Mâide Suresi 78. Ayette “İsrailoğullarından İnkâr Edenler, Dâvûd’un ve Meryem Oğlu Îsâ’nın Diliyle Lanetlenmişlerdi; Bunun Sebebi İsyan Etmeleri ve Haddi Aşmalarıydı” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Mâide Suresi 78. ayet, bir topluluğun kimliğini değil, ısrarla sürdürdüğü isyan ve sınır aşımını sorgular. Lanetin sebebi soy değil davranıştır; insan, kutsal bir geçmişe sahip olsa bile ahlaki sorumluluktan muaf değildir.”
Ersan Karavelioğlu
Mâide Suresi 78. ayet, önceki ayetlerde işlenen dinde aşırılık, peygamberlerin uyarılarını dinlememe ve hakikatten uzaklaşma temasını tarihsel bir örnek üzerinden sürdürür.
Ayet şöyle bir anlam taşır:
“İsrailoğullarından inkâr edenler, Dâvûd’un ve Meryem oğlu Îsâ’nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu, isyan etmeleri ve sınırı aşmaları sebebiyledir.”
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur:
Kur’an bütün İsrailoğullarını veya bütün Yahudileri aynı hüküm altında toplamaz.
Ayet açıkça:
“İsrailoğullarından inkâr edenler”
diyerek belirli bir kesimden söz eder.
Eleştirinin sebebi de etnik kökenleri değil;
isyan, inkâr ve haddi aşmadır.
“İsrailoğullarından İnkâr Edenler” İfadesi Ne Demektir
Ayet bütün İsrailoğullarını kapsayan bir ifade kullanmaz.
Özellikle:
“İnkâr edenler”
diye bir ayrım yapar.
Bu çok önemlidir.
Çünkü Kur’an aynı topluluk içinde;
iman eden,
doğru davranan,
ölçülü
ve salih
insanların da bulunabileceğini kabul eder.
Dolayısıyla mesele kimlik değil, ahlaki ve inançsal tutumdur.
İsrailoğulları Kimlerdir
“İsrailoğulları” ifadesi Hz. Yakub’un soyundan gelen tarihsel toplulukları ifade eder.
Kur’an’da bu toplulukla ilgili hem övgü hem eleştiri vardır.
Onlara;
peygamberler gönderilmiş,
vahiy verilmiş,
çeşitli nimetler bahşedilmiş
ve büyük sorumluluklar yüklenmiştir.
Ancak vahye sahip olmak, otomatik olarak doğru davranış garantisi değildir.
“Dâvûd’un Diliyle Lanetlenmek” Ne Anlama Gelir
Hz. Dâvûd Kur’an’da peygamber ve hükümdar olarak anılır.
Ayet, bazı inkârcı İsrailoğullarının onun diliyle kınandığını veya ilahî rahmetten uzaklaştırıldığını bildirir.
Tefsirlerde bunun tarihsel olarak hangi olaylara işaret ettiği konusunda farklı açıklamalar vardır.
Ancak temel mesaj açıktır:
Peygamberlerin uyarılarına rağmen isyanda ısrar etmek ağır sonuç doğurabilir.
“Meryem Oğlu Îsâ’nın Diliyle Lanetlenmek” Ne Demektir
Hz. Îsâ da İsrailoğullarına gönderilmiş büyük bir peygamberdir.
Kur’an’a göre o da insanları;
Allah’a kulluğa,
ahlaka,
tevhide
ve doğru yola
çağırmıştır.
Ayet, onun mesajına karşı bilinçli biçimde direnen ve sınırı aşan bazı kişilerin de ağır biçimde kınandığını bildirir.
Neden Hem Hz. Dâvûd Hem Hz. Îsâ Birlikte Anılıyor
Bu iki peygamber farklı dönemlerde yaşamıştır.
Bu, problemin tek bir olayla sınırlı olmadığını düşündürür.
Yani farklı dönemlerde benzer davranışlar tekrar etmiş olabilir:
Peygamber gelir.
Uyarır.
Toplumun bir kısmı kabul eder.
Bir kısmı direnç gösterir.
Böylece ayet, ahlaki sapmanın nesiller boyunca tekrarlanabilen bir insan problemi olduğunu gösterir.
“Lanetlenmek” Ne Anlama Gelir
Kur’an’daki “lanet”, genel olarak Allah’ın rahmetinden uzaklaşma anlamına gelir.
Bu çok ağır bir ifadedir.
Fakat insanlara günlük öfkeyle söylenen bir hakaret gibi anlaşılmamalıdır.
Burada ilahî değerlendirme söz konusudur.
Israrla;
hakikati reddetmek,
zulmetmek,
sınırı aşmak
ve tövbeden kaçınmak
insanı rahmetten uzaklaştırabilir.
Lanetin Sebebi Irk veya Soy mudur
Hayır.
Ayet zaten sebebi açıkça söyler:
“Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.”
Yani sebep:
Yahudi olmak değil,
İsrailoğullarından olmak değil,
belirli bir soydan gelmek değil,
davranış ve tercihlerdir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
“İsyan Etmeleri” Ne Demektir
İsyan, ilahî emri bilip buna karşı çıkma veya sürekli biçimde çiğneme anlamına gelir.
İnsan bazen hata yapabilir.
Fakat burada anlatılan, sıradan bir hata değil, ısrarlı ve bilinçli bir karşı koyuş hâlidir.
Yanlış bilinçli ve sürekli hâle geldiğinde ahlaki ağırlığı da artar.
“Haddi Aşmaları” Ne Anlama Gelir
“Haddi aşmak” sınırın ötesine geçmek demektir.
Bu;
zulüm,
haksızlık,
şiddet,
ahlaki sınırların çiğnenmesi
veya ilahî hükümleri küçümseme
gibi davranışları kapsayabilir.
İnsan özgürdür ama özgürlüğü sınırsız değildir.
Başkasının hakkının başladığı yerde kendi arzusu sınırlandırılır.
İsyan ile Haddi Aşmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
İsyan daha çok ilahî emre karşı çıkmayı anlatır.
Haddi aşmak ise bu karşı çıkışın davranışlarda ölçüsüzlüğe ve taşkınlığa dönüşmesini ifade eder.
Yani biri iç ve inançsal tutumu, diğeri bu tutumun dışarıya yansıyan sonuçlarını düşündürür.
Birlikte kullanıldığında çok ağır bir tablo ortaya çıkar.

İnsan Bir Günah İşlediğinde Hemen Lanetlenmiş mi Olur
Hayır.
Kur’an’da tövbe kapısı sürekli açıktır.
Mâide 74’te çok ağır teolojik yanlışların ardından bile:
“Hâlâ tövbe etmeyecekler mi?”
diye sorulmuştu.
Bu nedenle burada anlatılan lanet, tek bir hata yapan ve pişman olan insandan çok, isyan ve taşkınlıkta ısrar eden tutumla ilgilidir.

Peygamberlerin Uyarısı Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü peygamberler toplumun ahlaki vicdanını uyandırmaya çalışır.
İnsan bazen kendi yanlışını göremez.
Peygamber:
“Burada sınırı aştınız.”
der.
Eğer toplum bu uyarıyı dinlerse düzelebilir.
Ama uyarıyı susturursa yanlış daha da derinleşebilir.
Bu yüzden peygamberlik yalnızca bilgi vermek değil, ahlaki hesaplaşmaya çağırmaktır.

Tarihsel Bir Topluluğun Hatası Bugün Yaşayanlara Yüklenebilir Mi
Hayır.
Bir insan yüzyıllar önce yaşamış başka insanların suçundan sorumlu değildir.
Kur’an’ın genel ilkesi şudur:
Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez.
Bugün yaşayan bir Yahudiyi geçmişteki belirli grupların davranışından dolayı suçlamak doğru değildir.
Ancak aynı davranışı bugün kim yaparsa, o kendi fiilinden sorumlu olur.

Müslümanlar Bu Ayeti Sadece Başkalarına mı Okumalıdır
Hayır.
Ayetin asıl ahlaki gücü, insan onu kendisine çevirdiğinde ortaya çıkar.
Müslüman da şu soruları sormalıdır:
Allah’ın emrini biliyor ama sürekli çiğniyor muyum?
Adaleti biliyor ama kendi çıkarım için bozuyor muyum?
Sınırı aştığım hâlde kendimi haklı mı görüyorum?
Eğer öyleyse ayetin uyarısı yalnızca geçmişe değil bugüne de yönelir.

Kutsal Bir Geçmiş İnsanı Otomatik Olarak Kurtarır mı
Hayır.
Bir toplumun geçmişinde;
peygamber,
vahiy,
mucize
ve kutsal tarih
bulunabilir.
Ama geçmişin şerefi, bugünün ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İnsan:
“Atalarımız büyük insanlardı.”
diyebilir.
Ama asıl soru şudur:
Sen bugün nasıl yaşıyorsun?

Dinî Ayrıcalık Düşüncesi Neden Tehlikeli Olabilir
Çünkü insan kendisini otomatik olarak seçilmiş ve dokunulmaz sanabilir.
Şöyle düşünebilir:
“Ben doğru gruptayım, dolayısıyla ne yaparsam yapayım güvendeyim.”
Kur’an bu anlayışı birçok yerde kırar.
Hakikat, soyla değil;
iman,
takvâ,
adalet
ve davranışla
ilişkilendirilir.
Dini kimlik ahlaki muafiyet belgesi değildir.

Mâide 77 ve 78 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Mâide 77:
Dinde haksız yere aşırı gitmeyin ve sapmış insanların arzularına uymayın.
der.
Mâide 78 ise aşırılık ve isyanın tarihsel sonucunu gösterir:
Bazı topluluklar peygamberlerin diliyle kınanmıştır.
Böylece ayetler arasında şu zincir ortaya çıkar:
Aşırılık → Hevaya uyma → İsyan → Haddi aşma → Manevi çöküş.

Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:
Geçmişteki kutsallığına güvenip bugünkü yanlışını küçümseme.
İnsan kendisini;
ailesiyle,
mezhebiyle,
diniyle,
topluluğuyla
veya geçmişindeki güzel işlerle
güvende hissedebilir.
Ama gerçek ahlaki değer sürekli olarak yeniden üretilmelidir.
Dün doğru olmak, bugün yapılan haksızlığı haklı çıkarmaz.

Mâide Suresi 78. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
Mâide Suresi 78. ayetin en önemli taraflarından biri şudur:
Kur’an insanları soylarıyla değil, davranışlarıyla değerlendirir.
Ayet:
“İsrailoğulları lanetlendi.”
deyip geçmez.
Daha dikkatli konuşur:
“İsrailoğullarından inkâr edenler…”
der.
Sonra sebebi de açıklar:
“İsyan ediyor ve haddi aşıyorlardı.”
Bu ayrım bugün için çok değerlidir.
Çünkü insanlar kolayca toplulukları etiketler.
Bir kişinin suçunu bütün millete yükler.
Bir grubun hatasını bütün dine mal eder.
Bir tarihsel olayı yüzlerce yıl sonra yaşayan insanlara taşır.
Kur’an’ın bu ayetteki mantığı ise farklıdır:
Suçu kim işlediyse sorumluluk ona aittir.
Ve daha da önemlisi, ayetin aynası her topluluğa döner.
Bir Müslüman:
“Bu ayet başkaları hakkında.”
deyip rahatlayamaz.
Çünkü isyan ve haddi aşmak yalnızca geçmişteki bir toplumun özelliği değildir.
İnsan bugün de;
Allah’ın sınırını bilip çiğneyebilir,
zulmedebilir,
kibirlenebilir,
uyarıya kulaklarını kapatabilir.
O zaman mesele artık tarih değildir.
Kendi hayatıdır.
Belki de Mâide 78’in bugün için en güçlü dersi şudur:
Kutsal bir geçmişe sahip olmak, kutsal bir gelecek garantisi değildir.
Her nesil kendi ahlakını yeniden kurmak zorundadır.
Her insan kendi seçimini yapmak zorundadır.
Ve ilahî değerlendirmede en önemli soru şudur:
Kimlerden geldiğin değil, neye dönüştüğün.
“Mâide Suresi 78. ayet, geçmişteki bir topluluğun hatasını bugünkü insanlara miras suç olarak yüklemeyi değil, her neslin kendi davranışından sorumlu olduğunu öğretir. Soy, tarih ve kimlik değil; insanın isyan karşısındaki tavrı ve sınırı aşıp aşmadığı belirleyicidir.”
Ersan Karavelioğlu