📖 Yûsuf Suresi 62. Ayette “Kardeşlerinin Getirdikleri Ödeme Mallarını Yüklerinin İçine Geri Koyun; Belki Ailelerine Döndüklerinde Onları Fark Eder ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,343
2,736,275
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûsuf Suresi 62. Ayette “Kardeşlerinin Getirdikleri Ödeme Mallarını Yüklerinin İçine Geri Koyun; Belki Ailelerine Döndüklerinde Onları Fark Eder ve Yeniden Gelirler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yûsuf Suresi 61. ayette kardeşler Hz. Yûsuf’a ‘Onu babasından istemeye çalışacağız; biz bunu mutlaka yapacağız’ demişlerdi. 62. ayette ise Hz. Yûsuf, hizmetindeki gençlere kardeşlerinin erzak karşılığında getirdikleri ödeme mallarını yüklerinin içine geri koymalarını söyler. Amaç, eve vardıklarında bunu fark etmeleri ve yeniden Mısır’a dönmelerini sağlayacak güçlü bir sebebin ortaya çıkmasıdır. Ayet ilk bakışta basit bir ikram gibi görünse de aslında iyiliğin gizli yapılması, insanların yeniden gelmesini teşvik etme, ticari bedelin niteliği, kamu kaynağı ile yetki arasındaki sınır ve Yûsuf’un ailesini yeniden bir araya getirmeye yönelik kontrollü planı bakımından son derece dikkat çekicidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûsuf Suresi 62. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin genel anlamı şöyledir: “Yûsuf, hizmetindeki gençlere dedi ki: ‘Onların ödeme olarak getirdikleri malları yüklerinin içine geri koyun. Umulur ki ailelerine döndüklerinde onları fark ederler ve belki yeniden gelirler.’” Ayetin Arapçası ise “Ve kâle li-fityânihi’c‘alû bidâatehum fî rihâlihim leallehum ya‘rifûnehâ izâ’nkalebû ilâ ehlihim leallehum yerciûn.” şeklindedir.

Hz. Yûsuf kardeşlerine ihtiyaç duydukları tahılı vermiştir. Ancak onların erzak karşılığında getirdikleri bedeli de hizmetindeki görevlilere yüklerinin içine yeniden koydurmaktadır.

Kardeşler bunu o anda fark etmezler. Yûsuf’un açıkça söylediği amaç, onların eve döndüklerinde bunu görmeleri ve yeniden gelmelerine vesile olmasıdır.

2️⃣ Ayetteki “Fityân” Kimlerdir ❓​

Ayette “li-fityânihi” ifadesi kullanılır. Bu kelime gençler, hizmet eden görevliler veya Yûsuf’un emrinde çalışan kişiler anlamında anlaşılmıştır. Kıraat ve dil açısından kelimenin farklı şekilleri hakkında açıklamalar bulunsa da temel anlam değişmez: Yûsuf’un hizmetinde bulunan görevliler kastedilmektedir.

Kur’an onların isimlerini veya görevlerinin ayrıntılarını vermez. Bu yüzden bunları modern anlamda belirli bir memuriyet unvanıyla tanımlamak gereksizdir.

Önemli olan, Yûsuf’un emrini kurumsal bir görev zinciri içinde uygulayan kişilerin bulunmasıdır.

3️⃣ “Bidâa” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen “bidâatehum” kelimesi, kardeşlerin erzak karşılığında getirdikleri mal, sermaye veya değişim aracı anlamına gelir. Bunun mutlaka bugünkü anlamda nakit para olduğunu söylemek doğru değildir.

O dönemde ticaret yalnız sikke veya para üzerinden yapılmıyor olabilir; farklı mallar da değişim bedeli olarak kullanılabiliyordu. Bu nedenle Türkçede “ödeme malları”, “sermayeleri” veya “erzak için getirdikleri bedel” şeklinde çevrilebilir.

Kur’an’ın ana vurgusu, ödemenin tam olarak hangi mal olduğunda değil, Yûsuf’un o bedeli yeniden kardeşlerinin yüklerine koydurmasındadır.

4️⃣ Yûsuf Neden Ödeme Mallarını Geri Koydurdu ❓​

Ayetin kendisi bir amacı açıkça söyler: “Belki ailelerine döndüklerinde onu fark ederler ve yeniden gelirler.” Dolayısıyla Yûsuf’un planında onların Mısır’a yeniden dönmesi önemli bir hedeftir.

Bunun yanında tefsirlerde Yûsuf’un onlara ikram etmek istemesi, kıtlık içindeki ailelerinden bedel almamayı tercih etmesi veya geri dönmeleri için ek bir teşvik oluşturması gibi farklı açıklamalar bulunur.

Fakat ayetin açıkça söylediği sebebi merkeze almak daha güvenlidir: Onlar bu malları fark edecek ve bu durum yeniden gelmelerine katkı sağlayacaktır.

5️⃣ Bu Davranış Basit Bir Hediye midir ❓​

Bir yönüyle ikram niteliği taşıdığı düşünülebilir; fakat ayet bunu doğrudan “hediye” kelimesiyle tanımlamaz. Kardeşler ödeme yaptıklarını düşünürken, getirdikleri bedel fark ettirilmeden yüklerinin içine geri konmaktadır.

Bu nedenle “Yûsuf kesin bunları hediye etti” demek yerine, ödeme bedelini kendilerine geri koydurduğunu söylemek daha doğrudur.

Daha sonra bunu gördüklerinde, aldıkları erzağın yanı sıra ödeme mallarının da yanlarında olduğunu fark edeceklerdir. Bu durum onların ekonomik imkânını da koruyacaktır.

6️⃣ Yûsuf Bunu Neden Kardeşlerine Hemen Söylemedi ❓​

Ayet, bedelin yüklerin içine onların fark etmeyeceği biçimde konulduğunu gösterir. Eğer Yûsuf bunu hemen söyleseydi, ayette belirtilen “eve dönünce fark etmeleri” gerçekleşmezdi.

Burada Yûsuf’un planı, onların kendi evlerinde yüklerini açtıklarında sürpriz biçimde bu bedelle karşılaşmalarıdır. Bu durum bir sonraki yolculuğun kararını etkileyecektir.

Ancak bu özel kıssa sahnesini “İyilik yaparken her zaman gizlice plan kurmak gerekir” şeklinde evrensel bir yöntem hâline getirmek doğru değildir. Burada belirli bir ailevi ve tarihsel bağlam vardır.

7️⃣ Gizli Yapılan İyilik Her Zaman Daha mı Değerlidir ❓​

Hayır. Bazı iyiliklerin gizli yapılması gösterişten uzak olması bakımından güzel olabilir; fakat bazı iyiliklerin açık olması da başkalarına örnek olma, hesap verebilirlik veya hak sahibinin bilmesi açısından gerekli olabilir.

Yûsuf’un burada bedeli sessizce geri koydurmasının özel bir amacı vardır: Kardeşlerin eve gittiklerinde bunu kendilerinin fark etmesi ve yeniden dönüş motivasyonunun güçlenmesi.

Dolayısıyla mesele “Gizli iyilik her durumda üstündür” şeklinde mutlak bir kural değildir. İyiliğin biçimi, bağlamına göre değerlendirilmelidir.

8️⃣ Yûsuf’un Amacı Kardeşlerini Borçlu Hissettirmek mi ❓​

Ayet böyle bir şey söylemez. Bu nedenle “Onları psikolojik olarak kendisine borçlandırmak istedi” şeklinde yorum yapmak metni aşar.

Yûsuf kardeşlerinin ödeme mallarını geri verirken bunu yüzlerine vurmamaktadır. Hatta onlar bunun kim tarafından ve neden yapıldığını başlangıçta bilmeyecektir.

Bu durum, iyiliğin minnet kurmak veya üstünlük göstermek için kullanılmaması açısından anlamlıdır. İnsan birine yardım edip ardından sürekli bunu hatırlatarak onu kontrol etmeye çalışıyorsa, yaptığı iyiliği güç aracına dönüştürebilir.

9️⃣ Yûsuf Kamu Kaynağını Kendi Ailesine mi Dağıtıyor ❓​

Bu konuda ayetin söylemediği ayrıntıları kesinleştirmemek gerekir. Yûsuf ülkenin kaynaklarının yönetiminden sorumludur; fakat bu belirli alışverişin muhasebe düzeni, bedelin mülkiyeti ve Yûsuf’un yetkisinin ayrıntıları Kur’an’da açıklanmaz.

Bu nedenle ayeti “Yûsuf kamu malını akrabalarına verdi” şeklinde suçlayıcı okumak da, “Yûsuf bütün devlet malını istediği gibi dağıtabiliyordu” şeklinde sınırsız yetki çıkarımı yapmak da doğru değildir.

Kıssadan çıkarılabilecek genel ilke şudur: Kamu malı kişisel servet değildir ve kamu yetkisi kişisel kayırmacılık için kullanılmamalıdır. Yûsuf’un özel peygamberlik kıssasındaki bu işlem, modern kamu görevlilerine hesap vermeden kaynak dağıtma ruhsatı vermez.

🔟 Bu Ayetten Kamu Malını İstediğimiz Kişiye Hediye Edebileceğimiz Sonucu Çıkar mı ❓​

Hayır. Bir kamu görevlisinin elindeki kaynak, kendisinin şahsi mülkü değildir. Modern hukuk ve kurumlarda kamu kaynaklarının nasıl kullanılacağı bütçe, yetki, denetim ve mevzuatla belirlenir.

Yûsuf’un kıssasındaki özel uygulamayı bağlamından koparıp “Yönetici isterse devlet malını akrabalarına verebilir” şeklinde okumak ayetin ruhuna da önceki “hafîz” vurgusuna da ters düşer.

Hz. Yûsuf kendisini daha önce emaneti koruyan ve bilen biri olarak tanımlamıştır. Bu nedenle kıssanın genel karakteri, keyfî kaynak kullanımını değil güvenilir yönetimi destekler.

1️⃣1️⃣ Ödeme Mallarının Geri Verilmesi Kardeşlerin Yeniden Gelmesini Nasıl Sağlayabilir ❓​

Kardeşler eve döndüklerinde hem erzaklarını hem de ödeme için getirdikleri malları ellerinde bulacaklardır. Bu, bir sonraki yolculuk için ellerinde yeniden değişim aracı bulunması anlamına gelebilir.

Ayrıca Yûsuf’un kendilerine karşı iyi niyetli davrandığını düşünmelerine de yol açabilir. Böylece Mısır’a yeniden gitmenin yalnız zorunlu değil, mümkün ve güvenli olduğu kanaati güçlenebilir.

Yûsuf’un amacı ayette açıkça “belki geri dönerler” sözleriyle belirtilir. Dolayısıyla bu işlem, daha geniş planın bir parçasıdır.

1️⃣2️⃣ “Belki Fark Ederler” İfadesi Yûsuf’un Sonucu Bilmediğini mi Gösterir ❓​

Ayette “leallehum ya‘rifûnehâ”, yani “belki onu tanırlar/fark ederler” ve ardından “leallehum yerciûn”, yani “belki geri dönerler” denilir. Bu ifade insanî planlama dilidir.

Hz. Yûsuf peygamberdir, fakat her insan davranışının sonucunu bağımsız ve mutlak biçimde bilen biri değildir. Gayb bilgisi Allah’a aittir; peygamberler yalnız Allah’ın bildirdiği ölçüde gaybdan haberdar olabilirler.

Burada Yûsuf sebep oluşturmakta ve beklenen sonucu hedeflemektedir. Bu, plan yapmak ile sonucu garanti etmek arasındaki farkı gösterir.

1️⃣3️⃣ Plan Yapmak Tevekküle Aykırı mıdır ❓​

Hayır. Yûsuf kıssası baştan sona bunun aksini gösterir. Hz. Yûsuf yedi yıllık tarım planı yapmış, depolama sistemi oluşturmuş ve şimdi ailesiyle ilgili gelişmelerde de belirli adımlar planlamaktadır.

Tevekkül plansız yaşamak değildir. İnsan makul sebepleri oluşturur, fakat sonucu mutlak biçimde kontrol ettiğini düşünmez.

Ayetin “belki dönerler” ifadesi de tam bu dengeyi düşündürür: Plan vardır, fakat insanî plan sonucu zorunlu hâle getirmez.

1️⃣4️⃣ İnsanların Geri Dönmesini Teşvik Etmek Manipülasyon mudur ❓​

Her teşvik manipülasyon değildir. İnsanlar bir davranışı kolaylaştırmak için başka insanlara ikram, kolaylık veya teşvik sunabilirler. Bunun ahlaki niteliği amacına, açıklığına ve karşı tarafın haklarını ihlal edip etmemesine bağlıdır.

Yûsuf kardeşlerine zarar vermek veya mal elde etmek için değil, onların yeniden gelmesini sağlamak üzere bir sebep oluşturmaktadır. Aynı zamanda aldığı bedeli de kendilerine geri vermektedir.

Ancak bu kıssayı insanların kararlarını gizli ekonomik araçlarla istediğimiz gibi yönlendirme ruhsatı hâline getirmemeliyiz. Sıradan ilişkilerde dürüstlük ve karşı tarafın özgür iradesi temel ölçüdür.

1️⃣5️⃣ İyilik Yaparken Karşılık Beklemek Yanlış mıdır ❓​

Her beklenti aynı değildir. Bir insan yaptığı iyiliği kişisel çıkar, övgü veya karşı tarafı kendisine bağlama amacıyla kullanabilir; bu başka bir durumdur. Bir başka durumda ise iyilik daha büyük ve meşru bir hedefe hizmet edebilir.

Yûsuf’un burada ödeme mallarını geri koydurması, kardeşlerin yeniden gelmesini sağlayacak sürecin parçasıdır. Bu dönüş, ilerleyen ayetlerde küçük kardeşle buluşma ve sonunda bütün ailenin yeniden birleşmesi yönünde gelişecektir.

Dolayısıyla burada bencil bir çıkar elde etme beklentisi görünmez. Yine de her insan kendi niyetini Yûsuf’un kıssasına benzeterek otomatik olarak doğru ilan edemez.

1️⃣6️⃣ Yûsuf Kardeşlerine Neden Bu Kadar İyi Davranıyor ❓​

Yıllar önce kendisine ağır haksızlık yapan kardeşleri şimdi onun karşısındadır. Yûsuf onları tanıdığı hâlde ölçülerini tam verir, iyi ağırlar ve şimdi ödeme mallarını da geri koydurur.

Bu, onun güç eline geçtiğinde geçmiş mağduriyetini ekonomik intikam aracına dönüştürmediğini bir kez daha gösterir.

Ancak bundan Yûsuf’un geçmişte olanları önemsemediği sonucu çıkmaz. Kıssanın ilerleyen aşamalarında kardeşleri geçmişleriyle yüzleşecektir. Merhamet, hakikati yok etmek değildir; adalet de mutlaka intikam anlamına gelmez.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet “İyiliği Başa Kakmamak” Açısından Nasıl Okunabilir ❓​

Yûsuf kardeşlerinin mallarını geri verirken onların önünde “Bakın, size ne kadar büyük iyilik yapıyorum” demez. Aksine mallar yüklerin içine konur ve onlar bunu eve dönünce fark eder.

Bu davranış, iyiliğin gösteriş ve minnet aracına dönüşmemesi açısından anlamlı bir örnektir. İnsan bazen verdiği yardımın kendisinden çok, yardım ettiğini sürekli hatırlatmayı ön plana çıkarabilir.

Gerçek iyilik, karşı tarafın onurunu küçültmeden yapılmalıdır. İyilik, insanı kendimize borçlu hissettirme aracına dönüştüğünde ahlaki güzelliğini kaybedebilir.

1️⃣8️⃣ Yûsuf Suresi 61 ve 62 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûsuf 61’de kardeşler “Babamızı ikna etmeye çalışacağız; bunu yapacağız” demişlerdi. Yûsuf 62’de ise Hz. Yûsuf onların yeniden dönmesini kolaylaştıracak başka bir adım atar ve ödeme mallarını yüklerine geri koydurur.

Böylece dönüş yalnız kardeşlerin verdiği söze bırakılmaz; Yûsuf da dönüşü kolaylaştıran koşullar oluşturmaktadır. Bu, iyi planlamada sadece karşı taraftan sonuç beklemek yerine gerekli sebepleri de hazırlamanın önemini düşündürür.

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 63. ayette, kardeşler babaları Hz. Ya‘kūb’a dönecek ve “Babacığımız! Bize erzak ölçüsü yasaklandı; kardeşimizi bizimle gönder de erzak alalım. Biz onu mutlaka koruyacağız” diyeceklerdir. İşte burada geçmiş çok güçlü biçimde geri dönecektir; çünkü yıllar önce Yûsuf için de neredeyse aynı güvenceyi vermişlerdi. Bu ayet özellikle aynı sözü ikinci kez vermek, kırılan güvenin hafızası, Ya‘kūb’un ihtiyatının haklılığı ve insanların sözlerinden çok geçmiş davranışlarının güven üzerinde etkili olması açısından son derece önemli olacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûsuf Suresi 62. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûsuf Suresi 62. ayet, Hz. Yûsuf’un kardeşleriyle yeniden karşılaşmasının ne kadar dikkatli ve aşamalı yürüdüğünü gösterir. Kardeşleri onun kim olduğunu bilmemektedir; Yûsuf ise onları tanımaktadır. Onlara erzaklarını verdikten sonra hizmetindeki görevlilere, ödeme olarak getirdikleri malları yüklerinin içine geri koymalarını söyler. Bunu niçin yaptığını da Kur’an açıkça belirtir: Ailelerine döndüklerinde bu malları fark etmeleri ve belki yeniden Mısır’a gelmeleri için.

Ayetin ilk büyük mesajı planlamanın yalnız hedef belirlemekten ibaret olmadığıdır. Yûsuf kardeşlerinin geri gelmesini istemektedir; fakat yalnız “Geri gelin” demekle yetinmez. Geri dönmelerini kolaylaştıracak ekonomik bir şart da oluşturur.

İyi planlama, yalnız sonuç istemek değil, o sonuca götürebilecek makul sebepleri de hazırlamaktır. Bununla birlikte insan sonucu mutlak biçimde kontrol edemez; bu yüzden ayette “belki geri dönerler” denilir.

İkinci büyük mesaj tevekkül ile tedbirin yeniden birleşmesidir. Yûsuf Allah’a güvenmektedir ama olayların kendiliğinden istediği yönde gelişmesini beklemez. Adım atar, düzen kurar ve imkân oluşturur.

Bu, tevekkülün pasif bekleyiş olmadığını bir kez daha gösterir. İnsan sonucu Allah’a bırakırken sebepler alanındaki görevini yerine getirebilir.

Üçüncü büyük mesaj iyiliğin minnet aracına dönüşmemesidir. Yûsuf kardeşlerine bedeli geri verirken bunu yüzlerine vurmaz. Onların kendilerini aşağılanmış veya Yûsuf’a borçlu hissetmesini sağlayacak bir gösteri yapmaz.

İnsanların ihtiyacına yardım ederken “Ben olmasaydım ne yapardın?” şeklinde üstünlük kurmak, yardımın ruhunu zedeleyebilir. İyilik, karşı tarafın onurunu koruyarak yapıldığında daha güzeldir.

Dördüncü büyük mesaj insanın yaptığı iyiliğin arkasındaki amacı sorgulamasıdır. İyilik görünümündeki her davranış gerçekten iyilik olmayabilir; bazen insan yardım ederek karşı tarafı kontrol etmeye çalışabilir. Yûsuf’un kıssasında ise ortaya çıkan amaç ailesini yeniden bir araya getiren daha geniş bir sürece yönelmektedir.

Bu nedenle bir davranışın yalnız dış görünüşüne değil, niyetine ve sonucuna da bakmak gerekir.

Beşinci büyük mesaj kamu kaynağı ile kişisel mal arasındaki sınırı korumaktır. Yûsuf’un konumu büyük bir kamusal yetki içermektedir. Ayetin ticari ve idari ayrıntıları bize verilmediği için onun yetkisinin hukuki çerçevesi hakkında kesin hükümler üretmemeliyiz.

Bunun yerine genel ilkeyi korumalıyız: Kamu malı yöneticinin şahsi serveti değildir. Peygamber kıssasındaki özel uygulama, sıradan yöneticinin kamu kaynaklarını akrabasına veya istediği kişiye keyfî biçimde dağıtmasının delili olamaz.

Altıncı büyük mesaj insanların geri dönmesini kolaylaştırmaktır. Yûsuf yalnız talepte bulunmaz; kardeşlerinin yeniden yolculuk yapabilecek ekonomik imkâna sahip olmasına da katkıda bulunur. Bu, sorumluluk verirken imkân sağlamanın önemini düşündürür.

Bir insana “Bunu yap” demek kolaydır; fakat yapabilmesi için gerekli şartlar yoksa talep gerçekçi olmayabilir. İyi yönetim bazen görev yüklemek kadar görevi mümkün kılacak koşulları oluşturmayı da gerektirir.

Yedinci büyük mesaj geçmişte haksızlık yapanlara karşı iyiliğin mümkün oluşudur. Yûsuf kardeşlerinin ne yaptığını unutmuş değildir. Buna rağmen şimdi onların malını alıp kendisine servet yapmaz; tersine geri verir.

Bu, bağışlamanın henüz tamamlandığı anlamına gelmese de intikam mantığının Yûsuf’un davranışını yönetmediğini göstermektedir. İnsan geçmişi hatırlayıp yine de kötülüğe kötülükle cevap vermemeyi seçebilir.

Sekizinci büyük mesaj sonucu garanti etmeyen planın değersiz olmadığıdır. Yûsuf “belki geri dönerler” der. Bu ifade, her planın sonucu kesinleştirmediğini kabul eden gerçekçi bir yaklaşım gösterir.

İnsan elinden gelen makul adımları atar; fakat başka insanların kararlarını ve gelecekteki bütün gelişmeleri mutlak biçimde kontrol edemez. Başarılı planlama, belirsizliği yok etmek değil, belirsizlik içinde doğru sebepleri oluşturmaktır.

Dokuzuncu büyük mesaj ailevi yüzleşmenin aceleyle yapılmamasıdır. Yûsuf kardeşlerine daha ilk karşılaşmada kimliğini açıklamamıştır. Önce küçük kardeşin gelmesini sağlayacak şartları hazırlamaktadır. Kıssa, büyük yüzleşmeyi aşamalı biçimde kurar.

Bu, bütün aile sorunlarında aynı yöntemi kullanmamız gerektiği anlamına gelmez. Ancak karmaşık ilişkilerde zamanlama ve hazırlığın önemli olabileceğini gösterir.

Onuncu ve ayetin en güçlü mesajlarından biri, iyiliğin bazen insanın geri dönüş yolunu açık tutmasıdır. Yûsuf kardeşlerinin yalnız önüne şart koymaz; onlara geri gelebilecekleri bir imkân da bırakır. Mallarını geri vermesi, bir sonraki yolculuğu ekonomik olarak kolaylaştıracaktır.

Bu, insan ilişkileri açısından çok derin bir ilkedir. Sınır koymak gerekebilir, hesap sormak gerekebilir, fakat mümkün olduğunda düzeltme ve geri dönüş yolu tamamen kapatılmamalıdır.

Yûsuf Suresi 62. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Bir hedefin varsa yalnız istemekle yetinme; ona götürecek makul sebepleri de hazırla. Tevekkülü pasif bekleyiş sanma. İyiliği minnet ve kontrol aracına dönüştürme. İnsanların ihtiyaçlarını kullanarak onurlarını zedeleme. Kamu ile kişisel malın sınırını koru ve kıssadaki özel uygulamaları keyfî kamu harcamasına ruhsat yapma. Geçmişte sana kötülük yapmış biriyle karşılaştığında elindeki gücü yalnız intikam için kullanma. Ve gerekiyorsa sınır koyarken bile, insanların doğru yönde geri dönebilecekleri yolu tamamen kapatma. Çünkü hikmet bazen sadece ‘Gel’ demek değil, geri gelebileceği yolu da mümkün kılmaktır.”

Bir sonraki ayet olan Yûsuf Suresi 63. ayette, kardeşler babaları Hz. Ya‘kūb’a dönecek ve “Babacığımız! Bize erzak ölçüsü artık yasaklandı. Kardeşimizi bizimle gönder de yeniden erzak alalım; biz onu mutlaka koruyacağız” diyeceklerdir. Bu söz, kıssanın başındaki Yûsuf olayını neredeyse doğrudan hatırlatacaktır. Çünkü yıllar önce de “Biz onu mutlaka koruruz” demişlerdi. Böylece geçmişte bozulmuş güvenin yeniden sınanması, aynı sözün ikinci kez verilmesi ve Ya‘kūb’un neden kolayca ikna olmadığı çok daha belirgin hâle gelecektir.

Ve belki Yûsuf Suresi 62. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir insandan belirli bir şey beklerken onun bunu yapabilmesi için gerekli imkânı da sağlıyor muyuz, yoksa yalnız talepte mi bulunuyoruz? Yardım ettiğimiz insanın bunu sürekli yüzüne vuruyor muyuz? Gücümüz ve kaynaklarımız arttığında iyiliği kontrol aracına mı dönüştürüyoruz? Ve geçmişte bize yanlış yapmış insanlara karşı bile, adaleti korurken doğruya dönüş yolunu açık bırakabilecek kadar güçlü olabiliyor muyuz?

“Yûsuf 62, Hz. Yûsuf’un hizmetindeki görevlilere kardeşlerinin ödeme olarak getirdikleri malları yüklerinin içine geri koymalarını emrettiğini ve bunu eve döndüklerinde fark edip yeniden gelmeleri ümidiyle yaptığını bildirir. Ayet bize planlamanın yalnız sonuç istemek değil, sonucu mümkün kılacak sebepleri de oluşturmak olduğunu gösterir. Aynı zamanda iyiliğin minnet aracına dönüştürülmemesi gerektiğini hatırlatır. Gerçek cömertlik, karşı tarafı küçültmeden verebilmek; gerçek hikmet ise yalnız kapı koymak değil, gerektiğinde geri dönüş yolunu da açık bırakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt