📖 Tevbe Suresi 53. Ayette “İster Gönüllü İster İsteksiz Olarak Harcayın, Sizden Asla Kabul Edilmeyecektir; Çünkü Siz Yoldan Çıkmış Bir Topluluksunuz”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 53. Ayette “İster Gönüllü İster İsteksiz Olarak Harcayın, Sizden Asla Kabul Edilmeyecektir; Çünkü Siz Yoldan Çıkmış Bir Topluluksunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İyiliğin değeri yalnızca elden çıkan şeyle ölçülmez; onu hangi kalbin, hangi niyetle ve hangi samimiyetle verdiği de önemlidir. İnsan bazen çok şey verebilir ama verdiği şeyin içinde kendisini hiç vermeyebilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 53. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“De ki: İster gönüllü olarak harcayın, ister istemeyerek; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış bir topluluk oldunuz.”

Bu ayet, Tebük Seferi bağlamında anlatılan münafık karakterin başka bir yönünü ortaya koymaktadır.

Önceki ayetlerde onların:

sefere katılmaktan kaçtıkları,

mazeret ürettikleri,

müminlerin başına kötü bir şey gelmesini bekledikleri

ve içten bir bağlılık taşımadıkları

anlatılmıştı.

Şimdi ise onların maddi katkılarının neden Allah katında değer kazanmadığı açıklanmaktadır.

2️⃣ “İster Gönüllü İster İsteksiz Harcayın” Ne Demektir ❓​

Ayet iki farklı harcama biçimini yan yana getirir:

isteyerek vermek

ve

istemeden vermek.

İlk bakışta insan şöyle düşünebilir:

“İsteyerek verirse neden kabul edilmesin?”

Fakat burada mesele yalnızca harcamanın dış görünüşü değildir.

Bir kişi görünürde gönüllü biçimde para verebilir ama bunu:

gösteriş,

çıkar,

siyasi hesap,

toplumsal baskı

veya kendisini iyi göstermek

için yapabilir.

Bu yüzden dışarıdaki gönüllülük, içerideki samimiyetle aynı şey olmayabilir.

3️⃣ Ayetteki “Harcama” Ne Tür Bir Harcamadır ❓​

Buradaki ifade özellikle Allah yolunda yapılan maddi katkılarla ilişkilidir.

Tebük gibi büyük bir sefer:

yiyecek,

binek,

silah,

lojistik,

maddi destek

ve çeşitli kaynaklar

gerektiriyordu.

Bazı insanlar sefere bedenleriyle katılmasalar bile maddi katkı sunabiliyorlardı.

Fakat Kur’an burada şunu hatırlatır:

Allah katındaki kabul yalnızca miktara bağlı değildir.

4️⃣ Bir İnsan Çok Para Verdiği Hâlde Sevap Kazanmayabilir mi ❓​

Evet, ayetin temel mesajlarından biri budur.

İslam’da bir davranışın değeri:

ne yapıldığı

kadar

neden yapıldığıyla

da ilgilidir.

Bir kişi büyük miktarda para verebilir.

Ama amacı:

insanların övgüsünü kazanmak,

itibar oluşturmak,

çıkar sağlamak

veya gerçek inançsızlığını örtmek

ise Allah katındaki değerlendirme farklı olabilir.

Büyük miktar, büyük samimiyet anlamına gelmez.

5️⃣ Peki Bir Münafığın Verdiği Para Topluma Fayda Sağlamaz mı ❓​

Sağlayabilir.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir kişi samimiyetsiz bir niyetle para verir.

O para:

bir yoksulun ihtiyacını karşılayabilir,

bir toplumsal hizmete katkı sağlayabilir,

somut bir fayda üretebilir.

Dolayısıyla dünyevi fayda ile Allah katındaki manevi kabul aynı şey değildir.

Bir davranış toplum açısından faydalı olabilir ama failinin niyeti nedeniyle ona ahiret sevabı kazandırmayabilir.

6️⃣ “Kabul Edilmemek” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki kabul:

Allah katında ibadet ve sevap olarak kabul edilme

anlamıyla ilgilidir.

Yani yapılan harcama fiziksel olarak yok olmuyor.

Para gerçekten verilebilir.

İnsanlar gerçekten faydalanabilir.

Ama Allah katında bu davranış:

samimi ibadet,

itaat

veya makbul bir infak

olarak değerlendirilmez.

Bu ayrım çok önemlidir:

Gerçekleşen davranış başka, Allah katında kabul edilen ibadet başka olabilir.

7️⃣ Allah Neden Böyle Bir Harcamayı Kabul Etmiyor ❓​

Ayet sebebini açıkça söyler:

“Çünkü siz fâsık bir topluluk oldunuz.”

Buradaki problem tek bir bağışın teknik biçimi değildir.

Daha derin bir ahlaki ve inanç problemi vardır.

Bu kişiler:

Allah’a samimi biçimde bağlı değiller,

Peygamber’in çağrısından kaçıyorlar,

yalan mazeret üretiyorlar,

müminlerin zararına seviniyorlar

ve ibadeti içten bir teslimiyetle gerçekleştirmiyorlar.

Dolayısıyla sorun birkaç lira eksik vermek değil, temel yönelişin bozulmuş olmasıdır.

8️⃣ “Fâsık” Ne Demektir ❓​

“Fısk” kelimesi genel olarak:

itaatin sınırından çıkmak, yoldan sapmak ve Allah’ın emrine bilinçli biçimde karşı gelmek

anlamlarında kullanılır.

Her hata yapan insana aynı ağırlıkta “fâsık” etiketi yapıştırmak doğru değildir.

Çünkü insanlar:

hata yapabilir,

pişman olabilir,

tövbe edebilir.

Buradaki kişiler ise tekrarlayan bir samimiyetsizlik ve itaatsizlik tablosu içinde anlatılmaktadır.

Fısk burada süreklilik kazanan bir yönelişi ifade eder.

9️⃣ İyilik Yapmak İçin İman Şart mıdır ❓​

Bu sorunun iki farklı boyutu vardır.

Birincisi:

Bir davranış dünyada gerçekten iyi ve faydalı olabilir mi?

Evet.

İnancı farklı olan veya hiç inanmayan bir insan da:

yardım edebilir,

hayat kurtarabilir,

adaletli davranabilir,

bilime katkı sağlayabilir,

yoksulu doyurabilir.

Bunların dünyadaki gerçek faydasını inkâr etmek doğru değildir.

İkinci soru ise:

Bu davranış Allah katında ibadet ve ahiret sevabı olarak nasıl değerlendirilir?

Bu, iman ve niyetle ilgili teolojik bir meseledir.

Tevbe 53 özellikle münafıkların ibadet niyetiyle sundukları harcamanın kabulünü konuşmaktadır.

🔟 Ayet “Müslüman Olmayanın Yaptığı Her İyilik Değersizdir” mi Diyor ❓​

Hayır, ayeti bu kadar geniş biçimde kullanmak doğru değildir.

Burada belirli bir tarihsel bağlam ve belirli bir grup vardır:

Müslüman toplumun içinde görünmesine rağmen iman ve bağlılık konusunda samimiyetsiz davranan münafıklar.

Bir doktorun hayat kurtarması gerçektir.

Bir insanın aç bir çocuğu doyurması gerçektir.

Bir bilim insanının insanlığa katkısı gerçektir.

Tevbe 53 bunların toplumsal değerini reddeden bir ayet değildir.

Ayetin ana meselesi Allah katında ibadetin kabulü ve niyetin samimiyetidir.

1️⃣1️⃣ İsteksiz Yapılan Her İbadet Kabul Edilmez mi ❓​

Hayır.

İnsan her ibadeti her zaman aynı duygusal coşkuyla yapamaz.

Bazen:

yorulur,

canı istemez,

uykusu gelir,

zihni dağılır.

Ama buna rağmen:

“Allah emrettiği için yapacağım.”

diyebilir.

Bu durumda nefis istemese bile insanın iradesi Allah’a yönelmiş olabilir.

Tevbe 53’teki isteksizlik bundan farklıdır.

Burada insanın temel yönelişinde iman ve samimiyet problemi vardır.

Yani:

“Canım istemiyor ama görevimi yapacağım.”

ile

“Buna inanmıyorum, fakat görüntüyü korumak için yapacağım.”

aynı şey değildir.

1️⃣2️⃣ Zorlanarak Yapılan İyilik Değerli Olabilir mi ❓​

Elbette.

Hatta bazen insanın zorlandığı hâlde doğruyu seçmesi büyük bir ahlaki değer taşıyabilir.

Bir kişi parasını vermek istemeyebilir ama:

“Bu insanın hakkı var.”

diyerek nefsine rağmen verir.

Bu samimiyetsizlik değildir.

Tam tersine iradenin nefsin isteğini aşmasıdır.

Bu yüzden ayette geçen “istemeyerek” ifadesini:

“İçinden hiçbir coşku gelmeyen bütün ibadetler geçersizdir.”

şeklinde anlamamak gerekir.

1️⃣3️⃣ Niyet Neden İslam’da Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü aynı dış hareket farklı niyetlerle yapılabilir.

İki kişi aynı miktarda para verir.

Birincisi:

Allah rızası ve ihtiyaç sahibine yardım için verir.

İkincisi:

fotoğraf çektirmek,

alkış almak

veya insanları etkilemek

için verir.

Dışarıdan hareket aynı olabilir.

Ama ahlaki anlamı aynı değildir.

Niyet, davranışın görünmeyen yönüdür.

Bu yüzden İslam ahlakında insan yalnızca ne yaptığına değil, neden yaptığına da bakar.

1️⃣4️⃣ Gösteriş İçin Yapılan Hayır Tamamen Boşa mı Gider ❓​

Manevi kabul açısından gösteriş ciddi bir problemdir.

Fakat dünyevi sonuç açısından yardım yine fayda sağlayabilir.

Örneğin bir kişi yalnızca reklam için bir okul yaptırmış olsun.

Çocuklar o okulda okuyabilir.

Bu gerçek bir toplumsal faydadır.

Fakat kişinin:

“Ben bunu sırf Allah rızası için yaptım.”

iddiası doğru olmayabilir.

Kur’an’ın burada öğrettiği önemli ayrım şudur:

Bir eylemin sonucu ile failin manevi kazancı aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ İnsan Kendi İbadetinin Kabul Edildiğini Kesin Olarak Bilebilir mi ❓​

Hayır.

İnsan:

namaz kılar,

sadaka verir,

oruç tutar,

yardım eder.

Ama:

“Allah bunu kesin kabul etti.”

diye kendi adına mutlak hüküm veremez.

Müminin tavrı:

iyiliği yapmak,

samimiyetini korumaya çalışmak

ve Allah’ın kabulünü ummaktır.

Bu nedenle ibadet sonrası sadece:

“Yaptım.”

değil,

“Rabbim kabul etsin.”

denilir.

Çünkü yapılmış olmak ile kabul edilmiş olmak aynı şey değildir.

1️⃣6️⃣ Bir İyiliği İnsanlar Görsün Diye Yapmak Her Zaman Riyâ mıdır ❓​

Her görünür iyilik riyâ değildir.

Bazen yardımın açık yapılması:

başkalarını teşvik etmek,

şeffaflık sağlamak,

kampanyaya güven oluşturmak

veya toplumsal farkındalık yaratmak

için gerekli olabilir.

Asıl mesele niyettir.

İnsan kendi kalbine şu soruyu sorabilir:

Kimse görmeyecek olsaydı yine yapar mıydım?

Bu soru niyetimizi anlamada güçlü bir ölçü olabilir.

Ama başkalarının niyetini kesin olarak yargılamak doğru değildir.

1️⃣7️⃣ Tevbe 52 ile Tevbe 53 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 52’de müminlerin:

zafer veya şehitlik

şeklinde iki güzel sonuçtan birini beklediği anlatılmıştı.

Tevbe 53 ise samimiyetsiz kişilere döner ve onların maddi katkılarının kabul edilmeyeceğini bildirir.

Böylece çok önemli bir karşıtlık ortaya çıkar:

Bir tarafta imanla yapılan fedakârlık vardır.

Diğer tarafta ise dışarıdan fedakârlık gibi görünen ama içinde samimiyet bulunmayan katkı vardır.

Kur’an böylece fedakârlığın sadece miktarını değil, ahlaki kaynağını da sorgular.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün iyilik de görünür hâle geldi.

Bağışlar paylaşılabiliyor.

Sosyal medyada yardım videoları yayınlanabiliyor.

İnsanlar ne kadar verdiklerini gösterebiliyor.

Bütün bunların tamamının kötü olduğunu söylemek doğru değildir.

Ama Tevbe 53 bize çok önemli bir iç soru bırakır:

İnsanlar bilmeseydi yine yapar mıydım?

Eğer cevap:

“Evet.”

ise bu samimiyet açısından güzel bir işaret olabilir.

Ama bütün motivasyon:

alkış,

beğeni,

imaj

ve çıkar

ise insanın niyetini yeniden düşünmesi gerekir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 53. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 53. ayet, iyiliğin yalnızca dış görünüşle değerlendirilmediğini çok güçlü biçimde anlatmaktadır.

Ayet:

“İster gönüllü ister istemeyerek harcayın, sizden kabul edilmeyecektir.”

der.

İlk bakışta insan:

“Para verilmişse neden kabul edilmesin?”

diye düşünebilir.

Fakat Kur’an burada paranın miktarını değil, parayı veren insanın Allah ile ilişkisindeki samimiyeti sorgular.

Çünkü ibadet sadece hareket değildir.

İbadet:

niyet,

iman,

teslimiyet

ve yöneliş

taşır.

Bir insan milyonlar verebilir.

Ama sırf:

alkış,

çıkar,

güç

veya görüntü

için veriyorsa yaptığı işin manevi anlamı değişir.

Buna karşılık çok az imkânı olan başka biri küçük bir şey verebilir.

Ama içinde büyük bir samimiyet taşıyabilir.

Bu nedenle Allah katındaki ölçü yalnızca:

“Ne kadar verdin?”

değildir.

Aynı zamanda:

“Neden verdin?”

sorusudur.

Fakat bu ayeti yanlış kullanıp:

“İnancı farklı olan insanların yaptığı bütün iyilikler değersizdir.”

demek de doğru değildir.

İnsanlara yapılan gerçek yardımın dünyevi değeri vardır.

Bir insanı doyurmak gerçekten onu doyurur.

Bir hayatı kurtarmak gerçekten hayat kurtarmaktır.

Tevbe 53’ün özel konusu, münafıkların Allah yolunda ibadet görüntüsü taşıyan harcamalarının ilahî kabulüdür.

Ayet ayrıca önemli bir gerçeği daha hatırlatır:

İstememek ile samimiyetsizlik aynı değildir.

İnsan bazen iyiliği yapmakta zorlanabilir.

Nefsi istemeyebilir.

Ama yine de doğru olduğu için yapabilir.

Bu değerli olabilir.

Asıl problem, insanın Allah’a teslim olmadığı hâlde dışarıdan teslim olmuş gibi görünmeye çalışmasıdır.

Ve belki de bu ayetin bugünkü insan için en güçlü mesajı şudur:

İyiliğin fotoğrafından önce niyetine bak.

Çünkü insanlar:

ne kadar verdiğini,

hangi kampanyaya katıldığını,

ne yaptığını

görebilir.

Ama Allah:

neden yaptığını da bilir.

Tevbe 53 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Yaptığımız iyiliklerin hiç kimse tarafından görülmeyeceğini, adımızın yazılmayacağını, alkışlanmayacağımızı ve karşılığında hiçbir dünya menfaati elde etmeyeceğimizi bilsek, aynı iyiliği yine de yapar mıydık?

“İyiliğin büyüklüğü bazen verdiğin miktarda değil, kimse görmediğinde de vermeye devam edebilecek kadar temiz olan niyetindedir. İnsanların alkışı yapılan işi büyütebilir; ama Allah katındaki değerini belirleyen, alkış bittikten sonra kalpte ne kaldığıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt