📖 Nâziât Suresi 42. Ayette “Sana Kıyametin Ne Zaman Kopacağını Soruyorlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanlar Kıyametin Tarihini Neden Sürekli

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,166
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nâziât Suresi 42. Ayette “Sana Kıyametin Ne Zaman Kopacağını Soruyorlar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanlar Kıyametin Tarihini Neden Sürekli Merak Etmiştir ❓


“Nâziât Suresi’nin kırk ikinci ayeti, insanın kıyamet karşısındaki en eski meraklarından birini ortaya koyar: ‘Ne zaman?’ Fakat insan bazen tarihin kendisini, tarihe hazırlanmaktan daha çok önemser. Kıyametin hangi gün gerçekleşeceğini bilmekten daha önemli olan, o gün gelmeden önce nasıl bir hayat yaşadığımızdır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Nâziât Suresi 42. Ayet Ne Söyler ❓


Nâziât Suresi’nin 42. ayetinde:


“Yes’elûneke ani’s-sâ‘ati eyyâne mursâhâ.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“Sana kıyameti soruyorlar: Onun gerçekleşmesi ne zamandır?”


veya:


“Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar.”


şeklinde anlamlandırılır.


Sure burada yeniden başlangıçtaki ana konuya döner:


Kıyamet.


Ancak bu kez soru kıyametin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil:


ne zaman gerçekleşeceğidir.


2️⃣ “Es-Sâ‘ah” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen:


“es-Sâ‘ah”


kelimesi kelime anlamıyla:


saat, belirlenmiş vakit


anlamına gelir.


Kur’an’da ise birçok yerde:


kıyamet vakti


için kullanılır.


Bu kullanım son derece dikkat çekicidir.


Çünkü kıyamet ne kadar büyük olursa olsun:


belirlenmiş bir vakti olan olay


olarak anlatılır.


İnsan onun zamanını bilmez.


Ama Kur’an’ın anlatısında Allah katında bilinmeyen bir olay değildir.


3️⃣ “Eyyâne” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Eyyâne”:


ne zaman


anlamına gelen güçlü bir soru ifadesidir.


Soruyu soranlar:


“Bu kıyamet tam olarak ne zaman olacak?”


demektedir.


Bu yalnızca merak sorusu olmayabilir.


Bağlama göre:


alay, meydan okuma veya gerçekten öğrenme isteği


gibi farklı tavırlar da söz konusu olabilir.


Kur’an’ın farklı pasajlarında kıyametin zamanı hakkında benzer sorularla karşılaşılır.


4️⃣ “Mursâhâ” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki “mursâhâ” kelimesi çok dikkat çekicidir.


Kelime:


yerleşme, gerçekleşme, gelip karar kılma vakti


anlamlarıyla açıklanır.


Aynı kök, geminin bir yerde demirleyip durması düşüncesini de çağrıştırabilir.


Bu nedenle ifade:


“Kıyametin gelip kesin biçimde gerçekleşeceği an ne zamandır?”


anlamını taşır.


Yani soru geçici bir olay değil:


geri dönüşü olmayan nihai bir gerçekleşme


hakkındadır.


5️⃣ İnsanlar Kıyametin Tarihini Neden Merak Etmiştir ❓


Çünkü insan geleceği bilmek ister.


Özellikle:


hayatını tamamen değiştirecek büyük olayların zamanını


öğrenmeye güçlü bir eğilim taşır.


İnsan:


ölüm tarihini,


büyük felaketleri,


gelecekte olacak siyasi olayları,


dünyanın sonunu


merak edebilir.


Bunun temelinde çoğu zaman:


belirsizliği kontrol etme arzusu


vardır.


6️⃣ Kıyametin Tarihini Bilmek İnsana Gerçekten Fayda Sağlar Mıydı ❓


Bu önemli bir sorudur.


Diyelim ki bir insan kıyametin tam tarihini biliyor.


İlk düşüncesi şu olabilir:


“O zamana kadar nasıl olsa vakit var.”


Bu durumda insan iyiliği ve dönüşü erteleyebilir.


Kıyametin zamanının bilinmemesi ise insanın:


hazırlığı sürekli canlı tutmasını


sağlayan bir yön taşıyabilir.


Bu nedenle asıl mesele takvim bilgisi değil:


hazır olma bilincidir.


7️⃣ İnsan Neden “Ne Zaman?” Sorusunu “Ne Yapmalıyım?” Sorusundan Daha Çok Sever ❓


Çünkü:


“Ne zaman?”


sorusu bilgi ister.


Ama:


“Ne yapmalıyım?”


sorusu değişim ister.


İnsan kıyamet hakkında saatlerce konuşabilir.


Alâmetleri tartışabilir.


Tarih hesapları yapabilir.


Ama kendi hayatını değiştirmeyebilir.


Bu durumda kıyamet bilgisi:


ahlâkî dönüşüm yerine entelektüel meraka


dönüşür.


Nâziât’ın yaklaşımı ise dikkati yeniden insana yöneltecektir.


8️⃣ Peygamber Kıyametin Tarihini Biliyor Muydu ❓


Nâziât Suresi’nin devamındaki ayetlerden anlaşılacağı üzere kıyametin kesin zamanını belirlemek Peygamber’in görevi değildir.


Kur’an’ın genel yaklaşımında:


kıyametin kesin bilgisi Allah’a aittir.


Peygamber’in görevi:


vakti açıklamak değil, yaklaşan hesap konusunda insanları uyarmaktır.


Bu ayrım son derece önemlidir.


9️⃣ Kıyametin Tarihi Neden Açıkça Bildirilmemiş Olabilir ❓


Bunun hikmetlerinden biri olarak:


imtihanın sürekliliği


düşünülebilir.


İnsan tam tarihi bilseydi davranışlarını tarihe göre ayarlayabilirdi.


Fakat insan ne kendi ölümünün kesin zamanını ne de kıyametin zamanını bilir.


Bu belirsizlik:


her günü sorumlulukla yaşama


çağrısı oluşturur.


Çünkü insan:


“Nasıl olsa daha çok zaman var.”


diye kesin konuşamaz.


🔟 Tarih Boyunca İnsanlar Kıyamet Tarihi Belirlemeye Çalışmış Mıdır ❓


Evet.


Farklı dinî ve kültürel çevrelerde tarih boyunca:


dünyanın sonu için tarihler belirlenmiş


ve çeşitli hesaplamalar yapılmıştır.


Fakat bu tür hesapların tekrar tekrar başarısız olması önemli bir ders taşır.


Kur’an’ın temel yaklaşımı:


kesin tarih üretmek değil, insanı hesaba hazırlamaktır.


Dolayısıyla kesin kıyamet tarihi verdiğini iddia eden açıklamalara ihtiyatla yaklaşmak gerekir.


1️⃣1️⃣ Kıyamet Alâmetlerini Bilmek Tarihini Bilmekle Aynı Şey Midir ❓


Hayır.


Bir olayın işaretleri hakkında konuşmak ile:


kesin gününü ve saatini belirlemek


aynı şey değildir.


İslâmî literatürde kıyamet alâmetlerine ilişkin geniş bir gelenek vardır.


Fakat bu anlatılardan:


kesin bir takvim oluşturmak


ayrı bir iddiadır.


Nâziât’ın vurgusu oldukça nettir:


İnsanlar tarihi sorar.


Ama sure onları:


tarihten çok hazırlığa


yöneltir.


1️⃣2️⃣ İnsan Kendi Ölüm Tarihini Bilmediği İçin Kıyamet Tarihi Aslında İkinci Planda Mı Kalır ❓


Evet, bu çok önemli bir noktadır.


Diyelim ki kıyamet bin yıl sonra gerçekleşecek.


Bir insanın bundan emin olması bile onun açısından nihai hesabı ortadan kaldırmaz.


Çünkü kendisi:


çok daha erken ölebilir.


Bu nedenle insan için:


“Dünya ne zaman sona erecek?”


sorusu kadar önemli başka bir soru vardır:


“Benim dünya hayatım ne zaman sona erecek?”


Ve bunun tarihi de bilinmez.


1️⃣3️⃣ Kıyametin Zamanının Gizli Olması Ölümü Hatırlatır Mı ❓


Evet.


Kıyamet insanlığın büyük sonudur.


Ölüm ise bireyin dünya hayatındaki sonudur.


İkisinin ortak noktası:


zamanlarının insan açısından kesin olarak bilinmemesidir.


Bu bilinmezlik insanı:


sürekli korku içinde yaşamaya


değil,


hayatını ertelememeye


çağırabilir.


Çünkü yarına sahip olduğumuz garanti değildir.


1️⃣4️⃣ Ayet Merak Etmeyi Eleştiriyor Mu ❓


Merakın kendisi kötü değildir.


İnsan:


evreni,


geleceği,


ölümü,


ahireti


merak edebilir.


Problem merakın:


sorumluluğun yerine geçmesidir.


Kıyametin ne zaman olduğunu yüz kez sorup:


“O güne hazırlanmak için ne yapmalıyım?”


sorusunu hiç sormamak, ayetin hedef aldığı zihniyete yaklaşabilir.


Dolayısıyla mesele soru sormak değil:


hangi sorunun gerçekten önemli olduğunu fark etmektir.


1️⃣5️⃣ İnsan Neden Geleceği Kontrol Etmek İster ❓


Çünkü bilinmezlik kaygı yaratabilir.


İnsan yarın ne olacağını bildiğinde kendisini daha güvenli hisseder.


Takvim yapar.


Plan yapar.


Riskleri azaltmaya çalışır.


Fakat ölüm ve kıyamet gibi konularda insanın kontrol sınırı açıkça ortaya çıkar.


Bu da şu gerçeği hatırlatır:


İnsan geleceği planlayabilir ama geleceğin mutlak sahibi değildir.


1️⃣6️⃣ Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir ❓


İnsan bazen önemli bir gerçekle doğrudan yüzleşmek yerine onun ayrıntılarıyla meşgul olabilir.


Örneğin:


ölüm hakkında konuşur ama yaşamını değiştirmez.


kıyametin tarihini araştırır ama hesabını düşünmez.



Bu, psikolojik bir kaçış biçimine dönüşebilir.


Çünkü bilgi toplamak kolaydır.


Kendini değiştirmek daha zordur.


Nâziât’ın sorusu insanın dikkatini tam olarak bu noktaya çeker.


1️⃣7️⃣ Ayetin Felsefi Mesajı Nedir ❓


Ayet şu büyük soruyu düşündürür:


Bir olayın ne zaman gerçekleşeceğini bilmek mi daha önemlidir, gerçekleşeceğini bilip ona göre yaşamak mı?


Örneğin herkes öleceğini bilir.


Ama ölümün tarihini bilmiyoruz.


Buna rağmen ölüm gerçeğinin hayatımızı anlamlandırması mümkündür.


Kıyamet için de benzer şekilde:


zaman bilgisi olmadan sorumluluk bilinci


mümkün olabilir.


Belki insanın olgunluğu, her şeyi kontrol edemediğini kabul edip yine de doğru yaşamayı seçebilmesindedir.


1️⃣8️⃣ 34’ten 42. Ayete Kadar Nasıl Bir Akış Vardır ❓


  1. ayette:

büyük felaket gelir.


  1. ayette:

insan çabasını hatırlar.


  1. ayette:

cehennem gösterilir.


37-39. ayetlerde:


tuğyan eden ve dünyayı tercih eden kişinin cehenneme varacağı


anlatılır.


40-41. ayetlerde:


Rabbinin huzurundan korkup nefsini kontrol eden kişinin cennete varacağı


bildirilir.


  1. ayette ise insan tekrar sorar:

“Peki bütün bunlar ne zaman olacak?”


Bu soru, anlatılanların ardından son derece çarpıcıdır.


Çünkü Kur’an sonucu anlatmıştır.


İnsan ise hâlâ:


takvimi


merak etmektedir.


1️⃣9️⃣ Sonuç: İnsanlar Kıyametin Tarihini Neden Sürekli Merak Etmiştir ❓


Nâziât Suresi 42. ayette:


“Yes’elûneke ani’s-sâ‘ati eyyâne mursâhâ.”


buyrulur:


“Sana kıyameti soruyorlar: Onun gerçekleşmesi ne zamandır?”


İnsanın bu soruyu sorması anlaşılabilir.


Çünkü geleceğin en büyük olayının zamanını bilmek ister.


Fakat ayetin ve devamındaki mesajın yönü bize başka bir şeyi düşündürür:


Kıyametin tarihinden önce kıyamete hazırlık önemlidir.


Bir insan kıyametin tam gününü bilse fakat hayatını yanlış yaşasa:


bu bilgi onu kurtarmayabilir.


Başka biri tarihini bilmese fakat:


adaletle,


merhametle,


sorumlulukla


yaşasa, bilmediği tarih onun ahlâkî hazırlığını değersizleştirmez.


Belki bu yüzden kıyamet hakkındaki en önemli soru:


“Ne zaman?”


değil,


“O gün geldiğinde ben kim olacağım?”


sorusudur.


İnsan geleceğin tarihini bilmek ister.


Ama bazen ona verilmiş asıl bilgi şudur:


Gelecek gelecektir.


Ve insanın görevi takvimde günü bulmaktan önce:


o güne nasıl bir hayatla ulaşacağını belirlemektir.


“İnsan kıyametin tarihini bilmek ister; fakat kendi ölümünün tarihini bile bilmeden yaşar. Belki bize verilmemiş zamanı hesaplamaya çalışmaktan önce, bize verilmiş bugünün hesabını yapmak gerekir. Çünkü ‘Ne zaman?’ sorusunun cevabını bilmiyor olabiliriz; fakat ‘Nasıl yaşamalıyım?’ sorusunu bugün cevaplayabiliriz.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt