📖 Hûd Suresi 122. Ayette “Bekleyin; Şüphesiz Biz de Bekliyoruz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,297
2,736,273
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hûd Suresi 122. Ayette “Bekleyin; Şüphesiz Biz de Bekliyoruz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hûd 121’de Hz. Peygamber’e, iman etmeyen muhataplarına ‘Siz kendi çizginizde yapacağınızı yapın; biz de görevimizi sürdüreceğiz’ demesi emredilmişti. Hûd 122 bu kararlı tavrı tek cümleyle tamamlar: ‘Bekleyin; biz de bekliyoruz.’ Buradaki bekleyiş, hiçbir şey yapmadan oturmak veya karşı tarafın başına felaket gelmesini keyifle seyretmek değildir. Mesaj şudur: Delil ortaya konmuş, tebliğ yapılmış ve taraflar tercihlerini göstermiştir; artık sonucun ortaya çıkması beklenmektedir. Nihai hüküm insan öfkesine değil Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hûd Suresi 122. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı son derece kısa ve güçlüdür:

“Bekleyin; şüphesiz biz de bekliyoruz.”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Ventezırû innâ muntezırûn.”

Hûd 121’de “Bulunduğunuz konumda yapacağınızı yapın; biz de yapıyoruz” denilmişti. Hûd 122’de ise bu karşılıklı tutumun sonucu Allah’ın hükmüne bırakılır. Artık sürekli aynı tartışmayı tekrar etmek yerine, hangi yolun ne sonuç doğuracağının ortaya çıkması beklenmektedir.

Bu nedenle ayet yalnız “beklemek” fiilini değil, tebliğden sonra sonucu Allah’a bırakabilme olgunluğunu da anlatır.

2️⃣ “Ventezırû” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “ventezırû”, “bekleyin” anlamındadır. Kök itibarıyla bir şeyin sonucunu, gelişmesini veya ortaya çıkmasını beklemeyi ifade eder.

Fakat burada:

“Hiçbir şey yapmadan oturun.”

anlamı yoktur. Çünkü bir önceki ayette zaten her iki tarafın da “amel etmeye”, yani kendi doğrultusunda davranmaya devam edeceği belirtilmiştir.

Dolayısıyla Hûd 121 ile 122 birlikte düşünüldüğünde şöyle bir anlam ortaya çıkar: Siz kendi tercihlerinizi yaşayarak sürdürün, biz de kendi sorumluluğumuzu yerine getirelim; sonunda hangi yolun neye çıktığı görülecektir.

Bu, aktif sorumluluğun ardından gelen sonucu bekleme hâlidir.

3️⃣ “Biz de Bekliyoruz” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayette:

“innâ muntezırûn”

yani:

“Şüphesiz biz de bekliyoruz.”

denilir.

Burada müminlerin ve Hz. Peygamber’in tavrı çaresiz bir bekleyiş değildir. Onlar kendi görevlerini sürdürüyor, imanlarını yaşıyor ve tebliğe devam ediyorlar. Ancak karşı tarafın kalbini zorla değiştirme gücünü kendilerinde görmüyorlar.

Bu çok önemli bir sınırdır.

İnsan görevinden sorumludur; başkasının iradesinin mutlak hâkimi değildir.

Bir noktadan sonra yapılabilecek olan, doğru çizgide kalmak ve sonucun ortaya çıkmasını beklemektir.

4️⃣ Bu Ayet Bir Meydan Okuma mıdır ❓​

Evet, ayette güçlü bir meydan okuma tonu vardır. Fakat bu meydan okuma, sıradan kişisel öfkenin ürettiği bir:

“Görürsün sen!”

cümlesiyle aynı değildir.

Hz. Peygamber burada vahiy temelinde konuşmaktadır. Muhataplarına ilahî mesajı ulaştırmış ve uzun süre açıklamıştır. Ayetin tonu, bu sürecin sonunda ortaya çıkan peygamberî kararlılığı ifade eder.

Dolayısıyla biz kendi tartışmalarımızda ayeti alıp:

“Ben sana Hûd 122’yi söylüyorum, bekle başına ne gelecek.”

şeklinde kullanırsak kendi kızgınlığımızı vahyin makamına taşıma tehlikesi doğar.

Peygamberî meydan okuma ile kişisel tehdit aynı şey değildir.

5️⃣ “Bekleyin” Sözü Karşı Tarafa Felaket Dilemek midir ❓​

Hayır.

Ayette:

“Başınıza şu gelsin.”

şeklinde bir beddua yoktur.

Bir sonucun ortaya çıkacağına dair güçlü bir beklenti vardır; fakat hüküm Allah’a bırakılmıştır.

Bu nedenle ayeti:

“Ben senden hoşlanmıyorum, Allah seni yakında cezalandıracak.”

şeklinde kullanmak doğru değildir.

Biz modern hayatta belirli bir kişinin başına ne geleceğini gaybdan bilmiyoruz. Bir insan haksız davranıyor olabilir ve onun davranışını açıkça eleştirebiliriz. Fakat:

“Şu tarihte Allah sana kesin ceza verecek.”

deme yetkimiz yoktur.

Gaybî hüküm ile ahlaki değerlendirme birbirinden ayrılmalıdır.

6️⃣ Ayet Neden Hûd 121’den Hemen Sonra Geliyor ❓​

Çünkü Hûd 121 ve 122 aslında tek bir güçlü kapanış tavrı oluşturur.

Önce:

“Siz yapacağınızı yapın; biz de yapacağız.”

denilir.

Ardından:

“Bekleyin; biz de bekliyoruz.”

buyrulur.

Birinci cümle eylemi, ikinci cümle ise sonucun Allah’a bırakılmasını öne çıkarır.

Bu sıralama çok değerlidir. İslam’ın tevekkül anlayışında insan önce görevini yapar, sonra sonucu Allah’a bırakır. Yani:

Çalışmadan beklemek tevekkül değildir; çalıştıktan sonra sonucu mutlak kontrol edemediğini kabul etmek tevekküldür.

7️⃣ Beklemek Pasiflik midir ❓​

Her zaman değil.

Bazen beklemek, yapılabilecek bütün gerekli adımları attıktan sonra yeni gelişmenin ortaya çıkmasını beklemektir.

Bir davada belgeler sunulur ve mahkeme kararı beklenir. Bir tedavi uygulanır ve etkisi izlenir. Bir proje hazırlanır ve sonuçları görmek için zaman gerekir. Bir insanla ciddi bir konuşma yapılır ve değişim için ona süre tanınır.

Bu durumlarda beklemek eylemsizlik değildir.

Doğru zamanda eylem kadar doğru zamanda bekleyebilmek de olgunluk gerektirir.

Hûd 122’nin bekleyişi de bu anlamda sorumluluktan kaçış değil, kontrol sınırını bilmektir.

8️⃣ Her Sorunun Sonucunu Hemen Görmek Zorunda mıyız ❓​

Hayır.

İnsan zihni hızlı sonuç ister. Bir yanlış görür ve hemen düzelmesini bekler. Bir iyilik yapar ve hemen karşılığını görmek ister. Bir tartışmada doğru olduğunu düşünür ve karşı tarafın o anda kabul etmesini bekler.

Fakat hayat böyle işlemeyebilir.

Bazı gerçekler zamanla ortaya çıkar.

Bazı hataların sonuçları yıllar sonra görülür.

Bazı iyi çalışmaların meyvesi de uzun süre sonra alınır.

Hûd 122 bu açıdan insana zamanın da bir sınav alanı olduğunu hatırlatır.

Doğruyu yapmak kadar doğrunun sonucunu sabırla bekleyebilmek de önemlidir.

9️⃣ “Bekleyin” İfadesi Haksızlığa Sessiz Kalmak mıdır ❓​

Hayır.

Bu ayetin hiçbir yerinde:

“Zulüm varsa müdahale etmeyin.”

denmez.

Hûd Suresi’nin hemen önceki ayetlerinde zulme meyletmeme, fesadı önleme ve ıslah etme sorumluluğu anlatılmıştı. Dolayısıyla Hûd 122 bütün bu sorumlulukları iptal edip:

“Ne olursa olsun bekleyin.”

demiyor.

Aksine, insan gücünün yettiği meşru adımları attıktan sonra sonucunu Allah’a bırakmayı öğrenir.

Bir haksızlık varsa delil toplanabilir, hukuk yoluna başvurulabilir, mağdur korunabilir ve gerekli kurumlara müracaat edilebilir. Bunları yapmayıp:

“Ben Hûd 122 gereği bekliyorum.”

demek ayetin bağlamını yanlış kullanmak olur.

🔟 Bu Ayet “Zaman Kimin Haklı Olduğunu Gösterecek” Demek midir ❓​

Belirli ölçüde böyle bir boyut vardır; fakat bunu da dikkatli kullanmak gerekir.

Zaman bazen yanlış fikirlerin sonuçlarını görünür hâle getirebilir. Fakat dünyada her hakikat mutlaka herkesin göreceği biçimde kısa sürede ortaya çıkmak zorunda değildir.

Bir doğru fikir uzun süre kabul görmeyebilir.

Bir yanlış düşünce yüzyıllarca yaşayabilir.

Bir zalim ömrünün sonuna kadar dünyada güçlü kalabilir.

Bu nedenle:

“Dünyada kim kazandıysa o haklıdır.”

sonucu çıkarılamaz.

Kur’an’ın nihai hesap anlayışı ahireti de kapsar.

Dünyevî başarı, Allah katındaki doğruluğun otomatik ölçüsü değildir.

1️⃣1️⃣ Karşı Taraf Dünyada Kazanırsa Bu Ayet Boşa mı Çıkmış Olur ❓​

Hayır.

Kur’an’ın “sonuç” anlayışı yalnız kısa vadeli dünyevî galibiyet değildir.

Bir insan haksız olabilir fakat zenginleşebilir.

Bir yönetim adaletsiz olabilir fakat uzun süre ayakta kalabilir.

Bir dolandırıcı kısa vadede para kazanabilir.

Bunların hiçbiri:

“Allah onu doğruladı.”

anlamına gelmez.

Hûd 122’nin bekleyişi, Allah’ın nihai hükmüne açık bir bekleyiştir.

Bu nedenle insan:

“Benim tarafım seçim kazandı, demek Allah bizi onayladı.”

veya:

“Rakibim zengin oldu, demek onun hayat tarzı kesin doğru.”

şeklinde düşünemez.

Dünyevî başarı ≠ ilahî onay.

1️⃣2️⃣ “Allah Nasıl Olsa Hükmedecek” Diyerek Adaleti Erteleyebilir miyiz ❓​

Hayır.

Ahirette Allah’ın adaletine inanmak, dünyadaki adalet görevimizi ortadan kaldırmaz.

Bir suç işlendiyse:

“Allah ahirette halleder.”

deyip hukuku tamamen devre dışı bırakamayız.

Bir çalışan sömürülüyorsa:

“Sabret, Allah karşılığını verir.”

deyip işverenin sorumluluğunu görmezden gelemeyiz.

Bir mağdurun hakkı yeniyorsa, insanın gücü ölçüsünde dünyada da hakkın korunması gerekir.

Nihai adaletin Allah’a ait olması, dünyevî adaletin gereksiz olduğu anlamına gelmez.

Hûd 122 sorumluluğu bırakmayı değil, sorumluluğumuzun sınırını bilmeyi öğretir.

1️⃣3️⃣ Ayet Sabır ile Nasıl İlişkilidir ❓​

Hûd 115’te açıkça:

“Sabret; çünkü Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.”

denilmişti.

Hûd 122’deki bekleyiş bu sabır çizgisinin başka bir görünümüdür.

Sabır yalnız acıya katlanmak değildir; doğru şeyi yaptıktan sonra sonucun gecikmesine tahammül edebilmek de sabırdır.

İnsan bazen doğru davranışı seçer ama hemen karşılık görmez. Burada sabır:

“O zaman ben de yanlış yapayım.”

dememektir.

Hûd 122 bu anlamda:

“Sonuç gecikti diye istikametini bozma.”

mesajı da taşır.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Tevekkül ile Nasıl Bağlantılıdır ❓​

Tevekkül, sebepleri terk etmek değil, sebepleri kullandıktan sonra sonucun mutlak kontrolünü Allah’a bırakmaktır.

Hûd 121’de eylem vardır:

“Biz de yapacağız.”

Hûd 122’de tevekkül boyutu belirginleşir:

“Biz de bekliyoruz.”

Yani önce çalış.

Sonra bekle.

Gerekirse yeniden değerlendir.

Ama bütün evreni kendi istediğin sonuca zorlayabileceğini sanma.

Tevekkül, kontrol edemediğin şeyi Allah’a bırakırken kontrol edebildiğin sorumluluğu ihmal etmemektir.

Bu denge kaybolursa ya tembelliğe ya da aşırı kontrolcülüğe düşülebilir.

1️⃣5️⃣ Bekleyiş İntikam Arzusuna Dönüşebilir mi ❓​

Evet, insan açısından böyle bir tehlike vardır.

Bir kişi kendisine kötülük yapan birinin başına felaket gelmesini yıllarca bekleyebilir ve bunu:

“Allah’ın adaletini bekliyorum.”

diye adlandırabilir.

Fakat bazen gerçekte beklediği şey kişisel intikam tatmini olabilir.

Kur’an’ın ilahî adalet anlayışı insanın başkasının acısından zevk almasını öğretmez.

Haksızlığın durmasını istemek başka şeydir.

Failin hukuk önünde hesap vermesini istemek başka şeydir.

Bir insanın başına mümkün olan en korkunç şeylerin gelmesini arzulamak ise başka bir ruh hâlidir.

Adalet talebi ile intikam tutkusu aynı değildir.

1️⃣6️⃣ Birine “Görürsün Allah Sana Ne Yapacak” Demek Doğru mudur ❓​

Böyle kesin bir dil çoğu durumda doğru değildir.

Biz Allah’ın belirli bir insan hakkında dünyada nasıl hükmedeceğini bilmiyoruz.

Bir kişi bize haksızlık yaptıysa:

“Yaptığının yanlış olduğuna inanıyorum ve hakkımı meşru yollarla arayacağım.”

diyebiliriz.

Fakat:

“Allah üç güne kalmaz seni mahvedecek.”

gibi cümleler gayb hakkında bilgi iddiasına dönüşür.

Dahası, kişi pişman olup değişebilir.

Allah onu bağışlayabilir.

Biz bunları bilemeyiz.

Bu yüzden Allah’ın adaletine güvenmek ile Allah adına gelecek tahmini yapmak birbirinden farklıdır.

1️⃣7️⃣ Hûd 122 Günlük Hayatta Bize Ne Öğretebilir ❓​

Ayetin peygamberî bağlamını koruyarak günlük hayatta önemli bir ilke çıkarılabilir: Her şeyi aynı anda çözmek zorunda değilsin.

Bazen bir insanla konuşursun ve düşünmesi için zaman gerekir.

Bir projeye emek verirsin ve sonucunu görmek zaman alır.

Bir alışkanlığı değiştirmeye çalışırsın ve birkaç günde sonuç beklemek gerçekçi değildir.

Böyle durumlarda sabırlı bekleyiş önemlidir.

Fakat beklerken gerekli yeni adımlar ortaya çıkarsa onları da atmak gerekir.

Yani sağlıklı bekleyiş:

“Artık hiçbir şey yapmam.”

değil,

“Yapılması gerekeni yaptım; yeni bir gelişme olana kadar aceleci davranmayacağım.”

demektir.

1️⃣8️⃣ Hûd 121 ve 122 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hûd 121:

“Yapacağınızı yapın; biz de yapıyoruz.”

demişti.

Hûd 122:

“Bekleyin; biz de bekliyoruz.”

der.

Bu iki ayet birlikte eylem ve tevekkülün dengesini kurar.

Önce sorumluluk vardır.

Sonra sonuç beklenir.

Mümin yalnız beklemez; çalışır.

Yalnız çalışmakla da kalmaz; her şeyi kendi gücüyle kontrol edebileceği vehmine kapılmaz.

Bu denge Kur’an’ın birçok ahlaki öğretisiyle uyumludur:

Çaba senden, nihai hüküm Allah’tandır.

Bir sonraki ve Hûd Suresi’nin son ayeti olan Hûd 123’te bu düşünce zirveye ulaşacak ve “Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir; bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir” buyurulacaktır. Böylece Hûd 122’deki bekleyiş, Hûd 123’te açıkça Allah’ın bilgisi, kulluk ve tevekkül ile tamamlanacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hûd Suresi 122. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hûd Suresi 122 yalnız dört kelimelik çok kısa bir ayettir:

“Bekleyin; biz de bekliyoruz.”

Fakat bu kısa cümle, uzun bir tebliğ sürecinin ardından ortaya çıkan derin bir teslimiyet ve kararlılık taşır.

İlk büyük mesaj şudur: İnsan her sonucu kontrol edemez. Hz. Peygamber mesajı iletir, açıklar, yaşar ve sabreder; fakat insanların kalplerini zorla değiştiremez. Bir noktadan sonra karşı taraf kendi tercihini yapar ve peygamber kendi görevini sürdürür. Sonucun bütün ayrıntıları Allah’a bırakılır. Bu, ilgisizlik değil sorumluluğun sınırını bilmektir.

İkinci büyük mesaj, beklemenin eylemsizlik olmadığını anlamaktır. Hûd 121 “yapın” derken Hûd 122 “bekleyin” der. Yani Kur’an burada insanı önce harekete geçirip sonra sabırlı olmaya çağırır. Sağlıklı bekleyiş, yapılması gerekenleri yapmamaktır değil; gerekeni yaptıktan sonra sonucu zorla hızlandırmaya çalışmamaktır.

Üçüncü büyük mesaj, sonucu gecikti diye doğruluktan vazgeçmemektir. İnsan dürüst davranır fakat hemen kazanmayabilir. Bir haksızlığı bildirir ama süreç uzayabilir. Bir insanı güzelce uyarır fakat o kişi hemen değişmeyebilir. Bu durumlarda acelecilik:

“Demek doğru yol işe yaramıyor.”

düşüncesi üretebilir. Hûd 122 ise insanı bu aceleciliğin dışına çağırır. Doğru, sonucu geç geldi diye yanlış olmaz.

Dördüncü büyük mesaj, bekleyişi bedduaya dönüştürmemektir. İnsan bazen kendisine haksızlık yapan kişiye:

“Bekle, Allah sana gösterecek.”

der. Bu cümle bazen Allah’a güvenmekten çok kişisel öfkenin dinî dile bürünmüş şekli olabilir. Biz Allah’ın gelecekte belirli bir kişiye dünyada ne yapacağını bilmiyoruz. Allah adildir; fakat O’nun adına tarih, yöntem ve sonuç ilan etmek bize düşmez. Allah’a güvenmek, Allah adına tahminde bulunmak değildir.

Beşinci büyük mesaj, dünyevî başarıyı hakikat ölçüsü yapmamaktır. Beklediğimiz sonuç dünyada bizim istediğimiz şekilde gelmeyebilir. Haksız insan bir süre daha güçlü kalabilir. Dürüst insan maddi olarak kaybedebilir. Bu, ahlaki değerleri tersine çevirmez. Kur’an'ın hesabı yalnız bugünkü tabloya sıkışmaz. Bu nedenle “Kazandıysa haklıdır” mantığı Kur’anî değildir.

Altıncı büyük mesaj, ahiret adaletini dünyadaki sorumluluktan kaçışa çevirmemektir. “Nasıl olsa Allah hesap soracak” diyerek mağdurun hakkını görmezden gelmek doğru değildir. Hûd Suresi daha önce zulme meyletmemeyi, fesadı önlemeyi ve ıslah etmeyi öğretti. Demek ki Allah’ın nihai hükmünü beklerken insan da kendi yetkisi içinde adalet için çalışmaya devam eder.

Yedinci büyük mesaj, intizar ile intikam arasındaki farkı korumaktır. Haksızlığın sonucunun ortaya çıkmasını beklemek mümkündür. Ama hayatımızı birinin başına kötü bir şey gelmesini beklemeye kilitlemek insanın kendi ruhunu da zehirleyebilir. Adalet isteyebiliriz; fakat adaletin amacı başkasının acısından zevk almak değildir. Adalet düzeltmeye yönelir, intikam ise bazen acının kendisini amaç hâline getirir.

Sekizinci büyük mesaj, hayatın bazı alanlarında zamana güvenmeyi öğrenmektir. Her ilişki bir konuşmayla düzelmez. Her proje bir haftada sonuç vermez. Her manevi değişim birkaç günde tamamlanmaz. İnsan bazen emek verir, bekler, değerlendirir ve gerektiğinde yeniden adım atar. Sabır tam da burada olgunlaşır. Beklemek bazen hiçbir şey yapmamak değil, doğru zamanda yeni şey yapmamaktır.

Dokuzuncu büyük mesaj ise ayetin insanı rakibine değil kendi sorumluluğuna döndürmesidir. Başkasının ne yapacağını sürekli takip etmek yerine:

“Ben kendi görevimi yapıyor muyum?”

sorusunu sormak gerekir. Başkası yanlışta ısrar ediyor olabilir. Peki biz doğruyu savunurken haddi aşıyor muyuz? Sonuç geciktiğinde öfkemiz bizi adaletsizleştiriyor mu? Allah’a tevekkül ettiğimizi söylerken aslında kontrol edemediğimiz her şeyi kontrol etmeye mi çalışıyoruz?

İşte Hûd 122’nin derinliği burada ortaya çıkar.

Hûd 122’nin bütün mesajını birkaç cümlede toplamak mümkündür: Görevini yap, sonra sonucu Allah’a bırak. Beklemeyi tembellik, tevekkülü tedbirsizlik, ilahî adaleti kişisel intikam beklentisi hâline getirme. Karşındakinin başına ne geleceğini Allah adına ilan etme. Dünyadaki geçici başarıyı haklılık kanıtı sayma. Adalet için elinden geleni yap, fakat her şeyi kendi istediğin zamanda ve biçimde sonuçlandırabileceğin yanılgısına kapılma.

Bir sonraki ayet olan Hûd 123, surenin son sözünü söyleyecek ve bütün anlatıyı gayb, kulluk ve tevekkül etrafında tamamlayacaktır: “Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.” Böylece surenin kıssalar, ihtilaflar, uyarılar, sabır ve bekleyişle geçen uzun yolculuğu en sonunda şu noktaya bağlanacaktır: Sen görevini yap; bilmediğini Allah’a bırak ve O’na güven.

Ve belki Hûd Suresi 122. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Gereken çabayı gösterdikten sonra sonucu sabırla bekleyebiliyor muyuz, yoksa her şeyi kendi istediğimiz anda ve biçimde sonuçlandırmaya mı çalışıyoruz? Allah’ın adaletine güvenmekle birilerinin başına kötülük gelmesini istemek arasındaki farkı koruyabiliyor muyuz? Ve beklemek zorunda kaldığımız dönemlerde, sonuç henüz görünmedi diye doğru bildiğimiz yoldan vazgeçmeden yürümeye devam edebiliyor muyuz?

“Hûd 122, ‘Bekleyin; şüphesiz biz de bekliyoruz’ buyurur. Bu, tembel bir bekleyiş değil; görevini yaptıktan sonra sonucu Allah’ın hükmüne bırakabilme olgunluğudur. Çalış, tedbir al, hakkını ara ve doğru bildiğin çizgiyi koru; fakat başkasının geleceği hakkında Allah adına hüküm verme ve ilahî adaleti kişisel intikam arzusuna dönüştürme. Çünkü insanın görevi her şeyi kontrol etmek değil, kendi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirip kontrol edemediği sonucu Allah’a bırakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt