📖 Nahl Suresi 112. Ayette “Allah Güven ve Huzur İçindeki Bir Şehri Örnek Verir; Nankörlük Edince Açlık ve Korku Elbisesini Tattırır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,702
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 112. Ayette “Allah Güven ve Huzur İçindeki Bir Şehri Örnek Verir; Nankörlük Edince Açlık ve Korku Elbisesini Tattırır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan çoğu zaman nimetin değerini ona sahipken değil, kaybetme ihtimali ortaya çıktığında fark eder. Güven içinde uyuyabilmek, sofraya oturabilmek, huzurla çalışabilmek ve yarından sürekli korkmadan yaşayabilmek büyük nimetlerdir. Şükür yalnızca ‘Elhamdülillah’ demek değil, verilen nimeti adaletle, merhametle ve doğru yerde kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 112. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 112. ayeti, güvenlik, huzur ve bol rızık gibi büyük nimetlere sahip olduğu hâlde Allah'ın nimetlerine nankörlük eden bir toplumun nasıl ağır sonuçlarla karşılaşabileceğini çarpıcı bir örnek üzerinden anlatmaktadır.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Allah, güven ve huzur içinde olan bir şehri örnek verir. Rızkı ona her yerden bol bol geliyordu. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da yaptıkları sebebiyle onlara açlık ve korku elbisesini tattırdı.”
Nahl Suresi, 16:112
Ayet yalnızca geçmişte yaşamış bir toplumu anlatmakla kalmaz; nimetin sorumluluğunu, şükrün gerçek anlamını ve toplumların ahlaki tercihlerinin sonuçlarını düşündürür.

İnsan bazen büyük nimetlerin içinde yaşadığı için onları sıradan zanneder. Oysa güvenlik, geçim imkânı ve toplumsal huzur kaybedildiğinde bunların ne kadar büyük nimetler olduğu anlaşılır.

Nimetin varlığı kadar, nimetin kıymetini bilmek de önemlidir.

2️⃣ Ayette Sözü Edilen Güvenli Şehir Hangisidir ❓​

Bu ayette anlatılan şehir, yorumlarda çoğunlukla Mekke ile ilişkilendirilmiştir. Çünkü Mekke'nin güvenli bir merkez oluşu, farklı bölgelerden ticaret ve rızık imkânlarının oraya ulaşması ve ardından vahye karşı gösterilen direnç, ayetin anlatımıyla güçlü bir paralellik taşımaktadır.

Bununla birlikte ayetin verdiği mesaj yalnızca belirli bir şehir ve dönemle sınırlı değildir.

Kur’an burada bir toplum modelini gözler önüne sermektedir: Güvenlik var, ekonomik imkân var, huzur var; fakat nimetin sahibine karşı nankörlük ortaya çıkıyor.

Bu nedenle ayet tarihî bir olayı anlatırken aynı zamanda bütün toplumlara yönelik evrensel bir ders verir.

Bir toplum nimet içerisinde bulunabilir fakat nimetlerin sürekli kalacağını garanti edemez.

3️⃣ “Güven ve Huzur İçinde Olmak” Neden Büyük Bir Nimettir ❓​

İnsan çoğu zaman güvenliği fark etmez çünkü güvenli bir ortamda günlük hayat normal görünür. Sabah evinden çıkar, işine gider, çocuğunu okula gönderir ve gece tekrar evine döner.

Fakat savaş, şiddet veya ciddi toplumsal kargaşa ortaya çıktığında en sıradan görünen davranışlar bile büyük bir ayrıcalık hâline gelir.

Bu nedenle güvenlik yalnızca askerî bir mesele değildir. İnsanın canından, malından, ailesinden ve geleceğinden sürekli korkmadan yaşayabilmesi büyük bir nimettir.

Aynı şekilde huzur da yalnızca sessizlik değildir. İnsanların birbirine güvenebilmesi, hukukun işlemesi, ticaretin yapılabilmesi ve insanların yarın için plan kurabilmesi de toplumsal huzurun parçalarıdır.

Güven kaybolduğunda para bile insanı tam anlamıyla rahatlatamaz.

4️⃣ “Rızkı Her Yerden Bol Bol Geliyordu” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade söz konusu toplumun ekonomik bakımdan önemli imkânlara sahip olduğunu göstermektedir. Şehir yalnızca güvenli değildi; geçim kaynakları ve ticari imkânları da genişti.

Burada rızık yalnızca yiyecek olarak düşünülmemelidir. İnsanların geçimini sağlayan bütün meşru imkânlar daha geniş anlamda rızık kavramıyla ilişkilendirilebilir.

Ticaret, üretim, iş imkânları, tarım, su, ulaşım ve insanların hayatını sürdürebileceği diğer kaynaklar toplum için nimettir.

Ayet insanlara şunu hatırlatır:

Ekonomik bolluk yalnızca insan zekâsının veya ticari başarının sonucu olarak görülmemeli; aynı zamanda şükredilmesi gereken bir nimet olarak bilinmelidir.

Bu, çalışmayı küçümsemek değildir. İnsan çalışır ve üretir; fakat sahip olduğu imkânların mutlak sahibi olduğunu düşünmemelidir.

5️⃣ Allah’ın Nimetlerine Nankörlük Etmek Ne Demektir ❓​

Nankörlük yalnızca ağızdan:

“Ben Allah'a şükretmiyorum.”

demek değildir.

İnsan nimeti yanlış kullanarak da nankörlük edebilir.

Allah insana mal verir, o bunu zulüm için kullanabilir. Güç verir, insan zayıfları ezebilir. Bilgi verir, onu insanları kandırmak için kullanabilir. Toplum güven içerisinde yaşar, fakat adaleti ve merhameti terk edebilir.

Şükür sözle başlar fakat davranışla tamamlanır.

Bu nedenle nimete şükretmek, verilen şeyi Allah'ın razı olacağı biçimde kullanmaya çalışmaktır.

Paranın şükrü yalnızca “Elhamdülillah” demek değil, helal kazanmak ve hakkı gözetmektir. Gücün şükrü adalettir. Bilginin şükrü fayda üretmektir.

Nimeti amacı dışında kullanmak, nimetin değerini unutmaktır.

6️⃣ Şükür Sadece “Elhamdülillah” Demek Midir ❓​

“Elhamdülillah” demek çok değerli bir şükür ifadesidir; fakat şükür yalnızca dilde kalmamalıdır.

Gerçek şükür üç boyutlu düşünülebilir: Kalple nimetin Allah'tan olduğunu bilmek, dille hamdetmek ve davranışla nimeti doğru kullanmak.

Bir insan sağlık nimeti için şükrediyorsa sağlığına zarar verecek davranışlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışmalıdır. Mal nimeti için şükrediyorsa haksız kazançtan kaçınmalıdır. Güç sahibi ise gücünü zulüm için kullanmamalıdır.

Bu nedenle şükür pasif bir duygu değildir.

Şükür, nimete karşı ahlaki sorumluluk geliştirmektir.

İnsan sahip olduğu şeylerin kıymetini ne kadar fark ederse onları kötüye kullanmaktan da o kadar sakınabilir.

7️⃣ “Açlık Elbisesini Tattırmak” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin en güçlü anlatımlarından biri budur.

Açlığın “elbise” ile ifade edilmesi, sıkıntının insanı her taraftan kuşatmasını düşündüren güçlü bir benzetmedir.

Elbise insanın bedenini nasıl çevreliyorsa açlık da toplumun bütün hayatını kuşatabilir.

İnsan yalnızca sofrada daha az yiyecek görmekle kalmaz; ekonomi bozulur, üretim azalır, toplumsal ilişkiler gerilir ve geleceğe dair endişeler büyüyebilir.

Ayet bolluktan açlığa geçişi özellikle dikkat çekici biçimde anlatır.

Bir zamanlar rızkı her yerden gelen toplum, daha sonra temel ihtiyaç konusunda sıkıntı yaşamaktadır.

Nimet kaybedildiğinde insan, daha önce sıradan gördüğü şeyin gerçek değerini anlayabilir.

8️⃣ “Korku Elbisesi” Ne Demektir ❓​

Korku da ayette insanı kuşatan bir elbise gibi anlatılmaktadır.

Sürekli korku içerisinde yaşamak son derece ağırdır. İnsan evinde huzur bulamaz, geleceğini planlayamaz ve çocukları için sürekli endişe taşır.

Toplumda güven azaldığında ticaret de zarar görür. İnsanların birbirlerine karşı şüpheleri artar. Normal hayat bozulur.

Bu nedenle ayette açlık ve korku birlikte zikredilmiştir.

Ekonomik güvenlik ile fiziksel ve toplumsal güvenlik birbirini etkileyebilir.

Bir toplum çok zengin olsa bile sürekli korku içerisinde yaşıyorsa gerçek anlamda huzurlu değildir.

Bolluk ve güven birlikte olduğunda nimetin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

9️⃣ Nimetlerin Kaybolması Her Zaman İlahi Ceza Mıdır ❓​

Hayır. Bu konuda son derece dikkatli olmak gerekir.

Kur’an belirli toplumlar hakkında belirli olayların ilahi ceza olduğunu açıkça bildirebilir. Ancak bundan hareketle günümüzde yaşanan her depremi, savaşı, kıtlığı, hastalığı veya ekonomik krizi belirli insanların günahlarına verilmiş kesin bir ilahi ceza olarak ilan etmek doğru değildir.

Biz vahiy almıyoruz ve Allah'ın belirli bir olay hakkındaki özel hükmünü bilmiyoruz.

Bir felaket imtihan olabilir, doğal sebepleri bulunabilir, insanların yanlış politikalarının sonucu olabilir veya bizim bilemediğimiz birçok hikmet taşıyabilir.

Bir musibeti yaşayan insanlara “Allah sizi cezalandırıyor” diye hüküm vermek, insanın sahip olmadığı bir bilgiyi kendisine mal etmesi olabilir.

Ayetin bize düşen tarafı başkalarını yargılamak değil, kendi nimetlerimiz karşısında nasıl davrandığımızı sorgulamaktır.

🔟 Toplumların Ahlakı ile Refahı Arasında Nasıl Bir İlişki Kurulabilir ❓​

Bir toplumun ahlaki yapısı, uzun vadede toplumsal güven ve refah üzerinde güçlü etkiler oluşturabilir.

Eğer yolsuzluk yaygınlaşırsa kaynaklar yanlış kullanılabilir. İnsanlar birbirine güvenmezse ticaretin maliyeti artabilir. Adalet zayıflarsa güçlü olanın haksızlığı çoğalabilir. Liyakat kaybolursa kurumlar verimsizleşebilir.

Bunların tamamı toplumsal hayatı etkiler.

Bu nedenle ahlak yalnızca bireyin özel hayatındaki bir mesele değildir.

Toplumların ekonomik ve sosyal sağlığında güven, adalet ve dürüstlük büyük rol oynar.

Ayetin mesajı bu açıdan da düşündürücüdür: Sahip olunan bolluk, yanlış tercihler nedeniyle sürdürülemez hâle gelebilir.

1️⃣1️⃣ Bir Toplum Nimete Nasıl Şükredebilir ❓​

Toplumsal şükür yalnızca topluca dua etmek değildir.

Elbette dua önemlidir. Fakat toplumun nimetlere şükrü aynı zamanda adaletli kurumlar kurması, zayıfların hakkını koruması, kaynakları israf etmemesi ve insanlara fırsat sunmasıyla da ilişkilidir.

Güvenlik nimeti varsa bu güvenliğin yalnızca güçlüler için değil herkes için korunması gerekir.

Ekonomik bolluk varsa toplumun en zayıf kesimlerinin tamamen unutulmaması gerekir.

Bilgi varsa eğitim yaygınlaştırılmalıdır.

Bir nimetin şükrü, o nimetin iyilik üretmesini sağlamaktır.

Toplum kendi imkânlarını yalnızca küçük bir grubun çıkarı için kullanırsa büyük sosyal sorunlara zemin hazırlayabilir.

1️⃣2️⃣ İsraf Nimete Nankörlüğün Bir Biçimi Olabilir Mi ❓​

Evet.

İsraf, insanın elindeki nimetin değerini yeterince kavramamasının işaretlerinden biri olabilir.

Yiyecek çöpe atılır.

Su gereksiz yere harcanır.

Enerji boşa tüketilir.

İhtiyaç olmadığı hâlde sırf gösteriş için aşırı tüketim yapılır.

Bütün bunlar insanın nimete bakışını sorgulatır.

Şükreden insan yalnızca sahip olduğu için sevinmez; sahip olduğunu sorumlu kullanmaya da çalışır.

İsrafın toplumsal boyutu daha da önemlidir.

Bir tarafta büyük kaynaklar çöpe giderken başka insanların temel ihtiyaçlara ulaşamaması ahlaki bir sorundur.

Bu nedenle şükür ile ölçülü tüketim arasında güçlü bir bağ vardır.

1️⃣3️⃣ Ekonomik Bolluk İnsanları Allah’tan Uzaklaştırabilir Mi ❓​

Bolluk tek başına insanı Allah'tan uzaklaştırmaz.

Bir insan zengin olup çok şükreden biri olabilir.

Kazancıyla iyilik yapabilir.

İnsanlara iş verebilir.

Ailesine helal rızık sağlayabilir.

Fakat bolluğun bir tehlikesi vardır: İnsan zamanla nimeti veren Allah'ı unutup nimeti tamamen kendi gücünün sonucu sanabilir.

“Bütün bunları yalnızca ben yaptım.”

düşüncesi kibri büyütebilir.

İnsan ihtiyaç duyduğu zaman dua edip bolluk zamanında Allah'ı unutabilir.

Nimetin imtihanı bazen sıkıntının imtihanından daha zor olabilir.

Çünkü sıkıntı insanı Allah'a yöneltebilir; bolluk ise insana kendisini yeterli zannettirebilir.

1️⃣4️⃣ Güvenlik Nimeti Neden Şükredilmesi Gereken En Büyük Nimetlerden Biridir ❓​

Güvenlik olmadan diğer birçok nimet anlamını kaybedebilir.

Çok paranız olabilir fakat evinizden çıkmaya korkuyorsanız hayatınız huzurlu değildir.

Büyük bir eviniz olabilir fakat çocuklarınızın güvenliğinden sürekli endişe duyuyorsanız nimetiniz eksik hissedilir.

Bu nedenle güvenlik görünmeyen fakat hayatın tamamını taşıyan nimetlerden biridir.

İnsan huzurlu bir sabaha uyandığında bunun sıradan olduğunu düşünebilir.

Oysa dünyanın birçok döneminde ve bölgesinde insanlar en temel güvenliği bile bulamamıştır.

Ayet insana sahip olduğu normal hayatın bile şükür sebebi olduğunu öğretmektedir.

1️⃣5️⃣ İnsan Nimetin Değerini Kaybetmeden Nasıl Anlayabilir ❓​

En önemli yollardan biri farkındalıktır.

İnsan zaman zaman sahip olduğu şeylere bakmalıdır.

Sağlığına.

Ailesine.

Sofrasındaki yemeğe.

Güvenle uyuduğu eve.

İçtiği suya.

Bunların hiçbiri sonsuza kadar garanti değildir.

Bu düşünce insanı karamsarlığa değil, kıymet bilmeye götürmelidir.

İnsan sevdiği insanlara onlar yanındayken değer vermelidir.

Sağlığını sağlıklıyken korumalıdır.

Paranın kıymetini kaybetmeden bilmeli ve israf etmemelidir.

Nimeti kaybetmeden fark etmek, şükrün en güzel biçimlerinden biridir.

1️⃣6️⃣ Nankörlük Sadece Allah’ı İnkâr Etmek Midir ❓​

Hayır.

Nankörlük kavramının farklı dereceleri ve kullanımları olabilir.

Bir insan Allah'ı inkâr ederek en temel nimetin sahibini reddedebilir. Fakat iman eden bir insan da bazı nimetler karşısında nankörce davranışlar gösterebilir.

Sürekli elinde olmayanı düşünüp elindekini hiç görmemek buna örnek olabilir.

Bir insan kendisine yıllarca iyilik yapan birinin tek hatası nedeniyle bütün iyiliklerini unutabilir.

Bu da insan ilişkilerindeki nankörlük biçimlerinden biridir.

Şükür yalnızca Allah'a karşı değil, insanların yaptığı iyiliğin değerini bilmek açısından da güzel bir ahlaktır.

Allah'a şükreden insan, insanların iyiliğine karşı da vefalı olmaya çalışmalıdır.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 109, 110, 111 ve 112. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu ayetlerde çok güçlü bir anlam geçişi bulunmaktadır.

109. ayette ahirette ziyana uğrayanlardan söz edilir.

110. ayette baskıdan sonra hicret eden, mücadele eden ve sabredenlere Allah'ın bağışlama ve merhameti müjdelenir.

111. ayette her insanın kendi hesabıyla geleceği ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacağı bildirilir.

112. ayette ise dünya hayatından somut bir toplum örneği verilir: Güven, huzur ve bolluk içerisinde bulunan bir şehir, nimetlere nankörlük edince açlık ve korkuyla karşılaşır.

Böylece bireysel sorumluluktan toplumsal sorumluluğa geçilir.

İnsanların tercihleri yalnızca kendilerini değil, içinde yaşadıkları toplumun geleceğini de etkileyebilir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 112. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri, nimetlerin sıradanlaştırılmaması gerektiğidir.

İnsan sahip olduğu şeye çok çabuk alışır.

Bir zamanlar:

“Buna sahip olsam ne kadar mutlu olurum.”

dediği şey birkaç ay sonra normal gelir.

Sonra daha fazlasını ister.

Bu döngü böyle devam edebilir.

Ayet insanı durdurup düşündürür:

Bugün güven içerisinde misin?

Yemeğin var mı?

Suyun var mı?

Sevdiklerin yanında mı?

Çalışabiliyor musun?

Bütün bunlar küçümsenecek şeyler değildir.

Şükür, hayatın eksik taraflarını inkâr etmek değil; eksiklerin arasında var olan nimetleri de görebilmektir.

Bu bakış insanın hayatını daha bilinçli yaşamasına yardımcı olabilir.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 112. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 112. ayeti, güvenlik, huzur ve ekonomik bolluk gibi büyük nimetlere sahip bir toplumun bu nimetlere karşı nankörlük göstermesi sonucunda nasıl ağır bir değişim yaşayabileceğini anlatmaktadır.

Ayetin ilk büyük mesajı, nimetin garanti olmadığıdır.

İnsan bugün sahip olduğu şeylere yarın da mutlaka sahip olacağını düşünebilir.

Fakat dünya böyle değildir.

Ekonomiler değişebilir.

Toplumlar değişebilir.

Güvenlik şartları değişebilir.

Sağlık değişebilir.

Bu nedenle insanın elindeki nimeti sonsuz bir hak gibi görmesi doğru değildir.

Nimet emanet bilinciyle taşınmalıdır.

İkinci büyük mesaj şükürdür.

Şükür yalnızca kelime değildir.

Bir toplum güvenlik nimetine şükrediyorsa adaleti korumalıdır.

Zenginlik nimetine şükrediyorsa yoksulu tamamen unutulmamalıdır.

Bilgi nimetine şükrediyorsa bilgiyi insanlara zarar vermek için kullanmamalıdır.

Şükrün en güçlü biçimlerinden biri, nimeti iyilik üretmek için kullanmaktır.

Üçüncü büyük mesaj ekonomik bolluğun tek başına toplumları koruyamayacağıdır.

Bir toplum çok zengin olabilir.

Fakat adalet çöküyorsa, güven kayboluyorsa ve insanlar birbirlerini sürekli aldatıyorsa servet tek başına huzur üretmeyebilir.

Bu yüzden gerçek refah yalnızca kişi başına düşen gelirle ölçülemez.

Güven, adalet ve toplumsal huzur da refahın parçalarıdır.

Dördüncü büyük mesaj korkunun ne kadar ağır bir imtihan olduğudur.

İnsan yemek bulabilir ama sürekli korku içerisinde yaşayabilir.

Bu durumda nimet eksik kalır.

Ayet açlık ile korkuyu yan yana getirerek insan hayatının iki temel güvenlik alanına dikkat çeker:

Geçim güvenliği ve can güvenliği.

Bu ikisinin bir arada bulunması gerçekten büyük bir nimettir.

Beşinci büyük mesaj nankörlüğün insanın bakışını bozmasıdır.

İnsan elindekini sürekli küçümserse hiçbir zaman doymayabilir.

Bir eve sahip olur, daha büyüğünü ister.

Bir araba alır, daha yenisini ister.

Bir gelir seviyesine ulaşır, daha fazlasını ister.

Hedeflerin olması yanlış değildir.

Fakat insan:

“Şu an sahip olduklarımın hiçbir değeri yok.”

noktasına gelirse şükür duygusu giderek zayıflar.

Şükür, hedeflerin düşmanı değildir; doyumsuzluğun ilacıdır.

Altıncı büyük mesaj toplumsal sorumluluktur.

Bir toplumun geleceği yalnızca yöneticilerin değil, toplumdaki insanların davranışlarıyla da ilişkilidir.

İnsanlar yolsuzluğu normal görürse...

Yalanı ticaret yöntemi hâline getirirse...

Başkasının hakkını önemsemezse...

Kuralları yalnızca yakalanmamak için ihlal ederse...

Toplumsal güven zamanla zayıflayabilir.

Toplumların ahlakı, görünmeyen bir ekonomik ve sosyal sermayedir.

Güven kaybolduğunda herkes daha fazla bedel öder.

Yedinci büyük mesaj, başkalarının yaşadığı felaketleri kolayca ilahi ceza ilan etmemektir.

Bu ayet bize kendi hayatımızı sorgulatmalıdır.

Başka bir ülkede deprem olduğunda:

“Onlar bunu hak etti.”

demek için verilmemiştir.

Bir toplum savaş yaşadığında:

“Allah onları cezalandırıyor.”

diye kesin konuşmak bizim haddimiz değildir.

Vahiy olmadan belirli bir musibetin ilahi hikmetini kesin biçimde bilemeyiz.

Müminin görevi felakete uğrayana hüküm dağıtmak değil, mümkünse yardım etmektir.

Sekizinci büyük mesaj, nimeti kaybetmeden kıymetini bilmektir.

İnsan çoğu zaman sağlık bozulduğunda sağlığın değerini öğrenir.

Savaş başladığında huzurun.

Yoksulluk geldiğinde ekmeğin.

Yalnız kaldığında ailesinin.

Ayet bize bunları kaybetmeden önce fark etmeyi öğretmektedir.

Şükür, nimetin kaybolmasını beklemeden onun değerini görebilmektir.

Nahl Suresi'nin 112. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sormasını sağlar:

Sahip olduğum nimetleri gerçekten görüyor muyum?

Kazandığım parayı doğru yerde kullanıyor muyum?

Güvenli bir hayatın kıymetini biliyor muyum?

Şükür yalnızca dilimde mi, davranışlarımda da var mı?

Bolluk beni daha merhametli mi yapıyor, daha kibirli mi?

Sahip olduğum nimetlerden başkaları da fayda görüyor mu?


Bu sorular ayetin mesajını geçmişten bugüne taşır.

Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 112. ayeti bize şunu öğretmektedir:

Nimeti küçümseme.

Güvenliğin kıymetini bil.

Rızkın için şükret.

Bolluğu zulüm ve israf aracına dönüştürme.

Toplumdaki adaleti ve güveni koru.

Felakete uğrayan insanları yargılamak yerine kendi sorumluluğunu düşün.


Ve en önemlisi:

Sahip olduğun şeylerin değerini onları kaybettikten sonra anlamayı bekleme.

Çünkü bazen insanın en büyük zenginliği, her gün alışkanlıkla yanından geçtiği ve artık nimet olduğunu bile fark etmediği şeylerin içindedir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Bir sofraya her gün oturunca ekmeğin, her gece korkmadan uyuyunca güvenliğin, sevdiklerin hep yanındayken onların varlığının sıradan olduğunu sanabilirsin. Oysa hayatın en büyük nimetleri çoğu zaman sessizdir; değerlerini kaybedilene kadar bağırarak anlatmazlar. Şükretmek, yalnızca nimetin sahibini anmak değil, nimeti doğru kullanmak ve başkalarına da iyilik taşımasını sağlamaktır. Elindekini küçümseme; çünkü bugün sıradan gördüğün bir şey, yarın geri almak için dünyaları vereceğin bir nimet olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt