📖 En‘âm Suresi 114. Ayette “Allah Size Kitabı Ayrıntılı Biçimde İndirmişken O’ndan Başka Bir Hakem mi Arayayım? Kendilerine Kitap Verdiklerimiz, Onun

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,566
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 114. Ayette “Allah Size Kitabı Ayrıntılı Biçimde İndirmişken O’ndan Başka Bir Hakem mi Arayayım? Kendilerine Kitap Verdiklerimiz, Onun Rabbinden Hak Olarak İndirildiğini Bilirler. Öyleyse Sakın Şüphe Edenlerden Olma” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 114. ayet, hakemlik ve ölçü meselesini doğrudan vahye bağlar. İnsanların kanaatleri değişebilir; fakat hak ile batılı ayırmada nihai ölçünün ne olduğu sorusu, tevhidin yalnız ibadette değil hüküm ve değer alanında da belirleyici olduğunu gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 114. ayet, önceki ayetlerde anlatılan:

yaldızlı sözler,

aldatıcı söylemler,

kalbin yanlışa meyletmesi

konularından sonra çok önemli bir soruya geçer:

Doğru ile yanlış arasında son ölçü ne olacak?

İnsanların sözü mü?

Çoğunluğun kanaati mi?

Dönemin modası mı?

Yoksa vahiy mi?

Ayetin cevabı açıktır:

Allah kitabı ayrıntılı biçimde indirmişken, nihai hakem olarak başka bir ölçü aranmaz.

1️⃣ “Allah’tan Başka Bir Hakem mi Arayayım?” Ne Demektir ❓

Buradaki “hakem”, hüküm veren ve ihtilafı çözen merci anlamındadır.

Ayet, özellikle dinî hakikatin ölçüsünde Allah’ın vahyini merkeze koyar.

Yani:

Nihai ölçü insan keyfi değil, ilahî rehberliktir.

Bu, insanların hiçbir konuda görüş bildiremeyeceği anlamına gelmez.

Asıl mesele, vahyin üstüne bağımsız ve mutlak bir otorite çıkarmamaktır.

2️⃣ “Hakem” ile “Hâkim” Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓

“Hakem”, taraflar arasında hüküm veren ve anlaşmazlığı çözen kişiyi çağrıştırır.

Ayetin anlamında ise Allah’ın:

doğruyu yanlıştan ayıran,

nihai ölçüyü koyan

otoritesi öne çıkar.

Burada tevhid sadece:

“Allah birdir.”

demek değildir.

Aynı zamanda:

“Nihai değer ve hakikat ölçüsü O’ndan gelir.”

demektir.

3️⃣ “Kitabı Ayrıntılı Biçimde İndirmişken” Ne Anlama Gelir ❓

Kur’an temel inanç ve ahlak ilkelerini:

açıklayarak,

örnekleyerek,

tekrar ederek,

farklı bağlamlarda göstererek

insana ulaştırır.

Bu ifade, kitabın rehberlik açısından anlaşılır ve açıklayıcı niteliğine işaret eder.

4️⃣ Kur’an Her Konunun Bütün Teknik Ayrıntılarını mı Açıklar ❓

Hayır.

“Ayrıntılı açıklama”, Kur’an’ın her bilimsel, teknik veya hukuki ayrıntıyı tek tek ansiklopedi biçiminde verdiği anlamına gelmez.

Kur’an özellikle:

iman,

ahlak,

ibadet,

sorumluluk,

helal-haramın temel çerçevesi,

insanın Allah ile ilişkisi

konularında rehberlik sunar.

Bu ayrımı korumak önemlidir.

5️⃣ Vahiy Hakemse Akla Gerek Yok mudur ❓

Tam tersine, vahyi anlamak için akıl gerekir.

İnsan:

dili çözer,

bağlamı değerlendirir,

ayetler arasında ilişki kurar,

sonuç çıkarır.

Yani vahiy ile akıl rakip değildir.

Akıl, vahyi anlamanın temel araçlarından biridir.

6️⃣ İnsan Yorumları O Zaman Önemsiz midir ❓

Hayır.

Tefsir.

Fıkıh.

Kelâm.

Hikmet.

Bunların hepsi yorum ve anlama faaliyetidir.

Ama yorum ile vahyin kendisi aynı şey değildir.

İnsan yorumu:

doğru olabilir,

eksik olabilir,

yanlış olabilir.

Bu yüzden hiç kimsenin yorumu Kur’an’ın kendisiyle eşitlenmemelidir.

7️⃣ Bu Ayet Dinî Otoriteyi Nasıl Sınırlar ❓

Çok güçlü biçimde.

Âlim büyük olabilir.

Hoca bilgili olabilir.

Bir mezhep köklü olabilir.

Ama bunların hiçbiri Allah’ın vahyinin üzerinde değildir.

İnsanların sözleri değerlendirilir.

Fakat nihai kutsallık insan yorumuna verilmez.

8️⃣ “Kendilerine Kitap Verdiklerimiz Onun Hak Olduğunu Bilirler” Ne Demektir ❓

Burada önceki vahiy geleneklerinden haberdar olan bazı Ehl-i kitap mensuplarının, Kur’an’ın ilahî vahiy çizgisiyle bağlantısını tanıyabildiklerine işaret edilir.

Bu ifade bütün Yahudi veya Hristiyanların aynı tavrı gösterdiği anlamına gelmez.

Ayet belirli bilgi sahibi kimselerin tanıklığına dikkat çeker.

9️⃣ Bu Ayet Ehl-i Kitabın Tamamını Aynı Şekilde mi Değerlendirir ❓

Hayır.

Kur’an’ın farklı ayetlerinde Ehl-i kitap içinde:

inananlar,

itiraz edenler,

samimi olanlar,

gerçeği gizleyenler

gibi farklı tutumlar anlatılır.

Bu yüzden tek bir davranışı bütün topluluğa genellemek doğru değildir.

🔟 “Rabbinden Hak Olarak İndirildiğini Bilirler” Ne Anlama Gelir ❓

Buradaki “hak”, gerçek, doğru ve yerli yerinde anlamlarını taşır.

Yani Kur’an kendisini:

insan uydurması,

rastgele söz,

aldatıcı söylem

olarak değil;

Allah’tan gelen hak mesaj olarak sunar.

Bu, surenin önceki “yaldızlı söz” temasına da güçlü bir karşılıktır.

1️⃣1️⃣ Yaldızlı Söz ile Hak Söz Arasındaki Fark Nedir ❓

Yaldızlı söz:

çekici olabilir ama yanıltıcıdır.

Hak söz:

bazen hoşumuza gitmeyebilir ama gerçeğe uygundur.

İnsan için en büyük sınavlardan biri budur.

Hoşumuza gideni mi arıyoruz, doğru olanı mı?

En‘âm 114 bu soruyu yeniden merkeze taşır.

1️⃣2️⃣ “Şüphe Edenlerden Olma” İfadesi Peygamberin Gerçekten Şüphe Ettiğini mi Gösterir ❓

Klasik tefsirlerde bu tür hitaplar çoğu zaman:

peygamberi pekiştiren,

ümmete ders veren,

hakikat karşısında tereddüde düşmeme çağrısı

olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle doğrudan:

“Hz. Peygamber vahiyden şüphe ediyordu.”

sonucunu çıkarmak doğru değildir.

1️⃣3️⃣ Şüphe Her Zaman Kötü müdür ❓

Hayır.

Samimi soru sormak başka,

deliller açıklığa kavuştuğu hâlde sürekli tereddüt üretmek başka şeydir.

Şüphe bazen araştırmayı başlatabilir.

Ama insan hiçbir cevabı kabul etmeyecek biçimde şüpheyi sürekli besliyorsa, artık şüphe araç olmaktan çıkıp bir sığınağa dönüşebilir.

1️⃣4️⃣ İnsan Neden Sürekli Yeni Hakemler Arar ❓

Çünkü kendi istediği sonucu alamadığında başka bir merci arayabilir.

Bir görüş hoşuna gitmez.

Başka görüş arar.

O da hoşuna gitmez.

Sonunda sadece kendi arzusunu onaylayan kişiyi seçer.

Bu durumda hakem aramıyor olabilir.

Onay arıyor olabilir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet “Din Adına Her Şeyi Kur’an’dan Tek Başına Çıkar” mı Diyor ❓

Bu kadar basit değildir.

Kur’an’ın anlaşılması için:

dil,

sünnet,

bağlam,

tefsir geleneği,

fıkıh yöntemleri

gibi araçlardan yararlanılmıştır.

Ayetin temel mesajı, bütün bu araçların ilahî vahyin yerine geçirilmemesi gerektiğidir.

1️⃣6️⃣ En‘âm 112, 113 ve 114 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

  1. ayet:
Yanlış, yaldızlı sözlerle süslenebilir.

  1. ayet:
Kalp bu sözlerden hoşlanabilir.

  1. ayet:
Öyleyse nihai ölçüyü nerede arayacaksın?

Cevap:

Allah’ın vahyinde.

Bu üç ayet birlikte son derece güçlü bir bilgi ve ahlak zinciri oluşturur.

1️⃣7️⃣ Hakem Olarak Vahyi Almak Günlük Hayatta Ne Anlama Gelir ❓

İnsan karar verirken sadece:

“Bana ne kazandırır?”

diye sormaz.

Aynı zamanda:

“Bu doğru mu?”

“Adil mi?”

“Allah’ın koyduğu ahlaki ölçülerle uyuşuyor mu?”

diye sorar.

Bu, vahyin günlük hayatın dışında bırakılmaması demektir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Seni sadece onaylayan bir hakem arama.

İnsan bugün internet üzerinden istediği görüşü kolayca bulabilir.

Bir davranışı savunan biri mutlaka vardır.

Ama bir görüşün bulunabilir olması, onun doğru olduğunu göstermez.

Asıl soru şudur:

Ölçün ne?

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 114. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 114. ayet, bilgi bolluğunun yaşandığı çağımızda çok güçlü bir soruyla karşımıza çıkar:

“Hakem olarak kimi seçiyorsun?”

Bugün insanın önünde binlerce ses var.

Bir konu hakkında arama yapıyorsun.

Birisi:

“Doğrudur.”

diyor.

Bir başkası:

“Yanlıştır.”

diyor.

Bir diğeri:

“Hiç önemli değil.”

diyor.

İnsan isterse birkaç dakika içinde kendi istediği görüşü destekleyen birini bulabilir.

Ama burada tehlikeli bir şey ortaya çıkar:

Hakikati aramak yerine onay aramak.

En‘âm 114 bunu kırar.

Allah kitabı indirmişse, mümin için nihai değer ölçüsü sadece kendi arzusu olamaz.

Bu, yorumların hiç olmayacağı anlamına gelmez.

Ama yorumların üzerinde bir referans bulunduğu anlamına gelir.

Bu da insanı hem kibirden hem keyfîlikten korur.

Çünkü insan bazen farkında olmadan şöyle davranabilir:

Kur’an benim fikrimi destekliyorsa kabul ederim.

Desteklemiyorsa başka yorum ararım.

Oysa vahyin hakem olması tam tersini gerektirir:

Ben kendi fikrimi vahyin ölçüsüne göre sorgularım.

Ayetin sonundaki:

“Şüphe edenlerden olma.”

ifadesi de kör inanç çağrısı değildir.

Öncesinde deliller vardır.

Yaratılış anlatılmıştır.

Peygamberler anlatılmıştır.

Vahiy açıklanmıştır.

Muhalif görüşler aktarılmıştır.

Yani güven, düşüncesizliğin değil, değerlendirilen delillerin ardından gelen istikametin ifadesidir.

Ve belki En‘âm 114’ün bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Hakikati arayan insan, kendisini onaylayacak bir hakem değil, gerektiğinde kendisini düzeltecek bir ölçü arar. Vahyi hakem kabul etmek de insanın kendi arzusunu mutlaklaştırmaktan vazgeçip, kendisini daha yüksek bir hakikat ölçüsünün karşısında sorgulamaya razı olmasıdır.

“En‘âm Suresi 114. ayet, yaldızlı sözlerin ve değişken insan kanaatlerinin arasında nihai ölçünün vahiy olduğunu hatırlatır. Hakikati aramak, sadece bize uygun cevapları toplamak değil; gerektiğinde kendi düşüncemizi de Allah’ın bildirdiği ölçünün karşısında yeniden değerlendirebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt