📖 Tevbe Suresi 19. Ayette “Hacılara Su Vermeyi ve Mescid-i Haram’ı İmar Etmeyi, Allah’a ve Ahiret Gününe İman Edip Allah Yolunda Mücadele Eden Kimsen

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 2 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,924
2,725,605
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 19. Ayette “Hacılara Su Vermeyi ve Mescid-i Haram’ı İmar Etmeyi, Allah’a ve Ahiret Gününe İman Edip Allah Yolunda Mücadele Eden Kimsenin Yaptığıyla Bir mi Tuttunuz? Bunlar Allah Katında Eşit Değildir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İyiliğin büyüklüğü yalnızca ne kadar görünür olduğuyla ölçülmez. İnsan bazen herkesin hayran olduğu bir hizmet yapabilir; fakat Allah katındaki gerçek değer, o hizmetin hangi imanla, hangi niyetle ve hangi bedeli göze alarak yapıldığında ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 19. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda mücadele eden kimsenin yaptığıyla bir mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit değildir. Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”

Bu ayet bir önceki ayetin devamıdır.

Tevbe 18’de Allah’ın mescitlerini gerçek anlamda imar eden insanların:

Allah’a iman,

ahiret bilinci,

namaz,

zekât

ve Allah’a karşı sorumluluk

sahibi olmaları gerektiği anlatılmıştı.

Tevbe 19 ise görünür dini hizmetlerle iman ve fedakârlığın birbirine eşit tutulamayacağını açıklamaktadır.

2️⃣ “Hacılara Su Vermek” Neden Özellikle Zikrediliyor ❓​

Hacılara su sağlamak Mekke toplumunda son derece önemli ve saygın bir hizmetti.

Çöl ikliminde binlerce insana su temin etmek küçük bir görev değildi.

Bu hizmet “sikāye” olarak bilinir ve Kâbe çevresindeki önemli görevlerden biri kabul edilirdi.

Dolayısıyla ayet değersiz bir işi küçümsememektedir.

Tam tersine toplumda çok değer verilen bir hizmeti örnek göstermektedir.

Fakat şunu sorar:

Büyük bir hizmet yapmak, iman ve bütün hayatı kapsayan Allah’a bağlılığın yerine geçebilir mi?

3️⃣ “Mescid-i Haram’ı İmar Etmek” Burada Ne Anlama Gelir ❓​

Burada da:

Kâbe’nin bakımını yapmak,

Mescid-i Haram’ın hizmetlerini yürütmek,

hac düzenini korumak

ve kutsal mekânla ilgilenmek

gibi anlamlar bulunmaktadır.

Bunlar toplumun gözünde yüksek prestij taşıyan görevlerdi.

Ancak Kur’an görünür hizmetin arkasındaki inanç ve ahlakı da sorgulamaktadır.

Bir kutsal mekâna hizmet etmek, o mekânın Rabbiyle doğru bir ilişkiye sahip olmanın otomatik kanıtı değildir.

4️⃣ Ayet Hacılara Su Vermeyi ve Mescide Hizmet Etmeyi Küçümsüyor mu ❓​

Hayır.

Bu hizmetlerin kendisi kötü değildir.

Hatta son derece faydalıdır.

Susamış insana su vermek güzel bir iyiliktir.

Kutsal mekâna hizmet etmek de değerlidir.

Sorun şudur:

Bu hizmetleri, iman ve kulluk sorumluluğunun yerine koymak.

Yani:

“Ben hacılara su veriyorum, öyleyse başka hiçbir şeyin önemi yok.”

denilemez.

İyilik önemlidir fakat bütün dini ve ahlaki sorumlulukların yerine geçmez.

5️⃣ Bu Ayetin İniş Bağlamı Hakkında Neler Anlatılır ❓​

Tefsirlerde ayetin sebeb-i nüzulü hakkında çeşitli rivayetler aktarılmıştır.

Bazı rivayetlerde insanların:

hacılara su verme,

Mescid-i Haram’a hizmet etme

ve Allah yolunda mücadele etme

gibi amellerden hangisinin daha üstün olduğunu tartıştıkları anlatılır.

Bazı açıklamalarda Hz. Abbas gibi Kâbe hizmetleriyle ilişkili kişiler de zikredilir.

Rivayetlerin ayrıntıları farklılaşsa da ayetin ana ölçüsü açıktır:

Görünür dini hizmet ile iman ve Allah yolundaki fedakârlık aynı seviyede değerlendirilmez.

6️⃣ “Allah’a ve Ahiret Gününe İman Eden” İfadesi Neden Önce Geliyor ❓​

Çünkü Kur’an’a göre amelin temelinde iman vardır.

İnsan büyük işler yapabilir.

Fakat Kur’an yalnızca:

“Ne yaptın?”

diye sormaz.

Aynı zamanda:

“Neye inanıyorsun?”

“Neden yaptın?”

“Kimin için yaptın?”

sorularını da gündeme getirir.

Allah’a ve ahiret gününe iman, yapılan işin manevi yönünü belirleyen temel unsurlardandır.

7️⃣ Ahiret İnancı Yapılan İyiliğin Anlamını Nasıl Değiştirir ❓​

Ahiret bilinci insana:

her şeyin bu dünyadaki alkışla bitmediğini

hatırlatır.

Bir insan hizmet ederken:

insanlar görsün,

adı duyulsun,

itibarı artsın

diye hareket edebilir.

Başka biri ise aynı işi:

Allah’ın rızasını umarak

ve hesap günü bilinciyle

yapabilir.

Dışarıdan iki eylem birbirine benzeyebilir.

Ama iç dünyaları aynı olmayabilir.

8️⃣ “Allah Yolunda Mücadele Eden” Ne Demektir ❓​

Ayetin bağlamında “cihad” gerçek bir fedakârlık ve mücadele anlamına gelmektedir.

Tevbe Suresi’nin içinde bulunduğumuz bölümü savaş, antlaşmalar ve Müslüman toplumun savunulmasıyla yakından ilişkilidir.

Bu nedenle burada askerî mücadele boyutu da vardır.

Ancak “Allah yolunda” ifadesi son derece önemlidir.

Her savaş Allah yolunda değildir.

Her çatışma kutsal değildir.

Çıkar,

iktidar,

ırkçılık,

ganimet

veya kişisel intikam

için yapılan savaş Allah yolunda mücadele olarak otomatik biçimde değerlendirilemez.

9️⃣ Neden Allah Yolunda Mücadele Hacılara Su Vermekten Daha Üstün Görülüyor ❓​

Çünkü burada sadece yapılan işin dış görünüşüne değil, taşıdığı fedakârlığa da bakılmaktadır.

Bir insan Allah yolunda mücadele ederken:

malını,

zamanını,

rahatını

ve tarihsel savaş bağlamında hayatını

riske atabilmektedir.

Bu, çok ağır bir bedeldir.

Kur’an böyle bir iman ve fedakârlığı yalnızca sosyal prestij sağlayan dini hizmetlerle eşit görmemektedir.

🔟 Daha Zor Olan Her İş Otomatik Olarak Daha Değerli midir ❓​

Hayır.

Bir işin zor olması tek başına onu Allah katında üstün yapmaz.

İnsan çok zor bir şeyi kötü amaçla da yapabilir.

Bu nedenle Kur’an’ın ölçüsü sadece zorluk değildir.

İman,

niyet,

adalet,

amaç

ve samimiyet

birlikte önemlidir.

Fedakârlık ancak doğru amaçla birleştiğinde manevi anlam kazanır.

1️⃣1️⃣ Ayet “İbadet mi Daha Önemli, İnsanlara Hizmet mi?” Sorusu mu Soruyor ❓​

Tam olarak böyle bir karşıtlık kurmuyor.

Kur’an insanlara hizmeti küçümsemez.

Aç insanı doyurmak,

susamışa su vermek,

yoksula yardım etmek

son derece değerlidir.

Fakat insanlara hizmet ile Allah’a iman birbirinin alternatifi olarak sunulmamalıdır.

İslam’ın idealinde:

iman,

ibadet

ve insanlara fayda

birlikte bulunur.

Sorun bir iyiliği bütün diğer sorumlulukların yerine koymaktır.

1️⃣2️⃣ Bir İnsan Çok Hayır Yapıyorsa İnancının Önemi Kalmıyor mu ❓​

Kur’an’ın perspektifinde hayır yapmak ile iman birbirinden tamamen kopuk değildir.

Bir insanın yaptığı iyiliğin dünyadaki faydasını görmek gerekir.

Ama ahiret ve kulluk açısından değerlendirme daha geniştir.

Tevbe 19 tam da bu noktada:

“Büyük ve görünür bir hizmet yaptım, dolayısıyla Allah’a karşı bütün sorumluluklarımı yerine getirmiş sayılırım.”

düşüncesini reddeder.

İnsan iyiliğini Allah’a karşı bir borç kapatma aracı gibi kullanamaz.

1️⃣3️⃣ “Bunlar Allah Katında Eşit Değildir” Ne Anlama Gelir ❓​

İnsanlar dış görünüşe bakarak iki davranışı aynı görebilir.

Hatta toplumda Kâbe hizmeti son derece yüksek prestij taşıdığı için bazı kişiler bunu en üstün davranışlardan biri saymış olabilir.

Kur’an ise Allah’ın değerlendirmesinin insanların prestij sıralamasından farklı olabileceğini bildirir.

Allah katındaki değer:

gösteriş,

soy,

unvan

ve toplumsal itibarla

ölçülmez.

İman ve samimi fedakârlık belirleyicidir.

1️⃣4️⃣ Toplumun Çok Değer Verdiği Bir Şey Allah Katında Daha Alt Değerde Olabilir mi ❓​

Evet.

İnsan toplumları görünür olanı kolayca büyütebilir.

Büyük bina...

Büyük bağış...

Büyük makam...

Büyük unvan...

Büyük organizasyon...

Bunlar dikkat çeker.

Ama görünmeyen:

samimiyet,

sabır,

dürüstlük,

fedakârlık

ve doğru niyet

çok daha az fark edilebilir.

Kur’an insanın değer ölçüsünü görünenden görünmeyene doğru derinleştirir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Gösterişe Karşı Bir Uyarı Taşır mı ❓​

Dolaylı olarak güçlü bir uyarı taşır.

İnsan yaptığı dini hizmetle övünebilir.

“Ben şu kadar bağış yaptım.”

“Ben bu camiyi yaptırdım.”

“Ben yıllardır hacılara hizmet ediyorum.”

diyebilir.

Fakat yapılan hizmet kişiyi otomatik olarak Allah katında üstün kılmaz.

Niyet ve hayatın bütünü önemlidir.

İyilik insanı kibirli hâle getiriyorsa kendi manevi anlamını zedeleyebilir.

1️⃣6️⃣ “Allah Zalimler Topluluğunu Hidayete Erdirmeyecektir” Ne Demektir ❓​

Buradaki zulüm:

hakikati yanlış yere koymak,

Allah’a ortak koşmak

ve yanlışta ısrar etmek

bağlamıyla ilişkilidir.

Hidayet Allah’ın gösterdiği doğru yolu kabul etmeyi gerektirir.

İnsan hakikati bile bile reddedip zulümde ısrar ederse kendi tercihleriyle hidayetten uzaklaşır.

Bu ifade, insanların keyfî biçimde umutsuzluğa mahkûm edilmesi anlamına gelmez.

Nitekim Tevbe Suresi daha önce defalarca tövbe kapısının açık olduğunu bildirmiştir.

1️⃣7️⃣ Tevbe 17, 18 ve 19 Birlikte Nasıl Bir Mesaj Veriyor ❓​

Bu üç ayet çok güçlü bir bütün oluşturur.

Tevbe 17:

Şirk hâlinde kutsal mekânın imarıyla övünmenin yeterli olmadığını söyler.

Tevbe 18:

Gerçek mescit imarını iman, namaz, zekât ve Allah’a bağlılıkla ilişkilendirir.

Tevbe 19:

Hacılara su vermek ve Mescid-i Haram’a hizmet etmek gibi büyük görevlerin bile iman ve Allah yolundaki fedakârlıkla aynı seviyede olmadığını açıklar.

Böylece Kur’an dış hizmetten iç hakikate doğru ilerler.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün de insan tek bir güzel işini bütün hayatının ahlaki belgesi hâline getirebilir.

“Ben çok bağış yaptım.”

“Ben cami yaptırdım.”

“Ben fakirlere yardım ediyorum.”

“Ben toplum için çok çalışıyorum.”

Bunların hepsi çok değerli olabilir.

Fakat bunlar:

kul hakkını,

adaletsizliği,

kibri,

yalancılığı

veya başka sorumlulukları

otomatik olarak silmez.

İnsan yaptığı iyilikleri diğer yanlışlarının kalkanı hâline getirmemelidir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 19. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 19. ayet çok önemli iki dini hizmeti örnek vermektedir:

Hacılara su vermek.

Mescid-i Haram’ı imar etmek.

Bunlar değersiz işler değildir.

Aksine özellikle Mekke toplumunda son derece saygın ve faydalı görevlerdi.

Fakat Kur’an bunların Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda fedakârlık gösteren kişinin imanıyla aynı şey olmadığını söyler.

Bu çok derin bir ölçüdür.

İnsan görünür hizmetleri kolayca büyütebilir.

Bir bina yaptırır.

Binlerce kişiye yardım eder.

Toplum onu över.

Adı bilinir.

Fakat Allah katındaki değerlendirme yalnızca görünene dayanmaz.

İman vardır.

Niyet vardır.

Samimiyet vardır.

Fedakârlık vardır.

İnsanın bütün hayatıyla hangi değerin arkasında durduğu vardır.

Ayet aynı zamanda iyilikleri birbirine karşı savaştırmaz.

Susamış insana su vermek güzeldir.

Mescide hizmet etmek güzeldir.

Allah yolunda fedakârlık da değerlidir.

Fakat bir güzel davranış diğer bütün sorumlulukların yerine konulamaz.

Belki de Tevbe 19’un bugünkü insan için en güçlü uyarısı budur:

Bir iyilik yaptığımızda kendimize sınırsız bir ahlaki kredi vermemeliyiz.

“Bunu yaptım, artık ne yaparsam yapayım.”

anlayışı dini hizmetin ruhuna aykırıdır.

Gerçek iman insanın yalnızca bir bölümünü değil, hayatının tamamını dönüştürmeye çalışır.

Tevbe 19 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Yaptığımız büyük ve görünür iyiliklerin arkasına sığınıp kendimizi sorgulamaktan vaz mı geçiyoruz, yoksa Allah katındaki değerin insanların alkışından çok daha derin olduğunu bilerek imanımızı, niyetimizi ve bütün davranışlarımızı birlikte değerlendirebiliyor muyuz?

“İyilik yaptığın için kendini büyük görmeye başladığın anda, yaptığın iyiliğin sana ne öğrettiğini yeniden düşünmelisin. Çünkü gerçek hizmet insanın adını büyütmekten önce vicdanını büyütür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt