📖 Tevbe Suresi 75. Ayette “Allah Bize Lütfundan Verirse Mutlaka Sadaka Verecek ve Salihlerden Olacağız Diye Allah’a Söz Verenler Vardır” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,975
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 75. Ayette “Allah Bize Lütfundan Verirse Mutlaka Sadaka Verecek ve Salihlerden Olacağız Diye Allah’a Söz Verenler Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen iyiliği bugüne değil, henüz sahip olmadığı imkânlara erteler: ‘Bir gün zengin olursam paylaşacağım, şartlarım düzelirse iyi biri olacağım’ der. Oysa karakter, yarın sahip olacağımız şeylerle değil, bugün elimizde bulunanla ne yaptığımızla şekillenmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 75. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Onlardan kimi de Allah’a, ‘Eğer bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salih kimselerden olacağız.’ diye söz vermişti.”

Bu ayette henüz sözün bozulması anlatılmaz.

Önce bir vaat anlatılır.

Bazı kişiler Allah’a:

“Bize daha fazla mal verirsen paylaşacağız.”

“Zenginleşirsek iyilik yapacağız.”

“İmkânımız artarsa salih insanlardan olacağız.”

diye söz vermektedir.

Bir sonraki ayet ise bu sözün bolluk geldiğinde nasıl sınandığını gösterecektir.

2️⃣ Ayetteki “Allah’a Söz Vermek” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“âhedallâh”

ifadesi vardır.

Bu, Allah’a:

söz vermek,

ahitte bulunmak,

kendini belirli bir davranışla yükümlü görme

anlamı taşır.

Burada sıradan bir:

“Belki yaparım.”

cümlesi yoktur.

Oldukça güçlü bir vaat vardır:

“Allah bize verirse mutlaka vereceğiz.”

Dolayısıyla mesele yalnızca cimrilik değil, Allah’a verilmiş sözle insanın daha sonraki davranışı arasındaki tutarlılık meselesidir.

3️⃣ “Allah Bize Lütfundan Verirse” İfadesi Ne Öğretiyor ❓​

Ayet malı:

Allah’ın lütfu

olarak tanımlar.

Bu, insanın çalışmasının değersiz olduğu anlamına gelmez.

İnsan:

çalışır,

üretir,

ticaret yapar,

plan yapar,

emek verir.

Fakat bunların gerçekleşebilmesini sağlayan:

hayat,

sağlık,

yetenek,

fırsat,

zaman

ve sayısız şart

insanın kendi yaratımı değildir.

Bu nedenle Kur’an insanın kazancını yalnızca:

“Ben yaptım.”

diye görmesini değil, nimetin arkasındaki ilahî lütfu da fark etmesini ister.

4️⃣ Çalışarak Kazandığımız Mal da Allah’ın Lütfu mudur ❓​

Evet, Kur’an'ın bakışında insan emeği ile Allah’ın lütfu birbirinin alternatifi değildir.

İnsan çalışır.

Fakat çalışabilecek bedeni kim verdi?

Aklı?

Fırsatı?

Toprağı?

Piyasayı?

Karşısına çıkan insanları?

Hayatta kalmasını sağlayan şartları?

Bu nedenle:

“Allah verdi.”

demek emeği reddetmez.

Aynı şekilde:

“Ben çalıştım.”

demek de Allah’ın lütfunu ortadan kaldırmaz.

Doğru denge:

emek + şükür + sorumluluk

dengesidir.

5️⃣ “Zengin Olursam Yardım Edeceğim” Düşüncesinde Ne Problem Var ❓​

Bu cümle kendi başına kötü değildir.

İnsan gerçekten:

“İmkânım artarsa daha çok yardım edeceğim.”

diyebilir.

Problem, iyiliği sürekli gelecekteki ideal şartlara ertelemektir.

“Çok param olunca yardım edeceğim.”

“İşim düzelince ibadet edeceğim.”

“Vaktim olunca ailemle ilgileneceğim.”

“Emekli olunca iyi işler yapacağım.”

derken insanın bütün hayatı geçebilir.

Kur’an'ın düşündürdüğü soru şudur:

Bugün elindekiyle ne yapıyorsun?

6️⃣ İyilik Yapmak İçin Zengin Olmak Şart mıdır ❓​

Hayır.

Sadaka yalnızca büyük miktarda para vermek değildir.

İnsan sahip olduğu imkâna göre verebilir.

Birinin çok malı vardır ve çok verir.

Bir başkasının az malı vardır ama imkânına göre paylaşır.

Hatta iyilik:

zaman,

emek,

bilgi,

destek,

güzel söz

ve bir insanın yükünü hafifletmek

şeklinde de gerçekleşebilir.

İyilik zenginlerin tekelinde değildir.

7️⃣ Ayette Neden Özellikle “Sadaka Vereceğiz” Deniliyor ❓​

Çünkü insanın malıyla ilişkisi samimiyetin önemli sınavlarından biridir.

Bir insan:

“Allah’a inanıyorum.”

diyebilir.

Fakat malı söz konusu olduğunda bütün değerleri değişebilir.

Bu nedenle Kur’an:

zekât,

sadaka,

infak

ve ihtiyaç sahibinin hakkı

üzerinde sık sık durur.

Mal sadece ekonomik bir konu değildir.

İnsanın güven duygusu, cömertliği, korkuları ve Allah’a bağlılığıyla da ilgilidir.

8️⃣ Sadaka Vermek İnsanı Otomatik Olarak Salih Yapar mı ❓​

Hayır.

Ayette kişiler:

“Sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız.”

demektedir.

Sadaka salih amellerden biridir.

Fakat salih insan olmak tek bir davranıştan ibaret değildir.

Dürüstlük,

adalet,

ibadet,

kul hakkına dikkat,

merhamet,

emanete sadakat

ve güzel ahlak

da bunun parçalarıdır.

İnsan büyük miktarda yardım yapıp başka alanlarda ağır haksızlıklar yapıyorsa yardımı bütün yanlışlarını otomatik olarak silen bir belgeye dönüşmez.

9️⃣ “Salihlerden Olacağız” Ne Demektir ❓​

“Salih” kelimesi:

iyi,

doğru,

düzeltici,

ahlaken düzgün

ve Allah’ın rızasına uygun davranan

kişi anlamlarını taşır.

Buradaki önemli nokta şudur:

Bu kişiler salih olmayı servetin gelmesine bağlamaktadır.

Adeta:

“Allah bize istediğimizi versin, sonra biz de iyi insan oluruz.”

demektedirler.

Bu yaklaşım tehlikelidir.

Çünkü Allah ile ilişki bir pazarlığa dönüşebilir:

“Önce Sen ver, sonra ben itaat ederim.”

🔟 Allah ile Pazarlık Yapmak Ne Demektir ❓​

İnsan bazen farkında olmadan şöyle düşünebilir:

“Şu işim olursa namaza başlayacağım.”

“Bana şu para gelirse yardım edeceğim.”

“Bu hastalıktan kurtulursam değişeceğim.”

Bu tür sözler bazı durumlarda içten bir dua ve karar olabilir.

Ama problem şu zihniyettir:

Allah bana istediğimi verirse ben de karşılığında iyi olurum.

İman, yalnızca istekler gerçekleştiğinde sürdürülen bir alışveriş değildir.

Gerçek kulluk:

bollukta da,

darlıkta da

Allah’a yönelmeye çalışmaktır.

1️⃣1️⃣ Allah’a Şartlı Bir Söz Vermek Doğru mudur ❓​

İslam hukukunda adak ve nezir konusu ayrıca ele alınmıştır.

Bir insan:

“Şu gerçekleşirse Allah için şu ibadeti yapacağım.”

şeklinde bağlayıcı bir adakta bulunabilir.

Bunun fıkhî hükümleri ve şartları vardır.

Ancak Tevbe 75’in ana konusu adak hukukunun bütün ayrıntılarını öğretmek değildir.

Buradaki vurgu daha çok şudur:

Allah’a güçlü bir söz verip, nimet geldiğinde bu sözü unutmamak.

Çünkü verilen söz insanın ahlaki sorumluluğunu ağırlaştırır.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet Belirli Bir Kişi Hakkında mı İndi ❓​

Tefsirlerde ayetin iniş sebebiyle ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır.

Özellikle Sa‘lebe b. Hâtıb isimli bir kişiyle ilişkilendirilen meşhur bir anlatı aktarılmıştır.

Bu anlatıda kişinin fakirken zenginlik istediği, mal sahibi olduktan sonra zekât konusunda cimrilik gösterdiği anlatılır.

Ancak bu rivayetin isnadı ve tarihsel güvenilirliği konusunda ciddi değerlendirmeler ve itirazlar bulunmaktadır.

Bu nedenle:

“Ayet kesin olarak şu kişi hakkında inmiştir ve olay tam olarak böyle yaşanmıştır.”

demek yerine ihtiyatlı olmak daha doğrudur.

Ayetin kendisi kişinin adını vermez.

Kur’an'ın açık mesajı isimden daha önemlidir.

1️⃣3️⃣ Neden Kur’an Bazı Kişilerin İsmini Vermiyor ❓​

Çünkü amaç çoğu zaman:

kişiyi teşhir etmekten ziyade davranışı tanıtmaktır.

İsim verilse insan:

“Bu ayet onun hakkında.”

deyip kendisini konunun dışında görebilir.

İsim verilmediğinde ise davranış evrenselleşir:

“Ben de böyle yapıyor muyum?”

sorusu ortaya çıkar.

Kur’an’ın ahlaki eğitiminde sık görülen önemli yöntemlerden biri budur:

Kişiye değil, karakter biçimine bak.

1️⃣4️⃣ İnsan Neden Yoklukta Cömertlik Sözü Verip Bollukta Cimrileşebilir ❓​

Çünkü bir şeye sahip değilken onu vermek kolay görünebilir.

İnsan fakirken:

“Bir milyonum olsa yarısını dağıtırım.”

diyebilir.

Ama gerçekten bir milyon sahibi olduğunda:

“Biraz daha biriksin.”

“Şimdi yatırım yapayım.”

“Gelecek belli değil.”

“Belki sonra lazım olur.”

demeye başlayabilir.

Çünkü teorik cömertlik ile gerçek maldan vazgeçmek aynı şey değildir.

Sahip olmadığımız servet üzerinde çok cömert olmak kolaydır.

1️⃣5️⃣ Para İnsanın Karakterini Değiştirir mi ❓​

Bazen değiştirebilir; bazen de zaten var olan özellikleri daha görünür hâle getirir.

Yoksulken paylaşmayı isteyen kişi zenginleşince gerçekten daha cömert olabilir.

Başka biri ise:

mal arttıkça kaybetme korkusunu büyütebilir.

Daha fazla kazanır,

ama kendisini daha az güvende hisseder.

Bu nedenle servetin artması otomatik olarak:

huzur,

şükür

ve cömertlik

üretmez.

Mal büyüyebilirken insanın eli küçülebilir.

1️⃣6️⃣ “Daha Çok Param Olsa Daha Çok Yardım Ederdim” Sözü Her Zaman Doğru mudur ❓​

Bunu insan bugünkü davranışına bakarak test edebilir.

Bugün 100 lirasından hiçbir şeyi paylaşmak istemeyen kişi:

“Bir gün 100 milyonum olursa çok cömert olacağım.”

dediğinde kendisini sorgulamalıdır.

Miktar değişebilir.

Ama karakter alışkanlığı çoğu zaman bugünden gelişir.

Bu nedenle önemli soru:

“Ne kadar verebilirim?”

kadar:

“Vermeyi bugün öğreniyor muyum?”

sorusudur.

Cömertlik servet büyüdükten sonra bir anda ortaya çıkan bir düğme değildir.

1️⃣7️⃣ Allah Neden İnsanı Mal ile Sınar ❓​

Kur’an’da hem yokluk hem bolluk birer sınav olabilir.

Yoksulluk:

sabır,

gayret

ve güven

açısından sınayabilir.

Zenginlik ise:

şükür,

paylaşma,

kibir,

adalet

ve malın hakkını verme

açısından sınayabilir.

Bu nedenle:

bolluk her zaman ödül, darlık her zaman ceza değildir.

Bazen insanın en zor sınavı sahip olmadığı şey değil, sahip olduğu şeydir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün insanlar iyiliği sık sık geleceğe erteler:

“İşim büyüsün, yardım edeceğim.”

“Borçlar tamamen bitsin, paylaşacağım.”

“Daha çok zamanım olsun, aileme vakit ayıracağım.”

“Biraz daha rahatlayayım, ibadetime dikkat edeceğim.”

Fakat hayat hiçbir zaman tamamen kusursuz şartlara ulaşmayabilir.

Bir hedef biter.

Başka hedef başlar.

Bir borç kapanır.

Başka ihtiyaç çıkar.

Bu yüzden Tevbe 75 insanı şu gerçekle yüzleştirir:

İyiliği sürekli gelecekteki daha zengin, daha rahat ve daha müsait hâlimize havale edersek, bugünkü hayatımız iyiliksiz geçebilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 75. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 75. ayet, henüz sözünü bozmamış fakat iyiliği nimet şartına bağlamış bir insan psikolojisini önümüze getirir.

Bazıları Allah’a:

“Bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz.”

diyor.

Ve ardından:

“Salihlerden olacağız.”

diye söz veriyor.

İlk bakışta çok güzel bir cümledir.

İnsan paylaşmak istiyor.

İyi insan olmak istiyor.

Allah’a söz veriyor.

Fakat ayetin asıl sınavı henüz başlamamıştır.

Çünkü söz:

mal yokken verilmiştir.

Gerçek sınav, mal geldikten sonra başlayacaktır.

Bu insan psikolojisi bugün de çok tanıdıktır.

İnsan:

“Zengin olsam yardım ederdim.”

der.

Ama belki bugün elindeki küçücük imkânı paylaşmaz.

“Vaktim olsa annemi babamı daha çok ararım.”

der.

Ama bugün beş dakika ayırmaz.

“Bir gün rahatlayınca ibadetime başlayacağım.”

der.

Ama hayat sürekli yeni bir meşguliyet üretir.

Böylece iyilik hep yarının insanına bırakılır.

Oysa Allah bizden yarın olacağımız kişiyi değil, bugün olduğumuz kişiyi de sorar.

Bu ayetin en güçlü mesajlarından biri budur:

Karakter, büyük fırsat geldiğinde başlamaz.

Bugünkü küçük tercihlerle oluşur.

Bir insan az malıyla paylaşmayı öğrenirse çok mal geldiğinde de paylaşmaya daha hazırdır.

Az imkânıyla şükreden, bollukta şükre daha yakındır.

Bugün verdiği söze sadık olan, yarın daha büyük emanetlerde de güvenilir olabilir.

Ayet aynı zamanda servetle ilgili büyük bir yanılsamayı açığa çıkarır:

“Daha çok sahip olursam daha iyi biri olacağım.”

Bu garanti değildir.

Daha çok para:

daha çok yardım imkânı oluşturabilir.

Ama aynı zamanda:

daha fazla korku,

daha fazla hırs,

daha fazla bağlanma

da oluşturabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca:

ne kadar sahip olduğumuz

değildir.

Asıl mesele:

sahip olduğumuz şeyin bizi neye dönüştürdüğüdür.

Ve ayette:

“Allah bize lütfundan verirse...”

denilmesi de çok anlamlıdır.

Eğer mal gerçekten Allah’ın lütfuysa, insan onu:

yalnızca kendi başarısının özel mülkü gibi değil,

aynı zamanda sorumluluk taşıyan bir nimet olarak görmelidir.

İnsan servetini kazanabilir.

Ama servetiyle birlikte:

şükür,

zekât,

sadaka,

adalet

ve başkalarının hakkı

gibi sorumluluklar da büyüyebilir.

Tevbe 75, bir sonraki ayette yaşanacak büyük çelişmenin girişidir.

Bugün söz verilmektedir.

Yarın ise o sözün bolluk karşısında ne kadar gerçek olduğu görülecektir.

Ve belki ayetin bugünkü insan için en güçlü sorusu şudur:

Sürekli “Daha çok param, daha çok zamanım, daha iyi şartlarım olursa iyi şeyler yapacağım.” mı diyoruz; yoksa gelecekte sahip olmayı hayal ettiğimiz büyük imkânların provasını, bugün elimizde bulunan küçük imkânlarla yapmaya gerçekten başlıyor muyuz?

“Sahip olmadığın servetten dağıtmak kolaydır; asıl cömertlik, elindekinden vazgeçebildiğin anda başlar. Yarının zenginliğine söz vermeden önce bugünün küçük nimetlerine bak; çünkü insanın gelecekte kim olacağını çoğu zaman bugün sahip olduğu az şeyle kurduğu ilişki belirler.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt