📖 Tevbe Suresi 109. Ayette “Binasını Allah’a Karşı Takvâ ve O’nun Rızası Üzerine Kuran mı Daha Hayırlıdır, Yoksa Binasını Çökmek Üzere Olan Bir | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Tevbe Suresi 109. Ayette “Binasını Allah’a Karşı Takvâ ve O’nun Rızası Üzerine Kuran mı Daha Hayırlıdır, Yoksa Binasını Çökmek Üzere Olan Bir

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,024
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 109. Ayette “Binasını Allah’a Karşı Takvâ ve O’nun Rızası Üzerine Kuran mı Daha Hayırlıdır, Yoksa Binasını Çökmek Üzere Olan Bir Uçurumun Kenarına Kurup Onunla Birlikte Cehennem Ateşine Yuvarlanan mı?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Bir yapının ne kadar yükseldiğinden önce hangi temel üzerine yükseldiğine bakmak gerekir. Temelinde takvâ ve Allah’ın rızası varsa küçücük bir başlangıç bile sağlamlaşabilir; temelinde yalan, zarar ve çıkar varsa en görkemli yapı bile kendi ağırlığını taşıyamayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 109. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Binasını Allah’a karşı takvâ ve O’nun rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmek üzere olan bir yarın kenarına kurup onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”

Bu ayet, Tevbe 107 ve 108’de anlatılan iki farklı mescid anlayışını çok güçlü bir mimari benzetmeyle karşılaştırmaktadır.

Bir tarafta:

takvâ ve Allah’ın rızası üzerine kurulmuş yapı.

Diğer tarafta:

içi oyulmuş, çökmeye hazır bir uçurum kenarına kurulmuş yapı.

Kur’an artık sadece mescidleri değil, insanın bütün hayatını taşıyabilecek iki farklı temel anlayışını önümüze koymaktadır.

2️⃣ Tevbe 107, 108 ve 109 Nasıl Bir Bütün Oluşturuyor ❓​

Tevbe 107’de:

Mescid-i Dırâr’ın arkasındaki amaçlar açıklanmıştı:

zarar,

inkârı güçlendirme,

müminleri bölme


ve:

gizli düşmanca hazırlık.

Tevbe 108’de buna karşı:

ilk günden takvâ üzerine kurulmuş mescid

gösterildi.

Tevbe 109 ise iki yapının arasındaki farkı bir temel metaforuyla açıklar:

Biri sağlam zemindedir.

Diğeri ise dışarıdan bina olsa bile altındaki zemin çökmektedir.

Bu nedenle ayetin temel sorusu şudur:

Bir şeyi ne kadar güzel yaptın değil, neyin üzerine yaptın?

3️⃣ “Binasını Takvâ Üzerine Kurmak” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“esses bünyânehu alâ takvâ minallâh...”

ifadesi bulunur.

Yani:

“Yapısını Allah’a karşı takvâ üzerine kurmak.”

Takvâ burada:

Allah’ın farkında olmak,

O’na karşı sorumluluk taşımak,

yanlıştan sakınmak,

dürüst olmak,

adaleti gözetmek

ve insanın davranışlarında Allah’ın hesabını hesaba katmasıdır.

Dolayısıyla bir yapının takvâ üzerine kurulması:

yalnızca içine dinî semboller koymak değildir.

Temelde dürüstlük bulunmalıdır.

4️⃣ “Allah’ın Rızası Üzerine Kurmak” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette takvânın yanında:

“rıdvân”

yani:

Allah’ın rızası

zikredilir.

Bu çok önemlidir.

Çünkü insan bir iş yaparken kendisine şu soruyu sorabilir:

“İnsanlar bunu beğenecek mi?”

“Bana güç kazandıracak mı?”

“Grubumu büyütecek mi?”

“İtibar sağlayacak mı?”

Kur’an daha derin bir ölçü getirir:

“Allah bundan razı olur mu?”

İşte ayetin sağlam temel dediği şeylerden biri budur.

5️⃣ Allah’ın Rızasını Aramak İnsanların Rızasını Hiç Önemsememek midir ❓​

Hayır.

İnsan:

ailesinin güvenini,

toplumdaki itibarını,

arkadaşlarının sevgisini

elbette önemseyebilir.

Problem, insanların rızasının Allah’ın rızasının önüne geçmesidir.

Tevbe 96’da bazı kişiler insanların kendilerinden razı olması için yemin ediyordu.

Tevbe 109’da ise sağlam yapının temelinde:

Allah’ın rızası

vardır.

Bu çok büyük bir karşılaştırmadır:

İmaj için yaşamak başka, Allah’ın rızasını ölçü almak başka şeydir.

6️⃣ “Çökmek Üzere Olan Bir Uçurumun Kenarı” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“alâ şefâ curufin hârin”

ifadesi bulunur.

Bu ifade:

altı oyulmuş,

kenarı çökmek üzere olan,

tutunacak sağlam zemini kalmamış

bir yarın veya uçurum kenarını anlatır.

Dışarıdan bakıldığında üzerinde bir bina olabilir.

Ama binanın altındaki temel dayanıksızdır.

Kur’an bu görüntüyü çok güçlü bir ahlaki metafora dönüştürür:

Yanlış temel üzerinde yükselen şey, bir süre ayakta görünse bile güvenli değildir.

7️⃣ Bir Yapı Dışarıdan Sağlam Görünürken Temeli Çürük Olabilir mi ❓​

Evet.

Hem fiziksel hem ahlaki anlamda.

Bir kurum:

çok büyük olabilir.

Çok parası olabilir.

Çok takipçisi olabilir.

Çok güzel binaları olabilir.

Ama içinde:

yalan,

yolsuzluk,

zulüm,

manipülasyon

ve çıkar ilişkileri

varsa temel ahlaken çürük olabilir.

Kur’an'ın ölçüsü:

“Ne kadar büyüdü?”

değil,

aynı zamanda:

“Nasıl büyüdü?”

sorusudur.

8️⃣ Bu Ayet Yalnızca Mescidlerden mi Söz Ediyor ❓​

Doğrudan bağlam Mescid-i Dırâr ve takvâ üzerine kurulmuş mescid karşılaştırmasıdır.

Fakat kullanılan benzetmenin ahlaki ilkesi daha geniş düşünülebilir.

İnsan:

evlilik,

dostluk,

iş,

şirket,

vakıf,

dernek,

toplumsal hareket

ve hatta kendi hayatını

bir temel üzerine kurar.

Eğer temel:

dürüstlük,

adalet,

güven

ve sorumluluksa,

yapı daha sağlam olabilir.

Eğer temel:

aldatma,

çıkar,

korku,

sömürü

ve yalan ise,

yapının büyüklüğü onun sağlamlığını garanti etmez.

9️⃣ Bir Evlilik veya Dostluk da “Temel” Üzerine mi Kurulur ❓​

Elbette bunu ayetin doğrudan hukukî hükmü değil, ahlaki benzetmesinin bugünkü uygulaması olarak düşünebiliriz.

Bir evlilik:

sadece görüntü,

para,

çıkar

veya baskı

üzerine kurulursa kırılgan olabilir.

Bir dostluk:

yalnızca karşılıklı menfaat üzerine kurulursa menfaat bitince ilişki de bitebilir.

Ama temelinde:

dürüstlük,

sadakat,

saygı,

merhamet

ve güven

varsa yapı daha sağlıklı olur.

Temel görünmez ama bütün binayı taşır.

🔟 Kur’an Neden İnancı ve Ahlakı Mimari Bir Benzetmeyle Anlatıyor ❓​

Çünkü herkes şunu anlayabilir:

Bir binanın üst kısmı ne kadar güzel olursa olsun, temeli taşıyamıyorsa bina tehlikededir.

İnsan hayatında da görünmeyen bazı şeyler vardır:

niyet,

iman,

ahlak,

vicdan,

değerler.

Bunlar dışarıdan kolayca görünmeyebilir.

Ama insanın davranışlarını onlar taşır.

Bu nedenle Kur’an:

görünmeyen temelin görünen sonuçtan daha önemli olabileceğini

son derece anlaşılır bir görüntüyle anlatmaktadır.

1️⃣1️⃣ “Onunla Birlikte Cehennem Ateşine Yuvarlandı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“fenhâra bihî fî nâri cehennem”

der.

Yani genel anlamıyla:

“O yapı onunla birlikte çöktü ve cehennem ateşine yuvarlandı.”

Bu son derece güçlü bir ahiret görüntüsüdür.

Kur’an, yanlış temel üzerine kurulan dinî görüntünün nihai sonucunu anlatmaktadır.

Burada sadece:

“Binası çöker.”

denmiyor.

Daha büyük bir manevi çöküş gösteriliyor:

İnsan kendi kurduğu yanlış yapıyla birlikte felakete sürükleniyor.

1️⃣2️⃣ Mescid-i Dırâr’ın Gerçekten Fiziksel Olarak Bir Uçurumdan Cehenneme Düştüğü mü Anlatılıyor ❓​

Hayır.

Ayetin dili güçlü bir temsildir ve karşılaştırmadır.

Mescid-i Dırâr’ın fiziksel binasının dünya üzerinde açılan bir yarıktan cehenneme düştüğü söylenmemektedir.

Görüntü şudur:

Çürük kenara bina kuran bir insan düşünün.

Zemin çöker.

Bina da onunla birlikte gider.

Kur’an bunu manevi ve ahiret sonucunu anlatmak için kullanır.

Dolayısıyla benzetmeyi kaba biçimde fiziksel bir olay gibi okumamak gerekir.

1️⃣3️⃣ Dünyada Bir Binanın Çökmesi Allah’ın Cezası Olduğunu mu Gösterir ❓​

Hayır.

Bu ayetten böyle bir sonuç çıkarılamaz.

Bir bina:

mühendislik hatası,

deprem,

zemin problemi,

malzeme kusuru,

ihmal

veya başka fiziksel sebeplerle

çökebilir.

Böyle bir olay yaşandığında:

“Demek ki burası kötü niyetle yapılmıştı, Allah cezalandırdı.”

demek doğru değildir.

Tevbe 109’daki çöküş ilahî olarak açıklanmış özel bir ahlaki temsildir.

Her fiziksel felakete kendimizce ilahî ceza anlamı yükleyemeyiz.

1️⃣4️⃣ İyi Niyet Tek Başına Sağlam Temel İçin Yeterli midir ❓​

İyi niyet çok önemlidir ama her zaman tek başına yeterli değildir.

İnsan iyi niyetli olabilir fakat:

bilgisizce,

adaletsizce

veya tedbirsizce

davranabilir.

Sağlam temel için:

doğru niyet, doğru bilgi ve doğru yöntem

birlikte önemlidir.

Tevbe 107’de Mescid-i Dırâr sahipleri:

“Biz sadece iyilik istedik.”

diye yemin etmişti.

Allah ise onların yalan söylediklerini bildirmişti.

Demek ki:

“Niyetim iyi.”

sözü de gerektiğinde davranışla doğrulanmalıdır.

1️⃣5️⃣ İyi Bir Amaç Kötü Yöntemi Haklı Çıkarır mı ❓​

Hayır.

İnsan:

“Sonuç iyi olacak.”

diyerek:

yalanı,

zulmü,

haksızlığı,

iftirayı

veya insan haklarını ihlali

meşru hâle getiremez.

Çünkü sağlam bina yalnızca iyi görünen bir hedefe değil, sağlam bir ahlaki temele ihtiyaç duyar.

İyilik için çıkılan yolda sürekli kötülük yöntemleri kullanılıyorsa insan:

“Ben gerçekten neyin üzerine bina kuruyorum?”

diye sormalıdır.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Büyük ve Başarılı Kurumların Mutlaka Doğru Olduğu Düşüncesini Nasıl Sarsıyor ❓​

Çünkü büyüklük ile doğruluk aynı şey değildir.

Bir kurum:

milyonlarca insana ulaşabilir.

Çok zengin olabilir.

Yıllarca ayakta kalabilir.

Bu onun mutlaka Allah’ın rızasına uygun olduğunu kanıtlamaz.

Aynı şekilde küçük bir yapı da değersiz değildir.

Kur’an'ın sorusu:

“Ne kadar büyüksün?”

değil,

önce:

“Temelin nedir?”

sorusudur.

Bazen küçük ama dürüst bir yapı, büyük fakat yozlaşmış bir yapıdan çok daha değerlidir.

1️⃣7️⃣ “Allah Zalimler Topluluğunu Doğru Yola İletmez” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“Vallâhu lâ yehdi’l-kavme’z-zâlimîn.”

diye sona erer.

Yani:

“Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”

Burada zulüm:

hakikati bile bile çarpıtmak,

insanlara zarar vermek,

dini kötü amaç için kullanmak

ve haksızlıkta ısrar etmek

bağlamındadır.

Bu ifade Allah’ın masum bir insanı sebepsiz yere doğru yoldan uzaklaştırması şeklinde anlaşılmamalıdır.

Bağlamdaki insanlar ısrarlı biçimde yanlış bir temel seçmektedir.

İnsanın sürekli zulmü tercih etmesi, zamanla hakikati görme ve kabul etme yeteneğini de zayıflatabilir.

1️⃣8️⃣ Bu İfade Zalim Birinin Artık Hiç Tövbe Edemeyeceği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Kur’an'ın genel öğretisinde insan hayattayken:

yanlışından dönebilir,

zulmü bırakabilir,

tövbe edebilir,

hakkı iade edebilir.

Bu nedenle:

“Bir kere zulmetti, artık Allah onu asla hidayete erdirmez.”

şeklinde mekanik bir hüküm çıkarılamaz.

Tevbe 109’un eleştirdiği durum, zulmü temel hâline getiren ve onda ısrar eden yöneliştir.

Tövbe tam da o temeli değiştirmek anlamına gelebilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 109. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 109. ayet, insan hayatının en temel sorularından birini sorar:

“Neyin üzerine inşa ediyorsun?”

Bir önceki ayetlerde iki mescid anlatıldı.

Dışarıdan ikisinin de adı:

mescid.

Ama birinin temelinde:

zarar,

nifak,

ayrılık,

gizli hesap

vardı.

Diğerinin temelinde:

takvâ

vardı.

Tevbe 109 şimdi bu farkı unutulmaz bir görüntüye dönüştürüyor.

Bir insan düşünün.

Binasını:

Allah’a karşı takvâ ve O’nun rızası

üzerine kuruyor.

Zemin sağlam.

Bir başka insan düşünün.

Binasını dışarıdan güzel yapıyor.

Ama temel:

altı oyulmuş bir uçurum kenarı.

Bir süre bina ayakta durabilir.

Belki dışarıdan çok etkileyici görünür.

Belki insanlar onu sağlam sanır.

Ama zeminde taşıyacak güç yoktur.

Ve sonunda:

temel çöker, bina da onunla birlikte çöker.

Kur’an'ın mesajı açıktır:

Yanlış temel, güzel görüntüyle kurtarılamaz.

Bu yalnızca mescid için geçerli bir ahlaki ders değildir.

İnsan kendi hayatını da inşa eder.

Bir kariyer kurar.

Bir aile kurar.

Bir şirket kurar.

Bir dostluk kurar.

Bir proje kurar.

Bir topluluk oluşturur.

Ve bütün bu yapılarda görünmeyen bir temel vardır.

Eğer temel:

dürüstlük,

adalet,

güven,

merhamet,

takvâ

ve Allah’ın rızasıysa,

üzerindeki yapı zorluklara rağmen ahlaken ayakta kalabilecek bir güç kazanır.

Ama temel:

yalan,

sömürü,

haksızlık,

korku,

ego,

gizli çıkar

ve insanların birbirine düşürülmesi

ise dışarıdaki başarı bizi yanıltabilir.

Çünkü başarı ile sağlamlık aynı şey değildir.

Bazı yanlış yapılar uzun süre ayakta kalabilir.

Bu onların doğru olduğunu göstermez.

Bazı doğru işler ise başlangıçta küçük olabilir.

Bu da onların değersiz olduğu anlamına gelmez.

Kur’an bize sonuçtan önce temele bakmayı öğretir.

Ayetin en önemli kelimelerinden biri de:

“rıdvân”

yani:

Allah’ın rızasıdır.

İnsan hayatında çok farklı rızaların peşinde koşabilir:

ailenin rızası,

toplumun rızası,

müşterinin rızası,

arkadaşların rızası,

takipçilerin rızası.

Bunların bir kısmı önemlidir.

Ama insan Allah’ın rızasını kaybederek herkesin alkışını kazansa, Kur’an'ın ölçüsünde gerçekten sağlam bir temel kurmuş olmaz.

Sonunda ayet:

“Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”

der.

Çünkü zulüm yalnızca başkasına verilen zarar değildir.

İnsan kendi hayatının temelini yanlış şeyler üzerine kurarak kendisine de zulmedebilir.

Yanlışı savundukça,

çıkarı hakikatin önüne koydukça,

dinî görüntüyü haksızlık için kullandıkça

temeli kendi elleriyle aşındırabilir.

Bu nedenle Tevbe 109 bize başkalarının binalarını incelemekten önce kendi temelimizi kontrol etmeyi öğretmelidir.

Hayatımızda çok güzel görünen bir şey varsa şunu sorabiliriz:

Bunun altında dürüstlük var mı?

Bir işimiz büyüyorsa:

adalet büyüyor mu?

Bir çevremiz genişliyorsa:

samimiyet de genişliyor mu?

Bir kurumumuz güçleniyorsa:

Allah’ın rızasına yaklaş mı yor, yoksa sadece bizim gücümüzü mü artırıyor?

Ve belki Tevbe 109’un bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızın görünen katlarını yükseltmekle o kadar meşgulüz ki, bütün bunları taşıyan temelin takvâ, dürüstlük ve Allah’ın rızası olup olmadığını kontrol etmeyi unutuyor muyuz; yoksa bina yükseldikçe temelimizi de daha sağlam hâle getirebiliyor muyuz?

“Hayatını yükseltmeden önce temelini sağlamlaştır. Takvâ üzerine kurulan bir yapı yavaş büyüse de sağlamdır; yalan ve zulüm üzerine kurulan bir yapı ise ne kadar yükselirse düşüşü o kadar ağır olabilir. Allah’tan istediğin şey sadece büyümek değil, doğru temel üzerinde büyümek olsun.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt