📖 Mürselât Suresi 36. Ayette “Kendilerine İzin De Verilmez Ki Mazeret İleri Sürsünler” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hesap Gününde Mazeretlerin Artık

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,079
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mürselât Suresi 36. Ayette “Kendilerine İzin De Verilmez Ki Mazeret İleri Sürsünler” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hesap Gününde Mazeretlerin Artık Kabul Edilmemesi Neyi Gösterir ❓


“Mazeret, insanın dünyada bazen hatasını açıklamasına, bazen de hatasından kaçmasına yarar. Mürselât ise öyle bir günden söz eder ki gerçek bütünüyle ortaya çıktığında sözlerin arkasına saklanmak artık mümkün değildir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ 📖 Mürselât Suresi 36. Ayet Ne Söyler ❓


Mürselât Suresi’nin 36. ayeti şöyledir:


وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ


Türkçeye genel olarak:


“Kendilerine izin de verilmez ki mazeret ileri sürsünler.”


şeklinde çevrilir.


Bir önceki ayette:


“Bu, onların konuşamayacakları gündür.”


denilmişti.


  1. ayet bu sessizliğin önemli bir nedenini açıklar:

İnsanlara kendilerini kurtaracak biçimde mazeret üretme izni verilmemektedir.


Artık mesele açıklama yapmak değil, yapılanlarla yüzleşmektir.


2️⃣ 🗣️ “Yu’zenü” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen:


“yu’zenü”


kelimesi:


izin verilmek


anlamına gelir.


Yani insanın konuşamaması yalnızca korkudan dilinin tutulması şeklinde düşünülmemelidir.


Ayet aynı zamanda bir izin meselesinden söz eder.


Dünyada insan istediği zaman kendisini savunabilir.


Ahiretin bu sahnesinde ise söz hakkı onun kontrolünde değildir.


Bu durum hükmün kesinliğini gösterir.


3️⃣ 🙇 “Fe Ya‘tezirûn” Ne Demektir ❓


“Ya‘tezirûn” kelimesi:


özür veya mazeret bildirmek,


kendini mazur göstermeye çalışmak,


yaptığı davranışa gerekçe sunmak


anlamlarını taşır.


Burada özellikle:


“Benim sebebim şuydu.”


“Bunu şu nedenle yaptım.”


“Aslında suç benim değildi.”



gibi savunmaların artık işe yaramayacağı bir hesap sahnesi anlatılır.


İnsan kendi hayatının sonuçlarıyla karşı karşıyadır.


4️⃣ ⚖️ Neden Mazeret Sunmalarına İzin Verilmez ❓


Çünkü Kur’an’ın ilahî hesap anlayışında Allah’ın bilgi edinmeye ihtiyacı yoktur.


Dünya mahkemesinde savunma gereklidir.


Çünkü hâkim:


bütün olayları görmemiştir,


niyetleri bilemez,


delilleri değerlendirmek zorundadır.


Fakat Kur’an’ın Allah tasavvurunda:


gizli,


açık,


niyet,


eylem,


imkân,


zorunluluk


zaten bütünüyle bilinmektedir.


Dolayısıyla mazeret, bilinmeyen bir bilgiyi ortaya çıkarmayacaktır.


5️⃣ 🤔 Gerçek Bir Mazereti Olan İnsan Da Dinlenmeyecek midir ❓


Ayetin:


“Her türlü gerçek mazeret tamamen yok sayılacaktır.”


anlamına geldiğini söylemek doğru olmaz.


Kur’an’ın genel adalet anlayışında insanın:


gücü,


bilgisi,


zorlanmış olup olmadığı,


niyeti,


şartları


önem taşır.


Burada eleştirilen şey, hüküm ortaya çıktıktan sonra insanın kendisini kurtarmak için artık geçerli olmayan bahaneler ileri sürmesidir.


Gerçek şartlarla sonradan üretilmiş mazeret aynı değildir.


6️⃣ 🧠 Mazeret İle Bahane Arasında Fark Var mıdır ❓


Evet.


Mazeret, insanın gerçekten kontrol edemediği veya sorumluluğunu azaltabilecek bir durum olabilir.


Bahane ise bazen sorumluluktan kaçmak için oluşturulan açıklamadır.


Örneğin:


Bir insan gerçekten yapamayacağı bir şeyi yapamamış olabilir.


Bu mazerettir.


Ama yapabileceği hâlde:


“Canım istemedi ama başka çarem yoktu.”


diyorsa bu farklıdır.


Ayet insana dünyadayken bu ayrımı kendi içinde dürüstçe yapmayı düşündürür.


7️⃣ 🪞 İnsan Neden Kendi Hatasına Bahane Üretir ❓


Çünkü hata kabul etmek psikolojik olarak zor olabilir.


İnsan kendisini:


iyi,


haklı,


doğru


biri olarak görmek ister.


Davranışı bu imajla çeliştiğinde iki seçenek ortaya çıkar:


Ya davranışını sorgular.


Ya da davranışı haklı gösterecek bir hikâye oluşturur.


İkinci yol çoğu zaman daha kolaydır.


Bu nedenle insan başkalarını kandırmadan önce bazen kendisini ikna eder.


8️⃣ ⚠️ “Herkes Böyle Yapıyor” Bir Mazeret midir ❓


Her zaman değil.


Bir davranışın yaygın olması onun doğru olduğunu kanıtlamaz.


Tarih boyunca birçok yanlış davranış toplumlarda normal kabul edilmiştir.


İnsan:


“Çevremde herkes yapıyordu.”


diyerek kendi seçimini tamamen ortadan kaldıramaz.


Elbette toplumsal baskının derecesi önemlidir.


Fakat sırf çoğunluk bir şeyi yapıyor diye ahlaki sorumluluk tamamen yok olmaz.


Kur’an’ın bireysel hesap anlayışı bu açıdan önemlidir.


9️⃣ 👥 “Beni Çevrem Yönlendirdi” Demek Yeterli Olur mu ❓


Çevre insan üzerinde büyük etkiye sahiptir.


Aile,


arkadaşlar,


kültür,


ekonomik şartlar


insanın davranışlarını şekillendirir.


Bu etkilerin yok sayılması doğru değildir.


Ancak Kur’an insanı tamamen çevresinin ürünü olarak da görmez.


İnsan belli ölçüde:


düşünebilir,


seçebilir,


itiraz edebilir,


yön değiştirebilir.


Dolayısıyla çevresel etkiler ile kişisel sorumluluk birlikte değerlendirilmelidir.


🔟 👑 Güç Sahiplerinin Arkasına Sığınmak Bir Mazeret Olabilir mi ❓


Tarih boyunca insanlar:


“Bana emir verildi.”


diyerek yaptıkları yanlışları açıklamaya çalışmıştır.


Bazı durumlarda gerçek zorlanma kişinin sorumluluğunu değiştirebilir.


Ancak sırf bir otorite emretti diye insanın bütün ahlaki sorumluluğunun otomatik olarak ortadan kalktığını söylemek de sorunludur.


Özellikle açık bir zulme bilerek katılmak:


“Ben sadece emre uydum.”


cümlesiyle her zaman temizlenemez.


Bu mesele insanlık tarihinin en önemli ahlak problemlerinden biridir.


1️⃣1️⃣ 💰 Çıkar İçin Yapılan Yanlışlara Sonradan Mazeret Bulunabilir mi ❓


İnsan bazen:


para,


makam,


güç,


çıkar


uğruna doğru olmadığını bildiği bir davranışta bulunabilir.


Sonra:


“Mecburdum.”


diyebilir.


Ama gerçekten mecbur muydu?


Yoksa tercih ettiği sonucun bedelini ödemek istemediği için mi böyle söylüyor?


İşte ahlaki muhasebenin önemli sorularından biri budur.


Mürselât 36 insanın kendi gerekçelerini dürüstçe sorgulamasını ister.


1️⃣2️⃣ 📜 Ameller Ortaya Konulduğunda Mazeretlerin Gücü Neden Azalır ❓


Çünkü gerçek kayıtla karşı karşıya kalındığında anlatı ile olay arasındaki fark belirginleşir.


İnsan:


“Ben öyle demedim.”


diyebilir.


Ama söylediği söz kayıtlıysa durum değişir.


“Ben bunu yapmadım.”


diyebilir.


Ama davranışı açık biçimde ortaya konulmuşsa savunmanın alanı daralır.


Kur’an’ın amel defteri ve şahitlik tasvirleri, hesap gününde gerçeğin gizlenemeyeceği fikrini güçlendirir.


1️⃣3️⃣ 👁️ Niyetler De Hesabın İçinde midir ❓


Kur’an’ın genel ahlak anlayışında niyet önemlidir.


Aynı davranış farklı niyetlerle gerçekleştirilebilir.


Bir insan:


yardım etmek için,


gösteriş yapmak için,


çıkar sağlamak için


aynı görünen davranışı yapabilir.


İnsanlar dışarıdan yalnızca eylemi görebilir.


Fakat ilahî hesap düşüncesinde insanın iç dünyasının da bilindiği kabul edilir.


Bu nedenle hesap yalnızca yüzeyde görünen davranıştan ibaret değildir.


1️⃣4️⃣ ⏳ Mazeretin Geçerli Olduğu Zaman Neden Dünyadır ❓


Çünkü bugün hâlâ:


açıklama yapabiliriz,


yanlış anlaşılmayı düzeltebiliriz,


haksızlığı telafi edebiliriz,


özür dileyebiliriz,


davranışımızı değiştirebiliriz.


Yani söz bugün bir değişim aracıdır.


Hesap gününde ise söz geçmişi yeniden yazmaz.


Bu nedenle Mürselât’ın mesajı:


“Mazeret hazırlama; hayatını düzelt.”


şeklinde de okunabilir.


1️⃣5️⃣ ❤️ Özür Dilemek İle Mazeret Üretmek Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Gerçek bir özür:


“Yanlış yaptım.”


diyebilir.


Mazeret üretme ise çoğu zaman:


“Aslında yanlış yapan ben değildim.”


demeye çalışır.


Aradaki fark büyüktür.


Samimi özür sorumluluğu kabul eder.


Bahane ise sorumluluğu başka yere taşımaya çalışabilir.


Bu yüzden olgun insanın en güçlü cümlelerinden biri:


“Evet, burada ben yanlış yaptım.”


cümlesidir.


1️⃣6️⃣ 🔄 İnsan Dünyadayken Mazeret Yerine Ne Yapmalıdır ❓


Önce kendi davranışına dürüstçe bakmalıdır.


Sonra mümkünse:


yanlışını kabul etmeli,


zararı durdurmalı,


hakkı sahibine vermeli,


özür dilemeli,


telafi etmeli,


aynı hataya dönmemeye çalışmalıdır.


Dinî anlamda bunun üzerine:


tövbe


kavramı gelir.


Tövbe yalnızca söz değildir.


Gerçek yön değişikliği içerir.


Bu yüzden en iyi mazeret, mümkünse yanlışta ısrar etmemektir.


1️⃣7️⃣ ⚖️ Mürselât 36 Bireysel Sorumluluğu Nasıl Güçlendirir ❓


Ayet insanın hayatını başkalarının arkasına saklayamayacağını düşündürür.


Ailem böyleydi.


Toplum böyleydi.


Arkadaşlarım böyleydi.


Yöneticim istedi.


Herkes yapıyordu.


Bunların her biri insanın şartlarını açıklayabilir.


Fakat hesap fikri sonunda şu soruyu bireye getirir:


“Sen ne yaptın?”


Bu soru insanın kendisini hayatının ahlaki öznesi olarak görmesini sağlar.


1️⃣8️⃣ 💭 Mürselât 36 Bugünün İnsanına Hangi Soruyu Sordurur ❓


Belki de ayetin en güçlü sorusu şudur:


“Bugün değiştirebileceğim hangi yanlışımı, değiştirmek yerine sürekli açıklamaya çalışıyorum❓


Çünkü bazen insan bütün enerjisini:


neden böyle olduğunu anlatmaya,


kendisini savunmaya,


başkasını suçlamaya


harcar.


Oysa daha önemli soru şudur:


Bundan sonra ne yapacağım?


Gerçek dönüşüm bahaneler bittiğinde başlayabilir.


1️⃣9️⃣ 🌌 Sonuç: “Kendilerine İzin Verilmez Ki Mazeret İleri Sürsünler” Ne Anlama Gelir ❓


Mürselât Suresi’nin 36. ayeti:


وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ


yani:


“Kendilerine izin de verilmez ki mazeret ileri sürsünler.”


ifadesiyle hesap günündeki sessizliğin anlamını daha da derinleştirir.


  1. ayette:

🤐 “Konuşamayacakları gün.”


denilmişti.


  1. ayette ise:

🚫 “Mazeret ileri sürmelerine izin verilmeyeceği”


açıklanır.


Böylece insanın dünyada çok sık başvurduğu bir savunma yolu kapanmaktadır:


Bahane.


Dünyada insan yanlışını açıklayabilir.


Bazen gerçek bir mazereti vardır.


Bazen de kendisini haklı göstermek için hikâyeler oluşturur.


Fakat Kur’an’ın ilahî hesap anlayışında bütün gerçek zaten bilinmektedir.


İnsan:


neyi bildi,


ne kadar gücü vardı,


hangi şartlar altındaydı,


neye zorlandı,


neyi isteyerek yaptı,


niyeti neydi


bütün bunların eksiksiz biçimde bilindiği bir yargıyla karşı karşıyadır.


Bu yüzden 36. ayet:


gerçek mazeretlerin haksız biçimde yok sayılmasını değil, artık işe yaramayacak bahanelerin sona ermesini


anlatır.


Ve bu ayetin en önemli mesajı aslında gelecekte değil, bugündedir.


Çünkü bugün hâlâ konuşabiliyoruz.


Bugün:


“Yanlış yaptım.”


diyebiliriz.


Bugün özür dileyebiliriz.


Bugün hakkı geri verebiliriz.


Bugün yönümüzü değiştirebiliriz.


Bugün tövbe edebiliriz.


Bugün bir bahaneyi bırakıp gerçeği kabul edebiliriz.


Mürselât 36 bu nedenle insana korkutucu ama aynı zamanda özgürleştirici bir soru sorar:


Hayatımı değiştirebileceğim zaman hâlâ bugünse, neden enerjimi kendimi haklı çıkarmaya harcayayım❓


Çünkü bir gün mazeret zamanı bitebilir.


O gün geriye:


neden yaptığımızı anlattığımız hikâye değil, gerçekten ne yaptığımız


kalacaktır.


“İnsan hatasını kabul ettiğinde küçülmez; çoğu zaman ilk kez gerçekten büyür. Bahane bizi olduğumuz yerde tutar, sorumluluk ise değişebileceğimiz kapıyı açar. Bir gün mazeretler susacaksa, bugün gerçeği söylemek en büyük özgürlüktür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt