📖 Tevbe Suresi 76. Ayette “Allah Onlara Lütfundan Verince Cimrilik Ettiler, Yüz Çevirdiler ve Zaten Uzaklaşan Kimseler Oldular” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,976
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 76. Ayette “Allah Onlara Lütfundan Verince Cimrilik Ettiler, Yüz Çevirdiler ve Zaten Uzaklaşan Kimseler Oldular” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yoklukta verilen sözlerin değeri, bolluk geldiğinde ne yaptığımızla ortaya çıkar. İnsan bazen nimeti elde edince şükrünün artacağını sanır; fakat sınav tam da orada başlar: Sahip olduğun şey seni daha cömert mi yaptı, yoksa elini ve kalbini daha mı sıkı kapattı?”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 76. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Allah onlara lütfundan verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirip uzaklaştılar.”

Bu ayet, bir önceki ayetin doğrudan devamıdır.

Tevbe 75’te bazı kimseler:

“Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız.”

diye söz vermişti.

Tevbe 76’da ise bekledikleri nimet gelmektedir.

Fakat sonuç, söylediklerinin tam tersidir:

Mal geldi, söz unutuldu.

İmkân arttı, paylaşma azaldı.

Nimet geldi, yöneliş zayıfladı.


2️⃣ Tevbe 75 ile Tevbe 76 Arasındaki Büyük Çelişki Nedir ❓​

Tevbe 75’te söz şudur:

“Verirsen, vereceğim.”

Tevbe 76’da gerçekleşen ise:

“Verildi ama vermedi.”

İşte ayetin merkezindeki ahlaki çelişki budur.

İnsan sıkıntı içindeyken gelecekte nasıl davranacağını kolayca söyleyebilir.

Ama gerçek karakter çoğu zaman sözün şartları gerçekleştiğinde ortaya çıkar.

Bu nedenle ayet bize şunu öğretir:

Niyetin değeri, imkân geldiğinde davranışla sınanır.

3️⃣ “Allah Onlara Lütfundan Verince” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet serveti yine:

Allah’ın lütfu

olarak tanımlar.

Bu, insanın emeğini inkâr etmek değildir.

İnsan çalışmış olabilir.

Ticaret yapmış olabilir.

Üretmiş olabilir.

Fakat Kur’an bütün imkânların nihai kaynağını Allah’ın lütfuyla ilişkilendirir.

Dolayısıyla mal yalnızca:

“Ben kazandım, istediğim gibi kullanırım.”

anlayışıyla değerlendirilmez.

Mal aynı zamanda sorumluluk taşıyan bir nimettir.

4️⃣ Nimet Gelince İnsan Neden Değişebilir ❓​

Çünkü sahip olmadan önce mal teoriktir.

Sahip olduktan sonra ise gerçek hâle gelir.

İnsan fakirken:

“Bir gün zengin olursam çok paylaşacağım.”

diyebilir.

Ama mal gerçekten eline geçtiğinde:

kaybetme korkusu,

gelecek endişesi,

daha fazlasını isteme,

statü arzusu

ve sahip olduklarına bağlanma

başlayabilir.

Bu nedenle bolluk da en az yokluk kadar ciddi bir sınavdır.

5️⃣ “Cimrilik Ettiler” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“bahilû bihî”

ifadesi kullanılır.

Yani kendilerine verilen nimetten vermekten kaçındılar, cimrilik yaptılar.

Buradaki cimrilik yalnızca:

“Az yardım ettiler.”

anlamında değildir.

Bir önceki ayette verdikleri açık söz düşünüldüğünde mesele daha ağırdır.

Onlar:

“Verirsen paylaşacağız.”

demişlerdi.

Şimdi ise nimet geldiği hâlde paylaşmıyorlar.

Dolayısıyla cimrilik burada aynı zamanda söz bozmanın görünür sonucu hâline gelmektedir.

6️⃣ Her Parasını Korumak İsteyen İnsan Cimri midir ❓​

Hayır.

İnsan:

ailesinin ihtiyaçlarını düşünür,

gelecek için tasarruf eder,

borçlarını öder,

acil durumlara hazırlık yapar.

Bunlar tek başına cimrilik değildir.

Cimrilik, malın hakkını vermemek ve paylaşılması gereken yerde bilinçli biçimde eli kapatmak ile ilgilidir.

Özellikle:

zekât gibi zorunlu bir hak varsa,

verilmiş söz varsa

ve gerçek ihtiyaç sahibi ortadaysa

mesele daha ciddi hâle gelir.

Tasarruf ile cimrilik aynı şey değildir.

7️⃣ Zenginlik İnsanı Cimri mi Yapar ❓​

Hayır.

Zenginliğin kendisi insanı otomatik olarak cimri yapmaz.

Çok zengin olup çok cömert insanlar olabilir.

Az malı olduğu hâlde son derece cimri davranan insanlar da olabilir.

Sorun malın miktarı değil, kalbin mala bağlanma biçimidir.

Bir insan malı:

araç

olarak görürse paylaşabilir.

Malı:

kimliğinin,

güvenliğinin

ve değerinin tek kaynağı

hâline getirirse vermek giderek zorlaşabilir.

8️⃣ Mal Artarken Cömertlik Neden Azalabilir ❓​

Çünkü insanın ihtiyaç tanımı sürekli büyüyebilir.

Önce:

“Şu kadar param olsun yeter.”

der.

O para gelir.

Sonra yeni hedef belirir.

Daha büyük ev...

Daha pahalı araba...

Daha yüksek birikim...

Daha fazla yatırım...

Ve kişi hâlâ:

“Biraz daha toparlanınca paylaşırım.”

diyebilir.

Böylece servet artarken “yeter” duygusu sürekli uzaklaşır.

Tevbe 76 tam da bu psikolojiye güçlü bir ayna tutar.

9️⃣ “Yüz Çevirdiler” Ne Demektir ❓​

Ayet sadece:

“Cimrilik ettiler.”

demekle kalmaz.

Ardından:

“ve tevellav”

yani:

“yüz çevirdiler”

der.

Bu, meselenin paradan daha derin olduğunu gösterir.

Malı vermemek, içlerindeki daha büyük bir uzaklaşmanın belirtisi hâline gelmiştir.

Yani insan sadece parasını tutmamış olabilir.

Aynı zamanda:

verdiği sözü,

Allah’a karşı sorumluluğunu

ve daha önceki samimi görünen yönelişini

de arkasında bırakmıştır.

🔟 “Onlar Zaten Yüz Çeviren Kimselerdi” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda:

“ve hum mu‘ridûn”

ifadesi vardır.

Bu, onların uzaklaşan, yüz çeviren bir karakter taşıdığını gösterir.

Burada tek seferlik bir ekonomik hata değil, daha derin bir yöneliş anlatılır.

Cimrilik sadece sonuçtur.

Altında:

sözden dönme,

Allah’a karşı sorumluluğu önemsememe

ve hakikatten uzaklaşma

vardır.

Davranış bazen kalpteki yön değişiminin işaretidir.

1️⃣1️⃣ Cimrilik Neden Manevi Bir Problem Olarak Görülüyor ❓​

Çünkü cimrilik insanın yalnızca parasını değil, güven duygusunu ve Allah’a bakışını da gösterebilir.

İnsan:

“Verirsem azalırım.”

diye aşırı korkabilir.

Sahip olduğu her şeyi kendisinin mutlak güvencesi sanabilir.

Başkasının ihtiyacını görmezden gelebilir.

Bu noktada mal:

nimet olmaktan çıkıp kalbin bağlandığı bir güvenlik nesnesine dönüşebilir.

İslam’ın eleştirdiği şey servet değil, servetin insanın kalbini esir almasıdır.

1️⃣2️⃣ Allah’a Verilen Bir Sözü Tutmamak Neden Ağırdır ❓​

Çünkü insan burada sıradan bir sosyal vaat vermemiştir.

Bir önceki ayette:

Allah’a ahitte bulunmuştur.

“Bize verirsen sadaka vereceğiz.”

demiştir.

Sonra Allah’ın lütfu gelince sözünden dönmüştür.

Bu nedenle mesele yalnızca:

“Cömert olmadı.”

değildir.

Aynı zamanda:

“Allah’a söylediği sözün arkasında durmadı.”

meselesidir.

Verilen söz, özellikle Allah adına verilmişse daha büyük bir ahlaki sorumluluk taşır.

1️⃣3️⃣ İnsan Allah’a Büyük Sözler Vermekten Kaçınmalı mı ❓​

Düşünmeden büyük sözler vermek tehlikeli olabilir.

İnsan duygusal bir anda:

“Bir daha asla…”

“Kesinlikle bundan sonra…”

“Allah bana şunu verirse mutlaka…”

gibi çok güçlü vaatlerde bulunabilir.

Sonra şartlar değiştiğinde sözünü taşımakta zorlanabilir.

Bu yüzden samimiyet bazen büyük cümleler kurmaktan çok:

küçük ama sürdürülebilir iyilikleri gerçekten yapmakta ortaya çıkar.

Allah’a sadakat, yalnızca güçlü vaatlerle değil, istikrarlı davranışlarla gösterilir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Zengin İnsanları Suçluyor mu ❓​

Hayır.

Ayet zenginliği suçlamaz.

Suçlanan davranış:

nimet geldikten sonra verilen sözü unutmak ve malın hakkını vermemektir.

Kur’an’da servet sahibi olup:

şükreden,

veren,

iyilik yapan

insan modeli de vardır.

Dolayısıyla:

zenginlik = kötü

gibi bir denklem doğru değildir.

Asıl soru:

Zenginlik seni neye dönüştürdü?

Daha şükreden biri mi?

Yoksa daha çok korkan ve daha sıkı tutunan biri mi?

1️⃣5️⃣ Bir İnsan Kazancı Artınca Ne Yapmalı ❓​

Kazanç arttığında yaşam standardının belli ölçüde artması doğaldır.

Ama insan kendine şu soruları sorabilir:

Gelirim arttığı gibi paylaşımım da arttı mı?

Daha fazla kazanırken zekât ve haklar konusunda daha dikkatli miyim?

İmkânım büyüdükçe başkalarına sağladığım fayda da büyüyor mu?

Yoksa yalnızca harcamalarım ve beklentilerim mi büyüyor?

Bu muhasebe önemlidir.

Çünkü nimetin büyümesi, sorumluluğun da büyümesi anlamına gelebilir.

1️⃣6️⃣ Ayet “Ne Kadar Çok Verirsen O Kadar İyisin” mi Diyor ❓​

Hayır.

İslam’da yalnızca miktar belirleyici değildir.

İmkân,

niyet,

hak,

samimiyet

ve verilen şeyin kaynağı

da önemlidir.

Çok zengin bir kişinin verdiği büyük miktar, servetine oranla küçük olabilir.

Az imkânlı bir kişinin verdiği küçük miktar ise onun açısından büyük fedakârlık olabilir.

Bu nedenle iyiliği sadece rakamla ölçmek doğru değildir.

Allah için önemli olan yalnızca elden çıkan miktar değil, kalbin ve sorumluluğun durumudur.

1️⃣7️⃣ Tevbe 75 ve 76 Bugünkü “Bir Gün Yapacağım” Psikolojisini Nasıl Anlatıyor ❓​

İki ayet birlikte son derece güncel bir insan davranışını gösterir.

İnsan:

“Bir gün zengin olacağım ve yardım edeceğim.”

der.

Zenginleşir.

Sonra:

“Biraz daha biriktireyim.”

der.

“Bir gün vaktim olunca ailemle ilgileneceğim.”

der.

Vakti olur.

Başka bir meşguliyet bulur.

“Bir gün hayatım düzene girince ibadet edeceğim.”

der.

Hayat hiçbir zaman tamamen düzene girmez.

Ertelenen iyilik, bazen hiç yaşanmayan iyiliğe dönüşür.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Ayet bize çok basit ama zor bir soru sorar:

Nimet geldiğinde gerçekten söz verdiğimiz kişi oluyor muyuz?

İnsan sıkıntılı zamanda:

“Bundan kurtulursam değişeceğim.”

der.

Sonra kurtulur.

Bir süre sonra eski hayatına döner.

Hastayken dua eder.

İyileşince unutur.

Paraya ihtiyaç duyarken:

“Bir gün kazanırsam paylaşacağım.”

der.

Kazanınca elini kapatır.

Tevbe 76 bize şunu öğretir:

Şükür, nimet gelmeden önce söylenen söz değil; nimet geldikten sonra gösterilen tavırdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 76. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 76. ayet, insanın söz ile gerçek karakter arasındaki mesafesini son derece çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.

Bir önceki ayette bazı kişiler:

“Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız.”

demişti.

Şimdi Allah onlara lütfundan veriyor.

Ve ayet:

“Cimrilik ettiler.”

diyor.

Bu tek kelime, önceki bütün vaatlerin nasıl çöktüğünü gösteriyor.

Sonra:

“Yüz çevirdiler.”

deniliyor.

Yani mesele yalnızca para değil.

Malı vermemek, onların Allah’a karşı verdikleri sözden ve sorumluluktan daha geniş bir uzaklaşmanın belirtisi hâline geliyor.

Ardından:

“Onlar zaten yüz çeviren kimselerdi.”

ifadesi geliyor.

Böylece Kur’an bize şunu anlatıyor:

Bir davranış bazen rastgele bir hata değildir.

Tekrarlanan tercihler zamanla karaktere dönüşebilir.

İnsan sürekli:

vermemeyi,

sözünü tutmamayı,

sorumluluğunu ertelemeyi,

kendini haklı çıkarmayı

seçerse bir süre sonra bunlar onun alışkanlığı hâline gelebilir.

Bu ayet özellikle servet konusunda büyük bir insan yanılgısını ortaya çıkarır:

“Daha çok param olursa daha cömert olurum.”

Belki.

Ama garanti değildir.

Hatta tam tersi de olabilir.

Çünkü mal çoğaldıkça insan:

daha fazla kaybetme korkusu yaşayabilir.

Daha yüksek standartlara alışabilir.

Daha fazlasını istemeye başlayabilir.

Bu nedenle cömertlik servetten önce karakter olarak öğrenilmelidir.

Az iken paylaşamayan insanın çok olduğunda kendiliğinden değişeceğinin garantisi yoktur.

Tevbe 75 ve 76 birlikte adeta şöyle der:

Sahip olmadığın parayla verdiğin söz kolaydır; sahip olduğun parayla verdiğin pay gerçeği gösterir.

Ayet ayrıca nimetin gerçek anlamını da sorgulatır.

Bir insanın serveti artabilir.

Ama aynı anda:

şükrü azalıyor,

merhameti azalıyor,

paylaşması azalıyor,

Allah’la bağı zayıflıyorsa

o servetin hayatındaki anlamını yeniden düşünmesi gerekir.

Çünkü nimet sadece:

“Ne kadar çoğaldı?”

ile ölçülmez.

“Seni neye dönüştürdü?”

sorusu da önemlidir.

Gerçek şükür:

yalnızca:

“Elhamdülillah, Allah çok verdi.”

demek değildir.

Şükür aynı zamanda o nimetin hakkını:

adaletle,

paylaşmayla,

zekâtla,

sadakayla

ve doğru kullanım yoluyla

yerine getirebilmektir.

Ve belki Tevbe 76’nın bugünkü insan için en güçlü sorusu şudur:

Bir zamanlar “Şu imkâna kavuşursam şöyle iyi şeyler yapacağım.” diye istediğimiz şeylere bugün sahip olduğumuzda, gerçekten o gün verdiğimiz sözleri hatırlıyor muyuz; yoksa nimet geldikçe şükrümüzün değil, yalnızca sahip olduklarımızı kaybetme korkumuzun mu büyüdüğünü fark ediyoruz?

“Nimet insanın eline geçtiğinde yalnızca malı değil, verdiği sözleri de tartar. Sahip oldukların çoğalırken paylaşma isteğin küçülüyorsa servetin büyümüş olabilir ama kalbin daralmaya başlamıştır. Gerçek bolluk, elindekinin artması kadar ondan iyilik çıkarabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt