📖 Tevbe Suresi 37. Ayette “Haram Ayları Ertelemek Küfürde İleri Gitmektir; İnkâr Edenler Bununla Saptırılır, Allah’ın Haram Kıldığını Helal Saymak

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 37. Ayette “Haram Ayları Ertelemek Küfürde İleri Gitmektir; İnkâr Edenler Bununla Saptırılır, Allah’ın Haram Kıldığını Helal Saymak İçin Bir Yıl Helal, Bir Yıl Haram Kabul Ederler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen kuralı açıkça çiğnemek yerine takvimini, adını veya yorumunu değiştirerek aynı yanlışı meşru göstermeye çalışır. Vicdanı kandırmanın en tehlikeli biçimi, yanlışı ortadan kaldırmak değil ona yeni bir isim vermektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 37. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Haram ayları ertelemek, inkârda daha da ileri gitmektir. İnkâr edenler bununla saptırılırlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak ve böylece Allah’ın haram kıldığını helal saymak için onu bir yıl helal, bir yıl haram kabul ederler. Yaptıkları kötü işler kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah inkârcı topluluğu doğru yola iletmez.”

Bu ayet, Tevbe 36’da anlatılan dört haram ay düzeninin hemen ardından gelir.

Bir önceki ayette Allah’ın belirlediği zaman düzeninin değiştirilmemesi istenmişti.

Tevbe 37 ise insanların bu düzeni kendi çıkarlarına göre nasıl oynadıklarını anlatır.

2️⃣ Ayette Geçen “Nesî” Ne Demektir ❓​

Ayetteki temel kavram “nesî”dir.

Bu kelime genel olarak:

ertelemek,

geciktirmek,

bir şeyi sonraya bırakmak

anlamına gelir.

Burada ise haram ayların yerini veya uygulamasını çıkar doğrultusunda değiştirme uygulamasına işaret eder.

Yani insanlar:

“Bu ay normalde savaşılması yasak ay ama şu anda savaşmak istiyoruz.”

deyip yasağı başka bir aya kaydırabiliyorlardı.

Böylece görünüşte dört haram ay korunuyor, fakat Allah’ın belirlediği aylar fiilen değiştiriliyordu.

3️⃣ Haram Ayları Neden Değiştiriyorlardı ❓​

Çünkü savaş ve kabile çıkarları bazen insanların beklemesine izin vermek istemiyordu.

Bir kabile:

intikam almak,

savaş başlatmak,

rakibine saldırmak

veya askerî avantajı kaybetmemek

isteyebilirdi.

Fakat içinde bulunulan ay haram aysa savaşın ertelenmesi gerekiyordu.

Bunun yerine bazıları ayların kutsallığını kendi ihtiyaçlarına göre kaydırmayı tercih ediyordu.

Yani kural insana uymayınca insan kendisini kurala göre düzeltmek yerine kuralın zamanını değiştiriyordu.

4️⃣ “Bir Yıl Helal, Bir Yıl Haram Sayarlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade haram ayların dokunulmazlığının keyfî biçimde değiştirilmesini anlatır.

Bir yıl belirli bir ay için:

“Bu ayda savaşmak yasaktır.”

denilebilirken,

başka bir yıl aynı ay için:

“Bu yıl serbest.”

denebiliyordu.

Ardından başka bir ay haram kabul edilerek toplam sayı yine dörtte tutuluyordu.

Böylece matematiksel sayı korunuyor ama ilahî düzenin içeriği bozuluyordu.

5️⃣ Neden Sayıyı Yine Dört Tutuyorlardı ❓​

İşte ayetin eleştirisinin en dikkat çekici taraflarından biri budur.

İnsanlar tamamen:

“Haram ay diye bir şey yok.”

demiyorlardı.

Dört ay sayısını koruyor gibi görünüyorlardı.

Ama hangi ayların haram olduğunu kendi çıkarlarına göre değiştiriyorlardı.

Bu bize önemli bir ahlaki problem gösterir:

Bazen insan kuralı tamamen reddetmez.

Şeklini korur, içeriğini boşaltır.

6️⃣ Bir Kuralın Şeklini Koruyup Ruhunu Bozmak Nasıl Olur ❓​

Mesela insan:

“Ben sözümü bozmadım.”

diyebilir.

Ama sözünü öyle yorumlar ki karşı taraf yine mağdur olur.

“Ben yalan söylemedim.”

diyebilir.

Ama gerçeğin en önemli kısmını bilinçli biçimde saklar.

“Ben kurala uydum.”

diyebilir.

Ama kuralın amacını etkisiz hâle getirecek bir boşluk bulmuştur.

Tevbe 37 tam da bu zihniyeti eleştirir:

Kuralı görünüşte koruyup gerçekte etkisiz hâle getirmek.

7️⃣ Bu Uygulama Neden “Küfürde Artış” Olarak Niteleniyor ❓​

Çünkü burada yalnızca bir günah işlemek değil, Allah’ın koyduğu sınırı bilinçli biçimde yeniden düzenlemek vardır.

İnsan:

“Allah bunu haram kıldı ama biz şimdi işimize göre yerini değiştirelim.”

noktasına gelmektedir.

Bu, sıradan bir zayıflık anından daha ciddi görülür.

Çünkü yanlış davranışa ek olarak ilahî hükmün manipüle edilmesi vardır.

Yani insan yalnızca yanlışı yapmıyor.

Yanlışı doğru göstermek için dini düzeni de kullanıyor.

8️⃣ “Allah’ın Haram Kıldığını Helal Saymak” Ne Demektir ❓​

Buradaki problem yalnızca fiili işlemek değildir.

Bir şey Allah tarafından belirli bir zamanda yasaklanmışken insan:

“Şimdi bunu serbest ilan edelim.”

demektedir.

Bu nedenle ayetin eleştirisi hukukî ve ahlakî bir manipülasyondur.

İnsan kendi isteğini ilahî hükmün önüne geçiriyor.

Sonra da bunu dini sistemin içindeymiş gibi göstermeye çalışıyor.

9️⃣ İnsan Günah İşlemek ile Günahı Helal Göstermek Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

Bir insan:

“Bunun yanlış olduğunu biliyorum ama nefsime yenildim.”

diyebilir.

Bu yine hatadır.

Fakat başka bir insan:

“Ben bunu yapmak istiyorum, o hâlde yanlış değildir.”

demeye başlayabilir.

İkinci durumda insan yalnızca davranışını değil, değer ölçüsünü de değiştirmeye başlamıştır.

Tevbe 37’nin ağır uyarılarından biri tam olarak bu noktadadır.

🔟 “Yaptıkları Kötülük Kendilerine Güzel Gösterildi” Ne Demektir ❓​

İnsan yanlış bir davranışı sürekli yaptığında zamanla onu normal görmeye başlayabilir.

Önce:

“Biliyorum, yanlış.”

der.

Sonra:

“Herkes yapıyor.”

der.

Ardından:

“Aslında o kadar da kötü değil.”

demeye başlayabilir.

En sonunda:

“Zaten doğru olan bu.”

noktasına ulaşabilir.

Kur’an bu ahlaki dönüşümü:

kötü davranışın insana güzel görünmesi

şeklinde ifade eder.

Bu, vicdanın yavaş yavaş duyarsızlaşmasıdır.

1️⃣1️⃣ İnsan Kendi Yanlışını Nasıl Güzel Gösterebilir ❓​

Bunun birçok yolu vardır.

İnsan çıkarına uygun kelimeler seçebilir.

Rüşvete:

“hediye”

diyebilir.

Haksızlığa:

“mecburiyet”

diyebilir.

İntikama:

“adalet”

diyebilir.

Açgözlülüğe:

“başarı”

diyebilir.

Korkaklığa:

“tedbir”

diyebilir.

Bazen sorun sadece yapılan davranış değil, davranışa verilen yanıltıcı isimdir.

Tevbe 37 bu konuda son derece güncel bir uyarı taşır.

1️⃣2️⃣ Dini Hükümleri Çıkara Göre Değiştirmek Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü din insanın davranışını yönlendirmesi gerekirken, insan dini kendi davranışının hizmetine sokmaya başlayabilir.

İnsan önce ne yapmak istediğine karar verir.

Sonra kendisine uygun dini gerekçe arar.

Bu durumda soru artık:

“Allah ne istiyor?”

değildir.

Şuna dönüşür:

“Benim istediğimi dini olarak nasıl savunabilirim?”

Bu, insanın kendisini kandırmasının çok tehlikeli bir biçimidir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Din Âlimleri İçin de Bir Uyarı Taşır mı ❓​

Evet.

Bir din âlimi veya dini otorite:

güç sahibinin,

zenginin,

siyasi otoritenin

veya kendi grubunun

çıkarına göre hükmü eğip bükerse ciddi bir sorumluluk taşır.

Dinî bilgi, insanların istediği sonuca ulaşmak için kullanılan bir araç hâline gelmemelidir.

Âlimin görevi:

“İnsanlar ne duymak istiyor?”

diye değil,

“Delil ve hakikat ne söylüyor?”

diye düşünmektir.

1️⃣4️⃣ Tevbe 36 ile Tevbe 37 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Tevbe 36’da:

ayların sayısının on iki olduğu,

dördünün haram aylar olduğu

ve bu aylarda zulmedilmemesi gerektiği

bildirilmişti.

Tevbe 37 ise insanların bu düzeni nasıl bozduğunu anlatır.

Yani önce kural verilir.

Sonra kuralın nasıl manipüle edildiği gösterilir.

Bu iki ayet birlikte çok güçlü bir mesaj verir:

Allah’ın belirlediği sınırı yalnızca açıkça ihlal etmek değil, onu hileyle etkisizleştirmek de yanlıştır.

1️⃣5️⃣ Haram Ayların Yerini Değiştirmek Sadece Takvim Meselesi miydi ❓​

Hayır.

Arkasında çok daha büyük bir mesele vardı:

Savaş ve çıkar.

Takvim değişikliği savaşın zamanını değiştirmeye yarıyordu.

Dolayısıyla mesele sadece:

“Recep bu yıl hangi aya denk geliyor?”

gibi teknik bir konu değildir.

İnsanların savaş yasağını kendi çıkarlarına göre esnetmeleri söz konusudur.

Bu nedenle ayet zaman üzerinden ahlak ve siyaset eleştirisi yapmaktadır.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet “Hile-i Şeriyye” Tartışmaları Açısından Nasıl Düşünülebilir ❓​

Ayet doğrudan sonraki yüzyıllarda gelişen fıkıh terminolojisini anlatmıyor.

Fakat genel ahlaki açıdan çok önemli bir ölçü sunuyor:

Bir insan hukukta açık bir boşluk bulup kuralın amacını tamamen ortadan kaldırıyorsa sadece:

“Teknik olarak yasak değil.”

demek her zaman yeterli olmayabilir.

Hukukun lafzı kadar amacı da önemlidir.

Bir işlem biçimsel olarak doğru görünürken özünde haksızlık üretiyorsa vicdani değerlendirme gerekir.

1️⃣7️⃣ “Allah İnkârcı Topluluğu Hidayete Erdirmeyecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade yanlışta ısrar eden ve ilahî sınırları bilinçli biçimde çarpıtan insanların yönelişini anlatır.

Burada:

“Bir kez hata yapan artık asla düzelemez.”

anlamı çıkarılmamalıdır.

Tevbe Suresi daha önce tövbe kapısının açık olduğunu açıkça belirtmişti.

Asıl sorun:

yanlışı görmek istememek,

onu güzel göstermek

ve bilinçli biçimde sürdürmektir.

İnsan samimiyetle yönünü değiştirirse tövbe imkânı vardır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün insanlar kuralları doğrudan reddetmek yerine onları kendi lehine yorumlamayı tercih edebilir.

Bir şirket:

“Yasal olarak yasak değil.”

diyebilir ama insanları sömürüyor olabilir.

Bir siyasetçi:

“Kurala uygun.”

diyebilir ama kuralın ruhunu çiğniyor olabilir.

Bir insan:

“Teknik olarak yalan söylemedim.”

diyebilir ama karşısındakini bilinçli biçimde kandırmış olabilir.

Tevbe 37 bize şunu düşündürür:

Bir şeyin kılıfını değiştirmek, gerçeğini değiştirmez.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 37. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 37. ayet, insanın dini ve ahlaki kuralları kendi çıkarına göre nasıl manipüle edebileceğini çok güçlü biçimde anlatmaktadır.

Allah dört haram ay belirlemiştir.

İnsanlar ise savaşmak istediklerinde:

“Bu ayın kutsallığını şimdi başka aya aktaralım.”

diyebilmiştir.

Böylece toplam sayı yine dört kalmıştır.

Dışarıdan bakıldığında düzen korunuyor gibi görünür.

Ama gerçekte hükmün içeriği değiştirilmiştir.

İşte ayetin en önemli derslerinden biri budur:

Şekli korumak, özü koruduğun anlamına gelmez.

İnsan bazen kuralları doğrudan çiğnemekten çekinir.

Bunun yerine kurala yeni bir isim verir.

Yasak olanı yeniden tanımlar.

Kendi davranışına uygun bir yorum üretir.

Sonra da:

“Ben aslında kurala uyuyorum.”

der.

Kur’an bu zihniyeti ağır biçimde eleştirir.

Çünkü burada artık yalnızca zayıflık yoktur.

Kendi çıkarını hakikatin üzerine çıkarma vardır.

Ayetin:

“Yaptıkları kötü işler kendilerine güzel gösterildi.”

ifadesi de insanın en tehlikeli noktalarından birini anlatır.

Bir yanlış yaptığını bilmek hâlâ vicdanın çalıştığını gösterebilir.

Ama yanlışını doğru görmeye başladığında sorun daha derinleşmiştir.

Bu yüzden insan zaman zaman kendisine şu soruyu sormalıdır:

Gerçekten doğruyu mu arıyorum?

Yoksa önceden vermiş olduğum kararın doğru görünmesi için bahane mi arıyorum?

Tevbe 37 yalnızca eski Arapların takvim sistemiyle ilgili değildir.

Bugün de insan:

hukuku,

dini,

ahlakı,

kelimeleri

ve hatta istatistikleri

çıkarına göre eğip bükebilir.

Bir haksızlığa başka isim vermek onu adalet yapmaz.

Bir günaha güzel bir açıklama bulmak onu sevap yapmaz.

Bir kuralın etrafından dolaşmak da her zaman o kurala gerçekten uyduğun anlamına gelmez.

Tevbe 37 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Yanlış olduğunu bildiğimiz bir şey işimize geldiğinde kendimizi o yanlıştan uzaklaştırmaya mı çalışıyoruz, yoksa kuralı yeniden yorumlayıp yanlışı bize doğru gösterecek bir yol mu arıyoruz?

“Yanlışa yeni bir isim vermek onu doğru yapmaz. İnsan bazen kuralları değil kelimeleri değiştirerek vicdanından kaçmaya çalışır; fakat hakikat, hangi adı verirsek verelim yaptığımız şeyin ne olduğunu bilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt