En‘âm Suresi 118. Ayette “Eğer Allah’ın Ayetlerine İnanıyorsanız, Üzerine Allah’ın Adı Anılmış Olanlardan Yiyin” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 118. ayet, önceki ayetlerde:“En‘âm Suresi 118. ayet, insanın inancının günlük hayatındaki en sıradan görünen tercihlere kadar uzanabileceğini hatırlatır. Sofra bile, şükür ile sorumluluğun buluştuğu bir alan hâline gelebilir.”
Ersan Karavelioğlu
hakikat,
zan,
çoğunluk,
hidayet
üzerinden yapılan açıklamaların ardından helal gıda ve Allah’ın adının anılması konusuna geçer.
Ayet özellikle kesilen hayvanların yenmesi bağlamında anlaşılmıştır.
Temel mesaj şudur:
Allah’ın belirlediği ölçüye göre hareket edin; din konusunda insanların ürettiği keyfî yasakları veya şirkle bağlantılı uygulamaları ölçü edinmeyin.
Bu nedenle mesele yalnızca bir yemek kuralı değildir.
Ayet:
Tevhid sofraya kadar uzanır mı?
sorusuna da cevap verir.
“Üzerine Allah’ın Adı Anılmış Olanlardan Yiyin” Ne Demektir
Ayetin doğrudan bağlamı, yenilmesi helal olan hayvanların kesimiyle ilgilidir.Hayvan kesilirken Allah’ın adının anılması, nimetin:
bağımsız bir güçten,
putlardan,
başka ilahlardan
gelmediğini ifade eden tevhidî bir işarettir.
Yani besin bile Allah’ın nimeti olarak görülür.
Allah’ın Adının Anılması Neden Önemlidir
Çünkü insan canlı bir varlığın hayatından yararlanmaktadır.Bu, sıradanlaştırılmaması gereken ciddi bir eylemdir.
Allah’ın adını anmak:
nimetin kaynağını hatırlatır,
şükür bilinci oluşturur,
kesimi keyfî bir şiddet eylemi olmaktan çıkarıp sorumluluk çerçevesine yerleştirir.
Bu Ayet Bütün Yiyeceklerde Besmele Çekmekle mi İlgilidir
Ayetin temel bağlamı özellikle hayvan kesimi ile ilgilidir.Yemek öncesinde Allah’ın adını anmak İslam geleneğinde ayrıca güçlü bir sünnet ve edeptir.
Fakat ayetin doğrudan hükmünü her yiyeceğe aynı teknik anlamda uygulamak doğru olmaz.
Burada özellikle kesilmiş hayvan eti meselesi öne çıkar.
Hayvan Kesilirken Allah’ın Adını Anmak Ne İfade Eder
Şunu:Bu canlı üzerinde mutlak sahiplik bana ait değildir.
İnsan onu yaratmamıştır.
Hayat vermemiştir.
Bu nedenle hayvanı tüketme hakkını da sınırsız bir mülkiyet duygusuyla değil, Allah’ın izin verdiği çerçevede kullanır.
Bu düşünce, tüketimi bir emanet bilinciyle sınırlar.
Bu Ayette Tevhid ile Yemek Arasında Nasıl Bir Bağ Kuruluyor
Çok doğrudan bir bağ vardır.Tevhid sadece:
namazda,
duada,
itikatta
kalan soyut bir düşünce değildir.
Ne yediğin,
nasıl kazandığın,
nasıl tükettiğin
de kulluk alanına girebilir.
Yani din, hayatın yalnız ibadethanedeki bölümünü düzenlemez.
“Eğer Allah’ın Ayetlerine İnanıyorsanız” Neden Söyleniyor
Bu ifade hükmü imanla ilişkilendirir.Eğer Allah’ın ayetlerinin hak olduğuna inanıyorsan, onların belirlediği ölçülere de güvenmelisin.
Bu, iman ile davranış arasındaki ilişkiyi gösterir:
İnandığını söylemek → hayatında karşılık üretmelidir.
Ayette Neden “Yiyin” Şeklinde Olumlu Bir Emir Var
Çünkü bağlamda insanların birtakım yiyecekleri kendi gelenekleri veya batıl inançları doğrultusunda yasaklamaları söz konusu olabilir.Kur’an yalnız:
“Şunu yemeyin.”
demez.
Bazen:
“Allah’ın helal kıldığını gereksiz yere haramlaştırmayın.”
mesajını da verir.
Bu çok önemli bir dengedir.
İnsan Kendi Kendine Helal ve Haram Belirleyebilir mi
İslam açısından nihai helal-haram belirleme yetkisi Allah’a aittir.İnsan:
sağlık nedeniyle bir şeyi yemeyebilir,
kişisel tercih yapabilir,
vejetaryen olabilir,
bir yiyeceği sevmeyebilir.
Ama kendi kişisel tercihine:
“Allah bunu haram kıldı.”
demek başka bir şeydir.
Din adına hüküm vermek delil gerektirir.
Bu Ayet Putlar Adına Kesilen Hayvanlarla da İlgili midir
Evet, surenin genel bağlamında bu önemli bir meseledir.Hayvanın Allah dışında bir varlık adına adanması veya kesilmesi, tevhid açısından sorunlu görülür.
Çünkü kesim eylemi sadece ekonomik değil, bazı toplumlarda dinî aidiyet ve adanma anlamı da taşımıştır.
Kur’an bu alanı da şirkten arındırır.
Allah’ın Adı Anılmışsa Her Et Otomatik Olarak Helal midir
Hayır.Tek şart bu değildir.
İslam hukukunda:
hayvanın türü,
ölüm biçimi,
kesim şartları,
kanın akıtılması
gibi başka hükümler de bulunmaktadır.
Dolayısıyla:
“Besmele çekildi, artık her şey helal.”
şeklinde basitleştirmek doğru olmaz.

Bu Ayet Hayvan Refahı Açısından da Bir Şey Söyler mi
Ayet doğrudan modern hayvan refahı mevzuatını anlatmaz.Ancak İslam ahlakının genelinde hayvana gereksiz acı çektirmemek, ona iyi davranmak ve kesimde eziyetten kaçınmak önemlidir.
Bu nedenle Allah’ın adını anmak, hayvanı hoyratça kullanmaya izin veren bir formül olarak düşünülemez.
Tam tersine, sorumluluk bilincini güçlendirmelidir.

Besmele Mekanik Bir Kelimeye Dönüşürse Yeterli Olur mu
Amaç sadece ses üretmek değildir.Kelimenin anlamı önemlidir:
“Allah’ın adıyla.”
Bu, insanın:
sahiplik,
şükür,
sorumluluk
bilincini yeniler.
Dil ile söylenen sözün kalpte ve davranışta karşılık bulması gerekir.

Bu Ayet Şükür Kavramını Nasıl Derinleştirir
Şükür yalnız:“Elhamdülillah.”
demek değildir.
Nimeti:
israf etmemek,
helal yoldan elde etmek,
başkalarının hakkını çiğnememek,
nimetin kaynağını unutmamak
da şükrün davranış boyutlarıdır.
Sofra bu nedenle ahlaki bir alandır.

İnsan Yediği Şeyin Nereden Geldiğini Düşünmeli midir
Ayet doğrudan modern gıda zincirini anlatmaz.Ama tefekkür açısından çok anlamlı bir sonuç çıkarılabilir.
Bir et parçasının arkasında:
bir canlı,
yem,
su,
emek,
nakliye,
üretim
vardır.
Bunu fark etmek tüketimi daha bilinçli hâle getirebilir.

En‘âm 116, 117 ve 118 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayet:
- ayet:
- ayet:
Bu geçiş çok anlamlıdır.
Yani hakikat sadece zihinsel tartışmada kalmaz.
Sofraya kadar iner.

Bu Ayet “Dindarlık Günlük Hayattan Ayrı Değildir” mi Diyor
Evet.İslam’ın temel yaklaşımında kulluk:
sadece camide,
sadece namazda,
sadece duada
yaşanmaz.
Yemek.
Ticaret.
Aile.
Kazanç.
Tüketim.
Bunların hepsi ahlaki ve dinî sorumluluğun alanına girebilir.

Helal Gıda Sadece Teknik Bir Etiket midir
Hayır.Teknik şartlar elbette önemlidir.
Ama helal kavramının daha geniş bir ahlaki yönü vardır.
Bir yiyecek teknik olarak uygun olsa bile:
israf,
sömürü,
haksız kazanç
gibi başka ahlaki sorunlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Helal bilinci, insanın tüketim alışkanlıklarını bütünüyle sorgulatabilir.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:Sofranı bile bilinçsiz tüketim alanına dönüştürme.
Ne yediğini.
Nereden geldiğini.
Nasıl elde edildiğini.
Ne kadar tükettiğini
düşün.
İman, en gündelik davranışı bile bilinçli hâle getirebilir.

En‘âm Suresi 118. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 118. ayet, insanın hayatında son derece sıradan görünen bir eylemi merkeze alır:Yemek yemek.
İnsan her gün yemek yer.
Bazen düşünmeden.
Bazen hızla.
Bazen yalnızca zevk için.
Ama Kur’an sofraya bile bir anlam taşır.
Bir hayvanın eti önündeyse, o et bir zamanlar canlı bir varlığın parçasıydı.
O canlı:
nefes aldı,
su içti,
beslendi,
yaşadı.
İnsan onun hayatından yararlanıyor.
Bu nedenle İslam, bu eylemi tamamen sıradanlaştırmaz.
Allah’ın adını anmak:
“Bu hayatın sahibi ben değilim.”
demektir.
Bu çok önemli bir bilinçtir.
Modern tüketim kültürü çoğu zaman ürünün arkasındaki süreci görünmez hâle getirir.
İnsan eti paket içinde görür.
Meyveyi rafta görür.
Ekmeği poşette görür.
Ama arkada:
toprak,
hayvan,
çiftçi,
işçi,
su,
zaman
vardır.
En‘âm 118 doğrudan bütün bu modern ayrıntıları anlatmaz; fakat insana nimetin kaynağını unutmama bilinci kazandırır.
Ayetin:
“Eğer Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız…”
ifadesi de çok güçlüdür.
Çünkü iman burada soyut bırakılmaz.
İnanıyorsan davranışında da bir karşılığı olsun.
Neyin helal olduğunu keyfine göre değiştirme.
Allah’ın izin verdiğini hurafeyle yasaklama.
Allah’ın yasakladığını arzunla meşrulaştırma.
Ve nimeti alırken Allah’ı unutma.
Belki de En‘âm 118’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:
İman yalnız gökyüzüne bakarken değil, sofraya otururken de kendini göstermelidir; çünkü şükür, nimeti sadece tüketmek değil, onun sahibini hatırlamak ve o nimete sorumlulukla yaklaşmaktır.
“En‘âm Suresi 118. ayet, Allah’ın adının anıldığı helal rızıklardan yararlanmayı ve din adına keyfî yasaklar üretmemeyi öğretir. Sofra yalnız bedenin doyduğu yer değil; insanın nimetin kaynağını, sorumluluğunu ve şükrünü yeniden hatırladığı bir kulluk alanıdır.”
Ersan Karavelioğlu