📖 En‘âm Suresi 107. Ayette “Allah Dileseydi Onlar Şirk Koşmazlardı. Biz Seni Onların Üzerine Bir Gözetleyici Yapmadık; Sen Onların Vekili de Değilsin

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,556
2,724,961
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 107. Ayette “Allah Dileseydi Onlar Şirk Koşmazlardı. Biz Seni Onların Üzerine Bir Gözetleyici Yapmadık; Sen Onların Vekili de Değilsin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 107. ayet, ilahî kudret ile insan sorumluluğunu aynı cümlede yan yana getirir. Allah’ın mutlak kudreti vardır; fakat peygamberin görevi insanları zorlamak değil, hakikati tebliğ etmektir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 107. ayet, bir önceki ayette Hz. Peygamber’e:

“Sana vahyedilene uy.”

ve:

“Şirk koşanlardan yüz çevir.”

denmesinin hemen ardından gelir.

Şimdi çok önemli bir sınır çizilir:

Sen onların imanını zorla üretecek bir gözetleyici değilsin.

Onların bütün seçimlerini üstlenecek bir vekil de değilsin.


Ayetin ilk cümlesi ise kelâm açısından oldukça derindir:

“Allah dileseydi onlar şirk koşmazlardı.”

Bu ifade, Allah’ın kudretini vurgularken insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

1️⃣ “Allah Dileseydi Onlar Şirk Koşmazlardı” Ne Demektir ❓

Bu ifade Allah’ın mutlak kudretini gösterir.

Allah dileseydi bütün insanları:

zorunlu biçimde,

itirazsız,

tek bir inanç üzerinde

yaratabilirdi.

Ama Kur’an’ın genel bütünlüğünde insanın seçim yapabilen ve sorumluluk taşıyan bir varlık olarak yaratıldığı görülür.

Dolayısıyla ayet:

“Allah şirkten razıdır.”

anlamına gelmez.

2️⃣ Allah’ın Dilemesi ile İnsan İradesi Nasıl Birlikte Düşünülmelidir ❓

Bu konu İslam düşüncesinin en derin meselelerinden biridir.

Bir tarafta Allah’ın mutlak kudreti vardır.

Diğer tarafta insanın seçimi ve sorumluluğu vardır.

Kur’an her ikisini de kabul eder.

Bu nedenle:

“İnsan tamamen bağımsızdır.”

demek de,

“İnsanın hiçbir seçimi yoktur.”

demek de Kur’an’ın bütün tablosunu eksik bırakabilir.

3️⃣ Allah Şirki İstemiyorsa Neden Engellemiyor ❓

Burada “dilemek” kavramının farklı boyutları dikkate alınmalıdır.

Allah bir şeyin varlık alanında gerçekleşmesine izin verebilir.

Ama ondan razı olmayabilir.

Örneğin insanın:

yalan söylemesi,

zulmetmesi,

inkâr etmesi

mümkün kılınmıştır.

Fakat bu, Allah’ın bunları ahlaken onayladığı anlamına gelmez.

Özgür sorumluluk alanı, yanlış seçme ihtimalini de içerir.

4️⃣ İnsan Yanlış Seçebiliyorsa Bu Özgürlüğün Bir Sonucu mudur ❓

Evet.

Gerçek tercih varsa, yanlış tercih ihtimali de vardır.

Eğer insan sadece tek bir davranışı yapabilecek şekilde yaratılmış olsaydı, ahlaki sorumluluk çok farklı bir anlam taşırdı.

Bu yüzden seçim özgürlüğü ile sorumluluk arasında güçlü bir bağ vardır.

5️⃣ Bu Ayet Kaderciliği mi Öğretiyor ❓

Hayır.

“Nasıl olsa Allah diledi, benim sorumluluğum yok.”

sonucu ayetin devamıyla çelişir.

Çünkü ayet insanların şirkinden söz eder ve Hz. Peygamber’in görev sınırını açıklar.

Kur’an genelinde insan sürekli:

seçimleri,

niyetleri,

davranışları

nedeniyle sorumlu tutulur.

6️⃣ “Biz Seni Onların Üzerine Gözetleyici Yapmadık” Ne Demektir ❓

Hz. Peygamber’in görevi insanların her davranışını zorla kontrol etmek değildir.

O:

anlatır,

uyarır,

örnek olur,

vahyi açıklar.

Ama insanları içeriden zorla inandırmaz.

Bu, peygamberlik görevinin önemli sınırlarından biridir.

7️⃣ Peygamber Neden İnsanları Zorla İnandıramaz ❓

Çünkü iman kalbin kabulünü gerektirir.

Bir insanın bedenine bir davranış yaptırılabilir.

Ama kalbine zorla inanç yerleştirilemez.

Zorlama:

itaat görüntüsü

üretebilir.

Ama gerçek iman üretmeyebilir.

8️⃣ “Sen Onların Vekili Değilsin” Ne Anlama Gelir ❓

Burada “vekîl”, birinin bütün işini üstlenen ve onun adına sorumluluğu taşıyan anlamı taşır.

Hz. Peygamber insanların:

tüm seçimlerini,

imanlarını,

sonuçlarını

üstlenen biri değildir.

Her insan kendi sorumluluğunu taşır.

9️⃣ Bu Ayet Peygamberin Görevini Küçültüyor mu ❓

Hayır.

Tam tersine sınırını doğru belirliyor.

Peygamberlik çok büyük bir görevdir.

Ama sınırsız bir kontrol yetkisi değildir.

Görev:

hakikati ulaştırmak.

Sonuç ise tamamen peygamberin kontrolünde değildir.

🔟 Bir İnsan Başkasının Hidayetinden Sorumlu mudur ❓

Belirli ölçüde anlatma ve örnek olma sorumluluğu olabilir.

Ama başkasının kalbini tamamen kontrol etmek mümkün değildir.

Bu yüzden insan:

çocuğuna,

arkadaşına,

ailesine

doğruyu anlatabilir.

Ama onların bütün tercihlerini kendi omzuna alamaz.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Ebeveynlere Ne Söyler ❓

Çok önemli bir denge öğretir.

Çocuğunu eğit.

Değerlerini anlat.

İyi örnek ol.

Ama büyüdükçe onun da bir iradesi olduğunu kabul et.

Sürekli kontrol etmek ile rehberlik etmek aynı şey değildir.

Aşırı kontrol, ilişkiyi zedeleyebilir.

1️⃣2️⃣ Dinî Tebliğde Başarının Ölçüsü Nedir ❓

Sadece kaç kişinin ikna olduğu değildir.

Bazen insan çok doğru anlatır ama muhatap kabul etmez.

Bu, anlatanın otomatik olarak başarısız olduğu anlamına gelmez.

Başarı bir ölçüde:

samimiyet,

doğruluk,

hikmet,

görevi yerine getirme

ile değerlendirilmelidir.

1️⃣3️⃣ Allah İnsanları Zorla İnandırmıyorsa Dinî Baskı Nasıl Değerlendirilmelidir ❓

Bu ayet, din adına zorlamanın sınırlarını düşünmek için çok önemlidir.

Allah insanı seçim yapabilen bir varlık olarak bırakıyorsa, insanlar birbirlerinin vicdanı üzerinde mutlak hâkimiyet kurmamalıdır.

İman:

baskıyla değil,

anlayış ve iç kabul ile

anlam kazanır.

1️⃣4️⃣ En‘âm 106 ve 107 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

  1. ayette:
“Vahye uy.”

denmişti.

  1. ayette:
“Ama insanların imanını zorla kontrol etmek senin görevin değil.”

denir.

Yani:

Hakikate sadakat + Başkasının iradesine sınır.

Bu ikisi birlikte yürür.

1️⃣5️⃣ İnsan Neden Başkalarını Kontrol Etmek İster ❓

Çünkü belirsizlik zordur.

İnsan:

çocuğunun,

eşinin,

arkadaşının,

toplumun

kendi istediği gibi davranmasını isteyebilir.

Ama aşırı kontrol, karşı tarafın kişiliğini ve özgürlüğünü yok sayabilir.

Ayet insanın bu kontrol arzusuna sınır koyar.

1️⃣6️⃣ “Ben Sorumlu Değilim” Diyerek Her Şeyi Bırakmak Doğru mudur ❓

Hayır.

Sınır bilmek ile ilgisizlik aynı şey değildir.

İnsan doğruyu anlatır.

Yardım eder.

Uyarır.

Ama sonra karşı tarafın seçiminin kendisine ait olduğunu kabul eder.

Bu, sorumluluk ile kontrol arasındaki farktır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Dinî İletişimde Hangi Ahlakı Öğretir ❓

Sabır.

Hikmet.

Açıklık.

Sınır.

İnsan karşısındakini:

küçümsemeden,

zorlamadan,

tehdit ederek manipüle etmeden

hakikate çağırmalıdır.

Çünkü amaç kalbi zorla ele geçirmek değil, önüne açık bir yol koymaktır.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Her şeyi kontrol etmek senin görevin değil.

Doğru bildiğini anlat.

Elinden geleni yap.

Ama insanların bütün kararlarını kendi sorumluluğun sanma.

Bu düşünce, hem dinî hayatta hem aile ve insan ilişkilerinde çok büyük bir rahatlama sağlayabilir.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 107. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 107. ayet, insanın belki de en zor öğrendiği derslerden birini öğretir:

Sorumluluk ile kontrol aynı şey değildir.

Hz. Peygamber insanlara vahyi anlatır.

Gece gündüz çaba gösterir.

Onların iyiliğini ister.

Ama Allah ona:

“Sen onların üzerinde gözetleyici değilsin.”

der.

Bu çok büyük bir sınırdır.

Çünkü insan sevdiği kişileri bile bazen kontrol etmek ister.

Çocuğunun bütün kararlarını.

Eşinin bütün davranışlarını.

Arkadaşının bütün tercihlerini.

Sonra biri yanlış bir karar verdiğinde:

“Ben nerede hata yaptım?”

diye kendisini tamamen suçlayabilir.

Elbette insan kendi hatasını sorgulamalıdır.

Ama başka bir insanın iradesi de vardır.

Sen doğruyu gösterebilirsin.

Ama onun yerine seçemezsin.

İşte ayetin:

“Sen onların vekili değilsin.”

ifadesi burada çok derin bir anlam kazanır.

Bir insanın hayatını onun yerine yaşayamazsın.

İmanını onun yerine taşıyamazsın.

Hesabını onun yerine veremezsin.

Bu aynı zamanda dinî otorite için de çok güçlü bir sınırdır.

Hiçbir din adamı.

Hiçbir öğretmen.

Hiçbir lider.

İnsanların kalplerinin sahibi değildir.

Hakikat anlatılır.

Ama iman zorla üretilmez.

Ayetin ilk cümlesi ise bütün bu tabloyu Allah’ın mutlak kudreti içinde tutar:

“Allah dileseydi şirk koşmazlardı.”

Yani Allah insanları tek tip ve zorunlu inançlı varlıklar hâline getirebilirdi.

Ama insanı sorumluluk taşıyan bir varlık olarak yaratmıştır.

Bu yüzden özgürlük sadece nimet değildir.

Aynı zamanda hesaptır.

Ve belki En‘âm 107’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:

İnsan sevdiği kişiye yol gösterebilir ama onun yerine yürüyemez; hakikati anlatabilir ama kalbine zorla yerleştiremez. Gerçek sorumluluk elinden geleni yapmak, gerçek tevazu ise sonucu tamamen kontrol edemediğini kabul etmektir.

“En‘âm Suresi 107. ayet, Allah’ın mutlak kudretini kabul ederken insan iradesinin ve kişisel sorumluluğun da sınırlarını gösterir. Peygamber bile insanların kalplerini zorla yönetmiyorsa, hiç kimse başkasının vicdanı üzerinde mutlak hâkimiyet kurma hakkına sahip olduğunu düşünmemelidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt