📖 Bakara Suresi 148. Ayette “Herkesin Yöneldiği Bir Yön Vardır. Öyleyse Hayırlarda Yarışın. Nerede Olursanız Olun Allah Sizi Bir Araya Getirecektir.

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,818
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 148. Ayette “Herkesin Yöneldiği Bir Yön Vardır. Öyleyse Hayırlarda Yarışın. Nerede Olursanız Olun Allah Sizi Bir Araya Getirecektir. Şüphesiz Allah’ın Her Şeye Gücü Yeter” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsanlar farklı yönlere bakabilir, farklı yollardan yürüyebilir; fakat asıl yarış, kimin daha çok tartıştığında değil, kimin daha çok iyilik ürettiğinde anlam kazanır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 148. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 148. ayeti, kıble tartışmasının ortasında son derece önemli bir yön değişikliği yapar.


Önce:


“Herkesin yöneldiği bir yön vardır.”


denir.


Ardından tartışmanın merkezini biçimden ahlaka taşıyan güçlü emir gelir:


“Hayırlarda yarışın.”


Ve ayetin sonunda:


“Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir.”


buyrularak ahiret ve hesap hatırlatılır.


Bu ayet sanki şunu söyler:


Yön meselesini anlayın.


Fakat bütün hayatınızı:


“Kim hangi tarafa dönüyor?”


tartışmasına hapsetmeyin.


Asıl büyük yarış:


iyilik yarışıdır.


2️⃣ “Herkesin Yöneldiği Bir Yön Vardır” Ne Demektir ❓


Ayette geçen ifade:


“ve li-kullin vichetun huve müvellîhâ”


şeklindedir.


“Viche”:


yön,


istikamet,


yöneliş


anlamlarını taşır.


Bağlam kıble olduğu için burada öncelikle:


her topluluğun yöneldiği ibadet yönü


anlaşılır.


Yahudi geleneğinin yönelişi vardır.


Hristiyanların farklı ibadet gelenekleri vardır.


Müslümanların kıblesi:


Kâbe’dir.


Fakat ayet hemen ardından:


hayır yarışına


geçtiği için, fiziksel yönün ötesinde insanın hayat yönünü de düşündüren güçlü bir anlam oluşur.


3️⃣ Ayet “Bütün Yönler Aynıdır” mı Diyor ❓


Hayır.


Bir önceki ayetlerde Müslümanların kıblesinin:


Mescid-i Haram yönü


olduğu açık biçimde belirlenmiştir.


Dolayısıyla 148. ayet:


“İstediğiniz tarafa dönün, fark etmez.”


dememektedir.


Asıl vurgu:


kıble farklılığını sonsuz bir üstünlük kavgasına dönüştürmemektir.


Doğru kıble belirlenmiştir.


Ama din:


yalnızca yön tartışmasından ibaret değildir.


Kıble doğru olacak.


Fakat:


hayat da doğru olacak.


4️⃣ “Hayırlarda Yarışın” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki ifade:


“festebikû’l-hayrât”


şeklindedir.


Yani:


iyiliklerde öne geçmeye çalışın, hayırlarda yarışın.


Burada çok dikkat çekici bir şey vardır.


Kur’an:


“Birbirinizi yenmek için yarışın.”


demez.


“Kim daha üstün grup olduğunu kanıtlayacak diye yarışın.”


demez.


Yarışın alanını şöyle belirler:


Hayır.


Yani:


adalet,


merhamet,


yardım,


dürüstlük,


ibadet,


insana fayda


gibi iyilikler.


5️⃣ Dinî Yarış Neden İyilik Üzerinden Olmalıdır ❓


Çünkü insan dinî aidiyetini kolaylıkla:


üstünlük rekabetine


dönüştürebilir.


“Biz daha doğruyuz.”


“Biz daha eskiyiz.”


“Bizim geleneğimiz daha üstün.”


“Bizim grubumuz daha değerlidir.”


Bu tartışmaların sonu gelmeyebilir.


Ayet ise ölçüyü değiştirir:


“İyilikte yarışın.”


Yani soruyu:


“Kim daha çok iddia ediyor?”


noktasından çıkarıp:


“Kim daha çok hayır üretiyor?”


noktasına taşır.


6️⃣ İyilikte Yarışmak Başkalarını Geçme Hırsı mıdır ❓


Hayır.


Buradaki yarış:


kibirli rekabet olarak anlaşılmamalıdır.


Amaç:


başkasının iyilik yapmasını istememek


değildir.


Tam tersine:


başkasının iyiliği seni:


daha fazla iyiliğe


teşvik edebilir.


Bir kişi:


yoksullara yardım ediyor.


Sen:


“Onu nasıl geçerim?”


diye şöhret için değil,


“Ben de daha fazla fayda üretebilirim.”


diye harekete geçebilirsin.


Bu yarışta:


başkasının kazanması senin kaybetmen değildir.


Çünkü:


iyilik çoğaldıkça herkes kazanabilir.


7️⃣ İnsanlar Neden İyilikte Değil de Gösterişte Yarışmaya Daha Yatkındır ❓


Çünkü görünür başarı:


alkış getirir.


Para görünür.


Statü görünür.


Takipçi sayısı görünür.


Lüks görünür.


Fakat:


samimiyet,


vicdan,


sessiz iyilik,


affetme,


kimsenin bilmediği yardım


çoğu zaman görünmez.


İnsan da kolaylıkla:


görünen başarıların yarışına


kapılabilir.


Bakara 148 ise insanın yönünü değiştirir:


“Hayırda yarış.”


Yani alkışın değil:


değerin peşinden git.


8️⃣ Bir İyilik Gizli Yapıldığında Değeri Azalır mı ❓


Hayır.


Hatta bazı durumlarda gizlilik:


samimiyeti koruyabilir.


İnsan:


yardım eder.


Ama kimse bilmez.


Birisini affeder.


Kimse duymaz.


Hakkı olmadığı bir şeyi almaz.


Kimse onu kontrol etmiyordur.


İşte ahlakın en güçlü biçimlerinden biri:


seyircisiz iyiliktir.


Çünkü insan artık:


insanların alkışı için değil,


doğru olduğu için


iyilik yapmaktadır.


9️⃣ “Hayırlarda Yarışmak” Bireysel mi, Toplumsal mı Bir Emirdir ❓


İkisini de kapsayabilir.


Birey:


dürüstlükte,


merhamette,


ibadette,


yardımda


kendini geliştirebilir.


Toplumlar ise:


eğitimde,


adalette,


bilimde,


yoksullukla mücadelede,


insan onurunu korumada


daha fazla iyilik üretmek için çalışabilir.


Düşünün:


ülkeler yalnızca:


silah,


servet,


teknoloji


yarışına değil,


adalet ve insanlık yarışına


girseydi dünya nasıl olurdu?


Bakara 148’in “hayır yarışı” fikri çok büyük bir medeniyet ilkesi taşıyabilir.


🔟 Kıble Tartışmasının Ortasında Neden Birden İyilikten Söz Ediliyor ❓


Çünkü biçim tartışmaları insanı özden uzaklaştırabilir.


İnsanlar:


“Doğru yön hangisi?”


diye tartışırken:


adaleti unutabilir.


“Kim doğru topluluk?”


diye kavga ederken:


merhameti unutabilir.


Ayet kıbleyi küçümsemez.


Kıble önemlidir.


Fakat sanki şöyle bir denge kurar:


Doğru yöne dönmeniz yeterli değildir; o yönelişin hayatınızda iyiliğe dönüşmesi gerekir.


Beden Kâbe’ye döner.


Hayat:


hayra dönmelidir.


1️⃣1️⃣ İnsan Doğru İbadeti Yapıp Ahlaken Kötü Kalabilir mi ❓


Dış biçim açısından ibadet yapabilir.


Fakat Kur’an’ın hedeflediği dönüşüm tam gerçekleşmemiş olabilir.


İnsan namaz kılabilir.


Ama:


yalan söyleyebilir.


Kıbleye dönebilir.


Ama:


kul hakkı yiyebilir.


Hacca gidebilir.


Ama:


kibirli davranabilir.


Bu durumda ibadetin anlamıyla davranış arasında:


ciddi bir kopukluk


oluşur.


Bakara 148’in:


“Hayırlarda yarışın.”


emri, kıblenin ahlaki sonucunu hatırlatır.


1️⃣2️⃣ “Nerede Olursanız Olun Allah Sizi Bir Araya Getirecektir” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade klasik olarak:


kıyamet günü bütün insanların yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması


ile ilişkilendirilir.


İnsan:


dünyanın neresinde ölürse ölsün,


denizde,


karada,


başka bir ülkede,


çok uzak bir yerde


olabilir.


Kur’an’ın ahiret anlayışında:


hiç kimse ilahi hesaptan kaybolmaz.


Allah herkesi yeniden bir araya getirecektir.


1️⃣3️⃣ Bu Cümle Neden “Hayırlarda Yarışın” Emrinin Hemen Ardından Geliyor ❓


Çünkü yarışın bir:


hesap boyutu


vardır.


İnsan dünyada:


iyilik de yapar,


kötülük de.


Bir gün bütün bu hayat:


Allah’ın huzurunda değerlendirilecektir.


Bu yüzden:


“Hayırda yarışın.”


emri yalnızca:


toplumsal fayda çağrısı değildir.


Aynı zamanda:


ahirete hazırlık çağrısıdır.


İnsan neyin peşinden koştuğunu düşünmelidir.


Çünkü yolun sonunda:


toplanma vardır.


1️⃣4️⃣ “Nerede Olursanız Olun” İfadesi Ölümden Kaçışın Mümkün Olmadığını mı Hatırlatır ❓


Evet, güçlü biçimde böyle düşünülebilir.


İnsan:


başka ülkeye gidebilir.


Kimliğini değiştirebilir.


Servetini taşıyabilir.


Dünyada bazı sistemlerden kaçabilir.


Fakat:


ölümden ve nihai hesaptan kaçamaz.


Bu ifade insanın mekânsal kaçış imkanlarını anlamsızlaştırır.


Nerede olursan ol:


Allah seni bilir.


Ve ahiret günü:


toplanmanın dışında kalamazsın.


1️⃣5️⃣ “Allah’ın Her Şeye Gücü Yeter” İfadesi Neden Ayetin Sonunda Yer Alır ❓


Çünkü yeniden diriliş insan açısından:


olağanüstü bir olaydır.


İnsan düşünür:


Milyarlarca kişi öldü.


Bedenler dağıldı.


Yüzyıllar geçti.


Nasıl yeniden toplanacaklar?


Ayet buna:


“Allah her şeye kadirdir.”


diye cevap verir.


Yani yaratmayı ilk kez gerçekleştiren Allah’ın:


yeniden diriltmeye de gücü yeter.


Burada ilahi kudret:


ahiret vaadinin teminatı


olarak sunulur.


1️⃣6️⃣ Herkesin Farklı Yöne Yönelmesi İnsanların Farklılığını Kabul Etmek Anlamına da Gelir mi ❓


Ayetin doğrudan bağlamı kıbledir.


Fakat buradan daha geniş bir hayat dersi düşünülebilir.


İnsanlar:


farklı kültürlerde,


farklı şartlarda,


farklı mizahlarda


yaşar.


Her farklılığı yok etmeye çalışmak yerine:


ortak iyilik alanları oluşturmak mümkün olabilir.


İnsan seninle her konuda aynı düşünmeyebilir.


Ama:


**adalet,


yardımlaşma,


insan onurunu koruma**


gibi hayırlarda birlikte hareket edebilirsiniz.


Bu, teolojik farklılıkları ortadan kaldırmaz.


Ama farklılığın:


iyilik yapmayı engellememesi gerektiğini


düşündürür.


1️⃣7️⃣ Bakara 147 Ve 148 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette:

“Hakikat Rabbindendir.”


denilmişti.


  1. ayette ise:

“Hayırlarda yarışın.”


buyrulur.


Bu sıra çok anlamlıdır.


Önce:


hakikatin kaynağı belirlenir.


Sonra:


o hakikatin insandan istediği hareket gösterilir.


Yani iman:


yalnızca:


doğruyu bilmek


değildir.


Doğruyu bildikten sonra:


iyilik üretmek


gerekir.


147:


Hakikati tanı.


148:


Hakikatin gereğini yaşa.


1️⃣8️⃣ Bakara 148’den Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Hayatını kimin daha üstün olduğunu kanıtlamaya değil, daha fazla iyilik üretmeye harca.


İnsan çok zaman:


karşılaştırma içinde yaşar.


Kim daha zengin?


Kim daha başarılı?


Kim daha ünlü?


Kim daha haklı?


Kim daha dindar?


Ayet bütün bu yarışların ortasında:


başka bir yarış önerir:


Kim daha fazla hayır üretebilir?


Bu yarışta insan:


başkasını ezmeden de öne geçebilir.


Çünkü:


iyilik yarışının galibi çoğaldıkça dünya güzelleşir.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 148 Bize “Hangi Yöne Döndüğümüzü Çok Tartışıyoruz da, O Yöne Döndükten Sonra Ne Kadar İyilik Ürettiğimizi Yeterince Tartışıyor muyuz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 148. ayet, kıble tartışmasının ortasında belki de en beklenmedik cümlelerden birini söyler:


“Hayırlarda yarışın.”


İnsan bekleyebilir ki tartışma daha da ayrıntılansın.


Hangi yön?


Neden bu yön?


Kim haklı?


Kim yanlış?


Ama Kur’an bir noktada sanki:


“Şimdi asıl meseleye geçin.”


der.


Çünkü insan din konusunda:


sonsuz tartışmalar yapabilir.


Bir ayrıntıyı yıllarca konuşabilir.


Kimin doğru yorumladığını tartışabilir.


Ama aynı insan:


yan komşusunun aç olduğunu görmeyebilir.


Bir yetimin ihtiyacını fark etmeyebilir.


Bir insana yaptığı haksızlığı önemsemeyebilir.


Ve burada çok büyük bir çelişki doğar:


Yön tartışması vardır, fakat hayır yoktur.


Bakara 148 bunun dengesini kurar.


Kıbleyi doğru bil.


Doğru yöne dön.


Ama sonra:


iyiliğe koş.


Çünkü kıble sana yalnızca:


bedeninin yönünü


göstermemelidir.


Aynı zamanda hayatının:


ahlaki yönünü


hatırlatmalıdır.


Belki bunun çok güçlü bir sembolik görüntüsü vardır.


Dünyanın her yerindeki Müslümanlar:


Kâbe’ye doğru dönüyor.


Çizgiler çizsek:


milyonlarca yön aynı merkeze ulaşır.


Ama sonra bu insanlar namazdan çıkıyor.


İşte asıl soru orada başlıyor:


Bu ortak merkez, ortak bir ahlak üretiyor mu?


Aynı kıbleye dönüyoruz.


Peki:


aynı adalet duygusuna sahip miyiz?


Birbirimizin hakkını koruyor muyuz?


Zayıf olanı eziyor muyuz?


Yalan söylüyor muyuz?


Çıkarımız için doğruyu değiştiriyor muyuz?


Çünkü Kâbe'ye yönelmek:


çok büyük bir ibadet sembolüdür.


Ama ayetin hemen ardından gelen:


“Hayırlarda yarışın.”


cümlesi bize:


sembolün meyvesini


sorar.


Meyve nedir?


İyilik.


Bu yarışın güzelliği de çok farklıdır.


Normal yarışlarda:


bir kişi kazanır.


Diğerleri kaybeder.


Bir kişi birinci olur.


Diğerleri geride kalır.


Ama hayır yarışında:


on kişi birden çok iyilik yaptığında:


on kişi de kazanabilir.


Bir şehirde yüz kişi fakire yardım ederse:


kimse diğerinin iyiliğinden kaybetmez.


Tam tersine:


toplum kazanır.


Bir ülke eğitim kalitesini yükseltirse:


başka ülkeler de bundan öğrenebilir.


Bir insan merhameti artırırsa:


başkasının merhametinin değeri azalmaz.


Bu yüzden hayır yarışı:


rekabetin en güzel biçimidir.


Rakibinin başarısını kıskanmak yerine:


onun iyiliğinden ilham alırsın.


“Benden daha çok yardım yaptı.”


deyip rahatsız olmazsın.


Şöyle dersin:


“Ne güzel. Ben de daha fazla ne yapabilirim?”


Bu zihniyet toplumları değiştirebilir.


Düşünün:


insanlar lüks arabada yarışmak yerine:


kaç öğrenci okuttuklarında yarışsa.


Şirketler sadece kârda değil:


çalışanlarına adalette yarışsa.


Ülkeler sadece askeri güçte değil:


eğitimde,


bilimde,


insan haklarında,


yoksulluğu azaltmada


yarışsa.


İnsanlar sosyal medyada:


kim daha çok dikkat çekti diye değil,


kim daha çok fayda üretti


diye yarışsa.


Bakara 148’in:


“festebikû’l-hayrât”


ifadesi bu açıdan sadece bireysel bir ahlak öğüdü değil:


bir medeniyet tasavvuru


haline gelebilir.


Sonra ayet birden ölüm ve ahiret ufkunu açar:


“Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirecektir.”


Bu cümle bütün dünyevi yarışlara:


son çizgiyi çeker.


Nerede olursan ol.


Ne kadar uzağa gidersen git.


Ne kadar güçlü olursan ol.


Bir gün:


toplanacaksın.


Ve belki orada:


kaç kişiyi geçtiğin değil,


ne kadar hayır taşıdığın


daha önemli olacaktır.


Dünyada insanlar:


birbirlerini geride bırakmaya çalışıyor.


Daha büyük ev.


Daha yüksek makam.


Daha fazla servet.


Daha fazla tanınma.


Ama bütün bu yarışın sonunda herkes:


aynı gerçekle buluşuyor:


ölüm.


Bakara 148 bu yüzden yarışın konusunu değiştirmemizi ister gibi görünür.


Madem yarışıyoruz:


değecek bir şey için yarışalım.


Daha iyi bir insan olmak için.


Daha adil olmak için.


Daha faydalı olmak için.


Daha çok iyilik bırakmak için.


Çünkü bir gün insanların:


hangi arabayı kullandığın,


kaç takipçin olduğu,


hangi unvanı taşıdığın


unutulabilir.


Ama yaptığın bir iyilik:


sen öldükten sonra bile:


başka bir insanın hayatında yaşamaya devam edebilir.


Ve belki Bakara 148’in bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:


Hayatımızın sonunda geriye dönüp baktığımızda, başkalarını geçmek için ne kadar uğraştığımızı mı göreceğiz, yoksa dünyadan ayrılmadan önce ne kadar iyiliği çoğaltabildiğimizi mi?


“İnsan hayatını başkalarının önüne geçmeye harcayabilir; Kur’an ise daha güzel bir yarış teklif eder: hayırda öne geçmek. Çünkü iyilik yarışında başkasının kazanması senin kaybın değil, insanlığın kazancıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt