📖 Yûsuf Suresi 27. Ayette “Eğer Gömleği Arkadan Yırtılmışsa Kadın Yalan Söylemiştir, Yûsuf ise Doğru Söyleyenlerdendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,297
2,736,273
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 27. Ayette “Eğer Gömleği Arkadan Yırtılmışsa Kadın Yalan Söylemiştir, Yûsuf ise Doğru Söyleyenlerdendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 26. ayette Hz. Yûsuf, kendisine yöneltilen suçlamaya karşı ‘Asıl o benden murat almak istedi’ diyerek gerçeği açıkça söylemişti. Kadının yakınlarından bir kişi ise taraflardan birini statüsüne veya duygusal anlatımına göre seçmek yerine, gömleğin yırtıldığı yönü olayın fiziksel izi olarak değerlendirmeyi önermişti. 27. ayette bu muhakemenin ikinci kısmı açıklanır: ‘Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir ve Yûsuf doğru söyleyenlerdendir.’ Böylece kıssa önemli bir adalet ilkesi ortaya koyar: Kimin güçlü, zengin, erkek veya kadın olduğundan önce, iddianın eldeki delille uyuşup uyuşmadığına bakılmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 27. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Eğer Yûsuf’un gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, Yûsuf ise doğru söyleyenlerdendir.” Ayetin Arapçası ise “Ve in kâne kamîsuhû kudde min duburin fe-kezebet ve huve mine’s-sâdikîn.” şeklindedir.

Bu ayet, 26. ayette başlayan delile dayalı muhakemenin ikinci yarısıdır. İlk ihtimalde gömleğin önden yırtılması kadının anlatısıyla daha uyumlu kabul edilmişti; şimdi ise gömleğin arkadan yırtılmış olması, Yûsuf’un kaçtığını ve kadının onu arkasından yakalamaya çalıştığını destekleyen fiziksel bulgu olarak değerlendirilir.

Burada önemli olan yalnız gömlek değildir. Kur’an bize, iki zıt iddia arasında olayın bıraktığı fiziksel izlerin de değerlendirmeye alınabileceğini gösteren son derece dikkat çekici bir sahne sunmaktadır.

2️⃣ Gömleğin Arkadan Yırtılması Neden Yûsuf’un Anlatısını Destekliyor ❓​

Hz. Yûsuf, kadının kendisini istemediği bir ilişkiye çağırdığını ve kendisinin bundan kaçtığını söylemektedir. Eğer Yûsuf gerçekten kapıya doğru uzaklaşırken kadın onu arkasından yakalamaya çalıştıysa, gömleğin arka tarafından yırtılması bu hareket dizisiyle uyumludur.

Kadının iddiası ise Yûsuf’un ona kötülük yapmak istediği yönündeydi. Şahidin kurduğu muhakemeye göre Yûsuf saldıran taraf olsaydı, gömleğin ön kısmında bir yırtılma beklemek daha makul olabilirdi. Buna karşılık arkadan yırtık, kaçanın Yûsuf, takip edenin kadın olduğu anlatısıyla daha iyi örtüşmektedir.

Dolayısıyla burada delil rastgele seçilmez; iddiaların fiziksel olayla ne ölçüde uyuştuğu araştırılır.

3️⃣ Bu Ayet “Bir Gömlek Her Şeyi Kesin Kanıtlar” mı Diyor ❓​

Hayır. Yûsuf kıssasının kendi bağlamında gömleğin yırtılış yönü son derece güçlü ve anlamlı bir delildir. Fakat bundan bütün olaylarda giysinin yırtıldığı tarafın otomatik olarak suçlu ve masumu belirleyeceği şeklinde evrensel bir adli kural çıkarılamaz.

Gerçek hayattaki olaylar çok daha karmaşık olabilir. Fiziksel hareketler, ortam, başka kişiler ve deliller sonucu değiştirebilir. Modern adli değerlendirmede tek bir bulgu, diğer kanıtlarla birlikte incelenir.

Ayetin asıl ilkesi daha kapsamlıdır: Delili olayın bağlamıyla birlikte değerlendir ve iddiaların fiziksel gerçeklikle ne kadar uyuştuğunu araştır.

4️⃣ “Kadın Yalan Söylemiştir” Hükmü Kadın Olduğu İçin mi Veriliyor ❓​

Hayır. Ayetin muhakemesinde cinsiyet hiçbir şekilde doğruluk veya yalancılık kriteri değildir. Kadının yalan söylediği sonucuna, kadın olduğu için değil, anlatısının fiziksel delille uyuşmaması nedeniyle ulaşılmaktadır.

Bu ayrım son derece önemlidir. Yûsuf kıssasındaki belirli bir kadının yalan söylemesini bütün kadınların güvenilmez olduğu şeklinde genellemek, bizzat ayetin gösterdiği delile dayalı adalet anlayışını ihlal eder.

Aynı şekilde Yûsuf’un erkek olması onu otomatik olarak doğru yapmaz. Doğruluğunu destekleyen şey cinsiyeti değil, olayın fiziksel iziyle anlatısının uyuşmasıdır.

5️⃣ Bu Ayet Erkekleri Otomatik Olarak Masum Gösterir mi ❓​

Hayır. Eğer ayet böyle bir ilke öğretseydi, 26. ayette şahidin ilk ihtimali olan “Gömlek önden yırtılmışsa kadın doğru, Yûsuf yalancı” değerlendirmesi yapılmazdı.

Şahit baştan Yûsuf’un erkek olduğu için doğru, kadının kadın olduğu için yanlış olduğunu söylemez. Her iki ihtimali de masaya koyar ve delilin hangi anlatıyla uyumlu olduğuna bakar.

İşte ayetin adalet bakımından gücü burada ortaya çıkar: Önceden taraf seçmek yerine delile göre karar vermek.

6️⃣ “Doğru Söyleyenlerdendir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Yûsuf için “huve mine’s-sâdikîn”, yani “o doğru söyleyenlerdendir” denilmektedir. Burada Yûsuf’un sözünün olayın fiziksel akışıyla uyumlu olduğu belirtilir.

“Sâdık” kelimesi doğruluk, söz ile gerçeklik arasındaki uyum ve güvenilirlik anlamları taşır. Yûsuf’un bu kıssada ilerleyen bölümlerde de doğruluk ve güvenilirlik özelliği öne çıkacaktır.

Ancak burada ulaşılan sonuç, yalnız Yûsuf’un iyi bir insan olduğuna dair önceden oluşmuş kanaatten kaynaklanmaz. Doğru söz, somut delille desteklenmektedir. Bu da karakter ile kanıtın birlikte değerlendirilmesinin güzel bir örneğidir.

7️⃣ Bir İnsanın Daha Önceden Güvenilir Olması Tek Başına Yeterli Delil midir ❓​

Her zaman değil. Bir kişinin geçmişte dürüst olması elbette onun lehine önemli bir karakter göstergesi olabilir; fakat ciddi bir suçlama söz konusu olduğunda yalnız “O iyi biridir, bunu yapmaz” demek her zaman yeterli değildir.

İyi insanlar hata yapabilir, daha önce hata yapmış insanlar da belirli bir olayda doğruyu söylüyor olabilir. Bu nedenle sağlıklı adalet, kişilik hakkında bilinenleri tamamen yok saymadan somut olayın delillerine de bakar.

Yûsuf kıssasında Yûsuf’un karakteri güçlüdür; fakat ayetin muhakemesi bununla yetinmez. Gömlek de konuşur.

8️⃣ Fiziksel Delil Neden Sözlü İddiadan Daha Güçlü Olabilir ❓​

Çünkü insanlar bilinçli veya bilinçsiz biçimde olayları farklı anlatabilirler. Hafıza yanılabilir, çıkarlar devreye girebilir veya kişi gerçeği bilerek çarpıtabilir. Fiziksel izler ise doğru yorumlandığında olayın nasıl gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin bağımsız bilgi sağlayabilir.

Yûsuf’un gömleği, tarafların sözlerinden bağımsız olarak belirli bir yönden yırtılmıştır. Bu yüzden olayın hareket yönü hakkında önemli ipucu verir.

Ancak fiziksel delil de yanlış yorumlanabilir veya manipüle edilebilir. Nitekim Yûsuf kıssasının daha önceki bölümünde kardeşler kanlı gömlek getirerek sahte delil üretmişlerdi. Dolayısıyla Kur’an’ın bize öğrettiği şey “görünen her fiziksel delile inan” değil, delilin nasıl oluştuğunu dikkatle araştır mesajıdır.

9️⃣ Yûsuf’un Kanlı Gömleği ile Bu Yırtık Gömlek Arasında Bir Bağ Var mı ❓​

Edebî açıdan son derece dikkat çekici bir paralellik vardır. Yûsuf kıssasında gömlek birkaç kez gerçeğin ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Kardeşlerinin getirdiği kanlı gömlek, bir yalanı desteklemek için kullanılmıştı; burada ise arkadan yırtılmış gömlek, Yûsuf’un doğru söylediğini destekleyen fiziksel bulguya dönüşür.

Daha sonra kıssanın ilerleyen bölümünde Yûsuf’un gömleği Hz. Yakup’a gönderilecek ve başka bir anlam taşıyacaktır. Böylece “gömlek” kıssanın tekrar eden güçlü unsurlarından biri hâline gelir.

Fakat bunu gizli numeroloji veya mistik kod arayışına dönüştürmeye gerek yoktur. Metnin kendi anlatı örgüsü zaten yeterince güçlüdür.

🔟 Sahte Delil ile Gerçek Delil Nasıl Ayırt Edilir ❓​

Tek bir basit formül yoktur. Yûsuf’un kardeşlerinin getirdiği kanlı gömlek ile bu ayetteki yırtılmış gömlek arasındaki fark bize önemli bir ipucu verir: Delil, anlatıyla ne kadar doğal biçimde örtüşüyor ve alternatif açıklamalara karşı ne kadar dayanıyor diye değerlendirilmelidir.

Kanlı gömlek dışarıdan dramatik görünüyordu; fakat kardeşlerin anlattığı olayın gerçekliği başka sorunlar taşıyordu. Bu ayetteki yırtık ise Yûsuf’un kapıya kaçmasıyla doğrudan açıklanabilen bir fiziksel izdir.

Bugün de fotoğraf, video veya belge gördüğümüzde yalnız görüntünün etkisine kapılmak yerine kaynağını, bağlamını ve başka bilgilerle uyumunu araştırmak gerekir.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Adalet İçin Mantık Yürütmenin Önemini Gösteriyor mu ❓​

Evet. Buradaki muhakeme son derece açıktır: İki farklı açıklama vardır ve hangi açıklamanın fiziksel bulguyla daha iyi örtüştüğü test edilmektedir. Bu, basit fakat güçlü bir sebep-sonuç analizidir.

Dinî düşünceyi akıldan koparmak bu sahneyle uyumlu değildir. Kur’an’ın kendi anlatısında insanlar iddiaları değerlendirirken düşünür, karşılaştırır ve delile bakar.

Bu nedenle akıl yürütmek iman eksikliği değil, doğru kullanıldığında hakikati aramanın önemli araçlarından biridir. Elbette insan aklı yanılabilir; fakat yanılabilir olması onu kullanılmaz hâle getirmez.

1️⃣2️⃣ “Allah Gerçeği Biliyor” Denilerek Delil Aramaktan Vazgeçilebilir mi ❓​

Hayır. Allah’ın gerçeği bilmesi ile insanların dünyadaki adalet sorumluluğu farklı düzlemlerdedir. Allah için delile ihtiyaç yoktur; insan ise sınırlı bilgiye sahip olduğu için delile ve sağlıklı yönteme ihtiyaç duyar.

Bir mahkeme “Allah zaten kimin doğru söylediğini biliyor” diyerek soruşturmayı bırakırsa adalet görevini yerine getirmiş olmaz. İnsan dünyasında hüküm, mümkün olduğunca doğrulanabilir bilgiler üzerinden kurulmalıdır.

Yûsuf kıssası bunun güçlü bir örneğidir. Allah bütün olayı baştan beri bilmektedir; fakat olayın içindeki insanlar için gömleğin yırtıldığı yön gerçeğe ulaşmanın aracı hâline gelir.

1️⃣3️⃣ Yakınımızın Aleyhine Delil Çıkarsa Ne Yapmalıyız ❓​

Kadının ailesinden gelen şahidin tavrı burada önemli bir ahlaki örnektir. Eğer delil Yûsuf’un lehineyse, sırf kadın kendi yakınlarından olduğu için gerçeği değiştirmeye çalışmaz.

Aile bağları güçlü olabilir ve sevdiklerimizi korumak istememiz doğaldır. Ancak onları yalanla, delil gizleyerek veya başkasına iftira ederek korumak sadakat değil adaletsizliktir.

Yakınımıza gerçek iyilik bazen onun yaptığı yanlışı örtmek değil, yanlışla yüzleşmesine yardımcı olmaktır. Çünkü haksızlığı sürekli örtmek kişiyi düzeltmek yerine daha fazla yanlış yapmaya teşvik edebilir.

1️⃣4️⃣ Bir Yakının Yanlışını Söylemek İhanet midir ❓​

Hayır. Eğer amaç gerçeği korumak ve haksızlığı engellemekse, bir yakının yanlışını kabul etmek ihanet değildir. Tam tersine adalete sadakat olabilir.

İnsan kendi ailesinin, arkadaş grubunun, şirketinin veya siyasi çevresinin hatasını gördüğünde otomatik savunmaya geçebilir. “Bizden biri” duygusu muhakemeyi etkileyebilir.

Yûsuf 27’nin ortaya koyduğu ölçü çok değerlidir: Kimden olduğuna değil, ne yaptığına bak. Adalet yakınlık nedeniyle biçim değiştirmemelidir.

1️⃣5️⃣ Cinsel Suç İddialarında Bu Ayet Nasıl Kullanılmalıdır ❓​

Çok dikkatli kullanılmalıdır. Ayet, gerçek mağdurların sözünü değersizleştirmek için değil, adil araştırmanın önemini göstermek için okunmalıdır. Yûsuf’un olayında suçlama yanlıştır; fakat bundan bütün cinsel suç iddialarının şüpheli olduğu sonucu çıkmaz.

Gerçek hayatta bu tür iddialar ciddiyetle ele alınmalı, iddiada bulunan kişinin güvenliği korunmalı ve mümkün olduğunca deliller toplanmalıdır. Aynı zamanda suçlanan kişi de delil değerlendirilmeden peşinen mahkûm edilmemelidir.

Mağduru korumak ile masumiyet karinesini korumak birbirinin düşmanı değildir. Adalet her ikisini de taşımaya çalışır.

1️⃣6️⃣ Bir İddiada Delil Bulunmaması Olayın Hiç Yaşanmadığını mı Kanıtlar ❓​

Hayır. Özellikle mahrem alanlarda gerçekleşen bazı olaylarda güçlü fiziksel delil bulunmayabilir. Delilin yetersiz olması ile olayın kesinlikle yaşanmamış olması aynı şey değildir.

Ancak hukuki bir ceza veya ağır toplumsal yaptırım uygulamak için gerekli ispat standardı başka bir meseledir. İnsanlar “kanıtlanamadı” ile “kesinlikle olmadı” ifadelerini birbirine karıştırmamalıdır.

Yûsuf kıssasında olağanüstü biçimde anlamlı bir fiziksel iz vardır. Fakat her gerçek mağdurun elinde böyle açık bir “yırtık gömlek” bulunmayabilir. Bu yüzden ayet, mağduriyet konusunda mekanik bir delil şartı formülüne dönüştürülmemelidir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Sosyal Medyada Hızlı Hüküm Vermeye Karşı Ne Söyler ❓​

Bugün birkaç saniyelik video, tek bir ekran görüntüsü veya bir kişinin uzun anlatısı kısa sürede yüz binlerce insanın hüküm vermesine yol açabiliyor. Oysa görüntüler bağlamdan koparılabilir, sesler kesilebilir ve olayın öncesi veya sonrası bilinmeyebilir.

Yûsuf 27 bize “Hiçbir şeye inanma” şeklinde paranoyak bir şüphecilik öğretmez. Daha olgun bir tutum önerir: Ne gördüğünü, ne görmediğini ve elindeki verinin hangi sonucu gerçekten desteklediğini ayır.

Bir insan hakkında karar verirken duygusal hızdan daha yavaş hareket etmek, bazen adaletin gereğidir. Hakikat, sosyal medyanın acele ritmine uymak zorunda değildir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 26 ve 27 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 26’da şahidin muhakemesinin ilk ihtimali verilmişti: Gömlek önden yırtılmışsa kadın doğru, Yûsuf yalancıdır. Yûsuf 27’de ise ikinci ihtimal tamamlanır: Gömlek arkadan yırtılmışsa kadın yalan, Yûsuf doğrudur.

Bu iki ayetin birlikte okunması çok önemlidir; çünkü şahit herhangi bir tarafı peşinen seçmez. İki ihtimali de açıkça ortaya koyar ve fiziksel bulgunun sonucu belirlemesine izin verir. İşte bu, önyargının yerine koşullu muhakemenin geçmesidir.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 28. ayette, artık gömleğin gerçekten arkadan yırtıldığı görülecek ve kadının kocası, olayın Yûsuf’un söylediği yönde gerçekleştiğini anlayacaktır. Böylece varsayımsal delil testi gerçek bulguyla karşılaşacak ve kıssanın bu aşamasında hakikat çok daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 27. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 27. ayet, görünüşte yalnız bir gömleğin hangi taraftan yırtıldığını konuşuyor gibi görünse de aslında adaletin nasıl düşünmesi gerektiğine dair güçlü bir örnek sunar. İki kişi birbirinin tam tersini söylemektedir. Bir taraf evin güçlü mensubudur, diğer taraf ise yabancı ve sosyal açıdan zayıf konumdaki Yûsuf’tur. Buna rağmen karar, “Kim daha güçlü?” sorusuyla değil, “Hangi anlatı eldeki fiziksel bulguyla daha iyi uyuşuyor?” sorusuyla şekillenmeye başlar.

Ayetin ilk büyük mesajı önyargıyı delilin önüne geçirmemektir. Kadın olduğu için bir tarafı otomatik doğru veya yanlış kabul etmek de, erkek olduğu için diğer tarafı otomatik masum veya suçlu saymak da bu ayetin yöntemine uymaz. Şahit her iki ihtimali de değerlendirir ve sonucu gömleğin durumuna bağlar. Bu yüzden kıssadan çıkarılacak ilke cinsiyetçi genelleme değil, delile dayalı adalettir.

İkinci büyük mesaj iddiaların sınanabilir olmasıdır. Yûsuf yalnız “Ben masumum” demekle kalmaz; onun anlattığı olay, fiziksel bulguyla test edilebilir hâle gelir. Kadının iddiası da aynı şekilde test edilir. Bu yaklaşım, hakikat arayışında çok değerlidir. Bir iddiayı sevdiğimiz için değil, gerçeklikle ne kadar örtüştüğü için kabul etmeliyiz.

Üçüncü büyük mesaj fiziksel delilin önemini kabul ederken onu putlaştırmamaktır. Yûsuf’un arkadan yırtılmış gömleği güçlü delildir; fakat kıssanın daha önceki bölümünde kanlı gömleğin bir yalanı desteklemek için kullanılabildiğini de gördük. Dolayısıyla Kur’an’ın kendi kıssası bize çok dengeli bir ders verir: Delile bak, fakat delilin nasıl oluştuğunu da araştır.

Bu ayrım çağımızda son derece önemlidir. Bir fotoğraf, video veya ses kaydı tek başına her zaman bütün gerçeği anlatmaz. Delil değerlidir; fakat bağlamdan koparıldığında yanıltıcı hâle gelebilir.

Dördüncü büyük mesaj yakınlık ile adaleti birbirinden ayırmaktır. Kadının yakını olan kişi gerçeğin karşısında aile bağını kalkan yapmaz. Bu bize kendi hayatımızda zor bir soru yöneltir: Sevdiğimiz biri açıkça yanlış yaptığında onu korumak adına haksızlığa ortak oluyor muyuz?

Aile sadakati değerlidir; fakat başkasına zulmetme ruhsatı değildir. Bir insanı gerçekten sevmek, onun her davranışını savunmak değil, gerektiğinde hatasıyla yüzleşmesine yardımcı olmaktır.

Beşinci büyük mesaj adil yöntemin iki tarafı da dinlemesidir. Önce kadın konuşmuştur, sonra Yûsuf kendisini savunmuştur, ardından bağımsız bir muhakeme ortaya konmuştur. Bu süreç bize, ağır bir iddiada tek taraflı anlatıyla hızla hüküm vermenin ne kadar riskli olabileceğini gösterir.

Bu, mağdur olduğunu söyleyen kişiyi küçümsemek anlamına gelmez. Aksine gerçek mağdurun hakkını korumanın en sağlam yollarından biri, olayın adil ve ciddi biçimde araştırılmasıdır. Aynı süreç masum bir insanın yanlış mahkûm edilmesini de önleyebilir.

Altıncı büyük mesaj kanıtlanmamış olmak ile olmamış olmak arasındaki farktır. Yûsuf’un olayında güçlü fiziksel delil vardır; ancak gerçek hayattaki her mağduriyet aynı ölçüde iz bırakmaz. Bu nedenle bir olayın yeterince kanıtlanamaması, otomatik olarak şikâyetçinin yalan söylediğini göstermeyebilir. Aynı şekilde bir suçlamanın ciddi oluşu da sanığın suçunu otomatik olarak kanıtlamaz.

Adalet bazen “Bilmiyorum, daha fazla bilgi gerekiyor” diyebilecek tevazu ister.

Yedinci büyük mesaj doğruluğun güçten bağımsız olmasıdır. Yûsuf sosyal açıdan daha zayıftır; fakat hakikat onun yanındadır. Bu, güçlü insanların her zaman yanlış olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde zayıf olanın da otomatik olarak haklı olduğu anlamına gelmez.

Kur’an’ın ölçüsü daha adildir: Güç veya güçsüzlük değil, hakikat belirleyicidir.

Sekizinci büyük mesaj muhakemenin dindarlığa aykırı olmadığıdır. Bu sahnede dua veya maneviyat delile alternatif olarak sunulmaz. Allah gerçeği bilir; insanlar ise gömleğin yırtılış yönünü inceler. Böylece vahiy bize hem Allah’ın mutlak bilgisini hem de insanın dünyada akıl ve delille sorumlu davranması gerektiğini gösterir.

İnanç:

“Araştırmaya gerek yok.”

dedirten bir kestirme yol değil, adaleti daha ciddiye almayı gerektiren bir sorumluluk olmalıdır.

Dokuzuncu ve belki ayetin en güçlü mesajı adaletin kendi tarafını değil gerçeği aramasıdır. İnsan çoğu zaman olaya tarafını seçerek başlar; sonra o tarafı destekleyecek delil arar. Yûsuf 27 ise bunun tersini önerir: Önce ölçüyü belirle, sonra delilin nereye götürdüğüne bak.

Bu yaklaşım aile tartışmasında da, siyasi anlaşmazlıkta da, işyerindeki bir suçlamada da değerlidir. Kendi grubumuzun doğru çıkmasını istemek yerine gerçeğin ortaya çıkmasını istemek, ahlaki olgunluğun önemli göstergelerinden biridir.

Yûsuf Suresi 27. ayetin bütün mesajını birkaç cümlede toplamak mümkündür: Cinsiyeti, statüyü ve yakınlığı doğruluk ölçüsü yapma. İddiaları delille sınamaya çalış. Fiziksel bulguyu önemse ama bağlamından koparma. Gerçek mağdurları bir kişinin yalanı üzerinden suçlama; aynı şekilde suçlanan kişiyi delilsiz mahkûm etme. Yakının yanlış yaptığında adaleti terk etme. Ve bilgin yetersiz olduğunda kesin hüküm vermek yerine bekleyebilecek kadar dürüst ol. Çünkü adaletin görevi kendi tarafını kazandırmak değil, hakikati mümkün olduğunca ortaya çıkarmaktır.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 28. ayette, şahidin ortaya koyduğu test artık somut bulguyla karşılaşacaktır: Gömleğin gerçekten arkadan yırtıldığı görülür. Bunun üzerine kadının kocası olayın yönünü anlayacak ve dikkat çekici bir değerlendirmede bulunacaktır. Bu ayette özellikle delilin hükmü değiştirmesi, gerçeğin ortaya çıkmasına rağmen güç ve aile itibarının olayın ele alınışını nasıl etkileyebileceği ve ayetteki “sizin tuzağınız büyüktür” ifadesinin bütün kadınlara genellenip genellenemeyeceği üzerinde çok dikkatli durmak gerekecektir.

Ve belki Yûsuf Suresi 27. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir anlaşmazlıkta gerçekten hakikatin ortaya çıkmasını mı istiyoruz, yoksa yalnız bizim tarafımızın haklı çıkmasını mı? Sevdiğimiz kişinin aleyhine delil gördüğümüzde ölçümüzü değiştirebiliyor muyuz? Ve yeterli bilgi olmadığında, hemen suçlu veya masum ilan etmek yerine “Henüz bilmiyorum” diyebilecek kadar adil olabiliyor muyuz?

“Yûsuf 27, ‘Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir ve Yûsuf doğru söyleyenlerdendir’ buyurarak gerçeğin cinsiyete, makama veya yakınlığa göre değil, eldeki bulgularla araştırılması gerektiğini gösterir. Kadın olmak yalancılık, erkek olmak masumiyet; güçlü olmak haklılık, zayıf olmak doğruluk garantisi değildir. Adalet kendi tarafını değil hakikati arar; delili dinler, bağlamı korur ve bilmediği yerde kesinlik taslamaz.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt