Tevbe Suresi 42. Ayette “Yakın Bir Kazanç ve Kolay Bir Yolculuk Olsaydı Sana Uyarlardı; Fakat Meşakkatli Yol Onlara Uzak Geldi” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsanın bir davaya bağlılığı, o dava kendisine ne kazandırdığıyla değil, kazanç görünmediğinde de yanında kalıp kalmadığıyla anlaşılır. Kolay zamanda verilen sözleri, zor zamanlar sınar.”
Ersan Karavelioğlu
Tevbe Suresi 42. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Eğer yakın bir kazanç ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka sana uyarlardı. Fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi. Bir de Allah’a yemin ederek, ‘Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle birlikte çıkardık’ diyecekler. Onlar böylece kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalancı olduklarını biliyor.”
Bu ayet, Tebük Seferi’ne katılmamak için mazeret üreten bazı kimselerin gerçek motivasyonunu açığa çıkarmaktadır.
Sorun yalnızca yolun uzunluğu değildi.
Sorun şuydu:
Fedakârlık gerekiyordu ama görünür bir kazanç garanti değildi.
“Yakın Bir Kazanç Olsaydı” Ne Demektir
Ayette geçen ifade genellikle yakın ve kolay elde edilecek bir dünya menfaati anlamında açıklanmıştır.Yani:
ganimet yakın olsaydı,
kazanç kolay görünseydi,
risk düşük olsaydı,
sefer kısa sürseydi
bazı kişiler çok daha istekli davranacaktı.
Kur’an burada insanların tamamını değil, özellikle çıkarına göre hareket eden kimseleri eleştirmektedir.
Ayet İnsanların Sadece Para İçin Savaşa Katıldığını mı Söylüyor
Hayır.Bütün Müslümanların motivasyonu böyle değildi.
Ayet belirli bir grubun tutumunu açığa çıkarır.
Samimi şekilde:
Allah’a inanan,
sorumluluk hisseden,
zor şartlara rağmen katılan
çok sayıda insan vardı.
Ancak bazıları için mesele:
“Doğru olan nedir?”
değil,
“Bana ne kazandıracak?”
sorusuna dönüşmüştü.
Kur’anın eleştirdiği tam olarak budur.
“Kolay Bir Yolculuk Olsaydı Sana Uyarlardı” Ne Anlama Gelir
İnsan bazen bir işe:kolay olduğu sürece,
çok vakit istemediği sürece,
para kaybettirmediği sürece,
rahatını bozmadığı sürece
katılabilir.
Ama şartlar ağırlaşınca aynı insan ortadan kaybolabilir.
Tevbe 42 bu psikolojiyi çok açık biçimde ortaya koyar:
Kolaylık sadakat ölçüsü değildir. Zorluk, sadakatin gerçek yüzünü ortaya çıkarabilir.
“Yol Onlara Uzak Geldi” Ne Demektir
Tebük gerçekten uzaktı.Dolayısıyla yolun uzunluğu hayalî bir bahane değildi.
Fakat ayetin eleştirdiği kişiler açısından sorun, gerçek bir zorluğun sorumluluktan kaçmak için mazerete dönüştürülmesiydi.
Bu ayrım çok önemlidir.
Bir şey gerçekten zor olabilir.
Zor olduğunu söylemek de yanlış değildir.
Fakat insan:
“Zor.”
ile
“Yapamam.”
arasındaki farkı dürüstçe değerlendirmelidir.
Gerçek Mazeret ile Bahane Arasındaki Fark Nedir
Gerçek mazerette insan gerçekten yapamıyordur.Bahane ise insanın yapmak istemediği şeyi yapamıyormuş gibi göstermesidir.
Örneğin:
hasta olduğu için gidemeyen biriyle,
rahatını bozmak istemediği için hastalık bahanesi kullanan biri
aynı değildir.
Tevbe Suresi ilerleyen ayetlerde gerçek mazereti bulunan insanları açıkça ayrı tutacaktır.
Bu nedenle Kur’an mazereti değil, sahte mazereti eleştirir.
“Gücümüz Yetseydi Sizinle Çıkardık” Sözü Neden Eleştiriliyor
Çünkü Kur’an onların söyledikleriyle gerçek niyetleri arasında fark bulunduğunu bildiriyor.Dışarıdan bakıldığında söz çok güzel:
“İmkânımız olsaydı kesin gelirdik.”
Ama Allah onların iç dünyasını bildiği için:
“Onların yalancı olduğunu bilir.”
buyuruyor.
Yani mesele yalnızca yanlış bilgi vermek değildir.
İnsan kendi isteksizliğini yapamama görüntüsü altında saklamaktadır.
Allah Adına Yemin Etmeleri Neden Özellikle Vurgulanıyor
Çünkü yemin, sözü daha inandırıcı göstermek için kullanılır.Bir kişi normal bir mazeretin yeterli olmayacağını düşündüğünde:
“Vallahi gerçekten yapamadım.”
diyebilir.
Fakat yemin doğru olmayan bir sözü doğru hâle getirmez.
Tam tersine Allah’ın adını yalana ortak etmek sorumluluğu daha da ağırlaştırır.
Allah’ın adı, güven kazanmak için kullanılan bir manipülasyon aracına dönüştürülemez.
Dini Sözcükleri Yalanı Güçlendirmek İçin Kullanmak Neden Tehlikelidir
Çünkü burada iki sorun ortaya çıkar.Birincisi:
insan karşısındakini kandırır.
İkincisi:
kutsal olanı kandırmanın aracına dönüştürür.
“Vallahi...”
“Allah şahidim...”
“Allah biliyor...”
gibi ifadeler samimi biçimde kullanılabilir.
Fakat yalanı daha inandırıcı göstermek için kullanılırsa mesele yalnızca insanlar arasındaki güveni değil, dini değeri de istismar etmeye dönüşür.
“Kendilerini Helâk Ediyorlar” Ne Anlama Gelir
Ayet çok dikkat çekici biçimde:“Kendilerini helâk ediyorlar.”
der.
İnsan yalan söylerken çoğu zaman kendisini koruduğunu düşünür.
Ceza almamak...
Eleştiriden kurtulmak...
Rahatını korumak...
İtibarını kaybetmemek...
için yalan söyleyebilir.
Fakat Kur’an tersini söyler:
Kendisini kurtardığını düşündüğü yalan, aslında kendi aleyhine bir hesap oluşturabilir.

İnsan Yalan Söyleyerek Kendisine Nasıl Zarar Verir
Çünkü bir yalan çoğu zaman başka bir yalana ihtiyaç duyar.İnsan önce:
“Gidemiyorum.”
der.
Sonra:
“Neden?”
sorusuna başka bir açıklama üretir.
Ardından o açıklamayı desteklemek için yemin eder.
Bir süre sonra kendi kurduğu hikâyeyi savunmak zorunda kalır.
Böylece tek bir kaçış, insanı daha büyük bir ahlaki probleme sürükleyebilir.
Yalan bazen insanı sorundan kurtarmaz; sorunu büyütür.

Allah Zaten Gerçeği Biliyorsa İnsanları Neden Sorguluyor
Çünkü hesap, Allah’ın bilgi edinmesi için değildir.Allah gerçeği zaten bilir.
Sorgulama ve sorumluluk:
insanın kendi tercihini ortaya koyması,
davranışının sonucuyla yüzleşmesi
ve adaletin gerçekleşmesi
içindir.
Allah’ın:
“Onların yalancı olduğunu bilir.”
demesi, insanların görünüşte ikna edici açıklamalarının ilahî bilgi karşısında hiçbir şeyi gizleyemediğini gösterir.

Bu Ayet Münafıklık Konusuyla İlgili midir
Evet.Tevbe Suresi’nin bu bölümünde münafıkların ve samimiyetsiz kimselerin davranışları giderek daha belirgin biçimde ele alınmaktadır.
Münafıklığın önemli özelliklerinden biri:
söylenen söz ile gerçek niyet arasındaki uçurumdur.
Dışarıdan:
“Biz de sizinleyiz.”
denir.
Ama fedakârlık zamanı geldiğinde geri çekilinir.
Bu nedenle Kur’an iman iddiasını yalnızca sözle değil, davranışlarla da sınar.

Bir İnsanın Zor Bir Görevden Korkması Onu Münafık Yapar mı
Hayır.Korku insani bir duygudur.
İnsan:
yorulabilir,
endişelenebilir,
kararsız kalabilir,
zorluğu gözünde büyütebilir.
Bunlar otomatik olarak nifak değildir.
Sorun, insanın içindeki gerçek durumu saklayarak:
yalan mazeret üretmesi, Allah adına yemin etmesi ve çıkarına göre bağlılık göstermesidir.
Duygu ile bilinçli aldatma birbirinden ayrılmalıdır.

Çıkar İçin Bağlılık Neden Tehlikelidir
Çünkü çıkar değiştiğinde bağlılık da değişir.Bugün yanında olur.
Çünkü kazanıyordur.
Yarın gider.
Çünkü başka yerde daha fazla kazanç vardır.
Bu yalnızca dini hayatta değil:
dostlukta,
iş hayatında,
siyasette,
ortaklıkta
ve insan ilişkilerinde
de görülebilir.
Menfaate bağlı sadakat, menfaat sona erdiğinde çoğu zaman sona erer.

Tevbe 41 ile Tevbe 42 Nasıl Birbirini Tamamlıyor
Tevbe 41:“Hafif ve ağır olarak sefere çıkın; mallarınızla ve canlarınızla mücadele edin.”
demişti.
Tevbe 42 ise bazı insanların neden bu çağrıya karşı isteksiz kaldığını açıklar.
Eğer iş:
kolay,
yakın,
kazançlı
olsaydı geleceklerdi.
Fakat yol zorlaşınca bahaneler başladı.
Yani Tevbe 41 sorumluluğu bildirir.
Tevbe 42 ise sorumluluktan kaçışın psikolojisini gösterir.

Bu Ayet Bize İnsan İlişkileri Açısından Ne Öğretiyor
Bir insanın gerçek bağlılığını yalnızca iyi günlerinde ölçmek zordur.İyi günde birçok insan yanınızda olabilir.
Para vardır.
Başarı vardır.
Eğlence vardır.
Fakat:
işler bozulduğunda,
maddi kazanç ortadan kalktığında,
yardım gerektiğinde
kimlerin kaldığı daha görünür olur.
Bu nedenle zorluk her zaman güzel değildir ama bazen ilişkilerin gerçek niteliğini ortaya çıkarır.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün de insan birçok şeye yalnızca fayda gördüğü sürece bağlı kalabilir.Bir işe:
para iyi olduğu sürece...
Bir insana:
işine yaradığı sürece...
Bir ilkeye:
zarar ettirmediği sürece...
Bir iyiliğe:
fazla zaman istemediği sürece...
Tevbe 42 insanı çok rahatsız edici ama gerekli bir soruyla karşı karşıya bırakır:
Ben doğru olanı mı seviyorum, yoksa doğru olan bana kolaylık sağladığı sürece mi seviyorum?
Bu iki şey aynı değildir.

Sonuç: Tevbe Suresi 42. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Tevbe Suresi 42. ayet, insanın çıkar ile sadakat arasındaki ilişkisini son derece açık biçimde ortaya koymaktadır.Tebük Seferi uzaktı.
Yol zordu.
Şartlar ağırdı.
Görünür kazanç garanti değildi.
İşte bu ortam bazı insanların gerçek motivasyonunu ortaya çıkardı.
Kur’an:
“Yakın bir kazanç ve kolay bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı.”
der.
Bu cümle sadece tarihsel bir olayı anlatmaz.
İnsan karakteri hakkında da çok güçlü bir ölçü verir.
Bir insan:
kolayken dürüst olabilir.
Çıkarına uygunken sadık olabilir.
Kazandığı sürece yanında olabilir.
Fakat gerçek sınav çoğu zaman doğrunun bedel istemeye başladığı yerde ortaya çıkar.
Ayetin ikinci yarısı daha da ciddi bir probleme geçer:
Sahte mazeret.
“Gücümüz yetseydi sizinle gelirdik.”
diyorlar.
Üstelik Allah adına yemin ediyorlar.
Fakat Kur’an:
“Allah onların yalancı olduğunu biliyor.”
diyor.
Burada insanın kendi kendisini korumak için nasıl daha büyük bir ahlaki probleme girebileceğini görüyoruz.
Önce sorumluluktan kaçıyor.
Sonra mazeret üretiyor.
Sonra mazeretini yeminle güçlendiriyor.
Ve sonunda kendisini kurtardığını zannederken Kur’an:
“Kendilerini helâk ediyorlar.”
diyor.
Bu ifade çok güçlüdür.
Çünkü insan bazen bir yanlışın hemen zararını görmediği için:
“Kurtuldum.”
zannedebilir.
Ama gerçek zarar her zaman anında görünmez.
İtibar korunmuş olabilir.
Rahatlık devam etmiş olabilir.
İnsanlar mazerete inanmış olabilir.
Fakat insan kendi vicdanında ve Allah karşısındaki hesabında başka bir şey biriktirmiş olabilir.
Tevbe 42 ayrıca gerçek mazeret ile bahane arasındaki ayrımı da öğretir.
Kur’an ilerleyen ayetlerde gerçekten hasta, güçsüz veya imkânsızlık içinde bulunan insanları ayrı tutacaktır.
Demek ki mesele:
“Zorlanmak.”
değildir.
Mesele:
Yapabileceği hâlde yapmak istemeyen insanın, bunu yapamıyormuş gibi göstermesidir.
Ve belki de ayetin bugün için en güçlü mesajı şudur:
Çıkarın olmadığı yerde de aynı insan olarak kalabiliyor musun?
Bir ilişkide...
Bir dostlukta...
Bir işte...
Bir inançta...
Bir sorumlulukta...
Kazanç bittiğinde sadakatin de bitiyorsa, belki de başından beri sadık olduğun şey değer değil kazançtı.
Tevbe 42 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Bir doğru bize yakın kazanç, kolaylık ve rahatlık sunduğunda yanında durmak kolayken, yol uzadığında, bedel yükseldiğinde ve karşılığında ne kazanacağımız belli olmadığında da aynı bağlılığı koruyabiliyor muyuz?
“Kolay günlerde yanında duranların sayısı seni yanıltmasın; sadakat, yol kısayken değil uzadığında belli olur. İnsan çıkarı bittiğinde de doğru bildiği şeyin yanında kalabiliyorsa, işte o zaman söz ile karakter birbirine yaklaşır.”
Ersan Karavelioğlu