📖 Yûnus Suresi 23. Ayette “Allah Onları Kurtarınca Yeryüzünde Haksız Yere Taşkınlık Ederler; Ey İnsanlar! Taşkınlığınız Ancak Kendi Aleyhinizedir” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Yûnus Suresi 23. Ayette “Allah Onları Kurtarınca Yeryüzünde Haksız Yere Taşkınlık Ederler; Ey İnsanlar! Taşkınlığınız Ancak Kendi Aleyhinizedir”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,060
2,736,256
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 23. Ayette “Allah Onları Kurtarınca Yeryüzünde Haksız Yere Taşkınlık Ederler; Ey İnsanlar! Taşkınlığınız Ancak Kendi Aleyhinizedir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan fırtınada verdiği sözü, kıyıya çıktığında unutabiliyor. Oysa kurtuluş yalnızca tehlikenin sona ermesi değil, insanın o tecrübeden sonra nasıl biri olduğuyla anlam kazanır. Başkasına yönelttiğin haksızlık en sonunda kendi hesabına yazılır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 23. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık ederler. Ey insanlar! Taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir. Dünya hayatının geçici bir yararlanmasıdır. Sonra dönüşünüz Bizedir; o zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.”

Yûnus Suresi 22. ayette denizde fırtınaya yakalanan insanların:

“Bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız.”

diye Allah’a yöneldikleri anlatılmıştı.

Şimdi 23. ayet onların kurtarıldıktan sonraki hâlini gösteriyor:

Tehlike geçti.

Kıyıya ulaşıldı.


Fakat verilen söz unutuldu.

Ve bazı insanlar yeniden:

haksızlık ve taşkınlığa

başladı.

2️⃣ “Allah Onları Kurtarınca” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“felemmâ encâhum”

denilir.

Yani:

“Onları kurtarınca...”

Bir önceki ayette insanlar ölüm tehlikesi içinde Allah’a yalvarmışlardı.

Artık:

fırtına sona ermiş,

tehlike geçmiş,

hayatlarına devam etme fırsatı verilmiştir.

Bu kurtuluş yalnızca fiziksel bir rahatlama değildir.

Aynı zamanda yeni bir ahlaki sınavdır.

Çünkü soru artık:

“Fırtınada ne söyledin?”

değil,

“Kurtulduktan sonra o sözün arkasında durdun mu?”

sorusudur.

3️⃣ İnsan Tehlikedeyken Verdiği Sözü Neden Sonra Unutabilir ❓​

Çünkü insanın duygusal durumu şartlarla birlikte değişebilir.

Tehlike anında:

ölümü yakın hisseder.

Kendini güçsüz görür.

Allah’a ihtiyacını açık biçimde fark eder.

Fakat güvenliğe kavuştuğunda:

kontrol duygusu geri gelir.

Günlük işler başlar.

Eski alışkanlıklar döner.

Ve birkaç gün önce:

“Hayatımı değiştireceğim.”

diyen insan yeniden eski hâline dönebilir.

Kur’an burada insanın unutkanlığına ve tutarsızlığına dikkat çeker.

4️⃣ “Yeryüzünde Taşkınlık Ederler” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“izâ hum yebğûne fi’l-ardi”

denilir.

“Bağy” veya “buğyân”:

haddi aşmak,

zulmetmek,

haksızlık etmek,

başkasının hakkına saldırmak,

meşru sınırı aşmak

gibi anlamlar taşır.

Dolayısıyla burada yalnızca:

“Biraz hata yapmak”

anlatılmaz.

İnsanın sahip olduğu:

gücü,

imkânı,

özgürlüğü

haksızlık için kullanması söz konusudur.

5️⃣ “Bağy” Her Türlü Günah veya Fikir Ayrılığı Demek midir ❓​

Hayır.

Her yanlış davranışı veya her anlaşmazlığı otomatik olarak:

“bağy”

diye nitelemek doğru olmaz.

Bir insan:

farklı düşünebilir.

Eleştirebilir.

Bir karara itiraz edebilir.

Hakkını arayabilir.

Bunlar tek başına taşkınlık değildir.

Bağy özellikle:

haksız biçimde sınırı aşma, zulüm ve saldırganlık

fikrini taşır.

Dolayısıyla:

fikir ayrılığı ≠ zulüm.

Eleştiri ≠ taşkınlık.


Ölçü, davranışın hak ve adalet sınırını aşıp aşmadığıdır.

6️⃣ “Haksız Yere” İfadesi Neden Özellikle Kullanılıyor ❓​

Ayette:

“bi-gayri’l-haqq”

denilir.

Yani:

“Haksız yere / hakka dayanmaksızın.”

Bu ifade son derece önemlidir.

Çünkü insan bazen yaptığı zulme bile:

bir gerekçe,

bir slogan,

bir bahane

bulabilir.

“Ben haklıyım.”

demek, insanı otomatik olarak haklı yapmaz.

Kur’an ölçüyü insanın kendi iddiasına değil:

“hak”

kavramına bağlar.

İnsan kendisine sürekli şu soruyu sormalıdır:

“Yaptığım şey gerçekten adil mi, yoksa kendi çıkarımı hak gibi mi gösteriyorum?”

7️⃣ Kurtulduktan Sonra Zulmetmek Neden Daha Çarpıcı Bir Çelişkidir ❓​

Çünkü o insan kısa süre önce kendi aczini yaşamıştır.

Korkmuştur.

Yardım istemiştir.

Kurtarılmayı beklemiştir.

Sonra kendisi güvene kavuşunca başkasına:

zulmediyorsa,

sıkıntısından ahlaki ders çıkarmamış demektir.

Bir insan çaresizliği tattıktan sonra çaresize daha merhametli olması beklenir.

Korkuyu yaşamışsa korkutan olmaması gerekir.

Yardım istemişse başkasının yardım talebine daha duyarlı olmalıdır.

Yaşanan acı insanı otomatik olarak iyi yapmaz; ondan ne öğrendiği önemlidir.

8️⃣ “Ey İnsanlar!” Hitabı Neden Çok Önemlidir ❓​

Ayetin devamında:

“Yâ eyyühe’n-nâs”

denilir.

Yani:

“Ey insanlar!”

Bu hitap meseleyi yalnızca denizdeki belirli yolcularla sınırlı bırakmaz.

Mesaj genişler.

Artık bütün insanlığa yöneltilen bir ilke vardır:

“Taşkınlığınız kendi aleyhinizedir.”

Bu nedenle ayet yalnızca geçmişte yaşamış bir grubun hikâyesi değildir.

Her insan:

gücü eline geçtiğinde,

kurtulduğunda,

imkân sahibi olduğunda

aynı sınavla karşılaşabilir.

9️⃣ “Taşkınlığınız Ancak Kendi Aleyhinizedir” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“innemâ bağyukum alâ enfusikum”

denilir.

Yani:

“Taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir.”

İnsan zulmü başkasına yöneltir.

Fakat ahlaki sorumluluğu kendi hesabına yazılır.

Başkasının parasını çalabilir.

Mağdur maddi zarar görür.

Ama hırsız aynı zamanda:

kendi ahlakını,

kendi vicdanını,

kendi ahiret hesabını

bozar.

Zalim başkasını yaralayabilir.

Fakat yaptığı zulüm kendi geleceğine de yük olur.

🔟 Bu, Her Kötülüğün Dünyada Hemen Yapan Kişiye Geri Döneceği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Ayet:

“Birine kötülük yaparsan aynı şey mutlaka birkaç gün içinde senin başına gelir.”

gibi mekanik bir karma yasası öğretmez.

Bazı zalimler dünyada uzun süre rahat yaşayabilir.

Bazı haksızlıkların dünyevî karşılığı hemen görülmeyebilir.

Yûnus 23’ün asıl vurgusu:

Zulüm yapan insanın nihai olarak kendi hesabını ağırlaştırdığıdır.

Çünkü ayetin sonunda zaten:

“Sonra dönüşünüz Bizedir.”

denilmektedir.

Yani nihai adalet ahireti de kapsar.

1️⃣1️⃣ Zulüm Önce Mağdura Zarar Vermiyor mu ❓​

Elbette veriyor.

“Zulüm kendi aleyhinedir.”

demek:

mağdurun zararını küçümsemek değildir.

Birine şiddet uygulandığında gerçekten acı çeker.

Malı çalındığında gerçek kayıp yaşar.

İtibarı haksız yere zedelendiğinde gerçek zarar görür.

Ayet mağduriyetin gerçekliğini inkâr etmez.

Vurgusu şudur:

Zalim:

başkasına zarar verirken kendisini sonuçtan kurtarmış olmaz.

Başkasına yaptığı haksızlık, Allah katında kendi dosyasına yazılır.

1️⃣2️⃣ Zulüm Neden İnsanın Kendisini de Bozar ❓​

Çünkü tekrar edilen davranış karakteri etkiler.

İnsan ilk haksızlığında:

vicdan azabı çekebilir.

Sonra haksızlığını savunur.

Bir süre sonra:

alışır.

Sonra daha büyük haksızlıklar kolaylaşabilir.

Böylece insan yalnızca:

bir yanlış yapmış

olmaz.

Yanlışın kendisini değiştirmesine izin vermiş olabilir.

Bu nedenle kötülüğün en tehlikeli sonuçlarından biri:

insanın kötü olan şeye alışmasıdır.

1️⃣3️⃣ “Dünya Hayatının Bir Metaıdır” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“metâa’l-hayâti’d-dunyâ”

ifadesi vardır.

“Metâ”:

geçici yararlanma,

kullanılan nimet,

bir süre faydalanılan şey

anlamlarını taşır.

Yani insan haksızlığıyla:

para,

makam,

güç,

çıkar

elde edebilir.

Ama elde ettiği şey:

dünya hayatının geçici yararlanmasıdır.

Kalıcı değildir.

İnsan dünyadan ayrıldığında:

haksızlıkla elde ettiği mal burada kalabilir,

ama sorumluluğu onunla birlikte gider.

1️⃣4️⃣ Dünya Nimetlerinden Yararlanmak Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Ayet:

“Dünya nimetlerinden yararlanmayın.”

demiyor.

Kur’an:

helal rızkı,

güzel nimetleri,

aileyi,

malı,

çalışmayı

başlı başına kötü ilan etmez.

Eleştirilen:

geçici dünya menfaati uğruna haksızlık yapmak

ve dünyayı nihai hedef hâline getirmektir.

Bir insan dürüst biçimde zengin olabilir.

Başka biri az para için büyük zulüm yapabilir.

Dolayısıyla mesele:

ne kadar kazandığın değil, nasıl kazandığın ve onu nasıl kullandığındır.

1️⃣5️⃣ Haksız Kazanç Neden Gerçek Kazanç Sayılmaz ❓​

Çünkü insan yalnızca elde ettiği miktarı hesaplarsa kârda görünebilir.

Örneğin:

başkasının hakkını yiyerek para kazanmıştır.

Maddi hesabı:

artıdadır.

Ama ahlaki hesabında:

kul hakkı,

zulüm,

hesap sorumluluğu

oluşmuştur.

Kur’an başarı tanımını sadece:

“Cebime ne girdi?”

sorusuyla bırakmaz.

Şunu da sorar:

“Bunun karşılığında kendinden ne kaybettin?”

Bazen insan para kazanırken vicdanını kaybedebilir.

1️⃣6️⃣ “Sonra Dönüşünüz Bizedir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“summe ileynâ merciukum”

denilir.

Yani:

“Sonra dönüşünüz Bizedir.”

Bu ifade Yûnus Suresi’nde tekrar tekrar karşımıza çıkan büyük temalardan biridir.

İnsan:

dünyada yaşar,

seçimler yapar,

güç kazanır,

haksızlık yapabilir

veya adaleti seçebilir.

Fakat dünya:

son mahkeme değildir.

Nihai dönüş:

Allah’adır.

Hiçbir insan:

ölümle birlikte sorumluluğunun dışına kaçamaz.

1️⃣7️⃣ “Yaptıklarınızı Size Haber Vereceğiz” Ne Demektir ❓​

Ayet:

“fe-nunebbiukum bimâ kuntum ta‘melûn”

diye sona erer.

Yani:

“Yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.”

Bu:

Allah’ın sonradan öğrenmesi

anlamına gelmez.

Allah zaten bilir.

Buradaki ifade:

insanın yaptığı şeylerin kendisine açıkça gösterilmesi ve hesabının ortaya konması

anlamındadır.

İnsan dünyada kendisine bahaneler üretebilir.

“Ben mecburdum.”

“Ben kötü niyetli değildim.”

“Zaten herkes yapıyordu.”

Ahirette ise insanın yaptıkları bütün gerçekliğiyle ortaya çıkar.

1️⃣8️⃣ Yûnus 22 ve 23 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Bu iki ayet tek bir hikâyenin iki yarısı gibidir.

Yûnus 22:

fırtınadaki insanı

gösterir.

Korkuyor.

Allah’a dua ediyor.

“Bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız.”

diyor.

Yûnus 23:

kıyıya ulaşmış insanı

gösterir.

Kurtuluyor.

Fakat bazıları yeniden:

haksızlığa ve taşkınlığa

başlıyor.

Bu iki ayetin ortak sorusu şudur:

Allah’a verdiğin sözü yalnızca korktuğun sürece mi hatırlıyorsun?

Gerçek değişim:

kriz anındaki sözlerde değil,

krizden sonraki davranışlarda görünür.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 23. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 23. ayet, bir önceki ayette başlayan sahnenin şaşırtıcı sonunu gösterir.

Denizde fırtına vardır.

Dalgalar her taraftan gelir.

İnsanlar:

“Artık kurtuluşumuz yok.”

diye düşünürler.

Sonra Allah’a yönelirler:

“Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız.”

Ve kurtulurlar.

İşte burada insan:

“Artık onların hayatı değişmiştir.”

diye düşünebilir.

Fakat ayet:

“Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık ederler.”

der.

Bu çok güçlü bir insanlık tasviridir.

Çünkü tehlike anındaki büyük sözler, rahatlık geldiğinde çok çabuk unutulabilir.

İnsan bazen ölüm korkusu yaşar.

“Kurtulursam hayatımı değiştireceğim.”

der.

Kurtulur.

Birkaç ay sonra eski hayatına döner.

Bir hastalık geçirir.

“Sağlığıma kavuşursam her gün şükredeceğim.”

der.

İyileşir.

Sonra sağlığını yeniden sıradan görür.

Büyük bir maddi sıkıntıdan çıkar.

“Bir gün imkânım olursa ihtiyaç sahiplerine yardım edeceğim.”

der.

İmkânı gelir.

Ama yardım sözü unutulur.

Kur’an'ın sorusu şudur:

Fırtınadan gerçekten çıktın mı, yoksa yalnızca deniz mi sakinleşti?

Çünkü bazen beden tehlikeden kurtulur ama insanın karakteri hiç değişmez.

Yûnus 23 bu nedenle kurtuluş kavramını derinleştirir.

Gerçek kurtuluş yalnızca:

ölümden kurtulmak,

borçtan kurtulmak,

hastalıktan kurtulmak

değildir.

Yaşadığın tecrübenin seni:

daha adil,

daha şükreden,

daha merhametli,

daha bilinçli

bir insan hâline getirmesi de önemlidir.

Ayetin ardından gelen:

“Ey insanlar! Taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir.”

ifadesi ise evrensel bir ahlak yasasını hatırlatır.

Zulmeden insan ilk bakışta kazanan taraf gibi görünebilir.

Parayı alır.

Makamı elde eder.

Rakibini susturur.

Hakkı olmayan şeyi ele geçirir.

Ve:

“Kazandım.”

diye düşünebilir.

Kur’an ise:

“Aslında kendi aleyhine kazanıyorsun.”

der.

Çünkü ahlaki hesap yalnızca bugünkü sonuca bakmaz.

Bir insan başkasına zulmettiğinde:

mağdur gerçekten zarar görür.

Bunu küçümseyemeyiz.

Fakat zalim de yaptığıyla kendi hesabını ağırlaştırır.

Bu nedenle zulüm iki yönde yıkıcıdır:

Başkasının dünyasına zarar verir.

Ve yapan kişinin ahlaki ve uhrevî geleceğine zarar verir.

Ayet ardından:

“Dünya hayatının geçici yararlanması...”

der.

İnsan neden haksızlık yapar?

Çoğu zaman:

para için.

Güç için.

Makam için.

İntikam için.

Bir üstünlük hissi için.

Ama bunların tamamı:

geçicidir.

Bir insan yüz yıl bile yaşasa dünya ölçüsünde çok kısa bir zaman yaşar.

Sonra:

serveti kalır.

Evi kalır.

Şirketi kalabilir.

Unvanını başkası kullanır.

Fakat yaptığı haksızlıkların hesabı kendisiyle birlikte gider.

Bu yüzden insanın en kötü ticaretlerinden biri:

geçici menfaat karşılığında kalıcı sorumluluk satın almaktır.

Bir miktar para için kul hakkı.

Bir makam için adaletsizlik.

Bir öfke için yıllarca taşınacak bir vicdan yükü.

Bir anlık üstünlük için başka bir insanın hayatını yıkmak.

Bunlar dışarıdan kazanç gibi görünebilir.

Kur’an ise:

“Taşkınlığınız kendi aleyhinizedir.”

diyerek hesabın başka tarafını gösterir.

Fakat bunu:

“Kötülük yaparsan aynı kötülük yarın kesin senin başına gelir.”

gibi basit bir dünya yasasına dönüştürmemeliyiz.

Bazı zalimler dünyada ceza görmeden ölebilir.

Bazı mazlumlar dünyada hakkını tamamen alamayabilir.

Tam da bu nedenle ayet:

“Sonra dönüşünüz Bizedir.”

der.

Nihai adalet dünya mahkemeleriyle sınırlı değildir.

Bu, mazlum için umuttur.

Zalim için uyarıdır.

Ve güçlü olan herkes için sorumluluktur.

Yûnus 23 ayrıca bize gücün gerçek sınavını öğretir.

Fırtınadayken insanın ne söylediğini görmek kolaydır.

Asıl soru:

kıyıya ulaştığında ne yaptığıdır.

Güçsüzken adalet istemek kolay olabilir.

Peki güç sana geçtiğinde adil misin?

Muhtaçken merhamet istemek kolaydır.

Peki sen imkân sahibi olduğunda muhtaca merhamet ediyor musun?

Haksızlığa uğradığında:

“Bu zulüm.”

demek kolaydır.

Peki çıkarın olduğunda aynı haksızlığı başkasına yapıyor musun?

İşte ayetin ahlaki ağırlığı tam burada hissedilir:

İnsan, kendisine yapılmasını istemediği zulmü gücü eline geçtiğinde başkasına yapmamalıdır.

Ve belki Yûnus Suresi 23. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Sıkıntıdan kurtulduğumuzda Allah’a verdiğimiz sözleri gerçekten hatırlıyor muyuz; yoksa güç, güvenlik ve rahatlık geri geldiğinde bir zamanlar kendimizin de ne kadar muhtaç olduğunu unutup başkalarının hakkını çiğnemeye mi başlıyoruz; daha da önemlisi, kısa bir dünya menfaati uğruna yaptığımız haksızlığın en sonunda kendi hesabımıza yazıldığını anlayabiliyor muyuz?

“Fırtınada nasıl dua ettiğini değil yalnızca, kıyıya çıktığında nasıl yaşadığını da hatırla. Sana güç verildiğinde zulmetme, kurtarıldığında unutma ve geçici bir dünya kazancı için kendi hesabını ağırlaştırma. Çünkü başkasına yaptığın haksızlık onun canını yakabilir; fakat hesabı sonunda senin önüne konur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt