Tevbe Suresi 23. Ayette “Ey İman Edenler! Eğer Babalarınız ve Kardeşleriniz İnkârı İmana Tercih Ederlerse Onları Veliler Edinmeyin” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan ailesini sevebilir, ona iyilik edebilir ve hakkını koruyabilir; fakat hiçbir sevgi vicdanın ve hakikatin yerini almamalıdır. Gerçek sadakat, sevdiğin insan yanlış yaptığında yanlışı da sevmek değildir.”
Ersan Karavelioğlu
Tevbe Suresi 23. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz inkârı imana tercih ederlerse onları veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”
Bu ayet son derece hassas bir konuyu ele almaktadır:
İman ile aile bağlılığı karşı karşıya geldiğinde insan hangi ölçüyü esas alacaktır?
Kur’an aile sevgisini yok etmez.
Anneye, babaya ve yakınlara karşı sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Fakat aile bağlılığının insanı inancından ve adaletten uzaklaştırmasına da izin vermez.
Ayette Neden Özellikle Baba ve Kardeşlerden Söz Ediliyor
Çünkü insanın en güçlü bağlarından bazıları ailesiyle kurduğu bağlardır.Baba...
Anne...
Kardeş...
Çocuk...
Eş...
Yakın akrabalar...
İnsan çoğu zaman yabancı birinin baskısına direnebilir.
Ama sevdiği ailesinin:
“Bizim tarafımızda ol.”
demesi daha zor bir sınav olabilir.
Kur’an bu nedenle insanın en güçlü duygusal bağlarından birini gündeme getirir.
Bu Ayet Müslüman Olmayan Babayı veya Kardeşi Sevmeyi Yasaklıyor mu
Hayır.Ayeti:
“Müslüman olmayan akrabanı sevemezsin.”
şeklinde anlamak doğru değildir.
Kur’an’ın başka yerlerinde Müslüman olmayan anne ve babaya dahi dünyada iyi davranılması gerektiği öğretilir.
Akrabalık hakkı devam eder.
İyilik devam eder.
Saygı devam eder.
Yardım etmek devam edebilir.
Buradaki mesele sıradan aile sevgisi değil, iman ve toplumsal sadakatle çatışan bir “velâyet” ilişkisidir.
Ayetteki “Velî” veya “Evliyâ” Ne Anlama Gelir
“Velî” kelimesinin anlam alanı geniştir.Bağlama göre:
yakın destekçi,
koruyucu,
müttefik,
siyasi dayanışma ortağı,
çok yakın sırdaş
gibi anlamlar taşıyabilir.
Bu nedenle kelimeyi her geçtiği yerde yalnızca:
“arkadaş”
diye çevirmek yanıltıcı olabilir.
Tevbe Suresi’nin içinde bulunduğumuz bölümü:
savaş,
antlaşma,
sadakat
ve toplumsal güvenlik
bağlamındadır.
Burada da güçlü bir aidiyet ve taraf tutma anlamı öne çıkmaktadır.
O Hâlde Ayet Sıradan Arkadaşlığı Yasaklamıyor mu
Hayır.Bir Müslümanın farklı inançtan biriyle:
komşuluk yapması,
arkadaş olması,
ticaret yapması,
birlikte çalışması,
yardımlaşması
ve ona adaletle davranması
bu ayetle toptan yasaklanmış değildir.
Sorun, inanç ve güvenlik bakımından açıkça düşman bir tutumu destekleyen kişiyi kendi iman topluluğunun aleyhine belirleyici sadakat merkezi hâline getirmektir.
Bağlamı kaybetmemek gerekir.
“İnkârı İmana Tercih Ederlerse” İfadesi Ne Anlama Gelir
Burada sadece bir kişinin Müslüman olmamasından söz edilmiyor.İfade aktif bir tercihe dikkat çekmektedir:
İmanı kabul etmek yerine inkârı tercih etmek.
Tarihsel bağlamda bunun yanında Müslüman toplumla çatışma ve bağlılık meselesi de bulunmaktadır.
Yani kişinin aile bağı vardır ama yönelişi farklıdır.
Kur’an mümine şöyle bir sınır koyar:
Akrabalık, imanından vazgeçmenin gerekçesi olmasın.
Aile İnsan Üzerinde İnanç Baskısı Kurabilir mi
Evet.Tarih boyunca insanlar ailelerinden:
“Bizim dinimizi bırakma.”
“Atalarının yolundan çıkma.”
“Bizim kabilemize karşı durma.”
gibi baskılar görebilmiştir.
İslam’ın ilk yıllarında da bazı Müslümanlar ailelerinin ve kabilelerinin ağır baskısıyla karşılaşmışlardı.
Bu nedenle ayetin mesajı teorik değildi.
Bazı insanlar gerçekten:
ailesi ile inancı,
kabilesi ile vicdanı
arasında tercih yapmak zorunda kalmıştı.
Kur’an Aileyi mi, İmanı mı Önceliyor
Aile çok değerlidir.Fakat Kur’an’a göre nihai bağlılık Allah’a ve hakikate yönelmelidir.
Bu, aileyi değersiz görmek değildir.
Şu anlama gelir:
Ailem bana yanlış yapmamı söylerse yapmam.
Babam haksızsa haksızlığını savunmam.
Kardeşim zulmediyorsa sırf kardeşim diye zulmünü desteklemem.
Akrabalık sevgiyi açıklayabilir.
Ama yanlışı doğruya çeviremez.
Bir Müslüman Babası Haksızsa Ona Karşı mı Durmalıdır
Evet, adalet gerektiğinde bunu gerektirebilir.Ama karşı çıkmanın biçimi de önemlidir.
İnsan:
saygısını koruyabilir,
kaba olmadan itiraz edebilir,
haksızlığa ortak olmayabilir.
Anne-babaya iyilik ile onların bütün isteklerine koşulsuz itaat aynı şey değildir.
Bir insan ailesine saygı gösterebilir ve aynı zamanda:
“Bu konuda sana katılmıyorum.”
diyebilir.
Aileye İtaatin Bir Sınırı Var mıdır
Evet.İslam’da anne-babanın hakkı büyüktür.
Fakat mutlak değildir.
İnsan Allah’a isyan anlamına gelen bir konuda ailesine itaat etmek zorunda değildir.
Bu çok önemli bir dengedir:
İtaat etmeyebilir.
Ama yine de iyi davranabilir.
Yani:
“Yanlış isteğini kabul etmiyorum.”
demek,
“Artık sana hiçbir değer vermiyorum.”
demek değildir.

Bu Ayet Aile Bağlarını Koparmayı mı Emrediyor
Hayır.Ayetin böyle genellenmesi doğru değildir.
Bir insanın babası veya kardeşi Müslüman olmayabilir.
Buna rağmen:
ziyaret edilebilir,
yardım edilebilir,
hasta olduğunda ilgilenilebilir,
ihtiyacı karşılanabilir,
saygıyla konuşulabilir.
Akrabalık hukuku tamamen ortadan kalkmaz.
Buradaki yasak, iman ve toplumsal sadakati düşmanca bir çizgi uğruna feda edecek velâyet ilişkisidir.

Farklı İnançtaki Aile Üyesine İyilik Yapmak İmanla Çelişir mi
Hayır.İyilik ile inançtan taviz aynı şey değildir.
İnsan farklı inançtaki babasına yardım edebilir.
Kardeşini sevebilir.
Akrabasına hediye verebilir.
Onu ziyaret edebilir.
Hakkını koruyabilir.
Bütün bunları yaparken kendi inancını da koruyabilir.
Kur’an insanı:
“Ya sev ya inan.”
gibi gereksiz bir ikileme zorlamaz.
Asıl mesele sevginin yanlışta ortaklığa dönüşmemesidir.

“Kim Onları Veliler Edinirse İşte Onlar Zalimlerdir” Neden Bu Kadar Serttir
Çünkü burada kişinin yalnızca ailesini sevmesinden değil, yanlış bir sadakat tercihi yapmasından söz edilmektedir.İnsan hakikati bildiği hâlde:
aile,
kabile,
çıkar
veya sosyal baskı
sebebiyle yanlış tarafı destekleyebilir.
Bu durumda akrabalık adaletin önüne geçirilmiş olur.
Kur’an bunu “zulüm”, yani bir şeyi olması gereken yerden başka yere koymak ve hakkı çiğnemek olarak değerlendirir.

Kabilecilik ile Bu Ayet Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Ayetin çok güçlü mesajlarından biri kabilecilik açısından düşünülebilir.Eski toplumlarda:
“Benim kabilemden olan her zaman haklıdır.”
anlayışı güçlüydü.
Bugün de aynı düşünce farklı biçimlerde görülebilir:
“Benim ailemden.”
“Benim memleketlim.”
“Benim grubumdan.”
“Benim arkadaşım.”
Bu nedenle yanlışını savunabilirim.
Kur’an’ın adalet anlayışı buna karşı çıkar.
Yakınlık haklılığın kanıtı değildir.

“Bizden Olanı Her Durumda Savunmak” Neden Tehlikelidir
Çünkü bu anlayış zamanla adaleti yok eder.Bir insan:
kardeşi suç işlediğinde onu saklarsa,
akrabasına hak etmediği ayrıcalığı verirse,
dostunun haksızlığını örtbas ederse
artık doğruyu değil grubu savunmaya başlamıştır.
Bu yalnızca aile içinde değil:
siyasette,
iş hayatında,
devlet yönetiminde,
arkadaşlıkta
ve toplumun her alanında
büyük sorunlara yol açabilir.

Tevbe 22 ile Tevbe 23 Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır
Tevbe 20, 21 ve 22’de:iman,
hicret,
fedakârlık,
Allah’ın rahmeti,
rıza
ve cennet
anlatılmıştı.
Şimdi Tevbe 23 bu imanın ne kadar ciddi olduğunu sınayan başka bir noktaya gelir:
Ailenin yönü imanla çatışırsa ne yapacaksın?
Bu çok güçlü bir geçiştir.
İman yalnızca ödül beklemek değildir.
Bazen insanın en sevdiği kişilerle arasındaki fikir ve sadakat çatışmasında da sınanabilir.

Bu Ayet Günümüzde Nasıl Yanlış Kullanılabilir
Bir kişi bu ayeti kullanarak:“Müslüman olmayan bütün akrabalarınızla ilişkinizi kesin.”
diyebilir.
Bu doğru değildir.
Başka biri:
“Farklı inançtan hiçbir insanla dost olunamaz.”
sonucunu çıkarabilir.
Bu da ayetin savaş, bağlılık ve velâyet bağlamını aşırı genişletir.
Kur’an’ın bütünlüğü dikkate alındığında:
farklı inançtaki insana iyilik,
adalet,
akrabalık hakkı
ve barışçıl ilişki
korunmaktadır.
Dolayısıyla ayetin konusu nefret değil, nihai sadakat ve ahlaki sınırdır.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün insanın ailesiyle dini bir savaş yaşaması gerekmeyebilir.Ama aynı ahlaki sınav başka şekillerde ortaya çıkabilir.
Baban:
“Şu kişiye haksızlık yap.”
diyebilir.
Kardeşin:
“Benim için yalan söyle.”
diyebilir.
Yakın arkadaşın:
“Beni korumak için gerçeği gizle.”
diyebilir.
Ailen:
“Herkes böyle yapıyor.”
diyerek seni yanlış bir işe sürükleyebilir.
İşte o anda insanın sevgisi ile vicdanı karşı karşıya gelebilir.
Ayet bize şunu hatırlatır:
Sevgi, yanlışı doğru yapmaz.

Sonuç: Tevbe Suresi 23. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Tevbe Suresi 23. ayet insanın en güçlü bağlarından birini sınamaktadır:Aile.
Kur’an babayı ve kardeşi değersizleştirmez.
Aile sevgisini yasaklamaz.
Müslüman olmayan akrabaya kötü davranmayı emretmez.
Asıl mesele şudur:
Eğer aile bağı insanı:
inancından vazgeçmeye,
Allah’a karşı sorumluluğunu terk etmeye,
haksızlığı desteklemeye
veya düşmanca bir tarafın yanında kendi değerlerine karşı durmaya
sürüklüyorsa artık sınır çizmek gerekir.
Ayetteki “velî edinme” meselesini sıradan arkadaşlık veya aile sevgisiyle karıştırmamak gerekir.
Tevbe Suresi’nin bu bölümü:
savaş,
antlaşma,
sadakat
ve toplumsal güvenlik
bağlamında ilerlemektedir.
Dolayısıyla bir babayı sevmek başka şeydir.
Babasının yanlışını hakikat uğruna reddedememek başka şeydir.
Bir kardeşe yardım etmek başka şeydir.
Kardeşinin haksızlığına ortak olmak başka şeydir.
Gerçek sevgi bazen:
“Sen benim ailemsin ama bu yaptığın yanlış.”
diyebilmektir.
Ayet aynı zamanda çok daha geniş bir ahlaki hastalığa karşı uyarı taşır:
Akrabacılık.
Kabilecilik.
Grupçuluk.
“Bizden olan her zaman haklıdır.”
düşüncesi.
Kur’an insanı bundan kurtarmak ister.
Çünkü adalet, sevdiğimiz insanın haksızlığını da haksızlık olarak görebildiğimiz zaman gerçek anlamını kazanır.
Tevbe 23 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Sevdiğimiz bir insanla doğru bildiğimiz şey karşı karşıya geldiğinde sevgimizi koruyarak yine de “Bu konuda sen haksızsın” diyebiliyor muyuz, yoksa yakınlık bağımız vicdanımızın önüne geçtiğinde yanlışı bile savunmaya mı başlıyoruz?
“Birini sevmek onun her yaptığını doğru kabul etmek değildir. Bazen sevginin en dürüst hâli, insanı terk etmeden yanlışına ortak olmamaktır; çünkü yakınlık hakkı büyüktür ama hakikatin yerini alamaz.”
Ersan Karavelioğlu