📖 En‘âm Suresi 103. Ayette “Gözler O’nu İdrak Edemez, O ise Bütün Gözleri İdrak Eder. O, Latîf’tir, Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 En‘âm Suresi 103. Ayette “Gözler O’nu İdrak Edemez, O ise Bütün Gözleri İdrak Eder. O, Latîf’tir, Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,556
2,724,960
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 103. Ayette “Gözler O’nu İdrak Edemez, O ise Bütün Gözleri İdrak Eder. O, Latîf’tir, Her Şeyden Haberdardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 103. ayet, Allah’ın varlığını yaratılmışların sınırlarına indirgememeyi öğretir. İnsan gözü sınırlıdır; Allah ise hem görüleni hem göreni kuşatan bir bilgi ve kudret sahibidir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 103. ayet, bir önceki ayetteki:

“Her şeyin yaratıcısı O’dur.”

ifadesinin hemen ardından gelir.

Bu sıralama çok anlamlıdır.

Allah her şeyin yaratıcısıysa, yarattığı şeylerden biri gibi düşünülemez.

Bir nesne gibi sınırlandırılamaz.

Bir şekle hapsedilemez.

Ayet bunu çok özlü bir ifadeyle anlatır:

“Gözler O’nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder.”

Burada mesele yalnız fiziksel görmek değil, Allah’ın yaratılmış kavrayışın bütünüyle kuşatılamayacağını anlamaktır.

1️⃣ “Gözler O’nu İdrak Edemez” Ne Demektir ❓

Ayetin kullandığı ifade sadece “görmek” anlamıyla sınırlı değildir.

“İdrak”, bir şeyi:

kuşatmak,

tam olarak kavramak,

sınırlarını bütünüyle bilmek

anlamlarına da gelir.

Bu nedenle ayet, insan gözünün ve kavrayışının Allah’ı yaratılmış bir nesne gibi bütünüyle kuşatamayacağını bildirir.

2️⃣ Bu Ayet “Allah Görülemez” mi Diyor ❓

Bu konu İslam kelâmında ayrıntılı biçimde tartışılmıştır.

Özellikle ahirette Allah’ın görülmesi meselesinde farklı yorumlar bulunmuştur.

Sünnî gelenekte yaygın görüş, müminlerin ahirette Allah’ı görebileceği; ancak bu görmenin Allah’ı kuşatmak ve mahiyetini bütünüyle kavramak anlamına gelmeyeceğidir.

Bazı kelâm ekolleri ise ayeti görmenin mümkün olmadığı yönünde yorumlamıştır.

Bu nedenle ayetin en güvenli ortak mesajı şudur:

Hiçbir insan Allah’ı bütünüyle kuşatamaz.

3️⃣ “Görmek” ile “İdrak Etmek” Aynı Şey midir ❓

Her zaman değil.

İnsan bir şeyi görebilir ama bütünüyle kavrayamayabilir.

Gökyüzünü görürsün.

Ama evrenin tamamını kuşatamazsın.

Denizi görürsün.

Ama bütün derinliklerini aynı anda bilemezsin.

Dolayısıyla “idrak”, sıradan görmeden daha güçlü bir anlam taşıyabilir.

4️⃣ Allah Neden Bir Nesne Gibi Görülemez veya Kuşatılamaz ❓

Çünkü nesneler:

sınırlıdır,

bir yerde bulunur,

ölçülebilir,

başka şeylerden ayrılabilir.

Allah ise Kur’an açısından yaratılmışların kategorisine ait değildir.

O, yaratılmış olanın değil, yaratmanın kaynağıdır.

Bu yüzden O’nu sıradan bir nesne gibi düşünmek tevhid anlayışıyla bağdaşmaz.

5️⃣ İnsan Neden Allah’ı Bir Şekilde Hayal Etmek İster ❓

Çünkü insan zihni çoğu şeyi görüntüler üzerinden düşünür.

Bir kavramı anlamak için:

şekil,

mekân,

boyut

aramaya eğilimlidir.

Ama Allah hakkında bu zihinsel alışkanlık yanıltıcı olabilir.

Çünkü insanın hayal ettiği her şekil zaten yaratılmış özellik taşır.

6️⃣ Allah’ı Hayal Edememek O’nun Yokluğuna mı İşaret Eder ❓

Hayır.

İnsanın zihinsel kapasitesinin sınırlı olması, gerçekliğin yalnız zihninin canlandırabildiği şeylerden oluştuğunu göstermez.

İnsan:

sonsuzluğu,

zamanın başlangıcını,

bilincin mahiyetini

bile tam olarak zihninde canlandıramayabilir.

Anlayamamak ile yokluk aynı şey değildir.

7️⃣ “O ise Bütün Gözleri İdrak Eder” Ne Anlama Gelir ❓

İnsan Allah’ı kuşatamaz.

Ama Allah insanı tamamen bilir.

Nereye baktığını.

Ne gördüğünü.

Ne yaptığını.

Hangi niyetle hareket ettiğini.

Bu nedenle ayetin iki yarısı arasında güçlü bir karşıtlık vardır:

İnsan sınırlı bilir.

Allah kuşatıcı bilir.


8️⃣ Allah’ın Bütün Gözleri İdrak Etmesi Sadece Fiziksel Görüşü mü Kapsar ❓

Hayır.

İfade daha geniş bir ilahî bilgi fikrine işaret eder.

Allah sadece gözün gördüğünü değil:

gören kişiyi,

görüşün şartlarını,

gizli olanı,

açık olanı

bilir.

Bu, ilahî bilginin kuşatıcılığını gösterir.

9️⃣ “Latîf” İsmi Ne Anlama Gelir ❓

“Latîf”, çok zengin anlamlara sahip ilahî isimlerden biridir.

İncelikleri bilen.

Lütfu son derece ince yollarla ulaşan.

Görünmeyen ayrıntılardan haberdar olan.

Nazik ve ince biçimde muamele eden.

Bu anlamların hepsi bağlama göre düşünülebilir.

Burada özellikle en ince ve görünmeyen şeyleri bilen anlamı güçlüdür.

🔟 Allah’ın “Latîf” Olması İnsan İçin Ne İfade Eder ❓

Bazen insanın yaşadığı bir şeyi kimse anlamaz.

Bir iyilik yapar, kimse görmez.

Bir acı taşır, kimse fark etmez.

Bir niyet kurar, kimse bilmez.

“Latîf” ve “Habîr” isimleri insana şunu hatırlatır:

En ince ayrıntılar bile Allah’ın bilgisinin dışında değildir.

1️⃣1️⃣ “Habîr” Ne Demektir ❓

“Habîr”, her şeyin iç yüzünden haberdar olan demektir.

Sadece görüneni değil:

arka planı,

niyeti,

sebebi,

sonucu

bilir.

İnsan çoğu zaman dış görünüşe göre hüküm verir.

Allah ise bütün tabloyu bilir.

1️⃣2️⃣ Latîf ve Habîr İsimleri Neden Birlikte Geliyor ❓

Çünkü biri inceliğe, diğeri derin bilgiye vurgu yapar.

Allah:

en küçük ayrıntıyı bilir,

arka planı bilir,

gizliyi bilir,

sonucu bilir.

Bu nedenle ilahî bilgi sadece “çok bilgi” değil, tam ve derin bilgidir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Allah’ın Benzersizliğini Nasıl Güçlendiriyor ❓

Bir önceki ayette Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğu söylenmişti.

  1. ayette ise:
yaratılmışların O’nu kuşatamadığı,

ama O’nun bütün yaratılmışları kuşattığı

anlatılır.

Bu, Yaratan ile yaratılan arasındaki farkı çok netleştirir.

1️⃣4️⃣ En‘âm 102 ve 103 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

  1. ayet:
Allah her şeyin yaratıcısıdır.

  1. ayet:
Hiçbir yaratılmış O’nu kuşatamaz, O ise hepsini kuşatır.

Yani:

Yaratıcılık → Benzersizlik → Kuşatıcı bilgi.

Bu üçlü tevhid anlayışını derinleştirir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Put Tasvirleri ve Allah’ı Resmetme Konusunda Ne Düşündürür ❓

İslam geleneğinde Allah’ı fiziksel bir biçimle temsil etmeme anlayışı güçlüdür.

Bunun temelinde de Allah’ın:

sınırlı,

biçimli,

yaratılmış

bir varlık gibi düşünülemeyeceği fikri vardır.

İnsan yaptığı her görüntüye sınır koyar.

Oysa Allah bu sınırlardan münezzehtir.

1️⃣6️⃣ Allah’ın Kuşatılamaması İnancı İnsanda Ne Tür Bir Tevazu Üretmelidir ❓

Şunu:

“Ben Allah hakkında her şeyi çözdüm.”

demekten sakınmayı.

İnsan vahiyden öğrenir.

Düşünür.

Kelâm yapar.

Felsefe yapar.

Ama Allah’ın zatını bütünüyle kavradığını iddia edemez.

Gerçek bilgi bazen kendi sınırını bilmektir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bilim ile İnanç Arasında Nasıl Bir Sınır Çizer ❓

Bilim, gözlenebilir evreni araştırır.

Ölçer.

Test eder.

Modeller kurar.

Allah ise Kur’an açısından fiziksel evren içindeki sıradan bir nesne değildir.

Bu yüzden Allah’ı bir laboratuvar nesnesi gibi görmek, iki farklı bilgi alanını birbirine karıştırmak olabilir.

Bilim yaratılmış düzeni araştırır; teoloji ise nihai kaynak ve anlamı tartışır.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Her şeyi görebildiğini sanma.

İnsan teknolojiyle çok şey görebilir.

Mikroskopla hücreyi.

Teleskopla galaksiyi.

Ama görmek arttıkça insanın bilmediğinin büyüklüğü de ortaya çıkar.

Bilgi, kibir yerine tevazu üretmelidir.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 103. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 103. ayet, insanın en büyük zihinsel yanılgılarından birini kırar:

“Göremiyorsam yoktur.”

İnsan gözünün sınırları vardır.

Çıplak gözle mikropları göremez.

Radyo dalgalarını göremez.

Birçok elektromanyetik dalga boyunu algılayamaz.

Ama bunların görünmemesi yokluk anlamına gelmez.

Bu bilimsel örnekler Allah’ı kanıtlamak için değil, daha temel bir gerçeği göstermek için önemlidir:

İnsan algısı, gerçekliğin tamamı değildir.

Ayet ise bundan çok daha ileri bir şey söyler.

Allah sırf gözden saklanan bir nesne değildir.

O, yaratılmışların bütünüyle kuşatabileceği türden bir varlık değildir.

İnsan O’nu bir şekle koyamaz.

Bir hacimle ölçemez.

Bir koordinata hapsedemez.

Ama Allah insanı bilir.

Gözünün gördüğünü bilir.

Görmediğini bilir.

Niyetini bilir.

Kalbinin içindeki en küçük hareketi bilir.

Bu nedenle ayet insana iki şey öğretir:

Tevazu.

Ve:

Güven.

Tevazu, çünkü sen her şeyi bilmiyorsun.

Güven, çünkü senin bilmediğin yerde bile Allah’ın bilgisi devam ediyor.

İnsan bazen:

“Kimse beni görmüyor.”

diye düşünür.

Bu düşünce kötülük için tehlikeli olabilir.

Ama aynı cümle iyilik için de başka bir anlam taşır:

Kimse görmese bile Allah bilir.

Kimse teşekkür etmese bile Allah bilir.

Kimse acını anlamasa bile Allah bilir.

“Latîf” ve “Habîr” isimlerinin tesellisi biraz da burada ortaya çıkar.

Ve belki En‘âm 103’ün bugün için en güçlü cümlesi şudur:

İnsan Allah’ı kuşatamaz; fakat Allah insanın görünenini de görünmeyenini de kuşatır. Gerçek iman, her şeyi bildiğini sanmak değil, bilginin sınırını kabul ederken kendisini sonsuz bilgi sahibi Allah’ın huzurunda bilmektir.

“En‘âm Suresi 103. ayet, insan gözünün ve aklının Allah’ı yaratılmış bir nesne gibi kuşatamayacağını, buna karşılık Allah’ın bütün varlığı en ince ayrıntısına kadar bildiğini öğretir. İmanın olgunluğu, Allah’ı zihnimizin sınırlarına hapsetmek değil, O’nun benzersizliğini kabul ederken kendi sınırımızı bilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2
Geri
Üst Alt