Abese Suresi 31. Ayette “Meyveler Ve Otlaklar Bitirdik” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanlarla Hayvanların Rızkının Aynı Yeryüzü Sisteminde Birlikte Sunulması Ne Anlatır
“Abese Suresi’nin otuz birinci ayeti, yeryüzündeki rızkın yalnızca insan için hazırlanmış tek yönlü bir sistem olmadığını düşündürür: ‘Meyveler ve otlaklar.’ İnsan meyveden yararlanırken hayvan otlaktan beslenir; fakat her ikisinin hayatı da aynı suya, toprağa ve doğal döngülere bağlıdır. Bu ayet, insanın doğadan bağımsız olmadığını ve yaşamın büyük bir ortaklık içinde sürdüğünü hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 31. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 31. ayetinde:
“Ve fâkiheten ve ebbâ.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Meyveler ve otlaklar.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette:
gür ve sık ağaçlı bahçeler
anlatılmıştı.
Şimdi o bahçelerin ve yeryüzünün sunduğu iki önemli nimet öne çıkarılır:
meyveler
ve:
hayvanların yararlandığı otlaklar.
“Fâkihe” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Fâkihe”:
meyve
anlamına gelir.
Kelime yalnızca tek bir meyveyi değil:
çeşitli meyveleri
kapsayan genel bir ifadedir.
Üzüm,
hurma,
incir,
nar
ve başka meyveler bu geniş anlam içerisinde düşünülebilir.
Ayet insanın doğrudan tükettiği:
lezzetli ve besleyici ürünlere
dikkat çeker.
“Ebb” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Ebb” kelimesi klasik açıklamalarda:
otlak, çayır, hayvanların yediği bitkiler ve yem
anlamlarıyla yorumlanmıştır.
Kelimenin tam kapsamı konusunda eski yorumlarda farklı açıklamalar bulunmakla birlikte genel anlam:
hayvanların yararlandığı bitkisel örtü
üzerinde yoğunlaşır.
Böylece ayet:
insanın yiyeceğiyle hayvanın yiyeceğini aynı cümlede buluşturur.
Neden Meyve İle Otlak Birlikte Anılmıştır
Çünkü yeryüzündeki üretim sistemi:
yalnızca insanın ihtiyaçlarından oluşmaz.
İnsan meyve yer.
Hayvan:
ot,
yaprak,
çayır
ve çeşitli bitkilerle beslenir.
Fakat her ikisi de:
aynı yeryüzü ekosisteminin
parçalarıdır.
Ayet böylece rızkın:
çok canlılı bir sistem içerisinde dağıldığını
düşündürür.
Meyveler İnsan Beslenmesinde Neden Önemlidir
Meyveler türlerine göre:
vitaminler,
mineraller,
lif,
su
ve çeşitli bitkisel bileşikler
sağlayabilir.
Ayrıca birçok meyve:
doğal şekerler nedeniyle enerji
de sağlar.
Ancak her meyvenin besin içeriği farklıdır.
Bu çeşitlilik:
dengeli beslenmenin farklı kaynaklardan oluşabileceğini
gösterir.
Meyvelerin Çeşitliliği Neden Dikkat Çekicidir
Aynı yeryüzünde:
tatlı,
ekşi,
sulu,
kuru,
sert,
yumuşak
çok farklı meyveler yetişir.
Bunların:
renkleri,
kokuları,
tatları,
besin içerikleri
birbirinden farklıdır.
Bu çeşitlilik biyolojik olarak:
farklı bitki türlerinin genetik özellikleri ve çevre koşullarıyla
açıklanır.
Teolojik açıdan ise bu çeşitlilik:
nimetin zenginliği
olarak görülebilir.
Hayvanların Otlaklara İhtiyacı Neden Bu Kadar Büyüktür
Birçok otçul hayvan:
doğrudan bitkilerle
beslenir.
Koyun,
keçi,
sığır
ve başka hayvanlar:
çayırlar,
meralar
ve yem bitkilerinden
yararlanabilir.
Bu hayvanların beslenmesi:
insanın gıda sistemiyle de
yakından ilişkilidir.
Çünkü insanlar bu hayvanlardan çeşitli ürünler elde edebilir.
Otlaklar Sadece Hayvanların Karnını Doyurmak İçin Mi Vardır
Hayır.
Otlaklar aynı zamanda:
çok sayıda canlı türünün yaşam alanıdır.
Böcekler,
kuşlar,
küçük memeliler,
mikroorganizmalar
ve farklı bitki türleri
bu alanlarda bulunabilir.
Ayrıca otlaklar bazı bölgelerde:
toprağın korunmasına ve karbon döngüsüne
katkıda bulunabilir.
Dolayısıyla otlak:
sadece yem deposu değil, ekosistemin parçasıdır.
İnsanlarla Hayvanların Rızkı Birbirine Bağlı Mıdır
Evet.
Bir hayvanın yediği ot:
insanın doğrudan tüketmediği
bir bitki olabilir.
Fakat o hayvanın sağlıklı yaşaması:
insanın hayvancılık sistemini,
tarımını
ve bazı gıda kaynaklarını
etkileyebilir.
Bu nedenle insanın rızkı:
yalnızca kendi tabağıyla sınırlı değildir.
Daha geniş bir biyolojik ağın sonucudur.
İnsan Doğadaki Besin Ağının Dışında Mıdır
Hayır.
İnsan çoğu zaman kendisini doğanın:
üstünde ve dışında
düşünebilir.
Fakat biyolojik açıdan insan da:
suya,
oksijene,
besine,
uygun sıcaklığa
ve çalışan ekosistemlere
bağımlıdır.
Bu nedenle insan:
doğadan bağımsız bir gözlemci değil, onun içerisinde yaşayan bir canlıdır.
Abese 31 bu bağımlılığı güçlü biçimde düşündürür.

Meyve Veren Ağaç Hayvanlara Da Fayda Sağlar Mı
Evet.
Meyve ağaçları yalnızca insanları beslemez.
Bazı meyveleri:
kuşlar,
memeliler,
böcekler
ve başka canlılar
da tüketebilir.
Hatta bazı hayvanlar:
tohumların farklı yerlere taşınmasına
katkıda bulunabilir.
Böylece bitki ile hayvan arasında:
karşılıklı ekolojik ilişkiler
oluşabilir.

Hayvanlar Bitkilerin Yayılmasına Nasıl Yardımcı Olabilir
Bazı meyveler hayvanlar tarafından yenildiğinde tohumları:
başka bölgelere taşınabilir.
Tohum bazen sindirim sisteminden geçerek farklı bir yerde toprağa ulaşır.
Başka bitkilerin tohumları:
hayvanların tüylerine
veya bedenlerine
takılarak taşınabilir.
Bu nedenle doğada:
beslenme ile bitkilerin yayılması arasında bile bağlantılar
bulunabilir.

Bu Ayet İnsan Merkezli Bir Doğa Anlayışını Sınırlar Mı
Evet, böyle bir ders çıkarılabilir.
Pasajın sonunda açıkça:
insanların ve hayvanların yararlanmasından
söz edilecektir.
Bu, yeryüzündeki nimetlerin yalnızca:
insan tüketimine hizmet eden cansız kaynaklar
gibi görülmemesi gerektiğini düşündürür.
Hayvanların da:
beslenme ve yaşam alanları
vardır.
İnsan bunları tamamen yok ettiğinde:
yalnız hayvanı değil, bağlı olduğu sistemi de
etkileyebilir.

İnsan Hayvanların Rızkını Korumaktan Sorumlu Mudur
Modern anlamda çevre etiği açısından böyle bir sorumluluktan söz edilebilir.
İnsan:
ormanları,
meraları,
suları
ve doğal yaşam alanlarını
aşırı biçimde tahrip ettiğinde hayvanların besin kaynaklarını azaltabilir.
Bu nedenle doğadan yararlanmak ile:
doğayı tamamen tüketmek
aynı şey değildir.
Nimeti kullanmanın yanında:
sürdürülebilir biçimde korumak
da önemli hâle gelir.

“Rızık” Kavramı Burada Nasıl Anlaşılabilir
Rızık sadece:
para
demek değildir.
İnsanın ve diğer canlıların hayatını sürdürebilmesi için yararlandığı:
yiyecek,
su,
doğal kaynaklar
ve imkânlar
rızık kavramıyla ilişkilendirilebilir.
Bu açıdan bir meyve:
insanın rızkıdır.
Bir otlak da:
hayvanın rızkıdır.
Aynı dünya farklı canlılara:
farklı biçimlerde yaşam imkânı
sunar.

Ayetin Şükür Mesajı Nedir
İnsan markette meyveyi hazır gördüğünde:
onun yetiştiği sistemi
unutabilir.
Abese Suresi ise önce:
suyu,
toprağı,
taneleri,
üzümleri,
zeytinleri,
hurmaları,
bahçeleri
ve şimdi:
meyveler ile otlakları
anlatır.
Böylece şükür yalnız:
“Bu meyve güzel.”
demekten çıkar.
“Bu meyvenin var olabilmesi için ne kadar büyük bir sistem çalışıyor?”
sorusuna dönüşür.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan sahip olduğu nimetleri:
yalnız kendisine ait
sanabilir.
Doğadaki her şeyi:
“Benim için var.”
diye değerlendirebilir.
Abese 31 ise görüş alanını genişletir:
Aynı dünya başka canlıları da besliyor.
Bu farkındalık:
merkezde yalnız insanın bulunmadığı daha mütevazı bir dünya görüşü
oluşturabilir.
İnsan önemli olabilir.
Ama dünyada:
yalnız değildir.

24’ten 31. Ayete Kadar Nasıl Bir Büyük Sofra Kurulur
- ayette:
“İnsan yediğine bir baksın.”
denilir.
Ardından:
su
anlatılır.
Toprak
anlatılır.
Taneler
sayılır.
Üzümler ve yeşillikler
anılır.
Zeytinler ve hurmalar
gelir.
Gür bahçeler
anlatılır.
- ayette ise:
meyveler ve otlaklar
eklenir.
Böylece insanın tabağından başlayan düşünce:
bütün yeryüzünün beslenme sistemine
kadar genişler.

Sonuç: İnsanlarla Hayvanların Rızkının Aynı Yeryüzü Sisteminde Birlikte Sunulması Ne Anlatır
Abese Suresi 31. ayette:
“Ve fâkiheten ve ebbâ.”
buyrulur:
“Meyveler ve otlaklar.”
Bu iki kısa kelime yeryüzündeki yaşamın çok önemli bir özelliğini gösterir:
Rızık yalnızca insan için değildir.
İnsan:
meyveden yararlanır.
Hayvan:
otlardan ve meralardan yararlanır.
Fakat ikisinin hayatını mümkün kılan temel unsurlar çoğu zaman ortaktır:
Su.
Toprak.
Güneş.
Bitkiler.
Ekolojik döngüler.
Bu nedenle insan kendisini doğadan tamamen ayrı düşündüğünde büyük bir yanılgıya düşebilir.
Biz yalnızca:
doğayı kullanan canlılar
değiliz.
Aynı zamanda:
doğanın sağlıklı işlemesine bağımlı canlılarız.
Bir mera yok olduğunda yalnız oradaki hayvan etkilenmez.
Bir orman tahrip edildiğinde yalnız ağaçlar kaybolmaz.
Bir su kaynağı kirlendiğinde yalnızca suyun görüntüsü değişmez.
Bütün bu olayların etkileri:
yaşam ağının başka noktalarına
ulaşabilir.
Abese Suresi’nin:
“İnsan yediğine bir baksın.”
çağrısı böylece gittikçe büyür.
İnsan tabağına bakarken:
kendi dışındaki canlıların sofrasını da
fark etmeye başlar.
Ve belki ayetin insanlığa yönelttiği en temel sorulardan biri şudur:
Biz yeryüzünden yararlanırken, burada bizim dışımızda yaşayan canlıların da bir payı bulunduğunu ne kadar hatırlıyoruz?
“İnsan meyveyi toplar, hayvan otlaktan beslenir; fakat ikisi de aynı yağmura ve aynı toprağa muhtaçtır. Abese’nin ‘Meyveler ve otlaklar’ sözü bana şunu düşündürür: Dünya yalnızca bizim soframız değildir. Aynı yeryüzünde başka canlıların da yaşam hakkı, rızkı ve payı vardır.”
Ersan Karavelioğlu