📖 A‘râf Suresi 199. Ayette “Affı Esas Al, İyiliği Emret ve Cahillerden Yüz Çevir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 199. Ayette “Affı Esas Al, İyiliği Emret ve Cahillerden Yüz Çevir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,839
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 199. Ayette “Affı Esas Al, İyiliği Emret ve Cahillerden Yüz Çevir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Her söze cevap vermek güç değildir; bazen asıl güç, affedilecek yerde affetmek, yapılacak iyiliği söylemek ve seni seviyesizliğe çeken tartışmadan vakarını koruyarak uzaklaşabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 198. ayetinde:

Allah’a:

ortak koşulan:

varlıkların:

işitmediği,

gerçekten:

görmediği

ve:

kendilerine:

yüklenen:

ilahî:

güce:

sahip:

olmadıkları:

anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
konu:

çok:

dikkat çekici:

bir biçimde:

insanın:

başka:

insanlarla:

nasıl:

ilişki:

kurması:

gerektiğine:

döner.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Affı esas al, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”

Bu:

Kur’an’ın:

ahlak:

konusunda:

çok kısa:

ama:

çok kapsamlı:

ayetlerinden:

biridir.

Sadece:

üç:

emir:

vardır:

Affı esas al.

İyiliği emret.

Cahillerden yüz çevir.


Ama:

bu:

üç:

cümle:

insanın:

ailesiyle,

arkadaşlarıyla,

toplumla,

kendisine:

kötü:

davrananlarla

ve:

hatta:

tartışmalarla:

nasıl:

ilişki:

kuracağını:

belirleyebilecek:

kadar:

geniştir.

Ayet:

insana:

şunu:

öğretir:

Her yanlışla savaşmak zorunda değilsin.

Her söze cevap vermek zorunda değilsin.

Ama iyiliği de terk etmemelisin.


Bu:

pasiflik:

değildir.

Bu:

ahlaki ölçü

dür.

1️⃣ “Affı Esas Al” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Huzil-‘afve”

ifadesi:

yer alır.

Afv

kelimesi:

bağlama:

göre:

affetmek,

bağışlamak,

kolay olanı:

kabul etmek,

fazlalık

ve:

insanlardan:

güçlerinin:

yettiği:

ölçüde:

olanı:

istemek:

gibi:

anlam:

alanlarına:

sahiptir.

Bu nedenle:

ayet:

yalnız:

“Bütün suçları bağışla.”

şeklinde:

daraltılmamalıdır.

Daha:

geniş:

bir:

ahlaki:

anlayış:

vardır:

İnsanlara karşı kolaylaştırıcı, bağışlayıcı ve gereksiz zorlayıcılıktan uzak ol.

2️⃣ Affetmek Her Yanlışı Görmezden Gelmek midir ❓​

Hayır.

Affetmek:

ile:

yanlışı:

doğru:

saymak:

aynı:

şey:

değildir.

Bir:

insan:

sana:

yanlış:

yapmış:

olabilir.

Sen:

onu:

affedebilirsin.

Ama:

“Yaptığın doğruydu.”

demek:

zorunda:

değilsin.

Affetmek:

bazen:

insanın:

kendi:

kalbini:

kin:

yükünden:

kurtarmasıdır.

Yanlışın:

yanlış:

olduğunu:

söyleyip:

intikam:

duygusunu:

büyütmemektir.

3️⃣ Her Şeyi Affetmek Zorunda mıyız ❓​

Hayır.

Kur’an’ın:

adalet:

öğretisi:

de:

vardır.

İnsanın:

hakkını:

araması:

meşrudur.

Özellikle:

şiddet,

istismar,

sürekli:

haksızlık

ve:

başkalarının:

haklarını:

ihlâl eden:

durumlarda:

“Affetmek zorundasın.”

şeklindeki:

bir:

baskı:

ayet:

üzerinden:

kurulmamalıdır.

Affetmek:

fazilet:

olabilir.

Ama:

adalet:

arayışı:

da:

meşrudur.

Affetmek, zulmün devam etmesine izin vermek değildir.

4️⃣ “İnsanlardan Kolay Olanı Kabul Etmek” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki:

afv

kelimesi:

bazı:

tefsirlerde:

insanlardan:

güçlerinin:

ötesini:

istememek:

şeklinde:

de:

açıklanmıştır.

Bu:

çok:

güzel:

bir:

ahlaki:

ölçüdür.

İnsanlardan:

kusursuzluk:

bekleme.

Herkes:

senin:

gibi:

düşünmek:

zorunda:

değil.

Herkes:

senin:

hızında:

öğrenmek:

zorunda:

değil.

Herkes:

senin:

duygularını:

kusursuz:

anlamak:

zorunda:

değil.

İnsanları insan oldukları gerçeğiyle kabul et.

5️⃣ İnsanlardan Kusursuzluk Beklemek Neden İlişkileri Bozar ❓​

Çünkü:

hiçbir:

insan:

kusursuz:

değildir.

Eşin:

hata:

yapabilir.

Çocuğun:

hata:

yapabilir.

Arkadaşın:

yanlış:

anlayabilir.

Sen:

de:

hata:

yaparsın.

Eğer:

ilişkilerde:

tek:

ölçün:

kusursuzluk:

olursa,

sonunda:

herkesten:

hayal:

kırıklığı:

yaşarsın.

Ayet:

insanı:

daha:

gerçekçi:

bir:

ahlaka:

çağırır:

İnsanlardan mümkün olan iyiliği kabul et; imkânsız kusursuzluğu isteme.

6️⃣ “İyiliği Emret” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Ve’mur bil-‘urf”

denir.

‘Urf

kelimesi:

tanınan,

bilinen,

aklen

ve:

ahlaken:

iyi:

kabul edilen:

güzel:

davranış:

anlamlarına:

gelir.

Bu:

nedenle:

buradaki:

ifade:

genellikle:

“iyiliği emret”

veya:

“güzel olanı öğütle”

şeklinde:

anlaşılır.

Yani:

mümin:

yalnız:

yanlıştan:

uzak:

durmaz.

İyiliğin yayılmasına da katkıda bulunur.

7️⃣ Buradaki “Örf” Her Toplumsal Geleneği Doğru Saymak mıdır ❓​

Hayır.

Türkçede:

örf

kelimesi:

çoğunlukla:

toplumda:

yerleşmiş:

gelenek:

anlamında:

kullanılır.

Ama:

Kur’an’daki:

‘urf

yalnız:

“Toplum ne yapıyorsa doğrudur.”

demek:

değildir.

Bir:

gelenek:

adalete,

ahlaka

ve:

vahyin:

temel:

ölçülerine:

aykırı:

olabilir.

Bu nedenle:

toplumda:

yaygın:

olması:

bir:

davranışı:

otomatik:

olarak:

iyi:

yapmaz.

Yaygınlık ile doğruluk aynı şey değildir.

8️⃣ İyiliği Emretmek İnsanları Zorlamak mıdır ❓​

Hayır.

İyiliği:

anlatmak:

başka,

insanın:

iradesini:

ortadan:

kaldırmak:

başka:

bir:

şeydir.

Bir:

insana:

nasihat:

edebilirsin.

Doğruyu:

anlatabilirsin.

Kendi:

davranışınla:

örnek:

olabilirsin.

Ama:

her:

insanın:

hayatını:

kontrol:

etmek:

senin:

görevin:

değildir.

Nasihat, tahakküme dönüşmemelidir.

9️⃣ İyiliği Emreden Kişinin Önce Kendisi İyi Olmak Zorunda mıdır ❓​

İnsan:

söylediğini:

yaşamaya:

çalışmalıdır.

Bu:

ahlaki:

tutarlılık:

için:

çok:

önemlidir.

Ama:

bir:

insan:

henüz:

kusursuz:

değil:

diye:

doğruyu:

söylemesi:

anlamsız:

hâle:

gelmez.

Örneğin:

sigarayı:

bırakamayan:

bir:

baba:

çocuğuna:

“Sen başlama.”

dediğinde:

söz:

yanlış:

olmaz.

Ama:

en:

güçlü:

nasihat:

elbette:

söz ile davranışın mümkün olduğunca birbirini desteklemesidir.

🔟 “Cahillerden Yüz Çevir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Ve a‘rid ‘ani’l-câhilîn”

denir.

Buradaki:

cahil

yalnız:

okuma:

yazma:

bilmeyen

veya:

eğitimsiz:

insan:

demek:

değildir.

Kur’an’ın:

ahlaki:

dilinde:

cahillik:

bazen:

öfkeyle,

taşkınlıkla,

kaba:

davranışla,

düşüncesizlikle

ve:

sınır:

tanımayan:

tavırlarla:

ilişkilidir.

Bu yüzden:

ayet:

şunu:

öğütler:

Seni seviyesiz bir tartışmaya çeken davranışların peşine düşme.

1️⃣1️⃣ “Yüz Çevirmek” Kaçmak veya Korkmak mıdır ❓​

Her zaman:

hayır.

Bazen:

tartışmayı:

terk etmek:

zayıflık:

değildir.

Tam tersine:

çok:

büyük:

bir:

özdenetim:

gerektirir.

Bir:

insan:

sana:

hakaret:

ediyor.

Sen:

de:

hakaret:

edebilirsin.

Ama:

etmemeyi:

seçiyorsun.

Bu:

korku:

olmayabilir.

Kendini onun seviyesine indirmemek olabilir.

1️⃣2️⃣ Her Hakarete Cevap Vermemek Doğru mudur ❓​

Çoğu:

zaman:

evet.

Çünkü:

bazı:

insanlar:

cevap:

aramaz.

Tartışma:

aramaz.

Hakikat:

aramaz.

Sadece:

seni:

öfkelendirmek:

ister.

Sen:

cevap:

verdikçe:

tartışma:

büyür.

Bazen:

en:

etkili:

cevap:

cevap vermemektir.

Ama:

bu:

her:

durumda:

susmak:

gerektiği:

anlamına:

gelmez.

Haksız:

bir:

suçlamayı:

düzeltmek,

hakkını:

savunmak

veya:

başkasını:

korumak:

gerekebilir.

1️⃣3️⃣ Cahillerden Yüz Çevirmek Haksızlığa Sessiz Kalmak mıdır ❓​

Hayır.

Bu:

ayrım:

çok:

önemlidir.

Bir:

insan:

sana:

sırf:

laf:

atıyorsa:

ondan:

uzaklaşabilirsin.

Ama:

bir:

insan:

başka:

birine:

şiddet:

uyguluyorsa,

“Ben cahilden yüz çeviriyorum.”

diyerek:

sorumluluğu:

terk etmek:

başka:

bir:

şeydir.

Ayet:

gereksiz:

ve:

seviyesiz:

çatışmayı:

beslememeyi:

öğretir.

Adalet yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Öfke Kontrolü Hakkında Ne Öğretiyor ❓​

Çok:

güçlü:

bir:

ölçü:

veriyor.

İnsan:

öfkelendiğinde:

hemen:

cevap:

vermek:

isteyebilir.

Mesaj:

yazar.

Sesini:

yükseltir.

Hakaret:

eder.

Sonra:

pişman:

olur.

A‘râf 199:

sanki:

insanın:

öfke:

anına:

üç:

filtre:

koyar:

Affedilebilir mi?

Söylenecek iyi ve doğru bir söz var mı?

Yoksa burada uzaklaşmak mı daha doğru?


Bu:

üç:

soru:

birçok:

kavgayı:

büyümeden:

bitirebilir.

1️⃣5️⃣ Sosyal Medyada Bu Ayetin Mesajı Nasıl Uygulanabilir ❓​

Bugün:

insan:

her:

yoruma:

cevap:

vermek:

zorundaymış:

gibi:

hissedebilir.

Birisi:

hakaret:

eder.

Hemen:

cevap:

verir.

Sonra:

başka:

biri:

katılır.

Tartışma:

saatlerce:

sürer.

Ayet:

bize:

şunu:

hatırlatabilir:

Her yorum senin cevabını hak etmez.

Bir:

eleştiri:

samimiyse:

cevap:

verebilirsin.

Bir:

yanlış:

bilgi:

varsa:

düzeltebilirsin.

Ama:

yalnız:

hakaret:

etmek:

isteyen:

biriyle:

sonsuz:

tartışma:

zorunluluğun:

yoktur.

1️⃣6️⃣ Affetmek İnsan Psikolojisini Nasıl Etkileyebilir ❓​

Affetmek:

bazen:

karşındaki:

insandan:

çok:

seni:

özgürleştirebilir.

Çünkü:

kin:

insanı:

uzun:

süre:

içeride:

bağlayabilir.

Bir:

olayı:

defalarca:

zihninde:

tekrar:

edersin.

“Bana bunu nasıl yaptı?”

dersin.

Karşındaki:

insan:

belki:

hayatına:

devam:

etmiştir.

Ama:

sen:

olayın:

içinde:

kalmışsındır.

Affetmek:

“Yapılan doğruydu.”

demek:

değildir.

Bazen:

şunu:

demektir:

“Bu olayın hayatımı sonsuza kadar yönetmesine izin vermeyeceğim.”

1️⃣7️⃣ “Cahilden Yüz Çevirmek” Bazen Sınır Koymak Anlamına da Gelebilir mi ❓​

Evet.

Bir:

insan:

sürekli:

seni:

aşağılıyorsa,

sürekli:

hakaret:

ediyorsa,

her:

konuşmayı:

kavgaya:

çeviriyorsa,

ona:

sınır:

koyman:

gerekebilir.

Sınır:

koymak:

kin:

tutmak:

değildir.

Şöyle:

diyebilirsin:

“Benimle bu şekilde konuşulduğunda konuşmayı sürdüremem.”

Bu:

çok:

sağlıklı:

bir:

ahlaki:

tavır:

olabilir.

Affetmek, sınırsız erişim vermek değildir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 198. ve 199. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
ilahlaştırılan:

varlıkların:

işitmediği:

ve:

görmediği:

anlatılmıştı.

Yani:

insana:

önce:

hakikati doğru görmesi

öğretilmişti.

  1. ayet:
şimdi:

hakikati:

gördükten:

sonra:

nasıl davranması gerektiğini

öğretir:

Affı esas al.

İyiliği emret.

Cahillerden yüz çevir.


Böylece:

Kur’an:

yalnız:

yanlış:

inancı:

eleştirmekle:

kalmaz.

İnsana:

doğru:

ahlakı:

da:

öğretir.

Çünkü:

hakikati bilmek, güzel ahlakla yaşanmadığında eksik kalabilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 199. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 199. ayet:

yalnız:

birkaç:

kelimeden:

oluşur.

Ama:

insan:

ilişkilerinin:

neredeyse:

tamamına:

dokunabilecek:

bir:

ahlak:

haritası:

sunar:

Affı esas al.

İyiliği emret.

Cahillerden yüz çevir.


Bu:

üç:

emri:

birlikte:

düşünmek:

çok:

önemlidir.

Sadece:

“Affet.”

denmiş:

olsaydı,

insan:

her:

şeyi:

görmezden:

gelmek:

gerektiğini:

düşünebilirdi.

Ama:

ayet:

ardından:

“İyiliği emret.”

diyor.

Yani:

yanlışı:

doğru:

ilan:

etme.

İyiyi:

söylemeye:

devam:

et.

Ardından:

“Cahillerden yüz çevir.”

diyor.

Yani:

iyiliği:

söyledikten:

sonra:

seni:

sonsuz:

kavgaya:

çekmek:

isteyen:

her:

insanın:

peşinden:

gitmek:

zorunda:

değilsin.

Bu:

çok:

dengeli:

bir:

ahlaktır.

Çünkü:

insan:

ilişkilerinde:

iki:

uç:

vardır.

Birinci:

uç:

şudur:

Her şeye karşılık vermek.

Birisi:

sana:

bir:

kelime:

söyledi.

Sen:

iki:

kelime:

söylersin.

O:

sesini:

yükseltir.

Sen:

daha:

çok:

yükseltirsin.

O:

hakaret:

eder.

Sen:

daha:

ağır:

hakaret:

edersin.

Sonra:

hiç:

kimse:

başlangıçta:

neden:

tartıştığını:

bile:

hatırlamaz.

Ama:

kalpler:

kırılmıştır.

Aile:

ilişkileri:

bozulmuştur.

Arkadaşlık:

bitmiştir.

Belki:

yıllarca:

konuşulmamıştır.

A‘râf 199:

bu:

zincirin:

ortasına:

girer

ve:

şunu:

söyler:

“Bir yerde dur.”

Her:

sözü:

büyütme.

Her:

yanlışı:

savaşa:

çevirme.

Her:

hakareti:

kimlik:

meselesi:

yapma.

Bazen:

affet.

Bazen:

iyiyi:

söyle.

Bazen:

de:

çekil.

Bu:

çok:

büyük:

bir:

olgunluk:

gerektirir.

Çünkü:

insanın:

egosu:

şöyle:

der:

“Son sözü ben söylemeliyim.”

Ama:

ahlak:

bazen:

şöyle:

der:

“Son sözü söylemek zorunda değilsin.”

Bir:

tartışmayı:

kazanabilirsin.

Ama:

ilişkiyi:

kaybedebilirsin.

Bir:

cümleyle:

karşındakini:

susturabilirsin.

Ama:

onu:

kalbinden:

kırabilirsin.

Haklı:

olabilirsin.

Ama:

haklılığını:

yanlış:

bir:

üslupla:

savunabilirsin.

İşte:

ayet:

yalnız:

ne söylediğine

değil,

nasıl söylediğine

de:

dikkat:

ettirir.

“İyiliği emret.”

İyilik:

kötü:

bir:

üslupla:

savunulduğunda:

etkisini:

kaybedebilir.

Bir:

insana:

doğruyu:

söylerken:

onu:

aşağılıyorsan,

belki:

doğru:

kelimeleri:

kullanıyorsundur.

Ama:

yanlış:

bir:

ahlak:

sergiliyorsundur.

Bu:

özellikle:

din:

anlatırken:

çok:

önemlidir.

Bir:

insana:

namazı:

anlatabilirsin.

Ama:

“Sen zaten kötü bir insansın.”

diyerek:

aşağılarsan,

belki:

onu:

namaza:

yaklaştırmak:

yerine:

dinden:

uzaklaştırırsın.

Bir:

insana:

yanlışını:

anlatabilirsin.

Ama:

onu:

herkesin:

önünde:

küçük:

düşürmek:

zorunda:

değilsin.

İyiliği:

emretmenin:

de:

bir:

ahlakı:

vardır.

Belki:

bazen:

en:

etkili:

nasihat:

söz:

değil,

davranıştır.

Çocuğuna:

“Saygılı ol.”

demek:

kolaydır.

Ama:

sen:

eşine:

sürekli:

saygısız:

davranıyorsan,

çocuğun:

sözünü:

değil,

davranışını:

öğrenebilir.

“Yalan söyleme.”

dersin.

Ama:

telefon:

çaldığında:

çocuğa:

“Evde yok de.”

dersen,

hangi:

dersi:

vermiş:

olursun?

Bu yüzden:

iyiliği emretmek, iyiliği mümkün olduğunca yaşamayı da gerektirir.

Ayetin:

“cahillerden yüz çevir”

bölümü:

ise:

bugünün:

dünyasında:

belki:

her zamankinden:

daha:

önemli:

hâle:

gelmiştir.

Çünkü:

insanın:

önüne:

her gün:

yüzlerce:

fikir,

yorum,

hakaret

ve:

tartışma:

düşebilir.

Eskiden:

bir:

insanın:

sana:

hakaret:

etmesi:

için:

seninle:

aynı:

yerde:

olması:

gerekiyordu.

Bugün:

dünyanın:

öbür:

ucundaki:

biri:

bir:

telefon:

ekranından:

sana:

ulaşabilir.

Bir:

yorum:

yazar.

Sen:

sinirlenirsin.

Cevap:

verirsin.

O:

cevap:

verir.

Saat:

geçer.

Bir:

bakarsın:

hayatından:

iki:

saat:

gitmiş.

Sonuç:

ne?

Hiçbir:

şey.

Karşındaki:

fikrini:

değiştirmemiş.

Sen:

sinirlenmişsin.

Günün:

bozulmuş.

İşte:

A‘râf 199:

belki:

ekranın:

karşısında:

da:

şunu:

söyler:

Her çağrıya cevap verme.

Her kavgaya girme.

Her hakareti taşıma.


Bazı:

insanlar:

anlamak:

istemiyor:

olabilir.

Onlara:

bir:

kez:

sakin:

bir:

cevap:

verirsin.

Yine:

hakaret:

ediyorsa:

çekilirsin.

Bu:

yenilmek:

değildir.

Zamanını ve huzurunu korumaktır.

Ama:

burada:

çok:

önemli:

bir:

denge:

daha:

vardır:

“Cahillerden yüz çevir.”

demek:

insanları:

küçümsemek:

demek:

değildir.

Bir:

insana:

“Sen cahilsin, benim seviyemde değilsin.”

diye:

kibirlenmek:

ayet:

ahlakının:

tam:

tersine:

dönebilir.

Buradaki:

esas:

mesele:

insanın:

kimliği:

değil,

cahilce davranıştır.

Çünkü:

bugün:

cahilce:

davranan:

biri:

yarın:

daha:

olgun:

davranabilir.

Bugün:

çok:

olgun:

olan:

biz:

de:

yarın:

öfkemize:

yenilip:

cahilce:

davranabiliriz.

Bu nedenle:

ayet:

bize:

başkalarını:

etiketlemek:

için:

değil,

kendi davranışımızı yönetmek için

verilmiştir.

Şöyle:

düşünmek:

daha:

doğrudur:

“Bu konuşma şu anda sağlıklı bir yere gitmiyor. Ben bu seviyeye inmeyeceğim.”

Bu:

kişiyi:

değersiz:

görmek:

değildir.

Davranışın:

zararlı:

döngüsüne:

katılmamaktır.

Ayet:

affetmek:

konusunda:

da:

çok:

gerçekçi:

bir:

denge:

öğretir.

Bazen:

insan:

affettiğini:

söyler.

Ama:

her:

kavgada:

eski:

olayı:

yeniden:

masaya:

getirir.

“Ben seni affettim ama beş yıl önce şunu yapmıştın.”

der.

Eğer:

bir:

şeyi:

gerçekten:

affetmeye:

karar:

verdiysen,

onu:

sürekli:

silah:

olarak:

kullanmak:

affın:

ruhuyla:

uyuşmaz.

Ama:

affetmek:

unutmak:

zorunda:

olmak:

da:

değildir.

Bir:

olaydan:

ders:

alabilirsin.

Tekrar:

aynı:

zararı:

görmemek:

için:

sınır:

koyabilirsin.

Bu:

çok:

önemlidir:

Affetmek ile yeniden aynı güveni vermek aynı şey değildir.

Bir:

insanı:

affedebilirsin.

Ama:

ona:

yeniden:

aynı:

yetkiyi:

vermeyebilirsin.

Seni:

bir kez:

dolandıran:

birini:

kalbinde:

affedebilirsin.

Ama:

ertesi:

gün:

paranı:

yeniden:

ona:

emanet:

etmek:

zorunda:

değilsin.

Seni:

sürekli:

aşağılayan:

bir:

akrabana:

kin:

tutmamayı:

seçebilirsin.

Ama:

kendi:

ruh:

sağlığını:

korumak:

için:

mesafe:

koyabilirsin.

Çünkü:

merhamet ile sınır koymak birbirinin düşmanı değildir.

Ayetin:

belki:

en:

güzel:

taraflarından:

biri:

budur:

İnsana:

hem:

yumuşaklık

hem:

ahlaki:

netlik

hem de:

mesafe:

öğretir.

Affet.

Ama:

iyiliği:

terk:

etme.

İyiliği söyle.

Ama:

her:

insanı:

zorla:

değiştirmeye:

çalışma.

Cahillikten uzaklaş.

Ama:

kibirlenme.

Bu:

üçlü:

denge:

insanın:

karakterini:

çok:

olgun:

bir:

yere:

taşıyabilir.

Belki de A‘râf 199’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Ben her çatışmada haklı çıkmaya mı çalışıyorum, yoksa gerçekten doğru ve güzel olanı mı korumaya çalışıyorum?

Çünkü:

bu:

ikisi:

her:

zaman:

aynı:

şey:

değildir.

Bazen:

haklı:

olduğunu:

kanıtlamak:

için:

karşındaki:

insanı:

ezersin.

Kazandığını:

sanırsın.

Ama:

ahlaken:

kaybetmiş:

olabilirsin.

Bazen:

cevap:

vermezsin.

Karşındaki:

“Susturdum.”

sanır.

Ama:

sen:

aslında:

kendi:

öfkeni:

yenmişsindir.

Hangi:

zafer:

daha:

büyüktür?

Bazen:

insanın:

en:

zor:

kazandığı:

zafer:

başkasını:

yenmek:

değil,

kendi öfkesini yönetmektir.

Bu yüzden:

A‘râf 199:

insana:

çok:

sade:

ama:

çok:

derin:

bir:

yaşam:

ölçüsü:

bırakır:

Affedilebilecek yerde affet.

İyi ve doğru olanı söyle.

Ama seni anlamsız, kaba ve sonuçsuz bir tartışmanın içine çekene bütün enerjini teslim etme.


Çünkü:

her:

savaş:

senin:

savaşın:

değildir.

Her:

söz:

cevabını:

hak:

etmez.

Her:

yanlış:

aynı:

yöntemle:

düzeltilmez.

Ve:

bazen:

ahlakın:

en:

güçlü:

hâli:

sakin kalmak, doğruyu söylemek ve sonra yürüyüp gitmektir.


“Affetmek seni küçültmez, iyiliği söylemek seni zorba yapmaz, seviyesiz bir tartışmadan çekilmek de seni korkak yapmaz. Bazen insanın gerçek gücü, her savaşı kazanmakta değil; hangi savaşa hiç girmemesi gerektiğini bilebilmesindedir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt