📖 Tevbe Suresi 49. Ayette “Bana İzin Ver, Beni Fitneye Düşürme” Diyen Kişiye “Biliniz ki Onlar Zaten Fitnenin İçine Düşmüşlerdir” Denilmesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 49. Ayette “Bana İzin Ver, Beni Fitneye Düşürme” Diyen Kişiye “Biliniz ki Onlar Zaten Fitnenin İçine Düşmüşlerdir” Denilmesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen yanlış bir tercihten kaçtığını sanırken, kaçmak için kurduğu bahanenin kendisi daha büyük bir yanlışa dönüşebilir. Vicdanı korumak adına söylenen söz, eğer gerçeği saklıyorsa insanı korumaz; yalnızca hatasını daha güzel gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 49. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Onlardan kimi de, ‘Bana izin ver, beni fitneye düşürme’ der. Biliniz ki onlar zaten fitnenin içine düşmüşlerdir. Şüphesiz cehennem inkâr edenleri kuşatacaktır.”

Bu ayet, Tebük Seferi’ne katılmamak için çeşitli gerekçeler üreten kişilerin anlatıldığı bölümün devamıdır.

Burada çok dikkat çekici bir durum vardır:

Bir kişi:

“Beni fitneye düşürme.”

diyerek kendisini koruduğunu öne sürmektedir.

Kur’an ise tam tersini söyler:

“Asıl fitnenin içine zaten düştüler.”

Yani insan bazen yanlışını, ahlaki bir gerekçenin arkasına saklayabilir.

2️⃣ Ayetteki Kişi Neden İzin İstiyor ❓​

Doğrudan bağlam Tebük Seferi’dir.

Bazı kişiler savaşa ve uzun sefere katılmamak için Hz. Muhammed’den izin istemişlerdi.

Bu ayetteki kişi de:

“Bana izin ver.”

demektedir.

Fakat onu diğerlerinden ayıran şey, izin talebine dini veya ahlaki görünümlü bir gerekçe eklemesidir:

“Beni fitneye düşürme.”

Kur’an işte bu gerekçenin arkasındaki samimiyetsizliği açığa çıkarmaktadır.

3️⃣ Ayette Geçen “Fitne” Ne Demektir ❓​

“Fitne” Kur’an’da tek bir anlama sahip değildir.

Bağlama göre:

imtihan, ayartılma, günaha sürüklenme, baskı, karışıklık, sapma veya insanın inancını zorlayan bir sınav

anlamlarında kullanılabilir.

Tevbe 49’da kişi:

“Bu sefere katılırsam beni zor durumda bırakacak veya günaha sürükleyecek bir durum ortaya çıkabilir.”

anlamında bir gerekçe ileri sürmektedir.

Kur’an ise:

Asıl tehlike, sorumluluktan kaçmak için sahte bir mazeret üretmektir.

demektedir.

4️⃣ Bu Ayetle İlgili “Bizanslı Kadınlar” Rivayeti Nedir ❓​

Klasik tefsirlerde ayetle ilgili meşhur bir rivayet aktarılır.

Bazı rivayetlerde, Cedd bin Kays isimli bir kişinin Hz. Muhammed’e:

Bizans topraklarına gidildiğinde kadınların güzelliğine karşı kendisini kontrol edememekten çekindiğini söyleyerek sefere katılmama izni istediği anlatılır.

Bu nedenle:

“Beni fitneye düşürme.”

dediği aktarılmıştır.

Ancak bu ayrıntıyı ayetin açık metniyle aynı kesinlikte sunmamak gerekir.

Ayetin kendisi kişinin fitnenin tam olarak ne olduğunu açıklamaz.

Temel mesaj, mazeretin gerçek samimiyet taşımadığıdır.

5️⃣ Bu Rivayet Kadınları “Fitne” Olarak mı Gösteriyor ❓​

Böyle bir genelleme yapmak doğru değildir.

Eğer söz konusu rivayet esas alınırsa problem kadınların varlığı değil, kişinin kendi arzularını bahane olarak kullanmasıdır.

Bir erkeğin kendi nefsini kontrol etmekte zorlanması:

kadının suçu,

kadının değersizliği

veya kadınların başlı başına bir kötülük kaynağı

anlamına gelmez.

İslam ahlakında herkes kendi bakışından, davranışından ve sınırlarından sorumludur.

Kendi zaafının sorumluluğunu başkasının varlığına yüklemek doğru değildir.

6️⃣ “Beni Fitneye Düşürme” Sözü İlk Bakışta Güzel Bir Gerekçe Değil mi ❓​

Evet.

Tam da ayetin çarpıcı tarafı budur.

Söz dışarıdan son derece dindar görünebilir:

“Ben günaha düşmek istemiyorum.”

“İmanımı korumaya çalışıyorum.”

“Yanlış yapmak istemediğim için gelmiyorum.”

Bunlar tek başına güzel cümlelerdir.

Fakat samimi olmayan bir kişi aynı cümleleri sorumluluktan kaçmak için de kullanabilir.

Kur’an bize şunu öğretir:

Bir gerekçenin dini kelimeler taşıması, onun otomatik olarak samimi olduğu anlamına gelmez.

7️⃣ İnsan Dini Bir Gerekçeyi Kendi Rahatlığı İçin Kullanabilir mi ❓​

Evet.

İnsan bazen önce ne yapmak istediğine karar verir.

Sonra kararını haklı gösterecek dini cümleyi bulur.

Örneğin:

“Ben kimseyi kırmak istemiyorum.”

diyerek haksızlık karşısında susabilir.

“Fitneden uzak duruyorum.”

diyerek sorumluluğunu terk edebilir.

“Takdire bırakıyorum.”

diyerek yapması gereken şeyi yapmayabilir.

Buradaki soru şudur:

Gerçekten dinin gereğini mi yapıyorum, yoksa dinî bir cümleyi kendi isteğimin kılıfı mı hâline getiriyorum?

8️⃣ “Onlar Zaten Fitneye Düştüler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet burada güçlü bir tersine dönüş kullanır.

Kişi:

“Beni fitneye düşürme.”

diyor.

Kur’an ise:

“Zaten fitnenin içine düştüler.”

diyor.

Yani kaçtığını düşündüğü şeyin daha büyüğüne düşmektedir.

Sorumluluktan kaçmak...

Yalan mazeret üretmek...

Samimiyetsiz davranmak...

Bunların kendisi artık bir fitnedir.

Bu bize önemli bir ders verir:

Yanlıştan kaçmak için seçtiğimiz yol da doğru olmak zorundadır.

9️⃣ İyi Bir Amaç Yanlış Yöntemi Haklı Çıkarır mı ❓​

Hayır.

Bir insan:

“Günaha düşmemek istiyorum.”

diyebilir.

Bu güzel bir amaçtır.

Fakat bunu gerçekleştirmek için:

yalan söylemek,

sahte mazeret üretmek,

sorumluluktan kaçmak

doğru hâle gelmez.

Aynı ilke hayatın birçok alanında geçerlidir.

İyi sonuç istemek, her yöntemi meşru yapmaz.

Hem amaç hem yöntem ahlaki olmalıdır.

🔟 İnsan Bazen Bir Günahı Önlemek İçin Daha Büyük Bir Günaha Düşebilir mi ❓​

Evet.

Ayetin temel ironilerinden biri budur.

Bir kişi küçük gördüğü bir tehlikeden kaçmaya çalışırken daha ciddi bir yanlış yapabilir.

Örneğin:

eleştirilmemek için yalan söyleyebilir.

Bir hatasını gizlemek için iftira atabilir.

Parasını kaybetmemek için kul hakkı yiyebilir.

Bir tartışmadan kaçmak için gerçeği saklayabilir.

Böylece:

korumaya çalıştığı şey uğruna daha büyük bir değeri kaybedebilir.

1️⃣1️⃣ Fitneden Kaçmak Her Zaman Doğru Değil midir ❓​

Gerçek bir fitneden kaçınmak elbette doğru olabilir.

İnsan:

günaha sürükleyen ortamdan uzaklaşabilir,

kendisini tehlikeden koruyabilir,

gereksiz çatışmalardan kaçınabilir.

Fakat “fitneden kaçıyorum” ifadesi her sorumluluktan kurtulmanın sihirli cümlesi değildir.

Bazen tam tersine sorumluluk almak gerekir.

Adaletsizliğe karşı konuşmak bazen rahatsızlık çıkarabilir.

Ama sırf:

“Fitne olmasın.”

diye haksızlığa sessiz kalmak da doğru olmayabilir.

1️⃣2️⃣ “Fitne Çıkmasın” Sözü Yanlış Kullanılabilir mi ❓​

Evet.

Bu ifade tarih boyunca ve bugün de yanlış kullanılabilir.

Bir kişi:

haksızlığı eleştirir.

Ona:

“Fitne çıkarma.”

denilebilir.

Bir insan yolsuzluğu anlatır.

Ona:

“Ortalığı karıştırma.”

denilebilir.

Bir kişi gerçek bir sorun hakkında soru sorar.

Ona:

“Sus, birlik bozulmasın.”

denilebilir.

Oysa haklı eleştiri ile bozgunculuk aynı şey değildir.

Tevbe 49, “fitne” kelimesinin insanların sorumluluktan kaçmak için nasıl kullanılabileceğini düşündüren önemli bir ayettir.

1️⃣3️⃣ Gerçekten Günaha Düşmekten Korkan Biri Ne Yapmalıdır ❓​

Samimi korku insanı çözüm aramaya götürür.

İnsan:

tedbir alabilir,

sınır koyabilir,

yardım isteyebilir,

riskli durumdan uzaklaşabilir.

Ama aynı zamanda üzerine düşen sorumluluğu da dürüstçe değerlendirmelidir.

Samimiyet:

“Benim bir zaafım var, bununla nasıl mücadele edebilirim?”

der.

Bahane ise:

“Zaafım var, o hâlde bütün sorumluluğu bırakıyorum.”

diyebilir.

Aradaki fark önemlidir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet İnsanların Mazeretlerini Hemen Reddetmemizi mi Öğretiyor ❓​

Hayır.

Kur’an ilerleyen ayetlerde gerçek mazeret sahiplerini açıkça koruyacaktır.

Bu nedenle kimseye:

“Sen kesin yalan söylüyorsun.”

diye keyfî biçimde yaklaşılmamalıdır.

Bir insanın gerçekten:

hastalığı,

psikolojik zorluğu,

maddi yetersizliği

veya başka bir engeli

olabilir.

Tevbe 49’un hedefi mazeret sahibi insan değil, mazereti manipülasyon aracı yapan kişidir.

1️⃣5️⃣ “Cehennem İnkâr Edenleri Kuşatacaktır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda çok ağır bir ahiret uyarısı vardır.

“Kuşatmak” ifadesi:

kaçışın olmaması,

sonucun insanı her yönden çevrelemesi

anlamını taşır.

Kişi dünyada bir sorumluluktan kaçmak için izin istemiştir.

Fakat Kur’an ona çok daha büyük bir hesap bulunduğunu hatırlatır.

Dünyadaki küçük bir kaçış, ahirette gerçek kaçış anlamına gelmez.

1️⃣6️⃣ Bu İfade Bize İnsanları Cehennemlik İlan Etme Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Ayetin belirli muhatapları ve Allah’ın onların durumuna dair vahiy yoluyla verdiği bilgi vardır.

Bugün bizim:

insanların kalplerini bilme,

nihai iman durumlarını kesin belirleme

ve belirli kişilerin cehennemlik olduğuna hükmetme

yetkimiz yoktur.

Biz davranışları eleştirebiliriz.

Ama nihai hüküm Allah’a aittir.

Bu ayrım özellikle dini konuşmalarda korunmalıdır.

1️⃣7️⃣ Tevbe 48 ile Tevbe 49 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 48’de bazı insanların daha önce:

fitne çıkarmaya çalıştıkları

anlatılmıştı.

Tevbe 49’da ise aynı zihniyetin ilginç bir yönü ortaya çıkar:

Kendileri:

“Bizi fitneye düşürme.”

demektedir.

Bu güçlü bir çelişkidir.

Bir tarafta fitne üretme eğilimi...

Diğer tarafta fitneden korunma iddiası...

Kur’an burada söz ile gerçek davranış arasındaki uçurumu ortaya koymaktadır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

İnsan kendi davranışını haklı çıkarmakta son derece başarılı olabilir.

Çünkü çoğu insan kendisine:

“Ben yanlış yapıyorum.”

demek istemez.

Bu yüzden davranışına güzel isimler verebilir.

Kaçışına:

“tedbir”,

korkusuna:

“hikmet”,

sessizliğine:

“fitneden uzak durmak”,

çıkarına:

“zorunluluk”

diyebilir.

Tevbe 49 bize çok önemli bir iç denetim sorusu öğretir:

Kullandığım güzel kelime, yaptığım şeyi gerçekten güzel yapıyor mu?

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 49. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 49. ayet, insanın kendi bahanesini ahlaki bir erdem gibi gösterebilmesinin çok çarpıcı bir örneğini sunmaktadır.

Bir kişi Hz. Muhammed’e gelir ve:

“Bana izin ver, beni fitneye düşürme.”

der.

İlk bakışta bu cümle çok güzel görünebilir.

İnsan günaha düşmek istemiyor.

Kendisini korumaya çalışıyor.

Fakat Kur’an perdenin arkasını açar:

“Biliniz ki onlar zaten fitnenin içine düşmüşlerdir.”

Yani asıl problem, karşılaşacağını söylediği tehlike değil; o tehlikeyi bahane ederek samimiyetsiz biçimde sorumluluktan kaçmasıdır.

Bu ayetin önemli derslerinden biri şudur:

İnsan yanlışı yalnızca yapmaz; bazen onu doğru gösterecek bir hikâye de üretir.

Ve çoğu zaman en tehlikeli bahaneler kötü görünenler değildir.

En tehlikelileri çok güzel, çok ahlaklı ve hatta çok dindar görünen bahanelerdir.

Çünkü insan kötü bir bahaneden şüphe eder.

Ama:

“Ben günaha düşmemek için bunu yapıyorum.”

cümlesi insanın kendi vicdanını bile susturabilir.

Bu nedenle Müslümanın sadece davranışını değil, davranışını açıklamak için kullandığı gerekçeleri de sorgulaması gerekir.

Gerçekten fitneden mi kaçıyorum?

Yoksa sorumluluktan mı kaçıyorum?

Gerçekten tedbirli miyim?

Yoksa korkumu güzel bir kelimeyle mi saklıyorum?

Gerçekten barışı mı koruyorum?

Yoksa haksızlığa karşı konuşmamak için:

“Fitne çıkmasın.”

mı diyorum?

Bunlar kolay sorular değildir.

Ama ayetin gücü de buradadır.

İnsanı başkasına değil, önce kendi bahanesine karşı şüpheci olmaya çağırır.

Ayrıca “fitne” kelimesini kullanarak her eleştiriyi susturmak da bu ayetin ruhuyla bağdaşmaz.

Çünkü bazen sorun çıkaran kişi eleştiren değil, gerçeğin konuşulmasını istemeyen kişidir.

Tevbe 49 böylece yalnızca Tebük’e gitmek istemeyen bir kişinin bahanesini anlatmaz.

İnsanın çok evrensel bir zaafını ortaya çıkarır:

Yanlışımızı, doğru kelimeler kullanarak doğruymuş gibi göstermek.

Ve belki de insanın kendisine sorabileceği en dürüst soru şudur:

Benim gerekçem gerçekten gerçeği mi anlatıyor, yoksa yapmak istediğim şeyi haklı göstermek için sonradan bulduğum güzel bir cümle mi?

Tevbe 49 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Kendimizi bir yanlıştan koruduğumuzu söylerken gerçekten yanlışın dışına mı çıkıyoruz, yoksa sorumluluktan kaçmak için kurduğumuz güzel gerekçenin içinde fark etmeden çok daha büyük bir fitneye mi düşüyoruz?

“İnsan bazen vicdanını susturmak için yalana değil, çok güzel bir gerekçeye ihtiyaç duyar. Bu yüzden kendine sadece ‘Yaptığım şey doğru mu?’ diye değil, ‘Onu doğru göstermek için anlattığım hikâye gerçekten doğru mu?’ diye de sor.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt