📖 Yûnus Suresi 34. Ayette “Ortak Koştuklarınız Arasında Yaratmayı İlk Defa Başlatıp Sonra Onu Yeniden Gerçekleştirebilecek Biri Var mı? De ki: Allah | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Yûnus Suresi 34. Ayette “Ortak Koştuklarınız Arasında Yaratmayı İlk Defa Başlatıp Sonra Onu Yeniden Gerçekleştirebilecek Biri Var mı? De ki: Allah

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,063
2,736,256
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 34. Ayette “Ortak Koştuklarınız Arasında Yaratmayı İlk Defa Başlatıp Sonra Onu Yeniden Gerçekleştirebilecek Biri Var mı? De ki: Allah Yaratmayı Başlatır, Sonra Onu Yeniden Gerçekleştirir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan üretebilir, dönüştürebilir ve keşfedebilir; fakat varlığın nihai kaynağı olmak başka bir şeydir. Kur’an, insanı sahte güçlerin önünde durdurup temel soruya götürür: İlk yaratılışı başlatan ve ölümden sonra yeniden yaratmaya gücü yeten kimdir?”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 34. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“De ki: Ortak koştuklarınız arasında yaratmayı ilk defa başlatıp sonra onu yeniden gerçekleştirebilecek biri var mı? De ki: Allah yaratmayı ilk defa başlatır, sonra onu yeniden gerçekleştirir. Öyleyse nasıl oluyor da hakikatten çevriliyorsunuz?”

Ayetin Arapçası:

“Kul hel min şurakâikum men yebdeu’l-halka summe yuîduh. Kulillâhu yebdeu’l-halka summe yuîduhû fe-ennâ tu’fekûn.”

şeklindedir.

Önceki ayetlerde Allah’ın:

rızık verdiği,

hayatı yönettiği,

bütün işleri düzenlediği

hatırlatılmıştı.

Şimdi Yûnus 34 çok temel başka bir soru sorar:

Yaratmayı kim başlattı ve öldükten sonra yeniden yaratmaya kimin gücü yeter?

2️⃣ “Ortak Koştuklarınız Arasında Böyle Biri Var mı?” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Hel min şurakâikum...”

denilir.

Yani:

“Ortak koştuklarınız arasında...”

Kur’an burada müşriklerin Allah’ın yanında kutsal güç verdiği varlıkları sorgular.

Putlar.

Kutsallaştırılmış aracılar.

İlahî güç atfedilen varlıklar.

Soru son derece nettir:

Bunlardan hangisi yaratmayı başlatabiliyor?

Hangisi ölüyü yeniden yaratabiliyor?

Cevap verilmeden önce bile soru, sözde ortakların sınırlılığını ortaya çıkarır.

3️⃣ “Yaratmayı İlk Defa Başlatmak” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“yebdeu’l-halk”

ifadesi kullanılır.

Yani:

“Yaratmayı başlatır.”

Buradaki vurgu varlığın nihai başlangıcının Allah’a ait olmasıdır.

İnsan:

bir bina yapabilir.

Makine üretebilir.

Bitki yetiştirebilir.

Yeni teknolojiler geliştirebilir.

Fakat bunları:

zaten var olan madde,

enerji,

doğa yasaları,

akıl

ve imkânlar üzerinden yapar.

Allah’ın yaratması ise yaratılmışların üretimine benzeyen sınırlı bir faaliyet değildir.

4️⃣ İnsan da Bir Şeyler “Yaratmıyor” mu ❓​

Günlük dilde:

“Sanatçı yeni bir eser yarattı.”

“Yeni bir teknoloji yarattık.”

gibi ifadeler kullanabiliriz.

Buradaki “yaratmak”:

üretmek,

tasarlamak,

mevcut şeylerden yeni bir düzen oluşturmak

anlamındadır.

Kur’an’ın Allah’a nispet ettiği yaratma ise daha temel düzeydedir:

Varlığın kendisinin ve yaratılmış imkânların nihai kaynağı Allah’tır.

İnsan:

mevcut olanla üretir.

Allah’ın yaratması ise insanın üretimiyle aynı ontolojik düzeyde değildir.

5️⃣ Bilim Canlı Üretebilirse Bu Ayetle Çelişir mi ❓​

Hayır.

Bilim insanları:

hücreleri değiştirebilir,

genetik yapılar üzerinde çalışabilir,

laboratuvar ortamında biyolojik süreçleri yönlendirebilir.

Gelecekte bugün hayal edemediğimiz teknolojiler de geliştirilebilir.

Fakat bütün bunlar:

madde,

enerji,

kimyasal yasalar,

genetik mekanizmalar

ve zaten mevcut olan evren içinde gerçekleşir.

Kur’an’ın sorduğu soru:

“İnsan mevcut süreçleri ne kadar iyi yönetebilir?”

değil,

“Bütün bu varlık düzeninin nihai kaynağı kimdir?”

sorusudur.

Bilim ile ayetin konusu bu nedenle aynı düzlemde değildir.

6️⃣ “Sonra Onu Yeniden Gerçekleştirir” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“summe yuîduh”

denilir.

Yani:

“Sonra onu yeniden gerçekleştirir / yaratır.”

Burada özellikle ölümden sonra diriliş vurgulanır.

Allah insanı ilk kez yaratmıştır.

Öldükten sonra da onu yeniden yaratmaya gücü yeter.

Kur’an’ın sık kullandığı akıl yürütmelerden biri budur:

İlk yaratılışı gerçekleştiren için yeniden yaratmak imkânsız değildir.

Bu, ahiret inancının temel delillendirmelerinden biridir.

7️⃣ “Yeniden Yaratma” Reenkarnasyon Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Ayet:

insanın dünyaya tekrar tekrar farklı bedenlerde dönmesi

anlamındaki reenkarnasyonu anlatmaz.

Kur’an’ın genel ahiret öğretisinde:

insan yaşar,

ölür,

diriltilir

ve hesaba çıkarılır.

Dolayısıyla:

yeniden yaratılış ≠ tekrar tekrar dünya hayatına dönüş.

Burada söz konusu olan:

kıyamet sonrası diriliştir.

8️⃣ Allah İnsanları Aynı Bedenleriyle mi Diriltecek ❓​

Kur’an dirilişin gerçek olduğunu açıkça bildirir.

İnsanın:

kimliği,

yaptıkları,

sorumluluğu

korunur.

Ahirette bedenle ilgili tasvirler de vardır.

Ancak bunun bütün fiziksel ayrıntılarını:

bugünkü biyolojiye indirgemek

veya:

“Tam olarak şu mekanizmayla gerçekleşecek.”

demek için elimizde ayrıntılı vahiy bulunmaz.

Temel inanç şudur:

Allah insanı yeniden yaratmaya kadirdir.

Nasılının bütün ayrıntısını bilmek, dirilişe inanmanın şartı değildir.

9️⃣ İnsan Bedeni Toprağa Karışırsa Nasıl Yeniden Yaratılabilir ❓​

Bu soru Kur’an’ın ilk muhataplarının da gündeme getirdiği temel sorulardan biridir.

İnsan öldüğünde:

bedeni çözünür,

toprağa karışır,

maddesi dağılır.

Fakat Kur’an açısından bu durum Allah için güçlük oluşturmaz.

Çünkü ilk yaratılışın kendisi zaten Allah’ın kudretinin delilidir.

Mantık şöyledir:

İlk defa yaratmaya gücü yeten, yeniden yaratmaya da kadirdir.

Burada Allah’ın kudreti insanın teknik kapasitesiyle ölçülmez.

🔟 İlk Yaratılış Neden Diriliş İçin Delil Olarak Sunuluyor ❓​

Çünkü insan bazen:

“Bir kere öldükten sonra nasıl yeniden yaşayacağız?”

diye sorar.

Kur’an bu soruya insanın mevcut varlığını hatırlatarak cevap verir:

Şu anda zaten varsın.

Bir zamanlar dünyada yoktun.

Hayata geldin.

Bedenin oluştu.

Bilinç sahibisin.

Düşünüyorsun.

Konuşuyorsun.

Kur’an şöyle düşündürür:

İlk yaratılışı kabul ediyorsan ikinci yaratılışı neden mutlak imkânsız görüyorsun?

Bu, vahyin sunduğu aklî bir kıyaslamadır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Modern Anlamda Bilimsel Bir Kanıt mı Sunuyor ❓​

Ayetin amacı modern laboratuvar anlamında bilimsel deney sunmak değildir.

Kur’an burada:

teolojik ve aklî bir muhakeme

kurar.

Muhataplara:

yaratılışın kaynağını,

ilahların güç iddialarını,

ölümden sonra dirilişi

düşündürür.

Dolayısıyla ayeti:

“Modern bilim ahireti deneysel olarak kanıtladı.”

şeklinde sunmak doğru olmaz.

Ahiret:

vahyin bildirdiği bir gerçekliktir.

Ayet ise insanı bu gerçeğin aklen imkânsız olmadığını düşünmeye çağırır.

1️⃣2️⃣ Putların Yaratamaması Neden Tevhid İçin Önemlidir ❓​

Çünkü ibadetin yöneltildiği varlığın:

ilahî niteliği

sorgulanmaktadır.

Bir varlık:

kendisini bile yaratmamış,

evreni yaratmamış,

hayatı başlatmamış,

ölüyü diriltmeye bağımsız gücü olmayan

bir yaratılmışsa ona:

Allah’a ait ilahî yetkiler vermenin temeli nedir?

Kur’an bu şekilde müşriklerin inancını kendi içinde sorgulatır.

Yaratılmış olan, Yaratıcıyla aynı seviyede değildir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Allah’tan Başka Hiçbir Şeyin Sebep Olamayacağını mı Söylüyor ❓​

Hayır.

Yaratılmış dünyada gerçek sebepler vardır.

Anne ve baba bir çocuğun dünyaya gelişinde sebeptir.

Doktor tedavide sebeptir.

Su bitkinin büyümesine sebeptir.

Güneş hayat için çok önemli bir sebeptir.

Bunları inkâr etmek Kur’an’ın istediği şey değildir.

Fakat sebeplerin kendisi de:

yaratılmıştır ve bağımsız mutlak güç sahibi değildir.

Bu nedenle:

sebep ≠ ilah.

Tevhid, sebepleri reddetmek değil, sebepleri Allah’ın yerine koymamaktır.

1️⃣4️⃣ Allah Yaratıcıysa İnsanların Yaptığı Kötülükleri de Allah mı Yaptırıyor ❓​

Allah’ın yaratıcı olması insanın ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İnsan:

irade kullanır,

niyet eder,

tercih yapar.

Allah’ın evren üzerindeki mutlak egemenliği ile insanın yaratılmış iradesi birlikte düşünülür.

Bu nedenle bir insan:

“Allah her şeyi yaratıyor, o hâlde benim yaptığım zulümden ben sorumlu değilim.”

diyemez.

Kur’an defalarca insanı:

yaptıklarından,

kazandıklarından,

tercihlerinden

sorumlu tutar.

İlahî yaratma ≠ insanın sorumluluktan kurtulması.

1️⃣5️⃣ “De ki: Allah Yaratmayı Başlatır, Sonra Yeniden Gerçekleştirir” Neden Cevabı Peygamber Veriyor ❓​

İlk soru:

“Ortaklarınızdan bunu yapabilecek biri var mı?”

şeklindedir.

Buna verilecek gerçek cevap bellidir.

Ardından Hz. Muhammed’e:

“De ki: Allah yaratmayı başlatır, sonra onu yeniden gerçekleştirir.”

buyurulur.

Burada tartışma spekülasyonda bırakılmaz.

Kur’an kendi cevabını açıkça ortaya koyar:

Yaratılışın kaynağı Allah’tır.

Dirilişin faili de Allah’tır.


Dolayısıyla yaratma ve yeniden yaratma konusunda ilahî ortak yoktur.

1️⃣6️⃣ Ahirete İnanmak Bugünkü Hayatı Nasıl Etkilemelidir ❓​

Diriliş yalnızca gelecekle ilgili soyut bilgi değildir.

Eğer insan:

öldükten sonra yeniden dirileceğine,

yaptıklarının hesabını vereceğine

inanıyorsa bu inanç bugünkü davranışlarını etkilemelidir.

Haksız kazanç:

ölümle tamamen kapanmaz.

Gizli iyilik:

ölümle kaybolmaz.

Kimsenin görmediği zulüm:

hesaptan silinmez.

Bu nedenle ahiret inancı insana:

“Bugün yaptığının yarını var.”

bilinci kazandırır.

1️⃣7️⃣ Ölümden Sonra Diriliş İnancı Dünyayı Değersizleştirir mi ❓​

Hayır.

Tam tersine dünyadaki davranışları daha anlamlı hâle getirir.

Eğer dünya:

hesabı olmayan kısa bir dönemden ibaret olsaydı,

bazı büyük adaletsizlikler nihai olarak karşılıksız kalabilirdi.

Ahiret inancı:

iyiliğin,

adaletin,

sorumluluğun

ölümden daha büyük bir anlam taşıdığını bildirir.

Bu yüzden mümin:

“Nasıl olsa dünya geçici.”

deyip hayatı terk etmez.

Dünyada:

çalışır,

üretir,

adaleti gözetir,

iyilik yapar.

Çünkü dünya, ahiret sorumluluğunun yaşandığı yerdir.

1️⃣8️⃣ Yûnus 31, 32, 33 ve 34 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Bu ayetler güçlü bir düşünce zinciri oluşturur.

Yûnus 31:

Rızkı veren kim? Bütün işleri yöneten kim?

Cevap:

Allah.

Yûnus 32:

“İşte gerçek Rabbiniz Allah’tır.”

dedi.

Yûnus 33:

bu hakikat karşısında ısrarlı biçimde yoldan çıkanların sonucunu anlattı.

Şimdi Yûnus 34 başka bir delil getiriyor:

Yaratmayı başlatan kim?

Yeniden yaratabilecek kim?


Cevap yine:

Allah.

Böylece tevhid yalnızca rızık ve yönetim üzerinden değil, varlığın başlangıcı ve geleceği üzerinden de temellendiriliyor.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 34. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 34. ayet son derece temel bir soruyla başlar:

“Ortak koştuklarınız arasında yaratmayı başlatıp sonra onu yeniden gerçekleştirebilecek biri var mı?”

Bu soru aslında insanın bütün ilah anlayışını sınar.

Bir varlığı kutsallaştırabilirsin.

Adına büyük yapılar kurabilirsin.

Onun hakkında efsaneler anlatabilirsin.

Ona çok büyük güçler atfedebilirsin.

Fakat Kur’an soruyor:

Gerçekte ne yapabiliyor?

Varlığı o mu başlattı?

Hayatı o mu yarattı?

Ölümden sonra insanı o mu diriltecek?

Eğer cevap:

hayır

ise, o varlığa Allah’a ait ilahî yetkiler yüklemek için temel kalmaz.

Bu nedenle ayet yalnızca putları eleştiren tarihsel bir cümle değildir.

İnsanın güç algısını da düzeltir.

İnsan bugün çok büyük teknolojilere sahip olabilir.

Genleri değiştirebilir.

Organları nakledebilir.

Yapay zekâ geliştirebilir.

Uzaya gidebilir.

Bütün bunlar insan bilgisinin büyük başarılarıdır.

Bunları küçümsemek doğru değildir.

Fakat bunlardan:

“İnsan artık varlığın mutlak sahibi oldu.”

sonucu çıkmaz.

Çünkü insan hâlâ:

var olan maddeleri,

var olan yasaları,

var olan enerjiyi,

kendisine verilmiş aklı

kullanır.

İnsanın üretkenliği büyüdükçe hayranlık uyandırabilir; ama insan yine de yaratılmıştır.

Ayetin tevhid mesajı tam burada belirginleşir:

Üretmek başka, nihai Yaratıcı olmak başkadır.

İnsan bir tohumun genetiğine müdahale edebilir.

Ama maddenin kendisinin var olmasını ona insan sağlamamıştır.

İnsan yaşam süreçlerini yönlendirebilir.

Ama hayatın bütün varlık temelini kendisi kurmamıştır.

Bu ayrım bilimle din arasında gereksiz bir çatışma üretmez.

Bilim:

nasıl işliyor?

sorusuna olağanüstü cevaplar verebilir.

Kur’an ise burada:

Bütün bu varlığın nihai kaynağı ve sahibi kim?

sorusunu sorar.

Ardından ayetin ikinci büyük konusu gelir:

yeniden yaratılış.

İnsan ölümün karşısında çok güçlü bir şaşkınlık yaşayabilir.

Bir insan ölür.

Bedeni çözünür.

Yıllar geçer.

Ve insan sorar:

“Bu insan yeniden nasıl diriltilebilir?”

Kur’an'ın cevabı son derece yalındır:

İlk defa yaratılman da olağanüstü değil miydi?

Şu anda:

gören,

duyan,

düşünen,

seven,

hatırlayan,

karar veren

bir varlıksın.

Bir zamanlar bu dünyada yoktun.

Sonra var oldun.

İlk yaratılışın kaynağı Allah ise ikinci yaratılış neden Allah’ın kudreti dışında olsun?

Bu, Kur’an'ın ahiret için kullandığı güçlü aklî çağrılardan biridir.

Fakat bunu:

modern matematiksel ispat

gibi sunmamak gerekir.

Ayetin yaptığı şey:

insana düşünme zemini sağlamaktır.

“İlk yaratılışı kabul edip ikinciyi neden mutlak biçimde imkânsız sayıyorsun?”

diye sorar.

Ayetin ahlaki sonucu da çok önemlidir.

Eğer yeniden diriliş varsa:

ölüm hesaptan kaçış değildir.

İnsan bazen dünyada şöyle düşünebilir:

“Kimse öğrenmedi.”

Ama Allah biliyor.

“Zaman geçti, unutuldu.”

Ama hesap ortadan kalkmadı.

“O kişi öldü, mesele kapandı.”

Ama ahiret vardır.

Bu, özellikle mazlum açısından büyük bir umut taşır.

Dünyada hakkını alamamış olabilir.

Zalimi cezalandırılmadan ölmüş olabilir.

İnsan mahkemesi başarısız olmuş olabilir.

Ama Kur’an'a göre ölüm:

adaletin sonu değildir.

Yeniden diriliş olduğu için nihai hesap mümkündür.

Aynı gerçek iyilik yapan için de büyük bir ümittir.

Kimse seni görmedi.

Kimse teşekkür etmedi.

İyiliğin karşılıksız kaldı.

Ama ölümle birlikte:

iyilik yok olmadı.

Çünkü seni ilk kez yaratan Allah seni yeniden yaratacak ve yaptığın hiçbir hakiki iyilik O’nun bilgisinden kaybolmayacaktır.

Bu yüzden ahiret inancı insanı dünyadan kaçırmamalıdır.

Tam tersine:

dünyayı daha ciddi yaşamaya

yöneltmelidir.

Bugün söylediğin sözün önemi var.

Bugün yaptığın haksızlığın önemi var.

Bugün gösterdiğin merhametin önemi var.

Bugün vazgeçtiğin haramın önemi var.

Çünkü hikâye mezarda bitmiyor.

Yûnus 34’ün sonunda:

“Fe-ennâ tu’fekûn?”

denilir.

Yani yaklaşık olarak:

“Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyor, hakikatten uzaklaştırılıyorsunuz?”

Bu soru önceki ayetlerdeki sorulara benzer.

Kur’an bir kez daha şunu söylüyor:

Cevabı düşündüğünde:

Yaratıcı kim?

Allah.

Yeniden diriltecek kim?

Allah.

O hâlde nasıl oluyor da Allah’a ait olan kulluk ve nihai güven başka varlıklara veriliyor?

İşte tevhidin mantığı budur:

Yaratıcı Allah ise kulluğun merkezi de Allah olmalıdır.

Ve belki Yûnus Suresi 34. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnsanın teknoloji, bilim ve üretim gücü ne kadar büyürse büyüsün, mevcut şeyleri dönüştürmekle varlığın nihai Yaratıcısı olmak arasındaki farkı koruyabiliyor muyuz; ayrıca bizi ilk kez yaratan Allah’ın yeniden diriltmeye kadir olduğunu kabul ettiğimizde, bugün yaptığımız her şeyin bir gün yeniden karşımıza çıkacağını gerçekten hesaba katıyor muyuz?

“İnsan çok şey üretebilir ama varlığın sahibi olmaz. İlk yaratılışın sahibi Allah’tır; yeniden diriliş de O’nun kudretindedir. Bugünü, mezarın son durak olmadığını bilerek yaşa; çünkü seni ilk kez yaratan, yaptıklarınla birlikte seni yeniden huzuruna çıkaracaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt