📖 Yûnus Suresi 64. Ayette “Onlara Dünya Hayatında da Ahirette de Müjde Vardır; Allah’ın Sözlerinde Değişiklik Yoktur. İşte Büyük Kurtuluş Budur”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,097
2,736,258
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 64. Ayette “Onlara Dünya Hayatında da Ahirette de Müjde Vardır; Allah’ın Sözlerinde Değişiklik Yoktur. İşte Büyük Kurtuluş Budur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Gerçek başarı yalnızca insanlardan alkış almak, mal biriktirmek veya dünyada güçlü görünmek değildir. Allah’ın razı olduğu bir hayat yaşayabilmek ve sonunda O’nun müjdesine ulaşmak, Kur’an’ın ‘büyük kurtuluş’ dediği çok daha derin bir kazançtır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 64. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş budur.”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Lehumu’l-buşrâ fi’l-hayâti’d-dünyâ ve fi’l-âhireh. Lâ tebdîle li-kelimâtillâh. Zâlike huve’l-fevzu’l-azîm.”

Bir önceki iki ayette Allah’ın velileri tanıtılmıştı:

Allah’ın velilerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Ardından:

“Onlar iman eden ve takva sahibi olanlardır.”

denilmişti.

Yûnus 64 şimdi bu insanlara verilen müjdeyi açıklıyor:

Dünyada da ahirette de onlar için müjde vardır.

2️⃣ “Onlara Müjde Vardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“lehumu’l-buşrâ”

denilir.

“Buşrâ”:

müjde,

sevindirici haber,

insana umut veren güzel haber

anlamlarını taşır.

Kur’an yalnızca:

uyaran,

hesap soracağını bildiren,

yanlışlardan sakındıran

bir kitap değildir.

Aynı zamanda iman ve takva üzere yaşayan insana:

müjde de verir.

Din yalnızca korku üzerine kurulmuş değildir.

Kur’an’da:

uyarı ile umut,

sorumluluk ile rahmet,

hesap ile müjde


birlikte bulunur.

3️⃣ Dünya Hayatındaki Müjde Nedir ❓​

Ayette açıkça:

“fi’l-hayâti’d-dünyâ”

yani:

“dünya hayatında”

denilir.

Tefsirlerde dünya hayatındaki bu müjdenin ne olduğu konusunda farklı açıklamalar vardır.

Bunlar arasında:

Allah’ın kuluna verdiği gönül huzuru,

imanın verdiği güven,

salih kimsenin insanlar arasında güzel anılması,

Allah’ın yardım ve rahmetine dair ümit,

ölüm yaklaşırken verilen güzel haberler

gibi açıklamalar zikredilmiştir.

Bazı hadis ve tefsirlerde salih rüya da bu müjdeyle ilişkilendirilmiştir.

Ancak ayetin anlamını yalnızca tek bir açıklamaya indirgememek gerekir.

Temel fikir şudur:

Allah’a iman ve takvayla yönelen insan, daha dünyadayken de ilahî rahmetin işaretlerini yaşayabilir.

4️⃣ Salih Rüyalar Bu Ayetteki Müjdeye Dahil midir ❓​

Bazı rivayetlerde:

güzel ve salih rüyalar

dünya hayatındaki müjdenin örneklerinden biri olarak açıklanmıştır.

Bu nedenle İslam geleneğinde güzel rüyalara belli bir değer verilmiştir.

Fakat buradan:

“Gördüğüm her rüya Allah’tan kesin mesajdır.”

sonucu çıkarılamaz.

Rüyalar:

kişinin zihinsel durumundan,

günlük yaşantısından,

kaygılarından,

hatıralarından

etkilenebilir.

Bu nedenle:

rüya ≠ vahiy.

Peygamber olmayan bir insanın rüyası:

yeni helâl-haram koyamaz,

başkasını suçlamak için delil olamaz,

geleceğin kesin bilgisi hâline getirilemez.

5️⃣ Güzel Bir Rüya Görmek Allah’ın Kesin Olarak Benden Razı Olduğunu Gösterir mi ❓​

Hayır.

Güzel bir rüya insanı sevindirebilir.

Manevî bir teselli de olabilir.

Fakat kişinin Allah katındaki kesin derecesini belirleyen bir belge değildir.

Bir insan:

çok güzel rüyalar görebilir

ama hayatında zulüm yapıyor olabilir.

Başka biri:

hiç özel rüya görmeyebilir

ama son derece dürüst ve takvalı yaşayabilir.

Kur’an velâyetin ölçüsünü zaten vermişti:

iman ve takva.

Dolayısıyla:

rüya anlatıları, ahlak ve takvanın yerine geçmez.

6️⃣ Dünya Müjdesi Her Müminin Mutlaka Zengin ve Başarılı Olacağı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Bu ayeti:

“Allah’ın sevdiği insan mutlaka zengin olur, işleri hep iyi gider.”

şeklinde anlamak yanlıştır.

Peygamberler:

yoksulluk,

savaş,

hastalık,

hicret,

yakınlarını kaybetme

gibi ağır imtihanlar yaşamıştır.

Dolayısıyla dünyevî rahatlık:

Allah’ın sevgisinin tek ölçüsü değildir.

Aynı şekilde dünyevî sıkıntı da:

Allah’ın kişiden razı olmadığının kanıtı değildir.

Dünyevî başarı ≠ otomatik ilahî onay.

Dünyevî sıkıntı ≠ otomatik ilahî gazap.


7️⃣ Müminin Dünyadaki En Büyük Müjdelerinden Biri Nedir ❓​

İmanın insana verdiği en büyük nimetlerden biri:

hayatın anlamsız olmadığı bilincidir.

İnsan:

nereden geldiğini,

neden sorumlu olduğunu,

ölümün mutlak yokluk olmadığını

bilir.

Hata yaptığında:

tövbe kapısının bulunduğunu

bilir.

Haksızlığa uğradığında:

nihai adaletin kaybolmadığını

bilir.

İyilik yaptığında:

kimse görmese bile Allah’ın bildiğini

bilir.

Bu bilinç:

hayattaki bütün problemleri ortadan kaldırmaz.

Ama insana yön ve anlam verebilir.

8️⃣ Ahiretteki Müjde Nedir ❓​

Ayet:

“ve fi’l-âhireh”

yani:

“ahirette de”

der.

Ahiretteki müjde:

Allah’ın:

rahmeti,

bağışlaması,

güven,

cennet

ve nihai kurtuluşuyla

ilişkilidir.

Yûnus 62’de:

“Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

denilmişti.

Yûnus 64 bu müjdenin hem dünya hem ahiret boyutunun olduğunu gösterir.

Asıl ve eksiksiz müjde ise ahirette tamamlanır.

9️⃣ Ahiret Müjdesi İnsanların Kendilerini Garanti Görmesi Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Bir insan:

“Ben müminim, artık ne yaparsam yapayım kesin cennetliyim.”

şeklinde bir güven geliştirmemelidir.

Ayetlerde imanla birlikte:

takva

özellikle zikredilmiştir.

Takva:

sorumluluğu,

ahlakı,

günahlardan sakınmayı,

yanlışta ısrar etmemeyi

gerektirir.

Allah’ın rahmetinden umut edilir.

Ama bu umut:

sorumsuzluk ruhsatına

dönüşmez.

Sağlıklı iman:

umut ile sorumluluğu birlikte taşır.

🔟 “Allah’ın Sözlerinde Değişiklik Yoktur” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“lâ tebdîle li-kelimâtillâh”

denilir.

Kelime anlamıyla:

“Allah’ın kelimelerinde/sözlerinde değişiklik yoktur.”

Bağlam bakımından burada özellikle:

Allah’ın verdiği vaadin boşa çıkmayacağı

anlamı öne çıkar.

Yani Allah:

iman ve takva sahiplerine verdiği müjdeyi:

unutmaz,

bozmaz,

yerine getirmekten âciz kalmaz.

Hiçbir insan veya güç:

Allah’ın hak olarak verdiği nihai vaadi iptal edemez.

1️⃣1️⃣ Bu İfade “Allah Fikrini Değiştiremez” Demek midir ❓​

Allah hakkında insanlara özgü:

bilgi eksikliği,

sonradan öğrenme,

yanlış karar verip düzeltme

gibi durumlar düşünülmemelidir.

İnsan:

yeni bilgi öğrenir ve:

“Yanılmışım.”

diyebilir.

Allah’ın bilgisi ise:

eksik değildir.

Dolayısıyla:

“Allah’ın sözleri değişmez”

ifadesini Allah’ı insan gibi karar değiştirip değiştirmeyen bir varlık olarak tasavvur etmek yerine:

O’nun hak vaadinin güvenilirliği ve hükmünün boşa çıkarılamaması

çerçevesinde anlamak daha uygundur.

1️⃣2️⃣ “Allah’ın Sözlerinde Değişiklik Yoktur” Önceki Bütün Kutsal Metinlerin Fiziksel Nüshalarının Hiç Değişmediğini mi Söyler ❓​

Bu ayetin bağlamı öncelikle:

Allah’ın verdiği müjde ve vaadin kesinliğidir.

Dolayısıyla bu cümleyi bağlamından çıkarıp:

“Tarihte hiçbir kutsal metnin hiçbir nüshasında insan eliyle hiçbir değişiklik olamaz.”

şeklinde tek başına bir metin tarihi kanıtı hâline getirmek doğru değildir.

Kur’an’ın:

önceki vahiyler,

insanların bunlarla ilişkisi

ve Kur’an’ın korunması

hakkındaki diğer ayetleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Burada temel vurgu:

Allah’ın sözünü ve vaadini hiç kimsenin boşa çıkaramayacağıdır.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Nesih Konusuyla Çelişir mi ❓​

Bu ifadeyi:

“Allah hiçbir dönemde hiçbir hükmün yerine başka bir hüküm koyamaz.”

şeklinde anlamak da doğru değildir.

İslam ilim geleneğinde:

şeriatların farklı hükümleri,

nesih,

hükümlerin tarihsel aşamaları

ayrı başlıklarda ele alınmıştır.

Burada anlatılan:

Allah’ın bir sözünü verip sonra acizlik veya unutma nedeniyle gerçekleştirememesi değildir.

İlahî vaat güvenilirdir.

Allah’ın farklı dönemlerde farklı hükümler bildirmesi ise başka bir teolojik ve hukukî konudur.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Vaadi Değişmiyorsa Dua Etmenin Ne Anlamı Var ❓​

Bu ayet:

“Dua hiçbir şeyi değiştirmez, o hâlde dua etmeyin.”

dememektedir.

Dua da:

Allah’ın yarattığı düzenin,

kul ile Rab arasındaki ilişkinin,

sebepler dünyasının

bir parçasıdır.

İnsan dua eder.

Çalışır.

Tedbir alır.

Allah’tan yardım ister.

Allah’ın ilmi ise bunların tamamını kuşatır.

Dolayısıyla:

Allah’ın bilgisi ve vaadinin kesinliği ≠ dua ve insan çabasının anlamsızlığı.

İnsan hangi sonucun kendisi için takdir edildiğini bilmediği için dua etmeye ve çalışmaya devam eder.

1️⃣5️⃣ “Büyük Kurtuluş” Ne Demektir ❓​

Ayet:

“zâlike huve’l-fevzu’l-azîm”

diye sona erer.

“Fevz”:

başarı,

kurtuluş,

istenilen sonuca ulaşma

anlamlarını taşır.

“Azîm” ise:

büyük,

muazzam

demektir.

Dolayısıyla:

“İşte büyük başarı/kurtuluş budur.”

Kur’an insanın başarı tanımını yeniden düzenler.

Dünya:

başarıyı para,

makam,

ün,

güç

üzerinden ölçebilir.

Kur’an ise nihai başarıyı:

Allah’ın rızası ve ahiret kurtuluşuyla

ilişkilendirir.

1️⃣6️⃣ Dünyevî Başarı Önemsiz midir ❓​

Hayır.

Bir insan:

iyi bir eğitim alabilir.

Başarılı bir iş kurabilir.

Bilimsel keşif yapabilir.

Sanat üretebilir.

Ailesine güzel bir hayat sağlayabilir.

Bunlar küçümsenmez.

Sorun:

dünyevî başarıyı nihai başarı sanmaktır.

Bir insan dünyanın en zengin kişisi olabilir.

Ama:

haksızlık,

zulüm,

kibir

içinde yaşayabilir.

Başka biri çok daha mütevazı şartlarda yaşayıp:

dürüst,

adil,

Allah’a bağlı

olabilir.

Kur’an’ın ölçüsü:

başarının yalnızca görünür sonuçtan ibaret olmadığını öğretir.

1️⃣7️⃣ Allah’ın Müjdesine Güvenmek Pasiflik Üretir mi ❓​

Üretmemelidir.

“Nasıl olsa Allah bana müjde verdi.”

diyerek:

çalışmamak,

sorumlulukları terk etmek,

haksızlık karşısında susmak

doğru değildir.

Takva zaten:

aktif sorumluluk

gerektirir.

Mümin:

çalışır.

Tedbir alır.

Adalet için çabalar.

İyilik yapar.

Sonucu ise Allah’a bırakır.

Bu nedenle:

müjde ≠ tembellik.

Tevekkül ≠ tedbirsizlik.


1️⃣8️⃣ Yûnus 62, 63 ve 64 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Bu üç ayet tek bir güçlü bütün oluşturur.

Yûnus 62:

“Allah’ın velilerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

dedi.

Yûnus 63:

“Onlar iman eden ve takva sahibi olanlardır.”

diyerek Allah’ın velilerini tanımladı.

Yûnus 64 ise:

“Onlara dünyada ve ahirette müjde vardır.”

buyuruyor.

Sonra:

“Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur.”

diyerek müjdenin güvenilirliğini vurguluyor.

Ve sonunda:

“İşte büyük kurtuluş budur.”

diyor.

Yani sıralama şöyledir:

Velâyet.

İman ve takva.

Müjde.

İlahî vaadin kesinliği.

Büyük kurtuluş.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 64. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 64. ayet insanın:

“Gerçek başarı nedir?”

sorusuna Kur’an’ın verdiği çok güçlü cevaplardan biridir.

İnsan dünyaya geldiği andan itibaren başarı ölçüleriyle karşılaşır.

Çocukken:

iyi not al.

Sonra:

iyi okul kazan.

İyi meslek edin.

Çok para kazan.

Ev al.

Daha iyi araba al.

Makam yükselt.

Daha fazla tanın.

Bütün bunların kendi yerinde değeri olabilir.

Ama hayat yalnızca bunlardan ibaret olduğunda insan sürekli yeni bir hedefin peşinden koşabilir.

Bir hedefe ulaşır.

Bir süre sevinir.

Sonra yenisini ister.

Ve sonunda:

“Gerçekten kazandım mı?”

sorusu kalabilir.

Yûnus 64 tam burada başka bir başarı tanımı sunar:

“İşte büyük kurtuluş budur.”

Nedir bu?

Allah’ın:

iman ve takva sahiplerine

dünya ve ahirette verdiği müjde.

Demek ki insanın en büyük başarısı:

yalnızca:

ne kadar kazandığı,

kaç mülke sahip olduğu,

kaç kişinin onu tanıdığı

değildir.

Daha büyük soru şudur:

Allah ile ilişkin ne durumda?

Mal kazanırken:

dürüst kaldın mı?

Güç kazanırken:

adaletini korudun mu?

İnsanlar seni överken:

kibre kapıldın mı?

Kimse görmezken:

takvanı korudun mu?

Hata yaptığında:

tövbe edebildin mi?

Gerçek başarı bu sorularla daha yakından ilişkilidir.

Çünkü dünya başarısı:

ölümle birlikte geride kalabilir.

Ahiret başarısı ise:

insanın nihai geleceğini

belirler.

Ayetin:

“Dünyada da müjde vardır.”

demesi ise İslam’ın dünyayı tamamen karanlık bir bekleme salonuna çevirmediğini gösterir.

Mümin dünyada da:

umut duyabilir.

Sevinebilir.

Allah’a güvenebilir.

Hidayetle huzur bulabilir.

Güzel insanlarla karşılaşabilir.

İyiliğinin bereketini görebilir.

Fakat bu:

hayatında hiç problem olmayacağı

anlamına gelmez.

Bir insan Allah’ın sevdiği kulu olabilir

ve yine de:

hastalanabilir.

Borç yaşayabilir.

Sevdiğini kaybedebilir.

Haksızlığa uğrayabilir.

Bunlardan:

“Demek ki Allah beni sevmiyor.”

sonucu çıkarılmamalıdır.

Çünkü Yûnus Suresi’nin öğrettiği müjde:

her dünyevî şartın sürekli rahat olması değil, insanın nihai olarak Allah’ın rahmetinden mahrum kalmamasıdır.

Bu ayrım çok önemlidir.

Aksi hâlde din:

bir çeşit başarı garantisi sistemine dönüşür.

“Çok iman edersen çok para kazanırsın.”

“Çok takvalıysan asla hasta olmazsın.”


gibi anlayışlar Kur’an’ın bütünlüğüyle uyuşmaz.

Peygamberler bunun en açık delilidir.

Onlar Allah’a en yakın kullar arasındaydı.

Ama en ağır imtihanlardan da geçtiler.

Demek ki:

imtihan ≠ Allah’ın terk etmesi.

Bazen müjde:

sorunun hiç gelmemesi değildir.

Sorunun içinde bile Allah’a güvenebilecek bir kalbe sahip olmaktır.

Ayetin:

“Allah’ın sözlerinde değişiklik yoktur.”

cümlesi bu noktada büyük bir güven oluşturur.

İnsanlar söz verebilir.

Sonra vazgeçebilir.

Unutabilir.

Şartlar değişebilir.

Sözünü yerine getirecek gücü kaybedebilir.

Allah hakkında bunlar düşünülemez.

Allah’ın:

bilgisi eksilmez.

Gücü tükenmez.

Vaadi unutulmaz.

Bu yüzden Allah’ın hak müjdesi:

insan sözü gibi güvensiz değildir.

İşte müminin güveni buradan doğar.

Bu güven:

“Ben ne yaparsam yapayım kurtuldum.”

rahatlığı değildir.

Çünkü önceki ayet:

iman ve takva

demiştir.

Yani müjde ile sorumluluk birbirinden koparılmamıştır.

İnsan:

Allah’ın rahmetine güvenir.

Ama aynı zamanda:

kendini düzeltmeye devam eder.

Bu, çok sağlıklı bir dengedir.

Ne:

“Ben zaten kesin kurtuldum.”

kibri,

ne de:

“Benim için hiç umut yok.”

ümitsizliği.

Kur’an insanı ikisinin arasındaki yola çağırır:

Umut et ama sorumluluğunu unutma.

Yûnus 64 aynı zamanda manevî hayatın gösteri olmadığını yeniden hatırlatır.

Bir önceki ayetler Allah’ın velilerini:

iman ve takva sahipleri

olarak tanımladı.

Şimdi müjde onlara veriliyor.

Dikkat edelim:

“En çok keramet anlatılanlara...”

denmiyor.

“En çok takipçisi olanlara...”

denmiyor.

“En büyük tarikatın mensuplarına...”

denmiyor.

“İman eden ve takva sahibi olanlara...”

deniyor.

Bu ölçü son derece temizdir.

İnsanların seni:

“Allah dostu.”

diye çağırması şart değildir.

Belki kimse adını bilmiyor.

Ama Allah:

gizli iyiliğini biliyor.

Bir haramdan:

kimse görmeden vazgeçtiğini biliyor.

Hakkın olmayan parayı:

kimse öğrenmeyecek olsa bile almadığını biliyor.

Bir insana:

reklam yapmadan yardım ettiğini biliyor.

İşte önceki ayetlerdeki:

“Zerre ağırlığınca hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz.”

ilkesi burada büyük bir müjdeye dönüşür.

İyiliğin kaybolmuyor.

Belki insanlar görmedi.

Ama Allah gördü.

Belki teşekkür edilmedi.

Ama Allah biliyor.

Bu yüzden insan:

iyiliğini sadece:

alkış,

beğeni,

takdir

karşılığında yapmaktan kurtulabilir.

Gerçek takva:

insanların gözünden bağımsız yaşayabilmektir.

Ayetin:

“büyük kurtuluş”

ifadesi modern insanın başarı anlayışını da sorgulatır.

Dünyada bir insan:

başarısız sayılabilir.

İşi batmış olabilir.

Çok zengin olmayabilir.

Ünlü olmayabilir.

Ama:

ailesine iyi davranmış,

kimsenin hakkını yememiş,

dürüst yaşamış,

Allah’a güvenmiş,

tövbe etmiş

olabilir.

Allah katındaki başarı ölçüsü:

insanların kariyer ölçüsünden farklı olabilir.

Aynı şekilde dünyada:

“çok başarılı”

sayılan biri:

servetini haksızlıkla edinmiş,

insanları ezmiş,

kibir içinde yaşamış

olabilir.

Bu yüzden dünyadaki başarı:

nihai hüküm değildir.

Kur’an insana:

dünya hedeflerini bırak

demiyor.

Daha büyük hedefi unutma

diyor.

İşini yap.

Başarılı ol.

Servet kazan.

Bilim yap.

Sanat yap.

Üret.

Ama bunları:

Allah’ın rızasını ve ahlaki bütünlüğünü kaybetmeden

yap.

Çünkü bir gün CV’n:

makamların,

unvanların,

mal varlığın

geride kalacaktır.

Ama nasıl yaşadığının hesabı devam edecektir.

Ayetin belki en güzel taraflarından biri de şudur:

Allah’ın müjdesi insanı gelecek korkusunun esiri olmaktan kurtarabilir.

İnsan:

yarın ne olacak?

diye kaygılanabilir.

Mümin de kaygılanabilir.

Ama bir temel güven taşıyabilir:

“Ben Allah’a yönelir, elimden geldiğince takvayla yaşar ve O’nun rahmetine güvenirsem nihai geleceğim anlamsız değildir.”

Bu:

yarını bildiği

anlamına gelmez.

Ama:

kime güvendiğini bildiği

anlamına gelir.

Ve belki Yûnus Suresi 64. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızın sonunda “Büyük başarıya ulaştım.” diyebilmek için bugün hangi başarıyı kovalıyoruz; yalnızca insanların gördüğü para, makam ve şöhreti mi, yoksa Allah’ın dünyada ve ahirette müjdelediği iman, takva ve O’nun rızasına ulaşma başarısını mı?

“Dünya sana birçok başarı ölçüsü sunabilir; fakat en büyük kurtuluş Allah’ın müjdesine ulaşmaktır. Çalış, kazan ve üret; ama imanını, takvanı ve ahlakını bunların karşılığında satma. İnsanların sözü değişebilir, dünyanın değerleri değişebilir; Allah’ın hak vaadi ise boşa çıkmaz.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt