Umutsuz Ev Kadınları Dizisi Eleştirmen Yorumları Nasıl
“Umutsuz Ev Kadınları’nı yalnızca Desperate Housewives’ın Türkçe kopyası olarak görmek dizinin başarısını açıklamakta yetersiz kalır. Yapımın asıl sınavı, yabancı bir hikâyeyi Türkiye’nin aile yapısına, mahalle kültürüne ve televizyon diline uyarlayabilmekti. Eleştirilerin ortaklaştığı nokta da burada ortaya çıkar: Oyunculuk ve yerelleştirme çoğu zaman güçlü bulunurken, zaman zaman abartıya kaçan karakter davranışları ve zorlanan hikâye örgüsü dizinin en belirgin zayıflıkları olarak görülmüştür.”
Ersan Karavelioğlu
Umutsuz Ev Kadınları Eleştirmenlerden Genel Olarak Nasıl Yorumlar Aldı
Umutsuz Ev Kadınları, eleştirmenlerden bütünüyle olumlu veya bütünüyle olumsuz yorumlar alan bir yapım değildir.
Daha doğru tanımlama:
olumluya yakın, fakat belirgin çekinceleri bulunan karma bir eleştirel karşılanma
olacaktır.
Özellikle ilk döneminde en büyük soru şuydu:
Dünyaca ünlü Desperate Housewives, Türkiye’ye gerçekten uyarlanabilir mi?
Başlangıçta bu konuda ciddi bir önyargı olduğu, oyuncularla yapılan dönem röportajlarında da açıkça görülür. Zaman içinde ise yapımın bu “taklit” algısını önemli ölçüde kırdığı değerlendirmeleri ortaya çıkmıştır.
Dizinin En Büyük Avantajı Ne Olarak Görüldü
En sık övülen taraflardan biri:
oyuncu kadrosudur.
Songül Öden,
Bennu Yıldırımlar,
Ceyda Düvenci,
Özge Özder
ve Evrim Solmaz’ın oluşturduğu kadın kadrosu dizinin taşıyıcı gücü hâline gelmiştir.
Eleştiri ve izleyici yorumlarında farklı karakterler konusunda görüş ayrılıkları olsa da:
kadronun genel oyunculuk seviyesinin yüksek olduğu
konusunda geniş bir ortaklık görülür.
Songül Öden’in Yasemin Performansı Nasıl Karşılandı
Songül Öden’in canlandırdığı Yasemin, dizinin en çok konuşulan karakterlerinden biri oldu.
Özellikle:
sakarlığı,
çocuksuluğu,
romantik tarafı,
panik hâlleri
ve komedi yeteneği
dikkat çekti.
Bazı yorumcular Songül Öden’in Susan karakterinin Türkçe karşılığını son derece başarılı oluşturduğunu, hatta performansını uyarlamanın en güçlü eşleşmelerinden biri olarak gördüklerini belirtti.
Ancak tam da aynı karakter:
dizinin en çok eleştirilen noktalarından birine
de dönüştü.
Yasemin Karakterine Yöneltilen En Büyük Eleştiri Neydi
Eleştirmen Anibal Güleroğlu, Yasemin’in zamanla fazla yüksek sesli ve abartılı yazıldığını; karakterin bazı davranışlarının ölçüyü kaçırmaya başladığını belirtiyordu.
Dolayısıyla problem çoğu zaman:
Songül Öden’in oyunculuğu değil, karakterin giderek daha fazla zorlanması
olarak görülüyordu.
Bu çok önemli bir ayrımdır.
Başarılı bir oyuncu:
zayıflayan veya abartılan karakter yazımını her zaman tamamen kurtaramayabilir.
Bennu Yıldırımlar’ın Nermin Karakteri Nasıl Bulundu
Bennu Yıldırımlar, oyunculuk açısından dizinin en güvenilir isimlerinden biri olarak değerlendirildi.
Nermin karakteri:
düzen takıntısı,
mükemmeliyetçiliği,
aile hayatındaki kontrol ihtiyacı
ve dışarıdan kusursuz görünme çabasıyla
orijinal dizinin Bree karakterinin Türkiye karşılığıydı.
Bennu Yıldırımlar’ın oyunculuğu çoğunlukla övgü alırken asıl tartışma:
karakterin orijinalindeki bazı karanlık ve çelişkili yönlerin Türk uyarlamasında yumuşatılması
üzerinde yoğunlaştı.
Nermin Karakterinin Uyarlanmasında Ne Kaybedildiği Düşünüldü
Orijinal Bree karakteri:
mükemmeliyetçi görüntüsünün altında çok daha karmaşık aile problemleri yaşayan bir karakterdi.
Türk uyarlamasında bazı kültürel ve televizyon yayıncılığına ilişkin sınırlar nedeniyle bu unsurların bir bölümü değiştirildi veya azaltıldı.
Eleştirilerden biri de tam olarak buydu:
Karakter Türkiye’ye yaklaştırılırken bazı keskin çelişkileri törpülendi.
Bu da yerelleştirme tartışmasının merkezindeki temel ikilemdir:
Bir uyarlama:
orijinale ne kadar sadık kalmalı, yerel kültüre ne kadar dönüşmelidir?
Özge Özder’in Emel Karakteri Neden Dikkat Çekti
Özge Özder’in canlandırdığı Emel, orijinal dizideki Edie karakterinin karşılığıydı.
Bazı erken dönem değerlendirmelerinde Özge Özder:
rolüne en doğal oturan oyunculardan biri
olarak öne çıkarıldı.
Karakterin:
özgüvenli,
çekici,
sivri,
yer yer anti-kahraman
yapısının Türkiye uyarlamasında tamamen ortadan kaldırılmaması da olumlu karşılandı.
Özge Özder de dönemin röportajlarında karakterin fazla yumuşatılmasının onu sıradanlaştırabileceğinden endişe ettiğini söylemişti.
Ceyda Düvenci’nin Elif Performansı Nasıl Değerlendirildi
Ceyda Düvenci’nin Elif karakteri:
çocuklar,
evlilik,
annelik,
ev işleri
ve kişisel hayat arasında sıkışmış kadını temsil ediyordu.
Oyunculuğun:
doğallığı ve sıcaklığı
sıklıkla beğenildi.
Bununla birlikte orijinal Lynette karakterinin daha sert, kariyer odaklı ve mücadeleci taraflarının Türk uyarlamasında bir miktar zayıfladığı yönünde eleştiriler de bulunmaktadır.
Dolayısıyla yine aynı problem görülür:
Oyunculuk başarılıdır fakat uyarlanan karakter birebir aynı değildir.
Zeliş Karakteri Neden Daha Tartışmalıydı
Evrim Solmaz’ın canlandırdığı Zeliş, orijinaldeki Gabrielle karakterinden uyarlanmıştı.
Bu karakterin uyarlanması baştan itibaren daha zordu.
Çünkü Gabrielle’in:
cinsellik,
evlilik,
sadakatsizlik,
lüks yaşam
ve kişisel özgürlük
üzerinden kurulan hikâyeleri Amerikan televizyonundaki biçimiyle Türkiye’ye taşınamazdı.
Bu nedenle karakter önemli ölçüde yerelleştirildi.
Bazı seyirciler ve yorumcular bunu başarılı bulurken, bazıları:
orijinal karakterin keskinliğinin kaybolduğu
görüşündeydi.
Dizinin Türkiye’ye Uyarlanması Genel Olarak Başarılı Mıydı
Eleştirilerin en ilginç tarafı burada ortaya çıkar.
İlk başta birçok kişi:
“Amerikan dizisini Türkçe olarak yeniden çekmenin ne anlamı var?”
diye yaklaştı.
Fakat dizi ilerledikçe uyarlamanın:
isimleri,
mahalle kültürü,
aile ilişkileri,
diyalogları
ve toplumsal davranışları
Türkiye’ye dönüştürmekte beklenenden daha başarılı olduğu görüşü güçlendi.
Özge Özder’in Cumhuriyet’e verdiği röportajda da yapımın aşırı “alaturkalaştırılmadan” yerelleştirilmiş olması olumlu bir özellik olarak değerlendirilmişti.

Gül Çıkmazı Neden Uyarlamanın En Akıllı Unsurlarından Biriydi
Orijinal dizinin merkezi:
Wisteria Lane
idi.
Türk versiyonunda bunun karşılığı:
Gül Çıkmazı
oldu.
Bu sadece isim değişikliği değildir.
Amerikan banliyösündeki komşuluk ilişkileri:
Türk mahalle kültürünün daha iç içe geçmiş sosyal yapısına
dönüştürüldü.
Komşuların birbirlerinin hayatını bilmesi,
dedikodu,
yardımlaşma,
çatışma,
mahremiyetin sürekli ihlal edilmesi
Türk seyircisinin kolayca tanıyabileceği bir dünyaya yerleştirildi.
Uyarlamanın uzun ömürlü olmasının nedenlerinden biri:
hikâyenin yabancı görünmemeye başlamasıdır.

Dizinin Senaryosuna Yöneltilen En Büyük Eleştiri Neydi
En güçlü profesyonel eleştirilerden biri:
senaryonun zaman zaman mantık boşluklarına ve zorlama olaylara yönelmesi
üzerindeydi.
Anibal Güleroğlu özellikle ilerleyen bölümlerde bazı karakterlere:
inandırıcılığı zorlayan davranışlar yaptırıldığını
ve konuların kimi zaman senaryoyu devam ettirmek amacıyla zorlandığını yazmıştı.
Bu, uzun soluklu dizilerin sık karşılaştığı klasik sorundur:
Başlangıçtaki güçlü karakter çatışmaları yetmediğinde:
daha büyük olay üretme baskısı
başlar.

Türk Dizilerinin Uzun Bölüm Süreleri Uyarlamayı Etkilemiş Olabilir Mi
Evet.
Amerikan televizyonunda yaklaşık bir saatlik yayın kuşağı için hazırlanan bir hikâyenin Türk televizyonundaki çok daha uzun bölüm yapısına dönüştürülmesi:
hikâyenin ritmini doğal olarak değiştirir.
Erken dönem izleyici değerlendirmelerinde de orijinalin birden fazla bölümündeki malzemenin Türk bölüm formatında farklı biçimde bir araya getirilmesinin hissedildiği görülür.
Bu durumda senaristin önünde zor bir problem oluşur:
Orijinale çok hızlı giderse hikâye tüketilir.
Fazla genişletirse:
dolgu sahneleri ortaya çıkabilir.

Dizinin Dram İle Komedi Dengesi Başarılı Mıydı
Genel olarak:
evet.
Umutsuz Ev Kadınları’nın güçlü taraflarından biri yalnız melodram olmamasıydı.
Bir bölüm içerisinde:
cinayet gizemi,
evlilik krizi,
çocuk sorunları,
romantik ilişkiler,
komedi,
arkadaşlık
ve toplumsal meseleler
yan yana bulunabiliyordu.
Oyuncular da dönemin röportajlarında dizinin dramı sürekli sömürmek yerine:
dram ile komediyi birlikte taşımasının
seyircide umut hissini koruduğunu ifade etmişti.

Dizinin Sosyal Meselelere Dokunması Eleştirmenlerce Nasıl Karşılandı
Olumlu yönlerinden biri de:
gündelik eğlencenin içine toplumsal konular yerleştirmesi
olarak görüldü.
Ebeveyn çocuk ilişkileri,
annelik,
aile içi sorunlar,
internet ve çocuklar,
yardım istismarı
gibi farklı meseleler hikâyelere katıldı.
Milliyet’teki değerlendirmede dizinin bu yönü:
sosyal sorumluluk boyutu taşıyan olumlu bir taraf
olarak özellikle belirtilmişti.

Eleştirmenler Orijinal Desperate Housewives İle Kıyaslamayı Adil Buldu Mu
Burada iki ayrı yaklaşım vardır.
Birinci yaklaşım:
Uyarlamaysa orijinaliyle kıyaslanmalıdır.
Bu bakışla değerlendirildiğinde Türk versiyonunun bazı karakterleri ve cesur hikâyeleri yumuşattığı açıktır.
İkinci yaklaşım ise:
Uyarlamanın amacı kopya üretmek değil, hikâyenin yerel karşılığını yaratmaktır.
Bu açıdan bakıldığında Umutsuz Ev Kadınları daha başarılı görünür.
Yıllar sonra bile izleyici tartışmalarında benzer ayrım sürmektedir: bazı seyirciler Türk versiyonunu orijinalden bağımsız değerlendirdiğinde çok daha güçlü bulduklarını söylüyor.

Dizinin Bugün Hâlâ Hatırlanmasının Nedeni Nedir
Sadece hikâyesi değil:
karakterleri hatırlanıyor.
Yasemin.
Nermin.
Elif.
Zeliş.
Emel.
Bir dizinin yıllar sonra bile karakter isimleriyle hatırlanması:
karakter yaratımının güçlü olduğuna
işaret eder.
Dizi bittikten yıllar sonra dahi yeniden başlamasını isteyen izleyici yorumlarının bulunması da yapımın belirli bir sadık izleyici kitlesi bıraktığını gösteriyor.

Eleştirmen Yorumlarının Ortak Özeti Nedir
Umutsuz Ev Kadınları hakkındaki değerlendirmeleri birkaç ana fikirde toplamak mümkündür:
Oyunculuklar güçlü.
Kadın karakterlerin kimyası başarılı.
Türk kültürüne uyarlama beklenenden iyi.
Dram ile komedi dengesi dizinin önemli avantajı.
Buna karşılık:
bazı karakterler zamanla abartılıyor.
Senaryo zaman zaman zorlama olaylara başvuruyor.
Orijinal yapımın daha sert bazı temaları yerelleştirme sırasında zayıflıyor.
Uzun Türk dizi formatı ritmi olumsuz etkileyebiliyor.
Dolayısıyla genel eleştirel tablo:
kusurları belirgin fakat oyuncuları ve uyarlama başarısı sayesinde güçlü bir yapım
şeklinde özetlenebilir.

Sonuç: Umutsuz Ev Kadınları Gerçekten Başarılı Bir Uyarlama Mıydı
Umutsuz Ev Kadınları, uyarlama dizilerin karşılaştığı en zor sınavlardan birine girdi.
Çünkü karşısında sıradan bir yabancı dizi yoktu:
Desperate Housewives gibi dünya çapında tanınmış bir yapım vardı.
Bu nedenle daha ilk bölümden:
oyuncular karşılaştırıldı.
Karakterler karşılaştırıldı.
Evler karşılaştırıldı.
Hikâyeler karşılaştırıldı.
Hatta karakterlerin mimikleri bile:
orijinal oyuncularla ölçüldü.
Böyle bir ortamda başarının en önemli göstergesi belki de şudur:
Bir süre sonra seyirci:
Susan yerine Yasemin’i, Bree yerine Nermin’i, Lynette yerine Elif’i konuşmaya başladı.
Yani karakterler yalnızca tercüme edilmedi.
Bir ölçüde:
yerel kimlik kazandı.
Dizinin kusurları yok muydu?
Elbette vardı.
Bazı hikâyeler gereğinden fazla uzadı.
Bazı davranışlar inandırıcılığını zorladı.
Bazı karakter özellikleri fazla büyütüldü.
Orijinalin toplumsal açıdan daha sert bazı hikâyeleri:
Türk televizyonuna uyarlanırken törpülendi.
Fakat bütün bunların karşısında çok güçlü bir unsur vardı:
oyuncu kadrosu.
Kadın karakterlerin birbirleriyle kurduğu kimya, dizinin polisiye gizemini bile zaman zaman ikinci plana çıkaracak kadar güçlüydü.
Belki Umutsuz Ev Kadınları’nın gerçek başarısı da tam burada yatıyordu.
Seyirci birkaç bölüm sonra yalnız:
“Desperate Housewives’ın Türk versiyonunda bu hafta ne olacak?”
diye merak etmiyordu.
Artık:
“Yasemin yine ne yapacak?”
“Nermin bunu nasıl karşılayacak?”
“Elif bu işin altından nasıl kalkacak?”
diye düşünüyordu.
İşte bir uyarlamanın kopya olmaktan çıkıp kendi dünyasını kurduğu nokta budur.
Bu nedenle yıllar sonra geriye bakıldığında Umutsuz Ev Kadınları için en dengeli hüküm şu olabilir:
Kusursuz bir uyarlama değildi; fakat Türkiye televizyon tarihinin yabancı bir formatı yerel karakterlere dönüştürme konusunda en akılda kalan örneklerinden biri olmayı başardı.
Ve belki asıl ilginç soru şudur:
Bir uyarlamanın başarısı orijinaline ne kadar benzediğiyle mi, yoksa bir süre sonra seyirciye orijinalini unutturup kendi karakterlerini sevdirebilmesiyle mi ölçülmelidir?
“Bir uyarlamanın gerçek başarısı, orijinalinin her ayrıntısını yeniden üretmesinde değil; başka bir toplumda aynı insanî çatışmaları yeniden canlı kılabilmesinde saklıdır. Umutsuz Ev Kadınları’nın kusurları vardı, fakat Yasemin’i, Nermin’i, Elif’i, Zeliş’i ve Emel’i seyircinin hafızasına bırakmayı başardı. Bir süre sonra onlar artık yalnızca Amerikan karakterlerinin Türkçe karşılıkları değil, Gül Çıkmazı’nın kadınlarıydı.”
Ersan Karavelioğlu
Moderatör tarafında düzenlendi: