📖 Tevbe Suresi 13. Ayette “Yeminlerini Bozan, Peygamberi Yurdundan Çıkarmaya Kalkışan ve Size Karşı Savaşı İlk Başlatan Bir Toplulukla Savaşmayacak | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Tevbe Suresi 13. Ayette “Yeminlerini Bozan, Peygamberi Yurdundan Çıkarmaya Kalkışan ve Size Karşı Savaşı İlk Başlatan Bir Toplulukla Savaşmayacak

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,916
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 13. Ayette “Yeminlerini Bozan, Peygamberi Yurdundan Çıkarmaya Kalkışan ve Size Karşı Savaşı İlk Başlatan Bir Toplulukla Savaşmayacak mısınız? Yoksa Onlardan Korkuyor musunuz?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen haksızlığa karşı durmamasını barış sanabilir. Oysa barış, saldırıya sessiz kalmak değil; adaleti korurken korkunun kararlarını yönetmesine izin vermemektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 13. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Yeminlerini bozan, Peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve size karşı savaşı ilk başlatan bir toplulukla savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten müminlerseniz, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır.”

Bu ayet Tevbe Suresi’nin önceki bölümünün devamıdır.

Kur’an savaş emrinin gerekçelerini burada yeniden sıralamaktadır:

Antlaşmalarını bozmuşlardır.

Hz. Muhammed’i yurdundan çıkarmaya girişmişlerdir.

Düşmanlığı ilk başlatan taraf olmuşlardır.

Dolayısıyla mesele yalnızca farklı bir dine mensup olmaları değildir.

Ortada somut fiiller vardır.

2️⃣ “Yeminlerini Bozan Bir Topluluk” Kimdir ❓​

Burada Müslümanlarla yapılan antlaşmaları ihlal eden düşman gruplardan söz edilmektedir.

Tevbe Suresi’nin önceki ayetlerinde sürekli aynı ayrım yapılmıştı:

Antlaşmasına sadık kalanlara sadık kalın.

Antlaşmasını bozan ve saldırganlığa dönenlerle ise durum farklıdır.

Bu nedenle Tevbe 13 de kendi başına değil, bu antlaşma bağlamı içinde anlaşılmalıdır.

3️⃣ “Yeminlerini Bozmak” Neden Savaş Gerekçeleri Arasında Sayılıyor ❓​

Çünkü bir barış antlaşmasının bozulması yalnızca sözlü bir hata değildir.

Böyle bir ihlal:

insanların güvenliğini,

şehirlerin barışını,

ticareti,

seyahat özgürlüğünü

ve can güvenliğini

tehlikeye atabilir.

Bir taraf antlaşmayı barış sağlamak için değil, zaman kazanmak amacıyla kullanır ve fırsat bulduğunda saldırırsa güven düzeni ortadan kalkar.

4️⃣ “Peygamberi Çıkarmaya Kalkıştılar” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Muhammed Mekke’de uzun yıllar ağır baskıyla karşılaşmıştı.

Müslümanlara yönelik:

baskılar,

boykotlar,

işkenceler

ve tehditler

yaşanmıştı.

Sonunda Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye hicret etmek zorunda kalmıştı.

Kur’an burada bu geçmişi hatırlatmaktadır.

Mesele sadece fikir ayrılığı değildi.

Hz. Muhammed’in ve ona inanan insanların kendi şehirlerinde güven içinde yaşayabilmeleri ciddi biçimde engellenmişti.

5️⃣ Hz. Muhammed Mekke’den Sadece Kendi İsteğiyle mi Ayrıldı ❓​

Hicret elbette bilinçli bir karardı.

Fakat bu karar rahat ve özgür şartlarda verilmiş sıradan bir taşınma değildi.

Mekke’de Müslümanlar ciddi baskı altındaydı.

Hz. Muhammed’e yönelik öldürme planlarının bulunduğu da İslam tarihindeki rivayetlerde aktarılır.

Bu nedenle hicret, baskı ortamından çıkış ve yeni bir güvenli toplum kurma süreciydi.

Ayetin:

“Peygamberi çıkarmaya kalkıştılar.”

ifadesi bu arka planı hatırlatmaktadır.

6️⃣ “Size Karşı İlk Onlar Başladılar” Ne Demektir ❓​

Ayet savaşın kimin tarafından başlatıldığına özellikle dikkat çekmektedir.

Bu çok önemlidir.

Kur’an:

“Onlar farklı inanıyor, o hâlde savaşın.”

dememektedir.

Şunu hatırlatmaktadır:

Düşmanlığı onlar başlattı.

Antlaşmayı onlar ihlal etti.

Saldırganlığı onlar sürdürdü.

Bu ifade savaşın savunma ve saldırganlığı durdurma boyutunu göstermektedir.

7️⃣ Buradaki “İlk Başlatma” Hangi Olaylarla İlişkilidir ❓​

Tefsirlerde bunun çeşitli tarihsel olaylarla bağlantısı kurulmuştur.

Mekke’de Müslümanlara uygulanan baskılar bunların arka planındadır.

Ayrıca Hudeybiye Antlaşması sonrasında Kureyş’le bağlantılı Benî Bekir’in, Müslümanlarla ittifak hâlindeki Huzâa kabilesine saldırması ve Kureyş tarafından desteklenmesi, antlaşmanın ciddi biçimde ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Bu süreç daha sonra Mekke’nin fethine giden gelişmeler arasında yer almıştır.

Dolayısıyla ayetin arkasında uzun bir çatışma ve antlaşma ihlali tarihi vardır.

8️⃣ Ayet Savaşta “İlk Saldıran Taraf” Olmayı Neden Önemsiyor ❓​

Çünkü saldırganlıkla savunma arasında ahlaki fark vardır.

Bir insan veya toplum sırf güç kazanmak için saldırıyorsa başka bir durum vardır.

Kendisine saldırılmış ve güvenliği tehdit edilmiş bir toplum kendisini savunuyorsa başka bir durum vardır.

Kur’an burada Müslümanlara yaşadıklarını hatırlatmaktadır:

“Bu çatışmayı siz sebepsiz yere başlatmadınız.”

Bu, savaşın meşruiyetini açıklayan önemli unsurlardan biridir.

9️⃣ Bu Ayet Müslümanlara Her Zaman İlk Saldıranı Öldürme Hakkı mı Verir ❓​

Hayır.

Modern bireysel ilişkiler veya devletler arası çatışmalar tek bir ayetin tarihsel ifadesiyle otomatik biçimde çözülemez.

Üstelik savaşta bile:

orantılılık,

sivillerin korunması,

antlaşmalar,

barış imkânları

ve hukuki otorite

gibi birçok mesele vardır.

Tevbe 13 bireylere kişisel intikam yetkisi veren bir ayet değildir.

🔟 “Onlardan Korkuyor musunuz?” Sorusu Ne Anlama Gelir ❓​

Müslümanların karşılarındaki güçten çekinmiş olabilecekleri anlaşılmaktadır.

İnsan savaşın sonuçlarından doğal olarak korkabilir.

Ölüm vardır.

Yaralanma vardır.

Aile kaybı vardır.

Ekonomik zarar vardır.

Kur’an bu insani korkuyu tamamen yok saymaz.

Fakat korkunun insanı adalet ve sorumluluktan uzaklaştırmasına izin verilmemesini ister.

1️⃣1️⃣ Korkmak İmansızlık mıdır ❓​

Hayır.

Korku insani bir duygudur.

Cesaret:

hiç korkmamak

değil,

korkuya rağmen doğru olduğuna inanılan şeyi yapabilmektir.

Peygamberler ve müminler de tehlikeli durumlarda tedbir almışlardır.

Dolayısıyla ayetin mesajı:

“Korku hissetmeyin.”

değil,

“Korkunuz sizi görevinizden vazgeçiren en yüksek otorite olmasın.”

şeklinde anlaşılmalıdır.

1️⃣2️⃣ “Allah Kendisinden Korkulmaya Daha Layık Olandır” Ne Demektir ❓​

Buradaki korku yalnızca dehşet duygusu değildir.

Allah’a karşı:

saygı,

sorumluluk,

hesap bilinci

ve O’nun sınırlarını çiğnemekten sakınma

anlamı taşır.

İnsan bazen güçlü kişilerden korktuğu için doğru bildiği şeyi yapamaz.

Kur’an ise:

İnsanların gücü seni Allah’ın adaletinden uzaklaştırmasın.

mesajını verir.

1️⃣3️⃣ Allah’tan Korkmak İnsanlardan Hiç Tedbir Almamak mı Demektir ❓​

Hayır.

Tevekkül ve takva tedbirsizlik değildir.

İnsan:

savunma hazırlığı yapabilir,

güvenlik önlemleri alabilir,

diplomasi kullanabilir,

istihbarat toplayabilir,

barış seçeneklerini araştırabilir.

Allah’a güvenmek:

“Hiçbir şey yapmayacağım.”

demek değildir.

Korkunun insanı felç etmemesi ile tehlikeyi ciddiye almamak birbirinden farklıdır.

1️⃣4️⃣ Ayet Müslümanları Cesarete mi Çağırıyor ❓​

Evet.

Fakat bu kör bir cesaret değildir.

Ayetin anlattığı cesaret:

haklı bir sebebin bulunduğu,

antlaşmanın ihlal edildiği,

saldırganlığın başladığı

ve savunmanın gerekli hâle geldiği

bir ortamda geri çekilmemektir.

Cesaret öfke değildir.

Cesaret, korkunun kararları tek başına yönetmemesidir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Neden Önceki Ayetlerdeki Barış İlkeleriyle Çelişmez ❓​

Çünkü Kur’an farklı durumlara farklı hükümler vermektedir.

Antlaşmasına sadık kalan için:

“Antlaşmanızı tamamlayın.”

Güvenlik isteyen için:

“Ona güvenlik verin.”

Tövbe edip yeni bir hayata başlayan için:

“Dinde kardeşlerinizdir.”

Antlaşmasını bozup saldırganlığı sürdüren için ise:

“Mücadele edin.”

denilmektedir.

Bunlar çelişki değil, farklı durumların farklı değerlendirilmesidir.

1️⃣6️⃣ Tevbe 12 ile Tevbe 13 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Tevbe 12’de:

Antlaşmalarını bozar ve dininize saldırırlarsa küfrün önderleriyle savaşın.

denilmişti.

Tevbe 13 ise bu savaşın nedenlerini yeniden hatırlatır:

Yeminlerini bozdular.

Peygamberi çıkarmaya çalıştılar.

Düşmanlığı ilk onlar başlattılar.

Yani Tevbe 13, bir önceki ayetin gerekçesini ayrıntılandırmaktadır.

1️⃣7️⃣ Ayet Haksızlığa Karşı Sessiz Kalmamayı mı Öğretiyor ❓​

Evet, genel ahlaki açıdan böyle bir ders çıkarılabilir.

Barış değerli bir şeydir.

Fakat barış:

haksızlığın hiç karşılık görmemesi,

saldırganın istediğini yapması

ve mağdurun sürekli susması

anlamına gelmez.

Gerçek barış adaletle birlikte sürdürülebilir.

Bazen sınır koymak da barışı korumanın bir parçasıdır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

İnsan bazen haksızlığı gördüğü hâlde korkudan susabilir.

İşini kaybetmekten korkabilir.

Çevresini kaybetmekten korkabilir.

Güçlü bir kişinin karşısına çıkmaktan çekinebilir.

Bu ayetin doğrudan bağlamı savaştır.

Ama ahlaki düzeyde şu soruyu düşündürür:

Korku doğru bildiğimiz şeyi tamamen terk etmemize sebep oluyor mu?

Elbette her durumda kavga etmek gerekmez.

Bazen sabır,

bazen hukuk,

bazen konuşmak,

bazen uzaklaşmak,

bazen de kararlı biçimde karşı durmak

gerekebilir.

Önemli olan korkunun tek ölçü hâline gelmemesidir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 13. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 13. ayet, Müslümanlarla savaş hâline gelen belirli gruplara karşı mücadelenin gerekçelerini son derece açık biçimde sıralamaktadır.

Onlar:

yeminlerini ve antlaşmalarını bozmuşlardır.

Hz. Muhammed’i yurdundan çıkarmaya girişmişlerdir.

Müslümanlara yönelik düşmanlığı ilk başlatan taraf olmuşlardır.

Bu nedenle ayeti:

“Farklı inançta oldukları için onlarla savaşın.”

şeklinde okumak doğru değildir.

Ayetin kendi cümleleri bile savaşın arkasındaki somut eylemleri tek tek saymaktadır.

Bu, Tevbe Suresi boyunca gördüğümüz temel ayrımla uyumludur:

Antlaşmasına sadık kalana sadakat göster.

Güvenlik isteyene güvenlik ver.

Dönüş yapana yeni bir başlangıç tanı.

Fakat antlaşmayı bozup saldırganlığı sürdüren tarafın da haksızlığını görmezden gelme.

Ayetin ikinci büyük mesajı korkuyla ilgilidir.

İnsan karşısındaki gücü büyüterek:

“Ben hiçbir şey yapamam.”

diyebilir.

Kur’an mümine:

İnsan korkusu Allah’a karşı sorumluluğunun önüne geçmesin.

demektedir.

Bu, düşüncesizce tehlikeye atılmak anlamına gelmez.

Tedbir yine vardır.

Akıl yine vardır.

Barış imkânı yine değerlendirilir.

Fakat korku, adaletsizliği kabullenmenin bahanesine dönüşmemelidir.

Tevbe 13 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bir haksızlıkla karşılaştığımızda gerçekten barışı mı koruyoruz, yoksa bazen “barış” dediğimiz şey yalnızca güçlü olandan korktuğumuz için sessiz kalmamızın daha güzel söylenmiş hâli mi oluyor?

“Barış, her haksızlığa sessiz kalmak değildir; bazen barışı korumanın yolu haksızlığın önüne adaletle sınır koymaktır. Cesaret ise korkunun yokluğu değil, korkunun vicdanından daha güçlü olmasına izin vermemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt