Nâziât Suresi 31. Ayette “Ondan Suyunu Ve Otlaklarını Çıkardı” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Su İle Bitkiler Yeryüzündeki Hayatın Temeli Neden Kabul Edilir
“Nâziât Suresi’nin otuz birinci ayeti, yeryüzünün yalnızca üzerinde yaşanılan bir zemin olmadığını; hayatı besleyen suyun ve bitkilerin ortaya çıkarıldığı büyük bir yaşam alanı olduğunu hatırlatır. İnsan çoğu zaman suyu musluktan, yiyeceği sofradan ibaret görür; oysa her ikisinin ardında insanın kurmadığı çok daha büyük bir doğal düzen vardır.”
Ersan Karavelioğlu
Nâziât Suresi 31. Ayet Ne Söyler
Nâziât Suresi’nin 31. ayetinde:
“Ahrace minhâ mâehâ ve mer‘âhâ.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Ondan suyunu ve otlaklarını çıkardı.”
şeklinde anlamlandırılır.
Bir önceki ayette yeryüzünün yayılıp yaşama elverişli hâle getirilmesinden söz edilmişti.
Şimdi ise bu hazırlanmış yeryüzünün içindeki iki temel hayat kaynağına dikkat çekilir:
Su ve bitkiler.
“Ahrace” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Ahrace” kelimesi:
çıkarmak, ortaya çıkarmak, görünür hâle getirmek
anlamlarını taşır.
Ayet yeryüzünden:
suyun ve otlakların ortaya çıkarılmasını
anlatır.
Bu ifade yağmur, kaynaklar, yer altı suları ve bitkisel hayat gibi birbirine bağlı birçok doğal süreci çağrıştırabilir.
Ancak ayetin amacı bunların bilimsel mekanizmalarını ayrıntılı biçimde açıklamak değildir.
“Mâehâ” Ne Anlama Gelir
“Mâehâ”:
“onun suyu”
anlamına gelir.
Burada yeryüzündeki hayat için temel olan suya dikkat çekilir.
Denizler,
nehirler,
göller,
yer altı suları,
yağmur
gibi farklı biçimlerde bulunan su, Dünya’daki bilinen yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biridir.
İnsan bedeni bile büyük ölçüde suya bağımlıdır.
“Mer‘âhâ” Ne Anlama Gelir
“Mer‘â” kelimesi temel olarak:
otlak, mera, hayvanların beslendiği bitki örtüsü
anlamlarını taşır.
Ancak ifade daha geniş biçimde:
yeryüzünde yetişen bitkisel ürünler ve canlıların beslenmesine yarayan yeşillikler
şeklinde de düşünülebilir.
Dolayısıyla ayet yalnızca hayvanların otladığı çayırlardan söz etmiyor olabilir.
Bitkisel hayatın genel besleyici yönüne de dikkat çekmektedir.
Su Neden Hayatın Temelidir
Bilinen bütün canlı sistemleri suya çeşitli biçimlerde ihtiyaç duyar.
İnsan:
susuz uzun süre yaşayamaz.
Bitkiler:
su olmadan büyüyemez.
Hayvanlar:
suya ihtiyaç duyar.
Hücrelerdeki birçok kimyasal süreç de su ortamında gerçekleşir.
Bu nedenle su yalnızca bir içecek değildir.
Hayatın işleyişinin temel maddelerinden biridir.
Bitkiler Neden Hayat İçin Bu Kadar Önemlidir
Bitkiler yalnızca insanlara doğrudan yiyecek sağlamaz.
Aynı zamanda birçok hayvanın besin kaynağıdır.
Böylece besin zincirlerinin temel halkalarından birini oluştururlar.
Tahıllar,
meyveler,
sebzeler,
otlar
ve başka bitkisel kaynaklar insan medeniyetinin beslenme temelini oluşturmuştur.
Bu yüzden “su ve otlaklar” ifadesi aslında:
hayatın devamı için gerekli iki büyük kaynağı
yan yana getirir.
Su İle Bitkiler Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Bağ son derece güçlüdür.
Su:
toprağa ulaşır.
Tohum suyu alır.
Bitki büyür.
Bitki:
insana ve hayvanlara besin sağlar.
Hayvan da başka canlıların beslenmesine katkıda bulunabilir.
Böylece tek bir yağmur damlası bile çok büyük bir yaşam zincirinin başlangıçlarından biri olabilir.
Ayetin iki unsuru yan yana koyması bu nedenle son derece anlamlıdır:
Su gelir, hayat yeşerir.
Yağmur Bu Ayetin Anlamına Dâhil Midir
Ayet doğrudan:
“yağmur yağdırdı”
demiyor.
Ancak yeryüzündeki su ve bitkisel hayat düşünüldüğünde yağmur doğal olarak bu düzenin önemli bir parçasıdır.
Su döngüsü sayesinde:
denizlerden buharlaşan su,
atmosfere yükselir,
yoğunlaşır,
yağış olarak tekrar yeryüzüne döner.
Böylece su sürekli dolaşım hâlindedir.
Yer Altı Suları Da “Ondan Suyunu Çıkardı” İfadesini Hatırlatır Mı
Evet.
İnsan tarih boyunca kuyular açarak ve kaynaklardan yararlanarak yeryüzünün içinden su çıkarmıştır.
Bazı bölgelerde görünen nehir bulunmasa bile yer altında büyük su rezervleri olabilir.
Bu nedenle:
“Yeryüzünden suyunu çıkardı”
ifadesi insanın günlük tecrübesinde de oldukça güçlü bir karşılık bulur.
Toprağın altında görünmeyen su, hayatın sürmesini sağlayabilir.
Su Olmadan Bitkiler Ne Olurdu
Bitkiler yeterli su olmadan büyüyemez ve uzun vadede yaşamlarını sürdüremez.
Su:
bitkinin hücre yapısında,
besin maddelerinin taşınmasında,
fotosentez sürecinde
ve büyümede önemli rol oynar.
Bu nedenle ayette önce:
su
sonra:
otlak
anılması doğal bir bağlantıyı düşündürür.
Su hayatı besler.
Toprak yeşerir.

Bitkiler Olmadan İnsan Yaşayabilir Mi
Mevcut ekolojik sistemimiz içinde son derece zor, hatta uzun vadede mümkün değildir.
İnsan doğrudan bitki yemese bile hayvansal gıda tüketen canlıların önemli bölümü bitkilerle beslenir.
Ayrıca bitkiler fotosentez yoluyla atmosferdeki oksijen-karbondioksit döngüsünün temel unsurlarındandır.
Dolayısıyla insan kendisini doğadan bağımsız göremez.
İnsan hayatı büyük bir ekolojik ağın içindedir.

Ayet İnsanın Sofrasına Kadar Uzanan Bir Düzeni Mi Hatırlatıyor
Evet.
Bir lokma ekmek düşünelim.
Önce:
toprak vardır.
Su vardır.
Tohum vardır.
Güneş vardır.
Bitki büyür.
Hasat edilir.
Öğütülür.
İşlenir.
Sonunda sofraya gelir.
İnsan yalnızca son ürünü görür.
Nâziât 31 ise bakışı geriye doğru çevirerek:
“Bu besin nereden başladı?”
sorusunu düşündürür.

Ayet Şükür Duygusuyla Nasıl İlişkilendirilebilir
İnsan sürekli sahip olduğu şeylerin değerini unutabilir.
Su musluktan aktığı sürece:
normal
görünür.
Ama su kesildiğinde hayatın ne kadar hızlı zorlaştığı hemen anlaşılır.
Aynı durum gıda için de geçerlidir.
Ayet insanı:
nimetin sıradanlaşmasına karşı farkındalığa
çağırır.
Şükür yalnızca söz söylemek değil, sahip olunan şeyin değerini fark etmekle başlar.

Su İsrafı Bu Ayetin Ahlâkî Mesajıyla İlişkilendirilebilir Mi
Evet, güçlü biçimde ilişkilendirilebilir.
Su yaşamın temel kaynağıysa onu gereksiz yere tüketmek yalnızca ekonomik bir mesele değildir.
Aynı zamanda:
ahlâkî ve çevresel bir sorumluluk
meselesidir.
İnsan suyun sonsuz ve sınırsız bir kaynak olmadığını bilmelidir.
Özellikle temiz tatlı su kaynaklarının korunması gelecek nesiller açısından da önem taşır.

Tarım Ve Medeniyetler Suya Neden Bu Kadar Bağımlıdır
Tarih boyunca büyük yerleşimlerin çoğu:
nehirlere, verimli ovalara veya güvenilir su kaynaklarına
yakın bölgelerde gelişmiştir.
Çünkü tarım için su gereklidir.
Tarım geliştiğinde:
daha büyük nüfuslar beslenebilir,
şehirler kurulabilir,
medeniyetler büyüyebilir.
Bu nedenle su yalnızca biyolojik hayatın değil:
medeniyetin de temel kaynaklarından biridir.

Ayetin Yeniden Dirilişle Bağlantısı Nedir
Nâziât Suresi’nin bu bölümü yeniden dirilişi imkânsız gören insanlara yaratılışı hatırlatmaktadır.
Gök yaratılır.
Düzenlenir.
Gece ve gündüz meydana gelir.
Yeryüzü hazırlanır.
Su çıkarılır.
Bitkiler yetişir.
Bütün bunların mesajı şudur:
Ölü görünen topraktan hayat çıkaran kudret, ölmüş insanı yeniden yaratmaya da kadirdir.
Bu bağlantı Kur’an’ın başka yerlerinde de sıkça kullanılan güçlü bir örnektir.

Kuru Toprağın Yağmurla Canlanması Dirilişi Düşündürür Mü
Evet.
Kur’an’ın genel anlatısında bu benzetme oldukça önemlidir.
Kurumuş toprak:
cansız gibi görünür.
Yağmur gelir.
Tohumlar harekete geçer.
Toprak yeşillenir.
İnsan gözünün önünde:
ölü görünümden canlı görünüme
bir dönüş gerçekleşir.
Bu olay yeniden dirilişin birebir bilimsel modeli değildir.
Fakat teolojik bir benzetme olarak güçlüdür:
Hayatı tekrar ortaya çıkaran kudret.

30. Ve 31. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
yeryüzü yayılıp hazırlanır.
- ayette:
suyu ve otlakları çıkarılır.
Yani önce:
yaşam alanı hazırlanır.
Sonra:
yaşam kaynakları ortaya çıkar.
Bu sıra çok anlamlı bir tablo oluşturur.
Bir ev yalnızca duvarlardan oluşmaz.
İçinde hayatın sürdürülebilmesi için ihtiyaçlar gerekir.
Benzer biçimde Dünya da yalnızca kaya kütlesi olarak anlatılmaz.
Hayatı besleyen bir yurt olarak gösterilir.

Sonuç: Su Ve Bitkiler Neden Yeryüzündeki Hayatın Temelidir
Nâziât Suresi 31. ayette:
“Ahrace minhâ mâehâ ve mer‘âhâ.”
buyrulur:
“Ondan suyunu ve otlaklarını çıkardı.”
Bu kısa ifade yeryüzündeki hayatın en büyük iki dayanağını gözler önüne serer.
Su olmadan canlılık sürdürülemez.
Bitkiler olmadan mevcut besin ağlarının büyük bölümü çöker.
İnsan suyu içer.
Bitki suyla büyür.
Hayvan bitkiyle beslenir.
İnsan hem bitkiden hem hayvandan yararlanır.
Böylece hayat birbirine bağlı büyük bir sistem içinde devam eder.
Ve insan bütün bu sistemi kendisi kurmamıştır.
Dünyaya geldiğinde:
suyu hazır bulmuştur.
Toprağı hazır bulmuştur.
Bitkileri hazır bulmuştur.
Belki ayetin en derin düşüncesi de burada ortaya çıkar:
İnsan hayatını kendi emeğinin sonucu sanabilir; fakat emek verebilmesi için gereken hayat şartlarının neredeyse tamamını zaten kendisinden önce hazır bulmuştur.
Bu farkındalık insana hem şükür hem sorumluluk kazandırabilir.
Çünkü kendisine verilen bir nimetin gerçek değerini anlayan insanın onu:
koruması, paylaşması ve israf etmemesi
beklenir.
“Bir bardak suyu birkaç saniyede içiyoruz; fakat o suyun dünyadaki yolculuğu bizden çok daha eskidir. Bir lokma ekmeği birkaç dakikada tüketiyoruz; fakat onun ardında toprak, yağmur, güneş ve sayısız süreç vardır. Belki şükür, sofradaki nimetin yalnızca son hâlini değil, arkasındaki bütün hayat düzenini görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu