📖 Nahl Suresi 69. Ayette “Arıların Karınlarından Renkleri Farklı Bir İçecek Çıkar; Onda İnsanlar İçin Şifa Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,671
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 69. Ayette “Arıların Karınlarından Renkleri Farklı Bir İçecek Çıkar; Onda İnsanlar İçin Şifa Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 68. ayette Allah’ın bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve insanların hazırladığı yapılarda yuvalar edinmesini vahyettiği bildirilmişti. 69. ayet bu düzenin devamını anlatır: ‘Sonra bütün ürünlerden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir. Onların karınlarından renkleri farklı bir içecek çıkar; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için bir ayet vardır.’ Buradaki ‘şifa’ ifadesi balın değerli ve bazı durumlarda faydalı bir gıda olabileceğini gösterir; fakat ‘bal bütün hastalıkları kesin tedavi eder, ilaç ve doktora gerek yoktur’ anlamına gelmez. Kur’an insanı hem nimeti fark etmeye hem de onun üzerinde akılla düşünmeye çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 69. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِن بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ فِيهِ شِفَاءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Okunuşu:

“Summe kulî min kulli’s-semerâti feslukî subule rabbiki zululâ. Yahrucu min butûnihâ şerâbun muhtelifun elvânuhû fîhi şifâun li’n-nâs. İnne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn.”

Genel anlamı:

“Sonra her türlü üründen ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara gir. Onların karınlarından renkleri farklı bir içecek çıkar; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için bir ayet vardır.”

Ayet bal arısının beslenmesi, hareketi ve sonunda balın ortaya çıkışı üzerinden insanı düşünmeye çağırır. Nahl 68’de arının yuvasından söz edilirken, Nahl 69’da arı ile çiçekler, çevre ve bal arasındaki üretim zinciri görünür hâle gelir.

Ayetin sonunda özellikle “düşünen bir toplum için” denilmesi önemlidir. Kur’an burada insanı körü körüne inanmak yerine gözlem yapmaya, anlamaya ve yaratılışın düzeni üzerinde tefekkür etmeye çağırır.

2️⃣ “Bütün Ürünlerden Ye” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette arıya:

“Kulî min kulli’s-semerât.”

yani:

“Her türlü üründen ye.”

buyurulur.

Buradaki ifade arının bitkilerden, çiçeklerden ve onların sunduğu besin kaynaklarından yararlanmasına işaret eder. Bal arıları özellikle çiçeklerden:

Nektar.

polen.

gibi kaynaklar toplar.

Ancak “her türlü ürün” ifadesini arının dünyadaki her meyveyi tek tek yediği şeklinde anlamak gerekmez. Kur’an burada arının farklı bitki kaynaklarından beslenebilmesini genel bir ifadeyle anlatır.

Arının hangi çiçeklere gideceği:

Bölgeye.

mevsime.

bitki örtüsüne.

hava şartlarına.

koloninin ihtiyaçlarına.

göre değişebilir.

Bu çeşitlilik daha sonra oluşan balın özelliklerini de etkiler.

3️⃣ Arılar Gerçekten Meyve mi Yer, Nektar mı Toplar ❓​

Bal arılarının temel karbonhidrat kaynaklarından biri çiçek nektarıdır. Ayrıca polen, koloninin özellikle protein ve başka besin ihtiyaçlarının karşılanmasında önemlidir.

Bu nedenle ayetteki “semerât” kelimesini modern botanikte yalnız olgunlaşmış “meyve” kategorisine hapsetmek doğru olmayabilir. Tefsirlerde kelime, bitkilerin ürünleri ve arının yararlandığı bitkisel kaynaklar çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Kur’an burada modern arıcılık kitabı yazmıyor; insanın görebildiği büyük tabloyu anlatıyor: Arı bitkisel dünyadan besin topluyor ve sonra bambaşka özelliklere sahip bir ürün ortaya çıkarıyor.

4️⃣ “Rabbinin Yollarına Gir” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Feslukî subule rabbiki zululâ.”

buyurulur.

Bu ifade genel olarak arının Rabbinin kendisine kolaylaştırdığı veya boyun eğdirilmiş yollarında ilerlemesi şeklinde anlaşılmıştır.

Arılar yuvalarından çıkar, uygun besin kaynaklarını bulur ve tekrar kolonilerine dönebilirler.

Bu davranışın arkasında:

Görme.

koku algısı.

güneşin konumu.

çevresel işaretler.

öğrenme.

sinir sistemi.

gibi çok sayıda biyolojik mekanizma bulunabilir.

Ayet bunların teknik ayrıntılarını anlatmaz. Arının karmaşık yön bulma davranışını Allah’ın yaratılış düzeni içinde değerlendirir.

5️⃣ Arılar Yollarını Nasıl Buluyor ❓​

Modern araştırmalar bal arılarının çevreyi algılamak için çok gelişmiş duyusal ve davranışsal sistemlere sahip olduğunu göstermektedir.

Arılar:

Güneşin konumundan.

görsel işaretlerden.

kokulardan.

çevredeki yapısal özelliklerden.

yararlanabilir.

Bazı türlerde ışığın polarizasyonuna ilişkin duyusal kabiliyetlerin de yön bulmada rol oynayabildiği bilinmektedir.

Bütün bunları öğrendiğimizde:

“Demek ayetin anlamı kalmadı.”

demek gerekmez.

Tam tersine bilim, ayetin işaret ettiği davranış düzeninin nasıl gerçekleştiğini daha ayrıntılı görmemizi sağlayabilir.

6️⃣ Arının Karnından Çıkan “İçecek” Bal mıdır ❓​

Ayetin:

“Onların karınlarından renkleri farklı bir içecek çıkar.”

ifadesi genel olarak bal şeklinde anlaşılmıştır.

Ancak balın oluşumunu:

“Arı çiçeği yiyor ve midesinden doğrudan hazır bal çıkıyor.”

gibi kaba bir süreç olarak düşünmemek gerekir.

Arı nektarı toplar ve bedeninde çeşitli biyokimyasal işlemler gerçekleşir. Daha sonra nektar kovandaki diğer süreçlerle birlikte dönüşür, su oranı azalır ve bal olgunlaşır.

Yani bal yalnız:

Arının midesinden çıkan hazır bir sıvı

olarak tarif edilecek kadar basit değildir.

Kur’an teknik biyokimya anlatmak yerine canlının bedeninden ve koloni faaliyetinden ortaya çıkan nihai ürüne dikkat çeker.

7️⃣ Bal Nasıl Oluşur ❓​

Arı çiçeklerden nektar toplar. Nektar çoğunlukla su ve çeşitli şekerlerden oluşur.

Arının vücudunda ve koloni içindeki aktarım süreçlerinde çeşitli enzimatik değişiklikler gerçekleşir. Kovanda nektarın su oranı azaltılır ve ürün zamanla daha yoğun hâle gelir.

Sonuçta bildiğimiz bal ortaya çıkar.

Bu süreç:

Bitki.

arı.

enzimler.

koloni davranışı.

su kaybı.

gibi birçok aşamanın birlikte çalışmasıyla gerçekleşir.

Bir kaşık balın arkasında tek bir arının değil, büyük bir biyolojik ve ekolojik sistemin emeği vardır.

8️⃣ “Renkleri Farklı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bal gerçekten farklı renklerde olabilir.

Bazı ballar:

Açık sarı.

kehribar.

koyu kahverengi.

tonlarında olabilir.

Bu farklılık:

Arının yararlandığı bitki kaynaklarına.

balın bileşimine.

bölgeye.

işlenme ve saklama koşullarına.

göre değişebilir.

Ayetin “muhtelifun elvânuhû”, yani “renkleri farklıdır” demesi gözlemlenebilir bir özelliğe dikkat çeker.

Buradan her renk balın mutlaka ayrı hastalığı tedavi ettiği gibi bir sonuç çıkarılmaz.

Renk farklılığı gerçektir; fakat ona delilsiz mistik anlamlar yüklemek başka bir şeydir.

9️⃣ Koyu Bal Daha Şifalı, Açık Bal Daha Az Şifalı mıdır ❓​

Böyle basit ve evrensel bir kural kurmak doğru değildir.

Bal çeşitlerinin kimyasal bileşimleri farklı olabilir. Bazı çeşitlerde belirli antioksidan bileşiklerin oranı diğerlerinden farklı çıkabilir.

Ancak:

“Koyu renk = kesin daha iyi ilaç.”

şeklinde her bal ve her hastalık için geçerli bir denklem kurulamaz.

Bir balın kalitesi ve özellikleri:

Bitki kaynağı.

işlenme yöntemi.

saklama.

saflık.

gibi birçok faktörden etkilenebilir.

Kur’an:

“Renkleri farklıdır.”

der; fakat “Renklerine göre şu hastalıkları tedavi edin.” demez.

🔟 “Onda İnsanlar İçin Şifa Vardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin en çok bilinen bölümü:

“Fîhi şifâun li’n-nâs.”

yani:

“Onda insanlar için şifa vardır.”

ifadesidir.

Bu, balın insan açısından faydalı ve şifaya vesile olabilecek özellikler taşıdığını bildirir.

Ancak cümleyi:

“Bal bütün insanların bütün hastalıklarını kesin tedavi eder.”

şeklinde çevirmek doğru değildir.

Ayet:

“Onda şifa vardır.”

der.

“Her hastalığın tek ve kesin tedavisi baldır.”

demez.

Bu ayrım çok önemlidir.

Bal bir nimet ve faydalı gıda olabilir; bazı tıbbi alanlarda belirli özelliklerinden yararlanılabilir. Fakat evrensel mucize ilaç değildir.

1️⃣1️⃣ Balın Bilimsel Olarak Tıbbî Faydaları Var mıdır ❓​

Balın çeşitli özellikleri modern tıp ve gıda bilimi tarafından araştırılmıştır.

Özellikle bazı tıbbi standartlara uygun balların yara bakımı gibi belirli alanlarda kullanımları bulunmaktadır. Balın:

Yüksek şeker yoğunluğu.

asidik yapısı.

bazı antimikrobiyal özellikleri.

çeşitli biyolojik bileşenleri.

araştırma konusu olmuştur.

Fakat burada önemli bir ayrım vardır:

Tıbbî amaçla hazırlanmış ve kontrol edilmiş ürün ile mutfaktaki herhangi bir kavanoz bal aynı şey değildir.

Bir yaraya rastgele market balı sürmek, modern tıbbın kullandığı steril veya tıbbi standarttaki bal ürünleriyle aynı uygulama sayılamaz.

1️⃣2️⃣ Bal Bütün Hastalıklara İyi Gelir mi ❓​

Hayır.

Kanser.

bakteriyel enfeksiyon.

kalp krizi.

apandisit.

diyabet.

ağır zatürre.

gibi ciddi durumlarda:

“Kur’an balda şifa var dedi, sadece bal yerim.”

demek tehlikeli olabilir.

Balın bazı faydalı özelliklerinin bulunması, modern tedaviyi gereksiz hâle getirmez.

Bir insan:

Bal tüketebilir.

dua edebilir.

ve doktorunun verdiği tedaviyi uygulayabilir.

Bunlar birbirinin rakibi değildir.

Şifa Allah’tandır demek, tıbbî tedaviyi reddetmek anlamına gelmez.

1️⃣3️⃣ Bal İlaçların Yerini Tutar mı ❓​

Genel olarak böyle bir sonuç çıkarılamaz.

Bir doktor:

Antibiyotik.

insülin.

kalp ilacı.

başka bir tedavi.

önerdiyse, kişi bunu yalnız bal kullanmak için kendi kendine bırakmamalıdır.

Bazı hastalıklarda tedavinin gecikmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Ayetin amacı:

“Tıp bilimine gerek yok.”

demek değildir.

Tam tersine Kur’an insanı düşünmeye çağırdığı için balın gerçek etkilerinin bilimsel yöntemle araştırılması da bu tefekkürün bir parçası olabilir.

Bal nimet olabilir; doktorun tedavisi de nimet olabilir.

1️⃣4️⃣ Bal Öksürüğe İyi Gelebilir mi ❓​

Balın özellikle bazı öksürük durumlarında rahatlatıcı etkileri üzerine çalışmalar bulunmaktadır ve boğazı yatıştırıcı özelliği insanlar tarafından uzun zamandır tecrübe edilmektedir.

Ancak öksürüğün sebebi önemlidir.

Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonundaki öksürük ile:

Zatürre.

astım atağı.

kalp yetmezliği.

başka ciddi hastalıklar.

aynı değildir.

Bu nedenle bal bazı belirtilerde rahatlatıcı olabilir; fakat belirtinin altında yatan ciddi hastalığın tanısının yerine geçmez.

1️⃣5️⃣ Bir Yaşından Küçük Bebeklere Bal Verilebilir mi ❓​

Burada çok önemli bir sağlık ayrımı vardır.

Bir yaşından küçük bebeklere bal verilmemesi önerilir; çünkü bal, nadiren de olsa bebek botulizmine yol açabilecek sporlar taşıyabilir.

Bu durum Nahl 69 ile çelişmez.

Çünkü:

“Balda şifa vardır.”

demek:

“Her yaşta, her kişiye, her miktarda ve her durumda bal verilebilir.”

demek değildir.

Tıpkı başka nimetlerde olduğu gibi kullanımda:

Yaş.

sağlık durumu.

risk.

dikkate alınmalıdır.

Nimet olmak, yanlış kullanımın risksiz olduğu anlamına gelmez.

1️⃣6️⃣ Diyabet Hastaları Balı İstediği Kadar Tüketebilir mi ❓​

Hayır.

Bal doğal bir ürün olsa da önemli miktarda şeker içerir.

Bu nedenle:

“Doğal olduğu için kan şekerini yükseltmez.”

düşüncesi doğru değildir.

Diyabeti olan bir kişi bal tüketimini kendi beslenme planı ve sağlık durumuyla birlikte değerlendirmelidir.

Gerekirse doktor veya diyetisyen görüşü alınmalıdır.

Doğal şeker de metabolizma açısından şekerdir.

Kur’an’da balın nimet olarak zikredilmesi, onun miktar sınırı olmadan tüketileceği anlamına gelmez.

1️⃣7️⃣ “Kur’an’da Şifa Diyor, Doktor Balı Önermiyorsa Doktor Yanlış mı?” Demeliyiz ❓​

Hayır.

Doktor belirli bir hastaya, belirli bir sağlık durumu nedeniyle bal önermeyebilir.

Örneğin:

Kan şekeri kontrolü.

alerji.

beslenme düzeni.

başka tıbbi sebepler.

gündeme gelebilir.

Bu durumda:

“Doktor Kur’an’a karşı geliyor.”

demek yanlış olur.

Ayet genel bir nimetin şifa boyutuna dikkat çeker. Doktor ise belirli bir insanın özel tıbbi durumunu değerlendirir.

Genel ifade ile bireysel tıbbi karar aynı düzlem değildir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 68 ve 69. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 68’de:

Arının yuva kurması.

Nahl 69’da ise:

Beslenmesi.

yollarda ilerlemesi.

bal üretmesi.

anlatılır.

Böylece iki ayet birlikte arının hayatının geniş bir tablosunu oluşturur.

Arı:

Yuvasını kuruyor.

Bitkisel kaynaklara ulaşıyor.

kovana dönüyor.

ve insanın da yararlanabildiği bir ürün ortaya çıkıyor.

Ancak Kur’an bu anlatının sonunda insanı yalnız bal yemeye değil:

“Tefekkür etmeye.”

çağırır.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 70. ayette, Allah’ın insanı yarattığı, sonra öldürdüğü, bazı insanların ise ömrün en düşkün dönemine kadar yaşatıldığı ve bildikten sonra hiçbir şey bilmez hâle gelebildiği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle yaşlılık, zihinsel ve bedensel gerileme, demans ile dinî sorumluluğun ilişkisi, yaşlı insanın değersizleşmemesi, “ömrün en düşkün çağı” ifadesinin bütün yaşlıları aşağılamaması, hafıza kaybının günah veya iman zayıflığı sayılmaması ve bakım sorumluluğu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 69. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 69. ayetin en dikkat çekici mesajı, küçücük bir arının hayatıyla insan sağlığı ve düşüncesi arasında kurduğu bağlantıdır.

Arı çiçekten nektar toplar.

Kovana döner.

Nektar çeşitli süreçlerden geçer.

Bal oluşur.

İnsan onu yer.

Bu basit görünen zincirin arkasında:

Bitki dünyası.

arı biyolojisi.

koloni hayatı.

çevre.

insan.

birbirine bağlanmıştır.

Kur’an böylece insanı tek bir kavanoz bala bakarken bile bütün bir yaşam ağını düşünmeye çağırır.

Nahl 69’un başka önemli mesajı “şifa” kelimesini doğru ölçüde anlamaktır.

İnsan özellikle hastalandığında umut arar.

Bu çok doğaldır.

Sonra:

“Kur’an’da bal şifa deniliyor.”

cümlesini görür.

Buradan:

“Demek ki bütün ilaçları bırakıp yalnız bal kullanmalıyım.”

sonucuna giderse ayetin söylemediği bir şeyi ayete yüklemiş olur.

Ayet balda şifa bulunduğunu söyler.

Ama:

Her hastalık.

her kişi.

her doz.

her zaman.

için tek tedavi olduğunu söylemez.

Bu ayrım yalnız bal için değil, dinî sağlık iddialarının tamamı için önemlidir.

Şifa kavramı, tıbbı reddetme gerekçesi değil; nimeti doğru yerde değerlendirme çağrısıdır.

Nahl 69’un başka önemli mesajı Allah’ın şifa vermesi ile doktorun tedavi etmesini birbirine rakip yapmamaktır.

Bir hasta doktora gider.

Doktor teşhis koyar.

İlaç verir.

Tedavi işe yarar.

Mümin:

“Allah’a şükür iyileştim.”

diyebilir.

Aynı zamanda:

“Doktoruma teşekkür ederim.”

de diyebilir.

Bunda çelişki yoktur.

Benzer biçimde bal belirli durumda fayda sağlayabilir.

Ama bal da bir sebeptir.

İlaç da sebep.

Cerrahi de sebep.

İnsan yardımı da sebep.

Tevhid sebebi silmez; sebebi ilahlaştırmaz.

Nahl 69’un başka önemli mesajı “doğal” kelimesinin bizi yanıltmamasıdır.

Bal doğaldır.

Ama bu:

Sınırsız miktarda yenebilir.

herkese uygundur.

hiç risk taşımaz.

anlamına gelmez.

Bir yaşından küçük bebeğe verilmemesi gerekir.

Diyabetli insan miktara dikkat etmelidir.

Alerjisi olan kişi farklı tepki gösterebilir.

Demek ki:

Doğal = her durumda güvenli

denklemi doğru değildir.

Aynı şekilde:

Sentetik = mutlaka kötü

denklemi de doğru değildir.

Bir ilacın laboratuvarda üretilmiş olması onu otomatik olarak zararlı yapmaz.

Aklını kullanmak, “doğal” ve “yapay” gibi etiketlerin ötesinde gerçek fayda ve riske bakmaktır.

Nahl 69’un başka önemli mesajı bal üzerinden yapılan sağlık sömürüsüne karşı dikkatli olmaktır.

Birisi:

“Bu özel bal kanseri kesin iyileştirir.”

“Bu balı alırsan bütün ilaçlarını bırakabilirsin.”

“Kur’an’da şifa deniyor, doktorlara güvenme.”


diyorsa çok dikkatli olunmalıdır.

Burada dinî ifade:

Ticari kazanç.

korku.

umut.

ile birleştirilmiş olabilir.

Bir ürünün:

Pahalı olması.

nadir olması.

“Kur’an’da geçen” etiketiyle satılması.

ona otomatik tıbbi etkinlik kazandırmaz.

Dinî inanç, sahte sağlık garantilerinin pazarlama aracına dönüştürülmemelidir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı tıbbi kanıt ile kişisel tecrübeyi ayırmaktır.

Bir insan:

“Ben bal yedim, öksürüğüm geçti.”

diyebilir.

Bu onun gerçek tecrübesidir.

Ama bundan:

“Bal aynı hastalığı olan herkesi kesin iyileştirir.”

sonucu çıkmaz.

Belirti kendiliğinden geçmiş olabilir.

Başka tedavi etkili olmuş olabilir.

Bal gerçekten katkı sağlamış olabilir.

Bunları ayırmak için bilimsel araştırma gerekir.

Kişisel tecrübe değerlidir; fakat evrensel tıbbi kanıtla aynı şey değildir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı balın farklı renklerini mistik sınıflandırmaya çevirmemektir.

Ayet:

“Renkleri farklıdır.”

diyor.

Bu gerçek bir gözlemdir.

Farklı bitki kaynakları farklı:

Renk.

aroma.

tat.

bileşim.

üretebilir.

Ama buradan:

“Sarı bal şu hastalığı, siyah bal şu hastalığı, kırmızı bal başka hastalığı kesin tedavi eder.”

gibi delilsiz sistemler çıkarılamaz.

Bilimsel araştırma varsa değerlendirilir.

Yoksa:

“Bilmiyoruz.”

demek gerekir.

Ayetin söylediğiyle bizim ayete eklediğimizi ayırmak dinî dürüstlüktür.

Nahl 69’un başka önemli mesajı arıların ürettiği nimeti korurken arıların kendisini unutmamaktır.

İnsan bal istiyor.

Ama arının:

Yeterli besine.

yaşam alanına.

sağlıklı koloni koşullarına.

ihtiyacı vardır.

Aşırı veya yanlış hasat koloniyi zorlayabilir.

Kötü arıcılık uygulamaları arılara zarar verebilir.

Dolayısıyla:

“Bal bizim için şifa.”

deyip balı üreten canlıya zarar vermek ahlaki bir çelişki oluşturabilir.

Nimetin kıymetini bilmek, kaynağının devamını da önemsemektir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı çevre sağlığı ile insan sağlığının birbirine bağlı olduğunu hatırlatmaktır.

Arı:

Bitkilere bağlı.

Bitki:

Toprağa.

suya.

iklime.

bağlıdır.

İnsan da sonuçta bu zincirin içindedir.

Pestisit.

habitat kaybı.

çevre kirliliği.

gibi meseleler arı ve diğer canlıları etkileyebilir.

İnsan doğayı tahrip edip sonra:

“Neden gıdamız ve ekosistemimiz zarar görüyor?”

diye şaşırmamalıdır.

İnsan çevrenin dışında yaşayan bir varlık değil, aynı sistemin parçasıdır.

Nahl 69’un başka önemli mesajı şifayı yalnız bedensel hastalıkla sınırlamamakla birlikte ayeti aşırı mecazlaştırmamaktır.

Ayetin doğrudan bağlamı bal ve insanlar için şifadır.

Buradan insan:

Allah’ın nimetlerinin bedene faydasını düşünebilir.

Ancak:

“Bal manevi bütün sorunları çözer.”

veya:

“Bal yiyen kişinin imanı artar.”

gibi özel hükümler için ayrıca delil gerekir.

Kur’an’ın açık söylediği şey ile bizim güzel bulduğumuz sembolik yorumları ayırmak gerekir.

Tefekkür serbesttir; kesin dinî hüküm için delil gerekir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı şifa arayışında çaresiz insanları suçlamamaktır.

Ağır hastalığı olan insan:

Her yolu denemek isteyebilir.

Bu anlaşılabilir.

Fakat tam da bu çaresizlik onu:

Mucize ürün.

sahte şifacı.

garantili tedavi.

iddialarına karşı savunmasız hâle getirebilir.

Ailesine:

“Neden buna inandın?”

diye yalnızca kızmak yerine doğru bilgi sunmak gerekir.

Çaresizlik insanın muhakemesini etkileyebilir.

Sağlık sömürüsüne karşı en iyi korumalardan biri doğru bilgi, şeffaflık ve güvenilir tıbbi destektir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı Allah’ın ayeti tefekkürle bitirmesidir.

Ayet sonunda:

“Li kavmin yetefekkerûn.”

yani:

“Düşünen bir toplum için.”

buyurulur.

Bu ifade çok değerlidir.

Kur’an:

“Bal şifadır, daha fazla soru sormayın.”

demiyor.

Tam tersine:

“Düşünün.”

diyor.

O zaman insan da sorabilir:

Bal nasıl oluşuyor?

Hangi bileşenleri var?

Hangi durumlarda faydalı?

Hangi durumda zararlı olabilir?

Nasıl güvenli kullanılır?

İşte bilimsel araştırma tam da bu soruların peşinden gider.

Tefekkür, araştırmanın düşmanı değil başlangıcı olabilir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı dinin sağlık alanında kesinlik üretirken özellikle dikkatli olmasıdır.

Bir din anlatıcısı tıp uzmanı olmayabilir.

Bu durumda:

“Şu hastalığın tedavisi budur.”

diye kesin tıbbi tavsiye vermemelidir.

Ayetin tefsirini anlatabilir.

Balın nimet oluşunu anlatabilir.

Ama hastanın tedavi planı:

Doktor.

ilgili uzman.

ile değerlendirilmelidir.

Dinî bilgi ile tıbbi uzmanlık birbirini tamamlayabilir; biri diğerinin mesleğini taklit etmemelidir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı mucize arayışında gerçek nimeti küçümsememektir.

Bazı insanlar balın ancak:

“Her hastalığı anında iyileştiriyorsa.”

mucizevi sayılacağını düşünür.

Oysa gerçek daha sade olabilir.

Arı küçücük bedeninde karmaşık süreçler gerçekleştiriyor.

Bitkiden aldığı maddeyi dönüştürüyor.

Ortaya:

Besleyici.

uzun süre dayanabilen.

insan tarafından kullanılabilen.

bir ürün çıkıyor.

Bunun kendisi zaten düşünmeye değerdir.

Bir nimetin değerli olması için fizik yasalarını bozması gerekmez.

Nahl 69’un başka önemli mesajı tedavide sonuç alınmadığında imanı suçlamamaktır.

Bir insan bal kullandı.

İyileşmedi.

Buradan:

“Demek yeterince inanmadın.”

denemez.

Aynı şekilde dua etti ama hastalığı devam etti.

“İmanın eksik.”

diye suçlanamaz.

Hastalıkların seyri:

Biyoloji.

tedaviye yanıt.

genetik.

hastalığın türü.

gibi çok sayıda etkene bağlıdır.

Tedavinin işe yaramaması kişinin imanının ölçüsü değildir.

Bu ayrım özellikle hasta insanların psikolojik yükünü artırmamak için önemlidir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı şifayı ticari garantiye çevirmemektir.

Bal üreticisi:

Ürünün kaynağını.

çeşidini.

kalitesini.

doğru biçimde anlatabilir.

Ama:

“Bu bal kesin şu hastalığı tedavi eder.”

gibi kanıtlanmamış tıbbi iddialar farklı bir meseledir.

Kur’an’daki:

“Onda şifa vardır.”

ifadesi insanların sağlık korkusunu kullanarak sınırsız ticarî vaat üretme ruhsatı değildir.

Kutsal bir cümle, yanlış reklamı doğru hâle getirmez.

Nahl 69’un başka önemli mesajı arı ürünlerinin tamamını bal ile aynı dinî hükme veya tıbbi etkiye sokmamaktır.

Propolis.

arı sütü.

polen.

bal.

birbirinden farklı ürünlerdir.

Kimyasal yapıları ve kullanım alanları farklıdır.

Birinin hakkında araştırma bulunması, diğerinin bütün iddialarını doğrulamaz.

“Arıdan geliyor, demek hepsi her hastalığa şifadır.”

gibi bir genelleme yapılamaz.

Her ürün kendi kanıtı ve güvenlik profiliyle değerlendirilmelidir.

Nahl 69’un başka önemli mesajı insanın nimeti yalnız kendisi için tüketmek yerine onu üreten sistemi de korumasıdır.

Bal istiyorsak:

Arı gerekir.

Arı için:

Bitki gerekir.

Bitki için:

Su.

toprak.

uygun çevre.

gerekir.

Böylece bir kaşık bal insanı büyük bir ekolojik zincire götürür.

Bu zincirin bir bölümünü yok edip diğerinden sonsuza kadar yararlanmayı beklemek gerçekçi değildir.

Şükür bazen nimeti tüketmekten önce nimetin devamını mümkün kılan düzeni korumaktır.

Nahl Suresi 69. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Arıların karınlarından renkleri farklı bir içecek çıkar; onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayet vardır” ifadesi, balı insan için değerli bir nimet ve şifaya vesile olabilecek bir ürün olarak gösterirken aynı zamanda insanı araştırmaya ve düşünmeye çağırır. Ayet balı bütün hastalıkların tek ve kesin tedavisi ilan etmez, doktoru ve ilacı gereksiz kılmaz, her bal çeşidine delilsiz mucize özellikler yüklememize izin vermez. Büyük mesaj şudur: Balın değerini bil, fakat onu tıbbın yerine koyma; doğal olanı sınırsız güvenli sanma, hastayı imanıyla suçlama, kutsal ifadeleri sağlık ticaretine dönüştürme ve arıdan yararlanırken arının yaşadığı ekolojik düzeni de koru. Çünkü gerçek tefekkür, nimeti abartılı efsanelere dönüştürmek değil, onun gerçek faydasını, sınırını ve yaratılıştaki yerini dürüstçe görebilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 70. ayette, Allah’ın insanları yarattığı, sonra onların canlarını aldığı ve bazı insanların ömrün en düşkün dönemine kadar yaşatıldığı; böylece bildikten sonra yeniden hiçbir şey bilmez hâle gelebildiği bildirilecek ve Allah’ın Alîm ve Kadîr olduğu vurgulanacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle yaşlılık ve zihinsel gerileme, demans ve Alzheimer gibi durumların iman zayıflığı veya ceza sayılmaması, yaşlı insanın insanlık değerinin azalmasıyla zihinsel kapasitesinin azalmasının aynı şey olmaması, dinî sorumluluğun zihinsel yeterlilikle ilişkisi, yaşlı bakımının aile ve toplum açısından sorumluluk boyutu ve “ömrün en düşkün çağı” ifadesinin bütün yaşlıları küçümsemek için kullanılamayacağı üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 69. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Kur’an ‘balda şifa vardır’ dediğinde bu sözü gerçekten ölçülü mü anlıyoruz, yoksa onu bütün hastalıklara karşı sınırsız bir tedavi garantisine mi dönüştürüyoruz? Doktorun tedavisini bırakıp bir gıdaya mucize güç mü yüklüyoruz? Doğal olan her şeyi otomatik güvenli mi sanıyoruz? Hastalık geçmediğinde hastayı “imanın zayıf” diye mi suçluyoruz? Şifa kelimesini kullanarak insanlara pahalı ürünler mi satıyoruz? Ve en önemlisi, ayet cümlesini ‘düşünen bir toplum için işaret vardır’ diye bitiriyorsa, gerçek iman bize araştırmayı bırakmayı değil; nimet hakkında daha doğru, daha dürüst ve daha sorumlu düşünmeyi öğretmek zorunda değil midir?

“Nahl 69, ‘Arıların karınlarından renkleri farklı bir içecek çıkar; onda insanlar için şifa vardır’ buyurarak balı değerli bir nimet olarak insanın dikkatine sunar; fakat onu bütün hastalıkların garantili tek ilacı hâline getirmez. Doktor, ilaç ve bilimsel tedavi Allah’ın şifasına rakip değildir; onlar da şifaya vesile olan sebepler olabilir. Ayetin büyük dersi şudur: Balı değerlendir ama abartma, doğal olanı sınırsız güvenli sanma, hastayı imanıyla yargılama ve kutsal ifadeleri sağlık ticaretine dönüştürme. Çünkü Kur’an baldan söz ettikten sonra insanı kör inanca değil, ‘tefekkür etmeye’ çağırır; gerçek şükür de nimetin faydasını, sınırını ve doğru kullanımını birlikte görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt