📖 En‘âm Suresi 117. Ayette “Şüphesiz Rabbin, Kimin O’nun Yolundan Saptığını En İyi Bilendir; Doğru Yolda Olanları da En İyi Bilen O’dur” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,566
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 117. Ayette “Şüphesiz Rabbin, Kimin O’nun Yolundan Saptığını En İyi Bilendir; Doğru Yolda Olanları da En İyi Bilen O’dur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 117. ayet, insanın başkaları hakkında kesin hüküm verme arzusuna sınır koyar. Kimin gerçekten sapmış, kimin gerçekten doğru yolda olduğunu bütün yönleriyle bilen yalnız Allah’tır.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 117. ayet, bir önceki ayetteki çok önemli uyarının hemen ardından gelir.

  1. ayette:
çoğunluğa körü körüne uymanın insanı saptırabileceği

anlatılmıştı.

  1. ayette ise ölçü yeniden Allah’ın bilgisine bağlanır:
Kimin saptığını da, kimin doğru yolda olduğunu da en iyi bilen Allah’tır.

Bu, hem epistemik hem ahlaki bir sınırdır.

İnsan değerlendirebilir.

Eleştirebilir.

Delil sunabilir.

Ama insanların iç dünyaları, niyetleri ve nihai durumları hakkında mutlak hüküm sahibi değildir.

1️⃣ “Rabbin En İyi Bilendir” İfadesi Ne Demektir ❓

İnsan sınırlı bilgiye sahiptir.

Allah ise:

görüneni,

gizliyi,

niyeti,

geçmişi,

geleceği

bilir.

Bu nedenle bir insanın gerçek yönelişini en doğru bilen Allah’tır.

2️⃣ “Kimin O’nun Yolundan Saptığını” Ne Anlama Gelir ❓

Buradaki sapma, Allah’ın gösterdiği hakikat ve hidayet yolundan uzaklaşmayı ifade eder.

Bu:

inançta,

ahlakta,

davranışta

ortaya çıkabilir.

Ama ayet özellikle nihai bilgiyi Allah’a verir.

3️⃣ İnsan Birinin Yanlışta Olduğunu Söyleyemez mi ❓

Söyleyebilir.

Bir davranış veya görüş:

vahye,

akla,

ahlaki ölçüye

aykırıysa eleştirilebilir.

Ama:

“Bu kişinin kalbi kesin böyledir.”

veya:

“Onun nihai akıbeti kesin şudur.”

gibi hükümler insan bilgisini aşabilir.

4️⃣ Davranışı Eleştirmek ile Kişiyi Mahkûm Etmek Aynı Şey midir ❓

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir davranışa:

yanlış,

haksız,

zararlı

denebilir.

Ama kişinin bütün varlığını tek hatasına indirgemek doğru olmayabilir.

İnsan değişebilir.

Tövbe edebilir.

Öğrenebilir.

5️⃣ Allah Neden Kimin Saptığını Daha İyi Bilir ❓

Çünkü Allah yalnız dış davranışı değil, iç dünyayı da bilir.

İnsan birini dışarıdan dindar görebilir.

Ama niyetini bilemez.

Başka birini çok hatalı görebilir.

Ama onun içindeki samimi dönüşü göremeyebilir.

Bu yüzden nihai değerlendirme Allah’a aittir.

6️⃣ “Doğru Yolda Olanları da En İyi Bilen O’dur” Ne Demektir ❓

Hidayet sadece dış görünüş değildir.

İnsan:

ibadet ediyor olabilir,

dindar görünebilir,

güzel konuşabilir.

Ama gerçek hidayet:

iman,

samimiyet,

ahlak,

istikamet

ile ilgilidir.

Bunların tamamını en iyi bilen Allah’tır.

7️⃣ Bu Ayet Dinî Kibir Konusunda Ne Öğretir ❓

Çok ciddi bir uyarı verir.

Bir insan:

“Ben kesin doğru yoldayım, diğer herkes yanlış.”

diye kibirli bir tutuma girebilir.

Ayet ise insana şunu hatırlatır:

Nihai bilgiyi sen değil, Allah taşıyor.

Bu, tevazu üretmelidir.

8️⃣ İnsan Kendi Hidayetinden Kesin Emin Olmalı mı ❓

İnsan imanına güvenebilir ve doğru bildiği yolda yürüyebilir.

Ama bu güven:

kibir,

kendini dokunulmaz görme,

başkalarını küçümseme

hâline dönüşmemelidir.

En sağlıklı tutum:

istikamet için çabalamak ve Allah’tan hidayet istemeye devam etmektir.

9️⃣ Bu Ayet “Hiç Kimseyi Eleştirmeyin” mi Diyor ❓

Hayır.

Yanlış fikirler eleştirilebilir.

Haksızlık eleştirilebilir.

Şirk eleştirilebilir.

Zulüm eleştirilebilir.

Ama eleştirinin sınırı, insanın Allah’ın yerine geçip insanların kalpleri hakkında mutlak hüküm vermemesidir.

🔟 “Allah En İyi Bilir” Demek Sorumluluktan Kaçmak mıdır ❓

Hayır.

İnsan yine:

doğruyu araştırır,

yanlışı söyler,

adaleti savunur.

Ama kendi bilgisinin sınırını bilir.

Bu çok önemli bir dengedir:

Sorumluluk var, mutlak hüküm yok.

1️⃣1️⃣ En‘âm 116 ve 117 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

  1. ayet:
Çoğunluğa körü körüne uyma.

  1. ayet:
Kimin gerçekten doğru veya yanlış yolda olduğunu Allah en iyi bilir.

Yani:

Kalabalığı ölçü yapma → Kendini de mutlak ölçü yapma.

Bu iki ayet birlikte çok güçlü bir denge kurar.

1️⃣2️⃣ İnsan Neden Başkalarını Kolayca Etiketler ❓

Çünkü etiketlemek kolaydır.

“Yanlış.”

“Cahil.”

“Bozuk.”

demek, insanı hızlı bir sonuca götürür.

Ama gerçek insanlar daha karmaşıktır.

Bir kişinin:

geçmişini,

travmasını,

bilgisini,

niyetini

tam olarak bilemeyiz.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Mezhep ve Grup Tartışmalarında Nasıl Bir Ölçü Verir ❓

İnsan kendi görüşünü savunabilir.

Ama diğer herkesi kolayca:

sapık,

dinsiz,

mahvolmuş

ilan etmek büyük bir sorumluluktur.

Fikir eleştirisi başka, insanın nihai kaderine hükmetmek başkadır.

Bu sınırı korumak gerekir.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Bilgisi İnsana Güven de Verir mi ❓

Evet.

Bazen insan yanlış anlaşılır.

Niyeti çarpıtılır.

Hakkında haksız hüküm verilir.

Bu durumda:

Allah gerçeği biliyor.

bilinci büyük bir teselli olabilir.

İnsanların yanlış değerlendirmesi, Allah’ın bilgisini değiştirmez.

1️⃣5️⃣ Hidayet Neden Sadece Dış Görünüşle Ölçülemez ❓

Çünkü dış görünüş yanıltabilir.

Bir kişi çok dindar görünebilir ama kötü ahlak taşıyabilir.

Bir başkası çok sessiz ve sade olabilir ama güçlü bir samimiyete sahip olabilir.

Gerçek değer, yalnız görüntüyle ölçülemez.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet İnsanları Yargılama Alışkanlığına Ne Söyler ❓

Şunu:

Hükmünü sınırla.

Davranışı değerlendir.

Ama insanın bütün varlığı hakkında kesin hüküm verme.

Çünkü sen bir kısmını görüyorsun.

Allah tamamını biliyor.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Kendi Kendimizi Değerlendirmeye Nasıl Yardımcı Olur ❓

Başkalarından önce kendimize bakmayı öğretir.

Ben gerçekten doğru yolda mıyım?

Yoksa sadece öyle olduğumu mu düşünüyorum?


Bu sorular insanı canlı tutar.

Hidayet, otomatik sahip olunan bir kimlik etiketi değil, korunması gereken bir istikamettir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

İnternette birkaç paylaşım görüp bir insanın bütün karakterine hükmetme.

Bugün insanlar saniyeler içinde etiketleniyor.

Bir cümle.

Bir video.

Bir hata.

Ve kişinin tamamı buna indirgeniyor.

Ayet, bu hızlı yargılama kültürüne ciddi bir sınır koyar.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 117. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 117. ayet, insanın hem başkaları hem kendisi hakkındaki hükmünü dengeler.

Bir önceki ayette:

“Çoğunluğa uyarsan sapabilirsin.”

denmişti.

İnsan buradan kolayca şu yanlış sonuca gidebilir:

“Demek ki herkes yanlış, sadece ben doğruyum.”

  1. ayet tam burada devreye girer.
Hayır.

Sen de mutlak ölçü değilsin.

Rabbin kimin saptığını en iyi bilir.

Bu çok güçlü bir tevazu çağrısıdır.

İnsan doğruyu aramalıdır.

Yanlışı eleştirmelidir.

Ama insanların iç dünyasını Allah’ın bilgisi gibi bildiğini düşünmemelidir.

Çünkü dış görünüş her şeyi anlatmaz.

Bir kişi bugün yanlışta olabilir.

Yarın dönebilir.

Bir kişi bugün çok doğru görünebilir.

Yarın farklılaşabilir.

İnsan değişken bir varlıktır.

Bu nedenle hidayet kimlik kartı gibi cebimizde taşıdığımız garanti bir etiket değil, sürekli korunması gereken bir yöneliştir.

Ayetin diğer tarafı ise çok teselli edicidir.

Bazen insanlar seni yanlış tanıyabilir.

Hakkında yanlış konuşabilir.

Niyetini bilmeden hüküm verebilir.

Ama Allah bilir.

Gerçekte neden yaptığını.

Ne kadar mücadele ettiğini.

Nerede hata yaptığını.

Nerede samimi olduğunu.

Bu yüzden insanın nihai değeri kalabalığın hükmüne bağlı değildir.

Ve belki En‘âm 117’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Çoğunluğun hükmünü hakikat sanma ama kendi hükmünü de Allah’ın hükmü sanma; gerçek basiret, doğruyu savunurken bile kimin kalbinde ne bulunduğunu ve nihai olarak kimin hidayette olduğunu en iyi bilenin Allah olduğunu unutmamaktır.

“En‘âm Suresi 117. ayet, insanın doğruyu aramasını isterken başkaları hakkında mutlak hüküm verme kibirinden de korur. Kimin saptığını ve kimin gerçek hidayet üzere olduğunu bütün yönleriyle bilen yalnız Allah’tır; insanın görevi ise hakikate yönelmek, kendi istikametini korumak ve hükmünde tevazuyu kaybetmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt