Leyl Suresi 13. Ayette “Şüphesiz Ahiret de Dünya da Bize Aittir” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Gerçek Sahiplik, Dünya Hayatı, Ahiret, Mal, Geçicilik, İlahi Egemenlik Ve İnsan Sorumluluğu Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan dünyada birçok şeye ‘benim’ diyebilir; fakat sahipliğin en derin sınırı, bir gün sahip olduğunu düşündüğü her şeyi bırakmak zorunda kalmasıdır. Geçici sahiplik, mutlak sahiplik değildir.”
Ersan Karavelioğlu
“وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَىٰ — Ve İnne Lenâ Le’l Âhirate Ve’l Ûlâ” Ne Demektir
Leyl Suresi’nin on üçüncü ayetinde şöyle buyrulur:
وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَىٰ
Anlam olarak:
“Şüphesiz ahiret de dünya da bize aittir.”
(Leyl Suresi, 92/13)
Bir önceki ayette:
“Şüphesiz doğru yolu göstermek bize aittir.”
buyrulmuştu.
Şimdi perspektif daha da büyütülür:
Yalnız rehberlik değil,
ve
de Allah’ın egemenliği altındadır.
“El Ûlâ” Ne Anlama Gelmektedir
El Ûlâ kelimesi:
ilk olan,
önceki hayat,
dünya hayatı
anlamında kullanılır.
İnsan şu anda bu ilk hayatın içindedir.
Burada:
doğar,
büyür,
çalışır,
kazanır,
seçimler yapar.
Fakat Kur’an’ın bakışında dünya hayatı varoluşun tamamı değildir.
Bir başlangıç aşamasıdır.
“El Âhire” Ne Anlama Gelir
Âhiret:
sonraki hayat,
ölümden sonraki varoluş,
nihai hesap ve karşılık alanı
anlamına gelir.
Kur’an’ın temel dünya görüşünde insan hayatı ölümle bütünüyle sona ermez.
Dünya:
imtihan,
tercih,
eylem
alanıdır.
Ahiret ise bu tercihlerin nihai sonuçlarının ortaya çıktığı sonraki hayat olarak anlatılır.
“Bize Aittir” İfadesi Nasıl Bir Sahiplik Anlatır
Buradaki sahiplik insanın mülkiyetinden çok daha kapsamlıdır.
İnsan:
bir evin,
bir arsanın,
bir şirketin
hukuki sahibi olabilir.
Fakat bu sahiplik:
geçici,
sınırlı,
devredilebilir
bir sahipliktir.
İlahi sahiplik ise varlığın kendisini kapsar.
Yani Allah yalnız mülkün sahibi değil, mülkün var olmasını mümkün kılan yaratıcıdır.
Bu Ayet Önceki Mal Ayetleriyle Nasıl Bağlantılıdır
Surenin önceki bölümünde cimri insan:
Sonra:
“Yuvarlanıp düştüğü zaman malı ona fayda sağlamaz.”
buyruldu.
Şimdi:
“Dünya da ahiret de bize aittir.”
denilerek sahiplik yanılgısının temeline dokunulur.
İnsan:
“Benim malım.”
diyebilir.
Ama ayet daha büyük bir soru sorar:
“Sen de, malın da, içinde bulunduğun dünya da kime aittir?”
İnsan Neden Geçici Sahipliği Mutlak Sahiplik Gibi Görebilir
Çünkü uzun süre kullandığı şeylerle güçlü bağ kurar.
Evine:
“Benim.”
Malına:
“Benim.”
Servetine:
“Ben kazandım.”
der.
Hukuki anlamda bunlar doğru olabilir.
Fakat insan zamanla bunları hiç kaybetmeyecekmiş gibi yaşamaya başlayabilir.
Ölüm ise bu yanılsamayı keskin biçimde kırar:
Sahip olduğumuz her şeyi sonunda bırakırız.
Dünya Hayatının Geçici Olması Onu Değersiz mi Yapar
Hayır.
Geçici olmak değersiz olmak değildir.
Tam tersine bazı şeylerin sınırlı olması onların değerini artırabilir.
Bir günün sınırlı olması onu önemli kılar.
Bir insan ömrünün sınırlı olması seçimlere ağırlık kazandırır.
Dünya hayatı geçicidir ama bu geçicilik:
sorumluluğu,
fırsatı,
ahlaki tercihi
anlamlı hâle getirir.
Geçici hayat, kalıcı sonuçlar doğurabilecek seçimlerin alanıdır.
Dünya İle Ahiret Birbirinin Rakibi midir
Hayır.
Kur’an dünyayı tamamen terk etmeyi öğretmez.
İnsan:
çalışabilir,
mal edinebilir,
aile kurabilir,
üretebilir.
Sorun dünyayı yaşamak değil, onu tek ve nihai gerçeklik hâline getirmektir.
Dünya:
araçtır.
Amaç hâline geldiğinde insan bütün değerlerini kısa vadeli kazanca göre düzenleyebilir.
Ahiret inancı, dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmayı sağlar.
“Her Şey Allah’a Aittir” Düşüncesi Özel Mülkiyeti Anlamsız mı Kılar
Hayır.
İnsan toplumlarında mülkiyet düzeni vardır.
Kur’an da:
miras,
ticaret,
borç,
mal
gibi konuları ele alır.
İlahi sahiplik, insanın hukuki mülkiyetini yok saymak yerine ona ahlaki sınır getirir.
Yani:
“Benim olduğu için istediğimi yaparım.”
düşüncesi yerine:
“Bana verilmiş olanı sorumlulukla kullanmalıyım.”
bilinci doğar.
Emanet Bilinci Sahiplik Anlayışını Nasıl Değiştirir
Emanet bilinci insana sahip olduğu şeylerin geçici olduğunu hatırlatır.
Para,
sağlık,
zaman,
yetenek
insanın kullanımına verilmiştir.
Bu bakış:
şükür,
tevazu,
sorumluluk
üretebilir.
İnsan:
“Bende olanın tamamı benim üstünlüğümün kanıtıdır.”
demek yerine:
“Bunlarla ne yapacağım?”
sorusuna yönelir.

Dünya Allah’a Aitse İnsan Doğaya Karşı Nasıl Davranmalıdır
Eğer yeryüzü insanın mutlak mülkü değilse doğayı sınırsızca tüketme hakkı da sorgulanmalıdır.
İnsan:
ormanları,
suyu,
toprağı,
diğer canlıları
yalnız kısa vadeli çıkar açısından değerlendiremez.
Kaynakları kullanabilir.
Ama onları yok edici biçimde tüketmek gelecek nesillerin hakkını da etkileyebilir.
Bu nedenle ilahi sahiplik fikri çevresel sorumluluk düşüncesini de besleyebilir.

Ahiret Allah’a Aitse Nihai Hüküm Kime Aittir
Kur’anî anlayışta nihai hesap ve hüküm Allah’a aittir.
İnsan dünyada:
mahkemeler kurar,
kararlar verir,
başkalarını değerlendirir.
Fakat hiçbir insan başka bir insanın bütün:
niyetini,
bilgisini,
şartlarını,
iç dünyasını
tam olarak bilemez.
Bu yüzden nihai hüküm iddiasında bulunmak insanın sınırını aşabilir.
Son ve eksiksiz yargı Allah’a aittir.

Bu Ayet İnsan Kibrini Nasıl Sarsar
Kibir insana:
“Her şey benim kontrolümde.”
hissi verebilir.
Ayet ise:
dünyanın da,
ahiretin de
Allah’a ait olduğunu söyler.
İnsan dünyaya kendi isteğiyle gelmedi.
Ne zaman öleceğini kesin biçimde belirleyemez.
Evrenin temel düzenini kurmadı.
Bu gerçekler insanın kendi gücünü doğru ölçmesine yardım eder.
Tevazu, insanın küçülmesi değil; gerçek ölçüsünü bilmesidir.

Ahiret İnancı İnsan Davranışlarını Nasıl Etkileyebilir
Eğer insan yalnız bugünü düşünürse kısa vadeli çıkar daha baskın olabilir.
Ama davranışlarının nihai bir hesabı bulunduğuna inanırsa:
gizli haksızlıklardan sakınabilir,
karşılıksız iyilik yapabilir,
adaleti çıkarın önüne koyabilir.
Bu yüzden ahiret inancı yalnız gelecekle ilgili bir inanç değildir.
Bugünün ahlakını da etkileyebilir.

Cömertlik Bu Sahiplik Bilinciyle Nasıl Bağlantılıdır
İnsan malı mutlak mülkü olarak görürse vermek kayıp gibi görünebilir.
Ama onu bir emanet olarak görürse paylaşmak daha anlamlı olabilir.
Leyl Suresi’nin başında:
“Kim verir ve sakınırsa…”
denilmesinin arkasındaki zihinsel temel burada daha da anlaşılır hâle gelir.
Cömert insan aslında şunu kabul eder:
“Elimdeki her şey yalnız benim için değildir.”

12. Ve 13. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
12. Ayet:
Rehberlik.
13. Ayet:
Egemenlik.
Bu iki ayet birlikte güçlü bir bütün kurar:
Yolu gösteren Allah’tır.
Yolun geçtiği dünya Allah’ındır.
Yolun vardığı ahiret de Allah’ındır.
İnsan ise bu iki âlem arasında seçim yapan sorumlu varlıktır.

Bu Ayet İnsana Günlük Hayatta Hangi Soruları Sordurabilir
İnsan kendisine şunları sorabilir:
Sahip olduklarımı sonsuza kadar benimmiş gibi mi kullanıyorum?
Malım beni daha şükreden biri mi yaptı?
Dünyadaki başarıyı hayatın nihai amacı mı sayıyorum?
Bugünkü seçimlerimin yalnız bugünkü sonucunu mu düşünüyorum?
Benden sonra kalacak olan şey nedir?
Bu sorular insanın sahiplik ve hayat anlayışını derinleştirebilir.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Leyl Suresi’nin on dördüncü ayetinde şöyle buyrulacaktır:
“Ben sizi alev alev yanan bir ateşe karşı uyardım.”
Böylece:
ifadelerinden sonra doğrudan uyarı gelecektir.
İnsana yol gösterilmiş,
iki yol açıklanmış,
dünya ve ahiretin gerçek sahipliği hatırlatılmıştır.
Şimdi yanlış yolun nihai sonucuna dair son derece açık bir uyarı yapılacaktır.

Sonuç: İnsan Dünyada Birçok Şeye Sahip Olabilir Fakat Dünya da Ahiret de Onun Mülkü Değildir; Gerçek Sahiplik Bilinci İnsanı Kibre Değil Sorumluluğa Götürmelidir
Leyl Suresi’nin on üçüncü ayetindeki:
“Şüphesiz ahiret de dünya da bize aittir.”
ifadesi insanın sahiplik anlayışını kökten yeniden düşünmeye çağırır.
İnsan:
Ama bütün bunlar belirli bir zaman içindir.
Bir gün:
ev kalır,
toprak kalır,
para başkasına geçer,
insan gider.
Bu nedenle Kur’an’ın bakışı şunu hatırlatır:
Sahiplik geçicidir, sorumluluk gerçektir.
İnsan dünyaya malik değildir.
Dünyada bir süre yaşar.
Ahirete de hükmedemez.
Oraya doğru ilerler.
Bu durumda hayatın büyük sorusu:
“Ne kadar şey benim?”
olmaktan çıkar.
Şuna dönüşür:
“Bana verilenlerle ne yaptım?”
Malı:
iyiliğe mi dönüştürdüm?
Gücü:
adalete mi?
Bilgiyi:
faydaya mı?
Zamanı:
anlamlı bir hayata mı?
İnsan sahip olduklarının miktarıyla değil, onları hangi yönde kullandığıyla ahlaki kimliğini oluşturur.
Bir sonraki ayette ise bu seçimlerin sonucuna dair çok açık bir uyarı gelecektir:
“Ben sizi alev alev yanan bir ateşe karşı uyardım.”
Böylece Leyl Suresi, sahiplikten doğrudan hesap ve sonuç temasına geçecektir.
“İnsan dünyaya sahip olmak için değil, dünyada kendisine verilenlerle kim olacağını göstermek için gelir. Çünkü sonunda mülk elde kalmaz; fakat mülkü kullanırken büyüttüğümüz adalet, merhamet veya bencillik karakterimizin şahidi olarak kalır.”
Ersan Karavelioğlu