📖 Tevbe Suresi 56. Ayette “Allah’a Yemin Ederek Sizden Olduklarını Söylerler; Oysa Sizden Değillerdir, Fakat Onlar Korkan Bir Topluluktur” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 56. Ayette “Allah’a Yemin Ederek Sizden Olduklarını Söylerler; Oysa Sizden Değillerdir, Fakat Onlar Korkan Bir Topluluktur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen gerçekten ait olduğu için değil, yalnız kalmaktan, zarar görmekten veya gücün dışında kalmaktan korktuğu için bir topluluğa aitmiş gibi davranabilir. Gerçek aidiyet, korkunun zorladığı yerde değil, insanın özgür iradesiyle yanında kaldığı yerde anlaşılır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 56. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Allah’a yemin ederek gerçekten sizden olduklarını söylerler. Oysa onlar sizden değildir. Fakat onlar korkuya kapılmış bir topluluktur.”

Bu ayet, Tevbe Suresi’nin önceki bölümlerinde anlatılan münafık karakterin aidiyet problemine dikkat çekmektedir.

Bu kişiler dışarıdan:

“Biz de sizdeniz.”

demektedir.

Hatta bunu sıradan bir sözle değil:

Allah adına yemin ederek

söylemektedirler.

Kur’an ise onların sözleriyle gerçek yönelişlerinin aynı olmadığını bildirir.

2️⃣ “Sizden Olduklarına Yemin Ederler” Ne Demektir ❓​

Burada sadece toplumsal bir kimlik beyanı yoktur.

Kişiler:

“Biz sizin tarafınızdayız.”

demekle yetinmiyor,

bu sözlerini Allah adına yeminle güçlendirmeye çalışıyorlar.

Bu, önceki ayetlerde gördüğümüz davranış biçimiyle uyumludur.

Daha önce de bazıları:

“Gücümüz yetseydi sizinle çıkardık.”

diye yemin etmişti.

Burada yine yemin, güven kazanmanın aracı hâline gelmektedir.

3️⃣ Allah Adına Yemin Etmek Neden Özellikle Vurgulanıyor ❓​

Çünkü yemin bir sözü daha ciddi hâle getirir.

İnsan:

“Ben sizdenim.”

derse bir iddiada bulunur.

Ama:

“Allah’a yemin ederim ki ben sizdenim.”

dediğinde Allah’ın adını bu iddianın şahidi gibi kullanır.

Eğer söz gerçeği yansıtmıyorsa artık yalnızca insanlara karşı söylenen bir yanlış değil, kutsal olanın güven sağlamak için kullanılması söz konusudur.

Bu yüzden dini ifadeler, samimiyetsizliği gizlemenin aracına dönüştürüldüğünde problem daha da büyür.

4️⃣ “Oysa Onlar Sizden Değildir” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade ilk bakışta çok sert görünür.

Burada “sizden olmak”, yalnızca:

aynı şehirde yaşamak,

aynı topluluk içinde görünmek

veya aynı kimlik adını kullanmak

anlamında değildir.

Asıl mesele iman, sadakat ve ortak sorumlulukta gerçek aidiyettir.

Dışarıdan Müslüman toplumun içinde görünseler de iç dünyaları ve davranışları bu bağlılığı taşımamaktadır.

Dolayısıyla Kur’an:

“Görüntüde yakınlar ama yöneliş olarak aynı yerde değiller.”

demektedir.

5️⃣ Bu Ayet Müslümanların Birbirini Kolayca “Bizden Değilsin” Diye Dışlamasına İzin Verir mi ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir sınırdır.

Tevbe 56’da belirli kişilerin iç durumu Allah tarafından vahiy yoluyla bildirilmektedir.

Bugün herhangi bir Müslüman:

“Sen bana katılmadın.”

“Benim fikrime karşı çıktın.”

“Benim grubumda değilsin.”

diyerek başka birine:

“Sen aslında bizden değilsin.”

diye iman hükmü veremez.

Fikir ayrılığı başka şeydir.

Nifak başka şeydir.

Siyasi, mezhebî veya kişisel farklılık iman ölçüsüne dönüştürülmemelidir.

6️⃣ “Fakat Onlar Korkan Bir Topluluktur” Ne Demektir ❓​

Ayet onların davranışının arkasında önemli bir psikolojik sebep gösterir:

korku.

Bu kişiler gerçekten inanıp bağlı oldukları için değil, korkuları nedeniyle Müslüman toplumun içinde görünmeye çalışıyor olabilirler.

Yani aidiyetleri:

sevgi,

iman,

sadakat

ve gönüllü bağlılıktan

ziyade güvenlik arayışına dayanıyor olabilir.

Kur’an böylece yalnızca davranışı değil, davranışın ardındaki motivasyonu da açığa çıkarır.

7️⃣ Neden Korkuyor Olabilirlerdi ❓​

Ayet korkunun ayrıntısını tek tek açıklamaz.

Tefsirlerde bu korku:

kimliklerinin açığa çıkması,

toplumdan dışlanma,

siyasi sonuçlarla karşılaşma,

güvenliklerini kaybetme

veya gerçek tutumlarının bilinmesi

gibi anlamlarla açıklanmıştır.

Temel düşünce şudur:

Korku onları gerçeği açıkça söylemekten alıkoymaktadır.

Bu nedenle aslında inanmadıkları bir aidiyeti yeminle savunmaktadırlar.

8️⃣ Korkmak İnsanı Münafık Yapar mı ❓​

Hayır.

Korku son derece insani bir duygudur.

Mümin de korkabilir.

Peygamberler de tehlike karşısında tedbir almıştır.

Bir insan:

ölümden,

zarardan,

yalnız kalmaktan,

işini kaybetmekten

veya insanlar tarafından dışlanmaktan

korkabilir.

Bunlar tek başına nifak değildir.

Sorun, korkunun insanı bilinçli biçimde yalan bir kimlik ve sahte bağlılık göstermeye sürüklemesidir.

9️⃣ Korku İnsan Davranışını Ne Kadar Değiştirebilir ❓​

Çok fazla.

İnsan korktuğunda normalde söylemeyeceği şeyleri söyleyebilir.

Normalde savunacağı bir değerden vazgeçebilir.

Güçlü gördüğü tarafa yaklaşabilir.

Gerçek düşüncesini gizleyebilir.

Bazen sırf güvenli kalabilmek için:

“Ben de sizdenim.”

diyebilir.

Bu yüzden korku sadece bir duygu değildir.

Kontrol edilmediğinde ahlaki kararları değiştirebilen güçlü bir baskı olabilir.

🔟 Gerçek Aidiyet ile Korkuya Dayalı Aidiyet Arasındaki Fark Nedir ❓​

Gerçek aidiyet şöyle der:

“Doğru olduğuna inandığım için buradayım.”

Korkuya dayalı aidiyet ise şöyle diyebilir:

“Burada görünmem benim için daha güvenli.”

Birincisi:

değer üzerinden bağlanır.

İkincisi:

sonuç üzerinden.

Şartlar değiştiğinde fark ortaya çıkabilir.

Güç başka tarafa geçerse korkuya dayalı kişi taraf değiştirebilir.

Çünkü bağlı olduğu şey değer değil, güvenlik ve çıkardır.

1️⃣1️⃣ İnsan Güçlü Olan Tarafa Sırf Güvenlik İçin Yaklaşabilir mi ❓​

Evet.

Bu insanlık tarihinde çok sık görülen bir davranıştır.

Bir kişi veya grup güçlendiğinde bazı insanlar gerçekten inandıkları için değil:

çıkar kazanmak,

zarardan korunmak,

yalnız kalmamak

veya gelecekte avantaj elde etmek

için ona yaklaşabilir.

Bu yalnızca din alanında değil:

siyasette,

iş hayatında,

sosyal çevrede

ve hatta arkadaşlıklarda

görülebilir.

Güce yakın olmak ile değere bağlı olmak aynı şey değildir.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet Toplumsal Baskı Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

İnsan, bulunduğu toplumun baskısından çok etkilenebilir.

Çoğunluğa karşı çıkmak bazen zor olabilir.

Bu yüzden kişi:

gerçek düşüncesini gizleyebilir,

çoğunluğun söylediğini tekrar edebilir

veya kendisini başka türlü gösterebilir.

Tevbe 56'nın bağlamındaki kişiler bunu samimiyetsiz biçimde yapmaktadır.

Ancak daha genel açıdan ayet bize insanın korku altında söylediği sözlerle gerçek inancı arasındaki farkın önemini düşündürür.

1️⃣3️⃣ İnsan Her Zaman Gerçek Düşüncesini Açıkça Söylemek Zorunda mıdır ❓​

Her durum aynı değildir.

Bir insan gerçek bir tehlike altındaysa, canını veya güvenliğini korumak için bazı şeyleri açıkça söylemeyebilir.

İslam geleneğinde zorlanma ve ikrah durumları ayrıca değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla Tevbe 56:

“Her korkan ve kendini koruyan kişi münafıktır.”

dememektedir.

Buradaki kişiler, sure boyunca anlatılan sistematik samimiyetsizlik, yalan ve bozgunculuk tablosunun içindedir.

Bu bağlam korunmalıdır.

1️⃣4️⃣ Ayet Bize Kimlik Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

Kimlik yalnızca söylenen bir isim değildir.

Bir insan:

“Müslümanım.”

diyebilir.

Fakat Kur’an açısından iman:

yalnızca toplumsal etiket değil,

inanç, sorumluluk ve yöneliş içerir.

Aynı ilke daha genel olarak da düşünülebilir.

Bir insan:

“Ben dostunum.”

der.

Ama zor zamanda kaybolursa...

“Ben bu değerlere inanıyorum.”

der.

Ama çıkarı değişince vazgeçerse...

söz ile gerçek aidiyet arasında fark ortaya çıkar.

Aidiyet, yalnızca dilde değil davranışta da görünür.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Bize Başkalarının Kalbini Okuma Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Bu konuda tekrar çok dikkatli olmak gerekir.

Allah ayette belirli insanların durumunu açıklamıştır.

Biz ise insanların iç dünyasını doğrudan bilemeyiz.

Bir insanın davranışlarını:

tutarsız,

yanlış,

zararlı

veya güvenilmez

bulabiliriz.

Ama bundan doğrudan:

“Kalbinde iman yok.”

sonucuna atlamak doğru değildir.

İnsanların nihai iç durumunu bilen Allah’tır.

1️⃣6️⃣ Tevbe 55 ile Tevbe 56 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 55’te:

mallarının ve çocuklarının insanı imrendirmemesi

gerektiği söylenmişti.

Yani dışarıdaki maddi görünüşün insanı aldatmaması isteniyordu.

Tevbe 56’da ise başka bir dış görünüş gündeme geliyor:

“Biz sizdeniz.”

iddiası.

Burada da aynı temel ders vardır:

Görüntü her zaman hakikatin tamamı değildir.

Mal çok olabilir ama manevi değer olmayabilir.

Aidiyet sözü güçlü olabilir ama samimiyet bulunmayabilir.

Kur’an insanı görünüşün ötesine bakmaya çağırmaktadır.

1️⃣7️⃣ Korku ile İnanç Birbirine Nasıl Karışabilir ❓​

İnsan bazen:

Allah'a inandığı için değil,

toplumdan korktuğu için

dini davranış gösterebilir.

Bir başka ortamda ise tam tersine:

inancını gizleyebilir.

Bu nedenle dini hayat açısından önemli olan şudur:

Ben bunu gerçekten inandığım için mi yapıyorum, yoksa çevremden korktuğum için mi?

Bu soru yalnızca münafıkları değil, herkesin kendi samimiyetini sorgulaması açısından değerlidir.

Çünkü dış baskı bazen insanın gerçek yönelişini görünmez hâle getirebilir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün insanlar çok farklı gruplara ait olduklarını söyleyebilir:

bir siyasi çevreye,

bir sosyal gruba,

bir şirkete,

bir arkadaş topluluğuna,

bir dini yapıya.

Ama bazen aidiyetin sebebi:

“Buna gerçekten inanıyorum.”

değil,

“Burada olmak bana avantaj sağlıyor.”

olabilir.

Güç değiştiğinde aynı kişinin yönü de değişebilir.

Bu yüzden Tevbe 56 insanın kendisine şu soruyu sormasını ister:

Ben değerlerimin yanında mı duruyorum, yoksa güçlü olanın yanında mı?

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 56. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 56. ayet, sözde aidiyet ile gerçek aidiyet arasındaki farkı son derece çarpıcı biçimde anlatmaktadır.

Bazı kişiler:

“Allah’a yemin ederiz ki biz de sizdeniz.”

demektedir.

Bu çok güçlü bir iddiadır.

Sadece:

“Biz sizinleyiz.”

demiyorlar.

Allah’ın adını da şahit tutuyorlar.

Fakat Kur’an:

“Oysa onlar sizden değildir.”

diyor.

Buradaki ayrılık sadece sosyal değildir.

Asıl mesele:

iman,

samimiyet,

sadakat

ve sorumluluk

bakımından aynı yerde bulunmamalarıdır.

Ardından ayet onların davranışındaki temel motivasyonlardan birini verir:

“Onlar korkan bir topluluktur.”

Bu cümle çok önemlidir.

Çünkü insan bazen bir değerin yanında olduğu için değil, karşısında durmaya cesaret edemediği için yanında görünür.

Bu durumda dışarıdan sadakat vardır.

Ama içeride güvenlik hesabı olabilir.

Böyle bir aidiyet, şartlar değiştiğinde hızla değişebilir.

Çünkü insan değere değil, güvenli konuma bağlanmıştır.

Ancak buradan:

“Korkan herkes münafıktır.”

sonucu çıkarılamaz.

Korku insani bir duygudur.

Mümin de korkabilir.

Asıl problem:

korkuyu yalanın, sahte kimliğin ve samimiyetsizliğin gerekçesi hâline getirmektir.

Ayet ayrıca bize dini kimliğin yalnızca bir etiket olmadığını hatırlatır.

“Ben Müslümanım.”

demek önemlidir.

Ama Kur’an sürekli şu soruyu da sorar:

Bu söz:

davranışta,

sorumlulukta,

dürüstlükte

ve sadakatte

neye dönüşüyor?

Aynı ilke dostlukta da geçerlidir.

“Ben senin dostunum.”

demek kolaydır.

Ama çıkar bittiğinde?

Risk başladığında?

Yanında durmanın bedeli olduğunda?

İşte aidiyetin gerçek niteliği bazen tam orada görünür.

Tevbe 56'nın başka bir güçlü mesajı da şudur:

Korku insanın kimliğini yönetmemelidir.

Çünkü insan bütün hayatını:

“Bana ne olur?”

sorusuyla kurarsa zamanla:

neyi doğru bulduğunu,

neyi gerçekten istediğini

ve kim olduğunu

unutabilir.

Korkuyu yok etmek her zaman mümkün olmayabilir.

Ama insan korkusuna rağmen dürüst kalmayı öğrenebilir.

Tevbe 56 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bir topluluğun, düşüncenin veya insanın yanında durduğumuzu söylerken gerçekten ona inandığımız için mi oradayız, yoksa yalnız kalmaktan, zarar görmekten veya güçlü olanın dışında kalmaktan korktuğumuz için mi “biz de sizdeniz” diyoruz?

“Gerçek aidiyet, güçlü olanın yanında durmak değil; inandığın değerin yanında, çıkarın değiştiğinde de kalabilmektir. Korku seni bir yere götürebilir ama orayı senin yuvan yapmaz; insanın gerçekten ait olduğu yer, menfaati değil vicdanı tarafından seçtiği yerdir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt