📖 Tevbe Suresi 51. Ayette “De ki: Allah’ın Bizim İçin Yazdığından Başkası Bize Asla İsabet Etmez. O Bizim Mevlâmızdır; Müminler Yalnız Allah’a

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 51. Ayette “De ki: Allah’ın Bizim İçin Yazdığından Başkası Bize Asla İsabet Etmez. O Bizim Mevlâmızdır; Müminler Yalnız Allah’a Tevekkül Etsinler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan hayatındaki her şeyi kontrol edemez; fakat kontrol edemediği şeylerin karşısında nasıl duracağını seçebilir. Tevekkül, kader karşısında ellerini bırakmak değil; elinden geleni yaptıktan sonra korkunun hayatını yönetmesine izin vermemektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 51. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim Mevlâmızdır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”

Bu ayet, bir önceki ayette anlatılan münafıkların tavrına doğrudan cevap verir.

Tevbe 50’de:

Hz. Muhammed’e bir iyilik geldiğinde üzülen,

bir musibet geldiğinde ise:

“Biz tedbirimizi önceden almıştık.”

diyerek sevinen kişiler anlatılmıştı.

Tevbe 51 ise onların korku ve çıkar merkezli bakışının karşısına iman, kader ve tevekkül anlayışını koymaktadır.

2️⃣ “Allah’ın Bizim İçin Yazdığından Başkası Bize İsabet Etmez” Ne Demektir ❓​

Buradaki “yazmak” ifadesi Allah’ın:

bilgisi, takdiri ve hükmü

ile ilişkilidir.

İslam inancına göre Allah insanın hayatında meydana gelecek şeylerden habersiz değildir.

Hiçbir olay:

Allah’ın bilgisi dışında,

O’nu şaşırtarak

veya O’nun kudretinden bağımsız biçimde

gerçekleşmez.

Bu, insanın rastgele ve sahipsiz bir evrende yaşamadığına dair güçlü bir iman ifadesidir.

3️⃣ Ayette Neden “Bizim İçin Yazdığı” Deniliyor ❓​

Arapça ifadede:

“mâ keteballâhu lenâ”

denir.

Buradaki “lenâ”, “bizim için” anlamını taşır.

Bu ifade üzerinde birçok müfessir özellikle durmuştur.

Çünkü ayet:

“Başımıza ne yazıldıysa gelir.”

demekle yetinmez.

“Bizim için yazılmış olan”

ifadesini kullanır.

Bu, mümin açısından yaşanan olayların Allah’ın bilgisi ve hikmeti dışında olmadığını hatırlatan bir güven dili taşır.

Ancak bu, insanın yaşadığı her acının dünyada hemen faydalı veya hoş olduğunu iddia etmek anlamına gelmez.

4️⃣ Kader İnsanın Hiçbir Seçimi Olmadığı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

İslam’daki kader anlayışını:

“Ne yaparsam yapayım zaten her şey belli, o hâlde hiçbir sorumluluğum yok.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Kur’an insanı sürekli:

seçim yapan,

karar veren,

sorumluluk taşıyan

ve davranışlarının hesabını verecek

bir varlık olarak anlatır.

Allah’ın bilgisi ve takdiri ile insanın sorumluluğu Kur’an’da birlikte bulunur.

Bu nedenle kader, sorumsuzluğun bahanesi değildir.

5️⃣ “Nasıl Olsa Kaderimde Varsa Olur” Demek Doğru mudur ❓​

Bu ifade tedbir almamak için kullanılıyorsa doğru değildir.

İnsan:

hasta olmamak için dikkat eder,

arabada emniyet kemeri takar,

işini planlar,

parasını korur,

tehlikeden kaçınır,

gerektiğinde doktora gider.

Bütün bunlar kader inancına aykırı değildir.

Tam tersine sebebe sarılmak da insanın sorumluluğunun bir parçasıdır.

Tevekkül:

sebebi terk etmek değil,

sebebi mutlaklaştırmamaktır.

6️⃣ Peygamberler Tedbir Alıyor muydu ❓​

Evet.

Bir önceki ayetlerde hicret sırasında Hz. Muhammed’in Sevr Mağarası’na sığındığını görmüştük.

Hicret:

planlandı,

gizlilik gözetildi,

yol hazırlığı yapıldı,

uygun rehberden yararlanıldı.

Sonra Allah’a güvenildi.

Bu bize çok açık bir denge gösterir:

Plan yap + tedbir al + Allah’a güven.

İslam’ın tevekkül anlayışı, hazırlıksızlığın dini adı değildir.

7️⃣ Kader İnancı İnsanı Pasif mi Yapar ❓​

Doğru anlaşıldığında tam tersine insanı korkunun köleliğinden kurtarabilir.

İnsan her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını bilir.

Elinden geleni yapar.

Sonra sonucu kabul etmeye çalışır.

Bu, insanın:

“Hiçbir şey yapmayacağım.”

demesi değildir.

Şudur:

“Yapabileceğimi yapacağım; yapamayacağım şeylerin korkusuyla da kendimi tüketmeyeceğim.”

8️⃣ Bu Ayet Felaketleri Küçümsememizi mi İstiyor ❓​

Hayır.

Bir insan:

yakınını kaybedebilir,

hastalanabilir,

malını kaybedebilir,

büyük bir haksızlığa uğrayabilir.

Bunların acısı gerçektir.

Kader inancı:

“Üzülme, hiçbir şey olmadı.”

demek değildir.

İnsan ağlayabilir.

Yas tutabilir.

Sarsılabilir.

Fakat iman ona acının içinde şu düşünceyi verebilir:

“Bu olay Allah’ın bilgisinin dışında değil ve hayatım sadece bu olaydan ibaret değil.”

9️⃣ Başımıza Gelen Her Şeyi “Allah Böyle İstedi” Diyerek Normalleştirebilir miyiz ❓​

Hayır.

Burada çok önemli bir ayrım vardır.

Bir olayın Allah’ın bilgisi ve takdiri dışında olmaması, insanların yaptığı her kötülüğün ahlaken doğru ve Allah’ın hoşnut olduğu bir davranış olduğu anlamına gelmez.

Bir insan zulmedebilir.

Allah bunun meydana geleceğini bilir.

Fakat Kur’an zulmü yasaklar.

Dolayısıyla:

“Olduğuna göre Allah bundan razıdır.”

şeklindeki çıkarım doğru değildir.

Gerçekleşmek ile ahlaken onaylanmak aynı şey değildir.

🔟 “O Bizim Mevlâmızdır” Ne Demektir ❓​

“Mevlâ” kelimesi çok geniş bir anlam alanına sahiptir.

Bağlama göre:

sahip, koruyucu, yardımcı, dost ve himaye eden

anlamları taşır.

Burada ifade şunu anlatır:

Müminin nihai güven merkezi Allah’tır.

İnsan:

paraya,

güce,

arkadaşlarına,

devlete,

planlarına

ve çeşitli araçlara

başvurabilir.

Fakat bunların hiçbiri mutlak güvence değildir.

Nihai dayanak Allah’tır.

1️⃣1️⃣ Allah’ın Mevlâ Olması Her Mümini Her Zarardan Koruyacağı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Eğer böyle olsaydı hiçbir peygamber:

yaralanmaz,

hastalanmaz,

yakınını kaybetmez

veya zulme uğramazdı.

Allah’ın koruması:

“Dünyada sana hiçbir kötü olay gelmeyecek.”

garantisi değildir.

Daha derin anlamıyla Allah:

kulunu sahipsiz bırakmaz,

nihai hükmü elinde tutar

ve dünyadaki olayların insanın bütün kaderini belirlemesine izin vermez.

Müminin güveni, sıkıntısız bir hayata değil Allah’a dayanır.

1️⃣2️⃣ “Müminler Allah’a Tevekkül Etsinler” Ne Demektir ❓​

Tevekkül:

güvenmek, dayanmak ve sonucu Allah’a bırakmak

anlamı taşır.

Fakat tevekkül üç aşamalı düşünülebilir:

İnsan önce sorumluluğunu yerine getirir.

Sonra gücünün sınırını kabul eder.

Son olarak sonucu Allah’a bırakır.

Sadece son kısmı alıp ilk ikisini terk etmek tevekkül değildir.

Bu yüzden:

Tevekkül = emek + tedbir + teslimiyet

şeklinde özetlenebilir.

1️⃣3️⃣ Tevekkül ile Tembellik Arasındaki Fark Nedir ❓​

Tembellik şöyle der:

“Allah halleder, ben hiçbir şey yapmayayım.”

Tevekkül ise şöyle der:

“Ben üzerime düşeni yapacağım; sonucu tamamen kontrol edemediğimi de kabul edeceğim.”

Aradaki fark çok büyüktür.

Bir öğrenci:

hiç çalışmadan,

“Allah’a tevekkül ettim.”

diyemez.

Bir tüccar:

hiç hesap yapmadan,

“Rızkımı Allah verir.”

diye savurgan davranamaz.

Allah’a güvenmek aklı kullanmayı bırakmak değildir.

1️⃣4️⃣ Tevbe 50 ile Tevbe 51 Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır ❓​

Tevbe 50’de münafıklar şöyle düşünüyordu:

Bir kötülük gelirse:

“İyi ki biz gitmedik, tedbirimizi almıştık.”

Tevbe 51’de ise mümine şöyle deniliyor:

“Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize ulaşmaz.”

Bir tarafta aşırı kontrol duygusu vardır.

Diğer tarafta sorumluluğunu yerine getirip Allah’a güvenmek vardır.

Bu iki tavrın farkı önemlidir.

Birincisi:

“Her şeyi ben garanti ederim.”

der.

İkincisi:

“Elimden geleni yaparım ama mutlak garanti Allah’ın elindedir.”

der.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Kaygı ve Gelecek Korkusu Açısından Nasıl Düşünülebilir ❓​

İnsan geleceği düşünürken sürekli:

“Ya şöyle olursa?”

“Ya bunu kaybedersem?”

“Ya planım bozulursa?”

diye yaşayabilir.

Tedbir almak sağlıklıdır.

Ama insan bütün geleceği garanti etmeye çalışırsa bunu başaramaz.

Çünkü hayatın önemli bir kısmı insanın kontrol alanının dışındadır.

Tevbe 51 mümine şunu hatırlatır:

Kontrol edebildiğin şeylerden sorumlusun; kontrol edemediğin şeylerin tanrısı olmak zorunda değilsin.

Bu düşünce tevekkülün en güçlü yönlerinden biridir.

1️⃣6️⃣ Kader İnancı Haksızlığa Sessiz Kalmak İçin Kullanılabilir mi ❓​

Hayır.

Bir insan zulme uğradığında:

“Kaderinmiş, sus.”

demek yanlış olabilir.

Çünkü Kur’an aynı zamanda:

adaleti,

hakkı savunmayı,

zulmü engellemeyi

ve insanın sorumluluk almasını

emreder.

Kader, zalimin mazereti değildir.

Bir hırsız:

“Benim kaderimde çalmak vardı.”

diyerek sorumluluktan kurtulamaz.

Kader, insanın ahlaki hesabını iptal etmez.

1️⃣7️⃣ Tevekkül Başarısızlık Sonrasında İnsana Ne Kazandırır ❓​

İnsan elinden geleni yaptığı hâlde başarısız olabilir.

Bu noktada iki tehlike vardır:

Birincisi:

“Ben tamamen değersizim.”

demek.

İkincisi:

sonucu değiştirmek için artık mümkün olmayan şeylere zihinsel olarak takılıp kalmak.

Tevekkül insana şunu söyleyebilir:

“Sorumluluğumu yerine getirdim. Şimdi sonucu kabul edip bundan ne öğrenebileceğime bakacağım.”

Bu yaklaşım hatayı inkâr etmez.

Ama insanı geçmişin içinde de hapsetmez.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugünün insanı kontrol etmeye alışmıştır.

Telefonundan:

parasını,

işini,

evini,

konumları,

takvimini,

sağlık verilerini

ve birçok şeyi

takip edebilir.

Bu büyük bir imkândır.

Fakat teknoloji insana hayatın tamamını kontrol edebileceği yanılsamasını da verebilir.

Sonra beklenmedik bir olay olur ve insan sarsılır.

Tevbe 51 burada önemli bir denge verir:

Planını yap ama hayatın tamamının sahibi olduğunu sanma.

Çünkü huzur bazen daha fazla kontrol etmekten değil, kontrolün sınırını kabul etmekten gelir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 51. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 51. ayet, kader ile tevekkül arasındaki ilişkiyi birkaç kelimeyle son derece güçlü biçimde anlatmaktadır.

Bir önceki ayette bazı kişiler:

Hz. Muhammed’in başına bir musibet geldiğinde seviniyor ve:

“Biz zaten tedbirimizi almıştık.”

diyorlardı.

Sanki kendi geleceklerini tamamen kendileri garanti etmişlerdi.

Kur’an buna şu cevapla karşılık verir:

“Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize erişmez.”

Bu cümle:

“Hiçbir tedbir alma.”

demek değildir.

Tam tersine Hz. Muhammed’in hayatı tedbir örnekleriyle doludur.

Plan yaptı.

Hazırlandı.

Güvenlik tedbirleri aldı.

İnsanlardan yardım aldı.

Fakat bütün bunlardan sonra şunu biliyordu:

Sonucu bütünüyle insan kontrol etmiyor.

İşte tevekkül burada başlar.

Tevekkül:

plan yapmamak değildir.

Planının seni kurtaracağına tapmamaktır.

Para kazanmayı bırakmak değildir.

Paranın seni her tehlikeden koruyacağına inanmamaktır.

Doktora gitmemek değildir.

Doktoru mutlak hayat ve ölüm sahibi görmemektir.

Bu nedenle ayette hemen ardından:

“O bizim Mevlâmızdır.”

denilir.

Nihai güven merkezi:

para değil,

silah değil,

insan değil,

makam değil,

plan değil,

Allah’tır.

Ayetin son cümlesi de bütün mesajı tamamlar:

“Müminler Allah’a tevekkül etsinler.”

İnsan elinden geleni yapar.

Sonucu bekler.

İyi sonuç geldiğinde kibirlenmez.

Kötü sonuç geldiğinde de bütün hayatının çöktüğünü düşünmez.

Çünkü mümin açısından insanın hikâyesi yalnızca o gün yaşadığı olaydan ibaret değildir.

Ve burada çok önemli bir denge vardır:

Kader tembellik değildir.

Tevekkül tedbirsizlik değildir.

Teslimiyet haksızlığa boyun eğmek değildir.


Bunlar insanın sorumluluğunu yaptıktan sonra Allah’a duyduğu güvendir.

Tevbe 51 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Hayatımızı korumak için gereken bütün tedbirleri aldıktan sonra bile her şeyi kontrol etmeye çalışarak kendimizi tüketiyor muyuz, yoksa elimizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilecek kadar güvenmeyi öğrenebiliyor muyuz?

“Tevekkül, direksiyonu bırakmak değildir; gidebildiğin yere kadar dikkatle sürüp, bütün yolların sahibinin sen olmadığını bilmektir. Elinden geleni yap, gerisini korkunun değil Allah’a güvenin taşımasına izin ver.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt