalanları küçümsememektir.
On sekizinci büyük mesaj Allah’ın uzun yıllara yayılan bir süreci beklenmedik biçimde tersine çevirebilmesidir. Bir zamanlar gömlek Ya‘kūb’a ölüm haberi gibi ulaştırılmıştı; şimdi başka bir gömlek hayat ve kavuşma haberi olacaktır.
Bu, insanın umudunu mekanik bir garantiye çevirmeden şunu hatırlatır: Bugünkü görüntü, hikâyenin son cümlesi olmak zorunda değildir.
Ve ayetin belki de en güçlü mesajı şudur: Gerçek dönüşüm, geçmişte kullandığımız aynı elleri bu kez iyilik için kullanabilmektir. Kardeşlerin elleri bir zamanlar sahte kanlı gömleği taşıdı; şimdi Yûsuf’un gerçek gömleğini ve gerçek müjdeyi taşıyacaktır.
Yûsuf Suresi 93. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Geçmişte yanlış yaptıysan bunun tersine doğru davranış geliştirebileceğini unutma. Şifayı Allah’tan bil, nesnelere bağımsız güç yükleme. Özel peygamberlik olaylarını genel tıbbî veya mistik yöntemlere dönüştürme. Affı yalnız sözde bırakma; mümkünse onarım için somut adım at. Aileyi birleştirmeyi değerli gör ama güvenlik ve sağlıklı sınırları yok sayma. Elindeki imkânı yalnız kendin için değil başkalarının iyiliği için de kullan. Ve geçmişin bir zamanlar acıyı taşıyan sembollerinin, insan gerçekten değiştiğinde hakikatin ve kavuşmanın sembollerine dönüşebileceğini hatırla.”
Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 94. ayette, kafile henüz Mısır’dan ayrılıp yola koyulduğunda Hz. Ya‘kūb çevresindekilere “Gerçekten ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum; eğer bana bunamış demezseniz” anlamında çok dikkat çekici bir cümle söyleyecektir. Bu ayet özellikle Yûsuf’un kokusunun uzak mesafeden hissedilmesinin peygamberlik bağlamında nasıl anlaşılması gerektiği, bunu herkes için geçerli paranormal yetenek iddiasına dönüştürmemenin önemi, “bana bunamış demezseniz” ifadesinin anlamı ve bazen umut taşıyan insanın çevresindekiler tarafından gerçek dışı hayaller kuruyor gibi görülmesi açısından son derece önemli olacaktır.
Ve belki Yûsuf Suresi 93. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Geçmişte yanlış bir şeyin taşıyıcısı olmuşsak bugün aynı ellerimizi doğruyu taşımak için kullanabiliyor muyuz? Affettiğimizi söylediğimiz insanlarla ilgili mümkün olan onarımı gerçekten yapıyor muyuz? Şifayı Allah’tan bilirken gerekli tıbbî tedbiri de alıyor muyuz? Bir mucize anlatısını kendi çıkarımız için formüle veya ticarete dönüştürüyor muyuz? Ve en önemlisi, geçmişte ayrılığın sebebi olmuş bir insanın daha sonra kavuşmanın parçası olabileceğine gerçekten inanabiliyor muyuz?
“Yûsuf 93, Hz. Yûsuf’un kardeşlerine ‘Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne bırakın; görmesi geri gelecektir. Sonra bütün ailenizle bana gelin’ dediğini bildirir. Kıssanın başında bir gömlek yalanın aracı yapılmışken, şimdi bir gömlek hakikatin ve kavuşmanın müjdesini taşır. Fakat şifayı gömleğin kendisine bağımsız güç olarak vermek doğru değildir; şifayı yaratan Allah’tır. Ayet aynı zamanda insanın geçmişteki yanlış rolünden çıkıp onarımın parçası olabileceğini gösterir. Çünkü gerçek değişim, yalnız ‘Ben artık farklıyım’ demek değil; bir zamanlar acı taşıyan elleri bu kez hakikat, iyilik ve kavuşma taşımak için kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu