Mürselât Suresi 23. Ayette “Biz Ölçüp Biçtik, Ne Güzel Ölçüp Biçeniz” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Yaratılışındaki Ölçü Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsanın yaratılışındaki ölçü yalnızca bedeninin büyüklüğünde değil; zamanında, gelişiminde ve birbirine bağlı sayısız sürecin birlikte işlemesinde görülür. Mürselât, insanı kendi varlığındaki bu ölçüyü düşünmeye çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
Mürselât Suresi 23. Ayet Ne Söyler
Mürselât Suresi’nin 23. ayeti şöyledir:
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
Türkçeye:
“Biz ölçüp biçtik; ne güzel ölçüp biçeniz!”
veya:
“Biz takdir ettik; ne güzel takdir edeniz!”
şeklinde çevrilebilir.
Önceki ayetlerde insanın:
anlatılmıştı.
- ayet bütün bu sürecin ölçü ve belirlenmişlik içerisinde gerçekleştiğini vurgular.
“Kadernâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “kadernâ” kelimesi:
ölçmek, belirlemek, takdir etmek, bir şeye miktar ve sınır vermek
anlam alanına sahiptir.
Buradaki “kader” düşüncesini yalnızca:
“İnsanın başına gelecek olayların önceden yazılması”
şeklinde anlamak eksik olur.
Kelimenin kökünde çok daha temel bir fikir vardır:
Ölçü.
Bir şeyin:
miktarı,
süresi,
sınırı,
oranı
belirlenmektedir.
İnsan Yaratılışındaki “Ölçü” Nedir
İnsan gelişimi rastgele hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasından ibaret değildir.
Gelişim sırasında:
hücreler bölünür,
farklılaşır,
dokular oluşur,
organlar gelişir,
bedenin bölümleri belirli ilişkiler içerisinde şekillenir.
Her şeyin aynı anda ve aynı biçimde gelişmesi gerekmez.
Süreç aşamalıdır.
Bu nedenle ayetteki ölçü kavramı insanın yaratılışındaki düzen ve oran fikrini güçlü biçimde düşündürür.
Ölçü Yalnızca Bedenle mi İlgilidir
Hayır.
Bir önceki ayette:
“Belli bir süreye kadar.”
denilmişti.
Dolayısıyla burada zaman da ölçünün parçasıdır.
İnsan gelişiminin:
bir başlangıcı,
aşamaları,
belirli bir süresi,
sonunda doğum noktası
vardır.
Bu açıdan yaratılış yalnızca mekânsal değil, zamansal olarak da ölçülüdür.
Anne Karnındaki Gelişim Neden Ölçü Gerektirir
Çünkü gelişimin farklı aşamalarının birbirleriyle uyumlu ilerlemesi gerekir.
Örneğin bedenin farklı yapıları gelişirken birbirinden tamamen bağımsız değildir.
Sinir sistemi,
dolaşım sistemi,
kaslar,
iskelet,
organlar
bir bütünün parçalarıdır.
Bir yapı diğerleriyle ilişki içerisinde gelişir.
Bu karmaşık süreç ayetin okuyucusuna şu soruyu düşündürür:
Bu kadar farklı süreç nasıl tek bir insan bedeninde birleşmektedir
Bu Ayet Modern Genetiği Tarif Ediyor mu
Doğrudan hayır.
Ayet:
DNA,
gen,
kromozom,
protein sentezi
gibi modern biyolojik kavramlardan söz etmez.
Bu nedenle:
“Mürselât 23 modern genetiğin bütün mekanizmalarını önceden açıklamıştır.”
demek ayetin söylediğinin ötesine geçebilir.
Ayetin temel mesajı daha geniştir:
İnsan yaratılışında ölçü, düzen ve belirlenmiş süreç vardır.
Modern biyoloji bu sürecin nasıl işlediğini çok daha ayrıntılı biçimde araştırır.
“Ne Güzel Ölçüp Biçeniz” İfadesi Neden Gelir
Ayet yalnızca:
“Ölçtük.”
deyip bitmez.
Ardından:
“Ne güzel ölçüp biçeniz!”
denilir.
Bu ifade yaratılıştaki düzenin hayranlık uyandırıcı yönüne dikkat çeker.
Kur’an insanı kendi bedenine alışmış bir varlık olmaktan çıkarmaya çalışır.
Çünkü insan her gün:
görür,
işitir,
nefes alır,
hareket eder,
düşünür.
Bütün bunlara alışınca bunların ne kadar karmaşık süreçler olduğunu unutabilir.
İnsan Kendi Bedenindeki Ölçüyü Neden Fark Etmez
Çünkü bedenimiz sürekli bizimledir.
Kalbimizin çalışmasını çoğu zaman düşünmeyiz.
Nefes aldığımızı fark etmeyiz.
Gözümüzün görüntü oluşturmasını olağan kabul ederiz.
Beynimizin:
hafıza,
dil,
hareket,
duygu
gibi birçok işlevi aynı anda yönetmesini günlük hayatın sıradanlığı içerisinde yaşarız.
Oysa alışmak, bir şeyin basit olduğu anlamına gelmez.
Mürselât insanın kendi varlığına yeniden hayretle bakmasını ister.
İnsan Bedenindeki Oranlar Neden Önemlidir
Biyolojik sistemlerde birçok yapı belirli oran ve dengeler içerisinde çalışır.
Örneğin:
vücut sıcaklığı,
kan basıncı,
kan şekeri,
asit baz dengesi,
su ve elektrolit düzeyleri
belirli sınırlar içerisinde tutulmaya çalışılır.
Bu sınırlar ciddi biçimde bozulduğunda sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla insan yaşamının devamı birçok fizyolojik denge mekanizmasına bağlıdır.
Bu da “ölçü” kavramının çağrışımını güçlendirir.
Beden Sürekli Dengeyi Nasıl Korur
Biyolojide buna genel olarak homeostaz kavramıyla yaklaşılır.
Beden iç ortamını belirli aralıklarda tutmaya çalışır.
Örneğin sıcaklık arttığında terleme,
azaldığında başka fizyolojik tepkiler
devreye girebilir.
Bu mekanizmalar insanın bilinçli olarak yönetmesine gerek kalmadan çalışır.
İnsan uyurken bile bedeninin büyük kısmı faaliyetini sürdürür.
Bu gerçek insanın kendi bedeni üzerindeki bilinçli kontrolünün ne kadar sınırlı olduğunu da gösterir.

Ölçü Kavramı İnsanın Kibrini Nasıl Sorgular
İnsan bedenini kendisi tasarlamamıştır.
Kalbini:
kendi eliyle kurmamıştır.
Beynindeki milyarlarca hücrenin gelişimini bilinçli biçimde yönetmemiştir.
Anne karnındaki oluşumunu planlamamıştır.
Bütün bunlar insan henüz kendisinin farkında değilken gerçekleşmiştir.
Bu nedenle ayetin düşünsel mesajlarından biri şudur:
Sahip olduğun beden üzerinde bile mutlak kurucu sen değilsin.
Bu farkındalık insanı tevazuya çağırır.

Evrendeki Ölçü İle İnsandaki Ölçü Arasında Bağ Kurulabilir mi
Kur’an’ın genel anlatısında ölçü yalnızca insan yaratılışında değil, varlığın bütününde kullanılan önemli kavramlardan biridir.
Gece ile gündüz,
Güneş ve Ay,
yağmur,
canlıların yaratılışı
gibi birçok konu düzen ve ölçüyle birlikte anılır.
Mürselât 23 bu büyük ölçü fikrini insanın kendi oluşumuna getirir.
Adeta:
“Kâinata bakmadan önce kendine de bak.”
denilmektedir.

Ölçü Ahlaki Hayatta da Önemli midir
Kur’an’da ölçü kavramı sadece fiziksel dünya için kullanılmaz.
Ahlaki hayatta da:
adalet,
denge,
hakkaniyet,
ölçüyü aşmama
önemlidir.
İnsan sevgide bile aşırılığa kaçabilir.
Öfkede ölçüyü aşabilir.
Para arzusunda sınırı kaybedebilir.
Gücünü kontrolsüz kullanabilir.
Bu yüzden ölçü, fiziksel düzen kadar insan davranışında da önemli bir ilkedir.

İnsan Neden Ölçüyü Aşmaya Eğilimlidir
Çünkü insanın arzuları her zaman doğal sınırda durmayabilir.
Daha fazla:
para,
güç,
ün,
haz,
kontrol
isteyebilir.
Sorun bir şeyi istemek değildir.
Sorun ölçünün kaybolmasıdır.
İnsan sahip olmayı amaç hâline getirdiğinde başkalarının hakkını ihlal etmeye başlayabilir.
Kur’an’daki ölçü fikri bu nedenle sadece yaratılışla değil, yaşam biçimiyle de ilişkilendirilebilir.

Ölçü Olmadan Gelişim Mümkün müdür
Gerçek gelişim çoğu zaman sınırlarla birlikte gerçekleşir.
Bir bitkiye hiç su verilmezse kurur.
Ama bazı bitkiler için aşırı su da zarar verebilir.
İnsan bedeni:
çok azla da,
çok fazlayla da
zarar görebilir.
Bu bize önemli bir düşünce verir:
İyi olan her şeyin daha fazlası her zaman daha iyi değildir.
Bazen değer, doğru miktarda ve doğru zamanda ortaya çıkar.

“Takdir Etmek” İnsan Hayatındaki Sınırları da Hatırlatır mı
Evet.
İnsan:
sınırlı zamana,
sınırlı bedensel güce,
sınırlı bilgiye,
sınırlı imkânlara
sahiptir.
Bu sınırlılık bir eksiklik gibi görülebilir.
Fakat aynı zamanda insanın seçimlerini anlamlı hâle getirir.
Eğer zaman sonsuz olsaydı ertelemenin ciddi bir sonucu olmazdı.
Ama zaman sınırlıysa:
hangi şeye zaman ayırdığımız önem kazanır.

Yaratılıştaki Ölçü İle Ölüm Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Mürselât’ın genel bağlamı kıyamet ve hesaptır.
Bu nedenle yaratılıştaki ölçü yalnızca doğumla biten bir konu değildir.
İnsan:
belirli bir süreçte oluşur,
belirli bir zamanda doğar,
belirli bir ömür yaşar,
sonunda ölür.
Kur’an açısından insan hayatının bu sınırlılığı onu sorumluluğa yöneltir.
Başlangıcın bir ölçüsü olduğu gibi dünya hayatının da sonsuz olmadığı hatırlatılır.

Mürselât 23 Bugünün İnsanına Hangi Soruyu Sordurur
Belki de ayetin bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:
“Bedenimde ve hayatımda böylesine çok ölçü varken, ben kendi davranışlarımda ölçüyü ne kadar koruyorum
Öfkemde?
Harcamalarımda?
Hırsımda?
Konuşmamda?
Gücümü kullanırken?
Başkasını yargılarken?
İnsan dış dünyadaki düzeni hayranlıkla izleyebilir.
Ama gerçek ahlaki sınav bazen kendi içindeki ölçüyü koruyabilmesidir.

Sonuç: “Biz Ölçüp Biçtik, Ne Güzel Ölçüp Biçeniz” Ne Anlama Gelir
Mürselât Suresi’nin 23. ayeti:
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
yani:
“Biz ölçüp biçtik; ne güzel ölçüp biçeniz!”
ifadesiyle insanın yaratılış sürecindeki ölçü ve düzeni vurgular.
- ayette:
- ayette:
- ayette:
- ayette ise:
öne çıkar.
İnsan gelişimi bir anda gerçekleşmez.
Aşamalar vardır.
Süre vardır.
Denge vardır.
Birbiriyle ilişkili süreçler vardır.
Kur’an bütün bunların ardından insanı kendi yaratılışını düşünmeye çağırır.
Fakat mesaj yalnızca:
“Bedenin ne kadar düzenli.”
demek değildir.
Çünkü bütün bu yaratılış anlatımı Mürselât’ın büyük sorusuna bağlıdır:
İlk yaratılışını gördüğün hâlde yeniden yaratılmayı neden imkânsız görüyorsun
Bir zamanlar bugünkü hâlinde değildin.
Sonra belirli aşamalardan geçerek ortaya çıktın.
Kur’an’ın teolojik mantığı içerisinde ilk yaratılıştaki bu ölçü, yeniden diriliş düşüncesinin mümkünlüğüne yönelik bir hatırlatmadır.
Ve ayet daha geniş bir yaşam sorusu da bırakır:
Yaratılışım ölçü içerisindeyse, hayatımı ölçüsüz yaşamak bana gerçekten yakışır mı
“İnsan kendi bedenindeki ölçüyü değiştirmeden yaşayamaz; fakat çoğu zaman hayatındaki ölçüyü kendi eliyle bozar. Belki de yaratılıştaki dengeyi görmek, bize yalnızca nasıl yaratıldığımızı değil, nasıl yaşamamız gerektiğini de düşündürmelidir.”
Ersan Karavelioğlu