📖 Tevbe Suresi 36. Ayette “Allah Katında Ayların Sayısı On İkidir; Bunlardan Dördü Haram Aylardır. Bu Aylarda Kendinize Zulmetmeyin” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 36. Ayette “Allah Katında Ayların Sayısı On İkidir; Bunlardan Dördü Haram Aylardır. Bu Aylarda Kendinize Zulmetmeyin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan zamanı yalnızca takvim yapraklarıyla ölçmez; bazı zamanlar ona durmayı, sınırını hatırlamayı ve öfkesini dizginlemeyi öğretir. Kutsal olan zamanın değeri, takvimde işaretlenmesinden çok insanın o zaman içinde kendisini nasıl tuttuğunda ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 36. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Şüphesiz Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru düzen budur. Öyleyse bu aylarda kendinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle topluca savaştıkları gibi siz de onlarla topluca savaşın ve bilin ki Allah takvâ sahipleriyle beraberdir.”

Bu ayet aynı anda birkaç önemli konuyu ele almaktadır:

zamanın düzeni,

on iki aylık takvim,

dört haram ay,

zulüm yasağı,

savaşın sınırları

ve takvâ.

Dolayısıyla ayeti sadece:

“Dört ayda savaşmayın.”

veya sadece:

“Müşriklerle savaşın.”

şeklinde tek cümleye indirgemek doğru değildir.

2️⃣ “Allah Katında Ayların Sayısı On İkidir” Ne Demektir ❓​

Kur’an burada yılın on iki aylık düzenine dikkat çeker.

Bu düzen insan toplumlarının keyfî biçimde her yıl değiştirdiği bir sistem olarak değil, yaratılış düzeniyle bağlantılı bir zaman ölçüsü olarak sunulur.

Ay takvimine dayanan İslami sistemde bir yıl on iki aydır.

Kur’an bu sayının:

“göklerin ve yerin yaratıldığı gün”

Allah’ın takdir ettiği düzen içerisinde bulunduğunu ifade eder.

Yani zaman da Allah’ın yaratış düzeninin bir parçasıdır.

3️⃣ “Allah’ın Kitabında” veya “Yazısında” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen ifade Allah’ın takdiri ve hükmü anlamında açıklanır.

Burada mutlaka insanların elinde bulunan belirli bir fiziksel kitap kastedilmek zorunda değildir.

Anlam şudur:

Bu düzen Allah’ın bilgisi ve takdiri içindedir.

İnsanlar takvim isimleri değiştirebilir.

Farklı takvim sistemleri kullanabilir.

Ama yaratılışın gök cisimleri ve zaman döngüleriyle ilgili temel düzenini insan belirlememiştir.

4️⃣ Dört Haram Ay Hangileridir ❓​

İslam geleneğinde dört haram ay şunlardır:

Zilkade,

Zilhicce,

Muharrem

ve Recep.

Bunlardan:

Zilkade,

Zilhicce

ve Muharrem

arka arkaya gelir.

Recep ise ayrı bir aydır.

Bu aylarda savaş ve saldırganlık konusunda daha ağır bir dokunulmazlık geleneği bulunmaktaydı.

İslam bu geleneği bütünüyle kaldırmamış, belirli sınırlar içinde devam ettirmiştir.

5️⃣ “Haram Ay” Ne Demektir ❓​

Buradaki “haram” kelimesi:

dokunulmaz,

saygınlığı korunmuş,

bazı davranışların özellikle yasaklandığı

zaman dilimi anlamına gelir.

Bu aylar, savaşların azaltılması ve insanların:

hac,

seyahat,

ticaret

ve güvenlik

içinde hareket edebilmesi bakımından önemliydi.

Dolayısıyla “haram ay” ifadesini yalnızca:

“Bu ayda şu günah daha büyüktür.”

şeklinde bireysel ibadet boyutuyla düşünmek eksik olur.

Toplumsal barış boyutu da vardır.

6️⃣ Haram Aylar İslam’dan Önce de Var mıydı ❓​

Evet.

Arap toplumunda İslam’dan önce de haram aylara saygı gösteriliyordu.

Bu aylarda savaşın bırakılması veya sınırlandırılması, kabileler arasında belirli bir güvenlik alanı oluşturuyordu.

İnsanlar:

hac yapabiliyor,

pazarlara gidebiliyor,

uzun yolculuklara çıkabiliyor

ve görece güvenli hareket edebiliyordu.

Ancak zamanla bu sistem üzerinde çıkar amaçlı oynamalar yapılmaya başlanmıştı.

Tevbe Suresi’nin bir sonraki ayeti özellikle buna değinecektir.

7️⃣ “İşte Dosdoğru Din Budur” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki ifade Allah’ın belirlediği bu zaman düzenine ve sınırlarına saygı göstermeyi anlatır.

“Din” kelimesi burada yalnızca inanç adı olarak değil:

düzen,

hüküm,

itaat edilen ilke

anlamıyla da ilişkilidir.

Yani insan zamanı kendi çıkarına göre eğip bükmemeli ve Allah’ın koyduğu sınırları keyfî biçimde değiştirmemelidir.

Doğru din anlayışı yalnızca ibadet etmek değil, ölçüyü bozmamaktır.

8️⃣ “Bu Aylarda Kendinize Zulmetmeyin” Ne Demektir ❓​

Bu ifade ayetin en dikkat çekici kısımlarından biridir.

İnsan başkasına zulmederken aslında kendisine de zarar verir.

Çünkü:

günah işler,

adaletini kaybeder,

sorumluluk altına girer

ve kendi ahlaki dünyasını bozar.

“Kendinize zulmetmeyin” ifadesi:

günah işlemeyin,

haksızlık yapmayın,

sınırları çiğnemeyin

şeklinde geniş biçimde anlaşılmıştır.

Haram aylarda bu sorumluluk özellikle vurgulanmaktadır.

9️⃣ Neden “Başkasına Zulmetmeyin” Değil de “Kendinize Zulmetmeyin” Deniliyor ❓​

Kur’an’da benzer bir dil sık sık görülür.

İnsan bir başkasına haksızlık yaptığında ilk bakışta zararı karşı taraf görür.

Fakat Kur’an açısından zalim kişi aynı zamanda kendisine de zarar verir.

Çünkü insan:

karakterini bozar,

hesabını ağırlaştırır,

vicdanını zedeler.

Bu yüzden zulüm yalnızca dışarıdaki mağdura verilen zarar değildir.

Zalimin kendi ruhunda da bir yıkım oluşturur.

🔟 Haram Aylarda İşlenen Her Günah Daha mı Ağırdır ❓​

Klasik tefsirlerde bu aylardaki günahların ve zulmün daha ağır sorumluluk taşıdığı yönünde yorumlar vardır.

Bunun mantığı kutsal zamanlara gösterilen saygıyla ilişkilidir.

Nasıl bazı mekânlara özel saygı gösteriliyorsa bazı zamanlara da özel hassasiyet gösterilebilir.

Ancak bu:

“Diğer aylarda günah işlemek sorun değildir.”

anlamına gelmez.

Zulüm her zaman zulümdür.

Haram aylardaki vurgu, dokunulmazlığı daha da güçlendirmektedir.

1️⃣1️⃣ Haram Aylarda Savaş Kesin Olarak Yasak mıdır ❓​

Temel ilke bu aylarda savaşın dokunulmazlığıdır.

Ancak karşı tarafın saldırması hâlinde savunmanın durumu farklı değerlendirilmiştir.

Kur’an’ın savaş hükümlerinin bütünlüğünde:

bir saldırgan haram ayı kullanarak karşı tarafa saldırıp

“Bu ayda bana karşılık veremezsiniz.”

şeklinde dokunulmazlığı istismar edemez.

Dolayısıyla haram ay barış ve dokunulmazlık ilkesidir.

Ama tek taraflı saldırıya sınırsız dokunulmazlık zırhı değildir.

1️⃣2️⃣ “Müşrikler Sizinle Topluca Savaştıkları Gibi Siz de Onlarla Topluca Savaşın” Ne Demektir ❓​

Bu ifade dikkatli okunmalıdır.

Ayet:

“Dünyadaki bütün müşrikleri bulun ve onlarla savaşın.”

anlamında sınırsız bireysel bir şiddet emri değildir.

Tevbe Suresi’nin bağlamı:

fiilî savaş,

antlaşma ihlalleri,

Müslüman topluma karşı birleşen güçler

ve dönemin siyasi çatışmalarıdır.

Burada Müslümanların karşılarındaki örgütlü saldırıya dağınık ve güçsüz biçimde değil, birlik içinde karşılık vermeleri anlatılmaktadır.

1️⃣3️⃣ “Topluca Savaşın” İfadesindeki “Kâffeten” Ne Anlama Gelir ❓​

“Kâffeten” kelimesi:

hep birlikte,

topluca,

bütünüyle

anlamları taşır.

Ayetin ifadesi, düşman tarafın organize biçimde saldırmasına karşı Müslüman toplumun da birlik ve dayanışma içinde hareket etmesini anlatır.

Bu ifade bireylerin kendi başlarına savaş ilan etmesi anlamına gelmez.

Savaş:

toplumsal,

siyasi

ve hukuki

bir düzene bağlıdır.

Kişisel öfke ile savaş hükmü aynı şey değildir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Bütün Müşrikleri Otomatik Düşman mı İlan Ediyor ❓​

Hayır.

Tevbe Suresi’nin kendi içinde bile bunun böyle olmadığı açıkça görülür.

Daha önce:

antlaşmasına sadık kalan müşriklerle antlaşmanın tamamlanması,

güvenlik isteyen müşriğe güvence verilmesi

ve onu güvenli yere ulaştırma

emredilmişti.

Dolayısıyla “müşrik” kimliği tek başına her durumda savaş sebebi değildir.

Bağlamda belirleyici olan:

savaş,

düşmanlık,

antlaşma ihlali

ve saldırıdır.

1️⃣5️⃣ Ayet Neden Savaş Cümlesinden Hemen Sonra “Allah Takvâ Sahipleriyle Beraberdir” Diyor ❓​

Çünkü savaş ortamı insanın sınırlarını en kolay kaybettiği alanlardan biridir.

Öfke büyüyebilir.

İntikam duygusu artabilir.

Düşman insanlıktan çıkarılmış gibi görülebilir.

İşte tam burada Kur’an:

“Allah takvâ sahipleriyle beraberdir.”

der.

Yani zaferin ölçüsü:

sadece güç,

sadece sayı,

sadece silah

değildir.

Takvâ da gerekir.

Savaşta bile sınır vardır.

1️⃣6️⃣ Takvâ Savaşta Nasıl Görünür ❓​

Takvâ yalnızca:

namaz,

oruç

ve kişisel ibadetlerle

sınırlı değildir.

Savaş ortamında takvâ:

sınırı aşmamak,

antlaşmaya sadık kalmak,

masuma zarar vermemek,

intikamı adaletin yerine koymamak,

eman verilen kişiye ihanet etmemek

gibi ilkelerde görünür.

Bir insan:

“Ben Allah için savaşıyorum.”

deyip Allah’ın koyduğu ahlaki sınırları çiğniyorsa kendi iddiasıyla çelişir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Zamanın Kutsallığı Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

Modern insan zamanı çoğu zaman yalnızca üretim üzerinden düşünür:

kaç saat çalıştım,

kaç gün tatil kaldı,

bu ay ne kadar kazandım?

Kur’an ise zamana ahlaki bir boyut da verir.

Bazı zamanlar:

hatırlama,

durma,

çatışmayı azaltma,

ibadet

ve öz denetim

için özel anlam taşıyabilir.

Bu bize zamanın yalnızca tüketilen bir kaynak olmadığını hatırlatır.

Zaman aynı zamanda insanın nasıl yaşadığının şahididir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Tevbe 36 yalnızca eski Arap takvimini anlatan tarihsel bir bilgi değildir.

Bugünkü insana da çok güçlü bir mesaj verir:

Sınırları çıkarına göre değiştirme.

Bir insan işine gelmediğinde:

ahlaki kuralı değiştirebilir,

sözüne başka anlam verebilir,

bugün yanlış dediğine yarın doğru diyebilir.

Toplumlar da aynı şeyi yapabilir.

Allah’ın koyduğu zaman ve ahlak sınırlarının keyfî biçimde değiştirilmesine karşı ayet önemli bir uyarı taşır.

Ayrıca düşmanlık zamanında bile:

“kendinize zulmetmeyin”

ve

“takvâlı olun”

denilmesi çok önemlidir.

Çünkü insanın ahlakı asıl öfkeliyken sınanır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 36. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 36. ayet zaman, kutsallık, savaş ve ahlakı tek bir çerçevede buluşturur.

Önce çok temel bir düzen hatırlatılır:

Yıl on iki aydır.

Bunların dördü haram aylardır.

Bu aylar:

Zilkade,

Zilhicce,

Muharrem

ve Recep’tir.

Bu aylardaki dokunulmazlık, insanların daha güvenli biçimde hareket edebilmesine ve çatışmaların sınırlanmasına yardımcı olan bir düzen oluşturmuştur.

Ardından ayet:

“Bu aylarda kendinize zulmetmeyin.”

der.

Bu ifade çok anlamlıdır.

Çünkü insan başkasına kötülük yaptığında yalnızca karşısındakine zarar vermez.

Kendi vicdanını da yaralar.

Kendi hesabını da ağırlaştırır.

Sonra savaş meselesine geçilir.

Karşı taraf topluca savaşıyorsa Müslüman toplumun da birlik içinde karşı koymasından söz edilir.

Fakat bunu bağlamından koparıp:

“Bütün müşriklerle her zaman savaşılmalıdır.”

şeklinde okumak doğru değildir.

Tevbe Suresi’nin önceki ayetleri bizzat:

antlaşmaya sadık kalanları,

güvenlik isteyenleri

ve savaş dışında kalan durumları

ayrı tutmuştur.

Dolayısıyla kimlik tek başına savaş sebebi değildir.

Fiilî düşmanlık ve savaş bağlamı belirleyicidir.

Ayetin son cümlesi ise bütün konunun ahlaki anahtarını verir:

“Allah takvâ sahipleriyle beraberdir.”

Bu çok önemlidir.

Çünkü Kur’an:

“Güçlüysen istediğini yap.”

demiyor.

“Düşmansa her sınırı aşabilirsin.”

demiyor.

Tam tersine çatışmanın ortasında bile takvâyı hatırlatıyor.

Belki de ayetin en güçlü dersi şudur:

İnsanın ahlakı sakin zamanda değil, gücü eline aldığında ve öfkelendiğinde daha açık biçimde ortaya çıkar.

Barışta adaletli olmak kolay olabilir.

Asıl sınav, düşmana karşı da sınırı koruyabilmektir.

Tevbe 36 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Kendi çıkarımız veya öfkemiz devreye girdiğinde kuralları kendimize göre değiştirmeye mi başlıyoruz, yoksa bize zarar verenlerle mücadele ederken bile zulme düşmemeyi ve takvâyı korumayı başarabiliyor muyuz?

“İnsanın gerçek ölçüsü yalnızca dostuna nasıl davrandığı değildir; öfkelendiğinde hangi sınırı aşmadığıdır. Adalet, karşı tarafı sevdiğin zaman değil, sevmediğin hâlde bile zulmetmediğin zaman kendisini gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt