📖 Mürselât Suresi 35. Ayette “Bu, Onların Konuşamayacakları Gündür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hesap Gününde İnsanların Konuşamaması Nasıl

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,079
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Mürselât Suresi 35. Ayette “Bu, Onların Konuşamayacakları Gündür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hesap Gününde İnsanların Konuşamaması Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsan dünyada sözlerle kendisini savunabilir, gerçeği gizleyebilir ve yaptığına başka bir anlam verebilir. Mürselât ise öyle bir yüzleşme anından söz eder ki artık söz değil, gerçeğin kendisi konuşur.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ 📖 Mürselât Suresi 35. Ayet Ne Söyler ❓


Mürselât Suresi’nin 35. ayeti şöyledir:


هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَ


Türkçeye:


“Bu, onların konuşamayacakları gündür.”


şeklinde çevrilebilir.


Bir önceki ayetlerde:


🔥 cehennem,


🌑 korumayan gölge,


💥 dev kıvılcımlar


anlatılmıştı.


Şimdi sahnenin fiziksel dehşetinden farklı bir boyuta geçilir:


Sessizlik.


İnsan karşılaştığı gerçek karşısında artık dünyadaki gibi konuşarak kendisini kurtaramaz.


2️⃣ 🗣️ “Lâ Yentikûn” Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “lâ yentikûn” ifadesi:


“konuşmazlar”


veya bağlama göre:


“konuşamayacaklar”


anlamına gelir.


Buradaki kök n-t-k, söz söylemek ve konuşmakla ilişkilidir.


Ancak ayeti:


“Kıyamet gününün hiçbir anında hiç kimse tek kelime söylemeyecektir.”


şeklinde mutlaklaştırmak doğru değildir.


Çünkü Kur’an’ın başka ahiret sahnelerinde insanların konuştuğu anlatılır.


Bu nedenle ayetin bağlamını dikkate almak gerekir.


3️⃣ ⚖️ Kur’an’ın Başka Ayetlerinde İnsanlar Kıyamet Gününde Konuşmuyor mu ❓


Evet, konuşuyorlar.


Kur’an’ın başka bölümlerinde insanların:


pişmanlıklarını dile getirdikleri,


birbirleriyle tartıştıkları,


Allah’a cevap verdikleri,


mazeret ileri sürmeye çalıştıkları


sahneler bulunur.


İlk bakışta bu durum Mürselât 35 ile çelişiyor gibi görünebilir.


Fakat zorunlu olarak bir çelişki değildir.


Çünkü kıyamet ve hesap tek bir saniyelik sahne olarak değil, farklı aşamalardan oluşan büyük bir süreç olarak tasvir edilir.


Bir aşamada konuşulur.


Başka bir aşamada konuşma imkânı kaldırılır.


4️⃣ ⏳ Hesap Gününün Farklı Aşamaları Olabilir mi ❓


Klasik tefsirlerde bu açıklama önemli bir yer tutar.


Ahiret gününde:


diriliş,


toplanma,


bekleme,


hesap,


şahitlik,


hüküm,


ceza


gibi farklı sahnelerin bulunduğu düşünülür.


Dolayısıyla:


“Bir yerde konuşuyorlar ama burada konuşamıyorlar.”


ifadesi zorunlu olarak tutarsızlık oluşturmaz.


Aynı insan dünyada da bazen konuşur, bazen mahkemede susar, bazen kendisine söz verilir.


Farklı zaman dilimleri farklı durumları açıklayabilir.


5️⃣ 🤐 İnsanlar Neden Konuşamayacaktır ❓


Bir sonraki ayet bunu daha açık hâle getirir.


Mürselât 36’da:


“Kendilerine izin de verilmez ki mazeret ileri sürsünler.”


denilecektir.


Dolayısıyla 35. ayetteki suskunluk özellikle:


savunma yapma ve sonucu sözlerle değiştirme imkânının kalmaması


bağlamında anlaşılabilir.


Dünyada insan söylemleriyle bir olayın görünümünü değiştirebilir.


O gün ise gerçek artık bütünüyle açığa çıkmıştır.


6️⃣ ⚠️ Bu Sessizlik Mutlak Bir Çaresizlik mi Anlatır ❓


Sahnenin temel duygularından biri budur.


İnsan dünyada zor durumda kaldığında konuşmaya başvurur.


Açıklar.


Savunur.


İtiraz eder.


Birinden yardım ister.


Kendisini haklı göstermeye çalışır.


Fakat Mürselât’ın bu sahnesinde sözün kurtarıcı gücü ortadan kaldırılmıştır.


İnsan artık:


yaptıklarıyla yüzleşmektedir.


Bu nedenle sessizlik azabın psikolojik boyutunu daha da ağırlaştırır.


7️⃣ 🧠 İnsan Neden Sözlere Bu Kadar Güvenir ❓


Çünkü insan toplumsal bir varlıktır.


Dil sayesinde:


kendimizi ifade eder,


başkalarını ikna eder,


olayları yorumlar,


hikâyeler oluştururuz.


Aynı dil:


gerçeği söylemek için


kullanılabileceği gibi,


gerçeği gizlemek için de


kullanılabilir.


Bir insan yaptığı yanlışı kelimelerle küçük gösterebilir.


Fakat gerçeğin tamamen ortaya çıktığı bir yerde dilin bu işlevi sona erer.


8️⃣ 🪞 İnsan Kendisine Bile Mazeret Üretebilir mi ❓


Evet.


Belki de insanın en güçlü savunma mekanizmalarından biri budur.


Kendi kendimize:


“Ben mecburdum.”


“Herkes yapıyordu.”


“O kadar büyük bir şey değildi.”


“Asıl suçlu başkasıydı.”



diyebiliriz.


Bazen bunların gerçek bir karşılığı olabilir.


Fakat bazen de insan kendisini rahatsız eden ahlaki gerçekle yüzleşmemek için bahaneler üretir.


Mürselât’ın sessizlik sahnesi, bütün bu mazeretlerin bir noktada anlamını kaybedebileceğini gösterir.


9️⃣ 📖 Hesap Gününde İnsan Yerine Başka Şeylerin Konuşacağı Anlatılır mı ❓


Kur’an’ın başka ayetlerinde dikkat çekici sahneler vardır.


İnsanın:


ellerinin,


ayaklarının,


derisinin


yaptıkları hakkında şahitlik edeceği anlatılır.


Buradaki fikir son derece güçlüdür:


Dünyada insan kendi ağzıyla istediği anlatıyı kurabilir.


Ahirette ise kendi bedeni bile onun hakkında şahit hâline gelebilir.


Adeta:


“Sen konuşmasan da yaptıkların konuşur.”


mesajı ortaya çıkar.


🔟 👁️ İnsan Kendi Yaptıklarını İnkâr Edebilir mi ❓


Dünyada evet.


Bir insan:


bir şeyi yaptığını inkâr edebilir,


delilleri gizleyebilir,


şahitleri susturabilir.


Fakat ilahî hesap anlayışında bilgi eksikliği bulunmaz.


Kur’an’ın perspektifinde Allah:


gizliyi,


açığı,


niyeti,


eylemi


bilir.


Bu nedenle mahşer günü insanın konuşması, Allah’ın bilmediği bir bilgiyi açıklamak için gerekli değildir.


Hesap dünyevi mahkemelerdeki bilgi toplama süreçlerinden bu yönüyle farklıdır.


1️⃣1️⃣ ⚖️ Adalet İçin Sanığın Konuşmasına İzin Verilmesi Gerekmez mi ❓


Dünya hukukunda bu son derece önemlidir.


Çünkü hâkim:


her şeyi bilmez.


Deliller eksik olabilir.


Şahitler yanılabilir.


Bu nedenle savunma hakkı adaletin temel şartlarından biridir.


Fakat Kur’an’ın ilahî yargı tasavvurunda hâkim olan Allah’ın bilgisinde eksiklik bulunmaz.


Dolayısıyla insanın sustuğu sahne:


bilgisiz bir yargılama


anlamına gelmez.


Aksine bütün gerçeğin zaten bilindiği ve ortaya çıkarıldığı bir aşamayı ifade eder.


1️⃣2️⃣ 📜 Amel Defteri Konuşmanın Yerini mi Alır ❓


Kur’an’ın ahiret tasvirlerinde insanın yaptıklarının kayıt altına alındığı ve önüne konulduğu anlatılır.


Bu sembolizm çok güçlüdür.


İnsan dünyada geçmişini istediği gibi anlatabilir.


Fakat kayıt önüne konulduğunda:


yorum ile gerçek arasındaki fark


ortaya çıkar.


Bu nedenle hesap günündeki sessizlik:


“İnsana hiçbir şey gösterilmeden ceza verilmesi”


değil,


tam tersine:


artık inkâr edilemeyecek kadar açık bir yüzleşme


olarak anlaşılabilir.


1️⃣3️⃣ 😶 Sessizlik Neden Bazen Sözden Daha Güçlüdür ❓


Bazı anlarda insanın söyleyecek sözü kalmaz.


Çok büyük bir gerçekle karşılaştığında sessizlik:


şaşkınlığı,


korkuyu,


pişmanlığı,


çaresizliği


sözlerden daha güçlü ifade edebilir.


Mürselât 35 de son derece kısa bir ayettir.


Uzun bir açıklama yapmaz.


Sadece:


“Bu, onların konuşamayacakları gündür.”


der.


Ayetin kendi kısalığı bile anlattığı sessizlikle uyum içerisindedir.


1️⃣4️⃣ 🗣️ Dünyada Konuşabilmek Büyük Bir İmkân mıdır ❓


Evet.


Bugün insanın sözü hâlâ bir şeyleri değiştirebilir.


Bugün:


özür dileyebiliriz.


Gerçeği itiraf edebiliriz.


Bir haksızlığı kabul edebiliriz.


Bir insana sevgimizi söyleyebiliriz.


Yanlış bir düşünceden döndüğümüzü ifade edebiliriz.


Yani konuşma bugün yalnızca iletişim aracı değil, değişimin de aracıdır.


Mürselât 35, sözün bu imkânının sonsuza kadar devam etmeyeceğini hatırlatır.


1️⃣5️⃣ ❤️ Bir Özrü Zamanında Söylemek Neden Önemlidir ❓


Çünkü bazı kelimelerin değeri zamanla değişir.


Bugün:


“Özür dilerim.”


diyebileceğimiz biri yarın yanımızda olmayabilir.


Bugün düzeltebileceğimiz bir zarar daha sonra telafi edilemez hâle gelebilir.


İnsan çoğu zaman önemli sözleri erteler.


Mürselât’ın konuşamama sahnesi bu açıdan çarpıcı bir düşünce doğurur:


Söyleyebiliyorken doğru sözü söyle.


1️⃣6️⃣ 🔐 Hesap Gününde Sözün Kontrolünün İnsandan Alınması Neyi Gösterir ❓


Dünyada insan anlatıyı büyük ölçüde kendisi yönetebilir.


Kendisine iyi görünen tarafları anlatır.


Kötü görünenleri saklayabilir.


Mahşer tasvirinde ise bu kontrol insanın elinden çıkar.


Hakikat:


insanın kendi istediği biçimde sunabileceği bir hikâye olmaktan çıkar.


Bu nedenle Mürselât 35 aynı zamanda hakikatin insan yorumundan bağımsız hâle geldiği anı anlatır.


1️⃣7️⃣ 🌍 Bugünün Dünyasında İnsan Sözle Gerçeği Değiştirebilir mi ❓


Gerçeğin kendisini değiştiremez.


Fakat insanların gerçeği nasıl algıladığını etkileyebilir.


Propaganda,


yalan haber,


manipülasyon,


yanıltıcı anlatılar


bunun örnekleridir.


Bir yalan milyonlarca kez tekrar edilse bile gerçek hâline gelmez.


Mürselât’ın hesap anlayışı bu açıdan son derece güçlüdür:


Son sözü propaganda değil, hakikat söyler.


1️⃣8️⃣ 💭 Mürselât 35 Bugünün İnsanına Hangi Soruyu Sordurur ❓


Belki de ayetin en güçlü sorusu şudur:


“Bir gün kendimi sözlerle savunamayacaksam, bugün davranışlarım benim adıma ne söylüyor❓


Çünkü insanın gerçek kimliği yalnızca:


söyledikleri,


iddiaları,


kendisi hakkında anlattıkları


değildir.


Nasıl davrandığı da onu anlatır.


Bazen davranışlarımız sözlerimizden çok daha dürüst bir biyografidir.


1️⃣9️⃣ 🌌 Sonuç: “Bu, Onların Konuşamayacakları Gündür” Ne Anlama Gelir ❓


Mürselât Suresi’nin 35. ayeti:


هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَ


yani:


“Bu, onların konuşamayacakları gündür.”


ifadesiyle kıyamet sahnesinde çok güçlü bir değişim oluşturur.


Biraz önce:


🔥 ateş,


💥 kıvılcımlar,


🌑 korumayan gölgeler


vardı.


Şimdi birden:


🤐 sessizlik


vardır.


İnsan dünyada sözlerine güvenir.


Kendisini açıklar.


Mazeret üretir.


Olayları kendi açısından anlatır.


Fakat hesap gününün belirli bir aşamasında bütün bunların önü kapanır.


Kur’an’ın başka bölümlerinde insanların ahirette konuştuğu anlatıldığı için bu ayeti:


“Kıyametin tamamında hiç kimse hiçbir şekilde konuşmayacaktır.”


şeklinde anlamak zorunda değiliz.


Daha tutarlı yaklaşım, hesap gününün farklı aşamalarında farklı durumların bulunduğunu kabul etmektir.


Buradaki özel sahnede ise insanın savunma ve mazeret yoluyla sonucu değiştirmesine izin verilmemektedir.


Ve bir sonraki ayet bunu açıkça söyleyecektir:


“Kendilerine izin verilmez ki mazeret ileri sürsünler.”


Bu nedenle 35. ayetin asıl ağırlığı sesin kesilmesinden daha derindedir.


Bahanelerin zamanı bitmiştir.


Dünyada insan:


“Sonra düzeltirim.”


diyebilir.


O gün “sonra” yoktur.


Dünyada:


“Bir gün özür dilerim.”


diyebilir.


O gün özrün sonucu değiştireceği zaman geçmiştir.


Dünyada gerçeği kelimelerle örtebilir.


O gün gerçek zaten bütünüyle ortaya çıkmıştır.


Bu yüzden Mürselât 35 aslında bugünkü insana sessiz fakat çok güçlü bir çağrı yapar:


Konuşabildiğin zamanda doğruyu söyle.


Düzeltebildiğin zamanda düzelt.


Özür dileyebildiğin zamanda özür dile.


Hak sahibine ulaşabildiğin zamanda hakkını ver.



Çünkü bir gün insanın en güçlü savunma aracı olan dili bile ona yardım etmeyebilir.


Ve belki de ayetin bıraktığı en derin soru şudur:


Bir gün sözlerim sustuğunda, yaptıklarım benim hakkımda nasıl bir hikâye anlatacak❓


“İnsan hayatı boyunca kendisini kelimelerle anlatır; fakat bir gün kelimeler çekildiğinde geriye yalnızca yaptıkları kalabilir. Bu yüzden en doğru savunma güzel sözler hazırlamak değil, bugün savunmaya ihtiyaç bırakmayacak bir hayat yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt