📖 Yûsuf Suresi 5. Ayette “Yavrucuğum! Rüyanı Kardeşlerine Anlatma; Sonra Sana Bir Tuzak Kurarlar. Çünkü Şeytan İnsan İçin Apaçık Bir Düşmandır”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,297
2,736,273
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 5. Ayette “Yavrucuğum! Rüyanı Kardeşlerine Anlatma; Sonra Sana Bir Tuzak Kurarlar. Çünkü Şeytan İnsan İçin Apaçık Bir Düşmandır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 4. ayette Hz. Yûsuf, gördüğü olağanüstü rüyayı güven duyduğu babasına anlatmıştı. Beşinci ayette Hz. Yakup bu rüyayı küçümsemiyor, fakat oğluna onu herkesle paylaşmaması gerektiğini söylüyor. Çünkü güzel bir haber bazen karşı tarafta sevinç değil kıskançlık uyandırabilir. Buradaki ders insanlardan sürekli şüphe etmek değil, bilgiyi doğru kişiyle ve doğru zamanda paylaşmayı öğrenmektir. Kur’an tedbiri öğretir; paranoyayı değil. Şeytanın insanı kötülüğe çağırması da insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz: Vesvese olabilir, fakat tercihi yapan yine insandır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 5. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir: “Babası, ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; yoksa sana karşı bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır’ dedi.” Ayetin Arapçası ise “Kâle yâ buneyye lâ taksus ru’yâke alâ ihvetike fe-yekîdû leke keydâ. İnne’ş-şeytâne li’l-insâni aduvvun mubîn.” şeklindedir.

Bu ayet, Yûsuf kıssasındaki ilk ciddi gerilimin habercisidir. Bir önceki ayette yalnız bir rüya ve baba-oğul arasındaki güvenli konuşma vardı. Şimdi Hz. Yakup, rüyanın işaret ettiği özel konumun Yûsuf’un kardeşlerinde kıskançlık ve düşmanlık üretme ihtimalini fark ederek oğlunu tedbirli davranmaya çağırmaktadır.

Ayet daha ilk sahnelerde bize önemli bir ahlak öğretir: Doğru olmak, her bildiğini herkese anlatmak demek değildir. Bazen hikmet, doğru bilgiyi güvenilir kişide tutmayı ve gereksiz biçimde açığa çıkarmamayı gerektirir.

2️⃣ Hz. Yakup’un “Yâ Büneyye — Yavrucuğum” Hitabı Neden Önemlidir ❓​

Hz. Yakup oğluna “yâ buneyye”, yani sevgi ve şefkat taşıyan bir ifadeyle “yavrucuğum” diye seslenir. Uyarısına sert bir korkutmayla değil, yakınlık ve güven diliyle başlar.

Bu küçük ayrıntı ebeveynlik açısından çok değerlidir. Bir çocuğu tehlikeye karşı uyarmak için onu sürekli korkutmak, aşağılamak veya tehdit etmek gerekmez. Hz. Yakup ciddi bir risk görüyor, fakat oğluna:

“Sen hiçbir şey bilmiyorsun, sus!”

gibi aşağılayıcı bir tavırla yaklaşmıyor. Önce ilişkinin güvenini koruyor, sonra tedbir öğretiyor.

Sağlıklı uyarı, sevgiyle sınır koyabilmektir.

3️⃣ “Rüyanı Kardeşlerine Anlatma” Neden Söyleniyor ❓​

Hz. Yakup, Yûsuf’un rüyasının olağan bir rüyadan farklı bir anlam taşıdığını sezmiş ve kardeşlerinin bu rüyayı duyması hâlinde Yûsuf’un gelecekteki özel konumunu kendileri için tehdit olarak algılayabileceklerini düşünmüştür.

Buradaki temel mesele bilginin kendisi değil, bilginin kimde nasıl bir etki oluşturacağıdır.

Aynı haber bir insanı mutlu ederken başka bir kişide kıskançlık oluşturabilir. Aynı başarı bir arkadaşınızı gururlandırırken başka birini kendisini değersiz hissetmeye sürükleyebilir.

Bu nedenle Kur’an’ın burada öğrettiği tedbir şu değildir: “Güzel olan hiçbir şeyi kimseye anlatma.” Daha dengeli ders şudur: Her bilgi herkesle, her zamanda ve aynı biçimde paylaşılmak zorunda değildir.

4️⃣ Her Şeyi Herkese Anlatmamak Yalan Söylemek midir ❓​

Hayır.

Mahremiyet ile yalan birbirinden farklıdır. Bir insan kendisine ait özel bilgiyi paylaşmak zorunda olmadığı hâlde söylememeyi tercih edebilir. Bu, otomatik olarak dürüstlüğe aykırı değildir.

Örneğin geleceğe ilişkin bir planınızı henüz kesinleşmeden herkese anlatmayabilirsiniz. Aile içinde size emanet edilen özel bir bilgiyi koruyabilirsiniz. İş hayatında gizlilik yükümlülüğü bulunan bir konuyu paylaşmayabilirsiniz.

Dürüstlük:

“Hayatımdaki bütün bilgileri herkese açıklamak zorundayım.”

demek değildir.

Gerçeği çarpıtmamak başka, özel olanı korumak başka şeydir.

Yûsuf 5, bu ayrımı anlamak açısından son derece önemli bir ayettir.

5️⃣ Bu Ayet İnsanlardan Sürekli Şüphe Etmeyi mi Öğretiyor ❓​

Hayır.

Hz. Yakup belirli bir aile durumunda belirli bir risk görüyor. Bundan:

“Kimseye güvenme, herkes seni kıskanıyor.”

gibi genel bir hayat felsefesi çıkarılamaz.

İnsan bazı kişilerle yakın dostluk kurabilir, sevincini paylaşabilir ve güven ilişkileri oluşturabilir. Toplumsal hayat zaten belli ölçüde güven olmadan sürdürülemez.

Fakat safdillik ile güven aynı şey değildir.

Bir insanın daha önceki davranışlarında ciddi kıskançlık, rekabet veya zarar verme eğilimi görülüyorsa tedbir almak akıllıca olabilir. Buna karşılık hiçbir somut sebep yokken sürekli:

“Herkes bana tuzak kuruyor.”

diye düşünmek sağlıklı değildir.

Kur’an tedbiri öğretir; paranoyayı değil.

6️⃣ Hz. Yakup Kardeşlerin Tuzak Kuracağını Nereden Biliyordu ❓​

Ayet Hz. Yakup’un:

“Sana bir tuzak kurarlar.”

şeklinde uyardığını bildirir. Bunun tam olarak hangi bilgiye veya gözleme dayandığını ayet ayrıntılı biçimde açıklamaz.

Bir baba çocuklarının karakterlerini, aralarındaki ilişkileri ve kıskançlık eğilimlerini uzun süre gözlemlemiş olabilir. Ayrıca Hz. Yakup bir peygamberdir; fakat buradan onun Allah’tan bağımsız olarak bütün geleceği eksiksiz bildiği sonucu çıkarılamaz.

Peygamberlerin gayb bilgisi Allah’ın bildirdiği kadardır.

Bu ayette bize:

“Yakup bütün gelecek olayların her ayrıntısını biliyordu.”

denilmemektedir.

Daha ihtiyatlı yaklaşım, onun hem rüyanın önemini hem de aile içindeki tehlikeyi peygamberî feraset ve mevcut şartlar içinde fark ettiğini söylemektir; ayetin açıklamadığı ayrıntılar konusunda kesinlik üretmemektir.

7️⃣ Hz. Yakup Kardeşleri Daha Suç İşlemeden Suçlu mu İlan Ediyor ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Hz. Yakup:

“Kardeşlerin kesin suçludur ve artık değişmez kötü insanlardır.”

demiyor. Bir risk görüyor ve oğlunu bundan korumaya çalışıyor.

Bir insanın gelecekte zarar verme ihtimaline karşı tedbir almak ile onu işlenmemiş bir suçtan cezalandırmak aynı şey değildir.

Örneğin bir ebeveyn iki çocuk arasında yoğun rekabet görüyorsa bazı hassas bilgileri dikkatli paylaşabilir. Fakat diğer çocuğu:

“Sen ileride kesin suç işlersin.”

diye cezalandırması adil olmaz.

Risk değerlendirmesi ≠ kesin suç hükmü.

Kur’an kıssasının devamında kardeşler gerçekten ağır yanlışlar yapacaklardır; ancak Yûsuf 5’te henüz olay gerçekleşmemiştir.

8️⃣ Kıskançlık Neden Bu Kadar Tehlikeli Olabilir ❓​

Kıskançlık ilk anda yalnız bir duygu gibi başlayabilir. İnsan:

“Onun sahip olduğu şey bende neden yok?”

diye düşünebilir. Bu duygu fark edilip sağlıklı biçimde yönetilebilir; fakat beslenirse başkasının nimetinin ortadan kalkmasını istemeye kadar ilerleyebilir.

Yûsuf kıssası birazdan bunun dramatik örneğini gösterecektir. Kardeşlerin içindeki rahatsızlık zamanla düşünceye, düşünce konuşmaya, konuşma plana ve plan da ağır bir haksızlığa dönüşecektir.

Bu nedenle önemli olan yalnız:

“Kıskançlık hissettim mi?”

değildir.

Asıl soru:

“Bu duyguyla ne yaptım?”

olmalıdır.

İnsan istemeden kıskançlık hissedebilir. Bu duygu ortaya çıktığı anda kişi otomatik olarak kötü insan olmaz. Ahlaki sorumluluk, bu duyguyu besleyip zarar verici davranışa dönüştürme aşamasında daha belirgin hâle gelir.

9️⃣ Kıskançlık Hissetmek Günah mıdır ❓​

İnsanın zihninde veya duygusunda istemeden ortaya çıkan her şey aynı derecede ahlaki sorumluluk doğurmaz. Bir insan başka birinin başarısını görünce anlık kıskançlık hissedebilir ve hemen:

“Bu doğru bir duygu değil; onun iyiliğine düşman olmamalıyım.”

diye kendisini düzeltebilir.

Bu kişi ile:

“Onun elindekini nasıl yok ederim?”

diye plan yapan kişi aynı değildir.

İnsanın zihnine gelen istemsiz düşünce ve duygular ile bilinçli biçimde benimseyip eyleme dönüştürdüğü niyetler birbirinden ayrılmalıdır.

Bu ayrım özellikle dinî kaygıya eğilimli insanlar için önemlidir. Aklına kötü bir düşüncenin gelmesi, onu seçtiğin anlamına gelmez.

Yûsuf kıssasının kritik noktası, kardeşlerin kıskançlığı yalnız hissetmeleri değil, ilerleyen ayetlerde onu bilinçli bir plana dönüştürmeleridir.

🔟 “Sana Bir Tuzak Kurmasınlar” İfadesindeki “Keyd” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“fe-yekîdû leke keydâ”

ifadesi bulunur. “Keyd”, plan kurmak, gizli bir düzen hazırlamak veya karşı tarafa zarar verecek bir tertip yapmak anlam alanına sahiptir.

Bağlamda açıkça Yûsuf’a zarar verme amacı taşıyan bir plan kastedilmektedir.

Ancak “keyd” kelimesini gördüğümüz her yerde aynı ahlaki tonu mekanik biçimde taşımamak gerekir. Kur’an’daki bir kelimenin anlamı bağlamına göre farklı nüanslar kazanabilir.

Burada plan gizlidir ve zarar amacı taşır; bu yüzden olumsuzdur.

Ayet bize önemli bir ders verir: Bir eylemin kötülüğü yalnız açık saldırı biçiminde gerçekleşmez; bazen kötülük önceden hesaplanmış gizli planlarla da yapılabilir.

1️⃣1️⃣ Tedbir Almak Tevekküle Aykırı mıdır ❓​

Hayır.

Hz. Yakup Allah’a inanan ve tevekkül eden bir peygamberdir; buna rağmen oğluna açıkça tedbir öğütlüyor:

“Rüyanı kardeşlerine anlatma.”

Bu, tevekkülün ne olmadığını gösteren güzel örneklerden biridir.

Tevekkül:

“Allah koruyacak, hiçbir önlem almaya gerek yok.”

demek değildir.

İnsan güvenlik önlemi alabilir, özel bilgisini koruyabilir, riskli ortamdan uzaklaşabilir ve sonra Allah’a güvenebilir.

Bu nedenle kapıyı kilitlemek, sözleşme yapmak, bilgisayar şifresini korumak, tehlikeli bir kişiye özel bilgi vermemek veya güvenlik tedbiri almak tevekkülsüzlük değildir.

Tedbir sebeptir; güvenin nihai yönü Allah’tır.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet “Nazar Değer, O Yüzden Nimetini Sakla” mı Diyor ❓​

Ayetin doğrudan konusu kardeşlerin kıskançlık nedeniyle bilinçli biçimde tuzak kurma ihtimalidir. Burada nazarın mekanizmasına ilişkin teknik bir açıklama yapılmamaktadır.

Bu nedenle Yûsuf 5’i:

“Güzel bir şeyi söylersen mutlaka nazar olur.”

şeklinde evrensel bir formüle dönüştürmek doğru değildir.

İslam geleneğinde nazarla ilgili ayrı rivayet ve tartışmalar bulunmaktadır; fakat bu ayetin doğrudan anlattığı şey somut olarak kıskanç insanların zarar verici davranışa yönelebileceği gerçeğidir.

Her başarımızı saklamak, sürekli insanların bakışlarından korkmak veya her tersliği:

“Kesin nazar değdi.”

diye açıklamak sağlıklı bir din anlayışı oluşturmaz.

Tedbir, sürekli korku içinde yaşamak değildir.

1️⃣3️⃣ “Çünkü Şeytan İnsan İçin Apaçık Bir Düşmandır” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Yakup uyarısının sonunda:

“İnne’ş-şeytâne li’l-insâni aduvvun mubîn”

yani “Şüphesiz şeytan insan için apaçık bir düşmandır.” der.

Şeytanın düşmanlığı, insanın kötü eğilimlerini teşvik etmesi, kıskançlığı büyütmesi, kötülüğü süslemesi ve insanları birbirine düşürmeye çalışması üzerinden anlaşılır.

Kardeşler arasında zaten kıskançlık ihtimali varsa şeytan bu duyguyu:

“Sen haksızlığa uğradın, o hâlde kardeşine zarar vermen haklıdır.”

gibi yanlış düşüncelerle büyütebilir.

Şeytanın yöntemlerinden biri, yanlış davranışa ahlaki mazeret üretmek olabilir.

1️⃣4️⃣ Şeytan İnsanı Zorla Günah İşletir mi ❓​

Hayır.

Kur’an’ın genel öğretisinde şeytan insanı zorla kontrol eden bir güç değildir. Vesvese verir, kötülüğü cazip gösterebilir ve insana yanlış telkinlerde bulunabilir; fakat insanın iradesini tamamen ortadan kaldırmaz.

Bu yüzden Yûsuf’un kardeşleri ileride:

“Şeytan yaptırdı, bizim suçumuz yok.”

diyemezler.

Şeytanın etkisini kabul etmek ile insan sorumluluğunu yok etmek birbirinden farklıdır.

Vesvese şeytandan gelebilir; kararı veren insanın kendisidir.

Bu ayrım günlük hayatta da önemlidir. İnsan hata yaptığında:

“Şeytana uydum.”

diyebilir, fakat bunun ardından sorumluluğunu kabul edip düzeltmeye çalışmalıdır. “Şeytan” kelimesi ahlaki sorumluluktan kaçış bahanesine dönüşmemelidir.

1️⃣5️⃣ Kardeşler Arasındaki Kıskançlığı Ebeveynler Nasıl Yönetmelidir ❓​

Yûsuf kıssasının ilerleyen bölümlerinde kardeşler, babalarının Yûsuf ve kardeşine kendilerinden daha fazla sevgi gösterdiğini düşündüklerini söyleyeceklerdir. Ancak buradan hemen:

“Hz. Yakup kesinlikle adaletsiz bir babaydı.”

sonucu çıkarılmamalıdır. Kardeşlerin algısı ile objektif gerçeklik aynı şey olmak zorunda değildir.

Bununla birlikte kıssa ailelerde sevgi, ilgi ve adalet algısının ne kadar hassas olduğunu düşünmeye fırsat verir.

Ebeveyn bir çocuğun özel ihtiyacına daha fazla zaman ayırabilir; bu her zaman adaletsizlik değildir. Ancak diğer çocukların kendilerini görünmez hissetmemesi için iletişime dikkat etmek değerlidir.

Adalet her çocuğa mekanik olarak aynı şeyi vermek değil, hiçbir çocuğun değersizleştirilmediği bir ilişki kurabilmektir.

1️⃣6️⃣ Bir Çocuğu Diğer Kardeşlerinden Korurken Onları Kötülemek Doğru mudur ❓​

Hz. Yakup Yûsuf’u uyarıyor, fakat kardeşleri hakkında oğluna uzun bir nefret söylemi öğretmiyor. Onları:

“Kardeşlerin kötüdür, onlardan nefret et.”

şeklinde tanımlamıyor.

Bu çok ince bir ebeveynlik dersidir.

Bir çocuk diğer kardeşinden gerçekten zarar görme riski taşıyorsa ebeveyn güvenlik tedbiri almalıdır. Fakat bunu çocuğun zihninde kalıcı düşmanlık ve nefret oluşturacak şekilde yapmak başka bir sorundur.

Sağlıklı yaklaşım:

“Bu konuda dikkatli ol; bu bilgiyi şimdilik paylaşma.”

demek olabilir.

Tedbir öğretirken kin öğretmemek mümkündür.

Yûsuf kıssasının sonunda affetme temasının güçlü biçimde ortaya çıkacak olması da bu bakımdan son derece anlamlıdır.

1️⃣7️⃣ Günümüzde Bu Ayetin Mahremiyet Konusundaki Mesajı Nedir ❓​

Bugün insanlar hayatlarının büyük bölümünü sosyal medyada paylaşabiliyor. Tatiller, evler, çocuklar, gelir, yatırımlar, ilişkiler, gelecek planları ve hatta gerçek zamanlı konum bilgileri herkese açık hâle gelebiliyor.

Yûsuf 5 bize doğrudan:

“Sosyal medya kullanmayın.”

demez; böyle bir teknoloji o dönemde yoktu. Fakat ayetin ilkesi günümüzde çok anlamlıdır: Her özel bilgi kamusal olmak zorunda değildir.

Bir bilgiyi paylaşmadan önce:

“Bunu kimlerin görmesi gerekiyor, paylaşmanın faydası nedir ve gereksiz bir risk oluşturuyor mu?”

diye düşünmek sağlıklı olabilir.

Mahremiyet korkaklık değildir.

Bazen mahremiyet hikmettir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 4 ve 5 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 4’te çocuk Yûsuf olağanüstü rüyasını babasına anlatmıştı. Yûsuf 5’te baba bu bilgiyi dinleyip koruyucu bir rehberliğe dönüştürüyor.

Bu iki ayet birlikte aile içinde çok güzel bir ilişki modeli gösterir: Çocuk güvenir ve anlatır; ebeveyn dinler, değerlendirir ve gerektiğinde tedbir öğretir.

Aynı zamanda kıssanın dramatik yönü de burada başlar. Okuyucu artık Yûsuf’un kardeşlerinden gelebilecek bir tehlikeye hazırlanmıştır.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 6. ayette Hz. Yakup, bu rüyanın Yûsuf’un geleceği açısından ne ifade ettiğini daha açık biçimde söyleyecek ve Allah’ın onu seçeceğini, ona olayların/rüyaların yorumundan bir bilgi öğreteceğini ve nimetini Yakup ailesi üzerinde tamamlayacağını bildirecektir. Burada özellikle “Allah’ın seçmesi”nin kibir veya dokunulmazlık anlamına gelmediği, “te’vîlü’l-ehâdîs” ifadesinin nasıl anlaşılabileceği ve nimet kavramının yalnız maddi zenginlikle sınırlandırılamayacağı üzerinde durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 5. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 5. ayet, bir babanın oğluna söylediği kısa bir uyarı üzerinden mahremiyet, tedbir, kıskançlık, aile ilişkileri, şeytanın vesvesesi ve insan sorumluluğu hakkında son derece geniş bir ahlak öğretir.

Ayetin ilk büyük mesajı her doğru bilginin herkese söylenmek zorunda olmadığıdır. Modern dünyada bazen açıklık ile sınırsız paylaşım birbirine karıştırılıyor. Oysa insanın özel alanı vardır. Her düşüncemizi, planımızı, kazancımızı, sevincimizi ve geleceğe ilişkin beklentimizi herkese duyurmak zorunda değiliz. Dürüstlük, hayatın bütün kapılarını herkese açmak değildir. Mahremiyet yalan değildir.

İkinci büyük mesaj tedbir ile korkuyu ayırmaktır. Hz. Yakup tehlike ihtimalini görüyor ve önlem alıyor. Fakat Yûsuf’a:

“Artık bütün insanlardan kork.”

demiyor.

Bu denge bugün de çok önemlidir. Bir kişi geçmişte bize zarar vermişse tedbirli olabiliriz. Şifremizi koruyabiliriz. Özel belgelerimizi güvenli yerde tutabiliriz. Fakat bütün hayatı:

“Kim bana ne yapacak?”

korkusuyla yaşamak başka bir şeydir.

Tedbir insanı korumalı; korkunun esiri yapmamalıdır.

Üçüncü büyük mesaj kıskançlığın erken fark edilmesidir. Kıskançlık çoğu zaman büyük bir suç olarak başlamaz. Küçük bir karşılaştırmayla başlayabilir. İnsan önce:

“Neden onda var?”

der. Sonra:

“O bunu hak etmiyor.”

demeye başlayabilir. Eğer duygu sürekli beslenirse:

“Keşke elinden gitse.”

noktasına ulaşabilir.

Yûsuf kıssası birazdan bize kıskançlığın yönetilmediğinde aile sevgisini bile nasıl bozabileceğini gösterecektir.

Bu yüzden kıskançlığı hissettiğimizde kendimizi hemen şeytanlaştırmak yerine onu dürüstçe fark etmek ve beslememek gerekir.

Dördüncü büyük mesaj duygu ile eylemi birbirinden ayırmaktır. İnsan kardeşini kıskanabilir ve sonra kendi kendine:

“Bu duygu doğru değil; onun nimetine düşman olmayacağım.”

diyebilir.

Bu ahlaki bir mücadeledir.

Fakat insan kıskançlığını haklılaştırıp zarar verme planına dönüştürürse durum değişir.

Kur’an'ın ahlak anlayışında insan, zihninden geçen her istemsiz dürtünün mahkûmu değildir. Dürtü başka, bilinçli tercih başka şeydir.

Beşinci büyük mesaj şeytanı sorumluluktan kaçış bahanesi yapmamaktır. Hz. Yakup açıkça şeytanın insan için düşman olduğunu söyler. Fakat kıssanın devamında kardeşlerin yaptıkları yine onların eylemleri olarak değerlendirilecektir.

Şeytan:

“Bunu yap.”

diye vesvese verebilir.

Ama insan:

“Hayır.”

diyebilme sorumluluğuna sahiptir.

Bu nedenle günahın ardından:

“Şeytan yaptırdı.”

deyip dosyayı kapatmak yerine:

“Ben bu vesveseye uydum; şimdi sorumluluğumu kabul edip düzeltmeliyim.”

demek gerekir.

Altıncı büyük mesaj aile içinde koruma ile düşmanlaştırmayı ayırmaktır. Hz. Yakup oğlunu kardeşlerinin muhtemel zararından korumaya çalışır, fakat ona kardeşlerinden nefret etmesini öğretmez.

Bugün ebeveynler de çocukları arasındaki ciddi problemi yönetirken bir çocuğun güvenliğini sağlamak zorunda olabilir. Ama:

“Kardeşin kötüdür, ondan nefret et.”

gibi kalıcı kimlik etiketleri çocukların arasındaki yarayı büyütebilir.

Davranışı sınırlandırmak başka, insanı bütünüyle şeytanlaştırmak başkadır.

Yedinci büyük mesaj ebeveynin çocuğunu dinlemesidir. Yûsuf babasına güveniyor. Babası da onun anlattığını küçümsemiyor. Bu ilişki çok kıymetlidir.

Çocuk:

“Babama söylersem beni dinler.”

duygusuna sahipse, ciddi bir sorun yaşadığında da yardım isteme ihtimali daha yüksek olabilir.

Bu yüzden ailede güven yalnız çocuğa:

“Bana her şeyi anlat.”

demekle kurulmaz; çocuk bir şey anlattığında verilen tepkiyle kurulur.

Dinleyen ebeveyn, güven inşa eder.

Sekizinci büyük mesaj nimetleri sergilemenin zorunlu olmadığıdır. İnsan güzel bir başarı elde edebilir. Herkesle paylaşmak isteyebilir ve bunda tek başına yanlış yoktur. Fakat bazen bazı şeyleri sessizce yaşamak daha hikmetli olabilir.

Bu, başkalarından utanmak değildir.

Kendini değersiz görmek de değildir.

Bazen insanın mutluluğu gösterilmeden de gerçek olabilir.

Özellikle sosyal medya çağında “paylaşılmadıysa yaşanmamış gibidir” düşüncesine karşı Yûsuf 5 çok düşündürücü bir ölçü sunar.

Dokuzuncu büyük mesaj ise ayetin insanı kendi kıskançlığıyla yüzleştirmesidir. Bu ayeti okuyup yalnız:

“Demek insanlar beni kıskanabilir.”

diye düşünmek eksik olur.

Daha zor soru şudur:

“Ben kimi kıskanıyorum?”

Başkasının başarısı beni neden rahatsız ediyor?

Arkadaşım yükseldiğinde gerçekten sevinebiliyor muyum?

Kardeşim övüldüğünde kendimi küçülmüş mü hissediyorum?

Başkasının mutluluğu benden bir şey eksiltiyor mu?

Çünkü kıssanın ahlakı yalnız bizi kıskananlardan korunmak değil, bizim içimizdeki kıskançlığı da terbiye etmektir.

Yûsuf Suresi 5. ayetin bütün mesajını birkaç cümlede toplamak mümkündür: Her bilgiyi herkesle paylaşmak zorunda değilsin; mahremiyet yalan değildir. Tedbirli ol ama paranoyaya düşme. Kıskançlığı fark et, fakat onu zarar verme planına dönüştürme. Şeytanın vesvesesini kabul et ama insan sorumluluğunu şeytana yükleme. Çocuğunu korurken ona nefret öğretme. Ve yalnız seni kıskanan insanları değil, senin de başkalarının nimetine nasıl baktığını sorgula.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 6. ayette, Hz. Yakup oğluna rüyanın daha derin anlamını açıklamaya başlayacaktır: “Rabbin seni böylece seçecek, sana olayların yorumundan öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ile İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup ailesine de nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.” Burada seçilmişlik, peygamberlik, nimet, rüya yorumu, aile mirası ve ilahî hikmet kavramları çok dikkatli biçimde ele alınmalıdır.

Ve belki Yûsuf Suresi 5. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Hayatımızdaki her güzel şeyi herkese göstermek zorunda mı hissediyoruz, yoksa mahremiyetin de bir hikmet olduğunu biliyor muyuz? Bizi kıskananlardan endişelenirken kendi kıskançlıklarımızı da görebiliyor muyuz? Ve bir kötülüğe yöneldiğimizde “şeytan yaptırdı” demek yerine, kendi seçimimizin sorumluluğunu üstlenebiliyor muyuz?

“Yûsuf 5, ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır’ buyurur. Ayet bize korku içinde yaşamayı değil, hikmetli tedbiri öğretir. Her bilgiyi herkese açma; ama herkesi de düşman sanma. Kıskançlığın zarar verici gücünü küçümseme; fakat insanın iradesini şeytana teslim edilmiş gibi de görme. Mahremiyetini koru, tedbirini al, kalbini kıskançlıktan temizlemeye çalış ve sorumluluğunu başkasına yükleme.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt