📖 Nâziât Suresi 21. Ayette “Fakat Firavun Yalanladı Ve İsyan Etti” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Açık Mucizeyi Görmesine Rağmen Neden Gerçeği Reddett

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,143
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nâziât Suresi 21. Ayette “Fakat Firavun Yalanladı Ve İsyan Etti” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Açık Mucizeyi Görmesine Rağmen Neden Gerçeği Reddetti ❓


“Nâziât Suresi’nin yirmi birinci ayeti, insan psikolojisinin en zor gerçeklerinden birini gösterir: Bir insanın gerçeği görmesi, onu mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez. Firavun’un problemi yalnızca delil eksikliği değildir; gördüğü hakikatin kendi iktidarını, kibrini ve kendisi hakkında kurduğu bütün üstünlük hikâyesini yıkacak olmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Nâziât Suresi 21. Ayet Ne Söyler ❓


Nâziât Suresi’nin 21. ayetinde:


“Fe kezzebe ve asâ.”


buyrulur.


Bu son derece kısa ifade:


“Fakat o yalanladı ve isyan etti.”


şeklinde anlamlandırılır.


Bir önceki ayette Hz. Mûsâ’nın Firavun’a büyük mucizeyi gösterdiği belirtilmişti.


Beklenen şey, böylesine açık bir işaret karşısında Firavun’un düşünmesi ve değişmesi olabilirdi.


Fakat tam tersi gerçekleşir:


Yalanlar ve karşı gelir.


2️⃣ “Kezzebe” Ne Anlama Gelir ❓


“Kezzebe” kelimesi:


yalan saymak, doğru olmadığını iddia etmek, reddetmek


anlamına gelir.


Buradaki önemli nokta şudur:


Firavun yalnızca:


“Ben anlamadım.”


dememektedir.


Hz. Mûsâ’nın getirdiği mesajı ve gösterdiği işareti bilinçli biçimde reddetmektedir.


Dolayısıyla ayetin dili basit bir şüpheden daha güçlüdür.


3️⃣ “Asâ” Ne Anlama Gelir ❓


“Asâ” kelimesi:


itaat etmemek, karşı gelmek, isyan etmek


anlamlarını taşır.


Bu nedenle ayette iki aşama vardır:


Önce:


hakikati reddetmek.


Ardından:


ona göre davranmayı reddetmek.


Yani Firavun’un problemi yalnızca düşüncesinde değildir.


Reddedişi davranışa dönüşür.


4️⃣ Yalanlamak İle İsyan Etmek Arasında Ne Fark Vardır ❓


Yalanlamak daha çok:


zihinsel ve sözlü reddedişi


ifade eder.


İsyan ise:


davranışsal karşı çıkışı


gösterir.


Firavun:


“Bu doğru değildir.”


demekle kalmaz.


Hayatını ve yönetimini de bu reddediş doğrultusunda sürdürür.


Bu nedenle iki kelime birlikte onun bütün tutumunu özetler:


İnkâr etti ve direnmeye devam etti.


5️⃣ Firavun Açık Mucizeyi Görmesine Rağmen Neden İnanmadı ❓


İnsan davranışı yalnızca deliller tarafından belirlenmez.


Firavun’un önünde çok büyük çıkarlar vardır.


Hz. Mûsâ’nın mesajını kabul etmesi demek:


kendisinin mutlak otorite olmadığını kabul etmek,


zulmünü bırakmak,


kibrinden vazgeçmek



ve iktidar anlayışını değiştirmek


demektir.


Dolayısıyla Firavun yalnızca bir inancı değil, bütün hayat düzenini kaybetme korkusunu yaşamaktadır.


6️⃣ Firavun Gerçeğin Doğru Olabileceğini İçten İçe Anlamış Olabilir Mi ❓


Kur’an’ın başka bölümlerindeki Firavun anlatıları, onun ve çevresinin bazı işaretler karşısında içsel bir farkındalık yaşayabileceğini düşündüren ifadeler içerir.


Fakat Nâziât 21’in özellikle vurguladığı şey:


sonuçta gerçeği kabul etmemesidir.


İnsan bazen bir şeyin doğruluğunu sezebilir fakat:


çıkarı, kibri veya korkusu


nedeniyle onu reddetmeye devam edebilir.


7️⃣ İnsan Bildiği Bir Gerçeği Neden Reddedebilir ❓


Çünkü bir gerçeği kabul etmek bazen bedel ister.


Örneğin:


“Ben haksızdım.”


demek insanın egosuna ağır gelebilir.


Daha da zor olanı:


“Bütün hayatımı yanlış kurmuşum.”


demektir.


Firavun için Hz. Mûsâ’yı kabul etmek, yalnızca küçük bir yanlışı düzeltmek değildir.


Kendisini yıllardır tanımladığı bütün kimliği sorgulamaktır.


8️⃣ Firavun’un Kibri Delilden Daha Güçlü Mü Olmuştur ❓


Ayette ortaya çıkan tablo büyük ölçüde bunu düşündürür.


Delil gösterilir.


Ama kibir devam eder.


Bu çok önemli bir insanlık problemidir.


Çünkü bazen insan:


hakikati öğrenmek istemez; haklı çıkmak ister.


Bu iki amaç birbirinden tamamen farklıdır.


Hakikati arayan insan yanıldığını kabul edebilir.


Kendini savunmaya odaklanan insan ise en açık delili bile yeniden yorumlayabilir.


9️⃣ İktidar Gerçekliği Algılamayı Bozabilir Mi ❓


Evet, psikolojik açıdan güç insanın çevresindeki geri bildirimi bozabilir.


Sürekli itaat edilen bir kişi:


kendi düşüncelerini sorgulayacak insanlardan uzaklaşabilir.


Herkes onu onaylıyorsa zamanla kendi yanılmazlığına inanması kolaylaşabilir.


Firavun kıssası bu durumun uç örneğini gösterir:


Gücün insanı hakikat karşısında körleştirmesi.


🔟 Firavun Hz. Mûsâ’yı Neden Tehdit Olarak Görmüş Olabilir ❓


Çünkü Hz. Mûsâ’nın mesajı yalnızca kişisel ibadet çağrısı değildir.


Firavun’un temel otorite iddiasını sorgular.


Eğer gerçek Rab Allah ise:


Firavun mutlak değildir.


Eğer insanlar Allah’ın kullarıysa:


Firavun onların mutlak sahibi değildir.


Bu düşünce Firavun’un siyasi düzeninin temelini sarsar.


Bu yüzden Hz. Mûsâ onun açısından yalnızca dinî değil, iktidarını tehdit eden bir hakikat taşıyıcısıdır.


1️⃣1️⃣ Ayette Neden Uzun Bir Açıklama Yerine Sadece İki Fiil Kullanılmıştır ❓


“Yalanladı ve isyan etti.”


İki kelime.


Ama Firavun’un bütün karakteri ve seçimi özetlenir.


Kur’an’ın anlatım gücü burada ortaya çıkar.


Öncesinde:


davet,


rehberlik,


arınma çağrısı,


mucize


vardır.


Bütün bunların ardından Firavun’un cevabı yalnızca:


reddetmek ve karşı gelmek


olur.


Kısalık, kararının sertliğini daha da belirginleştirir.


1️⃣2️⃣ Firavun’un Reddedişi Bilgisizlik Mi Yoksa Ahlâkî Bir Sorun Mudur ❓


Nâziât anlatısında mesele yalnızca bilgi eksikliği değildir.


Çünkü kendisine:


mesaj ulaşmış,


uyarı yapılmış,


mucize gösterilmiştir.



Bu noktadan sonra sorun ahlâkî bir boyut kazanır.


İnsan gördüğü hakikatin gerektirdiği değişimi kabul edip etmeyecektir.


Firavun:


değişmemeyi


seçer.


1️⃣3️⃣ Bir İnsanın Gerçeği Kabul Etmesine En Büyük Engel Ne Olabilir ❓


Her insanda farklı olabilir.


Ama Firavun örneğinde özellikle:


kibir, iktidar tutkusu ve çıkar


öne çıkar.


İnsan bazen yanlış bir düşünceyi, doğru olduğuna gerçekten inandığı için değil:


onu bırakırsa kaybedeceği şeylerden korktuğu için


savunabilir.


Bu nedenle hakikat arayışında yalnızca zekâ değil:


karakter ve dürüstlük


de önemlidir.


1️⃣4️⃣ İsyan Neden Yalanlamanın Doğal Sonucu Hâline Gelir ❓


Eğer insan kendisine yöneltilen ahlâkî otoriteyi reddederse onun taleplerine uyma gereği de görmeyebilir.


Firavun:


Hz. Mûsâ’nın mesajını reddeder.


Bunun doğal sonucu:


mesajın gerektirdiği dönüşümü de reddetmesidir.


Bu nedenle fikir ile davranış arasında güçlü bir bağ vardır.


İnsan neye inandığına göre yaşamaya eğilimlidir.


1️⃣5️⃣ Ayet Günümüz İnsanı İçin Nasıl Bir Uyarı Taşır ❓


Firavun kıssasını yalnızca eski bir hükümdarın hikâyesi olarak okumak eksik olabilir.


İnsan bugün de:


kendi yanlışını gösteren gerçekleri reddedebilir.


Bir ilişkisinde,


iş hayatında,


ahlâkî davranışında,


kendi karakterinde


açık sorunlar bulunduğu hâlde bunlarla yüzleşmemeyi seçebilir.


Bu anlamda küçük ölçekte bile:


“kezzebe ve asâ”


tavrı ortaya çıkabilir.


1️⃣6️⃣ Ayetin Felsefi Mesajı Nedir ❓


Ayet şu çok önemli soruyu ortaya çıkarır:


İnsan gerçekten rasyonel bir varlık mıdır, yoksa bazen aklını kendi çıkarlarını savunmak için mi kullanır?


İnsan aklı hakikati bulmak için kullanılabilir.


Ama aynı akıl:


önceden verilmiş bir kararı savunacak gerekçeler üretmek için


de kullanılabilir.


Firavun kıssası ikinci ihtimalin ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir.


1️⃣7️⃣ Mucizeyi Görmek Neden Ahlâkî Değişim İçin Yeterli Olmamıştır ❓


Çünkü bilgi ile dönüşüm aynı şey değildir.


Bir insan:


sigaranın zararlı olduğunu bilebilir,


ama içmeye devam edebilir.


Bir insan yaptığı davranışın başkasını incittiğini anlayabilir,


ama kibri yüzünden özür dilemeyebilir.


Benzer biçimde Firavun da olağanüstü işareti görmesine rağmen:


gördüğünün gerektirdiği değişime direnmiştir.


Bu nedenle bazen insanın problemi gözünde değil:


iradesindedir.


1️⃣8️⃣ 20. Ve 21. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓


  1. ayette:

“Ona en büyük mucizeyi gösterdi.”


  1. ayette:

“Fakat yalanladı ve isyan etti.”


Bu iki ayet arasındaki karşıtlık son derece güçlüdür.


Bir tarafta:


en büyük işaret.


Diğer tarafta:


en büyük direnç.


Bu bize önemli bir gerçeği düşündürür:


Delilin büyüklüğü, kalbin açıklığını garanti etmez.


İnsan gerçeğe açık değilse gördüğü şeyi bile reddedebilir.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Firavun Açık Mucizeyi Görmesine Rağmen Neden Gerçeği Reddetti ❓


Nâziât Suresi 21. ayette:


“Fe kezzebe ve asâ.”


buyrulur:


“Fakat yalanladı ve isyan etti.”


Firavun’a:


arınma fırsatı verilmiş,


Rabbi tanıması teklif edilmiş,


büyük mucize gösterilmiş



olmasına rağmen o geri adım atmaz.


Çünkü Hz. Mûsâ’nın getirdiği hakikati kabul etmek, Firavun için yalnızca:


“Bir konuda yanılmışım.”


demek değildir.


Şunu kabul etmek anlamına gelir:


“Ben mutlak güç sahibi değilim.”


İşte belki de onun için en zor cümle budur.


Bu nedenle Nâziât 21 insan hakkında son derece derin bir gerçeği ortaya koyar:


Hakikati reddetmenin sebebi her zaman yeterli delil bulunmaması değildir. Bazen insan gerçeğin doğru olmasından korkar; çünkü doğruysa değişmek zorunda kalacaktır.


Ve ayetin bugün bize bıraktığı soru şudur:


Bir gerçek egomuzu, çıkarımızı veya kendimiz hakkında yıllardır anlattığımız hikâyeyi yıkarsa yine de onu kabul edebilir miyiz?


“Firavun büyük mucizeyi görür ama yine de yalanlar. Belki insanın en tehlikeli körlüğü gözünün görmemesi değildir; gördüğünü kabul etmek istememesidir. Çünkü bazen hakikat bizden yalnızca inanmayı değil, yıllardır koruduğumuz benliğimizi değiştirmeyi ister.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt